GeriCengiz SEMERCİOĞLU Köyceğiz’de yetiştirdi Mutfak’ta pişirecek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Köyceğiz’de yetiştirdi Mutfak’ta pişirecek

Yılmaz Erdoğan, 10 yıl önce BKM Mutfak’ta harmanladığı yemek ve sanat işbirliğini büyüttü. Maslak Uniq’te açtığı 300 kişilik restoranda hem yemek yenecek hem de gösteriler düzenlenecek. Türkiye’nin profesyonel anlamda ilk komedi kulübü olan Mutfak ilk ciddi sınavını da İstanbul Komedi Festivali’nde verecek. 11-18 Kasım tarihlerinde ikincisi yapılacak olan festivalde Türkiye’den ve dünyadan önemli sanatçılar sahne alacak. Önümüzdeki hafta kapılarını açacak Mutfak’ta Yılmaz Erdoğan ve BKM kadınlarıyla oturup yeni mekanı ve festivali konuştuk...

Yılmaz Erdoğan: Biliyor musunuz, babam beni nüfusa yazdırırken bir tek Cengiz Semercioğlu’yla röportaj yapacak demiş...

Köyceğiz’de yetiştirdi Mutfak’ta pişirecek


◊ Abartma ya, Ekşi Elmalar için röportaj yapalı bir sene oldu.
Yılmaz: İyi de bir yıldır gördüğüm tek gazeteci sensin. Neyse bu sefer elmaların üzerine yatmayacağız değil mi?

◊ Yok yok, Komedi Festivali ve mekan konuşacağız... Hayırlı olsun, yeme-içme sektörüne girmişsin...
Yılmaz: Biz gireli 10 yıl oldu. Beşiktaş’taki Mutfak’ta yemek işine de başlamıştık. O gün bugündür de çiftliğimde buna çalışıyoruz. Sonradan gelmiş bir şey değil yani. Ama orası kapasite olarak çok küçüktü. Bu oturduğumuz masa kadar bir mutfak vardı. Şimdi orada planlanan şey, profesyonel bir uygulama olarak bu mekana taşıdık...

◊ Evet performans sahnesi, barı, menüsüyle epey profesyonel olmuş...
- Mottosu; “Mutfağın sanatı, sanatın mutfağı”. Daha çok sanatın mutfağına ağırlık veriyoruz. Bunun için ikisini dengeliyoruz. İkisinde de ciddi çalışmalar yapıyoruz. Umarım beğenir insanlar.

◊ Ne zaman açılıyor burası?
- 20’sinden sonra açılış yapacağız.

◊ Menüyü oluştururken de sen baya bir karıştın herhalde.
- Tabii canım. Sen ne diyorsun. Menüyü ekiyorum ben.

◊ Malzemelerin hepsi Köyceğiz’den senin çiftlikten mi geliyor?
- Yılmaz: Altı aylık süreçte burada sunduğumuz şeyleri geçen seneden ektik. Burada bir domates çorbası iç. O bizim domatesimiz. Mesela şu yediğinin içindeki mısır geçen yıl Ekşi Elmalar’da oynayan mısır... Aynı mısır Deliha’da da oynadı, sonra mahsulü topladık. Mesela marulu oradan buraya getirmek falan getirmek için soğuk hava araçları gerekiyor. Yapacağız... Kısa sürede her şey çiftlikte üretilmiş olacak.

◊ Peki menü çalışmaları nasıl gidiyor?
- Yılmaz: İsimler üzerinde çalışıyoruz. Mısır unuyla bir yumurta yapıyoruz. İsmi Mumurta gibi... Yapılmışı yapmayayım diyen adam korkmaz. Hayal kırıklığından, başarısızlıktan korkan adam deneyemez. Deneyin. Olmayanı bana verin ama deneyin. Başka bir yerde olmayan, yeni bir şey deneyin.

◊ Peki başka şehirde bunun devamını açmak gibi bir düşünceniz var mı?
- Yılmaz: Var.

◊ Nusr-et’e rakip olacaksın sen.
- Yılmaz: Burası bir tiyatro biçimi. Rakip olacaksak bu biçimlerden birine oluruz. Et hanelere değil... Öyle et yapmıyoruz zaten biz. Ayrıca et konusunda da Cüneyt Usta ile çalışıyoruz Günaydın’dan. O geliyor, bize yardım ediyor, gösteriyor. Sağ olsun. Burası bir bar değil, restoran değil. Bir tiyatro biçimi. Hayalimizde bunun içinde turne yapmak var. Böyle pek çok şehre yayılmış Mutfak’lara turneye gidecek gösteriler hayal ediyoruz. Bir de komedinin, kabarenin yeri komedi kulübüdür. Tiyatro değildir.

◊ Türkiye’de çok fazla komedi kulübü yok ama...
-Yılmaz: Evet ama biz şimdi yeni BKM Mutfak’la istediğimiz fiziki ölçülere ve lokasyona ulaştık.

KLİŞELERLE ARAM YOK

 ◊ Programda Eaten diye bir şey var galiba, ilgimi çekti...
- Gülçin: Çok şeker bir oyun.
- Zümrüt: Vejetaryen bir aslan. Edinburgh’de seyredip aldığımız bir oyun. Hem komik hem çok güzel... Yılmaz sevmez bunu ama hem eğlendiren hem düşündüren bir şey.

◊ Niye sevmiyorsun onu Yılmaz?
- Yılmaz: Klişelerin hiçbiriyle aram yok. Güldürürken düşündüren demek istiyor. Ben yeni bir boyut kattım. Çünkü düşünmeden gülmek diye bir şey yok. Düşünmeden hiçbir şey yapılmaz.

Bu festival fikri kadınlardan doğdu

◊ İstanbul Komedi Festivali’nin bu sene ikincisi olacak. Sahnedeki fotoğraf çektirdiğimiz kadınlarla birlikte bu sene kadının gücüne mi vurgu yapıyorsunuz?
- Yılmaz Erdoğan: Doğrusunu istersen bu kadın teması nasıl oluştu, ben de bilmiyorum. Öncelikle bu üç arkadaştan başladı. Hiçbir firmada görmediğim kadar bir kadın gücümüz var. Gören de sadece kadın komedi festivali sanacak. Öyle değil. Erkekler de katılabiliyor.

◊ Bu kadınların hepsi BKM’de mi çalışıyor?
- Yılmaz: Evet.
- Zümrüt Arol Bekçe (BKM Genel Müdürü): Şu anda şirkette sadece erkek olarak Mücahit ve Necati Akpınar var diyebilirim.
- Yılmaz: BKM çalışanlarının yüzde 70’i kadındır. Bundan da çok mutluyuz.

◊ Komedi Festivali fikri nasıl ortaya çıktı?
- Yılmaz: Zümrüt, Zeynep ve Gülçin’in fikriydi.

Köyceğiz’de yetiştirdi Mutfak’ta pişirecek


◊ Oraları sen anlatsana...
- Zümrüt: Bütün büyük şehirlerin komedi festivali var. Edinburgh’ta 47 yıldır yapılıyor. Bir tek İstanbul’da bir çatı altında bu organizasyon yok. Bütün komedyenler BKM’den geçiyor. Bize yolu düşmemiş, kesişmediğimiz bir mizahçı Türkiye’de yok. Yetiştirilenleri saymıyorum. Herkesle bir şekilde bir yerde yolumuz kesişiyor. O zaman bu çatıyı biz kuralım dedik. BKM’den ziyade adı şehrin ismi olsun istedik.
Edinburgh’taki gibi 50 yıl sonra çocuklarımız desin ki, “Burada da böyle bir festival var”. Aslında festivali üç yıl önce yapmak istedik ama seçimler vardı. İlk kez geçen sene yapabildik.
- Zeynep Boyner (BKM Uluslararası Organizasyonlar Sorumlusu): Hatta festivali ilk yapmak istediğimiz sene Hollywood yıldızı gelsin diye Martin Short ile anlaştık. Ancak seçimler olunca iptal ettik.
- Gülçin Salacan (BKM Genel Müdür Yardımcısı): Bu sene ikinci senemiz...
- Yılmaz: Festivali geri dönüşü çok etkili oldu. İlk defa belki de bir festivalin bu kadar çok beklendiğini gördüm. Bu kadar efektif bir sonuç alacağını düşünmemiştim.

◊ Geçen yıl kaç bilet satıldı bu festivalde?
- Zümrüt: 25 bin kişiye ulaştık. 6 gün sürdü. Yurtdışında konuştuğumuz yapımcılar, “İlk festivali 3 gün yapın, sonra büyürsünüz” dediler. Ama biz 6 gün yapmaya karar verdik. Bu kez ise 8 gün sürecek. Seneye 15 gün olacak. Beşinci yılın sonunda 1 ay gibi bir hedefimiz var.

MÜHİM OLAN YENİ GENÇLERİN ORTAYA ÇIKMASI

◊ Festival geçen yılkiyle benzerlikler gösteriyor. Yılmaz, Ata (Demirer) ve Demet (Akbağ) bu yıl da sahneye çıkacak mı?
- Zümrüt: Yılmaz ve Ata bu sene de var. Demet’in filminin bitmesini bekledik. O ev sahibi sayılır, istediği zaman katılabilir.
- Yılmaz: Aslında bu festivalin amacı yeni yetenekleri keşfetmek. Yeni gençlerin ortaya çıkacağı bir platform olması önemli.

◊ Yılmaz veya Ata’nın sahneye çıkması çok mühim değil yani...
- Zümrüt: Yılmaz’ın çıkması da çok mühimdi geçen sene için. 14 sene sonra ilk kez sahneye çıktı.
- Yılmaz: Evet, “Münaşaka” oyununu ilk kez festivalde sahneledim. Zaten ben festivalde yeni oyunlar olması taraftarıyım.
- Zümrüt: Bu BKM çevresine ait bir festival değil. Herkese teklif götürüyoruz. Mesela Şahan’a (Gökbakar) da teklif götürdüm.

◊ Sıcak bakmadı mı?
- Zümrüt: Filme hazırlandığı için olmadı. Aynı şekilde Gülse Birsel de film çekimleri sürdüğü için buraya hazırlanamadı.

◊ Peki Cem Yılmaz?
- Zümrüt: Cem’e iki kez teklif götürdük. Meşgul olabilir...
- Yılmaz: Şu anda hazır şovu yok. Biraz da onun etkisi olabilir. Bu arada bu sene “Daima” diye bir bölüm başlattık. Erdal Tosun ve Necdet Tosun’a yer vereceğiz. Yitirdiklerimize ait bir köşe olacak.

◊ Ne yapacaksın peki?
- Yılmaz: Kaybettiklerimizle ilgili belgesel çekeceğiz. O belgeselin gösterimi gibi bir gece olsun istiyorum. Bir de hepimiz öleceğiz. Komedyenleri ve sanatçıları genelde yaptıklarıyla, gülerek güldürerek anmak gerekir. Toplanıp üzüleceğimiz bir gün değil, güleceğimiz bir gün olacak. Komedyeniz biz. Hayatımız boyunca insanları güldürmeye çalıştık. Ölünce bu konu kapanmıyor.

◊ Senin arkandan da bunun yapılmasını mı istersin?
- Yılmaz: Çok iyi espriler yapılmasını isterim. Hatta ben bile yapabilirim, o gün bakarız. Bu hayat niçin yaşanmışsa onunla anılmalı. Yoksa ölüm istisnai bir durum değil.

Yabancı oyuncular gelemezse ben çıkar oynarım

◊ Festivalde bu yıl çocuklar için de etkinlikler var...
- Gülçin: Çizim atölyeleri, kukla gösterisi gibi birçok etkinlik var. Her yaş grubuna hitap edecek. Bu sene ayrıca Kemal Sunal sergimiz olacak. Bizim için çok kıymetli. Eşi Gül Sunal da sahnede çok komik hikayeler anlatacak. Zaten Ali Sunal ve Ezo Sunal da “Güldür Güldür”le bu sene bizimle.

◊ Festivaldeki oyun ve gösteriler kaç yerde sahnelenecek?
- Zümrüt: BKM Tiyatro, BKM Mutfak ve Uniq Hall’de... Suzan Kardeş, Yasemin Şefik, Doğu Demirkol ve Mesut Süre BKM Mutfak’ta performans gösterecekler. Uniq Hall’de de yeni isimler sahneye çıkacak. Amerika’dan gelecek dört kişi var. Şu anda gelmelerini umuyoruz.
- Yılmaz: Onlar vizeden dolayı gelemezse çıkar İngilizce oynarım ben.

◊ Her isteyen festivalde sahne alabiliyor mu?
- Zümrüt: Şimdi çok yeni olduğumuz için, başvuruyla çıkma gibi bir durum yok. İsimleri biz seçip teklif götürdük.
- Gülçin: Genç Yetenek sahnesi açtık. Beşiktaş Mutfak’ta yapacağız onu. Önce dijitalde başladı. Komik videolarını Youtube’a yüklediler. Biz oradan ilk 20’yi belirledik. Festival tarihine kadar da üç tane görev verdik. Yine dijital dünyada devam edecek. Verdiğimiz görevleri yapacaklar ve dijitale yükleyecekler. Dört kişi kalacak. Beşiktaş Mutfak’ta o dört kişinin performansını seyredip şampiyonu belirleyeceğiz.

◊ Yarışma gibi...
- Zümrüt: Yeni yetenek çıkaracağız. Bu yetenekler BKM Mutfak’ta devam edebilir.
- Yılmaz: Her zaman tartışmasız tek amaç iyi komedyen sayısını artırmak. Komedyeni seçeceğin tek yer mikrofonu olan küçük bir sahne. Bizim aşağı Mutfak ilk kendini ispatlama yeri. Orada kendini ispat edenlerin geleceği yer de burası. İkinci kat yok. Yapı olarak hep odaklandığımız o.

◊ Zaten BKM Mutfak’ı yeni yetenekler bulmak için kurdun...
- Yılmaz: Aynen öyle...

◊ Çıktı mı öyle yetenekli isimler... İbrahim Büyükak, Eser Yenenler filan sence komik mi?
- Yılmaz: Komik yaptım ben onları (gülüyor). İbrahim ve Oğuzhan’ın (Koç) oynadığı “Yol Arkadaşım”ın fragmanı beni çok heyecanlandırdı. Şimdiye kadar Mutfakçıların yaptığı filmler içinde sanırım hedefe en yaklaşan film. İnşallah seyirci de öyle düşünür.

◊ Geçen hafta İbrahim ve Oğuzhan’la röportaj yaptım. “Ne öğretti size Yılmaz?” diye sordum, “Yapılanı yapma, söyleneni söyleme diye öğretti” dediler.
- Yılmaz: 7 senede daha çok cümle sayısı öğrenmeleri gerekiyordu. Bence öğrenmişlerdir de... Sen sorunca ilk akıllarına bu gelmiştir...

◊ Valla başka şey söylemediler.
- Yılmaz: O BKM Mutfak’ın ilk lafıdır. Girişinde yazar. Çünkü insan iyi motive edilmezse, hızla taklitçiye dönüşebiliyor. Genel olarak ülkenin icatçı adamlara yani kendi yolunu bulan insanlara ihtiyacı var. Başkasının yolunu takip etmek diye güzel bir edebiyat yok.

◊ O potansiyel var mı genç kuşakta? Mesela sosyal medyada çok genç var...
- Yılmaz: Takip ediyorum. Sosyal medyada “Popüler oldum mu olmadım mı” arasında kalıyor çocuklar. Kendi başlarınalar. Alınıp bir disiplinde, usta-çırak sisteminin içinde yetiştirilmeleri gerekir. Birkaç arkadaşı bizim çatımız altına aldık. Sosyal medya çocukları keşfetmek için nefis bir yer ama alabildiğimizi alıp Mutfak’ta yetiştirmek esas olan.

Köyceğiz’de yetiştirdi Mutfak’ta pişirecek

BKM EKONOMİSİ: SATILAN  TÜM BİLETLERİN YÜZDE 40’I

◊ Şu BKM ekonomisini anlatsana biraz Zümrüt...
- Zümrüt: Bu sene 11 filmimiz var.
- Yılmaz: Türkiye’de satılan toplam biletin yüzde 60’ı Türk Sineması. Onun yüzde 40’ı biziz. Yılda 10-12 film sayısına çıktık.
- Zümrüt: Öyle bir hedef koyduk. Bir tane de çizgi filmimiz var “Kral Şakir” diye. Onunla beraber 11 film oldu. Geçen sene de “Fırıldak Ailesi”ni yapmıştık. Yani çizgi film tarafında da bir iki animasyon denememiz var.

◊ Bilet satışları düşüyor mu? Yükseliyor mu? Sektörde gidişat nedir?
- Zümrüt: Geçtiğimiz 2 sene sektör, çok zayıf bir dönem geçirdi. 2014 yılını 60 milyon 250 bin biletle kapamıştı. 2015’te 60 milyon 460 bin biletle yerinde saydı. 2016’da da 58 bine geriledi. Bunlar yaşanılan terör olayları sebebiyle...
- Yılmaz: Bir de terör olaylarından ilk etkilenen yer alışveriş merkezi...

◊ Doğru...
- Zümrüt: Alışveriş merkezlerinin içinde sinemalar ve insanlar çok dışarıya çıkmayı tercih etmediler. Onun için biraz sektör etkilendi. Fakat bu seneki rakamlar çok ümit verici.
Geçen senenin yüzde 30 üzerindeyiz. Bu sene, yılbaşından bu yana, geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 30 yukarıda. İnşallah böyle devam etmesi için duacıyız.
- Yılmaz: Bir de AVM ve sinema sayıları artıyor. Şu an hâlâ Türkiye’nin pek çok ilinde sinema yok. Bırak gidip gitmemeyi... Hedef aslında bu toplam seyirciyi kısa sürede 100 milyon yapmak.
- Zümrüt: Evet, 100 milyon... Sinemacıların hedefi de o yönde. Bizim de içerik sağlayıcılar olarak hedefimiz oralar. Çok genç nüfusu olan bir ülkeyiz. Sinema seyircisi genellikle genç olduğu için çok rahat olur.

GÜLMEKTEN IPAD’İ YERE DÜŞÜRDÜM

◊ Bu yıl lokomotif ne filmlerden? Yılmaz yok galiba bu yıl.
- Yılmaz: Yokum.

◊ Ata (Demirer) var mı?
- Zümrüt: Ata da yok.
- Yılmaz: Gülse Birsel’in yazdığı, Ozan Açıktan’ın çektiği “Aile Arasında” var. Bizim bütün filmlerimiz lokomotif. Şimdi bizi arkadaşlarla papaz etme. “Cici Babam” var, “Deliha 2”nin çekimleri başladı.
- Zümrüt: “Deliha”nın çok komik bir senaryosu var. Hani derler ya ilkinden komik mi? Evet. Genelde karşılaştırmam ama senaryoyu uçakta okudum. Gülmekten Ipad’i düşürdüm yere.

◊ BKM, 10 tane film çekiyorsa bunun 7-8 tanesi komedi...
- Yılmaz: Biz onun uzmanıyız. Onun üzerine kurulduk. BKM denildiğinde ilk akla gelen şey komedidir. BKM’nin amacı sadece komedi değil Türk filmlerinin sayısını artırmak. Çocuk filmlerinin, drama filmlerinin, aksiyon filmlerinin...
Hem Türkiye hem kendimiz için tür yelpazemizi açmamız lazım. Neden açamıyoruz? Aksiyon ekiplerimiz yok. “Acı Tatlı Ekşi” filminin Korelilerle birlikte yaptık. Onların aksiyon ekipleri çok iyi. Dünya çapında bir aksiyon filmini çekecek ekip, Türkiye’de yok. Arkadaşlar çabalıyorlar, bazen de sıra dışı güzel şeyler yakalıyorlar ama yeterli olmuyor.
Bir kovalama sahnesi çekeceksen onun uzmanı ekibe devretmelisin işi. Koreografisini onlar yapıyorlar. Taşıma suyla da aksiyon dönmüyor.

“EKŞi ELMALAR” BEKLEDiĞiMDEN iYi SONUÇ ALDI

◊ Kimlere gülüyorsun en çok?
- Yılmaz: Kime gülmüyorsun cevabını almak istiyorsun. Ama söylemeyeceğim. Öyle bir düşüncem yok. Kitleyi biri güldürmüşse mutlaka orada bir şey vardır. Kendini ispat etmiş her arkadaşa gülüyorum. Politik değil, sahici cevap veriyorum. Bir de ben zor gülen biri değilim.

◊ Yeni film projesi var mı?
- Senaryoyu bitirdim. “Organize İşler 2”yi çekeceğim. İlk filmde oynayan herkes olmayacak. Büyük prodüksiyonlu bir iş. Yeni başrol karakterleri, geçmişte oynayan bazı isimler de olacak.

Köyceğiz’de yetiştirdi Mutfak’ta pişirecek


HUZURSUZ BİR YAZARIM HER FİLMİMDE  EKSİK BULURUM

◊ “Ekşi Elmalar” beklediğin gibi olmadı mı?
- Tam tersi. Beklediğimden daha iyi oldu. Gişeyle bir filmi değerlendirirsen bu sektörde aklını oynatırsın. Eksik bir filmin aşırı bir seyirci bulur, sen filmi tamam zannedersin. Tam tersi de olur. O gün dolu yağar, gişeyi etkiler. Biz filmleri zamanlara ve ekranlara yaparız. “Ekşi Elmalar” taş gibi bir filmdi. “Organize İşler” çıktığında da neredeyse senin meslektaşların kötü film ilan edeceklerdi. Ne oldu kült oldu. Bir mahalledeyiz ve birbirimizle ilgili bazen çok lüzumsuzca geniş fikirlerimiz var.
Bir filmle ilgili gelmeyen seyirci ile ilgili yorum yaparsan gelen seyirciye ayıp olmaz mı? Bazen Sezen’in ya da Tarkan’ın şarkılarını da ikinci kez dinledikten sonra severiz ve ömür boyu dinleriz. Ama zaman önemlidir. Film zamana direniyorsa iyi filmdir.

◊ Eksik bulduğun filmin hangisi?
- Ben huzursuz bir yazarım. Hepsinde eksik bulurum. Hiçbiri eksiksiz değildir ama kalıcıdır. Bazı replikleri ilk seyrettiklerinde gülmezler, sonra ezberleyip mahallelerde birbirlerine söylerler. Ama tamam olduğumuz eksikten çoktur.

YÜZDE 99’U BEĞENMEZ İLLA YÜZDE 100 OLACAK

◊ Yılmaz nasıl bir patron?
- Zümrüt: Çok motive edici ve çok mükemmeliyetçi. Yüzde 99 olmuş bir şey onun için yeterli değil. Yüzde 100 olması gerekli. Eğer bir şeyin ucundan bir eksiği varsa büyük sıkıntı. Komedi Festivali’ne çok destek oldu.

◊ Peki Necati Akpınar?
- Zümrüt: Bize her zaman destek olur. Noktayı koyan kişidir.

 

X

1 Haziran’da açılacaksa, 3 Temmuz’da kapansın

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk önceki akşam Ahmet Hakan’ın programında, gidişata göre okulların 1 Haziran’da açılabileceğini söyledi.

Dün de yazdım ben bu konuyu...
2 haftalığına okul açmanın kimseye bir faydası yok.
Çocukların hazırlığı, okula adaptasyonu derken iki hafta bitecek zaten.
Bu sürede de hiçbir şey öğrenmeyecekler ve virüs konusunda gereksiz bir risk alınmış olacak.
“WhatsApp Anneleri” gruplarından da biliyorum, “2 haftalık okula çocuk göndermem” diyen veli sayısı hiç az değil...
O yüzden bu yılı zorlamanın anlamı yok, artık oturmaya başlayan uzaktan eğitim 19 Haziran’a kadar uzamalı ve öylece okullar kapanmalı.
İlla çocuklar eğitimde geri kaldı diyerek okulları açmayı düşünüyorsak benim bir önerim var...

Yazının Devamını Oku

Virüsün iyi yanı

Koronavirüsle ilgili duyduğum en iyi haber bu oldu:11 Mart-27 Nisan arasında 24 kadın cinayete kurban gitmiş..


Geçen yıl aynı tarihlerde bu rakam 44’tü...
Neredeyse yarı yarıya azalmış.
Oysa tam tersi aynı eve kapandıkları için çiftler arasında tartışmaların, boşanmaların, kavgaların daha fazla olması beklenirdi...
Vuhan’da karantina sonrası boşanmaların arttığını biliyoruz.
Belki de bu kendine güvensiz, kadını dövmeyi, öldürmeyi namus meselesi sayan katillerin en büyük derdi kadının dışarıda olması...
Eve kapanıp dışarı adım atmadığı sürece belki de o yere batasıca kıskançlıkları hortlamıyor, kadının dört duvar arasında yaşamasından memnun oluyorlar...

Yazının Devamını Oku

Müdavim hareketi

Virüs nedeniyle kapanan restoranlar, kafeler için dünyada başlayan dayanışma hareketinin bir benzeri bizde de başladı. Adı: Müdavim Hareketi...


Gittiğiniz, sevdiğiniz restoranlar için 50, 100, 200, 400 lira ödeyerek yüzde 25 indirim sağlayan bir çek alıyorsunuz... Restoran açıldığında da gidip o çeki kullanıyorsunuz...
Aslında karantina sonrası yiyeceğiniz yemeğin parasını bugünden peşin ödüyorsunuz.
Ekonomik sıkıntı yaşayan sevdiğiniz mekanlara destek olmak amacıyla...
Restoranlar, kafeler 1,5 aydır kapalı, haziran ortası açılabilirse 3 ay kepenk indirmiş olacaklar...
3 ay boyunca hiç gelir elde etmeden kira ödemek, personel çıkartmamaya çalışmak, ayakta kalabilmek benim diyen işletme için bile kolay bir şey değil.
O yüzden bu sosyal sorumluluk hareketi önemli.

Yazının Devamını Oku

Marvel’in müzikleri

Ben atlamışım, bir Türk kadın müzisyenin Captain Marvel’ın müziklerini yaptığını bilmiyordum. Geçen akşam filmi izlerken sonunda, “Müzik: Pınar Toprak” imzasını görünce şaşırdım. Hemen kimdir diye baktım...

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı bitirdikten sonra çok az İngilizce bilmesine rağmen 17 yaşında Amerika’ya gitmiş. Önce Chicago’da caz, ardından Boston’da dünyaca ünlü Berklee Müzik Okulu’nda okumuş.
Orada film müzikleri yapmayı öğrenmiş. Geçen yıl 8 Mart’ta Captain Marvel vizyona girdiğinde, Türk basınında da haberleri çıkmış Pınar Toprak’ın... O dönem Variety dergisine de röportaj vermiş.
Dedim ya ben kaçırmışım, Captain Marvel’ın sonunda imzasını görünce keşfettim ve bir Türk kadınının başarısı filmin kendisinden daha mutlu etti beni...

Tüp... Yallah... Yemek vs...
◊ Hastaları vefat ettiği için yoğun bakıma dalan, sağlık personeline tüple saldıran kendini bilmez hasta yakınları bakalım ne ceza alacak?
12 gün önce Meclis’ten geçen ve cezaları yarı oranında artıran sağlıkta şiddet düzenlemesinin ilk sonucunu göreceğiz...

Yazının Devamını Oku

İstanbul budur işte

Andrea Bocelli’nin Milano Duomo’dan verdiği konseri, dünyaca ünlü sanatçıların evlerinden seslendikleri “One World: Together At Home” konserini geçen hafta çok yazdık, çizdik...


23 Nisan akşamında bir konser de bizde vardı...
7 Tepenin Şehri İstanbul’dan 7 Kıtaya adıyla yayınlandı.
Ben Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın YouTube hesabından yayınlanacağını sanıyordum konserin.
Meğer pek çok kanal yayınlamış, evde o saatte TV açık olmadığından farkında değilim, saat tam 19.00’da YouTube’u açtım o yüzden...
Ayasofya önünde ney sanatçısı Yavuz Akalın’la başladı konser...
Drone’larla çekilmiş tarihi yarım adanın görüntülerine müthiş bir ney sesi eşlik ediyor...

Yazının Devamını Oku

Türkiye ve Almanya

Merak ediyorum, neden Almanya’nın ölüm rakamları tartışılmıyor da Türkiye’nin tartışılıyor?


New York Times neden Almanya’yı değil de, Türkiye’yi mercek altına almaya kalkıyor?
Oysa Avrupa’da koronavirüs salgınını başarıyla yürüten iki ülke var... Biri Almanya, diğeri Türkiye.
Almanya’da 150 bini geçti vaka sayısı, 5 bin 500 kayıp var.
Türkiye’de 100 bine yaklaştı vaka sayısı, 2 bin 500’e yakın kayıp var. Bu iki ülkede vaka sayısıyla vefatlar arasında çok ciddi bir makas var.
Demek ki olabiliyormuş.
Bizde ilk vaka sayısının görüldüğü 11 Mart’tan bu yana 6 hafta geçti, 7’nci haftanın içindeyiz.

Yazının Devamını Oku

Çocuklar da çıkmalı...

Dün 65 yaş üstü insanımıza hafta sonu birkaç saat de olsa dışarıya çıkma izni verilmesi gerektiğini yazdım, “eve kapanmaktan hastalanacaklar” diyerek...Pek çok okur destek verdi bu öneriye...


Cumartesi- pazar 08.00-12.00 arası sadece 65 yaş üstü sokağa çıksa inanın hepsine büyük moral olur.
Sadece yaşlılar değil düşünmemiz gereken bir de çocuklar var... Geçen gün 5 yaşındaki oğlum uzaktan eğitim sırasında sınıf arkadaşıyla konuşuyordu; “Delireceğiz oğlum evde oturmaktan” diyorlardı birbirlerine...
Şaka yapmıyorum 5 yaşındaki çocuklar bunu konuşuyordu.
Avrupa’nın en ağır faturasını ödeyen ülkelerinden İspanya, çocuklara “temiz hava izni” verme kararı aldı. 18 Mart’tan bu yana karantina altında olan 8 milyon çocuğa konan yasak 27 Nisan’dan itibaren temiz hava alabilmeleri için gevşetilecek.
Birçok çocuğun 40-50 metrekare evlerden haftalardır çıkmadığını söyledi İspanya Başbakanı...
Bizde de durum farklı değil...

Yazının Devamını Oku

65 yaş üstü hafta sonu sokağa çıksın

Yaşlılar haftalardır evde. Bakmayın güneşi gördüğünde kendini meydanlara, banklara atan üç-beş kişiye. Milyonlarca yaşı ilerlemiş insanımız uzun süredir dört duvar arasında yaşıyor.


Kendi annemden, etrafımdaki yaşı ilerlemiş insanlardan biliyorum.
Evde oturmaktan hasta olacaklar artık.
Moralleri bozuldu, torun torba etraflarında değil, yürüyüşe çıkamıyorlar, çıkıp temiz bir hava alamıyorlar.
Sürekli kapalı bir evde bağışıklık sistemleri zayıflamaya başladı.
En ufak bir mikroba karşı vücutları direnç göstermeyecek artık...
Unutmayın herkesin evi bahçeli, balkonlu, salon salamanje değil.

Yazının Devamını Oku

Belki de maçları böyle izleyeceğiz

Bu haber tam 6 yıl önce çıkmıştı...



Güney Koreli The Hanwha Eagles adlı bir beyzbol takımı seyirci sayısını artırmak için stadyuma robot taraftarlar yerleştirmişti.
Taraftar stadyuma gitmeden akıllı telefonları sayesinde bu robotlardan birini kontrol ediyor ve stattaymış gibi karşılaşmayı robotun gözünden izliyor.
Evinde oturan seyirci robotlara tezahürat yaptırıyor, hatta elindeki dijital pankartları kaldırtıp, şarkılar bile söyletebiliyor.
Her robotun yüzündeki dijital ekrana da evinde oturan seyircinin görüntüsü yansıtılıyor.
Güney Kore beyzbol takımı bu formülü seyirci ve gelir sayısını artırmak için 6 yıl önce bulduğunda ortada virüs falan yoktu.

Yazının Devamını Oku

Neymar bile ağladı, ben hâlâ ağlamadım

“7. Koğuştaki Mucize”, geçen yılın en başarılı filmiydi... 5 milyon 316 bin gişe yaptı, Aras Bulut İynemli’nin oyunculuğu çok konuşuldu...


Seyreden herkesi hüngür hüngür ağlatan bir baba-kız hikayesi;
Haksız yere hapsedilen Memo ve
7 kışındaki kızı Ova’nın...
Şu sıralar farklı dijital platformlarda tavsiye olarak önüme düşüyor film. Belli ki PSG’nin dünyaca ünlü futbolcusu Neymar’ın da önüne düşmüş ve açıp izlemiş “7. Koğuştaki Mucize”yi...
Daha sonra da sosyal medyasından, “Çocuğu olanlar bu filmi izledikten sonraki duygumu daha iyi anlar. İnanılmaz güzel bir film, izlerken çocuklar gibi hüngür hüngür ağladım” paylaşımını yaptı.
137 milyon takipçisi var Neymar’ın... Türk yapımlarının dünyada gücünü ve etkisini göstermek açısından çok önemli bir nokta bu...

Yazının Devamını Oku

Tiyatrocular, komedyenler, şarkıcılara çağrım var

Lady Gaga bu cumartesi akşamı (18 Nisan) sağlık çalışanlarına teşekkür etmek amacıyla "One World: Together at Home” adında YouTube üzerinden bir konser düzenliyor. Konseri Jimmy Fallon, Jimmy Kimmel ve Stephen Colbert sunacak.


Paul McCartney’den
Stevie Wonder’a birçok ismin şarkılarını seslendireceği
konsere David Beckham, John Legend, Kerry
Washington, Priyanka Chopra Jonas gibi ünlü isimler de katılacak.
Ve burada amaç bir bağış toplamak değil. Sadece eğlenmek, sağlık çalışanlarına moral vermek. Bizde de sağlık çalışanlarımız için bir YouTube konseri neden olmasın?
İlk akla gelen tiyatrocular, komedyenler, şarkıcılar moral gecesi düzenlemeliler.

Yazının Devamını Oku

Sokağa çıkma yasağında İstanbul

Hafta sonu sokağa çıkma yasağı çok doğru bir karardı, 25 gün önce bu köşede önerdiğim bir konuydu bu...

Cuma akşamı yaşanan izdihamın önüne geçilecek tedbirler alınmalıydı meselesi, zaten hepimizin ortak düşüncesiydi...

Cumartesi evden çıkmadım ama pazar günü gazeteci merakıma yenilip atladım bisiklete, şehirde ne oluyor diye bir tura çıktım...

Fotoğraf çekmek, yasağa uyulup uyulmadığına bakmak için...

Cihangir’den Beyazıt’a kadar bisikletle gidip geldim, şunları gördüm;

◊ Denetimler müthişti. Yol boyunca 6 kez çevrildim, memur arkadaşların kimi tanıdı geçmeme izin verdi, kimi sarı basın kartımı görmek istedi.

Yasağa uyma oranı yüzde 100’dü. Yol boyunca toplasan 3-5 araç, sokaklarda sadece 5-10 insan gördüm.

◊ Geçmişte sayım günlerinde böyle boş olurdu İstanbul. O günlerde de ya gazeteye çalışmaya giderdim ya da sayım memuru olarak görev yapardım. Ama o zamanlar bile bu kadar yasağa uyulmazdı.

◊ Doğma büyüme İstanbulluyum, ben kenti bu kadar sessiz bu kadar boş hayatımda görmedim...

Yazının Devamını Oku

333 katlı bir hapishane

Bir hapishane düşünün 333 katlı bir gökdelen ve her katında iki mahkûm kalıyor...


Ortada 8 metreye 2 metre gibi uzunca bir masanın geçebileceği dikdörtgen bir boşluk var her katta...
Her gün en üstteki katta mükellef bir sofra hazırlanıyor; karidesler, pastalar, etler, balıklar aklınıza ne gelirse... Üstelik çok usta aşçılar tarafından.
Ve bu ancak birinci sınıf restoranlarda olabilecek mükellef masa asansör gibi en üst kattan aşağıya doğru inmeye başlıyor.
Her katta 3-4 dakika duruyor en fazla... 4 dakikada ne yedin yedin, çünkü masadan yiyecek alıp saklamak yasak. Bunu yaptığın an ceza var: Bulunduğun kat hızla buz gibi soğutuluyor ya da çok sıcak hale getiriliyor.
En üstteki ilk 30 kat en şanslısı çünkü her şeyin olduğu masaya saldırıp istediklerini yeme, talan etme şansları var...
Her katta 4’er dakika dura dura gelen masada 40-50’nci kattan sonra neredeyse yiyecek hiçbir şey kalmıyor.

Yazının Devamını Oku

Gazetem kapımda

Evlere kapandığımız şu günlerde bizim grup İstanbul’daki okurlar için çok güzel bir uygulama başlattı.


“Bir Tıkla Gazeten Kapıda” uygulaması.
Biliyorsunuz Dünya Sağlık Örgütü, gazete kağıdında koronavirüs riski olmadığını açıkladı, yani gazeteyi gönül rahatlığıyla kağıttan okuyabilirsiniz.
İşte bu keyiften vazgeçmek istemeyen okurlar için Bir Tıkla Gazeten Kapıda uygulaması var.
Demirören Medya’ya bağlı Hürriyet, Milliyet, Posta, Fanatik gazeteleri için şimdilik sadece İstanbul’daki okurlara yönelik bir uygulama bu.
Yakın zamanda Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerle kapıya teslim sistemi daha da büyüyecek.
Yakala.co ve Scooty işbirliğiyle hayata geçen bir sistem bu. Ben kendi işimi kendim yapmayı severim.

Yazının Devamını Oku

Karantina altında seks hayatımız... Eyvah libidomuz düştü!

Koronavirüsle ilgili her şeyi konuşuyoruz da, bir tek seks hayatımızı konuşmuyoruz. Sağ olsun ekrandaki birbirinden kıymetli hocalar sayesinde hepimiz birer pandemi uzmanı olduk...


Ama bugüne kadar insanların seks hayatıyla ilgili bilgi veren, bu konuda neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatan tek bir uzmana rastlamadım. Bir tek Ender Saraç’ın Posta’ya verdiği röportajı hatırlıyorum; “Lütfen bu dönemde tek eşli olun” diyordu.
Bu konuyla ilgili bizde yeterli bilgiyi bulamayınca yabancı kaynaklara baktım, New York Times’ın pazar sayısından aşağıdaki bilgileri derledim. İşte 15 maddede karantinadaki seks hayatımız...
1- Bunlar eşi benzeri görülmemiş dönemler olduğu için, karantina altında insanların seks hayatlarının köreldiği ya da zenginleştiği konusunda elde şimdilik yeterli veri yok.
2- Ama şu kesin: Yaşadığımız günler hiç seksi zamanlar değil...
3- İnsanlar yeni seks partnerleri bulma konusuna uzak duruyorlar. Çoğu kişi virüsle ilgili bilgilendirmelere, cinsel sorunlardan daha fazla ilgi duyuyor.
4- 2019’u libido tartışmalarıyla kapatmıştık. Can Yaman’a kötü bir haberim var: Depresyon ve anksiyete libidoyu doğrudan olumsuz etkiliyor. Kesin bilgi!

Yazının Devamını Oku

Evde yemek yapanlara: Emma Teyze’nin Kitabı

Emma Teyze kim? Bizim Kelebek’in zeytinyağı yazarı olan Elvan Uysal Bottoni’nin eşi sevgili Paolo’nun büyük teyzesi...


Emma Mancini, 1907’lerde kuzey ve orta İtalya’da yaşamış ve o dönem yaptığı yemeklerin tariflerini defterine not almış.
Mancini ailesinin ikinci kuşağı olan Emma Teyze’nin bu not defteri, Elvan’ın eşi Paolo’nun kız kardeşine kadar ulaşmış.
20 yıldır İtalya’da yaşayan Elvan da kucağına kadar gelen bu hazineyi değerlendirme kararı vermiş.
Ve ortaya “Emma Teyze’nin Kitabı” adlı geleneksel İtalyan yemekleri tarifinin olduğu bu kitap çıkmış...
Elvan’la neredeyse 30 yıla yakın dostluğumuz var; kendisi çok iyi zeytinyağı, şarap, peynir ve bal tadımcısıdır.
Bu İtalyan mutfağı ve yemekleri üzerine yazdığı 6’ncı kitabı...

Yazının Devamını Oku

Neden para ödüyorum?

Tartışma sadece bizde değil, dünyada da yaşanıyor.


Şu sıralar dünyada herkesin sorduğu soru aynı: Neden almadığım hizmete para ödüyorum?
Hafta sonu New York Times’da okudum, ESPN gibi birkaç spor kanalına aylık abone olan bir kullanıcı koronavirüsten dolayı maçların oynanmadığını ve ödediği ücretin geri verilmesini istemiş.
ESPN de nanik yapmış ona. Geçen hafta ben de bizim özel okulları ve anaokullarını yazmıştım.
Uzaktan eğitim için normal eğitim ücreti almaya devam etmeleri doğru mu?
Okul binalarında hiçbir şeyden değilse ısıtma, elektrik, su, temizlik gibi pek çok giderden kurtuldu özel okullar.
Bunu neden ücretlere yansıtmıyorlar?

Yazının Devamını Oku

Radyoculara iyi bir haberim var

Media Liven 26-31 Mart tarihleri arasında 15.328 kişiyle radyo dinlenmesi üzerine bir araştırma yaptı.


Söz konusu tarih hepimizin evlerine kapandığı karantina tarihleri...
Açıkçası evde daha çok televizyon izlendiği, insanların araçlarına binmediği için radyo dinleme sürelerinin azaldığını düşünüyordum ben...
Radyocu meslektaşlarıma güzel haberi vereyim, meğer tam tersiymiş...
Korona günlerinde radyo dinleme süreleri artmış...
Ankete katılanların yarıya yakını, 7212 kişi her gün radyo dinlediğini söylemiş...
Her gün 1-2 saat dinleyenlerin sayısı 3804, 4 saatten fazla dinleyenlerin sayısı 3586...

Yazının Devamını Oku

Yanlış yapan ünlüler

.

Serdar Ortaç
“Bir çay demleyenim bile yok” diyerek taksi durağını ziyarete gitti, taksicilerle çay içip sohbet etti.
Üstelik maske takmayan taksici “Acı patlıcanı kırağı çalmaz” dedi.
Anlaşılan o ki; sevgili Serdar’ın ne izolasyondan ne de sosyal mesafeden haberi var.

Nasuh Mahruki-Coşkun Aral
Nasuh Mahruki, Silivri-Durusu’da açacağı Doğada Liderlik Okulu’ndaki son hazırlıkları ailesiyle birlikte hafta sonu denetledi.

Yazının Devamını Oku

Zombiler de gerçek olacak mı?

2013’te Cannes Film Festivali’nde Brad Pitt’in “World War Z” filminin tanıtımındaydım... (O zamanlar uçağa biniyoruz ey sevgili okur, yurtdışına festivallere, maçlara, tatillere gittiğimiz yıllar, ne günlerdi be!)


O yıl Cannes’ın ağır topu Brad Pitt’ti, her yer “World War Z” afişleriyle doluydu.
Şu sıralar sürekli virüs, pandemi yapımları izliyoruz ya, geçen akşam “World War Z” önüme düşünce, “Cannes yılları nostaljisi yaparım” diyerek satın aldım filmi...
Film aman aman bir şey değil, yaşayan ölüler, zombiler hikayesi...
Güney Kore’de ortaya çıkan bir virüs insanları yaşayan ölüler haline getiriyor.
Her zombi filminde olduğu gibi burada da yaşayan ölüler, yeni hücrelere ihtiyaç duyduğu için kontrolsüzce sağlıklı insanlara saldırıyorlar.
Filmi izlerken düşündüm; bu Hollywood yapımlarındaki her şey gerçek oluyor ya, bu zombiler de günün birinde gerçek olacak mı? Belki de bu korona belası insanlığın ilk büyük sınavı...

Yazının Devamını Oku