GeriDeniz SİPAHİ Sembol isimler unutulmamalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sembol isimler unutulmamalı

ALAÇATI bugün Alaçatı’ysa; sadece Türkiye’de değil, bütün Avrupa’da konuşuluyor, takip ediliyor ve ilgiyle izleniyorsa bu süreçte birçok kişinin emeği oldu.


Bir de burayı popüler hale getiren sembol isimler var.
Onlardan biri de hiç kuşkusuz Leyla Figen’dir.
Örneğin bugün köyün en güzel butik otellerinden biri olan Alavya; bir zamanlar çocukların gizlice ağaçlarından meyve koparıp yedikleri bereketli bir bahçeydi. Daha sonraları ise yaz gecelerinde yerli halkın ellerindeki çekirdeklerle göz yaşlarının tuzunu birbirine karıştıran bir açık hava sineması olarak yaşadı.
Ve günlerden bir gün, yörenin kaderini değiştiren isim Leyla Figen Alavya’da şimdi Ruby adını alan ve tek bir yatak odasına sahip olan taş eve taşındı, ardından Alaçatı’nın taze havasını içine çekip, yörenin ilk turistik restoranını açtı.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde otelde minik bir tören vardı.
Alavya’nın girişine Leyla Figen’i hatırlatan küçük bir plaket asıldı.
Ben, benim gibiler iyi biliyor, ama Alaçatı’yı seven herkes Figen’i bilmeli.
O gün güzel bir tesadüf de oldu.
Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran, Alaçatı’ya hayat veren Leyla Figen’in adının Kemalpaşa Caddesi’ndeki yeni meydana vermek istediklerini, bunun için Meclis’ten onay alacaklarını söyledi.
Gerçekten gecikmiş bir adım...
Herkesin bu beklentisini Başkan Oran’ın bir an önce hayata geçireceğini düşünüyorum.
Çünkü Alaçatı’nın ilk turistik restoranı Agrilia’yı ardından eşi Şevki Figen ile birlikte Alaçatı’yı Koruma ve Güzelleştirme Derneği’ni kuran Leyla Hanım tam bir sivil toplum lideriydi.
Ben bu isimlerin unutulmaması ve mümkünse hayattayken anılması gerektiğini düşünüyorum.

Sembol isimler unutulmamalı


L vitamini almak

TABİİ Şevki Figen’i de ayrı bir yere koymak lazım. 90’ları çoktan geçti. Ve Leyla Hanım’ın Alaçatı’da hak ettiği bir yere isminin verilmesi için hep çaba sarf etti. Yıllar önce Şevki abiyle konuşurken, “Bu enerjinize hayranım” demiştim. O da bana “Her gün L vitamini alıyorum” dedi.
L vitamini; Leyla Figen’di.
Leyla Hanım’ın herkese iyi gelen enerjisiydi.

Sembol isimler unutulmamalı
Sembol isimler unutulmamalı

Leyla Hanım hep Alaçatı’daydı

SİVİL toplumculuk gerçekten önemli bir şey... Bana bunu en iyi anlatan isim hep Salim Kadıbeşegil olmuştur. Kadıbeşegil Türkiye’nin en iyi algı yöneticilerinden biridir. Daha doğrusu bu konuda farkındalık yaratan isimdir. Uzun yıllar İzmir’de, İstanbul’da büyük holdinglere danışmanlık yaptı. Şirketi Orsa bir efsaneydi. Orsa’yı efsane yapan aslında Salim abinin mıknatıs gibi iyi insanları, iyi fikirleri bulup, buluşturup kamuoyuna aktarmasıydı. Ben çok faydalandım. Her konuştuğumuzda yeni şeyler öğrendim. Ben de konuşmalarımda, yazılarımda bunlardan faydalandım.
Kadıbeşegil şimdi Alaçatı’da yaşıyor. Bakıyorum evi artık bir fikir mabedine dönüşmüş durumda.
Türkiye’yi yönetenler Kadıbeşegil’le Alaçatı’da buluşup fikir sörfü yapıyorlar. Arada bazılarına ben de katılıyorum.
Ve sivil toplumculuk nasıl oluru tartışıyoruz, konuşuyoruz.
Leyla Figen’i Salim abi de unutamaz.
Onun için Alaçatı 2020 Platformu olarak Taş Otel’in cephesine asılan bir seramik eseri yaptırdılar.
Eseri Aylin Dönmez yaptı. O gün Taş Otel’in sahibi Zeynep Öziş, Aylin Dönmez, Salim Kadıbeşegil ve Şevki Figen bir anı fotoğrafı çektirdiler.
Leyla Hanım hep Alaçatı’daydı.
Bundan sonra da hep olacak.


Bu hikaye beni hep etkilemiştir

BU hikayeyi bir kez daha yayınlıyorum. Leyla Figen’in kim olduğu öğrenmek, yeniden hatırlamak isteyenler için…

Sembol isimler unutulmamalı

***
1995 yılında Amerikalılar, Teknopark için Alaçatı sırtlarını seçmişler, o devrin Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile anlaşmışlardı. Özel uçakla geldiler, gezdiler, beğendiler ama Özal aniden vefat edince proje de yarım kalmıştı.
Amerikalıların ziyaret organizasyonunu Leyla Figen üstlenmişti. ABD’liler gittiler ama o ilk kez geldiği Alaçatı’da taş evlere, o insanların evlerinin kapı eşiklerinde oturduğu, doğal hayatın doyasıyla yaşandığı sokaklara aşık olmuştu.
Eşi Şevki Figen’i ikna etmişti buraya yerleşmek için...
Leyla Figen planladığı gibi taş ustaları getirterek antik bir taş eve sahip oldu ve evinin karşısındaki bir taş evi de beğenerek Agrilia (Yunancada körpe zeytin fidanı demek) isimli bir restoran kafe açtı.
Agrilia o yıllarda benim için de bir keyif mabedi gibiydi. Ambiyansı, yemekleri, o havası, müzikleri...
Kendimi bir İtalyan kasabasındaymış gibi hissettirirdi.
Agrilia’da yemek için İstanbul’dan gelenleri bilirim.
Leyla Figen eşi Şevki Figen’le birlikte Alaçatı’yı Koruma ve Güzelleştirme Derneği’ni kurdu.
Gerçekten de Alaçatı hem korunuyor, hem de güzelleşiyordu.
Bana göre Alaçatı bütün eksiklerine rağmen hala Türkiye’nin mimari açısından en güzel yerlerinden biridir.
Yıllar geçti; o evler, o dar sokaklar, Agrilia ve Agrilia’yı beğenip buralarda ev alıp, dükkanlar restoranlar açanların sayısı da arttı.
Ve yıllar içinde Alaçatı’yla Leyla Figen’in adı özdeşleşmiş oldu.
***
Günün birinde Leyla Hanım hastalandı. Tedaviler sonuç vermedi. Ve bir gece eşine şunu söyledi.
“İstanbulluyum ama daha çok Alaçatılıyım. Ölünce beni buraya defnedin. Alaçatı’da kalayım...”
Öyle de oldu.
Leyla Figen artık sonsuza kadar Alaçatı’da yatacak.
Bu öykü beni her zaman etkilemiştir.

X

İşletmeler için daha fazlasını yapalım

TAM kapanmanın ardından hayatın nasıl normale gireceği belli olmaya başladı.


Hükümet Bilim Kurulu’nun tavsiyelerine göre hareket edecek.
Yani 17 Mayıs’tan sonra her şeyin bittiğini zannetmeyin.
Büyük ihtimalle hafta sonu yasakları bir süre daha devam edecek.
Hafta içi 19.00 değil ama belki 21.00’den sonra yasaklar sürecek.
Kapanmanın ardından önce okullar ve sınavların açılması bekleniyor. İkinci aşamada tek dükkan olarak tanımlanan kuaför, avukatlık bürosu ve küçük esnafın açılabileceği ifade ediliyor.
Kafe ve restoranların üçüncü aşamada, masa sınırlaması ve dış mekân şartıyla açılmasının daha doğru olacağı da ifade ediliyor.

Yazının Devamını Oku

Bu kolaylığa alıştık daha da güçlendirelim

TÜRKİYE dijitalleşmede epey mesafe katetti.


Örneğin ben “e-devlet” şifremle birçok işlemi yapabiliyorum.
Eskiden olduğu gibi muhtara gidip ikametgah, nüfus idaresine gidip nüfus sureti almama gerek yok.
İlgili yerlere girip bir tuşa basınca hepsi karşıma geliyor.
Çok dikkat ediyorum ama trafik cezası alıp almadığımı arada girip sorguluyorum.
Hastanede yaptırdığım bütün kontroller bende bir dosya halinde vardır.
Ama olmasa da yine bir tek tuşla girip bütün tahlillerimi, hangi doktora gidip muayene olduğumu, koyulan teşhisi tek tek görebiliyorum.

Yazının Devamını Oku

Yeşil korunursa projeye destek

GEÇEN hafta İzmir Ticaret Odası’nın konuğu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ydu.


Dijital yapılan bu toplantıyı ben de izledim.
Kılıçdaroğlu siyasete girmeden, iş dünyasıyla ilgili düşüncelerini, çözüm önerilerini anlattı.
Oda üyeleri Kılıçdaroğlu’na sorular sordu, o da yanıtlar verdi.
Bunlar arasında Çeşme’yle ilgili bir soru dikkatimi çekti.



Yazının Devamını Oku

Sevgi var, mesafe yok

EROL Hülagü’yü reklam ve perakende dünyası çok iyi tanır. Sektörün kendini anlatmasında, tanıtmasında büyük katkısı vardır.


Zeynep Hülagü’yü de eğitim sektörü çok iyi bilir. Çalıştığı kurumlara hep katkı sağlayan, sektörü büyüten isimlerden biridir.
Kızları Nilipek’i çok küçükken tanıdık, sevdik.
Yıllar geçti, genç kız oldu, üniversite okumak için İstanbul’a Boğaziçi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’ne gitti. Sonra Hollanda’daki Maastricht Üniversitesi’nde Biyolojik Psikoloji’yi bitirdi.
Bu arada müzik hep hayatında oldu. Farklı gruplarda yer aldı ve bir gün solo bir albüm çıkardı.
“Sabah...”
Herkesin sabahı farklıdır.

Yazının Devamını Oku

Kapanma doğru ama destek şart

17 gün kapanacağız; yeterli olup olmayacağını göreceğiz.


Elbette bu süreci yönetmek çok kolay değil.
Her devlet imkanları doğrultusunda vatandaşına destek oluyor.
Devletin yapması gerekenler var ama vatandaşa düşenler de bulunuyor.
Dün de yazdım, bazıları eleştirdi.
Normaldir.
Söylemek istediğim şuydu;

Yazının Devamını Oku

Sanatçı dostlar bu platforma üye olun

BU dönemin en büyük mağdurları da sanatçılar oldu.


Tiyatrolar kapalı, sinema salonları da öyle...
Yeme içme sektörü de durunca müzisyenler de ne yapacaklarını bilemediler.
Düğünler, davetler, özel toplantılar azaldı, daha doğrusu yapılamadı.
Bizde özellikle müzisyenler aldıkları kaşelerle hayatlarını devam ettikleri için bu etkinlikler olmayınca büyük bir mağduriyet oldu.
Özellikle lokal sanatçılar arasında intihar edenler oldu. Bu haberler hepimizin içini sızlattı.
Bu süreçte bütün dünyayı yakından takip ettim.

Yazının Devamını Oku

Siyasete popülizm de girince böyle oluyor

İZMİR gibi çok kültürlü bir şehirde büyüdük. Mahallemizde, yaşadığımız çevrede levanten çok aile vardı. Rum kökenli komşularımız da vardı, Ermeni arkadaşlarım da...


Saint Joseph’i kazandığım gün, okulun girişine kazananların listesini asmışlardı.
Sınıfta, okulda da o kadar çok arkadaşım oldu ki...
Bizi birleştiren hep ortak değerlerimizdi.
İzmir, Türkiye, Atatürk sevgisiydi.
Kimin nereden geldiği, nerede doğduğu, kimlerden olduğu hiç önemli değildi.
Bizim için önemli olan arkadaşlıklardı, dostluklardı, ailelerdi, birlikte geçirdiğimiz vakitlerdi.

Yazının Devamını Oku

Temas etmeden tatil yapmak ister misiniz?

PANDEMİYLE bazı alışkanlıklar değişecek. Ve, hayatımıza teknoloji yeni imkanlar, olanaklar, alternatifler sunacak.Örnek mi?



Salgının azaldığını ve tatile gittiğinizi düşünün. Ve, aklınızdan pandeminin en kötü günleri hala gitmiş değil. Hiçbir yere dokunmak istemiyorsunuz, kimseyle yakın temas kurmak istemiyorsunuz. Bunu nasıl yapabilirsiniz?
Size bu imkanı sunan bazı çözüm önerileri var...
Sadece akıllı telefonunuzu kullanıyorsunuz. Bir uygulamayı indiriyorsunuz; konakladığınız tesisin tüm hizmetlerinden, dil engeline takılmadan faydalanabiliyorsunuz.
Nasıl mı?
Otele gitmeden bir sağlık karnesi dolduruyorsunuz. Otele varıldığında temassız check-in özelliğiyle resepsiyon kuyruğunda beklemiyorsunuz. Oda için kapı kartı almadan, oda kapınızı cep telefonuyla açılabiliyorsunuz. Mobil uygulamada yer alan menüler ve kataloglar sayesinde ortak kullanılan yüzey miktarı en aza indiriliyor. Bu sayede yiyecek ve içecek siparişlerini cep telefonundan sadece odaya değil, oteldeki her hangi bir bölgeye talep edebiliyorsunuz. Bu bölge lobi, sahil ve hatta tekne bile olabiliyor. Tüm bu hizmetlerin ödemesi için ise para kullanmaya veya POS cihazına gerek kalmadan mobil ödeme ile gerçekleştirilebiliyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Bir ödev ve düşündürdükleri

OĞLUM Atlas’a Piri Reis’teki öğretmeni Melike Gevrek 23 Nisan’la ilgili bir ev ödevi vermiş. “Dersimiz Atatürk” filmini izleyip kendine göre notlar çıkarmasını istemiş Melike öğretmen...


Atatürk’ü, felsefesini, hayata bakışını, bizlere bıraktığı mirası okuyarak, anlayarak, içselleştirerek büyüdük.
Hala “Atatürk” dendiğinde gözlerimiz dolar.
Atlas’ı da dünyanın kabul ettiği bu önemli lideri anlatarak büyütüyoruz.
Bu filmi yıllar önce izlemiştim.
Turgut Özakman’ın senaryosunu yazdığı Atatürk’ün hayatını konu alan bir filmdi. Yönetmenliğini Hamdi Alkan yapmıştı. Filmde Halit Ergenç Atatürk’ü canlandırmıştı.
Filmde dede rolünü üstlenen Çetin Tekindor, torunu rolünü üstlenen Batuhan Karacakaya ve arkadaşlarına Atatürk’ü anlatıyordu.

Yazının Devamını Oku

En doğrusu hibrit modelle çalışmak

AŞILAR konusundaki fikrim, tavrım belli...


Bu salgını yenebilmemiz için aşılardan başka bir çare gözükmüyor.
O yüzden aşı tartışmalarının yapıldığı günlerde gidip FAZ 3 çalışmasına katıldım.
Yaşadıklarımı da belirli aralıklarla yazdım.
Aşımın üzerinden 5 ay geçti.
Neredeyse hiçbir yan etki yaşamadım.
Aşı oldum diye de; tedbirleri bir kenara bırakmadım.

Yazının Devamını Oku

Hafta sonları tam kapanalım

UZMANLARLA, bilim insanlarıyla konuşuyorum; çoğunluk tedbirlerin daha da sıkılaştırılmasından yana...


Örneğin hafta sonları işim gereği çıkıyorum, gazeteye geliyorum.
Ama bir trafik yoğunluğu görüyorum.
Alışverişe çıkan insanlarla caddeler sokaklar dolu...
Düşünüyorum; bu işler hafta içinde yapılamaz mı?
Hafta sonları özellikle tam kapanma olmaz mı?
Her devlet, hükümet kendi pandemi planını yapıyor.

Yazının Devamını Oku

Ofislere geri dönüş başladı

PANDEMİNİN ilk gününden beri yazıyorum.


Evden çalışmak ve verim almak mümkün değil diye…
Nitekim dünya devlerinden de benzer açıklamalar geliyor.
Pandemi nedeniyle çalışanlarına uzaktan çalışma imkanı tanıyan Amazon, sonbaharla birlikte ofise dönüleceğini açıkladı.
Google’da da işler değişti. Pandemi öncesinde de esnek çalışma modellerine sıcak bakan ve şirketi böyle dizayn eden Google; nisan sonu itibariyle ofisten çalışılmaya başlanacağını söyledi. Eylül ayında ise tüm çalışanların haftada 3 gün ofise gelmesini zorunlu hale getireceklerini açıkladı.
Bizde de bazı gruplar, holdingler evden çalışmayla ilgili açıklamalar yaptılar ve bazı kadroların kalıcı olarak evden çalışacaklarını duyurdular.
Şu net ki;

Yazının Devamını Oku

Pandemi sonrası canlanma değil sıçramalar olacak

BEN gazeteyi satır satır okurum. Reklamlar dahil...


Hatta uzun yıllar küçük ilanları bile okurdum. Reklam dünyası her zaman ilgimi çekmiştir. Sadece bir ürünün ya da bir yerin tanıtımı için değil; benim için bir haber kaynağı da olmuştur reklamlar...
O yüzden televizyonlardaki reklam aralarında kanal kanal gezinmem.
Bir outdoor ilanının önünde durup o konuyu nasıl işlediklerini inceler, notlar bile ararım.
Tabii son yıllarda sosyal medya ilanları da ilgi alanımda...
Çok yaratıcı reklamlar olduğunu da söylemeliyim.
Aslında bütün yollar markalaşmaya gidiyor. Hangi mesleği yaparsanız yapın, hangi ürünü üretiyorsanız üretin iyi anlatmanız, iyi tanıtmanız lazım.

Yazının Devamını Oku

Tarımdaki başarı hikayelerine ihtiyaç var

REŞAT Yörük ile birlikte yıllarca aynı kurumlarda gazetecilik yaptık. O sonra masanın öteki tarafına geçti; birçok kurumun basın danışmanlığını üstlendi. En son İzmir Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı görevini yaptı. Aziz Kocaoğlu’yla birlikte çalıştı.


Kocaoğlu döneminin en beğendiğim hizmetlerden biri kooperatiflere verilen desteklerdi.
Bana göre Tire’deki süt üreticileri için verilen destekler bir başarı hikayesi yarattı.
Sütte bugün İzmir fiyatı, kaliteyi, üretim ekonomisini belirleyen bir merkez haline geldiyse bunda uygulanan kooperatif modelinin büyük payı vardır.
Ben İtalya ve İspanya’yı çok yakından takip ediyorum.
Fransa’da önemli hikayeler var ama kooperatifleşmede iki ülkenin belirgin bir başarısı bulunuyor.
Yerel bir ürünü dünya pazarlarına tanıtabilmek, satabilmek gerçekten başarıdır ve alkışı hak eder.

Yazının Devamını Oku

Kentlerimiz merkeze sıkıştı alternatifler de gerekiyor

O kadar çok salgını konuşuyoruz ki; bütün gündemler aslında ikinci plana düşüyor.


Arada hatırlatmalar yapıyorum.
Büyük şehirlerin pandemi sonrasındaki trafik problemleri çok daha ağırlaşacak.
Ve hatta salgınla birlikte değişen yaşam alışkanlıklarından dolayı yazlık yerlerde de birinci problem trafik, ulaşım olacak.
İstanbul’un trafiği ve yollarda geçirilen süre her zaman konuşulur.
Türkiye’nin kalbi İstanbul’da attığı ve altyapı yatırımları sürekli yapıldığı için ben İstanbul’u şanslı buluyorum.
Evet; hala trafik yoğun ve sıkışım ama alternatifler de yok değil.

Yazının Devamını Oku

Asıl şimdi kendi karantinamızın zamanı

KISMEN kapandık.

 


Belki de daha sıkı tedbirlerle ve daha uzun bir süre kapanmalıydık.
Ama her ülkenin kendi gerçekleri ve şartları var.
Türkiye gibi ülkeler ekonomilerini kapatmadan, hayatı yavaşlatarak bir yöntem izliyor.
Pandeminin ilk dönemini çok iyi yönettik.
Herkesin bilmediği ve hazırlıklı olmadığı bir süreçte belki de insanların endişesi daha fazla olduğu için dikkatliydik.

Yazının Devamını Oku

Türkiye’yi dinlendirmeliyiz

YAZIMI yazdığım saatlerde Bakanlar Kurulu toplantısından çıkan sonuçlar henüz açıklanmamıştı. O yüzden yazacaklarımın bazı detayları eksik kalabilir. Onları da bir sonraki gün yorumlarım.


Ama şu bir gerçek;
Bu vaka sayılarıyla devam edemeyiz. Ramazan döneminde mümkün olduğu kadar Türkiye’nin dinlenmesi, dinlendirilmesi gerekir. Yaptığımız her yanlışın sonuçları çok ağır oluyor.
Bu sefer de öyle oldu.
Mart başında tedbirler biraz gevşetilince her şeyi bitmiş kabul ettik, tablo ortada...
Oysa bu gevşemenin bir nedeni vardı.
Özellikle hizmet sektörü sıkıntılı bir süreç yaşamıştı. Restoranlar, lokantalar, kafeler 2020’nin yarısını kapalı ya da yarı kapasite çalışarak geçirmişlerdi.

Yazının Devamını Oku

İzmir Futbol Holding olmaz mı?

SITKI Şükürer’in Pazar günkü “İzmir Futbol Holding A.Ş.” yazısı büyük ilgi gördü.Okumayanlar için tavsiye ederim.


Özetle şöyle diyordu;
“İzmir kulüpleri özellikle Karşıyaka, Göztepe, Altınordu ve Altay, bir adım geride İzmirspor, gerek geçmişleri gerek taraftar sayılarıyla, her biri bir kent değeri konumunda.
Göztepe Sayın Mehmet Sepil’in stratejik yönetimiyle süper Lig’e yükselerek kendini mali olarak döndürebilen bir yetkinliğe ulaştı.
Yine Altınordu’da Sayın Mehmet Özkan muhteşem tesisleri ilk alt yapıyı önceleyerek yetiştiricilik gelirleriyle sağlam bir modelleme oluşturdu ve Türk futboluna damga vuracak adımları herkese hissettiriyor.
Bu süreçte Karşıyaka ve Altay’ın da gecikmeden benzer bir yolculuğa çıkması elzem gözüküyor.
İlk aşamada İZVAK’ın yönetim imtiyazını elinde tuttuğu İzmir Futbol Holding A.Ş kurulur.

Yazının Devamını Oku

O uçakta kurulan hayaller

2003 yılında Ahmet Piriştina’yla Güney Kore’ye gittik. İzmir’e üniversite yaz olimpiyatlarını getirmek istiyorduk. Piriştina’nın heyecanını hissediyorduk. O heyetteki herkesin hem fikir olduğu bir şey vardı.



O da İzmir gibi bir kentin artık uluslararası büyük organizasyonlara evsahipliği yapması gerektiğiydi.
1971’de İzmir Akdeniz Oyunları’na evsahipliği yapmış ve çok başarılı olmuştu.
O gün yapılan spor tesisleri İzmir’deki spor kültürünün gelişmesinde katkı sağlamış ve sportif başarılar üst üste gelmişti.
Daha doğrusu dünyanın her yerinden gelen sporcular İzmir’i hayatları boyunca unutmayacaklardı.
Sporun, sanatın işte böyle bir etkisi var.

Yazının Devamını Oku

Bir gayret daha

HERKES Bilim Kurulu’ndan yasaklar, tedbirlerle ilgili yeni tavsiyeler bekliyordu. Ancak Bilim Kurulu ertelendi. Şimdi gözler hafta başındaki Bakanlar Kurulu’na çevrildi. Önümüzdeki günlerde Ramazan başlayacak ve arife gününden itibaren restoranlar, işletmeler kapanacak.Her fırsatta yazıyorum.


Bu işletmelerin ayakta kalması gerekiyor.
Bu pandemi birkaç aya sönecek, aşılar arttıkça her ülke biraz rahatlayacak.
Ancak bu işletmelerin dayanacak gücü de kalmadı.
Devletleri, hükümetleri çok iyi anlıyorum.
İmkanları olan ülkeler ciro kayıplarını karşıladılar ve işletmelerin yaşamalarını sağladılar.
Ama bu imkanı olmayanlar süreci zamana yaydılar.

Yazının Devamını Oku