Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile uçak sohbetine gitmeden önce bazı insanlarla konuşup merak ettikleri soruları aldım.

Hemen belirteyim, konuştuğum insanlar olaya ideolojik gözle bakan kimseler değildi.

Bunu bakana söylediğimde şu cevabı aldım:

“Keşke ideolojik bakanlara da sorsaydın...”

*

Bu sözlerine şaşırmadım.  Çünkü Hürriyet’in Ankara’daki sağlık muhabiri Meltem Özgenç’ten şunu öğrendim.

Sağlık Bakanı, basın toplantılarında akreditasyon uygulamıyormuş.

Yani iktidar yanlısı veya muhalif bir yayın kuruluşu olsun, isteyen her gazeteci katılıp üstelik soru da sorabiliyormuş.

Ben de gitmeden önce konuştuğum insanların en merak ettikleri sorulardan biriyle başladım.

*

- Çok merak edilen, bilgi alınmadığı için de dedikodulara yol açan bir konu var. Ayasofya’nın açılış toplantısından sonra özel bir izleme yaptınız mı? Orasıyla ilgili bir vaka bildirimi oldu mu size?

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı


“Ayasofya’ya özel bir bildirim olmadı. Ayasofya’ya sadece İstanbul’dan değil, birçok bölgeden kişiler geldi. Ama biz esas en büyük sıçramayı bayramda yaşadık. Bayram ve sonrası bütün Türkiye’ye dağıldı.”

BU SÜRE İÇERİSİNDE HİÇ HİPOKRAT YEMİNİNE İHANET ETTİNİZ Mİ

"Topluma
karşı sorumluluğum gereği, verdiğim bütün bilgilerin tamamının doğru olduğuna adım gibi eminim. Verdiğim, ısrarla söylüyorum, tabloda verdiğim bütün bilgiler doğru olan bilgiler.”

Yanlış bilgi vermediğiniz konusunda kimsenin şüphesi yok da doğru olup da vermediğiniz bilgi var mı?

“Toplumun bilmesi gereken bilgiyi verme noktasında bir sorunumuz yok. Toplumun bilmesi gerek. Ama benim elimde birçok bilgi var. Tonlarca bilgi var. Bu bilgilerin bir kısmı yayın haline geliyor olacak.”

Milli menfaatler dolayısıyla sakladığınız, vermediğiniz bilgi var mı?

“Orada yanlış anlaşıldım. Benim milli menfaatten kastım, vatandaşımızın sağlığından öte bir şey değil.”

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı


UÇAKTA YANIMIZA OTURAN, HES’E İŞLENMEMİŞ POZİTİF VAKA VAR MI

- Yani semptomu olmayan COVID pozitif her vaka HES’e geçiyor mu?

Hepsi HES’te. Bütün vakalar. Kısaca söyleyeyim. Pozitif olan, semptomu olan olmayan fark etmiyor.”

Peki kaç kişi var semptomu olmayan COVID pozitif vaka?

“HES’te var. Hepsi HES’te var. Hatta HES’te 3 katı, 4 katı oranında var pozitiflerin dışında.”

Yani başlıktaki sorunun yanıtı kesinlikle hayır.


YAZIN TURİSTLER ARASINDA KAÇ VAKA TESPİT EDİLDİ

- Yaz aylarında turist olarak gelenlerde saptanan kaç vaka oldu? Rakam var mı elinizde?

“Var elbette. Ayrıca şunu bölgeyle ilgili her ülkeye bildiriyoruz. Özellikle 4 ili; Muğla, İzmir, Antalya, Aydın’la ilgili bilgileri her gün Avrupa Birliği’ne bildiriyoruz. Bu rakamlar net belli.” 

BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ BİZİMLE TEST YARIŞINDA MI

- Dikkatimi çeken bir şey var. 9 milyon nüfuslu Birleşik Arap Emirlikleri, test sayısında bizimle baş başa gidiyor. Bir onlar yukarı çıkıyor, bir biz. Bunlar siyasetteki kavga yüzünden bizimle özel bir yarış içinde olabilirler mi?

“Onu bilemiyorum. Biz işimize bakıyoruz.”


SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞINA DAHA ÇOK ZAMAN VAR

- Bir de birçok uzmanın sözünü ettiği şu sürü bağışıklığı denen şey var. Ne zaman olacak bu?

“Bu kolay değil. Çünkü toplumun yüzde 60-65’inin bağışık olması gerekiyor. Bizde ilk çalışmada biliyorsunuz yüzde 0.86’ydı. Şimdi tekrarlıyoruz, biraz önce söyledim, 15’inden sonra onu açıklamış olacağız. Zannediyorum bu daha da arttı ama öyle yüzde 20, yüzde 30’larla ifade edilebilecek bir rakam olduğuna inanmıyorum. 60-65’ten aşağı olduğu müddetçe de sürü bağışıklığı olmaz. Biz koruyucu tedbirlere devam etmeliyiz.”

AŞI YÜZDE 60 KORUYUCU MASKE İSE YÜZDE 90

- Aşı gelince maskeye ihtiyaç kalacak mı?

“Bir kere şunu söyleyeyim: Emin olun, maske aşıdan daha fazla kişiyi koruyan bir önlem.”

Nasıl yani?

“Çok basit. Şunu çok iyi biliyoruz: Maske yüzde 90’ın üzerinde koruma sağlıyor. Aşının ise yüzde 50-60’ları geçmediğini biliyoruz. Dolayısıyla şu dönemde herkesin kişisel aşısı aslında maske. Yani bütün toplumu aşılasak bile, maskenin koruduğu kadar korumayacak. O nedenle maske, sosyal mesafe ve kalabalık ortamlardan kaçınma çok önemli olmaya devam edecek.”

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı


GRİP AŞISI BUGÜN YOK AMA 15’İNDEN SONRA VERECEĞİZ

- Zatürre aşısı ve grip aşısı konusunda ne diyorsunuz?

“Zatürre aşısı ile ilgili sorun yok biliyorsunuz. Yaygın...” 

Aşı var ama 13 no’lusu, yani bir yıl korumalı olanı var. Çoğu insan 5 yıl koruması olan 23 no’lu aşıyı istiyor. Bir de şu günlerin çok konuşulan bir başka konusu da şu: Grip aşısı bulunamıyor.

“Bulunamıyor çünkü grip aşısı daha başlamadı. Muhtemelen gelecek haftadan sonra, yani ayın 15’inden sonra grip aşısı verilmeye başlanacak. Ama vatandaşımız grip aşısı noktasında, herkes grip aşısı olacak gibi yanlış bir algı içinde. Bu doğru bir şey değil.”

PUTİN Mİ DAHA İYİ KORUNDU CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN MI

Geçenlerde ilginç bir haber okudum. Rusya Devlet Başkanı Putin çok iyi korunuyormuş. Kimseyle görüşmüyormuş. Yanına 14 metrelik bir sterilizasyon koridorundan geçerek girilebiliyormuş. Dünyada birçok ülkenin başbakanı, başkanı hasta oldu. Tahtaya vuralım,  Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hiçbir şey olmadı. Nasıl korundu?

“Cumhurbaşkanımız bu noktada gerçekten büyük hassasiyetle ve kurallara uyarak yaşadı. Ama sahadan da geri kalmadı, hiç kopmadı. Geçenlerde Konya’ya şehir hastanesine gittik. Yakında Batman’da bir açılış var, oraya gideceğiz.”

SAĞLIKÇILARLA TEMASTASINIZ, PEKİ SİZ NASIL KORUNDUNUZ

İlginç
bir şey söyleyeyim. Sağlık çalışanları içinde direkt temasla enfekte olan oranı çok düşük. Pozitif olanların çoğu dışarıdan almıştır. Birçok hastanemizi biliyorum, ameliyathane veya yoğun bakımda hastadan virüsü alan olmadığını bildiğim yoğun bakım ve ameliyathaneler var. O kadar yoğun beraber oldukları halde.”

Nasıl oluyor bu?

“Çünkü ekipmanla, koruyucuyla çalışıyorlar. Bu da maskenin ne kadar önemli olduğuna somut bir delildir.” 

Aile üyelerinizden, yakınlarınızdan falan hiç COVID geçiren oldu mu?

“COVID geçiren aile üyelerimizden kimse olmadı. Yani annem-babam, kardeşlerim olmadı.”

EKONOMİ KORKUSU COVID’İN ÖNÜNE GEÇTİ, BU TEHLİKELİ Mİ

- Dünyanın en önemli araştırma kuruluşu İPSOS’un son araştırmasına göre, mart ayından bu yana üçüncü defa ekonomi korkusu pandemi korkusunun üzerine çıkmış. Birincisinde haziran, ikincisinde ise temmuz ayında böyle bir durum vardı. Ama her defasında yine ekonomi korkusu geldi. Bu hassasiyetin yine kaybolması sizce tehlikeli değil mi?

“Tam aksine, daha da aşağı inmeli. Çünkü artık yeni dönemde vatandaşın bir hassasiyetle kontrollü sosyal hayat dönemi geçirmesi gerektiğine inanmasını istiyorum. Virüs bugünden yarına bitmeyecek. Ve biz bu virüsle belli bir dönem yaşıyor olacağız.”

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ BU YIL GÜNEY YARIMKÜREDE NİYE HİÇ GRİP YOK

- Neden?

“Dünya Sağlık Örgütü ilginç bir bilgi yayınladı. Bugün güney yarımkürede, Avustralya ve benzeri yerlerde, yani grip/influenza’nın yoğun olduğu bölgelerde influenza neredeyse sıfıra yakın görünüyor. Sebep, maske! Dolayısıyla en büyük aşısı maske. Kesin yani. Anlayacağınız maske sadece grip değil, üst solunum yolu enfeksiyonu olan birçok virüsten ve enfeksiyondan bizi koruyacak.”

BİR AÇIKLIK: Bakan’la yaptığım mülakatta bir bölümün bazı yayınlarda farklı yorumlandığını gördüm. Oysa Bakan’ın söylediği metinde çok açıktı. “15 Ekim’den itibaren yapılacak kesitsel taramaların test sonuçları, semptomsuz olanlar dahil, bütün sonuçlar Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirilecek.” Ben bunu vaka/hasta sayısı ile ilgili yorumlayıp sordum ama o sadece kesitsel taramalarla ilgili olduğunu söyledi. Bunlar metinde açık ama yanlış bir anlamaya yol açmaması için yazma ihtiyacı duydum.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Funda Arar'ın 'karartma günleri' şarkısını dinlerken

Ben doğduğumda “karartma geceleri” kötü bir hatıra olarak kalmıştı.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmemiş olsa da muhtemel bir hava saldırısına karşı geceleri şehirleri karartılmıştı.

Sonra bizim nesil de tanıdı karartma gecelerini...

Yunanistan’la ne zaman savaş ihtimali çıksa, okul kitaplarını kaplamak için kullandığımız mavi kaplama kâğıtları, bu defa Yunan uçakları görmesin diye pencerelerimize yapıştırılırdı.

Sonra 60’lar, 70’ler, 80’ler geldi... Ülkenin karanlık dönemlerini yaşadık.

Bu defa “karartma günleri” lafını öğrendik...

Hani Funda Arar’ın şarkısında söylediği gibi...

“Bir zindanda koy ver beni

Yazının Devamını Oku

'Ruh hastası' denince aklıma gelen ilk isim

Var mı böyle bir isim?

Tabii ki var...

Ama yazmam...

Sadece benim mi, herkesin var.

Bir insan için kolayca “Ha o mu? Ruh hastasıdır” dediğimiz kaç kişi var...

Peki biz Türkler, Kürtler, Araplar, Lazlar, bu ülkede yaşayanlar...

“Ruh hastalıkları”

Yazının Devamını Oku

Spotify değil, Sakaryalı bu kızın geleceği de kurtulur

Dün sabah itibarıyla RTÜK dünyanın en büyük streaming müzik platformuna 72 saat süre verdi.

Bu süre içinde RTÜK’e başvuru yapmazsa Türkiye’de Spotify’a ulaşım engellenecekti.

*

Bu yazıyı okuduğunuz sırada bunun 24 saati geçmiş olacaktı...

Bir gelişme olmasaydı Türkiye, dünyada Spotify’ı engelleyen ilk ülke olacaktı...

Tabii Kuzey Kore gibi ülkeleri saymıyorum.

Neyse ki 72 saat dolmadan bir gelişme oldu. Hükümete yakın kaynaklarda Spotify’ın başvuracağı iddia edildi.

Şu yazıyı yazdığım saatte anlaşma oldu mu olmadı mı kesin bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Hocam çaresi kolay ikna odaları kurdur

Çok beğenerek dinlediğim bir kadın caz piyanisti Büşra Kayıkçı...

Türk cazının ilk başörtülü piyanisti...

Ama bakın geçen hafta, İstanbul Caz Festivali genç caz kategorisinde finalist seçilince başına neler geldi.

Kendine tarih profesörü diyen biri çıktı....

Adı da Ebubekir Sofuoğlu...

Sakarya Üniversitesi’nde hocaymış...

Arkadaş muhafazakâr ya...

Başörtülü kız caz mı çalar...

Yazının Devamını Oku

44 gönüllü kahramanla bu salı düşmana saldırıyoruz

Her Türk vatandaşı gibi mart ayından beri ben de onu her akşam büyük bir ilgiyle izliyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca...

COVID’le mücadelenin başkomutanı...

Nihayet geçen cuma onunla tanıştım.

Adana’ya gidiyordu, beni de davet etti.

*

Ben bakanla bu sohbeti yaparken, New York Times gazetesi çok güzel bir gazetecilikle COVID virüsünün insan hücrelerine nasıl saldırdığını anlattı.

Size onu da, yani ortak düşmanımızı da en basit cümlelerle tanıtacağım.

Tabii ki bakana da bu ortak düşmana karşı aşıyla mücadeleye ne zaman başlayacağımızı yine en basit sorularla soracağım.

Yazının Devamını Oku

Sünger Bob'un en iyi arkadaşı çoban sülü

Dün sabah evimin mutfağındaki masaya oturduğumda karşımdaki televizyon ekranında işte bu görüntü vardı...


Şapka aynı şapka, yanak ve dudaklar aynı yanak ve dudak...

Önce bu görüntünün nereden geldiğini anlatayım...

Torunum Sinan Ali, doğduğundan beri birçok çocuğun geçtiği evrelerden geçti.

Önce sempatik dinozor Barney... Sonra köpekbalıkları... Sonra Batman... Sonra Sünger Bob... Sonra bir ara Bruce Lee ve tabii ki bugün Marvel ve DC Comics süper kahramanları...

*

İşte bu aile geleneğinin başladığı günden beri nedense sabahları

Yazının Devamını Oku

Eminim MİT şu iki olayı ve bu fotoğrafları görmüştür

Şimdi yazacağım “perde arkası” bilgiler 24 saat arayla bana ulaştı.

Biri Kudüs’ten...

Öteki Riyad’dan...

Eminim bana ulaşan bu bilgiler ve bu fotoğraf şu an MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önünde de bulunuyordur.

KUDÜS’TEN GELEN İSTİHBARAT: Önce Kudüs’ten gelen çok önemli bilgiyle başlayayım...

Konuşan kişi Majdi Khaldi...

Kudüs’ün tanınmış ailelerinden birinin mensubu...

Ancak 2006 yılından bu yana Filistin Devlet Başkanı

Yazının Devamını Oku

En tartışılan o kulede en tartışılmayacak kat

Restore edilen Galata Kulesi dün açıldı...

Ondan bir akşam önce, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy bir grup medya yöneticisi ve yazarı kulenin en üst katında bir yemeğe davet etti...

Davetli listesine baktım.

İktidar-muhalefet ayrımı yapılmamıştı.

Kimler vardı: Mesela davetliler arasında Sözcü gazetesinin genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, yazarı Deniz Zeyrek, gazetenin ve sahibi Burak Akbay’ın avukatı İsmail Yılmaz...

Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, sabah haberleri sunucusu İsmail Küçükkaya da vardı.

*

Kimler yoktu: Buna karşılık Karar, Aydınlık, Birgün gibi gazetelerden, Halk TV ve Tele 1 gibi kanallardan kimse göremedim.

*

Yazının Devamını Oku

Cumhuriyet Gazetesinde gizli edebiyat savaşını kim kazandı

Cumhuriyet gazetesinde 18 Eylül gününden beri gizli bir edebiyat savaşı yaşanıyor.

Aslında savaş gazetenin açık sayfaları üzerinde...

Ama sayfalara yansımayan bir bölümü var ki onu da ben anlatayım.

*

Savaş 18 Eylül günü eski bir büyükelçi ve çok beğendiğim bir edebiyat denemecisi olan Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayınlanan bir yazısıyla başladı.

Yazısı, kendi payıma resim sanatı konusunda Türkiye’nin en iyi denemecisi olarak gördüğüm Mehmet Ergüven’in kitapları üzerineydi. Ancak savaş Mehmet Ergüven yüzünden değil, yazının girişinde ve ileride bir yerde kullanılan kavram yüzünden patladı.


Yazının Devamını Oku

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

1) AH benim karışık başım...

Memleketin bunca sorunu varken bakın nelerle uğraşıyor.

Neyse ki şu fani dünyada yalnız değilmişim.

COVID-19 belasıyla mücadele eden İtalyan hükümeti de böyle bir günde bakın neyle uğraşmaya karar vermiş.

Michelangelo’nun ünlü Davut heykelinin bire bir ölçüde 3D replikası yapılacakmış.

Bence buraya kadar pek ilginç hiçbir bir şey yok.

Davut heykelinin bugüne kadar yüzlerce replikası yapıldı.

Las Vegas’ta Caesars Palace Oteli’nde bile bire bir replikası var.

Yazının Devamını Oku

Bu masadaki tabaklarda sarma ve sigara böreği var ama iki meyve eksik

Son zamanların en renkli ve ilginç dış politika yazısını dün Hürriyet’te Sedat Ergin’in köşesinde okudum.


Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Yunanistan’a yaptığı resmi ziyaretin perde arkasını çok güzel anlattı.

Böyle bir yazının çalıştığım Hürriyet gazetesinde çıkmasından dolayı da gurur duydum.

*

Yazı büyük ölçüde bu fotoğrafta gördüğünüz Girit’in Hanya bölgesinde çekilmiş fotoğraf üzerine kurulu.

Yer Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in baba evi.

Sedat mönüde neler var onu bile yazmış.

Çok tanıdık bir mönü.

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin takipçisi neden 3.4 milyon daha az

Kulüplerin sosyal medya hesaplarının rakamlarına girdim. Girdim ve bir Fenerbahçeli olarak beni çok şaşırtan bir durumla karşılaştım.

Instagram’da Fenerbahçe’nin, Galatasaray’dan 3.4 milyon daha az takipçisi var.

Eğer “takipçi” sayısı “taraftar” sayısını yansıtıyorsa yıllardır “Türkiye’de en çok taraftarı olan kulüp Fenerbahçe’dir” inancım yerle bir olacak demektir.

Ancak iki kulübün takipçi profillerini ve davranışlarını çok dikkatle izlediğimde tuhaf bir durumla karşılaştım.

Sekiz yaşımdan beri iyi bir Fenerbahçeliyim ama önyargılı bir Fenerbahçeli olmamaya çalıştım.

O nedenle kulüplerin takipçi profillerini ve davranış biçimlerini vereceğim, yorumu sosyal medya analizcilerine bırakacağım.

GALATASARAY

Yazının Devamını Oku

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Show TV Ana Haber sunucusu Ece Üner, Azeri-Ermeni savaşında Türkiye’yi suçlayan bir demeç veren Kim Kardashian için şöyle bir cümle kullandı:

“Kim Kardashian’ın kameralara göstermeye alışık olduğu büyük bir kaynağı var, yine aynı kaynağı mı referans aldı acaba...”

Deniz Çakır da ana haber bülteni sunan bir insan için bu ifadenin güzel olmadığını söyleyip üslubunu eleştirdi.

*

Aslında iki kadın tartışıyor ve konu “cinsiyetçilik”.

Pek araya girmem böyle konularda ama burada ince bir nokta var.

Onu Ece Üner’le paylaşmak isterim.

Evet

Yazının Devamını Oku

Bugün savaş olan o bölgede 3 yılda 4 büyük olay gördüm

Komünizm duvarlarının yıkılmasından bir yıl öncesi ile 3 yıl sonrası arasında, yani 1988 ile 92 arasında Kafkasya’da 4 olayın tanığı oldum.

Hürriyet’in hem Ankara hem de Moskova temsilcisiydim.

*

Birinci olay: Sovyetler Birliği döneminde 26 Ermeni’nin öldürülmesinden sonra bütün dünyaya kapatılan Sumgait şehrine girmesine izin verilen ilk iki gazeteci rahmetli Mehmet Ali Birand ve bendim...

Sumgait olayları hâlâ karanlıktır.

*

İkinci olayı 1989’da yaşadım. Yanımda Sovyet Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili ile birlikte Bakü’deydim.

Orada Azeri Yazarlar Birliği’nin düzenlediği bir basın toplantısındaydım.

Bir ara gözüm yan tarafta sessizce izleyen zayıf sakallı bir adama takıldı.

Yazının Devamını Oku

Müzikte müzayede tarihinin rekoru işte burada kırıldı

Baştan uyarayım.

Siz de “Memleketin bunca meselesi varken sen nelerle uğraşıyorsun lobisi”ndenseniz bu yazıyı atlayın.

Çünkü bugünkü konum, 1970’ler ve sonrasının en efsane rock gruplarından birinin gitarları olacak.



*

İlgilenenler okumuştur. Geçen yıl yine bir pazar günü Pink Floyd grubunun gitaristi

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en gizli kapaklı ve en açık magazincileri kimlerdir

Pandemi sırasında magazinin önemini bir kere daha anladım. Setler, sahneler, kulüpler kapanınca magazin de en büyük kaynağını yitirdi. Zaten grileşmiş hayatımızın rengi iyice kaçtı. Eve kapandığım günlerde magazinin önemini daha da iyi anladım. Oturup küçük ve şahsi bir “Magazin ansiklopedisi” yaptım. İşte magazinde Türkiye’nin enleri...

MAGAZİN ÂLEMİNİN KURUCU BABALARI

En renkli ve en eski siyasi magazinci: Müşerref Hekimoğlu... 1970’lerde Ankara yıllarımın en renkli ve güzel gazetecisiydi. Cumhuriyet gazetesinde ve ANKA Ajansı’ndaki yazılarının hastasıydım.

En korkulan magazinci: Hiç kuşkusuz rahmetli Çetin Emeç ve başında olduğu Hafta Sonu gazetesi... Magazin haberi ile bakan deviren gazeteci olarak tarihe geçti.

Magazine en sınıf atlattıran fahri magazinci: Banko Hıncal Uluç. Sanat, edebiyat, kültür ve daha birçok alanı magazin coğrafyasına o soktu.

En edebi magazinci: Selim İleri. 70’li ve 80’li yıllarda hazırladığı kültür sanat sayfalarında edebiyat, sinema ve sanat dünyasının ünlü simalarının evlerini ve dedikodularını öyle harika bir tarzla anlatırdı ki, benim magazinci olmamda çok etkisi oldu.

Cihangir fısıltı magazininin en derin babası: Sabiha Deren ve Yeni Sabah gazetesindeki köşesi “Fısıltı”... Hiç şüphesiz bugün “Düzeyli magazin” denilen Cihangir magazinciliğinin kurucu babası o. Gerçek adı da Hakkı Devrim.

Babıâli’nin en yazmayan magazincisi: Ergil Tezerdi.

Yazının Devamını Oku