GeriDeniz SİPAHİ Çevreyle barışık olmayanın işi zor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çevreyle barışık olmayanın işi zor

GEÇMİŞTE olumsuz çok örnek var biliyorum.

O yüzden çevreye duyarlı insanlar bir proje masanın üzerine geldiğinde hemen bir rezerv koyuyorlar.
Ama teknoloji çok değişti, Türkiye de bu değişime ayak uydurdu.
Çevreyle, doğayla barışık sanayinin olabileceğini kanıtlayan çok sayıda örnek var artık...
Ben doğru projelere her zaman destek verdim.
Gazeteci olarak dünyadaki iyi örnekleri gidip gördüm.
Örneğin, Almanya’da nehir kenarı, şehrin neredeyse içinde termik santraller gördüm.
Örneğin, kentin arıtmasını yapan tesislerin şehrin ortasında, deniz kenarında olduğunu gördüm.
Teknolojiyi kullandığınızda, çevreye saygı duyduğunuzda hiçbir sorun kalmıyor.
Geçen gün bütçe görüşmelerinde de fark ettim.
Türkiye’nin 2022 yılı bütçe kanun teklifinde yeşil dönüşümle ilgili birçok detay vardı.
Finansal sektörün sanayinin yeşil dönüşümünü kolaylaştıracak şekilde dönüştürüleceği, çevreye duyarlı yatırımların teşvik edileceği açıklandı.
Sıfır atık uygulamasının evlere yaygınlaştırılması da planlanıyor.
Bu konuları konuşmakta geç kaldığımızı biliyorum.
Keşke çok daha önce bütçeye de, siyasetin gündemine de gelseydi.
Ama gelişmiş birçok ülke için bile bu konular yeni ele alınıyor.
İklim değişikliği sanki yüz yıllar sonra gündeme gelebilecek bir konu gibi bizlere geldi.
Sanki bir film senaryosu, bilim kurgu filmi gibi...
Oysa son birkaç yıldır yaşananlar bile gerçeğin çok da vahim olduğunu bizlere gösterdi.
Ve önlem almaz, eksi alışkanlıklara devam edersek işin sonunun kötüye gideceğini de anladık.
O yüzden üretim yapan herkesin kendine şöyle bir gelmesi gerekir.
Yeşil OSB, yeşil endüstri bölgeleri olacak.
Sertifikasyonu olmayan sisteme dahil olamayacak.
Çevreye duyarlı olmayan, sürdürülebilir sanayi kavramını benimsememiş hiç kimse ürettiğine pazar bulamayacak.
İşte öyle bir döneme giriyoruz.


Sorumlu ürün konseptini
daha çok raflarda görürüz

YAZMIŞTIM...
Hugo Boss AG Operasyondan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Heiko Schafer ile sohbetimizde bu konulara da girmiştik.
Özellikle gençler, genç kalanlar ve elbette çevreye duyarlı insanlar giyiminden yemeğine, evinden işYerine kadar birçok alanda ve konuda farklı bir hassasiyet içinde...
Ve önemli markalar bu yeni trendi çok iyi takip ediyorlar.
Çünkü biliyorlar ki, bu dönüşüme ayak uyduramazlarsa kaybedebilirler.
Schafer, sürdürülebilirlikle ilgili bir sorumuza şöyle yanıt vermişti:

Çevreyle barışık olmayanın işi zor

“Sürdürülebilirlik bizim için çok önemli. 3 senedir Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi’ndeyiz. Geçtiğimiz yıl da bu endekste kendi endüstrimizde en iyi üçüncü şirket olduk. Sadece ürünlerde değil, karbon emisyonu, enerji verimliliği, atık yönetim konusunda da duyarlıyız. Çevreye etkiye bütünsel bir yaklaşımla bakıyoruz. Tüm bu başlıklarda bizim çok net tanımlanmış rakamsal hedeflerimiz var. Ürün tarafına gelince bizim sorumlu ürün dediğimiz bir ürün çeşidimiz var. Orada da Hugo Boss’un tanımladığı kriterler var. Yüzde 60 sürdürülebilir materyallerden üretilmesini istiyoruz. Havayoluyla taşınmaması gibi özel kriterleri bu ürünlerde uyguluyoruz. Şu an da portföyümüzün yüzde 40’I bu tarz ürünlerden meydana geliyor.”
Yani markalar “sorumlu ürün” gibi çok farklı konseptlerle müşterilerinin karşısına çıkıyor.
Ve müşteriler de bu konuda markalara baskı yapıyor ve talepte bulunuyor.
Dediğim gibi bu dönüşümü kendi içinde gösteremeyen kaybedecek.


Sokağa taşmayan müzik istiyoruz

BU yaz biraz da pandemi etkisiyle müzik yasağı gece 12’de başladı.
Genel olarak uyulduğunu söyleyebilirim.
En azından Çeşme’de olduğum günlerde 12’den sonra daha rahat uyuduğumu söyleyebilirim.
Tabii denetimlerin de sıkı yapılması bunda etkili oldu.
Pandeminin etkisinin aşılarla azalacağını düşünüyorum.
Yani bu yazı daha rahat geçiririz.
Turizmde iddialı bir ülke için müzik yasağının bu yıl daha gevşetileceğini düşünüyorum.
Ama hükümetten şöyle de bir beklentim var.
Eğlence mekanlarında müzik kriteri belirli esaslara bağlanmalı.
Örneğin, Avrupa’daki birçok ülkedeki gibi...
İşletmelerin ruhsat alımı teknik bazı yatırımlara bağlanmalı.
Ses perdeleri yapmayan, müzikle ilgili teknik yatırımları yapmayan, çevreye duyarsız, o bölgenin ahengini bozan, yasak tanımayan işletmelere izin verilmemeli.
Sokağa taşmayan müzik istiyoruz.


Bodrum’un trafiği
İstanbul’la yarışır

YAZIN Bodrum Turgutreis’ten Milas-Bodrum Havalimanı’na 2 saatte gidemedim.
Oysa yakın bir tarihe kadar 2 saatte İzmir’e gidiyordum.
Bodrum’un içinden bir türlü geçemedim.
Bodrumlu arkadaşlarımla konuşuyorum, onlar bulundukları bölgede yaşamaya başlamışlar.
Yani Gümüşlük’e gelen arkadaşlarım Bodrum merkeze inmemeyi tercih ediyorlar.
Gümüşlük onlara yetiyor.
Çünkü trafiğin İstanbul’u aratmadığını söylüyorlar.
Birkaç kere yazdım, “Bodrum’a çevre yolu lazım” diye...
Her seferinde, “Aman, yazma” dediler.
Haklı oldukları detaylar var.
Ama Bodrum gibi herkesin geldiği, tatilde tercih ettiği yerlerin de trafiği böyle olamaz.
Ya bazı rötuşlarla trafik rahatlatılacak ya da daha yapısal değişimlere gidilecek.
Elbette şehir plancıları, uzmanlar, siyasetçiler bilecek ancak bir vatandaş olarak şikayetçi olduğumu söylemeliyim.

X

İnsanlar yaşarken kıymetini bilelim

CUMHURBAŞKANI Erdoğan İzmir’de deprem konutlarının teslim töreninden sonra Alsancak Stadı’nın açılışını yaptı. Bundan böyle Alsancak’ın yanına Mustafa Denizli ismi de eklendi. Ve bence çok yakıştı, Mustafa hocanın hakkıdır.


Daha önce de yazmıştım.
Fatih Terim’in ismi Başakşehir’in stadına, Şenol Güneş’in ismi Trabzon’da Şenol Güneş Spor Kompleksi Medical Park Stadyumu’na verildi.
İzmir ile, Alsancak ile, Altay ile adı özdeşleşmiş bir yerin adı Mustafa Denizli olmalıydı.
Mustafa hocayı yıllardır tanırım.
Severim, sayarım, öngörülerine inanırım.
Ama biz Denizli’yle futboldan başka her şeyi konuşuruz.

Yazının Devamını Oku

Yaralar sarılmış anılar hala taze

TEMMUZ sonuydu; Selimiye’ye gidecektik.

 

Oğlum Atlas çocukluğundan beri Söğüt’ü, Selimiye’yi çok sever. Doğası, sakinliği, denizi; her şeyi bambaşkadır aslında Marmaris ve çevresinin...
Tam hazırlanırken yangınlar başladı.
Atlas’a durumu anlattım, Selimiye tatilini eylülde yapacağımızı söyledim.
Hiç unutmuyorum; 29 Temmuz’du.
Armutalan’dan İçmeler’e sonra Hisörönü’ne, Osmaniye’ye, Turunç’a, Turgut’a, Yeşilbelde’ye sıçradı. Bir hafta sonra yangın kontrol altına alındığında 13 bin 600 metrekare ormanlık alan yanmıştı.
O günlerden sonra ilk defa Marmaris’e gittim.

Yazının Devamını Oku

Önceliğimiz kentsel dönüşüm olmalı

CUMHURBAŞKANI Erdoğan bugün İzmir’de olacak.


Geçen yıl 30 Ekim’de 2020’de yaşanan depremde evleri yıkılan veya ağır hasar gören depremzedeler için yapılan konutlar törenle hak sahiplerine verilecek.
Konutların bir yılda bitirilip tamamlanması önemli...
Gerçekten de İzmir’in ucuz atlattığı bir depremdi.
Kentin birçok yerinde kentsel dönüşüm çalışmaları deprem sonrasında hızlandı.
Deprem yönetmeliklerine uymayan, eskimiş birçok binanın yıkılıp yerine yenilerinin yapıldığına şahit oluyoruz.
Sadece İzmir’in değil, Türkiye’nin de sorunu bu...

Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunu anlatan filmler

SEYRETTİNİZ mi bilmiyorum; Netflix’teki ‘Kulüp’ dizisi bugünlerde en çok konuşulan prodüksiyonlardan biri... Son yıllarda seyrettiğim en iyi dizilerden...


Senaryo da iyi, oyunculuk da, çekimler de...
Türk film endüstrisinin geldiği noktadan gerçekten gurur duyuyorum.
Bundan sonra daha iyilerini de bekleyelim.
Her şeyin bir zamanı var.
Ve Türk prodüksiyonları artık çok daha fazla ilgi görecektir.
Yakın tarihimize ışık tutan bir konusu var Kulüp dizisinin...

Yazının Devamını Oku

Kapanma olmasın diye yazıyorum

GEÇEN hafta yazdığım birkaç yazıya çok mesaj geldi.


Elbette ağırlıklı olarak aşıya soğuk bakanlardan, aşı olmayanlardan, aşı karşıtlarından...
Hepsine tek tek tek cevap vermeye çalıştım.
Ben bu yazıları önümüzdeki günlere öngörerek yazıyorum.
Çünkü veriler iyi gelmiyor, uzmanlar uyarıyor, dünyanın farklı ülkelerinde tedbirler ağırlaşıyor.
Ama görüyorum ki, “Bize bir şey olmaz” anlayışı hala hakim.
Ben de diyorum ki...

Yazının Devamını Oku

Orhun ve Alper’in başarıları örnek olsun diye yazıyorum

GAZETECİ olarak çok farklı ortamlara girip çıkıyorum. Çok farklı sektörde insanla buluşup sohbet ediyorum. Bazı şirketleri, kurumları ve insanları yakından takip ediyorum. Tabii ilgi duyduğum farklı alanlar da var. Ve elbette hobilerim...Örneğin sanatın birçok dalını yakından takip ediyorum. Spor da öyle... Futbol ve basketbol sevgimi de ayrı bir yerde tutuyorum.Çok küçük yaşlardan itibaren izlediğim bazı oyuncular var.



Orhun Güngören örneğin...
Antrenmanlardaki performansını çok beğenirdim.
Büyüdü; üniversite okurken de basketten kopmadı.
Pınar Karşıyaka’da, Mersin’de, Giresun ve Balıkesir’de profesyonel oynadı.
Kariyerinde ve aklında hep basket olduğu için hayat boyu devam edeceği koçluğu seçti. Birçok başarılı oyuncunun arkasında Orhun vardı.

Yazının Devamını Oku

Avusturya aşıyı zorunlu hale getirdi destekliyorum

MAİL kutumda aşıya mesafeli duranların mesajları var.

 

Hepsini okuyorum.
Aşağı yukarı benzer sözlerle “Neden aşı olmadıklarını” anlatıyorlar.
Çoğu “10 – 15 yıl sonra neler olacağını göreceksiniz” diyor.
15 yıl sonrasını bilemem elbette ama bilimsel araştırmaların sonuçlarını okudukça aşılara olan inancım daha da artıyor.
Bu kısır döngüden başka çıkış yolu önermiyorlar.
Sadece uzakta, ileri bir tarihte olabilecekleri söylüyorlar.

Yazının Devamını Oku

Türkiye ve Yunanistan tek destinasyon olabilir

DOKUZUNCU Türkiye Yunanistan Forumu’nda İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener önemli bir konuşma yaptı.Benim de uzun yıllardır ısrarla yazdığım bir konuyu dile getirdi.


İki ülke; yani Türkiye ve Yunanistan dünya turizm pazarına tek destinasyon olarak çıkabilir.
Özgener iki ülkenin turizminde, kültüründe ve etkileşiminde yeni düşünceleri, yeni eğilimleri Ege kıyılarında uygulamak ve süreçleri doğru kurgulamak adına işbirliği yapmasını önerdi.
Ve dedi ki;
“Çeşme-Sakız, Ayvalık-Midilli, Kuşadası-Samos, Bodrum-Kos, Marmaris-Rodos, İzmir-Selanik-Halkidiki, İzmir-Atina-Girit gibi özel programlar ve pazarlama kampanyaları yapmamız gerekir. Bu durum Türk ve Yunan turizmcileri motive edeceği gibi iki ülke bakanlıkları tarafından da bir strateji olarak benimsenirse, üçüncü ülkelere birlikte giderek ortak standlar ve organizasyonları gerçekleştirebiliriz.”
Pandemi koşullarında deniz trafiği de aksadı. Oysa Türkiye ile özellikle adalar arasında yoğun bir trfik yaşanırdı.
Yunanistan uzun süre kapılarını kapadı, girişlere izin vermedi.

Yazının Devamını Oku

Tünelin ucu gözüktü tek şart aşılama

DÜNÜN iki önemli açıklaması şuydu.


Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü’nün Direktörü Anthony Fauci, “Eğer aşılama oranı artarsa gelecek yılın ilkbaharında Covid-19 salgın kategorisinden endemik kategorisine geçebilir” dedi.
Fauci’nin şartı aşılanmanın artmasıydı.
Aşıların tamamlandığı ülkelerde lokal bazlı hastalık haline gelecek Kovid 19 çünkü...
Şu an yüzde 50’lerdeki aşılanma oranlarının artması şart.
Üstelik hatırlatma dozlarını da dikkate alırsak vakit kaybetmemiz gerektiği de ortada...
Çünkü ikinci önemli açıklama Türkiye’nin bıçak sırtı bir dengede olduğunu gösteriyor.

Yazının Devamını Oku

O tereddütlerin artık bitmesi gerekiyor

AŞILARLA ilgili yazınca bir grup üzerime çullanıyor.


En baştan beri net yazıyorum aslında...
Herkes gibi benim de rehberim bilim; zaten aksini kimse bana anlatamaz.
Başlangıçtaki tereddütleri anlıyorum.
Daha önceki aşılar uzun çalışmalar, deneyler sonucunda uygulanmıştı. Bu sefer geçici kullanım onayı alınan aşılar yapıldı.
Ki;
Ben o günlerde gidip gönüllü oldum; ilk doz aşımı geçen kasım başında yaptırdım.

Yazının Devamını Oku

İhracata odaklanalım İtalya gibi yapalım

HÜRRİYET’in Ekonomi Zirvesi’nin bu seferki adresi Afyon’du. Afyon denince akla hemen mermer geliyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Şeref Kalaycı toplantının özetini anlatan şu cümleyi kullandı. “2021 yılında doğal taş ihracatının 2 milyar doları geçmesini bekliyoruz. Aslında İtalya’nın, İspanya’nın yaptığı gibi katma değerli bir ihracat yapabilseydi bu rakam 18 milyar dolar olabilirdi...” Aslında sadece mermerde değil; birçok sektörde benzer bir tablo var. Kendi markanızla dünya pazarlarına çıkmadığınızda geometrik bir büyüme yakalayamıyorsunuz. Ticarete konu 90 madenin 70’i Türkiye’de var. Dünyadaki toplam doğal taş rezervlerinin yüzde 40’ı Türkiye’de bulunuyor. Borda dünya rezervlerinin yüzde 73’ü ülkemizde… Kromda da dünyada ilk 5’e giriyoruz. Kalaycı’nın dediği gibi mevcut rakamın 9 katını üretebilecek bir Türkiye’nin bu potansiyelle neler yapabileceğini siz düşünün.

Afyonluların anlatacakları çok şey var

AFYONKARAHİSAR Valisi Gökmen Çiçek salondakilere “Afyon deyince akla neler geliyor?” diye sordu. Salondakiler sıralamaya başladı. Mermer, termal, gastronomi, sağlık turizmi, sucuk, lokum, kaymak... Ve dedi ki; “Aslında Afyon birçok konuyla öne çıkan bir şehir. İstanbul’un et tüketiminin yüzde 25’ini tek başına üstleniyor. Termalle sağlık turizminin en önemli adresi haline geldik...” Haklı... 35 bin yatak olmuş. Üstelik 12 ay rağbet gören bir turizm yapıyorlar. Afyon’un sucuğu, kaymağı, ekmek kadayıfı çok meşhur... Domatesi bir harika... Mantarı müthiş... Yumurtanın fiyatını afyon belirliyor. Ama konuştuğum Afyonlular bu kadar üretime, ekonomiye katkıya rağmen yeterince kamuoyunda yer almadıklarını söylüyorlar. Haklı olabilirler... Ama bence Afyonlular da yaptıklarını daha iyi anlatmalılar. Çünkü dünya artık böyle bir dünya... Ne üretirsen üret harcadığın vakit kadar tanıtıma da zaman ayır. Başka türlü olmuyor.

Destek gelirse büyüme de olur

İSCEHİSAR 15 bin nüfuslu bir ilçe ama Afyon ekonomisi için gerçekten önemli... Mermer rezervlerinin büyük bir bölümü, üretimi buradan. Belediye Başkanı Ahmet Şahin de sektörü çok iyi bilen biri... Haklı olduğu bazı şeyler var. Diyor ki; “Değerli madenlerle, stratejik madenlerle, doğal taşların birbirinden ayrılması gerekiyor. Böylece mermer üretimi ve ihracatı hızlanacaktır. Bugün bizim ihracatçılarımız dünyanın en önde gelen ülkelerine, devlet başkanlarının konutlarına saraylara, en modern yeni binalara Afyon mermeri gönderiliyor. Eğer destek görürsek çok daha iyi başarılar elde edebiliriz.” Afyon’dan dönerken Başkan Şahin’in sözlerini düşündüm. Üstüne Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Şeref Kalaycı’nın verdiği o çarpıcı rakamları da koyunca; sektörün gerçekten de desteğe ihtiyacı olduğunu gördüm. Çünkü destek gelirse Türk ekonomisine katkısı da büyük olur.

Ahmet Piriştina’yla İkbal Lokantası anısı

15 Temmuz 2003 günü Ahmet Piriştina’yla Ankara’ya gittik. CHP grup toplantısı öncesinde Genel Başkan Deniz Baykal’ın odasında biraz sohbet ettik. Piriştina CHP’ye geçecekti. Grup toplantısı bittikten sonra Baykal Piriştina’yı kürsüye çağırdı ve rozetini taktı. Tabii büyük bir alkış koptu. Meclis’ten çıktık; uçağa giderken Piriştina “Gel karayoluyla dönelim. Uçağa binmek istemedim” dedi. Öyle yaptık, yola çıktık. Afyon’a yaklaşırken “İkbal’e gidelim mi” dedi. Oturduk; sucuklu yumurtalarımızı söyledik. Bir çatal ekmek kadayıfı tattık, çayımızı içtik. Tarihi İkbal Lokantası’nın öyküsünü Atatürk’ün ziyaretini dinledik. Ve yola devam ettik. Piriştina seçimlere CHP’den girip yeniden seçildi. 15 Haziran 2004’te de aramızdan ayrıldı. O günden bugüne o lokantaya gitmemiştim. Afyon’daki zirve öncesi İkbal’e gidip; Piriştina’yla oturduğumuz masaya gittim. Oturdum; konuştuklarımız aklıma geldi. Ahmet abiye bir Fatiha okudum. Nurlar içinde uyusun. Çok anımız oldu. Afyon, İkbal de onlardan biriydi.

Yazının Devamını Oku

Mustafa Denizli’nin hakkıdır

SPOR sever bir ailede büyüdüm. Sadece futbol değil; evlerde basket de, voleybol da, tenis de konuşulurdu. Çünkü ailenin her ferdi farklı branşlarda spor yapar ya da ilgi duyardı.


Tabii futbolun yeri çok ayrıydı.
Her gün gazeteye giderken Alsancak Stadı’nın önünden geçiyorum. Burasıyla ilgili o kadar çok anım var ki...
Babamla, ailenin diğer üyeleriyle, arkadaşlarımla gittiğim maçların her biri unutulmazdı.
Şimdi bilemem ama bizim için bir eğlenceydi, sosyalleşme aracıydı maçlar...
Keyifli bir hafta sonu geçirir, derslerden biraz olsun uzaklaşırdık.
Tarihi maçlara da tanıklık ettik bu statta...

Yazının Devamını Oku

Pandeminin bitmediğini hatırlatmak isterim

Galiba yazın etkisinden çıkamadık.


Sokağa çıktığınızda bunun farkına varıyorsunuz.
Pandeminin ilk gününden bu yana çok disiplinli olanlar bile aşıların etkisiyle daha rahat hareket ediyor.
Herkes sıkıldı biliyorum ama salgının bitmediğini hatırlatmak isterim.
Kışa girdik.
Havalar hala iyi gittiği için dışarıda oturabiliyor, kapalı alanlar tercih edilmiyor.
Ama yakında herkes içeride olacak.

Yazının Devamını Oku

Türk filmleri lig atladı ben de gurur duyuyorum

SİNEMA eğitimi de almış biri olarak yıllardır sektörü yakından takip ediyorum. Ve gerçekten gurur verici gelişmeler olduğunu söyleyebilirim.

Türk filmleri ve dizileri her geçen yıl daha da iyi prodüksiyonlar haline geliyor.
Zaten yurtdışından filmlere olan ilgi bunu da gösteriyor.
Geçen hafta oynanan Real Madrid Barcelona maçından daha fazla rating alan bir Türk dizisi oldu.
El Clasico’yu geçmek öyle kolay değildir.
Üstelik İspanya son yıllarda müthiş filmlere imza atıyor.
İspanyol senaristleri gerçekten çok başarılı buluyorum.
Ama Türkiye’deki gelişmeler de bana umut veriyor.

Yazının Devamını Oku

Bir yarış sürecinin bize öğrettikleri

ARAYA birçok gündem girdi yazamadım.


Skal Türkiye’de yeni yönetim iş başı yaptı.
İzmir Skal’ın bir dönem önceki başkanı Emre Gezgin de Türkiye yönetim kuruluna girdi.
Emre; bu dönemi gerçekten iyi bir performansla kapattı.
Sadece Ege turizminin değil; genel bir algının oluşmasında önemli katkı sağladı.
Üstelik pandemiye rağmen Makedonya Kulübü’nün kuruluşunda da büyük emek sarf etti.
Bu arada uluslararası bir yarışın da oyuncusu oldu.

Yazının Devamını Oku

Metaverse ile yeni bir dünya başlıyor

DİJİTAL dünyada önemli gelişmeler oluyor.



Facebook, Mark Zuckerberg’in “metaverse” olarak adlandırdığı sanal bir dünyaya yaptığı büyük yatırımla adını Meta olarak değiştirdi. Metaverse sözcüğünün yaratıcısı; yazar Neal Stephenson ise Facebook’a konuyla ilgili hiçbir tavsiyede bulunmadığını söyledi.
İsmet Berkan’ın Tekno Gündem’inde güzel bir yorum vardı.
Diyordu ki;
“Neal Stephenson’un icat ettiği kavramın bir süredir hayata geçtiğini de görüyoruz. Örneğin Roblox adı verilen oyun platformu tam olarak bu. Geçen hafta Facebook da, hem şirketlerinin adını Meta olarak değiştirdi hem de şirketin gelecek vizyonunun Metaverse’de olduğunu ilan etti. Metaverse, yani insanların oyun oynayacağı, sanal konserlere katılacağı, sanal şeyleri alacağı, sanal sanat eserleri toplayacağı, birbirlerinin sanal avatarlarıyla takılacağı sanal evren. Facebook bu evreni yaratmak ve tamamlamak için deli gibi para akıtmaya hazırlanıyor. Sadece 2022’de 10 milyar dolarlık yatırım yapacaklar. Şimdiden 10 bin kişi çalışıyor, bir 10 bin kişi daha işe alacaklar. Tabii sıfırdan bir evren yaratmak kolay değil. Ancak merak etmeyin, şimdiden metaverse için ürünler çıkaran şirketler belirmeye başladı bile. İşte bunlardan biri, Metaverse’de biz insanlar için hizmetçilik yapacak yapay zeka destekli ve insan görünümlü robotlar yaratıyor. Kim bilir, belki Facebook bu şirketi de satın alır.”

Yazının Devamını Oku

Bilim kurulu temkinli ama çocukları da aşılamalıyız

TÜRKİYE’de ilk aşı olanlardan biriyim.


Aşıların geldiği günlerde gönüllü olup iki doz Sinovac aşısı oldum.
Mesleğim gereği birçok yere girdim, çıktım, toplantılara katıldım.
Maske, mesafe kuralına çok dikkat ettim.
Evden çalışmadığım için riskli olmama rağmen aşılar beni korudu.
Sonrasında da sıra bana geldiğinde üçüncü doz, hatırlatma dozumu da Biontech oldum.
Yurtdışı seyahatler olabileceği için de dördüncü doz aşımı yine doktorlarımın tavsiyesiyle Biontech oldum.

Yazının Devamını Oku

Tedbirler sıkılaştırılıyor kimse rehavete kapılmasın

PANDEMİ döneminde izlediğim bazı ülkeler oldu.


Bunların başında İngiltere, Almanya, İtalya, İspanya ve Fransa var.
Ama Hollanda ve Belçika’yı da yakından takip ediyorum.
Onlar bizden bir ay önde gidiyor.
Bir kapanma ya da tedbirlerde sıkılaşma varsa bilin ki, birkaç hafta sonra benzer gelişmeler bizde oluyor.
Yine gözüm bu ülkelerde bu ara...
Çünkü kışa girmiş olduk; bundan sonra içerilerde daha fazla vakit geçirmeye başlayacağız.

Yazının Devamını Oku

Markalarımız dünya liginde olmayı çoktan hak ettiler

 MÜTHİŞ bir coğrafyada yaşıyoruz.


Türkiye’nin her bölgesi ayrı bir güzel...
Dün Akhisar’a giderken sağımdaki solumdaki, uçsuz bucaksız zeytin bahçelerini seyrettim.
Adeta bir zeytin denizi gibi...
Denizli’nin Güney’ine gittiğimde de bağlar bana aynı hissi veriyor.
Hafta sonu Ayvalık’taydım.
Körfezin o florası da bana çok iyi geliyor.

Yazının Devamını Oku

Bu rakamlar talebin süreceğini gösteriyor

TÜRKİYE sanayisiyle, yeni teknolojileriyle büyümeli... Ama inşaatı da, gayrimenkulü de ihmal etmemeli. Daha modern şehirlere ihtiyacımız olduğu bir gerçek... Modern derken, çok katlı binalardan bahsetmiyorum. Şehirlerin bazı bölgelerinde gökdelenler olabilir ama silueti bozacak bir yapılaşmaya karşı olduğumu söylemeliyim.



Benim yaşımdakiler, yani 50’leri geçmiş olanlar mahalle kültürüyle yetiştik.
O günleri unutmamız mümkün değil.
Bugün belki büyüyen şehir ortamında bunu bulmak mümkün değil ama en azından bozmadan ve iyileştirerek şehirlerimizi değiştirmenin yollarını aramalıyız.
Birkaç yıldır konuttaki fiyat artışları dikkat çekiyor.
Rakamlar, ortalamalar dikkat çekici...

Yazının Devamını Oku