GeriErtuğrul ÖZKÖK Ankara bu 30 Ağustos'u İzmir'den coşkulu kutladı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ankara bu 30 Ağustos'u İzmir'den coşkulu kutladı

Ankara’dan bir arkadaşım arıyor: “Kızılay’da ilk defa bir zafer takı görüyorum” diyor.

Zafer takı...

Çocukluğumun milli bayramlarında kalmış bir görüntü...

Ankara bu 30 Ağustosu İzmirden coşkulu kutladı

Ankaralı arkadaşım devam ediyor:

“Ankara bu 30 Ağustos’u İzmir’den bile daha coşkulu kutluyor...”

*

Yollar Türk bayraklarıyla donanmış...

Şehir cıvıl cıvıl...

*

Biraz ötede Anıtkabir...

Başta Cumhurbaşkanı, bütün devlet orada...

Bugünün Başkomutanı, o büyük zaferin kahramanı Başkomutan’ın huzurunda...

Dünden bugüne Türkiye Cumhuriyeti resmigeçit yapıyor.

*

Manzara içimi açıyor...

Sanki geçmiş 10 yılın bütün o gereksiz tartışmaları bitmiş...

Milletinin gözünde daha da büyümüş Atatürk...

Devletin gözünde de aynı mertebeye yükselmiş...

*

Ve nihayet o noktaya geliyoruz...

Bu milletin, Kurtuluş Savaşı’nı vermiş kahramanlarıyla ne meselesi olabilir ki...

Bu 30 Ağustos, Türklerin, Kürtlerin, bütün Türkiye’nin, Kurtuluş Savaşı ve onun büyük kahramanları ile mesele yaratmaya çalışanlarla, o fedakâr insanlara karşı tarihin en büyük nankörlük abidesini dikmeye kalkanlarla hesaplaşması oldu...

*

Dünün milli hülasası şudur:

Atatürk ve arkadaşlarını tarihten silmeye cüret edenler, bu 30 Ağustos’ta millet ve devlet tarafından tarihin çöplüğüne atılmıştır.

*

Ülkenin başkenti Ankara... 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı, Atatürk’ün Onuncu Yıl Nutku’ndaki kaidesinin üzerine, bir daha kimsenin elini sürmeye cüret edemeyeceği şekilde tekrar oturtulmuştur...

*

30 Ağustos Bayramımız tekrar, tekrar, binlerce kere tekrar kutlu olsun...

*

Ve yaşasın, bu milletin yoksul mahalle çocuklarını, köylerinden, varoşlardan, fukara mahallelerinden alıp Cumhurbaşkanlığı makamlarına kadar taşıyan Türkiye Cumhuriyeti...

*

O güzel Cumhuriyet ki...

İlelebet payidar kalacaktır...

ÖLÜM CEZASINI KALDIRMAK NE DEMEK BİLİYORUZ DEĞİL Mİ

Oh gündemden kalktı derken yine önümüze geldi.

21’inci yüzyılın ilk 20 yılının sonunda yine ölüm cezasını getirmeyi konuşuyoruz.

Üstelik bu defa önümüze kadın cinayetleri dolayısıyla getiriliyor.

Hepimizin yarası kanıyor...

Vicdanlarımız zona olmuş durumda...

Yani kolayca “Evet konsun” diyebileceğimiz bir haletiruhiyedeyiz...

Ben yine de hayır diyorum...

Ve bir de şunu soruyorum:

Bugün idam cezasını yeniden koymak ne anlama geliyor biliyoruz değil mi...

Artık Avrupa Birliği ideallerinden, hedeflerinden kesinlikle vazgeçmek anlamına geliyor...

O ideallerden kopmanın Türkiye’yi nereye götüreceğini çok iyi biliyorum...

O nedenle oyum kesin hayır...

O KÖPRÜNÜN ADININ TROYA OLMASI İÇİN BİR NEDEN DAHA

Time dergisi son sayısında “Dünyanın en büyük 100 yeri” adlı bir dosya yayınladı.

Bugün dünyada ziyaret edilecek 100 yeri seçmişler.

*

Baktım, listede Türkiye’den bir tek yer var.

Tevfikiye’deki Truva Müzesi...

*

Truva bugün dünyada marka haline gelmiş en önemli yerlerden biri.

Arkasında öyle kuvvetli bir hikâye var ki, bütün dünya biliyor.

*

Yıllardır ısrarla yazıyorum.

Çanakkale’nin adı Troya olarak değiştirilmeli.

Üzerine yapılacak köprünün adı da Troya köprüsü olmalı.

*

Bazıları Çanakkale ismine öylesine büyük tutkuyla bağlı ki, şunu bir türlü göremiyorlar.

Çanakkale uydurma bir isim. Nereden geldiği bile belli değil. Cumhuriyet kurulurken, şehrin adının nasıl konduğuna dair doğru dürüst bir belge bile yok.

Dünyada tanınmıyor.

*

 “Çanakkale Savaşı” derseniz, bütün dünya onu “Gallipoli” olarak biliyor.

*

Kısaca bu isme duygusal bir bağla bağlanmamız için hiçbir neden yok.

Oysa bu köprüye Troya adı verildiği takdirde daha açıldığı gün bütün dünyanın bileceği bir yer haline gelir.

Ve bu köprüye yapılacak en güzel yatırımlardan biri
bu olur.

Ankara bu 30 Ağustosu İzmirden coşkulu kutladı

ÖLMEK İÇİN 13 SEBEP SEYRETMEK İÇİN 18 YAŞ

Önceki gece yeni bir Netflix dizisine başladım.

Daha önce başlayıp ilk bölümünde bırakmıştım...

Bu defa acayip sardı ve bir gecede 13 bölümün tamamını bitirdim.

*

Dizinin adı “Ölmek İçin 13 Sebep”...

Bir Amerikan kasabası lisesinde geçen olayı anlatıyor.

Liselerin acımasızlığını konu almış. Olay intihar eden bir kızın etrafında geçiyor.

*

Hemen uyarayım, 18 yaşından büyüklerin izlemesi uygun.

Ayrıca her bölümde, seyredenlerin psikolojik danışmanlık alabileceği adresler veriliyor.

*

Türü nedir diye sorarsanız, “psikolojik thriller” veya drama diyebilirim. Ama bir esrarengiz örgüsü de var.

*

Rock müzik hastası olduğum için müziklere bittim...

The Cure’dan Joy Division’a, Selena Gomez, Tears For Fears’a çok iyi seçilmiş bir müziği var..

*

Clay Jensen rolündeki Dylan Minnette harika oynuyor...

Keza intihar eden Hannah Baker’ı oynayan Katherine Langford da çok iyi...

 

YAŞAMAK İÇİN 13 NEDENDEN BİRİ

DİZİNİN birinci sezonunun 7’nci bölümünde kız öğrenci ile erkek öğrenci arasında şöyle bir diyalog geçiyor:

Erkek öğrenci: “Galiba aklımı kaçırıyorum...”

Kız öğrenci: “Aklı fazla abartıyorsun... Bırak kaçsın...”

SABAHIN SAAT 06.00’SINDA STAR WARS GEZEGENİNDE 3 SAAT

Sabah saat 06.00’da Star Wars gezegenine indiğimde neler gördüm. Orada gördüğüm dağlar beni neden şaşırttı. Bu dağları daha önce nerede görmüştüm.

*

Uzay gemisine binip Darth Wader güçleriyle savaşa girdiğimde neler hissettim. Bindiğim uzay aracı bu savaştan yüzde kaç hasarla döndü.

*

Chewbacca bana sımsıkı sarılıp ne pozu verdi. Onun tuhaf dilini çözebildim mi.

*

Star Wars gezegenindeki tuhaf yaratıkların sütünden yapılmış içeceklerin bir bardağını kaç paraya içebilirsiniz.

*

Star Wars gezegeninde dolaşırken Narcos dizisinin Meksika asıllı narkotik elemanı Javier Pena’ya rastladım. Orada ne işi vardı.

*

Son Star Wars filmi ne zaman geliyor... Filmde kimler var.

*

Geçen hafta 3 gün boyunca Amerika’nın Anaheim şehrindeki Disneyland’a bu yıl açılan ‘Yıldız Savaşları Evreni’ndeydim.

Galaxie’s Edge adı verilen Star Wars kasabasının kapıları saat 06.00’da küçük bir grup gazeteciye açıldı. Bu olağanüstü kasabada dolaştım. Teknolojinin nerelere geldiğini gördüm.

            - YARIN BU SAYFADA -

X

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku