Trafik kazalarına ulusal öncelik

Bir bayramı daha yolcu ettik. Pandemi gölgesinde bayramın tadı çıkmadı. AVM ’ler, tatil yerleri, sahiller, yaylalar, piknik alanları, kafeler, eğlence mekanlarında çoğunluğun maske, mesafe, temizlik kurallarını uymadığı görüldü. Bunun bir bedeli olacak elbette!.. 

Allah kabul etsin, kurbanlar kesildi ve dağıtıldı. 
2 milyon 700 bin küçükbaş ve 800 bin büyükbaş, toplam 3,5 milyon hayvan kesildi. Belki biraz daha fazlası… 
Umalım ki yoksul ve gariban kursakları biraz et görmüştür.

 YİNE ÇİRKİNLİK 

Kesim yerleri, her yıl iyileştiriliyor.  
Kesiciler, sertifikalı eğitimlere katılıyor. 
Çevre temizliği ve atıklar konusunda bilgiler paylaşılıyor. 
Hayvan refahı hakkında yayınlar yapılıyor. 
Kurbanın hoşgörü dininin bir ibadeti olduğu anlatılıyor. 
Sonra, sonra bayram günü gelip çatıyor. 
Traktör caraskalına tek ayağından bağlanan inek karayolunda taşınıyor. Akıl alacak gibi değil…  
Onlarca, yüzlerce olumsuzluk…

 * 

Hayvanların kesiminde şiddet, kabalık, cahillik ve canilik içeren çirkin görüntüler sanki bu yıl daha fazla yansıdı medyaya.  
Halkın hassasiyeti mi yükseltiyor bu tepkiyi acaba? 
O çirkin görüntüler ülkemize hiç yakışmıyor…

 ACEMİ KASAP SAHNEDE

 Bir de acemi kasaplar konusu var… Eline bıçağı alan kurban kesmeye soyununca böyle olur. 
Bayramın birinci günü 5 binden fazla “acemi kasap” yaralanıp acilin yolunu tuttu. 4 günde 10 binden fazla oldu sayı. 
Önlem almamak, eldiven ve kaymaz ayakkabı giymemek, dikkatsizlik, yorgunluk, kesim ortamını düzenlememek, bıçak ve satırların uygunsuzluğu, ekipman eksikliği gibi çok sayıda sebeple parmağını, kolunu bacağını kesiyorlar. 
Savaş bilançosu gibi. 

O kafa değişmezse gelecek bayram da aynı şeyleri yeniden yazarız! 
Pes artık! Bu kadar da vurdumduymaz olunmaz ki…

TRAFİK KAZALARI 

Trafik kazalarına ulusal öncelik

Bir yanda acemi kasaplar, diğer yanda trafik kazaları… 
Kurban ve acemi kasap hikayeleri İslam ülkelerinin sorunuyken trafik kazaları tüm dünyanın sorunu. 
Ülkemiz trafik kazaları ile hem insanlarını kaybediyor, hem büyük maddi kayıplar yaşıyor.

 * 

Trafik kazalarında her yıl dünyada 1 milyon 200 ‘den fazla insan ölüyor. 
Dünyadaki ilk 10 ölüm nedeni arasında trafik kazaları var. 

İlk 10 ölüm nedeni: 

-Kalp ve damar hastalıkları 
-Kanser
-Solunum yolları hastalıkları 
-Diyabet (şeker hastalığı) 
-Alt solunum yolları enfeksiyonları 
-Bunama (demans) 
-Yenidoğan ölümleri 
-İshalli hastalıklar 
-Trafik kazaları 
-Karaciğer hastalıkları 

Eğer bugün ki yaşam tarzı böyle devam ederse trafik kazaları önemli bir sağlık sorunu olmaya devam edecek. Hatta 20 yıl içerisinde ölümlerin 5. sebebi olacak. 

ULUSAL ÇÖZÜMLER 

Trafik kazalarına karşı ulusal düzeyde sürekli önlemler alınmalı, iyileştirmeler yapılmalı. Fiziki şartlar düzeltilmeli, mühendislik hizmetleri önemsenmeli, sürücü ve yayalarda olumlu davranış değişikliği sağlanmalı.  

Büyük soruna şöyle bir bakalım; 
Son 10 yılda, 2009-2019 yılları arasında ülke genelinde 13 milyon 187 bin 547 trafik kazası meydana gelmiş.  
Yıllara göre kaza sayıları: 
2009: milyon 053 bin 
2015: 1 milyon 313 bin 359 
2016 : 1 milyon 182 bin 493 
2017 : 1 milyon 202 bin 716 
2018 : 1 milyon 229 bin 364 
2019: 1 milyon 168 bin

SAVAŞ BİLANÇOSU GİBİ 

10 yılda 57 bin 568 kişi ise yaşamını yitirmiş. Elli yedi bin kişi… On yılda trafik kazası ölümleriyle büyük bir ilçeyi adeta toprağa gömüyoruz! 

Son beş yılın kayıtlarına bakacak olursak: 
2015: 7 bin 530 ölüm, 304 bin kişi yaralanma 
2016: 7 bin 300 ölüm, 303 bin 812 yaralanma 
2017: 7 bin 427 ölüm, 300 bin 383 yaralanma 
2018: 6 bin 675 ölüm, 307 bin 71 yaralanma 
2019: 5 bin 473 ölüm, 283 bin 34 yaralanma

 * 

Tek kelimeyle berbat bir durum bu… 
On yılda 57 bin vatandaşımızı kaza yerinde veya hastanelerde 30 gün içerisinde kaybetmişiz! 
Hayatını kaybedenlerin neredeyse yarıya yakını (% 42,7) sürücüler. 
Yaşamlarını yitirenlerin büyük bir bölümünü gençler oluşturuyor.

 * 

Ülkemiz, özellikle tatil süresi uzun olan bayramlarda ölümlü ve yaralamalı kaza sayılarında büyük kayıplar veriyor. 
Bayramın beş gününde; 
2017: 122 
2018: 56  
2019: 52  
2020: 45 kişi kaza yerinde yaşamını yitirmiş.
Bayrama giderken ölmek ne demek!.. 

SEBEPLER

 Kazaların sebepleri neler?  
%89.5’i sürücü 
%8.4’ü yaya 
%0.9 yolcu
%0.6’sı taşıt 
%0.6’sı yol problemlerinden kaynaklanıyor. 
Peki, sürücü kaynaklı sebepler neler?
-Aşırı hız 
-Dikkatsizlik 
-Bilinçsizlik 
-Cep telefonu ile konuşmak 
-Alkollü araç kullanmak 
-Trafik kurallarına uymamak

Trafikteki araç 23 milyonu aştı. Buna rağmen kaza, ölüm ve yaralanma istatistiklerine az da olsa olumlu gelişmeler yansıyor. 

Yüreğimizi yakan bu can kayıplarına dur demeliyiz. 
Ulaşım ağının genişlemesi, yol, köprü ve tünel standartlarında iyileşme, denetim sıklığı, cezalar, trafikteki yeni araçlar, ışık, yön levhaları ve işaretlemelerin modernizasyonu, sürücü davranışlarının gelişmesi trafik kazalarını nispeten azaltıyor.

 * 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı ciddi oranda düşmüştür ama bu bize yeterli değildir.” demiş ve “Bu azalmayı eğer devam ettirirsek biz Avrupa standartlarında ki çok daha alacağımız mesafe var, biz onların da altına geçme konusundaki irademizi tamamlamalıyız” şeklinde görüş açıklamıştır.

 

Konu mühimdir, ulusal ölçekte ciddiye alınmalıdır.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Pandemi uzun sürecek

COVID-19 pandemisi hakkında her gün yeni bir şey söyleniyor, çarpıcı iddialar ortaya atılıyor, hikayeler uyduruluyor. 

 

COVID’in suyunu çıkardık... 

Okumuşlar, mektep medrese görmüşler, eğitimliler, sosyoekonomik düzeyi iyi olanlar işin ciddiyetini biliyorlar. Biliyorlar ama sıra tedbirlerin uygulamasına gelince büyük çoğunluk yan çiziyor. 
Havalı, pahalı ve sosyetik mekanları tıklım tıklım dolduruyorlar. Bademli ve Özlüce’nin restoranları, kafelerine bakınca anlaşılıyor.  
Sahiller ve plajlarda farklı değil... 

SEMTTEN SEMTE ANLAYIŞ FARKI 

Eğitimsizler, göçle gelenler kentin varoşlarında tutunup hayat kavgası verenler, açlık sınırının bir tık yukarısında yaşayanlara bakıldığında onların da hiçbir şeyi umursamadıklarını, virüsü ve ölümü dikkate almadıklarını görürsünüz. 

Yazının Devamını Oku

Hatıralar Teker Teker Yerle Yeksan 

Zaman vefasızdır derler, diyenler haklıymış. 


Kente ve insana değer katan, hatıra oluşturan fiziksel yapılar teker teker ortadan kaldırılıyor. Bu durum bazen kaçınılmaz bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. 
Bazen de planlama ve projelendirme yanlışlarıyla birlikte… 
Keşke karşımıza hep doğru projeler çıksa… 

HER YIKIM CAN YAKAR 


Halkın yaşamına eğitim, sağlık, kültür, spor ve sanat etkinlikleriyle dokunan ve iz bırakan yapıların yıkılması canımızı yakıyor… 

Yazının Devamını Oku

Terminal güvenlik uygulamaları  

Sevgili okurlarım, dört beş yıl önce kentlerimizde bombaların patladığını, yüzlerce yurttaşımızın hayatlarını kaybettiğini, ciddi güvenlik sorunları yaşandığını hatırlarsınız… 

Canlı bombalar, bomba yüklü araçlar, silahla taramalar ve uzaktan kumanda patlayıcılar kullanılarak güzel ülkemiz kan gölüne döndürülmüştü. 
Katliamlardan IŞİD - DEAŞ, PKK, TAK, PYD gibi terör örgütleri sorumlu tutulmuştu. 
Sıkıntılı günler, üzüntü verici olaylardı… 
Hatay, Reyhanlı, 11 Mayıs 2013, Diyarbakır, 5 Haziran 2015, Şanlıurfa, Suruç, 20 Temmuz 2015: Iğdır, 8 Eylül 2015; Ankara, tren garı önü: 10 Ekim 2015; İstanbul, Sultanahmet Meydanı, 12 Ocak 2016; Ankara, TBMM yanı, 17 Şubat 2016; İstanbul, İstiklal Caddesi, 19 Mart 2016; Ankara, Kızılay, 13 Mart 2016; İstanbul, Vezneciler, 7 Haziran 2016; İstanbul, Atatürk Havalimanı, 29.06.2016
Küçük çaplı saldırıları ve cinayetleri listelemedim. 

BURSALI UNUTMAZ 

Bursalılar da 27 Nisan 2016 günü Bursa Ulu Cami kapı girişinde kendini patlatıp ölen canlı bombayı ve 13 kişinin yaralanmasını unutmamıştır. 

Yazının Devamını Oku

Hava, su, toprak, sel, heyelan, afet...

Küresel ısınma, iklim değişikliği, kuraklık 21. Yüzyılın önemli sorunu. Duyduklarınızı, gördüklerinizi unutun, aslında sorun yeni başlıyor. Daha yolun başındayız. 

Yazları sıcak ve kurak geçen ülkemiz ağustos ayında su taşkınları, sel ve heyelanları yaşıyor. 
Karadeniz Bölgesi, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu ve Samsun’da tehlike büyük...  
Bir yanda Çin Seddi gibi sahil boyunca batıdan doğuya, Samsun’dan Sarp’a uzanan ve daha proje aşamasında ‘bu şekilde’ yapılmasına itiraz edilen ‘Karadeniz Oto Yolu’ diğer yanda ormanlarının yol, tünel, baraj, madencilik ve yerleşimler için doğal yapısının adeta tahrip edilmesi problemiyle başbaşa… 
Daha ne olsun!.. 

*

Bir hafta önce Giresun’da yağmurla gelen felaket çok sayıda yurttaşımızın ölümüne neden oldu. 
İlçeleri sel basmasına, yolların ve köprülerin çökmesine, evlerin, iş yerlerinin yıkılmasına, arabaların sele suya karışıp sürüklenmesine, hayvanların telef olmasına, maddi ve manevi kayıplar oluşmasına alıştık sanki!.. 

Yazının Devamını Oku

Ah o eski hocalar üniversiteler 

Cinci, üfürükçü hocalardan bahsetmiyorum. Onlar ziyadesiyle mevcutlar, çığ gibi ürüyorlar ve bir hayli de etkililer. 

Bahsetmek istediğim üniversite hocaları, akademik personel, ilim adamları... 
Üniversitelerimizin hali... 

HOCA OLMAK  

Nerede olursa olsun, ortamda bir üniversite hocası bulunduğu zaman en çok saygıyı gören insan olurdu. 
Hürmet edilendi. 
Düşüncelerine ve fikirlerine değer verilir, baş tacı edilirdi. 
Ama o hocaların da ağzından çıkan bir söz nice terazilerde tartılır, dirhem dirhem çıkardı. Lafları değerli ve yerli yerinde olurdu. 

Yazının Devamını Oku

Kurban bayramı ve sertifikalı kesiciler

Ortalık kan revan içerisinde kalırdı. Cadde ve yeşil alanlarda kesilen hayvanların işkembesi, dışkısı, kellesi, ayakları, postları ilkel görüntüler oluşurdu. Kurban edilen hayvanlar acemi kasapların elinde acı çekerler, vahşet görüntüleri oluşurdu. 

İnsanın aklını başından alan o çirkin manzaralar gittikçe azalıyor. 
Belediyeler hayvan satış pazarları ve kesim yerleri oluşturuyor. 
Denetimler yapılıyor. 
Kurban kesimi artık daha bilinçli olarak gerçekleştiriliyor. 

Acemi kesici ve kasapların hayvanlara acı çektirmesine karşı bilincin yayılmasıyla ‘hayvan refahı’ kavramı toplum tarafından daha iyi anlaşılmaya başlandı. 
Hayvanın seçilmesi, nakledilmesi, kesime hazırlanması ve kesim esnasında hayvana şiddet uygulanmaması ve sakinleştirilmesinin ardından kesimin gerçekleştirilir. 

Yazının Devamını Oku

Futbol sadece futbol değildir

Süper lig sezonu tamamlandı.Futbol, erkeklerin oynadıkları, ilgilendikleri, takip ettikleri, üzerine tartıştıkları ve kavga ettikleri, günlerce konuştukları bir spor dalı.Milyonlarca insan için spordan öte bir aşk…


Futbol severler, doksan dakika oynanan maçın kritiklerini televizyonlardan üç gün boyunca bıkmadan, usanmadan takip eder. Doksan dakika maç, üç gün yorum... Bu böyle sürer gider.

ŞAMPİYON BELLİ

Süper lig sezonu tamamlandı.
Başından belliydi, ilan edildi.

*

Ancak ülke, şehirler ve meydanlar suskun…

Yazının Devamını Oku

Çevre ve doğa uyarıyor

Yaşlı dünyamız bugüne kadar nice badireler atlatmış. Yaşadığımız coğrafyada son büyük felaket Nuh Tufanı olmuş.

6 bin yıl önce gerçekleşen bu hadise önce Sümer tabletlerinde belirtilmiş, sonra Tevrat’ta, daha sonra da Kuran’da yer almış.
Tufanın nasıl ve nerelerde olduğuna dair yapılan bilimsel araştırmalar halkın ilgisini çekmeye devam ediyor.
Nuh’un gemisi haberleri dikkatleri daha çok çekiyor. Ağrı dağında mı, Cudi dağında mı? Yoksa Irak’ın bir şehrinde mi?
Kalıntılar, anlatılar, efsaneler birbirine giriyor… Gemi Ağrı’da mı acaba?..
*
Sular yükselmiş. Dev dalgalar olmuş, yükselen sular her yeri yutmuş. Nuh peygamber gemisine aldığı hayvanlarla suların çekilmesini beklemiş. Beş altı ay süren bu yolculuk geminin bir dağın tepesinde karaya oturmasıyla sona ermiş. Hayat yeniden başlamış.
*

Yazının Devamını Oku

 Kurallara uymayan kimler?

Komşularımız dahil çok ülke 2019 yılının Kasım, Türkiye ise Mart ayından itibaren Korona virüs salgını ile mücadele ediyor.

20. yüzyılda 50 milyondan fazla insanın ölümüne yol açan İspanyol gribine göre çok hafif görülse de dünya yeni bir bulaşıcı hastalık ile karşı karşıya kaldı.
540 bin kişi yaşamını yitirdi.
Bizde 5 binden fazla can kaybettik.
Kayıpları sayılarla izah etmek acı verse de başka türlü olmuyor…
Henüz trafik kazalarında bir yılda kaybettiğimiz 6-7 bin sayısına ulaşamadık!..
Dünya Sağlık Örgütü, ‘Pandemi’ ilan ettikten sonra başetmeyle ilgili güncelleyerek protokoller yayınlıyor.
Haliyle ülkelerin mücadele yöntemleri de birbirine benziyor.

KORONA VİRÜSLE MÜCADELEMİZ

Yazının Devamını Oku

Srebrenica Çiçeği'ni soldurdular

On gün sonra tarihe ‘Srebrenica katliamı’ olarak geçen bir mezalimi konuşacağız.2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan en büyük Müslüman katliamı olarak hafızalarda yerini alan caniliği hatırlayalım o zaman.

Yugoslavya’nın 1992’de dağılmasının ardından Balkanlar yine kan gölüne dönmüştü.
Hırvatlar, Sırplar, Boşnaklar ve Arnavutların ateş çemberine düştüğü doksanlı yıllardı…
1995 yılında Bosna Hersek’in Srebrenica (Srebrenitsa) kasabasında yaşayan Boşnakların Sırp askerleri tarafından canice katledilmesi ülkemizde de derin üzüntülere neden olmuştu.
Birleşmiş Milletler gözetiminde silahtan arındırılan ve Hollandalı askerlerce korunan ‘toplanma bölgesi’ Sırp asker ve milislerine teslim edildi. Sırplar da sayısı kesin olarak bilinmemekle birlikte silahsız ve savunmasız durumdaki 14-70 yaş arası 13 binden fazla erkeği öldürdü.
Cesetler ağaç kesme hızarlarıyla paramparça edilerek ’meçhul’ toplu mezarlara gömüldü.
Hala Boşnaklardan geriye kalan bir diş, bir kemik parçası aranıyor, bulunanlara DNA testleri yapılıyor ve kimlikleri tespit ediliyor.
Srebrenica katliamı dışında da Boşnak-Sırp savaşında binlerce Müslüman daha katledildi.

SREBRENİCA ÇİÇEĞİ

Yazının Devamını Oku

Haziranda gözyaşı döktüren sel

SEL ve haziran kelimeleri yan yana gelir miydi?Gelmezdi ama geldi ve 6 kişi yaşamını yitirdi.

 Sağanak yağış 21 Haziran günü Kestel, İznik, Orhangazi, Osmangazi ve Yenişehir ilçelerine bağlı Dudaklı, Aksu, Kayacık, Narlıdere, Seçköy, Yenisölöz, Bayırköy mahallelerinde etkili oldu.
*
Aşırı yağmur sel felaketine dönüşerek evleri yıktı, çatıları çökertti; eşyaları, traktörleri, otomobilleri, tarım aletlerini sürükledi, ağaçları, direkleri ve çitleri yerlerinden söktü. Her şeyi önüne kattı, yolları kapattı.
Yağmur, 15-20 dakika içerisinde hayatı felç etti.

YAZ GÜNÜ SEL

Yılın en uzun günü, yaz ‘gündönümü’ olarak bilinen 21 Haziran’da Bursa böylesi bir acı yaşadı.
Evinden çıkamayan engelli bir yurttaş ile dere yatağındaki evde yaşayan beş kişi yaşamını yitirdi.

Yazının Devamını Oku

Çorum aslanı leblebi yer mi?

Haberler üst üste gelmeye başlayınca ben de meraklandım, Çorum’da köylünün kayıp hayvanlarını Çorum Aslanı mı götürdü?

Köpekleri Çorum Aslanı mı parçaladı?
Köylülere göre evet, aslan parçaladı!
*
Boş verdim pandemiyi COVID-19’u, işsizliği, ekonomiyi, dövizi faizi açılalım şöyle yurdumun dağlarına, düşelim aslanların peşine…
Aslan hepsinden daha zararsız!..

ÇORUM ASLANI PARÇALAR

Görenler, duyanlar konuşuyor ve anlatıyor, gazeteler yazıyor, televizyonlar yayınlıyor. Mevzuu ‘Çorum Aslanı.’

Yazının Devamını Oku

Pazar ve pazarcıda hile olur mu?

Halkımız pazardan alışveriş yapmayı seviyor. Ben de seviyorum.Daha çok kendi yetiştirdiğini satan emekçileri tercih ediyorum.

Yaşlı genç, kadın erkek fark etmiyor, yetiştirip kasanın üzerine koymuşsa ona uğruyorum. Bir iki laf ediyor, hal hatır da soruyorum.

Maydanozu, naneyi, domatesi, biberi, soğanı, dutu, kirazı, ne getirmişse, alnının teri, elinin nasırı neye değmişse ondan alıyorum...
Tavsiye ederim.

*

İlçe pazarları bu bakımdan çok daha güzel.
Üzülmezsiniz, ‘namuslu satıcılar’ çok sayıda...
Yenişehir ve Orhaneli pazarlarında ürünü yetiştiriciden, köylüden alıyorsun, o güne denk gelmeyi şans olarak görürüm.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 bile meteoroloji aşkımızı yok edemez.

Havalar bozuk mu bozuk. Yaz dedik ama kış çıktı, soğuk...

Haziran ayındayız.
Eskilerin ‘kiraz ayı’nı seviyorum, seviyorum bu vakt-i zamanı.
Bursa’da henüz yaz başlamadı diyebiliriz, donuyoruz.
Bahar yağmurlarının yaza sarktığını görüyoruz.
Hem iyi, hem kötü…
İyi, çünkü barajlarımız boştu, doldu.
Kötü, çünkü sebzeleri kırdı, çiçeklerini döktü, çürüttü. Kaç gündür süren aşırı yağış cevizi, elmayı, armut ve şeftaliyi döktü dalından. Ciddi zararlar verdi.

Yazının Devamını Oku

Normalleşme çabaları cesur adımlar

Dünya devlerinin oynadığı satranca dahil değilken şimdi ülke olarak zor telafi edilir bedeller ödüyoruz.

 

Yaşlıların ve gençlerin içeride, diğer yaş grubunun dışarıda kalması, hafta sonları ve bayram günleri gelen sokağa çıkma yasağının devam etmesine, koronavirüs pandemisi için bir mücadele ve korunma metodu olmasına itirazımız yok.
Ama kabul edelim ki, hem kafalar karışık, hem yasak trafiği karışık.
Açık alanlarda yürüyüş yasak, çarşı pazar ve AVM’lerde dolaşmak serbest!..
İlginç...

*

Herkes canını koruma derdinde.

Yazının Devamını Oku

19 Mayıs ve tarihi geçmiş tartışmalarda boğulmayalım

Bir haller oldu bize.

İfrat ve tefrit arasında bocalıyor, 70 yıl öncesinden başlayarak 100, hatta 200 yıl geriye giderek tarihe mal olmuş hadiseleri canhıraş bir şekilde tartışıyoruz.

AKLISELİMİ KAYBETMEK

Bunu da sükûneti, aklıselimi ve orta yolu kaybederek yapıyoruz.
Ya gereğinden aşırı ya da çok yetersiz tutum ve tavırlar alıyoruz.
Abartıyı ve görmezden gelmeyi seviyoruz efendim!..
*
Sevmek ne ki… En masum, en basit bir konuda bile birbirine giriyoruz.

Yazının Devamını Oku

Halk ‘EvdeKal’dı, Meyra arazide ağaç kesti

Dünya bir anda yontulmuş taşlarla dolduğu için yontma taş devrine, cilalı taşlarla dolduğu için de cilalı taş devrine girmedi tabii ki…Bilinen o ki Milattan Önce 8000-5500 yılları arasında ki zamanlara göre hem daha sert, hem de daha düzgün taş aletler yapılmış, sonrasında da topraktan veya kilden yapılan kaplar ateşte pişirilmiştir. Bu dönem taş devridir…

Çağ açmak, çağ kapamak da kale kapısı açıp kapamak değildi elbet!..
Burada medeniyet farkı öne çıkar.
Bu zaman eşiklerinin nasıl oluştuğu ile de ilgilenmiyorum.

KORONAYLA GELEN

Yaklaşık altı aydan beri neredeyse tüm ülkeler koronavirüs salgını ile uğraşıyor.
Pandemi, ölüm, hastalık, pozitiflik, test, bağışıklık, entübe, yoğun bakım, karantina, izolasyon, sosyal ve fiziksel mesafe, maske, eldiven, tulum, dezenfektan, çamaşır suyu, sabun, su, el yıkama, hijyen, temizlik, öksürük, hapşırık, ateş, solunum sıkıntısı, 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı, şehirlerarası seyahat kısıtlaması, camilerin kapanması, minarelerden yükselen selalar, ekonominin çöküşü, işsizlik, durgunluk, kapanan işyerleri, keyifsizlik, gibi bir sürü şey.
Birkaç ay içerisinde bunların fazlasını yaşayan dünya artık eskisi gibi yoluna devam edebilir mi?

*

Yazının Devamını Oku

Allah rızası için Diyanet yap bir himmet

Bazı zamanlar vardır ‘vererek’ yücelirsiniz.Şimdi öyle bir andayız.

Efendim Şehreküstü meydanında İl Müftülüğü vardı. 40 yıldan fazla bir sürede burada hizmetlerini sürdüren Bursa İl Müftülüğü’ne Yalova yolunda çok büyük ve değerli hazine arazisi tahsis edilerek muhteşem bir bina yapılmıştı.
Geniş, ferah, estetik, saray gibi bir bina 2017 yılında faaliyete geçmişti.

MEYDAN GENİŞLESİN

Bursa’nın tam merkezinde, tarihi bir alanda kalan eski bina ise kısa bir süre önce yıkıldı.
Yıkılır yıkılmaz bir tartışma başladı; yıkılan bina arazisine yeni bir yapının yapılmasın, Şehreküstü Meydanı genişlesin…

*

Aslına bakılırsa bu arazi meydana eklenirse meydan daha ferah, bina yapılırsa fırsat kaçırılmış olacak.

Yazının Devamını Oku