GeriDilek DAYINLARLI İspanya girişimcilik ekosisteminden dersler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İspanya girişimcilik ekosisteminden dersler

*

Geçtiğimiz hafta South Summit’te derin teknoloji ve ölçeklenebilirlik (scalability) üzerine konuşmak, değerli girişimcilerle tanışmak için Madrid’deydim. 650’den fazla yatırımcı 3500’den fazla girişimin katıldığı South Summit, ekosistem içinde büyük ve etkili bir etkinlik. 3 yıl önce gittiğim Madrid, girişimcilik anlamında İstanbul’dan çok da farklı değildi ancak sanırım makas biraz açılmış.

İspanya pazarına dikkatle bakarsak, geçtiğimiz yıl girişim sermayesi yatırım miktarı yaklaşık 800 milyon avro, Türkiye’de bu rakam geçtiğimiz yıl yaklaşık 150 milyon avroydu. Gayri safi milli hasılası bizden sadece yüzde kırk fazla olan İspanya’nın yatırım miktarı bizden yüzde dört yüz daha fazla. Çok acil bunu çözmemiz gerekiyor. 2013 krizinde İspanya’da finansal krizden sonra birçok girişimin kurulmasıyla ivmelenmeye başlıyor. Özellikle yaşam masrafları ve yüksek kalitede mühendis maliyetleri çok düşüyor. Örneğin iyi bir mühendis İspanya’da 30 bin avro, Londra’da 63 bin avro ve Türkiye’de 20-25 bin avro ile işe alınabiliyor. İspanya maliyet avantajını ve yetenek havuzunu kullanarak geçtiğimiz dönemde önemli ilerleme kaydetmiş ve Londra, Berlin, Stockholm ve Paris ardından en önemli merkezlerden biri olmuş. Ancak henüz gelişmekte olan birçok girişimcilik ekosistemi gibi İspanya’nın da problemi global bir marka çıkarma konusunda yaşadığı sıkıntısı.

Peki neden çoğu girişimler başarı yakalasa bile ölçeklenmede sıkıntı yaşıyor
Konuştuğum iki panelden birinin konusu tamamen ölçekleme üzerineydi -hatta en çok ilgi gören konuşma diyebilirim. İlk aşamada başarılı olmuş girişimcinin şirketini büyütme sancıları en büyük dert. Sattığımız ürünün pazarda başarılı olduğunu ve müşterilerden ilgi gördüğünü kabul edelim. Bu noktada genelde inanış; daha fazla insan, daha fazla kaynağım olursa uçar ve çok başarılı olurum deniyor, ancak işler aslında gittikçe çok daha zorlaşıyor.

Şöyle bir örnek ile açıklamaya çalışacağım; ilk başta ufak bir sandalda yan yana ve az kişisiniz. Gitmek istediğiniz yer, kürek çekişiniz, birbiriniz ile konuşup aksiyon almanız çok hızlı ve basit. Hepiniz birlikte kürek çekiyorsunuz. Şimdi bunu büyütelim, kocaman geminiz olsun (eski gemileri düşünün) bu sefer, işleri büyüttük. Daha büyük gemi daha çok insan demek. Şimdi, kürekçiler, yelkenciler, dürbünle gözlemleyen, güverte mürettebatı var ve en önemlisi iyi bir kaptan gerekiyor. Hepsinin yan yana olmasa da birbirleri ile senkronize olması ve birlikte yol alması çok daha zorlaşıyor. Özellikle kurucuların en büyük zorluğu kendileri kürek çeker konumundan güvertede insanları yöneten insana dönüşmesi gerekiyor. Bu çok farklı konuları aynı anda değerlendirip basitleştirmesi şart. Tam olarak da bu noktada asıl zorluklar başlıyor.

İşler kompleksleştikçe ölçeklenme yavaşlar. Girişimci CEO’nun asıl işi bunları sürekli sadeleştirip insanları yönlendirebilmesi.

Ölçeklenmenin insanı şaşırtan matematiğini anlamak istiyorsanız; Geoffry West’in “Scale” kitabını da okuyabilirsiniz. Aslında ünlü bir fizikçi olan West, kompleks teoriler üzerine çalışıyor ama bu sizi yanıltmasın. Bulduğu şey, insan, şehir, biyolojik veya şirket olarak büyümemizin altında basit bir matematik formülü olduğu üzerine. 

İkinci konuşma Derin-teknoloji trendleri
Diğer panel ise derin-teknoloji girişimleri ve trendler üzerineydi. Panelde özellikle en az 15 yıllık fonlar ile olmak ayrı bir keyifti. Kısaca özeti; teknoloji dalgalar halinde geliyor. Geçtiğimiz on yılı mobil ve bulut teknolojileri değiştirdi. Önümüzdeki 10 yılı değiştirecek teknolojileri bulmak ve yatırım yapmak yatrıımcı için önemli ve bunlar zor mühendislik problemleri. Hepimizin ilgisini çeken alanlar, Yapay zekâ, blok zinciri, robotlar ve genetik.

Benim için South Summit büyük keyifti. Özellikle Avruapa’nın her yerinden gelen yatırımcılar ve girişimciler ile tanışmak, ilişkiler çok faydalıydı. Umarım bu paylaşımlar sizin için de faydalı olmuştur.

X

Üniversitelilere girişimcilik tavsiyeleri

*

Girişimciliğin hiç olmadığı kadar trend olduğu şu günlerde, özellikle üniversiteli gençlerin girişimcilik yolcuğuna çıkmaya çok hevesli olduğunu görüyorum. Son zamanlarda Türkiye girişimcilik ekosisteminden de sevindirici haberler gelmesinin; iyzico, opsgenie gibi hikayelerin daha çok duyulmasının, üniversitelerde yaygınlaşan girişimcilik etkinliklerinin ve yine o üniversitelerdeki teknokentlerin, kuluçka merkezlerinin aktif olmasının üniversiteli gençler arasında girişimcilik trendinin yükselmesinde büyük bir etkisi var.

Peki gençler bu yolda gerçekten nelerle karşılaşacaklarını, hangi adımlardan geçeceklerini, işi kurma, büyütme, yatırım alma ve başarıya ulaştırmaya kadar neler yapmaları gerektiğini ne ölçüde biliyorlar?

İlk önce neden girişimci olmak istedikleri sorusuna verilen cevaplara bakmalıyız. Eğer yanıtlar arasında “Çalışma saatlerimi kendim belirlerim, istediğim zaman çalışırım, istemediğimde mola veririm” varsa şimdiden girişimci olma hayallerine veda etmekte yarar var. Çünkü girişimci olduğunuzda, kurumsal hayatta 9-6 çalıştığınız zamanlardan çok daha fazla çalışacaksınız.

Bu durumu kabullendikten sonra geçilmesi gereken adımlara bakalım:

Etkinliklere dahil olun!

Yazının Devamını Oku

Teknoloji şirketleri neden daha değerlidir?

*

2018 yılında sürekli değerleri yükselişte olan halka açık teknoloji şirketleri Temmuz’un son haftasında borsada ciddi bir düşüş yaşadı. Borsa, girişimlerin değerlemelerini etkileyen ana lokomotiftir. Girişimci için hem borsa hem de özel piyasada değerlemelerin nasıl çalıştığını ve trendin nerede olduğunu anlamak büyük önem taşır.

Teknoloji şirketlerinin değerleri neden artıyor veya düşüyorTrump’ın ek tarifeler getirmesi ve ticaret savaşlarına yol açmasına; Facebook, Google, Twitter gibi şirketlerin skandallar, ürün hataları ve regülasyonlar ile sallanmasına rağmen teknoloji şirketlerinin değerleri yükselmeye devam ediyordu. Peki neden;

Sürekli yeni dalgayı yakalama: Geleneksel şirketler mevcut pazarlarını korumaya çalışırken, teknoloji şirketleri yeni özellikler ve üstünlükler yaratmak için çalışıyor.

Örneğin, Amazon çok yakın zamana kadar kârlı olmaması yüzünden ciddi eleştiriler alıyordu. Şimdi ise Walmart gibi geleneksel perakende şirketleri pazardan baskı görüyor. Amazon, bulut çözümleri, ürün çeşit seçimi algoritmaları gibi birçok alanda çok sayıda yeni üstünlük elde etti. Türkiye’den bir örnek ise; Trendyol hem pazarlama hem de ürün çeşitliliğini teknolojik olarak çok iyi yapmaya başlayınca aynı ciroyu yapan diğer perakende şirketlerinden çok daha değerli hale geldi.

Makroekonomik durum: Teknoloji şirketlerinin hem borsada hem de özel piyasada artışına katkıda bulunan başka bir faktör, son yılların makroekonomik durumudur. Düşük faiz ve bol likidite dönemi, başka yerde yatırımcıları daha yüksek risk aramaya itti. Kısacası, geleneksel yatırım araçlarında elde edilen kazanç azalmaya başlayınca risk alma iştahı arttı. Tabii, eğer durum buysa, faiz artırımlarının bu süreci tersine çevirmesi beklenebilir.

Büyüme:

Yazının Devamını Oku

Türk oyun sektörü başarılara devam ediyor

.

Tüm Dünya’da 170 milyon kişiye oyunlarını oynatan Türk oyun şirketi, Gram Games $250 milyona satılarak ekosisteme ismini altın harflerle yazdı.

2012 yılında bir yemek masasının etrafında kurulmaya karar verilen ve güçlü kurucu ekip ile yola çıkan Gram Games sadece 1,6 milyon dolar yatırım alarak birkaç yılda 100 milyon kullanıcıyı geçti. Düşünün ki, yatırımcı olarak bu şirkete 6 yıl önce 1 milyon dolar yatırsaydınız bugün 50 milyon dolarınız olacaktı. Bu hikâyeden öğrenilecek çok önemli şeyler var.

İlk önce Gram Games ne yapar?Daha önce Sanalika ile bilinen Mehmet Ecevit, kurucu yatırımcılar Kaan Karamancı ve Alpay Koraltürk tarafından kurulan Gram Games, kalite ve yüksek bağlılık yaratan mobil oyun şirketi. İlk ünlü oyunları 1010! ile 100 milyon üzerinde kullanıcıya ulaşan şirket, daha sonra Six! ve Merged Gragons! gibi oyunları ile 170 milyon kişiye oyunlarını oynatmış durumda. Özellikle Merged Dragons! iPhone’da dünyanın top 50 oyunu arasına girmeyi başardı. Yatırımcısı olan Hummingbird’ün paylaştığı blog yazısından alınacak en önemli dersler var. Örneğin;

- Büyüme potansiyeli yüksek girişimcilere yatırım yapmak: Mehmet, Gram Games’e başladığında, Sanalika kötüye gidiyor ve yatırım almak da zorlanıyor. Kendi kendine kodlamayı öğrenen, müzisyen ve daha önce bahçıvanlık yapmış olan Mehmet’in aslında o güne kadar çok önemli bir ticari başarısı yok. Özellikle Fırat İleri, Mehmet’in ham zekâsı, öğrenme açlığına ve hatalarından ders çıkarmasından etkilenip yatırım yapıyor. Bugün ise yetenekli yazılımcı olarak yola çıkan Mehmet, başarılı bir lidere dönüşmüş durumda.

Yazının Devamını Oku

Kötü ekonomide girişimci nasıl ayakta kalır?

.

Son dönemde ülkemizdeki ekonomik durum, özellikle de paramızın değer kaybı tüm sektörleri zorluyor. TL’nin yılbaşından bugüne kadar değer kaybı yüzde 22’nin üzerine çıktı ki bu, son yıllarda bu kadar kısa sürede yaşanmış en büyük değer kaybı olarak kayıtlara geçti.

Yine de umutsuzluğa kapılmaya gerek olmayabilir. Hatırlayın, Google, Facebook ve Yemek Sepeti gibi şirketler ne zaman kuruldu?

Bazı örneklerin gösterdiği gibi, ekonominin kötüye gittiği zamanlar belki de yeni bir startup kurmak veya büyütmek için çok da kötü zamanlar olmayabilir. Elbette bu zamanların iyi olduğunu da iddia ettiğim anlaşılmasın ama örnekler çok başarılı örnekler çıkabildiğini gösteriyor.

Türkiye’nin bugüne kadar en başarılı değerlemelerinden biri olan Yemek Sepeti fikri 2000 yılında NASDAQ çöktüğünde ve Türkiye’de internetin yeni büyümeye başladığı zamanda ortaya çıktı. 2001 yılında TL kurunun yüzde 300 değer kaybettiği dönemden birkaç ay önce şirket kuruldu. Binlerce insanın işlerini kaybettiği bir dönemdi. Şirketin kurucu ortağı olan Melih Ödemiş’e göre kriz az kaynaklar ile iyi iş yapmaya odaklanmalarına ve inatla devam ederken olası rakiplerin ortaya çıkmamasını neden olmuştu.

Yazının Devamını Oku

Girişim dünyasının ekseni değişiyor

.

Küresel girişim ​​devrimi başta ekonomi, sermaye akışı dahil olmak üzere hayatımızın her yanını değiştirmeye devam ediyor. Küresel risk sermayesi yatırımları 2017 yılında son on yılın en yükseğine ulaşarak 140 milyar doların üzerine çıktı. 2015'ten 2017'ye kadar küresel girişim ​​ekonomisinin toplam değer yaratımı, 2014'ten 2016'ya yüzde 25,6'lık bir artışla 2,3 trilyon dolara ulaştı.

Kısa süre önce girişimcilik ekosistemini analiz eden Startup Genome, önemli bir rapor yayınladı. İstanbul bu sene raporda söz edilen önemli girişimcilik merkezlerinden birisi olmayı başardı.

Büyümenin büyük bir kısmı bildiğimiz ekosistemlerden geliyor. Silikon Vadisi, Londra, New York gibi ekosistemler hala en çok aktivitenin (girişim, yatırım, şirket satışı) olduğu yerler. Ancak yeni teknolojiler yeni ekosistemlerin doğmasına yol açıyor. Örneğin son dönemde yükselişte olan teknolojiler siber güvenlik, blok zinciri ve yapay zekâ yeni girişimcilik ekosistemlerinin doğmasına yol açtı. Çok büyük bir siber güvenlik ekosistemine sahip olan Tel Aviv ve sosyal oyun akımı ile yükselmiş olan Stokholm en güzel örnekler.

Ülke olarak girişimcilik ve teknoloji ile alakalı bir strateji belirlemek istiyorsak, hangi trenlerin kalktığını, hangilerinin kalkacağını iyi anlamamız gerekli. Bahsi geçen rapora göre, Türkiye yapay zekâ, reklam teknolojileri ve finansal teknolojiler alanlarında güçlü. Peki, dünyada hangi teknoloji trendleri yükselişte ve hangileri düşüşte? Gerçekten nereye yatırım yapmalıyız?

Yazının Devamını Oku

Trump ve Brexit’in sonucunu belirleyen teknoloji

.

Çok uzun zamandır verinin yeni petrol ve yeni güç olduğuyla ilgili yazılar yazıyorum. Son çıkan Facebook Cambridge Analytica ve Hindistan Başkanı Narendra Modi’nin uygulaması Clever Tap skandalı da bu durumu artık iyice gün yüzüne çıkarıyor. Bugün size aslında Facebook ve Cambridge Analytica ile yaşananların neden çok önemli olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Büyük veri ne kadar tehlikeli?Son beş yılı başka bir gezegende yaşamamış olan herkes, Big Data (Büyük Veri) terimine aşinadır. Büyük Veri, aslında hem çevrimiçi hem de çevrimdışı yaptığımız her şeyin dijital izler bırakması ve bu izlerin toplanmasıyla elde edilen verileri ifade ediyor. Kartlarımızla yaptığımız her satın alma, Google'a yazdığımız her arama, cep telefonumuz cebimizde olduğunda yaptığımız her hareket, her "Beğeni-like" depolanır. Özellikle her "Beğeni-Like." Uzun zamandır, bu verilerin ne işe yaradığını tam olarak açıklayamamıştık. Tek açıklayabildiğimiz nokta, belki de Google’da kan basıncını düşürme ile ilgili araştırma yaptıktan sonra bu konuda her yerden reklam bombardımanına tutulmamızdı.

Aslında hem geçtiğimiz Kasım’da “Fake news” ve Mart ayında Facebook olayı ile çok daha fazla şeyin mümkün olduğu ortaya çıktı. Trump'ın çevrimiçi kampanyasının arkasındaki şirket, “Brexit” kampanyasının ilk aşamalarında Leave.EU için çalışmış olan aynı Big Data firmasıydı: Cambridge Analytica.

Bilmeyenler için, bu konu neden bu kadar ses getirdi?Cambridge Analytica Trump’ın 2016 seçim kampanyası için tutulan bir siyasi veri şirketi ve Amerikalı seçmenlerin kişiliklerini tanımlamak ve davranışlarını etkilemek için 50 milyon (hatta son haberlere göre 87 milyon) Facebook kullanıcısı hakkında bilgi topladı.

Ne tür bilgiler toplandı ve bu bilgiler nasıl elde edildi?
Bir kısmı görüntülenen veriler, kullanıcıların kimlikleri, arkadaş ağları ve “beğenileri” ile ilgili ayrıntıları içeriyor. Fikir, kişilerin Facebook'ta neleri beğendiklerini temel alarak kişilik özelliklerini haritalamak ve daha sonra bu bilgileri kullanmaktı. Daha sonra ise, dijital reklamlarla kitleleri hedeflemekti.

Yazının Devamını Oku

Ankara’dan tüm dünyaya, 3000’den fazla müşteriye

.

Bir ekosistemin gelişmesi için en önemli kırılma noktalarından birisi başarı hikayeleridir. Başarı hikayeleri ilgiyi ve yatırımı artırırken, başarı hikayesinin içinde şirket büyütmenin reçetesini elde edenler, bu reçeteyi sahip oldukları finansal güçle de birleştirip daha başarılı şirketler ortaya çıkarır.
Bugün bahsedeceğim şirket Türkiye için çok ama çok önemli bir örnek. Neden mi? Şöyle sıralayabilirim:

• Türkiye’de çoğu girişimin ortak büyüme problemi olan ölçeklenemeyen işlerden pivot etmeleri

• Tüm dünyada 3000’in üzerinde şirkete Türk mühendislerinin Ankara’da ürettiği yazılımı satmaları

Yazının Devamını Oku

Yeni nesil web blok zinciri ile gelecek

Bu hafta Dünya’nın önde gelen blok zinciri şirketlerinden birisinin etkinliği için Berlin’deyim.

Bu etkinliğe gelmemin amacı son dönemde Bitcoin ile hayatımıza girmiş olan blok zinciri teknolojisini ve bu teknolojiyi kullanarak geliştirilen dağıtık (decentralized) yazılımları daha iyi anlamaktı. İnternet ve yazılım alanındaki en zeki insanların bu alana odaklanmaya başlamasıyla nasıl değiştiğini görmek inanılmaz bir yolculuk. Snowden’ın da konuşmacı olduğu konferansta öne çıkan konular şunlardı; 

● Web 3.0 veya diğer adıyla dağıtık internet hayatımızı nasıl değiştirecek

● İnternette gizliliğin sınırları nerede çizilmeli

● Facebook, Google üzerinden yayılan sahte haberlerin Amerika seçimlerine etkisi

Yazının Devamını Oku

3 milyar Euro’nun ne kadarını Türk KOBİ’ler alacak?

Bu hafta Brüksel’den, Avrupa Birliği Komisyonu’ndan herkese merhaba. Yaklaşık bir haftadır dünyanın en büyük teknoloji ve inovasyon hibe fonu olan Avrupa Birliği (AB) Horizon 2020 (Ufuk 2020) programı çerçevesinde Avrupa’nın en inovatif ve teknolojik şirketlerini seçip 2,5 milyon Euro hibe ediyoruz.

Avrupa’dan seçilmiş yaklaşık 30 jüri, elemeden geçmiş 130 şirketten para yatırılacakları seçiyor. Bu model ilk kez deneniyor ve bu yıl ilk kez şirketlerle yüz yüze iletişim kurulacak. Avrupa Birliği Komisyonu kabine başkanı ve ekipleri ile Avrupa girişimcilik ekosistemini ve H2020 programını konuşma fırsatımız oldu.

AVRUPA’DA EKOSİSTEM
Avrupa girişim ekosistemi hâlâ Amerika kadar büyük ve gelişmiş değil. Amerika’nın 1939’da başlaması ve birçok inovasyon dalgası geçirmesi nedeniyle aslında bu durum pek de şaşırtıcı değil. Avrupa, ilk olarak Skype ve MySQL gibi başarı hikayeleri yarattı. 2012’den sonra ise gelişim hızlandı.

Öne çıkan teknoloji merkezleri dediğimizde Londra, Berlin, Paris, Stockholm’u sayabiliriz. İngiltere 195 bin aktif katılımcısı ile ilk sırada. Türkiye ise yaklaşık 25 bin aktif üyesi ile 9’uncu.

Yazının Devamını Oku

“Kazma-Kürek” stratejisi ile Türkiye’den dünyanın 12 ülkesine teknoloji ihraç etmeye

Bundan neredeyse üç yıl önce tanıştığım günü dün gibi hatırlıyorum.

Canavar gibi, enerjisi yüksek, öğrenmeye ve başarmaya aç bir ekip. Hatta bir de;

- Birbirini tamamlayan takım ve daha önce birlikte iş yapmış kurucular

- Kadın CEO

- Ve en önemlisi yarattıkları teknolojiyi başka ülkelere ihraç edebilen bir girişim.

Ekibin hikayesini dinlemek çok heyecanlıydı. Hande Çilingir heyecanlı sesi ile daha önce Londra’da okuduğunu, sonra master için Çin’e gittiğini paylaşmıştı. Birçok ufak iş deneyiminden sonra, bir şey yaratmanın hazzını alıp, şimdi de ortağı olan Serhat Soyuerel ile ilk girişimlerini kurmuşlardı. Kısa bir süre sonra bu ilk şirketlerini satıp başka ne kurabiliriz diye yola çıktılar. Bu ikinci girişimleri için yola çıkarken akıllarında iki şey vardı:

- Dijitalde olacaklardı ve

- Kazma-kürek stratejisi ile gideceklerdi.

1800’lerde Kaliforniya’da “Altına Hücum” döneminde inanılmaz akın olmuş. Ama zengin olanlar altını ilk bulanlar ve altın arayanlara Kazma-Kürek satanlardı. Onlar da dijitalde zenginlik arayanlara bunu bulabilmeleri için gereçler satacaklardı. Yaklaşık 1 yıl sonra ekiplerini daha da güçlendirerek ilk ürünlerini en basit haliyle pazara çıkarttılar. Serhat hayatta gördüğüm en yetenekli ve inatçı insanlardan biriydi. Şirketin büyümesi için yollara düşmüş ve sürekli öğrenerek birçok problemi çözerek şirketin önünü açıyordu. Bir gün Bangkok’da motosiklet sırtında pazarı araştırıyor, diğer gün Japonya’da büyük müşterileri bağlıyor ve ekibi büyütüyordu. Dijital olunca iş bunu yapabilecek olan Sinan Toktay, Operasyon için Arda Köterin ve Okan Yedibela katılmıştı. Kurdukları şirket Insider’dı.

Yazının Devamını Oku

Tüm dünyaya satış yapmak için 3 önemli tüyo

Günümüzde artık uluslararası ürün ya da hizmet satabilmek – elbette müşteriyi iyi anlıyorsak ve doğru ürünü yaratabiliyorsak- çok daha kolay oldu.

Yazılımınızı dünyanın herhangi bir yerinde internet üzerinden satabilmenizi sağlayan Amazon Web Servisleri (AWS), 2010 yılında 1 Terabyte’ı 30 dolarken bugün neredeyse 100 kat düşerek 0.30 dolara kadar düştü. Müşterilere ulaşmak artık daha kolay; eskiden diğer ülkelerde ki müşterilere ulaşmak için oraya gitmek gerekirken şimdi Facebook, Linkedin, Google gibi platformları kullanarak ulaşılabilirsiniz. Tüm dünyada pazarlar geliştikçe; şirketler yazılım ve teknoloji ile kendilerini otomatikleştirecek, süreçlerini yenileyecek çözümlere bakıyor. Bu yazılım pazarının sürekli büyümesinin en önemli sebeplerinden birisi. Hatta sadece yakın çevremize baktığımızda Avrupa, Afrika ve Orta Doğu’da yazılım pazarının büyüklüğü 300 milyar doları bulmuş durumda. Uluslararası büyümeyi kolaylaştıracak bazı tüyolarım şöyle:

1. Ödevinize iyi hazırlanıp, araştırma yapın
Manchaster United’ı Dünya’nın en değerli futbol kulüplerinden biri haline getiren menajer Alex Ferguson’nın söylediği gibi; “Önemli olan kazanmayı sağlayan irade değil – bu herkes de var. Kazanmayı sağlayacak hazırlığı yapmanızı sağlayan irade.”

Spordaki bu öğrenim; globalde büyümek isteyen girişimciler için de geçerli. Kısaca yapmamız gerekenler;

Yazının Devamını Oku

Girişimcilik Neden Kamunun Öncelikleri Arasında Olmalı

Daha önceki köşe yazımda, Türkiye’nin Kalkınma Planı için davet edildiğim konseyden bahsetmiştim.

Sanırım hayatımda ilk kez fiilen ülkeme yardım ettiğimi hissettiğim günlerden biriydi. Birçok konu konuştuk. Hem ScaleX olarak hazırladığımız detaylı araştırmadan hem de bu yoğun toplantıdan sonra en önemli konunun girişimciliğe daha stratejik bakılması gerektiği oldu.

Peki, girişimcilik bu seviyede ne ifade ediyor ve neden önemli?
Aslında ilk önce girişimciliği iyi tanımlamak gerekiyor. Bir girişim yatırımcısı olarak bu temel tanımın çok karıştırıldığını düşünüyorum. Çok kısa özetleyecek olursak girişimcilik, teknoloji üreten ve hızlı büyüme hedefi olan şirketlerdir. En kritik konu ise ölçeklenebilir olmalarıdır. Bu girişimleri önemli kılan en önemli nokta ise inovasyon, yarattıkları katma değer ve iş gücü. Eğer ülke olarak büyük hedeflerimiz varsa bunlara ulaşmak için en önemli araçlardan birisi olarak girişimciliği ilk sıralara koymalıyız. Hatta Schumpeter’e göre, bir ülkenin büyümesini gösteren şey o ülkenin girişimci kalitesiyle eşdeğer.

Bu kaliteyi arttırmak içinse girişimci ekosisteminin çalışması ve başarılı olması çok önemli. Aslında köküne baktığımızda iyi ekosistemlerin çoğunda devlet bir şekilde ilk adımların atılmasında önemli rol oynuyor. Örneğin Silikon Vadisi’nin ilk döneminde kamunun müşteri olması ve yatırımı, ilk kıvılcımları oluşturmakta çok rol oynadı.

Yazının Devamını Oku

2017’de teknoloji ve yatırım dünyasında neler oldu?

Geçtiğimiz birkaç haftadır 2017’de teknoloji ve yatırımda olanları defterime ufak ufak notlarla biriktirdim ve yazarken çok heyecanlanamadım.

Evet, Peak Games, IyziCo ve hala açıklanmayan birkaç çok güzel parlak yatırım haberi var ama genel olarak daha iyi olabilirdi diye hissettiğim bir yıl oldu. Yurtdışına bakınca durum aslında biraz daha karışık ve çalkantılı. Bu yıl teknoloji içinde kadının yerinin sorgulandığı, teknoloji devlerinin yerinin ve elde ettikleri güçleri hak edip etmediklerinin sorgulandığı bir yıldı. Ama ikisinde de ortak olan bir nokta var ki, Bitcoin, Blockchain yani genel olarak Kripto herkesin ana konusu oldu.
2017’deki kilit konular üç konu etrafında yoğunlaşıyor: 1 / ürettiğimiz teknoloji için iç pazarın küçüklüğünden globalleşme, 2 / hem yenilenme hem de rekabetçi kalabilmeleri için kurumların teknoloji ve girişimciliğe artan ilgisi ve 3/ girişimlerin büyümesini sağlayacak yatırım ve destek ekosisteminin oluşturulması. Daha detaylı bakarsak,

Teknoloji sektörüne ilgi ve yatırım arttı: Türkiye’de 2016 yılında teknoloji girişimlerine 90 milyon dolar yatırım yapılmıştı. 2017’de ise bu rakam neredeyse iki katı büyüyerek 150 milyon doları geçiyor gibi gözüküyor. Bunun birkaç sebebi var: IyziCo gibi erken aşamadan Seri C aşamasına gelmiş girişimlerin aldığı yatırım miktarları yüksek. Mediterra Capital’in Logo yatırımı başarısı ile Private Equity’lerin sektöre ilgisi arttı ve Turkven-Earlybird ortak Mikro Yazılım yatırımını yaptı. Bir de ACT ve DCP gibi fonların hızlanarak bu yıl içerisinde yatırmaları gereken yatırımları diyebiliriz.

Girişim eko-sisteminin globalleşmesi: Geldiğimiz noktada iyi girişimler dünyanın herhangi yerinde başlayabiliyor ve doğru yerde doğru yolla globalleşerek kazanacaklar. Buna tamamen inanan, liderliğini yapan bir girişim yatırımcısı olarak gördüğüm en büyük potansiyel bu topraklardan dünyaca başarılı olacak ve globalde müşterileri olacak şirketler yaratmak. Ekosistemde artık bunun farkındalığı daha çok artmaya başladı. Zeplin, TeamSQL gibi şirketler Türk mühendisliğinin yarattığı ürünleri tüm dünyaya satıyor.

Yazının Devamını Oku

Başarılı bir girişimcilik ekosistemi nasıl oluşur?

Bu hafta Kalkınma Bakanlığı'nın davetiyle Özel İhtisas Komisyonuna katıldım.

Kalkınma Planı hazırlıklarıyla 2023 politika ve hedeflerinin belirlenmesinin yanı sıra 15 yıllık, 2033'e yönelik uzun vadeli politikalar üzerinde çalıştık.

Girişimcilik, KOBİ'ler, Kooperatifçilik, Esnaf ve Sanatkarlara yönelik hedef politikaların belirlenmesi için geniş katılımlı uzman bir ekip olarak tartıştık. İkinci kısımda girişimcilik ve diğerleri olarak ikiye ayrılınca tartışmaların odağı da arttı.

Kalkınma Ajansları, KOSGEB, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK temsilcilerinin bilgi ve tecrübelerinin yanında eleştiriler karşısındaki yapıcı yaklaşımları kayda değerdi.

Başlıkların fazlalığı ve katılımcıların çok geniş bir kesimden gelmesinin avantajı, tüm grupların görüşlerini almaya ve plana yansıtmaya yaradı. Bununla birlikte geniş katılımın dezavantajları ise odaklanma ve sorun alanlarına yönelik tartışmalara yeterli zaman kalmaması oldu. Ancak bu konudaki eksiklikleri çeşitli odak çalışma grupları ile kapatılabileceği vurgulandı.

Yazının Devamını Oku

Girişimciliğin kaynağı sosyal ortamdan çıkan veri

Kooperatif, üretken ve yaratıcı girişimleri ve toplumları nasıl oluşturabiliriz? Bunlar “Sosyal Fiziğin” soruları.

Sosyal Fizik, büyük verinin analizine dayalı, insan davranışını anlamaya ve bunu nasıl etkileyebileceğimizi bulmaya çalışan yeni bir alan. Sosyal fiziği yönlendiren yakıt ise insan yaşamının her yönünün dijitalleşmesi ile oluşan büyük veri (big data).

Ne bilmemiz gerekiyor bu sosyal fizik hakkında?
Amerika’da MIT Üniversitesinin liderlik ettiği bu alan hala çok yeni. Sosyal Fizik, insan davranışını analiz etmek için modern dünyamızda bulunan çok miktardaki veriyi kullanıyor ve klasik anlamdaki fizikten çok ilham alıyor. Aynı fizikte olduğu gibi enerji akışı ve harekete etkisini analiz ediyor. Bir örnek üzerinden gitmek gerekirse güçlü bir rüzgar estiğinde ağaçtaki bir elma dalından kopup yere düşebilir. Bunun insan davranışlarına uyguladığımızda ise rüzgarın gücü fikir ve bilginin akışı, elmanın hareketi ve düşüşü ise insanların bu fikir ve bilgilere verdikleri tepkiler gibi tanımlanabilir. Bizim uygulamak istediğimiz şey bu rüzgar ve onu besleyen enerji.

Cep telefonunuzdan birisine her telefon ettiğinizde, internette sörf yaparken her tıklamanızda ve fare hareketinizde, bir uygulama indirdiğinizde veya seyahat kartınızı kullandığınızda veri oluşturuyorsunuz. Dünya genelinde hepimizin bunları her gün ne kadar yaptığımızı hesaplarsak inanılmaz boyuttan bir veri ortaya çıkıyor! Bu veri dikkatli bir şekilde toplanıp analiz edilirse, bize nasıl davrandığımız hakkında bilmek istediğimiz birçok şeyi öğretebilir.

Yazının Devamını Oku

Türkiye Endüstri 4.0’a nasıl adapte olabilir?

Son dönemde herkes 'Dördüncü Sanayi Devrimi'nden bahsediyor. Yine de sanki hiç kimse gerçekten ne olduğunu tam bilmiyor. Belki de içinde bulunduğumuz devrimi ancak 5. endüstri devrimine geçtiğimizde anlayacağız.

Muhtemelen 19. yüzyılın tekstil işçilerine de sorsaydık, endüstri devrimini bize anlatmakta zorlanırlardı. Daha iyi anlamak için ilk 3 sanayi devrimi ile birlikte göz atalım.

Nasıl bir süreç sonunda ortaya çıktı?
• İlk sanayi devrimi, 19. yüzyılda tarımdan buhar ve makineler ile fabrika üretimine geçildiği erken Viktorya döneminde gerçekleşti. 

• İkinci devrim 1850'lerin başından I. Dünya Savaşına kadar olan dönemde elektrik ve montaj hattındaki seri üretim ile gerçekleşti.

Yazının Devamını Oku

Elon Musk’ın şirketleri Türkiye’de olsa ne olurdu?

Bu hafta yazacak çok şey birikti, Elon Musk’ın Türkiye ziyareti, Peak Games’in dünyanın en büyük oyun şirketlerinden birine bir kısmını satması ve Amerika’da yeni öğrenilenler.

Elon Musk kimdir?
Bu hafta Türkiye’yi ziyaret eden Elon Musk çok ilgi gördü. Dünya da Elon Musk gibi iyi tanınan ve saygı duyulan çok az sayıda iş insanı vardır. Bir dizi alanda yarattığı başarılar – elektrikli arabalardan uzay araçlarına – onu önemli bir isim yaptı.

1971’de Güney Afrika’da doğan Musk’ın ilk teknolojiye adımı 10 yaşında Commodore bilgisayar üzerine yazdığı oyunu 500 dolara satması ile başlıyor. İlk girişimini sattıktan sonra aldığı parayla, 1999 yılında online e-posta ile ödeme şirketi X.com’u kuruyor. 1 yıl sonra X.com rakibi Confinity ile birleşiyor ve ardından ismi Paypal oluyor. İlk ciddi servetini ise Paypal’ın eBay’e 1,5 milyar dolara satılması ile kazanıyor ve eline 165 milyon dolar kalıyor.

SpaceX: Dünyanın yörüngeye uzay aracı atan özel şirketi

Yazının Devamını Oku

Silikon Vadisi ile bağlar güçleniyor

Teknoloji dünyasının merkezi San Francisco’dan herkese sevgiler! Yoğun geçen iki haftada yazacak çok şey birikti ve hepsini paylaşmak için sabırsızlanıyorum.

Yeni müşteriler, yatırımcılar dışında geçen haftanın en güzel haberlerinden biri TÜSİAD’ın Silikon Vadisi açılımı oldu.

TÜSİAD’dan gelen heyet ile birlikte Vadi’nin önemli şirketleri ile temaslarda bulunup Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezi’ni ziyaret ettik. Belki de en keyiflisi ise gün sonunda Vadi’deki insanlarla bir araya gelip bol konuştuğumuz ve paylaştığımız etkinlik oldu.

Kamu kurumlarının ya da doğrudan devletin, TÜSİAD gibi STK’ların ve şirketlerin Silikon Vadisi ile etkileşiminin neden önemli olduğunu ve bölgenin kendine has avantajlarını şöyle özetleyebiliriz:

- 3 milyon nüfusu ile dünyanın sadece binde 1’i olan Silikon Vadisi, dünyanın neredeyse en değerli teknoloji şirketlerinin yarısını, 100 milyar dolar değer olarak doğurmuş durumda.

Yazının Devamını Oku

Gelecek için çalışıyoruz!

İTÜ Arı Teknokent’in InnoGate programı kapsamında seçilmiş ve eğitimden geçmiş teknoloji girişimleri ile Amerika’ya gidiyoruz.

Innogata – aslında manidar bir zamanda - girişimlerin büyümesi ve global olması için Amerika pazarına girişlerini hızlandırıyor. Koçluk yaptığım bu programda yatırımcı şapkamdan farklı bir şapka takıp, şirketlerin başarılı olabilmesi için yanlarında olup destek veriyorum. Bu kadar pırlanta gibi, akıllı ve çalışkan insanların gelişimlerini görmek ve başarılı olmak için onlara destek olmak keyifli ve tatmin edici. Türkiye’ye inanmak için çok güçlü sebepler var.

Nedir Innogate?
Innogate, İTÜ ARI Teknokent’in İstanbul Kalkınma Ajansı’nın verdiği destekle gerçekleştirdiği, Türkiye’deki girişimlerin global marka olmasını hızlandırmayı hedefleyen bir program. Takip edenler bilir, teknolojide global hikayeler yaratmak en büyük amacım, bu nedenle programın çıktıları hepimiz için çok önemli.

Programda neler oluyor, girişimler nasıl değişiyor?
Innogate Programı kapsamında seçilen firmalar önce bir eğitimden geçiyor. Eğitimin ilk aşaması İstanbul’da, ABD pazarına giriş stratejileri, pazar araştırması, ürünün rekabetçi avantajlarını konumlandırma, fiyatlandırma ve iş modeli gibi bizi global bakmaya hazırlıyor.

Yazının Devamını Oku