GeriErtuğrul ÖZKÖK Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile uçak sohbetine gitmeden önce bazı insanlarla konuşup merak ettikleri soruları aldım.

Hemen belirteyim, konuştuğum insanlar olaya ideolojik gözle bakan kimseler değildi.

Bunu bakana söylediğimde şu cevabı aldım:

“Keşke ideolojik bakanlara da sorsaydın...”

*

Bu sözlerine şaşırmadım.  Çünkü Hürriyet’in Ankara’daki sağlık muhabiri Meltem Özgenç’ten şunu öğrendim.

Sağlık Bakanı, basın toplantılarında akreditasyon uygulamıyormuş.

Yani iktidar yanlısı veya muhalif bir yayın kuruluşu olsun, isteyen her gazeteci katılıp üstelik soru da sorabiliyormuş.

Ben de gitmeden önce konuştuğum insanların en merak ettikleri sorulardan biriyle başladım.

*

- Çok merak edilen, bilgi alınmadığı için de dedikodulara yol açan bir konu var. Ayasofya’nın açılış toplantısından sonra özel bir izleme yaptınız mı? Orasıyla ilgili bir vaka bildirimi oldu mu size?

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı


“Ayasofya’ya özel bir bildirim olmadı. Ayasofya’ya sadece İstanbul’dan değil, birçok bölgeden kişiler geldi. Ama biz esas en büyük sıçramayı bayramda yaşadık. Bayram ve sonrası bütün Türkiye’ye dağıldı.”

BU SÜRE İÇERİSİNDE HİÇ HİPOKRAT YEMİNİNE İHANET ETTİNİZ Mİ

"Topluma
karşı sorumluluğum gereği, verdiğim bütün bilgilerin tamamının doğru olduğuna adım gibi eminim. Verdiğim, ısrarla söylüyorum, tabloda verdiğim bütün bilgiler doğru olan bilgiler.”

Yanlış bilgi vermediğiniz konusunda kimsenin şüphesi yok da doğru olup da vermediğiniz bilgi var mı?

“Toplumun bilmesi gereken bilgiyi verme noktasında bir sorunumuz yok. Toplumun bilmesi gerek. Ama benim elimde birçok bilgi var. Tonlarca bilgi var. Bu bilgilerin bir kısmı yayın haline geliyor olacak.”

Milli menfaatler dolayısıyla sakladığınız, vermediğiniz bilgi var mı?

“Orada yanlış anlaşıldım. Benim milli menfaatten kastım, vatandaşımızın sağlığından öte bir şey değil.”

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı


UÇAKTA YANIMIZA OTURAN, HES’E İŞLENMEMİŞ POZİTİF VAKA VAR MI

- Yani semptomu olmayan COVID pozitif her vaka HES’e geçiyor mu?

Hepsi HES’te. Bütün vakalar. Kısaca söyleyeyim. Pozitif olan, semptomu olan olmayan fark etmiyor.”

Peki kaç kişi var semptomu olmayan COVID pozitif vaka?

“HES’te var. Hepsi HES’te var. Hatta HES’te 3 katı, 4 katı oranında var pozitiflerin dışında.”

Yani başlıktaki sorunun yanıtı kesinlikle hayır.


YAZIN TURİSTLER ARASINDA KAÇ VAKA TESPİT EDİLDİ

- Yaz aylarında turist olarak gelenlerde saptanan kaç vaka oldu? Rakam var mı elinizde?

“Var elbette. Ayrıca şunu bölgeyle ilgili her ülkeye bildiriyoruz. Özellikle 4 ili; Muğla, İzmir, Antalya, Aydın’la ilgili bilgileri her gün Avrupa Birliği’ne bildiriyoruz. Bu rakamlar net belli.” 

BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ BİZİMLE TEST YARIŞINDA MI

- Dikkatimi çeken bir şey var. 9 milyon nüfuslu Birleşik Arap Emirlikleri, test sayısında bizimle baş başa gidiyor. Bir onlar yukarı çıkıyor, bir biz. Bunlar siyasetteki kavga yüzünden bizimle özel bir yarış içinde olabilirler mi?

“Onu bilemiyorum. Biz işimize bakıyoruz.”


SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞINA DAHA ÇOK ZAMAN VAR

- Bir de birçok uzmanın sözünü ettiği şu sürü bağışıklığı denen şey var. Ne zaman olacak bu?

“Bu kolay değil. Çünkü toplumun yüzde 60-65’inin bağışık olması gerekiyor. Bizde ilk çalışmada biliyorsunuz yüzde 0.86’ydı. Şimdi tekrarlıyoruz, biraz önce söyledim, 15’inden sonra onu açıklamış olacağız. Zannediyorum bu daha da arttı ama öyle yüzde 20, yüzde 30’larla ifade edilebilecek bir rakam olduğuna inanmıyorum. 60-65’ten aşağı olduğu müddetçe de sürü bağışıklığı olmaz. Biz koruyucu tedbirlere devam etmeliyiz.”

AŞI YÜZDE 60 KORUYUCU MASKE İSE YÜZDE 90

- Aşı gelince maskeye ihtiyaç kalacak mı?

“Bir kere şunu söyleyeyim: Emin olun, maske aşıdan daha fazla kişiyi koruyan bir önlem.”

Nasıl yani?

“Çok basit. Şunu çok iyi biliyoruz: Maske yüzde 90’ın üzerinde koruma sağlıyor. Aşının ise yüzde 50-60’ları geçmediğini biliyoruz. Dolayısıyla şu dönemde herkesin kişisel aşısı aslında maske. Yani bütün toplumu aşılasak bile, maskenin koruduğu kadar korumayacak. O nedenle maske, sosyal mesafe ve kalabalık ortamlardan kaçınma çok önemli olmaya devam edecek.”

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı


GRİP AŞISI BUGÜN YOK AMA 15’İNDEN SONRA VERECEĞİZ

- Zatürre aşısı ve grip aşısı konusunda ne diyorsunuz?

“Zatürre aşısı ile ilgili sorun yok biliyorsunuz. Yaygın...” 

Aşı var ama 13 no’lusu, yani bir yıl korumalı olanı var. Çoğu insan 5 yıl koruması olan 23 no’lu aşıyı istiyor. Bir de şu günlerin çok konuşulan bir başka konusu da şu: Grip aşısı bulunamıyor.

“Bulunamıyor çünkü grip aşısı daha başlamadı. Muhtemelen gelecek haftadan sonra, yani ayın 15’inden sonra grip aşısı verilmeye başlanacak. Ama vatandaşımız grip aşısı noktasında, herkes grip aşısı olacak gibi yanlış bir algı içinde. Bu doğru bir şey değil.”

PUTİN Mİ DAHA İYİ KORUNDU CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN MI

Geçenlerde ilginç bir haber okudum. Rusya Devlet Başkanı Putin çok iyi korunuyormuş. Kimseyle görüşmüyormuş. Yanına 14 metrelik bir sterilizasyon koridorundan geçerek girilebiliyormuş. Dünyada birçok ülkenin başbakanı, başkanı hasta oldu. Tahtaya vuralım,  Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hiçbir şey olmadı. Nasıl korundu?

“Cumhurbaşkanımız bu noktada gerçekten büyük hassasiyetle ve kurallara uyarak yaşadı. Ama sahadan da geri kalmadı, hiç kopmadı. Geçenlerde Konya’ya şehir hastanesine gittik. Yakında Batman’da bir açılış var, oraya gideceğiz.”

SAĞLIKÇILARLA TEMASTASINIZ, PEKİ SİZ NASIL KORUNDUNUZ

İlginç
bir şey söyleyeyim. Sağlık çalışanları içinde direkt temasla enfekte olan oranı çok düşük. Pozitif olanların çoğu dışarıdan almıştır. Birçok hastanemizi biliyorum, ameliyathane veya yoğun bakımda hastadan virüsü alan olmadığını bildiğim yoğun bakım ve ameliyathaneler var. O kadar yoğun beraber oldukları halde.”

Nasıl oluyor bu?

“Çünkü ekipmanla, koruyucuyla çalışıyorlar. Bu da maskenin ne kadar önemli olduğuna somut bir delildir.” 

Aile üyelerinizden, yakınlarınızdan falan hiç COVID geçiren oldu mu?

“COVID geçiren aile üyelerimizden kimse olmadı. Yani annem-babam, kardeşlerim olmadı.”

EKONOMİ KORKUSU COVID’İN ÖNÜNE GEÇTİ, BU TEHLİKELİ Mİ

- Dünyanın en önemli araştırma kuruluşu İPSOS’un son araştırmasına göre, mart ayından bu yana üçüncü defa ekonomi korkusu pandemi korkusunun üzerine çıkmış. Birincisinde haziran, ikincisinde ise temmuz ayında böyle bir durum vardı. Ama her defasında yine ekonomi korkusu geldi. Bu hassasiyetin yine kaybolması sizce tehlikeli değil mi?

“Tam aksine, daha da aşağı inmeli. Çünkü artık yeni dönemde vatandaşın bir hassasiyetle kontrollü sosyal hayat dönemi geçirmesi gerektiğine inanmasını istiyorum. Virüs bugünden yarına bitmeyecek. Ve biz bu virüsle belli bir dönem yaşıyor olacağız.”

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ BU YIL GÜNEY YARIMKÜREDE NİYE HİÇ GRİP YOK

- Neden?

“Dünya Sağlık Örgütü ilginç bir bilgi yayınladı. Bugün güney yarımkürede, Avustralya ve benzeri yerlerde, yani grip/influenza’nın yoğun olduğu bölgelerde influenza neredeyse sıfıra yakın görünüyor. Sebep, maske! Dolayısıyla en büyük aşısı maske. Kesin yani. Anlayacağınız maske sadece grip değil, üst solunum yolu enfeksiyonu olan birçok virüsten ve enfeksiyondan bizi koruyacak.”

BİR AÇIKLIK: Bakan’la yaptığım mülakatta bir bölümün bazı yayınlarda farklı yorumlandığını gördüm. Oysa Bakan’ın söylediği metinde çok açıktı. “15 Ekim’den itibaren yapılacak kesitsel taramaların test sonuçları, semptomsuz olanlar dahil, bütün sonuçlar Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirilecek.” Ben bunu vaka/hasta sayısı ile ilgili yorumlayıp sordum ama o sadece kesitsel taramalarla ilgili olduğunu söyledi. Bunlar metinde açık ama yanlış bir anlamaya yol açmaması için yazma ihtiyacı duydum.

X

Günde kaç kez performansınızın ölçüldüğünü düşündünüz mü

Normal olarak sabah kalktığınızda tartılırsınız...

Yani kilonuzu ölçersiniz...

Osman Hoca’yı dinleyip kendinize günlük 10 bin adım hedefi koyduysanız, kolunuzdaki iWatch veya herhangi bir dijital ölçüm aletinden bakarak onu da ölçebilirsiniz...

*

Başka...

Tansiyon sorununuz varsa sabah akşam bakıp kaydedebilirsiniz...

Kaç saat uyuduğunuza bakabilirsiniz...

Trafikte sıkışırsanız aklınıza eve kaç saatte gittiğinizi hesaplamak gelebilir...

Yazının Devamını Oku

O güzelim Lalibela da Şibam olma yolunda

Hayatım boyunca gezdiğim ülkeler içinde ikisi beni çok etkilemişti.

Biri Yemen’di...

Özellikle Hadramut bölgesindeki “Şibam” kenti benim için dünyada gidip görülecek yerlerin başındaydı.

O şehrin fotoğrafını ilk defa National Geographic’te gördüğümde “Buraya mutlaka gitmeliyim” demiştim.

“Deli misin sen, öldürürler seni” demişlerdi.

Her türlü tehlikeyi göze alıp gitmiştim. Zırhlı bir arabadaydım. Önümde, arkamda ağır makineli tüfekle donatılmış iki kamyonet dolusu asker vardı.

Şibam olağanüstüydü...

Ama herhalde benden sonra oraya giden başka bir Türk olmamıştır. Yemen bugün acımasız bir içsavaş ve dış müdahalelerle enkaza döndü.

Yazının Devamını Oku

Fatih Hoca 'sirkte' o zarfı açınca neden kahkaha attı

Önceki akşam Swissôtel’in balo salonunda çok güzel bir davet vardı.

“Gentleman” dergisinin, “Yılın İnsanları” ödülleri verildi.

*

Derginin yayıncısı Feyzan Ersinan’ı kutlarım. Mükemmel bir organizasyon yapmış.

Her yıl ödül töreni tematik bir ambiyansla düzenleniyor.

Bu yılki tema “Sirk”ti...

Salonun içine harika bir sirk çadırı havası verilmişti.

Sanki rengârenk bir tentenin altındaydık.

Yazının Devamını Oku

Metin Bey, Cem, Şahan, Yılmaz, Ferhan, Ata, ve Badi Ekremler

Pazar günü iki haberi arka arkaya okudum...

Önce pazar günü Hürriyet’te Zeynep Bilgehan’ın Abdullah Kiğılı ile yaptığı konuşma...

Kiğılı insanlarla ilişki kurarken, “Kartvizitimle birlikte gülümsememi de veririm” diyor.

Gerçekten hayatının her anında gülümseyen bir insandır...

Kilolu cüssesinin etrafında bir gülücük halesi vardır hep.

Biraz sonra ise Gallup şirketinin uluslararası “duygu araştırması”nın sonuçları geldi önüme...

Bütün dünyada “Günün bir anında gülümserim” diyen insanların oranı yüzde 75’ten 70’e gerilemiş.

Türkiye’de

Yazının Devamını Oku

Nil Karaibrahimgil yarın psikiyatrıyla ne konuşacak

İtiraf edeyim, Türk medyasında en dikkatle okuduğum gazete Hürriyet Kelebek...

Yazarlarını çok seviyorum. Bana siyasetin dışındaki dünyayı öylesine güzel ve farklı açılarla anlatıyorlar ki...

*

Mesela dün Nil Karaibrahimgil’in yazısı... Güzel ve çok medeni bir şey yapmış.

Yarın (çarşamba), psikiyatrına gidip konuşacağını yazmış. Konuşacağı kişi İstanbul’da iyi tanınan Feriha Dildar...

Nil, onun için “Uzman pedagog” diyor, ama Google’a baktığınızda unvanı hep “Uzman psikolojik danışman” olarak geçiyor.

Ben de konuştuğum insanlardan iyi bir çocuk psikolojisi danışmanı olduğunu işitiyorum. Bu konuda birçok kitabı var.

*

Nil, onunla ilişkisini şöyle anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Asya, Volkan ve Derin’i kaç, El Clásico’yu kaç kişi seyretti

Geçen pazar İspanya’nın televizyon kanallarında ilginç bir yarış vardı...

Yarışın bir kulvarında sadece İspanya’nın değil, dünyanın bir numaralı derbi maçı olarak kabul edilen “El Clásico” vardı.

Yani Barcelona-Real Madrid maçı...

Öteki tarafında ise bu yıl İspanyol televizyonları arasında sezona en yüksekten giriş yapan “Infiel” dizisi...

Yani Kanal D’nin süper dizisi “Sadakatsiz”...

*

Biri İspanya’da hayatı durduran bir maç...

Öteki ise haftalardır pazar geceleri reytinginde 1 numarayı bırakmayan dizi...

Yazının Devamını Oku

34 yıl önce çekilen fotoğrafın bir sırrı varmış, bakın o neymiş

Bu fotoğrafı dün Rasim Ozan Kütahyalı gönderdi.

Bugünlerde “1992” adlı bir kitap üzerinde çalışıyormuş.

O yılın, Türk siyasi hayatında çok özel bir yeri olduğunu anlatacakmış.

Kitap için çalışırken bulmuş bu fotoğrafı...



Fotoğraf 18-24 Ocak 1987 tarihli

Yazının Devamını Oku

Erenköy Kız Lisesi’nde başlayan güzel bir cumhuriyet hikâyesi

Erenköy Kız Lisesi’nin yatılı öğrencileri hafta sonu tatili için evlerine giderlerken, anne ve babası ayrı olan Nüzhet okulda kalmaktadır.

Yatakhanenin penceresinden gökyüzüne bakan genç kız yalnızlığını yıldızlarla paylaşır.

*

1928 yılında Galata rıhtımında görürüz Nüzhet’i...

Okulunu birincilikle bitirmiş, Cumhuriyet’in eğitim alması için Avrupa’ya gönderdiği öğrenciler arasına girmeyi başarmıştır...

*

Lyon kentinde okuduğu okulda sınıfta en ön sırada oturur.

Elli kişilik sınıfta, yabancı bir ülkeden gelen tek kız öğrencidir.

Ülkesinden çok uzakta da olsa tek başına kaldığı yurdunda aynı yıldızların altındadır.

Yazının Devamını Oku

Önceki gece bu istihbaratı iki ayri kişiden dinledim

Durun hemen heyecanlanmayın. Öyle ittifakları altüst edecek, seçimi öne aldıracak, büyükelçi krizini çözecek muazzam bir siyasi istihbarat değil...

Ben naçizane bir magazin yazarıyım, tabii ki bir magazin istihbaratı bu...

*

Önceki gece yine uykusuz kalıp New York’taki “Ahmet Ertegün’ü anma yemeği”ni dakika dakika izledim.

Türkiye ile ABD arasında patlayan ve çok kötü bir noktaya gidebilecek büyükelçi krizinin tatlıya bağlanmasından 24 saat sonra New York’ta Türkiye ile ABD’yi birbirine bağlayan müthiş bir geceydi bu.

Geceye davetliydim, ama COVID-19 pozitif yüzünden katılamadım. Bedenim orada değildi ama aklım oradaydı... Gece boyunca konuştum katılanlarla... Bu arada Plaza otelinin kulislerinde Ahmet Ertegün’ün eski dostlarının fısıldadığı, benim için müthiş bir bilgi aldım...

*

Türk magazininin 1990’lı ve 2000’li yıllarının en büyük konularından biri şuydu:

Yazının Devamını Oku

19 ayda tek hata yaptım COVID-19 o an beni yakaladı

COVID-19 sendromuna girdiğimiz Mart 2020’den beri kendimi çok iyi korudum.

Sokağa çıkmama kurallarına uydum.

Maskesiz gezmedim.

Sosyal mesafeye hep dikkat ettim.

Evde kapalı olduğum günlerde bile sporumu ihmal etmedim.

Sonra aşı dönemi geldi...

Önce 2 Sinovac oldum.

Sonra 2 BioNTech oldum.

Yazının Devamını Oku

Diyonizyak öfkenin kırmızı kart gördüğü muhteşem bir gece

Pazar gecesi benim için uykusuz bir geceydi...

Hayır hayır, geçirdiğim COVID-19 yüzünden değil.

Tam aksine cumartesi günü yapılan test negatif çıkmıştı.

Yaptırdığım 4 aşı sayesinde hafif bir nezleden bile hafif geçmişti.

Uykusuzluğumun nedeni 10 Büyükelçinin istenmeyen insan ilan edilmesi de değildi...

Nedeni, benim gibi bir spor manyağı için, tarihte az görülecek bir derbi gecesi olmasıydı...

Düşünebiliyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku