Büyük bir reklamcının ardından

BAZI isimler bir sektörle, bir kentle özdeşleşir.

 

Mustafa Erdem de o isimlerden biriydi.
Saint Joseph’ten sınıf arkadaşım Hande’nin babasıydı.
Gazeteciliğe başladığım gün yanına ilk gittiğim insanlardandı.
Rekmar’ı 1946 yılında kurmuştu.
Reklam dünyasının en renkli isimlerindendi, bir bilgeydi.
Unutmadığım sözleri vardı.
Reklam ajansıyla müşteri arasında, okurla gazete arasındaki ilişkileri evliliğe benzetirdi.
Ve derdi ki;
“Evlilik bir kişinin özverisiyle yürümez. İyi bir evlilik karşılıklı anlayış, karşılıklı diyalogla olur. Reklamcıyla müşterisi, okurla gazeteci ilişkisi de evlilikteki kadar hassas, dikkatli olursa bir anlam ifade eder.”
Bu sözler gazeteciliğe başladığım ilk günler için altın değerindeydi.
Bunu hiç unutmadım.
O hassas teraziye hep dikkat ettim.
Bana hep bir tavsiyesi daha vardı.
“Doğru bir ekiple doğru işler yapılır” derdi.
Bu cümleyi kullandıktan sonra da “Doğru işler de doğru ekiplerle yapılır” diye üzerinden geçerdi.
Doğru bir ekiple çalışmanın insana neler kazandırdığını yıllar içinde çok iyi anladım.
Ama doğru işlere imza atmanın insanı ne kadar büyüttüğünü yaşayarak öğrendim.
Mustafa abi böyle biriydi.
Etrafına ışık saçan, sözü dinlenen, her cümlesiyle düşündüren, yol gösteren büyük bir insandı.
Reklam dünyası Mustafa abisini kaybetti, bizler ise akil bir adamı...
Işıklar içinde uyusun...

Büyük bir reklamcının ardından

 
Marka yaratmak sadece
üretimden geçmez

BİR röportajında Mustafa Erdem İzmirli markalarla ilgili şu yorumu yapmıştı;
“Firmalar marka konumlandırması yapmak istiyorsa mutlaka bir reklam ajansı ile işbirliği içine girmeli. Hatta bu iş daha markanın isminin bulunmasından başlamalı. Bu süreçte hep bir reklamcı olmalı. İzmir’de daha çok orta ölçekli firmaların bolluğundan ve onların da reklam konusunda daha tutucu davranmalarından dolayı bu tarz projeler daha az çıkıyor karşımıza. Biz burada yaptığımız işin faydasını anlatmakta zorlanıyoruz. İşin en kötü tarafı ise emek verdiğimiz markalar bir süre sonra reklamın da sayesinde buradan uçup gidiyorlar. Burada değerlerini ve varlıklarını oluşturup daha da yükseliyorlar. Kurumsallaşmış ve İzmirli ajanslarla çalışan reklamverenleri çok seviyoruz, onların değerini biliyoruz.”
Öylesine güzel bir özet ki...
Kurumsallaşma, markalaşma sadece üretimin kalitesiyle sağlanmaz.
O yüzden reklam dünyası çok önemlidir.
Küçük bir dokunuş, bir rötuş, uzun vadeli ve sürdürülebilir iletişim stratejileri markanızı bir anda başka bir yere taşır.
O yüzden Mustafa Erdem’in sözleri önemliydi.
Hatırlatmak istedim.

 
Usta çırak ilişkisi

Ve Hande...
Hande Erdem Göktepe...
Reklamcı babanın reklamcı kızı...
Bir sohbetimizde Mustafa Erdem, “Genellikle anneler, babalar çocuklarının kendi sektörleri dışında meslek edinmelerini ister. Oysa ben Hande’nin reklamcı olmasını hep destekledim. Bizim işimizin heyecanını başka bir alanda bulmak zordur” demişti.
Türk reklam sektörü gerçekten de çok başarılı işlere imza atıyor.
Öyle kampanyalar yapıyorlar ki, markalara değerler katıyorlar, bir olayı alıp toplumun gündemine taşıyorlar.
Rekmar hep butik işler yaptı.
Çalıştıkları markaların algılarını hep güçlendirdiler, müşterilerinin gözünde hep büyüttüler.
Reklamcı babanın kızı Hande; eminim bu bayrağı alıp daha da yukarılara taşıyacak.
Rekmar çok sayıda genci sektöre kazandırdı.
Şimdi onlar İstanbul’da, Avrupa’da, dünyanın çok başka coğrafyalarında kampanyalar düzenliyor, projeler yürütüyor.
Gazetecilik gibi reklamcılık da biraz usta çırak ilişkisinin öne çıktığı bir iştir.
Ne mutlu ki; Hande’nin ustası Mustafa Erdem’di.

 
İzmir önemli bir laboratuvar

İZMİR’i hep önemsiyorum.
Çünkü iyi bir laboratuvar.
İzmir’de bir şey tutuyorsa bütün Türkiye’de tutuyor demektir.
Örneğin büyük markalar ilk testlerini hala İzmir’de yaparlar, İzmir’den başlatırlar.
Bir de İzmir pazarı göründüğü gibi kolay değildir.
Buralarda iş tecrübesi edinmiş gençler gittikleri yerlerde daha başarılı olurlar.
Reklamcılık sektörü de öyledir.
İstanbul’daki kreatif ajansların çoğunda kilit kadrolar İzmir’dendir.
Sinema sektörünün yaratıcı kadrolarının büyük çoğunluğu da yine İzmirlidir.
Bunda üniversitelerimizin başarısı kadar bu sektörlere emek vermiş deneyimli kadroların da büyük payı vardır.
İzmir’in önemli bir laboratuvar olduğunu unutmayın.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

İdeali peşinden koşan insanları seviyorum

EN sondan başlayayım.

 

Mimar Erhan İçözen gibi insanlar olmasa bazı değerlerimizi çoktan kaybederiz, koruyamayız, gelecek nesillere bırakamayız. İyi ki varlar ve iyi ki ben de bu değerli insanları tanımış oldum.
Söke’nin Doğanbey Köyü’ne gitmediyseniz, mutlaka gidin.
Bir tavsiyedir.
Gidin ve idealist bazı insanların neler yaptıklarını görün...
Bu isimlerin başında Erhan İşözen geliyor.
Ve sözü kendisine, Türkiye’nin en önemli projelerine imza atmış İşözen’e bırakıyorum.

Yazının Devamını Oku

Kendi karantinamızı yapamaz mıyız?

ÖNCEKİ gün Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıkladı, dün de Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul için uyarı yaptı ve “Toplu mekanlara girmeyin” dedi.

 

Bu uyarılara rağmen kalabalıklar devam ediyor.
Bizde böyledir; yasak gelmeden kimse geri adım atmaz, evlerine gitmez, gitse bile evlerde kalabalık olmaya devam eder.
Akdenizlilik biraz da böyle, hoşuma gitmiyor değil ama galiba bu sefer işi tutmak gerekiyor.
Bakın kimse ekonominin durmasını istemiyor.
Fabrikalar çalışsın, çarklar dönsün istiyor.
Kısıtlı da olsa sosyalleşme kontrollü devam etsin, insanlar günlük hayatlarını sürdürsün de isteniyor.

Yazının Devamını Oku

Okullar her kente göre açık olabilir

DÜNYADA pozitif vaka sayısında büyük bir artış var. Fransa günlük vakada 30 binleri geçti, 40 binlere gidiyor.

 

İtalya ilk salgına göre biraz daha iyi durumda, İspanya da öyle...
Ama sayılar 10 binlerde...
Almanya 7 binlerde...
Yunanistan beni şaşırtan bir performans gösteriyor, bizden çok daha iyiler...
Dikkat ediyorum; her şeye rağmen okullar açık.
Hem de en baştan bu yana...

Yazının Devamını Oku

Her yer her yere benzemek zorunda değil

“SON 10 yılın en popüler yeri neresi?” diye sorsanız; birkaç yeri hemen sayabilirim.



Urla listenin başında gelir.
Karaburun, Foça ve yeniden Bodrum’u eklemem gerekir.
Çeşme’yi de ilave edersek; büyük bir yarımadadan söz etmiş oluruz.
Urla giderek turizmiyle öne çıkan bir ilçe haline geldi.

Yazının Devamını Oku

İs değil iz bırakın

GAZETECİLİK bana çok güzel dostluklar kazandırdı. Bazılarıyla beraber büyüdük, bazıları bana mentörlük yaptılar. Yine bazıları var ki; benim için rol model oldular.


Yıllar geçince, bizim de nüfus eskimeye başlayınca o dostlardan sonsuzluğa gidenler olmaya başladı. Arada yazıyorum. Ayrılıp gidenleri telefonumdaki rehberden bir türlü silemiyorum. Bir daha hiç konuşamayacağımı biliyorum. Ama hep orada kalsınlar, unutmayayım istiyorum. Arada telefonumu karıştırırken anılar aklıma geliyor. Yaşadıklarımız, konuştuklarımız, hissettiklerimiz...
Bir süre kendimle kalıp o günleri hatırlıyorum.
Zor olsa da, hepsini özlesem de; hatırlamak bana iyi geliyor.
O isimlerden ikisini daha kaybettim.
Bekir Coşkun ve Nevzat Güzelırmak...
Biri kelimelerin ustasıydı, biri futbolun...

Yazının Devamını Oku

Ege’den dünyaya armağan

İZMİR’in üniversitelerini yakından takip ediyorum.


Ege Üniversitesi kadavradan ameliyat tekniği için prototip bir ürün için uzun zamandır bir proje yürütülüyordu.
Ben de sonuçlarını büyük bir merakla izliyordum.
Çünkü burada kadavra olarak kullanılan yakından tanıdığım bir isimdi.
Yakın dostum Jale Türkmen’in annesi Nermin Türkmen...
Jale de Ege’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor.
Annesi Nermin Türkmen tanıdığım en aydın, en vatansever insanlardan biriydi.

Yazının Devamını Oku

Siyaseti siyasetçiler yapmalı

ŞÖYLE bir bakıyorum da, Türkiye’de bazen öyle gereksiz konularla meşgul oluyoruz ki...


Siyaseti ben bir imkanlar sanatı olarak görüyorum.
O yüzden gençlerin siyaset yapmasını hep destekliyorum.
Politikaya ilgi duyan, ülkesi seven, demokrasiye inanan, daha iyi bir Türkiye hayali olan herkesin siyaset yapabiliyor olması gerekir.
Her partiden, her görüşten insanlara ihtiyaç var.
Bunun için siyasi partilerin düzenli olarak yenilenmesi, değişimi hissetmesi gerekir.
Bunun için de nitelikli genç insanlara ihtiyaç var.

Yazının Devamını Oku

Seçim değil istihdamı konuşalım

GAZETECİ olarak şunu görüyorum.

 

Birkaç yıla sıkıştırılmış seçimler, referandumlar toplumu epey yordu.
Siyasetin tonunu da, üslubunu da değiştirdi, sertleştirdi.
Yumuşamasına imkan yoktu çünkü kısa bir süre sonra yeni bir seçim maratonuna girildi.
Hem yerel seçimler, hem genel seçimler, sonra erken seçimler ve anayasa değişiklikleri getiren referandumlar...
Ve sonra 2023’e kadar seçimsiz bir döneme girdi Türkiye...
Bunu bir şans olarak yorumlayanlardanım.

Yazının Devamını Oku

Endişe sürüyor anketlere yansıyor

İSTANBUL Ekonomi Araştırma’nın son Türkiye raporunda koronavirüs endişe seviyesi ölçülmüş.

 

Ekim ayı sonuçlarına göre katılımcıların yaklaşık yüzde 74’ü koronavirüs konusunda çok endişeli, endişeli olduğunu söylemiş.
Yaklaşık yüzde 15’i hiç endişeli değilim, endişeli değilim yanıtını vermiş.
Yüzde 11’i ise ne endişeli, ne endişesiz olduğunu ifade etmiş.
Ağustos ve eylül ayı sonuçlarıyla karşılaştırıldığında endişeli olanlarda 5 puanlık düşüş gözüküyor. Ancak mart ayından beri verilen yanıtlarla karşılaştırıldığında endişe seviyesinin hala yüksek olduğunu anlaşılıyor.
Koronavirüs endişe seviyesine ek olarak bu ay ilk kez katılımcılara “Yakın çevrenizde koronavirüse yakalanan birisi var mı?” diye sorulmuş. Sonuçlara göre toplumun yaklaşık yüzde 60’ının yakın çevresinde virüse yakalanmış birisi var. Endişe seviyesindeki artışın bu sonuçlarla bağlantılı olduğu söylenebilir.
Halka galiba daralıyor.

Yazının Devamını Oku

Bu kaynaklar artık kentsel dönüşüme gitmeli

sahibinden.com sitesinin eylül ayı emlak endekslerini inceledim.

 

 

En hızlı konut satışı Ankara’da gerçekleşmiş.
Ve çarpıcı olan endekse göre Türkiye genelinde ve üç büyükşehirde satılık konut fiyatlarında yükseliş devam ediyor.
Ve bir ayrıntı daha konutların ortalama satış süresi de azaldı.
Türkiye gibi gayrimenkulün önemli olduğu bir ülkede bu veriler önemli.
Demek ki; konuta olan talep sürüyor.

Yazının Devamını Oku

OSB’lere gidince moralim düzeliyor

İZMİR’in organize sanayi bölgelerini fırsatım oldukça geziyorum. Ve gerçekten mutlu oluyorum.

 

Çünkü çarklar dönüyor, üretim devam ediyor.
Çoğunda kapasite doldu, bazıları da dolmak üzere...
Birçoğu genişlemek istiyor ama yer sorunu devam ediyor.
Demek ki, talep devam ediyor, yatırımcı ilgisi sürüyor.
Bunlar Türk ekonomisi adına güzel haberler...
Geçen gün de İTOB Organize Sanayi Bölgesi’ne gittim.

Yazının Devamını Oku

Doğrusu hibrit eğitim modeliydi

OKULLAR sınırlı olarak açılıyor.

 

Okul öncesi ve 1’inci sınıflara başlatılan yüz yüze eğitimin kapsamı 2, 3, 4’üncü sınıflarla 8’inci ve 12’nci sınıfları da kapsayacak şekilde genişletildi.
Bence doğru karar...
Birkaç yazı yazmış ve dünyanın birçok yerinde okulların açık olduğunu anlatmıştım.
Online eğitim elbette olabilir ama yüz yüze eğitim gibi olmayacağını da defalarca yazdım.
Kovid 19 salgını hiçbirimizin tahmin edemeyeceği bir şeydi.
O yüzden hepimiz için büyük bir deneyim oldu.

Yazının Devamını Oku

Sanal fuarlara alışamadım

SON yıllarda turizmin en parlak ülkesi İspanya oldu. Her yıl 90 milyon turisti ağırlayan İspanya bu yıl 10 milyonları geçince sevindi.

Fransa da öyle örneğin... Dünyanın en fazla ziyaret edilen şehri Paris’te işlerin iyi gitmediği konuşuluyor.
Pandemi turizmde yeni kurallar getirecek bu çok açık...
Örneğin fuarlar sektörü domine eden organizasyonların başında geliyordu.
Öyle anlaşılıyor ki; 2021’in ortasına kadar fuarlara da ara vereceğiz.
Peki turizm nasıl şekillenecek? Sanal fuarlar gerçeğin yerini ne kadar tutuyor?
Bu soruları İzmir Skal Kulübü Başkanı Emre Gezgin’e sordum.
Emre Gezgin; sanal fuarların avantajlarını şöyle sıraladı;

Yazının Devamını Oku

Mekanlar, insanlar ve anılar

BAZI mekanların bende hep anısı vardır.

 

Örneğin İzmir Hilton Oteli…
Yakın bir zamanda kapanacağını öğrendik.
O günden bu yana gittiğim toplantıları, düğünleri, buluşmaları hatırlıyorum.
32’inci kattan İzmir’i seyredişimi düşünüyorum.
Cumhurbaşkanlarıyla, başbakanlarla, bakanlarla; Türkiye’yi yönetmiş önemli siyasetçilerle konuşmalarımızı hatırlıyorum.
İnanın hepsi aklımda...

Yazının Devamını Oku

Eğitim bilimcileri dinleyelim

Eğitim bilimci, rehber öğretmen ve yazar Aylin Çalışkan diyor ki...

 

“Dijital çağa girişin zorunlu dersi uzaktan eğitim oldu. Canlı derslerde çocuklar sıkılıyor. Çünkü uygulanan yöntemler yüz yüze eğitime göre düşünülmüş. Ders sürelerinin uzun olması, öğretmenlerin anlatım yöntemi kullanmasından anlaşılıyor.
Çocuk sınıfta 5 duyusuyla var olurken, canlı derslere görme ve işitme duyusuyla katılıyor. Oturdukları yerde sıkıldıklarında aileleri müdahale ediyor.
Herkes öğrenme kaybı üzerinde duruyor. En çok telaşlanılan konu akademik öğrenme kaybı. Halbuki en kolay telafi edilecek konulardan biri. Asıl öğrenme kaybı okulun sosyal yönünün unutulmasıyla oluşuyor. Selamlaşma, sıraya girme, sıra bekleme, söz alma, iyi bir dinleyici olma, serbest oyun oynama, spor yapma, takım ruhu, alışveriş yapma... Okul hayattır.
Çevrim içi uygulamalar ise bu hayatın bir parçasıdır. Eğitim öğretim dijitalde devam edecekse bilişim teknoloji öğretmenleri, eğitim programları ve öğretim uzmanlarından bilgi, görüş ve destek almak en doğru tercih olacaktır.”
Kesinlikle katılıyorum.
Bence eğitim fakülteleri de buna göre programlarını revize etmelidir.

Yazının Devamını Oku

Okulun yerini hiçbir şey tutmaz

OĞLUM Atlas’ı izliyorum.

 

 

8 yaşında, ikinci sınıfa gidiyor.
Online eğitimine devam ediyor.
Her gün okula gider gibi kalkıyor, hazırlanıyor ve tam saatinde bilgisayarının başına geçiyor.
1 dakika bile geç kalmak istemiyor çünkü öğretmenleri not tutuyor, eksi puan yazıyor.
Yani okuldaki disiplin kendi odasında da devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Ben de bu kampanyayı destekliyorum

 BODRUM Belediye Başkanı Ahmet Aras, Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel diyor ki;


“Kovid 19 salgını kış nüfusumuzu artırdı. Buraları seviyorsanız ve yıl boyunca daha fazla kalmak istiyorsanız adres kayıtlarınızı buralara alın. Gerçek nüfusumuzu yansıtabilirsek Türkiye İstatistik Kurumu’nda (TÜİK) bizim genel bütçeden alacağımız pay artacaktır.”
Pandemi yaşam şeklimizi de değiştirdi.
Örneğin bu sene Çeşme’de çok kaldım.
Bu süreçte kendimi daha kolay koruyabildim.
Sporumu ihmal etmedim.
Küçük bahçemde kitabımı okudum, müziğimi dinledim.

Yazının Devamını Oku

Ne mutluyuz ne mutsuz

Can Selçuki’nin başında olduğu İstanbul Ekonomi Araştırma’nın anketlerini arada sizlerle paylaşıyorum.

 

Son anketteki iki soru önemli.
Birincisi, “Hayatınızdan ne kadar mutlusunuz?”
İkinci soru ise “Koronavirüs salgını günlük yaşantınızı nasıl etkiledi?”
İşte cevapları...
TÜİK’in her yıl yaptığı “Yaşam Memnuniyeti Araştırması” sonuçlarına göre 2016 yılından beri ülkedeki genel mutluluk oranı düşüyor.
2020 yılı araştırması henüz yayınlanmadı. Ama bu yılı diğerlerinden ayırmak da gerekir.

Yazının Devamını Oku