GeriDeniz SİPAHİ Altına imza attığım yorumlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Altına imza attığım yorumlar

Haluk Özyavuz otomotiv dünyasının en önemli isimlerinden...

Dünyanın devleri Cevher markası kullanıyor. Özyavuz’u takip edenler gastronomiye olan ilgisini de iyi bilir. “gevrekandginger” sosyal medya hesabıyla gastronomi kültürümüze büyük katkılar yapıyor. Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın en güzel lezzetlerini onun bu lezzet yolculuğunu izleyerek takip ediyorum.
Geçenlerde sosyal medya hesabından bir metin paylaştı.
Aynen katılıyor altına imzamı atıyorum.

Altına imza attığım yorumlar


“Açık konuşacağım, pandemide kabak ne yazık ki restoranların başına patladı. Tanıdığım, sevdiğim birçok restoranın mutfak ekibiyle veda yemeğinden kareler paylaşması, beni hem üzüyor, hem kızdırıyor.
Evet, marttan kasıma 5 kat artışla korkunç bir tablo içindeyiz.
Evet, insanların bir arada olduğu yerler ciddi risk teşkil ediyor.
Evet, az sayılarıyla çok kişiye yetişmek için canla başla hayat kurtaran sağlık çalışanlarımız gitgide hasta seçecek yoğunluğa sürükleniyor.
Evet, insanlarımız hâlâ tatlı psikolojileri bozulmasın diye kuralları hiçe sayarak sosyalleşmenin derdinde.
Ama bunun tek sorumlusu restoranlar mı?
Keşke pandeminin ilk sinyallerinde gezegenin şalterini 15 günlüğüne indirebilseydik de şeflerimiz, işletmecilerimiz, kendilerine kesilen faturayı ekonomimizin dokunulmaz kalesi AVM’lerde ya da otellerde tenceresini kaynatmaya devam eden restoranları izleyerek, destek paketi olmadan nasıl ayakta kalacaklarını düşünerek, haksız şekilde bir bedel ödemeselerdi.
2 milyon insana istihdam sağlayan; tedarikçisiyle, dağıtımcısıyla, iş birlikçisiyle, işsiz aileleriyle 10 milyon emekçiye ulaşan bir kısıtlama; ancak restoranların yanı sıra çok sayıda insanı bir arada bulunduran başka iş yerleri, berberler, kuaförler, masaj salonları, hamamlar da kapatılınca, toplu taşıma kısıtlanınca, okullar hepten eve taşınınca, hoşgörünün kıblesi ibadethanelerimiz bir müddet boş kalınca, kısacası herkes elini taşın altına koyunca anlamlı olabilir. Zira ekonomimiz için endişelensek de çare ne yazık ki bir süre dişimizi sıkıp tam kapanmaktan geçiyor.
Paket servis ve gel-al sistemin uygulanacağı yer var, uygulanamayacağı yer var. Urla’da menü olmadan yerel malzemeyle çalışan işletmeler, mutfağımızı yüksek standartlara çıkarmaya uğraşan rafine restoranlar ya da büyük umutlarla açılmış yeni adresler, mahallemizde motoruyla pide dağıtan köklü esnaf dostumuz kadar şanslı olmayabilir. Dolayısıyla biz tüketici olarak elimizden geldiğince güvendiğimiz, sevdiğimiz, yarın da sofrasına oturmak istediğimiz restoranlardan sipariş vererek onların yanında olacağız. Ama pandemi yönetimi bu günah keçisi ilanını ne kadar sürdürecek, orası meçhul...”

Pandemi sonrasında sevdiğimiz mekanları yine yerli yerinde bulmak istiyorsak hepsine bu dönemde destek olalım.
Haluk Özyavuz’a katılıyorum.

 

Anketler de kentsel dönüşümü gösteriyor


İSTANBUL Ekonomi Araştırma’nın yaptırdığı Türkiye raporunun son anketinde deprem ele alınmış.
Türkiye bulunduğu coğrafyanın getirdiği koşullar nedeniyle deprem riski en yüksek olan ülkelerin başında geliyor. Buna ek olarak, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 70’inin deprem bölgesinde yaşıyor olması, olası bir deprem sonucunda oluşacak hasarların önemli büyüklükte maddi ve manevi kayıplara yol açmasına sebep oluyor. 2020 yılında Elazığ ve İzmir’de yaşadığımız deprem felaketleri, bizleri her an etkileyebilecek olası bir depremin ne gibi sonuçları olabileceğini hepimize tekrardan gösterdi. Geçtiğimiz haftalarda Çevre ve Şehirclik Bakanı Murat Kurum ülkemizde riskli statüsünde bulunan 6.7 milyon binanın 1.5 milyonunun acilen yıkılıp yeniden yapılması gerektiğini belirtmişti. Bu anlamda vatandaşın deprem bilincine ek olarak önümüzdeki dönemde yapılacak kentsel dönüşüm projeleri bir hayli önem taşıyor.
Türkiye Raporu kasım ayının ikinci anketinde katılımcıların bilinç seviyesini ve kentsel dönüşüme olan bakışlarını araştırmış.
Katılımcılara “Eviniz depreme dayanıklı mı?” sorusu sorulduğunda ankette yüzde 56 “Evet” yanıtını verirken, yüzde 20 “Hayır” diyor. Bu sonuçlara bakarak katılımcıların yarısından fazlasının evlerinin depreme dayanıklı olduğunu düşündüklerini, bildiklerini söylüyor.
Ancak en önemli sonuç katılımcıların yüzde 24’ünün evlerinin depreme dayanıklı olup olmadığını bilmemeleri olmuş.
Depreme hazırlık konusunda önem taşıyan bir diğer konu olan kentsel dönüşüm konusunda katılımcıların fikirlerini anlamak adına “Evinizin kentsel dönüşüme girmesini ister miydiniz?” sorusu yöneltilmiş.
Sonuçlara göre katılımcıların yüzde 38’i evlerinin kentsel dönüşüme girmesini istediğini belirtirken, yüzde 56 gibi bir çoğunluk istemediğini belirtti. Son olarak katılımcıların yalnızca yüzde 6’sı evlerinin zaten kentsel dönüşüme girdiğini ifade etti.
En son yaşanan İzmir depremi ile birlikte kentsel dönüşüm projelerinin yeterliliği konusunda eleştiriler yapılmıştı. Bu anlamda kentsel dönüşümün önündeki en büyük engelin ne olduğunu katılımcılara sorulmuş. Sonuçlara göre katılımcıların yüzde 39’u kentsel dönüşümün önündeki en büyük engelin kötü uygulamalar, müteahhitler olduğunu ifade ediyor. Katılımcıların yüzde 20’si kaynakların kısıtlı olması yanıtını seçerken, yüzde 17’si ise en büyük engelin rant olduğu görüşünde. Son olarak yüzde 14, kentsel dönüşümün önündeki en büyük engelin mal sahiplerinin isteksizliği olduğunu düşünüyor.

 

Pandemi her şeyi değiştirecek

BODRUM, Çeşme’de kalanların sayısında çok artış var. Perakende mağazalarının bazıları genellikle ekim sonu kapılarını kapatırdı. Bu yıl hepsi açık... Üstelik kasalarda da yoğunluk devam ediyor. Bence pandemi bu yaşam biçimini kalıcı hale getirecek. Çoğu insan yaz tatillerine erken başlayacak ve mümkün olduğu kadar uzatacak. O yüzden artık yazlık evlerin ısınma, yalıtım gibi konuları da öne çıkacak. Artık ısınma çözümleri olan evler daha çok rağbet görecek. Çünkü maalesef bizde yazlıklar iki ay, en fazla üç ay kullanıldığından ve kışları açılmadığından ısınma klimalarla çözülürdü. Ama bunun yeterli olmadığını da çok iyi biliyoruz. Pandemi birçok şeyi değiştirecek gibi gözüküyor.

 

O konserleri de özledim

 

PANDEMİNİN ilk döneminde sosyal medya üzerinden harika konserler, söyleşiler dinledik. Kalabalıklar içinde bunları yapamadığımız dönemde bana çok iyi gelmişti.
Birkaç haftaya havalar daha da soğuyacak.
Ben şirketlerin yerinde olsam şimdiden aralık ortasından marta kadar olan takvimi programlardım.
Hem sanatçılarımız biraz nefes alır, hem de şirketlerimiz sosyal sorumluluk projeleriyle pandemi sürecinde markalarına yatırım yapabilirler.
Elbette dışarıda ya da bir salonda yapılacak konserleri hiçbir şeye değişmem ama bu dönem böyle geçecek.
Hep birlikte, evde kalarak ama bu dönemi de eğlenceli hale getirerek.

X

İlk ev ve araca özel teşvik verilmeli

PİYASA uzmanı arkadaşlarımla arada sohbet ederiz.


Onlar eve, gayrimenkule yatırım yapmayı doğru bulmuyorlar.
Çoğu da hala kirada oturuyor.
Tasarruflarını farklı enstrümanlarda değerlendiriyorlar.
Uzun vadeli hisse senedini öneriyorlar. Yani borsadaki iyi, büyüme hikayesi olan şirketlere ortak olmayı öneriyorlar.
Piyasanın düşündüğü gibi altı aylık, bir yıllık değil; yıllarca sürecek bir ortaklıktan söz ediyorlar.
Ben de kendilerine katılıyorum.

Yazının Devamını Oku

Ben hala yüz yüze çalışmadan yanayım

EVDEN mi, hibrit mi yoksa geriye dönüş mü olacak?

Pandemide birçok işletme vakaların seyrine göre hareket etti. Bazen evde, bazen iş yerinde devam edildi.
Biz haberciler gazetedeydik, görevimizin başındaydık.
Tıpkı sağlıkçılar gibi...
Ama avantajlı sektörlerde çalışanlar için evden ya da fiziki olarak iş yerinde çalışmanın dezavantajlarını pek yaşamadılar.
İstanbul’da yaşayıp bilim sektöründe olan bazı arkadaşlarım İzmir’e geri döndüler.
Bazıları Ege’nin kıyılarına yerleştiler.
Ege deyince sadece Bodrum, Marmaris’i düşünmeyin; kuzeye de ilgi bir hayli arttı.

Yazının Devamını Oku

2022 yazına rahat gireriz

PANDEMİNİN ilk günlerinden bu yana takip ettiğim bilim insanları vardı. Onlardan biri de Connecticut’daki Jackson Genomik Tıp Laboratuvarı’nda araştırmalarına devam eden ve Connecticut Üniversitesi’nde hocalık yapan Prof. Dr. Derya Unutmaz oldu.Derya hoca geçen gün Gazete Oksijen’de Ayşe Acar’ın sorularını yanıtladı.


Diyor ki;
“Önümüzdeki iki üç hafta içinde tüm dünyada vaka sayılarında büyük bir pik yaşanmasını ve sonra yavaş yavaş azalarak en geç 2022 yazına kadar pandeminin bitmesini bekliyorum.”
Ben de katılıyorum.
Etrafımdaki birçok kişinin testi pozitif çıkıyor.
Takip ediyorum; çoğunun durumu gayet iyi...
Hafif bir nezleymiş gibi geçiriyorlar.

Yazının Devamını Oku

Gastronomide İtalya bize o kadar benzer ki

GASTRONOMİDE öne çıkan ülkeler var. Bunlardan biri de İtalya... Lezzet yolculuğuna meraklı biri olarak gastronomideki gelişmeleri yakından takip ediyorum.



Tabii İtalyanları da...
Fırsat bulup yazamadım.
İtalyanlar dünyanın her yerinde ve önemli bulduğu yerlerde İtalyan Mutfağı Haftaları düzenliyor.
Bilinen, tanınan, sevilen bir mutfak, ama tanıtmaya, anlatmaya, tattırmaya devam ediyorlar.
Bence Türkiye’nin örnek alması gereken bir iletişim stratejisi izliyorlar.

Yazının Devamını Oku

Artık aşı kartı zorunluluğu gelmeli

SADECE Türkiye’de değil; bütün dünyada vaka sayılarında büyük bir artış yaşanıyor. Zaten geçen yıl yaşadığımız deneyim kışa bu istatistiklerle gireceğimizi gösteriyordu.


Avrupa’nın birçok yeri sert kısıtlamalar uygulamaya başladı.
Hollanda, Belçika çok önceden kapanmaya girdi.
Diğer ülkeler de şubatta benzer kararlar alabilir.
Türkiye’de kapanma bu şartlarda zor olabilir.
Gerçekten de esnaf ve küçük işletmeler pandemiden ekonomik olarak çok etkilendi.
O kadar çok yazdım ki; “Kendi karantinamızı yapmalıyız” diye...

Yazının Devamını Oku

İzQ artık bir İzmir projesi

İzQ; en başından beri takip ettiğim projelerden biriydi. Geçen gün İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener ve Başkan Yardımcısı Emre Kızılgüneşler ile birlikte merkeze gittik.



Odanın eski binalarında çalışmalar bitmek üzereydi.
Projede yer alan firmalar taşınmak üzere son rötuşlarını yapıyorlardı.
Söylemeliyim ki; İzmir harika bir girişimcilik merkezine sahip olacak.
Bu bölge için şöyle bir hayalim var; bazen de bunu yazıyorum.
İzmir dijital kafalı bir kent olmalı.

Yazının Devamını Oku

Alışkanlıklar değişti tatil yapanlar için bile

SERDAR Alyamaç ile uzun yıllar beraber çalıştık.


Hürriyet Daily News’in İzmir temsilciliğini yaptı. Sonra da Türkiye’nin önemli şirketlerine tecrübelerini aktardı. Antalya’yı, turizmi çok iyi biliyor.
Pandeminin turizmdeki trendleri ciddi oranda değiştirdiği bir gerçek... Artık tatilcilerin önemli bir kısmı, başka bir ülkede tatile gittiklerinde iki şeyden emin olmak istiyorlar.



Serdar diyor ki; “Hastalanırlarsa gerekli sağlık hizmetini sorunsuz ve maliyetsiz bir şekilde alabilecekleri tatil destinasyonları istiyorlar. Hastalanma veya seyahat kural değişikliği durumlarında, bir an evvel evine dönebilme imkanı sunabilecek kısa, orta mesafeli tatil destinasyonlarına bakıyorlar. Yani en fazla 2 - 2.5 saat mesafedeki ve uçuş imkanlarının daha çok sunulduğu tatil bölgelerini tercih etmeye başladılar. Bu iki faktör artık büyük tur operatörleri tarafından da belli noktalarda, PCR testleri, karantina durumunda konaklama gibi garanti edilmeye başlandı. Bunun bazı örneklerini 2021 yaz sezonunda gördük.”
2022 sezonunun turizm açısından çok iyi bir yıl belki de 2019’u geride bırakacak bir dönem olacağından emin...

Yazının Devamını Oku

Bu kabus Omicron ile bitebilir

TÜRKİYE’de ilk aşı olanlardan biriydim. Sinovac’ların üzerinden bir yıldan fazla süre geçti. Sonra Biotech’leri oldum. Yurtdışında iki doz Biontech şartı istendiği için ikinci dozu da olmuştum. Deltadan sonra Omicron çıkınca ve çok hızlı yayılınca Bilim Kurulu üç ay sonrasında üçüncü doz hakkını da verdi.Dün gidip o aşıyı da oldum.


Yani 2 Sinovac üzerine 3 Biontech oldum.
Dilerim uzun bir süre aşı olmam.
Hatta bundan sonra hiç olmayız.
Ama bilim ne derse, uzmanlar neyi önerirse onu yapacağım.
Bir süre daha aşılarla yaşayacağımızı öngörüyorum.
Ama ben de Danimarka’nın tanınmış bilim insanlarından Tyra Grove Krause gibi düşünüyorum.

Yazının Devamını Oku

Teklif edilmesi bile güzel ama türeci önde olursa çok daha iyi olur

OLUR olmaz ama teklif edilmesi bile bizim için gurur verici değil mi?

 

Avrupa Parlamentosu Milletvekili Moritz Körner BioNTech’in kurucuları Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci’nin fotoğraflarının Euro banknotlarının üzerinde yer almasını önerdi.
Müthiş bir teklif...
Alman gazetesi Welt am Sonntag’ın haberine göre Alman Hür Demokrat politikacı Moritz Körner, ikilinin milyonlarca hayat kurtardığını ifade edip şunları söylemiş:
“BioNTech’in kurucu çifti Uğur Şahin ve Özlem Türeci gibi önemli Avrupalı figürler yeni Euro banknotlarına basılmalıdır. Çalışmaları milyonlarca Avrupalı’nın hayatını kurtardı. Hayatlarının yörüngesi, entegrasyon, ilerleme, girişimcilik, bilimsel mükemmellik ve açık bir göçmen toplumunun potansiyeli hakkında etkileyici bir hikaye...”
1 Ocak 2001’de Euro bölgesinde resmi para birimi olarak yürürlüğe giren Euro’nun 20. yılında yeniden tasarlanması talep ediliyor.
Kamuoyu, kapsamlı Euro yeniden tasarım sürecinde söz sahibi olacak. Avrupa vatandaşları araştırılacak ve 19 Avro Bölgesi devletinin her birinden üyelerle dikkatli bir şekilde dengeli bir danışma grubu oluşturulacak.

Yazının Devamını Oku

Ne yıldı ama…

GERÇEKTEN de yorucu bir sene oldu 2021...

 


Her açıdan hem de...
Pandemi gibi bugüne kadar sadece filmlerde gördüğümüz bir salgın hayatımızın tam ortasındaydı.
İşin doğrusu hepimiz bu beladan birkaç ayda kurtulacağımızı düşünmüştük.
Ama maskesiz sokağa çıkamaz, normal hayatımızda yaptıklarımızı yapamaz hale geldik.
Bir de pandemiyle birlikte değişen üretim ve tüketim alışkanlıkları var.

Yazının Devamını Oku

Artık Turcovac da var

AŞILARLA ilgili yazınca epey mesaj geliyor.


Hepsine tek tek cevap veriyorum.
“Sen doktor musun, aşıları niye bu kadar savunuyorsun” diyen de var.
“Biraz da aşısızlar biz aşılılara saygı göstersin” diyen de; “Aşı olmadan bu pandemi bitmeyecek, aşısızlar kapalı hiçbir yere alınmasın” diyen de...
Herkesi memnun etmem mümkün değil.
Ama şunu biliyorum.
Aşı olmayan bütün arkadaşlarım, dostlarım Kovid 19’u çok zor atlattı.

Yazının Devamını Oku

Yan komşudan al haberi

ATİNA temsilcimiz Yorgo Kırbaki ile konuştum.

“Galiba yarı kapanmaya doğru gidiyoruz” dedi.
Yunanistan pandemi sürecini iyi yöneten ülkelerden biri oldu.
Ve Yunanlar doğrusu beni bir hayli şaşırttı.
Bizim gibi dışarıda yaşayan, kalabalıkları seven bir halktır Yunanlar...
Zaten birçok şeyimiz benziyor.
İnsanımız da, hayat tarzımız da öyle...
Yemekleri, alışkanlıkları ayrı bir yere koyuyorum.

Yazının Devamını Oku

Gelin bazı konuları yüksek sesle tartışalım

SOSYAL medyada yine fırtınalar esiyor.

 

Konu sokak hayvanları...
Bu hepimizin hassas olduğu bir mesele...
Bir hayvan dostu olarak benim de yakından takip ettiğim bir konu...
Ama yorum yaparken, fikir ortaya atarken, çözüm önerirken lütfen Türkiye’nin gerçeklerinden uzaklaşmayalım.
Pitbull saldırısına uğrayan Asiye’nin sağlık durumu henüz netleşmedi.
Türkiye’nin en iyi doktorlarına emanet ama geçireceği ameliyatlar sonrasında nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalacağımızı kimse bilmiyor.

Yazının Devamını Oku

10 yılın sonunda bir özür hak edilmedi mi?

İZMİRLİYİZ; o yüzden benim için önce bu kentin takımları gelir.


Bu yıl örneğin Göztepeliyiz, Altaylıyız.
Gönlümüzdeki şampiyon Altınordu; yıllardır hem de...
Ve elbette Karşıyakalıyız...
Yeşil kırmızıya olan tutkumuzu da herkes bilir.
Ve baskette Pınar Karşıyaka, voleybolda da Arkaslıyız.
Altay, Göztepe, Karşıyaka nasıl sadece bir spor kulübü gibi gelmezse bana üç büyükler de öyle gelir.

Yazının Devamını Oku

Pandemi sonrası yeni dünyaya hazır mısınız?

PANDEMİ birçok alışkanlığımızı değiştirdi. Galiba hepimiz dijital kafalı olduk. Belki dünya buraya gidiyordu ama salgın her şeyi öne çekti.

 

 

Şikayetim yok ama sindire sindire bazı şeyleri yapsaydık daha mutlu olurdum.
Geçenlerde yazdım.
Microsoft’un kurucusu Bill Gates bir blog yazısı yayınladı.
Çoğu çalışanın önümüzdeki günlerde sanal toplantılarını Metaverse’te yapacağını, avatarların sanal bir alanda buluşacağını söyledi.
“İfadelerinizi, beden dilinizi ve sesinizin kalitesini doğru bir şekilde yakalamak için VR gözlükleri ve hareket yakalama eldivenleri gibi bir şeye ihtiyacınız olacak. Çoğu insan henüz bu araçlara sahip değil, bu da benimsemeyi biraz yavaşlatacak” diye yazdı.

Yazının Devamını Oku

Bu kaçıncı olay artık bir çözüm gerekiyor

EVİMİZDE bir toy poodle var.


Oğlum Atlas o kadar istedi ki; onu kırmak istemedim ve büyük arayışlardan sonra alıp getirdik.
Altı aydır bizimle...
Biz ona alıştık, o bize...
Başlangıcın zor olduğunu söylemek isterim.
Evde köpek bakanlar ne dediğimi iyi anlar.
Ancak evimize neşe kattığını söyleyebilirim.

Yazının Devamını Oku

İlk 10’dayız ilk 5’e de gireriz

HÜRRİYET’in Antalya’da düzenlediği sağlık zirvesindeydik.

Aslında Türkiye’nin sorunları da, çözüm yolları da belli...
Çünkü panellerdeki konuşmaları sıklıkla dinliyorum.
Yani İzmir ya da Antalya olması çok fark etmiyor.
Ama şunu net ortaya koyalım.
Türkiye birçok konuda ilerici, yenilikçi adımlar attı.
Sağlıkta da önemli yatırımlar oldu.
Şehir hastaneleriyle devlet, sağlık yatırımlarıyla özel sektör örnek projeler geliştirdiler.

Yazının Devamını Oku

Ocak, şubat kolay geçmez bu şekilde

BÖYLE giderse bu pandemi zor biter...


Çünkü aşısızların sesi aşılılardan çok daha fazla çıkıyor.
Hafta sonu Avrupa’nın önemli merkezlerinde sokaklar karışıktı.
Barışçıl protestolar olarak başlayan gösterilere polis müdahale etmek zorunda kaldı.
Örneğin Paris’te ve Fransa genelindeki büyük kalabalıklar, hükümetin planladığı aşı geçişine karşı sloganlar attı, bazıları özgürlük sloganları atarak uygulamaları protesto ettiler.
Fransız hükümeti restoranlara, kafelere ve diğer kamu kurumlarına girenler için aşı şartı getirmişti.
Bütün gürültü bundandı.

Yazının Devamını Oku

Bu platform lezzet sörfü sevenler için

GEÇENLERDE Delice Network İzmir’in evsahipliğindeki organizasyona katıldım.


Önce Delice Network nedir onu size anlatayım.
Delice Network “The City Network on Food & Gastronomy” Fransa’nın Lyon kentinde, gastronomi ve iyi yemek konularında üye şehirlerin en iyi uygulamalarını birbirleriyle paylaşabilecekleri ve ortak projeler geliştirdikleri bir platform...
2007 yılında kurulan Délice, bugün 4 kıtada 31 şehri bir araya getiriyor. Delice’i büyüten; her üyenin ağa güç katan kendi özgünlüğüne, yaklaşımına ve kültürüne sahip olması... Bu 31 şehir arasında İzmir de var. İzmir 2015 yılında bu platforma dahil oldu.
Bütün dünyada tüketim davranışındaki değişimle birlikte yemek ve gastronomi, şehirlerin gelişimini, tanıtımını güçlendirdi.
Délice Network, gıda ve gastronomiyi kentlerin ekonomik kalkınması ve kentin çekiciliğini artırmak için destekliyor.
Ağa üye şehirlerin tümü, mirasları ve güçlü gastronomik kültürleri veya güçlü yemek stratejileri sayesinde aslında turizmde birer marka şehir konumunda…

Yazının Devamını Oku

Markalar aynı zamanda bir ülkenin de elçileri

Neden böyle düşünüyorum.

 

Çünkü birçok alanda Türkiye önemli işler yaptı ama bu hikayeleri anlatmakta bence geç kaldık.
Uluslararası markalar yaratmamız gerekiyor.
Türkiye hem içeride hem de dışarıda yeni bir hikaye yazmalı.
Örneğin inşaat sektöründe önemli oyunculara sahibiz. Birçok şirketimiz altyapı projelerinde dünyanın her yerinde başarılı projelere imza atıyorlar. Gayrimenkulde de artık markalı konut üreten çok sayıda şirkete sahibiz.
Markalarımız sadece temsil ettikleri logoyu değil; bir kenti, bir ülkeyi de temsil ediyorlar.
Hoşuma gittiği için yazmak istedim.

Yazının Devamını Oku