Endişe sürüyor anketlere yansıyor

İSTANBUL Ekonomi Araştırma’nın son Türkiye raporunda koronavirüs endişe seviyesi ölçülmüş.

Haberin Devamı

 

Ekim ayı sonuçlarına göre katılımcıların yaklaşık yüzde 74’ü koronavirüs konusunda çok endişeli, endişeli olduğunu söylemiş.
Yaklaşık yüzde 15’i hiç endişeli değilim, endişeli değilim yanıtını vermiş.
Yüzde 11’i ise ne endişeli, ne endişesiz olduğunu ifade etmiş.
Ağustos ve eylül ayı sonuçlarıyla karşılaştırıldığında endişeli olanlarda 5 puanlık düşüş gözüküyor. Ancak mart ayından beri verilen yanıtlarla karşılaştırıldığında endişe seviyesinin hala yüksek olduğunu anlaşılıyor.
Koronavirüs endişe seviyesine ek olarak bu ay ilk kez katılımcılara “Yakın çevrenizde koronavirüse yakalanan birisi var mı?” diye sorulmuş. Sonuçlara göre toplumun yaklaşık yüzde 60’ının yakın çevresinde virüse yakalanmış birisi var. Endişe seviyesindeki artışın bu sonuçlarla bağlantılı olduğu söylenebilir.
Halka galiba daralıyor.
Bu endişeye rağmen tedbirlerin tam olarak uygulandığını da söyleyemem.
Devletlerin bundan sonra yapacakları şeyler elbette var.
Ama biz, kendimizin polisi olacağız.
Kurallara uyacağız, uymayanları uyaracağız.
Biliyorum hepimiz çok sıkıldı, eski günleri özlüyoruz.
Rahat rahat konuşmayı, istediğimiz gibi seyahat edebilmek istiyoruz.
Ama önümüzde zorlu bir kış olduğunu unutmayalım.
Pandemi daha bitmedi.

Haberin Devamı

 
Fikir ilerici güçtür

NEW York Times’ta ilginç bir makale okudum.
Yazan Marilynne Robinson’du. Bir romancı.
Yazının başlığı “Bir ülkeyi sevmek ne anlama gelir” diye atılmış.
Amerika’yla ilgili çok şey yazabilirim.
Olumlu bulduğum yanları da var, olumsuz çok detay da...
Ama kabul etmek gerekir ki, Amerika birçok kişiye hayaller kurdurabilen bir ülke...
Tabii bunları yazarken siyaseti hiç dikkate almıyorum.
Günlük hayattan, teknolojiden, değişimden, yeniliklerden bahsediyorum.
Zaten makale de biraz böyle başlıyor ve sonra siyasete giriyor.
Siyaset kısmı yazanı ilgilendirir ama Marilynne Robinson’un şu sözleri dikkatimi çekti.
“İnsan kutsaldır, bu nedenle eşittir. Fikir, sürekli ve zorunlu olarak başarısızlıklarımızı açığa çıkaran ve bize ileriye dönük yeni yollar gösteren ilerici bir güçtür. Bir süredir bu fikrin aktif bir şekilde reddedilmesiyle uğraşıyoruz. Medeni haklar ve kadın hakları hareketlerinden önce dünyayı gören 70’li yaşların sonlarında bir kadın olarak, eşitlik fikrinin ne kadar güçlü olabileceğini biliyorum. Beyaz olmayan insanlarla ya da kadınlarla eşit şartlarda, kendilerine yönelik şiddeti düşlemekten korkan, kendi insanlarının tüm kategorilerini ölümcül düşman olarak görmeyi tehdit edici bulanlar var. Bir liberal olarak, bu ülkeye beni pragmatist yapacak şekilde sadığım. Biri açsa onu besleyin. Susuz kalacak, bu yüzden içeceği bol su olduğundan emin olun. Hapishanedeyse onu suistimal etmeyin, terk etmeyin, sömürmeyin ya da orada olması gerektiğini varsaymayın. Bu sorunlar tüm nüfusu etkiliyorsa, tüm peygamberlerin söylediği gibi, nüfuz veya yetkiye sahip olanlar tövbe etmeli ve daha iyisini yapmalıdır.”
Amerika’da şiddet olayları artıyor.
Bu mesele artık giderek dünyanın önemli problemlerinden biri haline geliyor.
Ama Türkiye’deki kadın cinayetleri çok çarpıcı durumda...
Türkiye bu meseleye terörle mücadele ettiği gibi bakmalı.
Yasalar yeterli değilse yeni düzenlemelerle, mahkeme kararları yeterli değilse toplumsal baskıyla konunun üzerine gitmelidir.
Kadınlarımıza yazık oluyor.

Haberin Devamı

 
Dalga dalga geliyor

AVRUPA’da yeni ve sıkı önlemler gelmeye başladı. Örneğin Fransa barları, kafeleri kapattı. Madrid’de dün OHAL ilan edildi. İngilizler yeni yasakları konuşuyor. Bazıları “birinci dalga devam ediyor” diyor, bazıları çoktan “ikinci dalga” demeye başladı bile...
Siz ne derseniz deyin.
Bütün dünya yaz aylarında gevşedi.
Ve aşı bulunmadan, aşı bulunsa da yaygın kullanımı olmadan bu virüsten kurtulmak çok kolay değil.
Türkiye ekonomiyi de dikkate alarak yasakları en son getirmeyi düşünüyor.
Hükümet haklı olabilir...
Ama bana göre herkes kendi karantinasını kendisi yapmalı.
Ve gereksiz olmadığı sürece kalabalık ortamlardan uzak durmalıyız.
En azından kış günlerinde...

Haberin Devamı

 
İlginç bir yıl oldu 2020

YAĞMUR geliyor diye sevindik.
Ama bugünün yağmurları da eski yağmurlar gibi değil.
Bir saatte birkaç günlük yağış bırakıyor, neredeyse sele neden oluyor.
Ve sonra kesiliyor.
Mevsimler gerçekten kaydı.
Ne yaz yaz gibi, ne bahar bahar gibi...
Bu arada ciddi bir susuzluk problemiyle karşı karşıya kalabiliriz yakında...
Bu gidişle yeni önlemler almak zorunda bile kalabiliriz.
Pandemi, kuraklık derken bakalım 2020’yi nasıl kapatacağız.

Yazarın Tüm Yazıları