Dr. Gülseren Budayıcıoğlu
Dr. Gülseren Budayıcıoğlu
Dr. Gülseren BudayıcıoğluYazarın Tüm Yazıları

Gençlerimize sahip çıkalım

Çocuklarımız hep bizi örnek alır, zamanla da en çok bize benzerler. Çocuklarımızdan önce biz onlara saygı göstermeliyiz ki çocuklarımız gelecekte önce kendilerine sonra da başkalarına saygı duyabilmeyi, hakkı, hukuku, adaleti öğrenebilsin.

Haberin Devamı

SEVGİLİ Okurlarım,

Özellikle henüz 18 yaşını doldurmamış liseli gençlerimizin okulda birbirlerine acımasızca saldırmaları ve bu kavgaların cinayetle bitmesi, hepimizi endişelendiriyor. Bu yaşta birinin bunları yapması aklımıza öncelikle son yıllarda moda olan şiddet içerikli bilgisayar oyunlarını getiriyor. Bu tür yoğun şiddet içeren oyunlar gençlerimizin zihinlerini kötü etkiliyor, şiddeti merak ettiriyor, teşvik ediyor ve olağan hale getiriyor.

OYUNLARIN TÜRÜ NE

Bu nedenle çocuklarımızın bilgisayarda hangi oyunları oynadığını bizler mutlaka görelim, bilelim ve gerekirse buna engel olalım. Bilgisayarlar aslında bir yandan dünyayı gençlerimizin önüne getirdi. Hiç uğraşmadan istedikleri bilgilere ya da merak ettikleri her şeye anında ulaşabiliyorlar. Geçmişte bunlara ulaşmak hiç kolay değildi. Kütüphanelerde az mı dirsek çürüttük... Evlerimizde aradığımız her kitap bulunmazdı. Bizler ansiklopedi çocuklarıydık. Evde sorularımıza cevap bulabileceğimiz bir ansiklopedi varsa, kendimizi çok şanslı hissederdik. Çoğu zaman da ders kitaplarımızla yetinmek zorunda kalırdık.

Haberin Devamı

Bir yandan da bilgisayarlar gençlerimizi tembelleştirdi. Bir şeye erişmek için çaba sarf etmeleri gerekmiyor artık. Üstelik bilgisayar başında çok uzun süre oturduklarından zamanla hareketleri de azalıyor, tembelleşiyorlar, gözleri sürekli ışıklı bir panoya bakmaktan yoruluyor, doğru dürüst yemek yemek yerine atıştırmalıklarla idare ediyorlar. Bunlar da yetmezmiş gibi zamanla çocuklarımızda bilgisayar bağımlılığı gelişiyor. Derslerin yanı sıra bol bol spor yapmaları, sosyalleşmeleri, kendilerini geliştirici hobiler edinmeleri gereken yaşlar, bilgisayar başında heba oluyor.

Gençlerimize sahip çıkalım

Böyle de olsa bilgisayarlar bir kere girdi hayatımıza ve artık onları yok saymak mümkün değil ancak ailelerimiz bu konuda mutlaka uyanık olmalı. Gece yatmak üzere odalarına giren gençlerimizin çoğunun yataklarında bile bilgisayarları ellerinden bırakmayıp geç saatlere kadar uykusuz kaldıkları, okula çok yorgun ve uykusuz gittikleri de ayrı bir gerçek.

Haberin Devamı

İKİ GENCİN HAYATI SOLDU

Çocuk denecek kadar genç birinin, böyle ağır suçlar işlemesi, kendi yaşında birini öldürmesi, birini toprağa gömerken birinin de hayatını karartıyor.

Biliyorsunuz geçenlerde bir lisede, 17-18 yaşlarında iki genç arasında çıkan kavgada biri öldü, biri de cezaevine girdi. Şimdi onların ailelerini düşünüyorum da, iki tarafın da ocağına ateş düştü. Biri evladını toprağa verdi, diğeri de ömür boyu sürecek bir acının, bir utancın içine düştü. Evladının geleceği karardı, aileye kara leke sürüldü. Bunlar ailelerin başına gelen en büyük felaketlerden biridir.

Eskiden biz sabahları okula gitmek üzere evden çıkarken annelerimiz bizi “Aman kızım...” diye başlayan cümlelerle kapıdan uğurlardı. “Aman kızım dikkatli ol, caddeyi geçerken sağına soluna bakmadan geçme, kimseyle kavga filan etme, hanım hanım otur yerinde, sağ salim gel evine.” Umarım şimdi de anneler çocuklarını okula yollarken onları yine güzel cümlelerle, severek, sırtını okşayarak gönderiyorlardır.

Haberin Devamı

Ancak çocuğumuzda şiddet eğilimi var mı, yok mu, bunu en iyi aileler bilir. Bu çocuklar çoğu zaman evde de benzer davranışlar gösterirler. Çabuk kızar, bir şeyleri atıverir, fırlatıverir, seslerini çabuk yükseltir, en ufak engelde kapıları çarpar, evi terk eder ve yakınlarına yoğun tepkiler gösterirler. Bazen de bunun tersi olur, evde çok sakin, içe dönük, az konuşan bir çocuk, okulda aslan kesilir ve bu durum hem arkadaşlarının hem öğretmenlerinin dikkatini çeker. Okul idaresi bunu çoğu zaman ailelere bildirir.

HAFİFE ALMAMALIYIZ

Biz aileler çocuğumuzdaki bu davranış bozukluğunu asla hafife almamalıyız. Ergenlikten başlayarak çocuğumuzdaki davranış bozukluklarını iyi gözlemlemeli, ne yapıp edip onunla yakından ilgilenmeli, karşılıklı uzun uzun konuşmalıyız. Bir genci anlamak, onunla iyi bir ilişki kurabilmek her zaman zordur. Biz ailelere de işte o zoru başarmak düşer.

Haberin Devamı

Eğer çocuğumuzla ilişkilerde bir yerlere varamıyor, çocuktaki şiddet eğilimini durduramıyorsak, mutlaka psikiyatriden yardım almalı, kliniklere çocuğumuzu bizzat götürüp getirmeli, doktoru ve psikoloğu ile biz de ilişki kurmalı, yapılan önerileri dikkatle dinlemeli ve uygulamalıyız.

Eğer bir çocuk sahibi olmak istiyorsanız, bunun sorumluluğunu alıp alamayacağınızı çok iyi düşünmelisiniz. Artık o evde kendinizi asla özgür hissetmemeli, çocuğu olumsuz etkileyecek hal ve davranışlardan kaçınmalısınız.

Çocuklarımız en çok bizi örnek alırlar. Onlara ne söylediğimiz değil, onlara kendi üzerimizden nasıl örnek olduğumuz daha önemlidir. Onlar hep bizi örnek alır, zamanla da en çok bize benzerler. Çocuklarımızdan önce biz onlara saygı göstermeliyiz ki çocuklarımız gelecekte önce kendilerine sonra da başkalarına saygı duyabilmeyi, hakkı, hukuku, adaleti öğrenebilsin.

Haberin Devamı

Çocuklarımıza gösterdiğimiz ilgi her zaman çok önemlidir, onları gördüğümüzü, önemsediğimizi, bizim için çok özel olduklarını bilmeli çocuklarımız. Onlara her konuda baskı yapmak, ağır kurallar koymak, bu kurallara uyulmadığında onlara şiddet uygulamak, onları aşağılamak kadar, çocuğu her konuda özgür bırakmak da yanlıştır. Çocuğumuza hangi konularda müdahale edeceğimiz, nerede “Evet” nerede “Hayır” diyeceğimiz konusuna özen göstermeliyiz.

AZI KARAR ÇOĞU ZARAR

Aşırı ilgiyle çocuklarımızı boğmak, her konuda onlara müdahale etmek, onlara seçim hakkı tanımamak, aşırı bir düşkünlük göstermek de onları çaresiz bırakır. Eskiler buna “Azı karar, çoğu zarar” derlerdi. Çocuğa saygı göstermek, onun geleceği açısından çok önemlidir. Yediğine içtiğine, yemediğine içmediğine, giydiğine giymediğine, oturduğuna kalktığına çok müdahale etmek, onu korumak değil, çaresiz ve güçsüz bırakmak demektir.

Bir gencin o ailenin bir üyesi haline gelebilmesi için ailenin ona ufak tefek de olsa bazı sorumluluklar vermeye başlaması ve çocuğu bu konuda yüreklendirmesi gerekir. O aileye, o eve misafir gibi girip çıkan, her ihtiyacı başkaları tarafından karşılanan, aileye hiçbir katkısı olmayan gençler, hem o aile hem de toplum için her zaman sorun yaratır.

Her şeyden önce bu gençler kendilerine bile bakmayı bilmediğinden evden ayrıldıkları zaman sudan çıkmış balığa dönerler. Kendilerine hiçbir konuda güvenmez, bu güvensizlik duygusunu kabul etmek de onlara çok zor geldiğinden bunun tam tersi davranışlarda bulunurlar. Abartılı el kol hareketleri, çabuk öfkelenmeler, seslerini yükseltmelerle etrafa korku salarak asıl dertlerine çare ararlar. Asıl dertleri ise güvensizlik nedeniyle içlerinde oluşan korku duygusudur.

GÜVEN DUYGUSU

Güven duygusu sadece gençler için değil hepimiz için bütün duyguların anasıdır ve eksikliğinde hayat boyu bizi çok zorlar. Kendine güvenmek deyince bu söz önce hepimizi korkutur. Ne de olsa insanız, her konuda kendimize sonuna kadar güvenemeyiz. Güven duygusunun en basit tarifi, kendimize yetebilmek, değişen hayat şartlarına uyum sağlayabilmek, gerektiğinde tek başına kendi ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek, bu konularda kendimizi geliştirebilmek için çaba sarf etmektir. Bu duygu insanlara oturduğu yerde gelmez, kendimizi kendimize kanıtlamamız için çaba gerekir, fırsat gerekir.

Şiddetin boyutları artarken gençlerimize her zamankinden daha çok sahip çıkmalıyız.

SEVGİYLE KALIN

Sizler de bana gb@madalyonklinik.com adresinden ulaşabilirsiniz. Hoşça kalın, sevgiyle kalın.

Yazarın Tüm Yazıları