Bazı yerleri inanın çekinerek yazıyorum

Duru Grup İcra Kurulu Üyesi Cem Duran demiş ki...

Haberin Devamı

 

 

“Yazılarınızda birkaç kez değinmiştiniz, yine görünce ziyaret programınıza almanız için sizi cesaretlendirmek istedim. Sinop şehri İzmir’den sonra (ki ben de Ordu’luyum aslen, 94’ten bu yana İzmir’liyim) ülkemizin en güzel kenti olabilir. Mutlaka görün derim. İzmir’de artık her saat yaşanan trafik yoğunluğuna karşın Sinop’ta trafik lambası dahi olmadığını söylemem sanırım ön referans olur size.”
Hatırlattığı için Cem Bey’e teşekkkür...
81 şehirden geriye bir tek Sinop kaldı, ilk fırsatta gideceğim.
Üstelik yıllardır birlikte çalıştığımız Yazı İşleri Müdürümüz Adnan Kaya da Sinop’ludur.
Ondan da Sinop’u çok dinledim.
Ve yıllardır Sinop en mutlu insanların yaşadığı şehir olarak geçiyor.
Gerçekten de şehirlerimiz çok büyüdü.
Kentlerimiz obezite hastalığına yakalanmış insanlar gibi...
Kontrollü olmalarını biliyorlar ama engel olamıyorlar.
Göçe engel olamıyorlar, göçü yönetemiyorlar.
Kent kimliği ortadan kayboluyor.
Paris Paris’tir; 200 yıldır değişmemiştir.
Yıllarca önce gittiğiniz bir yeri gidip bulursunuz.
Prag da öyle, Berlin de, Viyana’da...
Avrupa’nın birçok şehri yıllardır aynıdır.
Değişmesine, bozulmasına izin vermiyorlar.
Yeniyi yaparken eskinin korunmuş olmasını ilk şart olarak gösteriyorlar.
Herkes kent kurallarına uyuyor. Çünkü biliyorlar ki, bozulursa herkes kaybedecek.
Yakın zamanda kaybettiğimiz Doğan Kuban, yıllarca bunun için uğraştı.
Geçenlerde yazmıştım, yine tekrarlamak isterim.
“Viyana, Berlin çok güzel değildir ama düzenlidir; severim. Ben Paris doğumluyum. Şehrin merkezi, hala ilk hatıralarımdaki gibidir. Bazı yerleri onlar da bozdular çaresizlikten ama her şeye rağmen 60 sene evvel ne gördüysem şimdi de aynısını görürüm. Varşova sonra; bozulan yıkılan ne varsa, aslına uygun restore ettiler. Biz burada olanları kendimiz yok ettik. İdeal ancak tarih bilinciyle mümkün. Ama kendimizi kandırmayalım! Bu bilinç bizde eskiden de yoktu. Bizde insanlar babasının yaptırdığı evi yıkar, kendisininkini yapardı. Yıka yıka giderdi. Sadece politikacılar değil. Halk da korumadı.”
O yüzden bazen çok temkinli yazıyorum.
Sinop’tan, Datça’dan, Söğüt’ten, Selimiye’den, Fethiye’den, Dalyan’dan bahsederken çekiniyorum.
Hem herkes bu güzellikleri bilsin, hem de gizli kalsın, korunsun istiyorum.

 

Haberin Devamı

Düşündüğünüz gibi olmuyor işte

Haberin Devamı

Salgının ilk günlerinden bu yana tanıdığım, bildiğim birçok kişi Kovid-19 geçirdi. Bazıları zor atlattı, çok sevdiğim insanlardan da ölenler oldu.
Yine çok yakın tanıdığım bir arkadaşımın annesi yoğun bakımda, hatta entübe olmuş durumda.
“Aşıya rağmen” diye sözüme başladım; sessizlik olunca anladım ki aşı olmamış.
Aşılara karşı değil.
“50’lerin ortasındayım” diye düşünmüş; “Bağışıklık sistemim iyi, bir şey olmaz” diye düşünmüş.
“Bugüne kadar aşısız geldim; bir fırsat bulurum olurum” diye düşünmüş.
“Deltadan sonra yeni varyantlar çıkacak aşılar da yenilenecek, öyle olurum” diye düşünmüş.
Düşündüğünüz gibi olmuyor işte...
Aşınızı olun.
Virüsün nereden geleceği belli değil.

 

Haberin Devamı

Kebap mı otlar mı?

“Adana’nın kebabı mı, Gaziantep’in kebabı mı?” diye yazdım ya...
Kahramanmaraş’taki, Malatya’daki, Urfa’daki, Diyarbakır’daki, Mardin’deki, Batman’daki arkadaşlarım aradı.
“Biz daha iyiyiz” dediler.
Ve hatta Samsun’dan, Trabzon’dan arkadaşlarım arayıp “Biraz da buralara gel” dediler.
Ben de hepsini İzmir’e davet ettim.
“Ot mevsimi başlıyor” dedim.
Enginarlar başlar; turp, şevketi bostan, arapsaçı, sarmaşık ve bir çok ot dönemi gelmiştir.

 

Her yerde aynı dert trafik

Gaziantep’te trafik yoğundu. Yanımda bir Antepli dostum, “Artık bir yerden bir yere gitmek zorlaştı” dedi.
Hürriyet’in Adana temsilcisi Erdal Fernergiz, “Gel bir de Adana’yı gör” dedi.
Bursa temsilcimiz Burcu Başar, trafikten yakındı, “Sadece işe gidiş saatlerinde değil gün boyu çok yoğun trafik var” dedi.
İstanbul’un trafik yoğunluğunu bilmeyen yok.
Artık İzmir de İstanbul kadar yoğun...
Ve maalesef şehirlerimiz büyüdükçe ulaşım problemi artarak devam edecek. İzmir’de körfezi daha iyi kullanmalıyız. Artık ikinci çevre yolunu yapmalıyız. Yine hatırlatıyorum. Bugün ihtiyaç gibi gözükmediği söylenen körfez geçişini mutlaka düşünmeliyiz.
Metroyu belki de Çeşme’ye kadar uzatmalıyız. Tramvayı Urla’ya, Sasalı’ya götürmeliyiz.
Ve bunları yapmalıyız, çünkü kentlerimiz büyüyor.

Yazarın Tüm Yazıları