GeriDr. Hüseyin H. SERDAR Lokanta yasak, kongre serbest! 65 yaşa özgürlük
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Lokanta yasak, kongre serbest! 65 yaşa özgürlük

Bir yıl önce Dünya Sağlık Örgütü-WHO yaş dilimlerini yeniden düzenledi. Buna göre;

-0-17 yaş: Ergen
-18-65 yaş: Genç
-66-79 yaş: Orta yaşlı
- 80-99 yaş: Yaşlı olarak kabul ediliyor. 100 ve üzerini de artık ileri yaşlı sayalım gitsin.
Ancak DSÖ 65 yaş’ı hala genç olarak görüyor.

ÖMÜR UZUYOR

Lokanta yasak, kongre serbest 65 yaşa özgürlük

Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri yaşam sürelerini belirliyor.
‘Ortalama ömür’ gelişmiş ülkelerde 75-85, bizde de 71 yaş sınırına geldi. Ölüm yaşı erkeklerde 67’ye, kadınlarda da 74’e yükseldi.
TÜİK ömrümüzü uzattı…
*
Kalite ‘doğumda beklenilen yaşam süresi’ni arttırıyor. Memleketimizde doğumda beklenen yaşam süresi erkekler için 76, kadınlar için 81 yıl.
Yurdum insanı yaşasın arkadaş…
*
Yaşlılık genetik yapı, yaşam tarzı ve kronik hastalıklar gibi değişkenleri kapsıyor. Karmaşıktır, yaşlılık kronolojik, fizyolojik ve sosyal yaşlanma kavramlarıyla tanımlanıyor.
Kronolojik takvim yaşına dikkat ederek sağlıklı, uzun, mutlu ve huzurlu yaşamanın yolları aranmalı.
‘İyilik hali’ parayla pulla satın alınamıyor, istemekle, gayretle ulaşılabiliyor. Buna ulaşan gelişmiş toplumlar ‘ihtiyarlık’ sözcüğünü kullanmıyorlar.

ÖNLEMLER VE 65 YAŞ

Metro, metrobüs, otobüs, minibüs, dolmuş yasağı, hafta sonu yaptırımları ve sokağa çıkma kısıtlılığı uygulanan 65 yaş zor durumda…
65 yaş üstü ve 20 yaş altına getirilen COVID-19 önlemleri ne kadar gerçekçi?
Halk sorguluyor!..
Bu yaş grubu insanlar üretkenliklerini hala sürdürüyorlar, faaller.
Yaşam kavgası yapıyorlar, çalışmaya ihtiyaçları var.
*
65 yaş sınırı nasıl tespit edildi?
Kamu çalışanlarımız 65 yaşını doldurduklarında zorunlu olarak ‘yaş haddinden’ emekli edilirler.
Sokağa çıkma kısıtlılığı buradan mı geliyor?
Kim belirledi bunu?
Bilim Kurulu mu?
Peki bilim kurulunda 65 yaş üstü hocalarımız var mı?..
*
O zaman hatırlatalım!
İstedikleri takdirde üniversitelerimizin öğretim üyeleri 75, din görevlilerimiz 67 yaşını doldurana kadar görev yapabilirler...
*
Yurttaşlarımızı kısıtlamadan kurtaralım. Önlemeleri yeniden gözden geçirelim, bir formül bulalım.
Sağlıklarını, yani iyilik hallerini korumak için sokağa çıkmalılar, yürümeliler, hayatlarını sürdürebilmeleri için de çalışmaya ihtiyaçları olduklarını unutmayalım.
65 yaşa özgürlük!

FARKLI STANDARDLAR

Canından ve sağlığından kaygı duyan vatandaş COVID-19 önlemlerini önemserken, “maske, mesafe, temizlik” sloganıyla özetlenen yasaklara ve kısıtlamalara uymayanlara para cezaları kesilirken, farklı yaptırımlar uygulanırken parti kongrelerinin yapılması eleştiriliyor.
*
Lokantalar, çorbacılar, pizzacılar, köfteciler, pastaneler, börekçiler müşterilerini 20-30 dakika dükkanlarında oturtamıyorlar.
Parti kongrelerinde maske-mesafe-temizlik’in ruhuna fatiha okunarak saatlerce yan yana durulabiliyor ama müşteriler dükkanda oturamıyorlar!
Önlemleri uygulasınlar ve işlerini yapsınlar...
*
COVID-19 dünyada ve ülkemizde sağlık sorunundan farklı boyutlara gidiyor; ‘aş, iş ve geçim’ toplumsal yıkıma doğru ilerliyor. Sosyo-ekonomik sorunlara karşı yönetim daha etkili bir bakış geliştirmeli.

KATİP YAZ YARE BÖYLE

“Katip yaz yâre böyle” isimli makalemde birçok mesleğin bittiğini, arzuhalciliğinde sona ermek üzere olduğunu, Avukatlık Kanunu’nun bunu zorunlu kıldığını ifade etmiştim.
Diğer illerde olduğu gibi çalışma ve evlerine ekmek götürme mücadelesi veren, zaten topu topu beş kişi kalan bu arzuhalcilerin seslerini ve taleplerini yansıtmıştım. Ve konunun kanun gereği sıkıntılı olduğunu da belirtmiştim.

ARZUHALCİLİK VE BARO

Bursa Barosu başkanı sayın Av. Gürkan Altun konuyla ilgili açıklama gönderdi. Özetle; Anayasamızın ikinci maddesinde yazılı “sosyal devlet” vurgusunun yerini bulması için çaba gösteren Bursa Barosu, günümüz koşullarında hiçbir yurttaşın aç ve açıkta kalmaması, sosyal adaletin sağlanması için de mücadele etmektedir tespitiyle “arzuhalcilik” mesleğinin, günümüz modern yaşamıyla uyumlu olmadığını ve ne yazık ki “nostalji” olarak anılmaktan öte gitmeyeceğini kabullenmemiz gerekmektedir. Bu nedenle, öncelikle Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesini hatırlatmamız elzemdir: “Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek, mahkeme, hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek, yalnız baroda yazılı avukatlara aittir hatırlatmasını yaptı.

BARO YOKSULLARI DA KORUR

Sayın Altun “Yoksul yurttaşların adalete erişim kolaylığı ve maliyeti konusundaki yakınmalara karşılık olarak da şunu ifade edebiliriz. ‘Adli Yardım’ müessesesi baroların uhdesindedir. Hak aramaya çıkan ve avukat tutmaya gücü olmayan yurttaş, her ilde baroların adli yardım birimlerine başvurarak avukat talep edebilmekte, ücreti de devlet tarafından karşılanmaktadır” dedi.
*
Evet, maalesef bazı meslekler nostaljiden ibaret olacaklar…
Yoksul vatandaşlarımızın adalet sarayındaki Baro Adli Yardım Birim’ne müracaat ederek “ücretsiz” olarak avukat talep edebileceklerinin hatırlatılması yurttaşlara iyi gelecek.

İLETİŞİM LİDERİ YUSUF ZİYA YÜCE

Lokanta yasak, kongre serbest 65 yaşa özgürlük“Basın Dostu 50 İletişim Lideri” belirlendi.
Business Life İş Hayatı ve Ekonomi Dergisi’nin geleneksel hale getirdiği “Basın Dostu 50 İletişim Lideri” 2020 yılı araştırmasının sonuçları yayınladı.
Ulusal ve uluslararası faaliyetleriyle bilinen holdinglerin kurumsal iletişim yöneticileri arasından 78 ekonomi gazetecisinin tespitleriyle, Vahap Munyar, Dr. Fatoş Karahasan, Jale Özgentürk Altunay, Salim Kadıbeşeğil, Seyfettin Bayram, Şelale Kadak ve Volkan Akı’dan oluşan Jürinin görüş ve oylarıyla iletişim liderleri belirlendi.
Basın Dostu 50 İletişim Lideri listesine derginin Ocak-2021 sayısına www.businesslife.com.tr ‘den ulaşabilirsiniz.
*

Yusuf Ziya Yüce, Limak Enerji kurumsal iletişim direktörü olarak Bursa’da görev yapıyor. Seçilmesinin anlamı diğer 49 iletişim liderinin görev yaptığı firmaların genel müdürlükleri ve yönetim merkezlerinin İstanbul’da olmasıyla önem kazanıyor.
Listeye baktığımda seçilenlerin tamamı tartışmasız ağır profesyoneller, belirleyici jüri ise bilinen isimler…  
Etkin iletişimiyle Bursa basın camiasında özel bir yer edinen ve ‘doğru bilgiyi aktarabilmek için basın ile ortak çalışmak şart, güney Marmara bölgesinde yerel ve ulusal basın ile iletişimimizi aralıksız sürdürüyoruz’ diyen genç dostumuz Yüce aynı zamanda Medipol Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak kurumsal iletişim ve pazarlama dersleri de veriyor.
Bursa’ya ve Limak Enerji’ye değer kattığını düşünüyor, kendisini kutluyorum.

X

Sıfır atık, sıfır çözüm olmamalı..!

Toprağın, suyun ve havanın kirlenmemesini sağlamak devletin asli görevleri arasında. Anayasamıza yazmışız bunu.

56. maddesinde ‘sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması’ ile ilgilidir demişiz ve; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” diye de lafı çakmışız. 

Ödev!.. Devlete ve vatandaşa birlikte yüklenmiş. 
Çevrenin geliştirilmesi, çevre sağlığının korunması ve kirlenmesini önlemek işinin yerine getirilmesi veya yapılması kişinin vicdanından doğar.  
Yasa açısında da gerekli ve zorunlu görülen bu durum ‘iş ve davranış olarak’ devlete yüklenmiştir. 

DOĞAYI KORUMADA ROLLER 

Ödevin yerine getirilmesinde, işin gerçekleştirilmesinde roller sırasıyla şöyle paylaşılıyor; 

Yazının Devamını Oku

  Türk tipi pandemi yönetimi

 Haritalardaki kıpkırmızı hallerimize bakmayın, aslında ‘salgın böyle yönetilir’ diye ders veriyoruz dünyaya...  Büyük bir gururla buna ‘Türk tipi salgın yönetimi’ diyebiliriz!  

Birçok şeye ‘Türk tipi’ demeye nasılsa alıştık, mesela ‘Türk tipi başkanlık sistemi’ gibi. 
Hala yerli yerine oturmasa da, giderilemeyen bir takım eksiklikleri ve tıkandığı yerler olsa da sonuçta ‘Türk tipi’, bizim icadımız… 

AKIL, BİLİM VE PANDEMİ 

Pandemiyle mücadeleyi deneme yanılmayla sürdürüyoruz. 
Bilim Kurulunun bu süreçte çok etkin olduğunu iddia etmek yanıltıcı olabilir. 
Önlemler vatandaşlara güven vermedi, vermiyor. 

Yazının Devamını Oku

Kadrolu sorunumuz Yenişehir Havalimanı  

Dönüp dolaşıp yine havaalanından uçak kaldırma, sefer düzenleme mevzusuna geldik. 

Efendim;
Bursa’mızın Yunuseli Havaalanı varken zamanın rantçıları tarım kenti Yenişehir ilçemizden toprak toplamaya başlamışlar, sonra da kentin turizmini, sanayisini, ekonomisini uçurtmak propagandasıyla 1944 yılından beri askeri üs ve havaalanı olarak kullanılan tesislere ilave pist ve donanımlar yapılmasını teşvik etmişler. 
Pistler yapılmış. 
2001 yılında da “askeri - sivil havaalanı” olarak yolcu taşımacılığına başlamış. 

İLK AÇILIŞ TÖRENİ 

Bursa Yenişehir Havalimanı’nın açılışı için yapılan sade törene ben de katılmıştım. 

Yazının Devamını Oku

Aklıma gelen başıma geldi; Evrene mesaj verdim 

Biraz moda deyimle evrene mesaj verirken dikkatli olmalı. Ya mesaj vermeyeceksin ya da verdiğin mesajın sonucuna katlanacaksın. 

Mutlu, sağlıklı, huzurlu, şanslı ve başarılı insanlar nasıl düşünürler, nasıl dilekte bulunurlar meselesi ince bir konu. Sanırım onlar iyimser olmayı, pozitif ve olumlu düşünmeyi alışkanlık haline getirmişler. 
Yaşamda karamsarlığa yer vermemeli. 
Hayata olumlu bakan insanlar genellikle; 
Strese girmez. 
Sakin olur. 
Mide krampları olmaz. 

Yazının Devamını Oku

Kadına şiddet sürerken iyi olamayız!

Bu hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nü konuştuk. Ardından Pandemi yasakları ve vakaların artışı, işsizlik, geçim sıkıntısı, paramızın yabancı paralar karşısında yine değer yitirmesi geldi. 

Karanfiller dağıtıldı, süslü açıklamalar yapıldı. 
Çentikli günlerden olduğu için rutine bağlanan konuşmalar, kutlamalar, anmalar, yer yer de protestolar yapıldı. 
Şunu söylemeliyim ki Türkiye’de “kadın meselesi” politikacıların propaganda malzemesi olmamalıdır. 
Toplumsaldır, geniş ve derin, köklü bir sorundur.  
Kadın için dezavantaj olan konuların düzeltilebilmesi için uzun süreli ve istikrarlı süreçlere ihtiyaç vardır. 

Herkesin kafasında farklı kadın olgusu var; 

Yazının Devamını Oku

Yeni kontrollü normalleşme etik davranışlar

İnsanlık son bir yıldır ruhen, bedenen ve sosyal yönden büyük bir çöküntü yaşıyor. İnsanlığın sağlığı bozuk. 

Dünyanın dört bir köşesi Covid-19 salgınından az veya çok etkilendi. 
‘Birlikte Türkiyeyiz’, ‘Biz Türkiyeyiz’ ve ‘Biz bize yeteriz’ sözleri kulağa çok hoş geliyor. 
Keşke öyle olsa… 

İYİ DEĞİLİZ 

İyi değiliz. 
Hekim olarak söylüyorum bunu, iyi değiliz!.. 
Virüs ve hayat pahalılığı, 

Yazının Devamını Oku

Kim engelli olmak ister

El kol, ayak bacak, kafa kalça. Kıran kırana… On günce yağan kar yolları kapatıp trafiği, ulaşımı kilitlemeye yetti. Hazırlıksız mıyız, yoksa gamsız mıyız bilemiyorum. 

Hastane acilleri buzda düşüp yaralananlar ile doldu. 
Kırıklar, çıkıklar. 
Yaralananlar ölenler. 
Alçılar, ateller, askılar. 
Koltuk değnekleri, tekerlekli sandalyeler. 
Sedyeler, ambulanslar, tabutlar… 

Yazının Devamını Oku

Kar yolları kapadı YSİ niye kapatıldı?

Bekliyorduk.Hem de dört gözle, hatta mecburduk.Barajlar alarm veriyordu.Su kaynaklarımız hızla tükeniyordu.Özellikle yeraltı suyu... Çekildikçe çekilmişti.

Bursa ovalarında 20 yıl önce 30-40 metreden gürül gürül çıkan su, son yıllarda ancak 140-150 metrelerde yakalanıyordu.
Durum o kadar kritik yani.
Yeraltı suyunu da hoyrat ve kontrolsüz kullandık.

SU KAYNAKLARINA DOKUNMA

Su kaynaklarına doğrudan müdahale etmemek gerek. Dokunulacaksa uygunsuzluk yapanlara dokunulmalı!..
- Ruhsatlı ya da ruhsatsız açılan kuyular,
- Bilinçsiz tarım sulaması,

Yazının Devamını Oku

Bir yanda lodos, diğer yanda virüs

Kaç gündür tüm kuvvetiyle esen rüzgar sinirlerimizi bozmaya devam ediyor. Lodosun Bursa ve bölge kentler için özel bir yeri var.  

Birkaç gün estirdiğinde havayı tertemiz edip manzarayı güzelleştirir. Görüş açımızı genişletir. 
Dağlarda zar zor biriken karları eritiyor.  
Gözüm Uludağ’ın yamaçlarındaki beyazlıklarda; ama günbegün eriyip kayboluyor. 
Çatılar uçuyor, kiremitler savruluyor, ağaçlar kırılıyor, birçok şey oradan oraya savruluyor… 
Tabii bir de uyutmuyor… 

SESSİZ ÖLÜM 

Lodos Bursa için ‘sessiz ölüm’ demektir. 

Yazının Devamını Oku

Camiler, kubbeler, minareler ve bitmeyen onarımlar

Marmara bölgesi kentlerinde geziyorum. Tatil gezisi değil, işlerimi hallettikten sonra dünya gözüyle sağı solu dolaşıyor, görüyor, anlamaya çalışıyor ve fotoğraflıyorum.Gezme, görme, öğrenme, fotoğraflama ve yazma tarifsiz bir keyif.

Yıkılmış, viraneye dönmüş bir evin önünde durup, bir zamanlar oradaki canlılığı, sevinçleri, hüzünleri hayal edip fotoğraflayıp oradan ayrılmak… Ayrılsanız bile aklınız orada tutuklu kalıyor.
Malikhane, yalı, saray,
Cami, türbe, han, hamam, kervansaray, köprü,
Çeşme, sarnıç, şadırvan,
Kilise, havra,
Mezarlık, kabir,
Çarşı, pazar,

Yazının Devamını Oku

Kâtip arzuhalim yaz yare böyle… 

Tarihte sert uygulamalara başvuran Hızır Paşa’ya isyanını dile getiren Pir Sultan Abdal’ın ‘Katip arzuhalim yaz Şaha böyle’ eserini yıllar sonra düzenleyip seslendiren Aşık Veysel‘in seslendirdiği türkünün TRT denetiminden geçmesi zordu. Dize değiştirilip ‘Katip arzuhalim yaz yare böyle’ yapılmış, engel aşılmış. Katip arzuhalim yaz yare böyle… 

Arzuhalci kimdir? 
Adliye, kaymakamlık, valilik, belediye, tapu gibi devlet dairelerine ya da özel kişilere başkaları için mektup veya dilekçe yazandır.
Şikayet, itiraz, istek… 
‘Bir masa, bir daktilo’ olarak gördüğümüz arzuhalcilerin hikayesi eskidir. 
Osmanlı’ya dayanır.  
1762 yılında padişah fermanıyla usule bağlanır. Loncası oluşturulur. 

Yazının Devamını Oku

Kömürün var mı ısınacak?

Kuraklığı konuşuyoruz. Barajların dibi göründü, göletler kurudu. Derelerin suyu çoktan çekilmişti…

Susuz bir sonbahar yaşadık. 
Bu kış da sıcak ve yağışsız geçiyor. 
Güneyi kuzeyi, doğusu batısı her bölgesiyle Türkiye yağmur bekliyor. 
Pandemi, ekonomi, bir de yağışsız mevsimi konuşuyorduk kaç gündür. 
Yüce Tanrı acıdı da yağışları gönderdi. 
Teşekkür ederiz. 

YOKSULLAR ÜŞÜR 

Şiddetli kar yağışında, sağanak yağmurlarda, iliklerimizi donduran ayazlarda fakirleri ve yoksulları düşünürüm. 

Yazının Devamını Oku

Koza Han ve tarihi eserler hepimizindir 

Günün ihtiyaçlarını karşılamak gerekiyordu. Sultan 2. Beyazıd ferman eyledi, mimar Abdülula Bin Pulat Şah işe koyuldu, 1489 da başlanan Koza Han 1491 yılında tamamlandı. 

530 yıl önce iyi bir mimar, çalışkan ve yetenekli ustalar, kalfalar ve işçilerin emekleriyle inşa edilen, ipekböceği kozasının alınıp satıldığı ticaretinin döndüğü, konaklamaların yapıldığı eser günümüze kadar ufak tefek onarımlarla geldi. 
Taş gibi bir eserdir Koza Han. 

Hanlar o günün ticaret merkezleri. 
Tüccarlar, yolcular konaklar, kervanlar, develer, atlar bağlanır, mal alınır satılır, yenilir içilir… 
Ticaret merkezi işte… 

Hanın üst ve alt katları bir medeniyetin hayata bakışını yansıtır.  

Yazının Devamını Oku

Hoşgeldin 2021, Bursa Hürriyet çizgisi

Yeni yıla girdik. İyi seneleriniz olsun sevgili okuyucularım. Ben de yılın ilk yazısını yazıyorum, ama kolay olmuyor!

Öyle bir yılı geride bıraktık ki tek kelimeyle felaketti. 
2020 soğuk algınlığı, nezle, grip şikayetleriyle başladı. 
Türkiye gripten kırılırken dünya da koronavirüsü konuşuyordu. 

KITADAN KITAYA PANDEMİ 

2019 ‘un Kasım, Aralık aylarında Çin’de yarasadan, yılan çıyandan insana bulaşan, sonra da insandan insana, devletten devlete, coğrafyadan coğrafyaya, kıtadan kıtaya yayılan virüs Türkiye’ye değmeden geçiyordu. 
Koronavirüs yakın komşularımız Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Rusya, İran, Irak, Suriye’de can almaya başlamış ama bize bulaşmamıştı! 
İtalya, Avusturya, Almanya, İngiltere, Fransa, Polonya, Avusturalya, Amerika ve Kanada da vardı ama o lanet virüs Türkiye’de yoktu! 

Yazının Devamını Oku

Hüzün yılı, Eyüp sabrı

Zor zamanlardan geçe geçe geldik yılın son gününe. Hastalık, ölüm, karantina, izolasyon, sokağa çıkma yasağı, yaş kısıtlılığı, seyahat engelleri, ticari hayatın yavaşlaması, iflaslar, işsiz kalanlar, geçim sıkıntısı gibi durumlar içimizi acıtıyor. 

Çok büyük can kayıpları verdik, vermeye devam ediyoruz. 
Hüzün yılı diyelim en iyisi bu yıla. 
Hüzün yılı… 


Başımıza pandemi geldi.  
Madem geldi başa katlanmalıyız dostlar. 


Yazının Devamını Oku

2021’e sayılı günler kaldı

2021 ‘e sayılı günler kaldı. Tam tamına yedi gün. Koca bir hafta. Girince ne olacak sanki! Belli değil… 

Nasıl bir yıl olacak acaba, merak ediyor musunuz? 
Mesela bu yılı bile arar mıyız? 
İnşallah öyle bir şey olmaz… 
Yine de ihtiyatlı olmalı. 
Boşuna mı demiş eskiler, ‘gelen gideni aratır!’ diye… 

Koca bir hafta var demiştim. 

Yazının Devamını Oku

Kar Bursa’ya Bursa kışa yakışırdı

Bu günlerde şehir boydan boya beyaza boyanır, kiremit kırmızısı çatılar bir süre kaybolur, bacalarından yükselen dumanlar izlenirdi.  

Geçmiş yılların destansı hikayelerini fısıldayan heybetli Çınarları, mezarlıklarda yükselen selvileri, tarihimizin şahitleri Muradiye ve Yıldırım külliyeleri, Yeşil Türbe, Ulucami, Emirsultan, Üftade, Murat Hüdavendigar camileri beyaza bulanır, çatılardan mızrak gibi sarkıtlar sallanır, daracık sokaklar kapanırdı. 
Mahallenin düşkünleri, yoksulları, hastaları, ihtiyarları, yalnız yaşayanları korunur, gözlenir, ihtiyaçları giderilirdi.  
Tıpkı sokak kedileri, köpekleri ve kuşların merhametli Bursalılar tarafından kollandığı gibi... 

KAR VE BURSA 

Çekirge, Muradiye, Pınarbaşı, Tophane, Hisar, Yeşil, Işıklar’dan ne muhteşem görüntüler yansırdı... 
Hele hele Uludağ’ın yamaçlarına yaslanan o yorgun orta sınıfın gariban ama vakarlı mahalleleri Alacahırka, İvazpaşa, Mollafenari, Kuştepe’nin büründükleri harika manzaralar... 

Yazının Devamını Oku

Can pazarı prosedür, kural tanımaz

Böylesine büyük ve yaygın bir acı yaşamamıştık. Hastalık ve hastalanma korkusu sarmış her yeri. Ölümler, ölüm ilanları, ıssız ve cemaatsiz cenazeler. Sanal taziyeler. Matem havasındayız… 

Yaşama, umuda dair ne varda hepsi örselendi.  
Kapanan iş yerleri, iflaslar, işsizlik, geçim sıkıntısı. 
Ekonomik durgunluk ve kriz...  
Eğitimden ulaştırmaya, tarımdan hayvancılığa, imalattan ticarete her sektör derin sıkıntılar içinde kıvranıyor. 
Sağlık… 

Kora kor bir mücadele içerisindeyiz. 

Yazının Devamını Oku

COVID fırsatçıları

Aylardır yazıyorduk, çiziyorduk.  Diyorduk ki; “devlet yalan konuşmaz, ama Sağlık Bakanlığı aylardır eksik bilgiler yayınlıyor.” Böyle diyorduk. 

Kızıyordular bize… 
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar misali sorumluluğu gereği halkı aydınlatan hekimler ve meslek örgütü alenen linç edilmeye çalışıldı. 
Neymiş halkı paniğe sürüklemek, kargaşa çıkarmaya çalışmak..! 

DOĞRUYU SÖYLEMELİ 

Şaşmamak gerek, pandeminin daha ilk günlerinde Çin’de virüs konusunda meslektaşlarını uyaran Dr. Li Venliang ‘a da hükümet ve sağlık bakanlığı soruşturma açtırmamış mıydı? 
Açtırmıştı… 

Yazının Devamını Oku