"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

İnsanın tek kaygısı kendini keşfetmek olmalıdır

Biliyorum, hepimiz kendimizi sürekli savunur bir hal içindeyiz.

 

Yaşamın en korkutucu yönü biraz da belirsizlik, öyle değil mi? Bir şey için sürekli önlem alıyoruz ve ucunda bu emeğe rağmen şayet olması gereken olursa ne yapacağımızı bilmiyoruz.

İnancımız mı gidecek, verdiğimiz emekler mi boşa gidecek?

Ya da gerçekten sonuç alacak mıyız?

Değiyor mu duygusu? Yapılması gereken yapılmasına rağmen karşılığını bulmakta ya başarısız olursa?

Hiç düşünmüyoruz….

Bazen yapman gerekeni yapmana rağmen sonuç olması gereken değildir.

İşte o çizgide neden diye sormadan tevekkül etmek gerekir.

Herkes yapamaz.

Ucunu görmediğiniz bir boşlukta kürek çekmek misali…

Kıyı var mı? 

Var diyorlar.

Eee… ben, sen, o, biz, siz, onlar neden o kıyıyı görmüyorlar…

Bize o küreği çektiren neydi?

İnançtı, sonunda özgür olmaktı, yaşamı sevmekti belki de…

Kıyıyı göreceğiz, az kaldı.

Asılın küreklere… 

İbn-i Sina’nın deneyini size anlatayım: 

Aynı kiloda aynı yaşta aynı cinsten iki kuzu iki ayrı kafes içine yerleştirilir ve tamamen aynı şekilde beslenirler. Ancak, yan kafeste bir kurt vardır ve kuzulardan yalnızca biri kurdu görebilir. Aylar sonra kurdu gören kuzu huzursuz, zayıf ve çelimsiz olduğundan ölür. Kurt kuzuya hiçbir şey yapmamasına rağmen, kuzu yaşadığı korku ve stres yüzünden ölmüştür. Kurdu görmeyen diğer kuzu ise oldukça huzurlu olduğundan besili ve kiloludur. 

Bu deneyde İbn-i Sina, zihinsel etkinin, sağlık ve bünye üzerindeki olumlu ve olumsuz etkisini deneyimlemiştir. Gereksiz korku, endişe, kaygı, stresin, insan bünyesine verdiği zararı hiçbir şey veremez. 

Bu yüzden bu işten bir çıkarım yapmamız gereken bu deneyden anlaşılacağı üzere kaygıdan uzak durmamızdır. Sürekli savunma içgüdüsü insanı paranoyak yapar. Olduk olacağımız kadar demeyin. Daha önümüzde güzel günler var. Kaygınız sadece kendinizde bilmediğiniz bir yönü olur da keşfedemezseniz olsun…

Geçen sene… 

Frankfurt’a gittiğimde Goethe’nin evini ziyaret etmiştim. İçerde Almanca bir yazı vardı. Kütüphanesinin üzerine koymuşlar. Bu ne diye sordum? 

“Faydasız bir hayat erken bir ölümdür” yazıyordu. Çok hoşuma gitmişti. Gerçekten ne kadar faydasız bir hayat içinde olduğumuzu görmedik mi? 

Şimdi aslında bu virüsle gerçek yaşama döndük.

Birçok gerçek gördük.

Ailemiz bizden razı mı? Biz eşle, eş bizle mutlu mu? Olmak istediğimiz yerde miyiz?

Paran yok ya da var? Sonuç ne alabiliyorsun ya da ne ödeyebiliyorsun?

Yediğin, içtiğin ne kadar?

Neden herkes egzersiz ve sporun önemini fark etti?

 

Ömür boyu bu düzen böyle gider mi?

Aslında ben neye sabrediyormuşum?

Yeni düzene ayak uydurmak, yeni koşullar oluşturmak, şartlara uyum sağlamak, aciz benliğimizin en derin korkularıyla yüzleşmek, hayatta kalmayı başarmamız, bencil olmamak ve nasıl savaştığımız bu senenin konusudur. 

Evet her şey bu kadar hızlı değişirken, belki de öncelikleriniz artık değişirken kimin nerde nasıl bir nasibi var bilemezsiniz. Kaderinize küsmeyin, isyan etmeyin…

Gücünüz kendinizde, yeter ki inancınıza tutunun. 

Astroloji evrensel aklı kullanır. 

Evrensel akıl sayısal olarak değil kendi bölünmezliğinde de birdir. Bu şekilde her insanda bütünüyle mevcuttur ve her insan kendi tekilliğini ondan çıkartır, çünkü hiçbir şey, onun vasıtasıyla bilindiği şeyden daha fazla birliğe, bütünlüğe ve mükemmelliğe sahip değildir. 

Bütün varlıklarda bulunan bir akla dair yanlış̧ bir görüşe örnek, şu felsefi fikirden sağlanabilir; ferdi manevi bir varlık ölüm anında bedeni terk ederken hemen evrensel akla döner, bu yüzden ölümden sonra ayrı bir hayatta kalma yoktur. Bu­nunla birlikte, bu hayatta aklın sonsuz ışığına “egocu” bir sı­nırlama bahşeden beden değil, nefistir. Nefis, bedenden ayrıldıktan sonra varlığını sürdürür, hatta bu hayatta bütünüyle bedene doğru yöneltilmiş̧ ve gerçekten bundan başka bir muh­tevaya sahip değil göründüğü zaman bile. Nefis ömrümüzce sorumlu olduğumuz tek şey… 

Mars-Uranüs Meydan okuması! 

Uranüs’ün ani değişimciliği ile Mars’ın gözü karalığı kıyasıya kapışabilir.

Sertliği, düzenciliği, kısıtlayıcıları ve pozitif polaritesinin verdiği inisiyatif ile oluşan dinamik ise belki de en iyi şu tanım ile anlatılabilir: "Kaostan yeni düzenler çıkarma"... İçinizdeki patlamalar yüzünden sık sık eskiyi devirmek, zorunda kalırsınız. Aldır­maz gibi davranırsınız ama aldırırsınız. O an için önemli olan bulmak ve sonuç almaktır.

O kadar süratlisinizdir ki iyi olan ya da yenilikle olan her şeye zarar vererek bile gidebilirsiniz. Onaylanma­ önemli değildir çünkü farklılığının ve dehasının bilincindedir. Verdiği za­rarları, yarattığı skandalları, sarsıntıya uğrattığı dengeleri kendinin değil, ona ayak uyduramamış̧ olan "geri kalmış̧" çevrenin suçu olarak görür. Ona göre "gelecek" sadece kendisidir. 

Bazı şeyleri bilmek yeterli değildir. Nazik, tatlı ve ölçülü olun! 

Dayanışma ve arkadaşlığa inanıyorsunuz ama bunu yaparken sert ve soğuk görünüyor olabilirsiniz. Ya da insanlar size soğuk geliyor olabilir. Bu konuda da tüm diğer konularda olduğu gibi yüksek idealleriniz olabilir. İdealist ve dost yönleri genelde birbirine karışır ve kimliğinde hümanisttik eğilim olarak belirir. Dostluklarınıza şu an için bir mesafe çekmek isteyebilirsiniz. Bu durum "ileri gitme" motivasyonunu azaltabilir. "Bildiğinden başkasını yapmama" biçiminde belirir. 

Değişin…

Bildiğiniz ezberleri bozun.

Belki de bugüne kadar bildiğinizi sanmıştınız…

Mutlu sağlıklı dünler dilerim…

X