Bu devirde kimse kral değil

İKİ milyardan fazla insan WhatsApp kullanıyor. Bu bir marka için müthiş bir erişim demek...

 
Facebook ve İnstagram’ın da gücünü eklediğinizde karşınıza yıkılmayacak bir kale gibi gözüküyor.
O zaman bu markalar kural koyabilecekleri, ezber bozabileceklerini ve her istediklerini yapabileceklerini düşünüyorlar.
Bir açıdan da haklılar...
Çünkü hayatımızı kolaylaştırıyorlar ve her seferinde vazgeçilmez olmayı başarıyorlar.
Tabii algıyı iyi yönettikleri sürece...
WhatsApp’ın sahibi Facebook’un durumu izah etmeye çalışan açıklamalarına rağmen on binlerce kişinin diğer haberleşme platformlarına yönelmesi birkaç gün içinde o kadar hızlandı ki sosyal medya uzmanları bu hareketliliği “dijital medyada kavimler göçü” olarak tanımlıyor.
Herkes şimdi alternatifler arıyor ve akıllı telefonlarına bu uygulamaları indiriyor.
WhatsApp’ın en büyük hatası Avrupa Birliği ülkelerini bu gizlilik politikasından muaf tutup Türkiye’ye dışlayan bir politika izlemesiydi.
Bu devirde kimse kral değil.
WhatsApp hele hiç değil.
Bu göç tersine döner insanlar yeniden WhatsApp’ta buluşur mu bilemem ama iletişimin kralı olduğunu iddia eden bir markanın böylesine bir iletişim hatası yapması ayrıca bir tez konusudur.
Müşterinizi aileniz olarak görmez hele bazılarını aile dışına itmeye kalkarsanız başınıza bunlar gelir.
İyi beyinler göç eder.
Bazen bu göç öylesine hızlı olur ki, siz önlem alıp ya da özür dileyip yeni bir karar alıncaya kadar her şey bitmiş olur.
WhatsApp’ın hikayesi de budur.

Bu devirde kimse kral değil


Şimdi dijital gettolar oluşacak

DOĞRUYU söyleyelim WhatsApp bir kümelenme yarattı. Herkes oradaydı. Milyonlar tek bir tuşla bir araya gelip konuşabiliyor, görüşebiliyor ve planlar yapabiliyordu. Aslında dijital göç olunca alternatiflere gün doğmuş oldu. Ancak şöyle bir gerçek var;
Herkes bir yerlere dağılmış oldu.
Yani WhatsApp’ın yaptığı kümelenme bir anda dağılmış oldu.
Şimdi Telegram’da, Signal’de, Line’de, Bip’te gettolar oluşmuş durumda.
Bu insanları yeniden buluşturmak öyle sanıldığı gibi kolay değil.
Daha doğrusu pratik değil.
Cep telefonun ekranına sürekli bakmayanlardansanız, arkadaş gruplarınızla ya da iş için mesajlarınızı birkaç kanaldan bulup bakmıyorsanız işiniz bir hayli zor.
Kümelenme nerede, nasıl olur bilemem.
Ama zaman alacağı ve kafaların karışık olduğu belli.


Yıllarca yaparsanız
bir anda yıkarsınız

WhatsApp’ın hikayesi aslında bütün markalara örnek olmalı.
Yıllarca uğraşıp yaptıklarını bir küçük yanlışla yıkabilirsiniz.
Tarihte örnekleri çoktur.
O yüzden algıyı yönetmek düşünüldüğünden de daha zordur.
Birçok büyük şirket bile iletişimi küçümsüyor ve sadece bir birim olarak görüyor.
Oysa iletişim, halkla ilişkiler, marka stratejileri, algının yönetilmesi gibi kavramlar yönetim kurullarında temsil edilecek önemli bir koltuktur.
Ve hatta şirketin sahibinin, ya da üst yönetiminin üretim kadar önem vermesi gereken, paralel planlanması gereken bir alandır.
Bunları yapmadığınız zaman bir iletişim krizini yönetmeniz mümkün değildir.
Şirketlere, kurumlara çok büyük zaralar verir.
Ve bu yaşananları tersine çevirmek, güveni yeniden kazanmak kolay değildir.
Siz siz olun; algıyı yönetenleri yanınızdan ayırmayın.


Yellen’a bir Türk yardımcı

TRUMP gidiyor, Biden geliyor.
Birkaç gün sonra seçilmiş başkan Biden yemin edip koltuğuna oturacak. Kabinesini de aşağı yukarı belirlemiş durumda.
Hazine Bakanı olarak ataması beklenen Janet Yellen’in Türk asıllı Didem Nişancı’yı özel kalem müdürü yapacağını söyleniyor.
Haberi Bloomberg’te okudum.
Bloomberg LP’de kamu politikası bölümünde yönetici olan Nişancı’nın görevi kabul ettiği belirtiliyor.
Yani Yellen’a en yakın isimlerden biri olacak.
Didem Nişancı; 1973 doğumlu... 1991 - 1995 yılları arasında ABD’de ekonomi alanında eğitim almış. Daha önce eski ABD başkanı Barack Obama döneminde ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonunda (SEC) özel kalem müdürlüğü yapmış ve 2018’de Bloomberg’e geçmeden önce Promontory Finansal Grup şirketinde çalışmış.
Ben Türkiye’nin insan kaynağına hep inandım.
Bu isimlerin yurtdışında olması önemli değil. Hepsi bizim birer elçimiz.
Ve onların varlığı bize güç verir.
Tabii bu parlak isimleri buluşturacak ortak temalar, ortam projeler geliştirmek de bize düşüyor.
Bu isimler Türkiye için seve seve gelirler, katkı sağlarlar ve bu ülkenin geleceği için çalışırlar.
Didem Nişançı’yı şimdiden tebrik ediyorum.

Bu devirde kimse kral değil

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X