En güzel rehber

Maddi değerlerin ön plana çıktığı, manevi ve ahlaki değerlerin arka plana itildiği günümüz dünyasında huzur ve barış için güzel insanları çoğaltmak ve onların yolunu takip etmekten başka çare yoktur. Güzel neticelere güzel insanların rehberliğinde ulaşılır. En güzel rehber ise Hz. Peygamberdir. O, hayatın her kesim ve kademesinde en güzel örnektir. En güzel çoban, en dürüst tüccar, en ideal öğretmen, en cesur komutan, en vefalı dost, en şefkatli baba, en sevimli koca, en merhametli lider, en tarafsız hâkimdir.

Haberin Devamı

 

ÇOK küçük bir çocukken, öğrencilik yıllarımızda ya da meslek hayatımızın başlarında, örnek aldığımız, onun gibi olmak istediğimiz birileri mutlaka olmuştur. Onun gibi giyinmek, onun gibi davranmak, onun yaptıklarını yapmak, onun gibi görünmeye çalışmak, onun gibi başarılı olmak, onun gibi takdir edilmek, onun gibi sevilmek istediğimiz o kişi belki de hayatımızı etkileyecek en büyük etkenlerden biri olan idol kişidir. Peki, biz Müslümanlar kimi örnek alıyoruz? Çocuklarımız, gençlerimiz kimlere benzemek için heves ediyor? Bir kişiyi örnek alabilmek için onu tanımak, yaptıklarını bilmek gerekir.

MÜSLÜMAN’IN İDOLÜ

Biz Müslümanların idolü olması gereken Hz. Peygamber’i (sav) ne kadar çok tanır ve çocuklarımıza tanıtırsak, Kuran’ın olmamızı istediği insan tipine daha çok adım atarız.

Haberin Devamı

Bütün insanlığı terbiye etmek, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen Hz. Peygamber (sav) bu göreve Rabbi tarafından hazırlanmıştır. Zira Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi güzel yaptı” (Keşfü’l hafâ 1/170). Yüce Mevla da onu şöyle takdim etmiştir: “And olsun ki, Allah’ın Rasulü’nde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için en güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 21)

En güzel rehber

YAŞAMIN İÇİNDE

Maalesef Allah Rasulü (sav) ve ashabını zihnimizde çoğu zaman yalnızca ibadetle meşgul olan, mescitten çıkmayan insanlar olarak canlandırıyoruz. Oysaki Peygamber (sav) hayatın her alanında en güzel örnektir. Öğretmen, tüccar, komutan, aile reisi, devlet başkanı, hâkim vs olarak en ideal modeldir. Kolaylaştırıcı, müjdeleyici, uyarıcı, sevdirici olarak peygamberlik görevini ifa eden Efendimiz bütün söz ve davranışlarında en ideal rehberdir.

‘NEDEN’ DEMEDİ

Onun yüce ahlakına dair örnek hayatından bazı sahneler sunalım: Ashabın önde gelenlerinden Enes b. Malik anlatıyor: “Ben Rasulullah’a sekiz yaşından itibaren Medine içinde ve dışında on sene hizmet ettim. And olsun ki bana bir defa bile ‘Öf’ demediği gibi yaptığım ve yapmadığım bir hususta, ‘Neden böyle yaptın, neden şöyle yapmadın’ da demedi. İhmal veya kusurlarımdan dolayı beni asla kınamadı.” Tabii bunu söyleyenin bir sahabi olduğu ve hatalarını görüp, onları kabul edebilme ve yaptıklarının sorumluluğunu üstlenme ve davranışlarını düzeltme olgunluğuna da sahip olduğunu hatırımızdan çıkarmamalıyız.

Haberin Devamı

MAHCUP ETMEDİ

Bedevinin biri Rasulullah’a (sav) geldi ve “Cennetteki elbiselerimizi biz mi dokuyacağız, yoksa cennet malzemesinden mi kesilip biçilecek” diye sorunca ashab-ı kiram gülmeye başladı. Bedevi de “Neye gülüyorsunuz? Bilmediğini öğrenmek için soru soran cahile mi gülüyorsunuz?” deyince, Rasalullah (sav), “Ey Arabi! Sen sormakta haklısın. Cennet elbiseleri cennet malzemelerinden biçilip dikilecek” buyurdu. Böylece bedeviyi mahcubiyetten kurtardı.

AYAK UZATMAZDI

Hz. Peygamber (sav) herkese değer verirdi. Birisi kendisiyle tokalaştığında elini ilk çeken o olmazdı. Birisi ona döndüğünde, kişi yüzünü çevirmedikçe Efendimiz de yüzünü ondan çevirmezdi. Mecliste ayaklarını kimseye karşı uzatmazdı. Son derece kibardı. Buhari ve Müslim’de rivayet edildiğine göre Enes (ra) şöyle anlatıyor: “Ben Rasulullah’la birlikte yürüyordum. Üzerinde yemen kumaşından yapılmış, yakası sert bir elbise vardı. Bedevinin biri yetişip onun elbisesini sert bir şekilde çekti. Baktım ki bu sert çekiş Allah Rasulü’nün boynunda iz yapmış. Bu cahil ve kaba bedevi üstelik şöyle seslendi: ‘Muhammed! Emret de şu mallardan bana versinler.’ Bunun üzerine Rasulullah güldü ve kendisine bir şeyler verilmesini emretti.”

Haberin Devamı

KARINCA SINAVI

Hz. Peygamber (sav) medeniyetten en uzak kaba, saba, cahil ve zorba insanları medenileştirdi. İnsanların kafa ve gönüllerini değiştirdi. Bir cuma namazı sonrası sahabeden biri Efendimize geldi ve namaza gelirken bir karıncayı ezdiğini, bunun günah olup olmadığını sordu. Allah Rasulu (sav), sahabiye bugüne kadar yaptığı en kötü işi sordu, o da ağlayarak Cahiliye döneminde kızını diri diri toprağa gömdüğünü anlattı. Adam sözünü bitirince Rasulullah (sav), tekrar tekrar anlatmasını istedi ve “Ya Rabbi, İslam ne büyük nimettir ki kendi canından olan kızını elleriyle gömen bir adamdan, karıncayı yanlışlıkla öldürdüğü için suçluluk duyan bir adam meydana çıkardı” diye dua etti.

Haberin Devamı

ALÇAKGÖNÜLLÜYDÜ

Hz. Peygamber de bir insandı, o daima insanlık çizgisini takip etti, kulluk çerçevesinin dışına çıkmadı. Bu çerçevenin dışına çıkarmak ve onu putlaştırmak isteyenlere asla müsaade etmedi. Alçakgönüllü bir şekilde, toplumun sade bir ferdi olarak yaşadı. Ne kendisi ne de başkaları için hiç bir ayrıcalık tanımadı. Zenginlere-fakirlere, kölelere-efendilere, ayrı ırktan olanlara, ayrı dili konuşanlara “aynı insan” gözüyle baktı. Canlı cansız her şeye, özellikle de insana değer verdi. Ashaptan birini üç gün görmezse sorar, soruşturur, yoksa ardından dua eder, varsa uğrar, hasta ise ziyaret ederdi.

YAŞAYARAK GÖSTERDİ

Maddi değerlerin ön plana çıktığı, manevi ve ahlaki değerlerin arka plana itildiği günümüz dünyasında huzur ve barış için güzel insanları çoğaltmak ve onların yolunu takip etmekten başka çare yoktur. Güzel neticelere güzel insanların rehberliğinde ulaşılır. En güzel rehber ise Hz. Peygamberdir. O, hayatın her kesim ve kademesinde en güzel örnektir. En güzel çoban, en dürüst tüccar, en ideal öğretmen, en cesur komutan, en vefalı dost, en şefkatli baba, en sevimli koca, en merhametli lider, en tarafsız hâkimdir. Söylediğimiz bu vasıfları bizzat yaşayarak ve uygulayarak ortaya koymuştur.

Haberin Devamı

KİMLER FITIR SADAKASI VERMEKLE YÜKÜMLÜDÜR? (1 SORU - 1 CEVAP)

RAMAZAN Bayramı’na kavuşan, temel ihtiyaçlarının ve bir yıllık borçlarının dışında nisap miktarına -80.18 gr altın veya bu değerde mal- sahip olan Müslümanlar kendileri ve velayetleri altındaki kişiler için fıtır sadakası vermekle yükümlüdürler. Ancak fıtır sadakası ile yükümlü olmak için bulunması gereken nisap miktarı malın “artıcı” özellikte olması ve üzerinden “bir kameri yıl” geçmiş olması gerekmez. Kişi kendisinin ve ergenlik çağına ulaşmamış çocuklarının fitresini vermekle yükümlüdür. Buna karşılık kişinin ana-babası, büyük çocukları, karısı, kardeşleri ve diğer yakınları için fitre ödeme zorunluluğu yoktur. Fakat vekâletleri olmadığı halde bu kişiler için ödeme yapsa geçerli olur.

Bir ayet

AND olsun, Allah’ın Rasûlü’nde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. (Ahzâb, 21)

Bir hadis

RASULULLAH (sav) şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, kabul edilmeyen duadan, doymayan nefisten ve fayda vermeyen ilimden sana sığınırım. Bu dört şeyden sana sığınırım.” (Tirmizî, Deavât, 68)

Yazarın Tüm Yazıları