Hangi romanlarda fondan ve çikolata var

Birçok kent özel günlerle mutfağını tanıtıyor, yalnızca konuklarını kendi memleketinde ağırlamıyor başka şehirlerde de bu yemek etkinlikleri yapılıyor.

Haberin Devamı

Belediyeler bu konuda öncü rol alıyor.

Günümüzdeki yemek çeşitlerini, yerel mutfaklarda pişenleri tadıyor, hakkındaki kitapları da okuyoruz.

Peki, bizim geçmişimizde yenen yemekler hangileriydi, sofra adabı nasıldı?

Bu konudaki dergileri okumaktan hoşlanıyorum.

‘Yemek ve Kültür’ün yeni sayısında yemekle ilgilenenlerin de edebiyat severlerin de okuyacağı bir yazıdan söz edeceğim:

Nihal Abir’in yazısı ‘Türk romanında fondan ve çikolatanın izi’ başlığını taşıyor.

Yemek ve sofra adabıyla ilgili yazılar beni zaman zaman ailemin eski günlerine götürüyor.

Hangi romanlarda fondan ve çikolata var

Bayramlarda fondan ikram edilirdi, bazı evlerde fondanla birlikte birkaç çeşit likör de sunulurdu.

Yazının girişi şöyle:

Haberin Devamı

“Modernleşme sürecinin destekleyicisi olarak görebileceğimiz Türk romanlarında yer alan Batılı tatlar, eser içinde birer kültürel imge olarak kullanılır ve farklı anlamlar içerir. Bu yazı da Türklerin hayatına geç giren ancak günümüzde yaygın tüketilen fondan ve çikolatanın belirgin olarak kullanıldığı roman örneklerine ve bunların anlamlarına odaklanmaktadır.

Bu bağlamda fondanın ve çikolatanın romanlardaki izini sürebilmek, bu izleği yorumlayabilmek için Servet-i Fünûn döneminden Aşk-ı Memnu, Milli Edebiyat döneminden Çalıkuşu, Cumhuriyet döneminden Ekmek Elden Su Gölden ve Sürgün romanları ele alınmış, fondan ve çikolatanın Osmanlı Devleti’nde tüketilmeye başladığı andan Cumhuriyet dönemine kadar eserlerdeki yansıması ve romanların yapısına katkısı olup olmadığı incelenmiştir.”

Hangi romanlarda fondan ve çikolata var

Cevat Çapan’ın Ağustos Sonu şiirini Muhammet Şengöz resimlemiş:

“Çardağın altında oturmuş

 denizi perdeleyen zeytin ağaçlarına bakıyoruz

‘Bu yaz da bitecek’ diyor

 terkedilmiş yağhanenin

 ot bürümüş avlusunda

 ona bakarken sussam da,

 bir şenlik odu olmasa da

 yaktığım ateş

 Arada

 Uzaklara bakıyoruz sessizce

 Yakınlarımızı düşünürken”

*

Haberin Devamı

ÖZGE Samancı’nın yazısı: ‘Dolmabahçe ve Yıldız Saraylarında bulunan mutfak ve araç gereçleri’ sofra tarihini inceliyor.

Ayşe Sarısayın’ın Lebibe Hanım’ın sevgili anısına adadığı ‘Atları da Vururlar’ aşağıdaki satırlarla bitiyor:

Atlarla dostluğum sürüyor, Ali’yle birlikteyiz hâlâ. Sokaklarda şarkı söyleme isteğim giderek azalsa da, ne zaman bir at görsem, gülümsemekten alıkoyamıyorum kendimi.

Başka yazılardan seçmeler:

Enis Batur/Fakir Yemeği

Necati Tonga/Ankara tarihine damga vurmuş yeme içme mekânları – 8

Gökhan Akçura/Arşivden Lezzetler/Yoğurdum kaymak

*

(Yemek ve Kültür- Sonbahar sayısı)

Yazarın Tüm Yazıları