Kiralık yazlığa 'süreli' vergi

Pandemi dönemi sonrası, oteller önceki yıllara göre nispeten daha az talep görürken, yazlıklar ve kısa dönem kiralık evlere olan talep zirve yaptı. Bu durum ise hem kiralama süreleri hem de kira bedelleri konusunda hassas bir ortam yarattı. Çünkü kısa dönem kiralamalarda verilen vergi de kiralama süresine göre değişkenlik gösteriyor. Eşe dosta bedelsiz kullandırma durumunda dahi vergiye tabi oluyor.

Koronavirüs salgının da etkisiyle bu yıl yazlıklar doldu taştı. Bulaş riskini azaltmak amacıyla birçok aile tatilini yazlıklarda geçirmeyi tercih etti. Sezonluk olarak kiralamalar da oldu, haftalık, 15 günlük, aylık kiralamalar da. Kiracılar açısından kalacağı yazlık için ‘ne kadar kira ödeyeceği’ tek önemli kriterken, mülk sahipler için kira bedeli kadar, ‘kiralama süresi’ de’ kritik öneme sahip. Özellikle de elde edilen kira bedelinin vergilendirilmesi açısından bu durum hassas nokta olarak dikkat çekiyor. Kira süresinin sezonluk veya daha kısa süreli olması, elde edilen gelir için ne kadar vergi ödeneceğini de etkiliyor ve daha önemlisi gelirin nasıl beyan edileceğini de kökten değiştiriyor.

DÜZENLİ BEYANNAME GEREKİYOR

Yazlığını sezonluk olarak kiralayan mülk sahipleri için konu net: Gelecek yıl mart ayında (kira geliri yıllık 6 bin 600 lirayı da aşıyorsa) tek bir beyanname vererek vergi ödevlerini yerine getirebilecekler. Eğer sezonluk değil de; haftalık, 15 günlük, aylık olarak farklı kişilere yazlık kiralanmışsa işte o zaman tek bir beyanname ile vergi ödevi yerine getirilemiyor. Bir nevi pansiyon işletmecisi gibi vergilendiriliyor. Ödenecek verginin ne kadar olacağı bir yana, Maliye’de mükellefiyet açtırılıp yıl içinde düzenli olarak beyanname verilmesi de gerekiyor. Mülk sahibinin, defter tutması, fatura-fiş kesmesi, aylık-3 aylık-yıllık beyanname vermesi yoluyla vergi ödevini yerine getirmesi gerekiyor.

‘TİCARİ KAZANÇ’ VERGİSİ

Maliye’nin konuyla ilgili açıklamalarında konu şöyle özetleniyor: “Uzun süreli kiralamaya göre daha fazla gelir elde edildiği, süreklilik arz edecek şekilde her kiracı ayrıldığında tekrar kullanıma hazır tutulduğu” yaklaşımıyla elde edilen gelir ticari kazanç olarak görülmekte. Ayrıca, kısa süreli ve farklı kişilere yapılan kiralamalar için organizasyon gerektiğini dolayısıyla kira geliri olarak değil ‘ticari kazanç’ olarak vergilendirilmesi gerektiği belirtiliyor (Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı, 13/09/2012 tarih ve 928 sayılı Özelge). Aslında konutlardan elde edilen kira gelirlerinin normalde, yıllık 6 bin 600 lirayı aşması durumunda ertesi yıl mart ayında beyan edilmesi yeterli oluyor. Bu kira gelirleri beyannameye ‘Gayrimenkul Sermaye İradı-GMSİ-’ olarak dahil ediliyor. Ancak kısa süreli kiralamalar, Maliye tarafından ‘ticari kazanç’ olarak görüldüğü için yeni vergi mükellefiyeti açılarak defter tutma, aylık-üç aylık beyanname verme gibi vergisel yükümlülüklerin de yerine getirilmesi gerektiği belirtiliyor.

EMLAK VERGİSİNDE YAZLIK FARKI

Emlak vergisinde; ‘emeklilere, ev hanımlarına, işsizlere’ brüt 200 metrekareyi aşmayan tek konutları için muafiyet tanınıyor, vergi istenmiyor. Yazlıklar içinse normalde bu muafiyet uygulanmıyor. Ancak eğer yazlıkta daimi (12 ay) oturuluyorsa, yaz-kış ikamet ediliyorsa bu durumda emlak vergisi ödeme yükümlüğü de kalkıyor. Mart ayında başlayan koronavirüs salgın riskinden kaçınan çok sayıda vatandaşın 12 ay yazlığında oturmak üzere hazırlık yaptığını da duyuyoruz. Dolayısıyla yazlıklarında daimi ikamet etmeye başlayan mülk sahipleri, yasanın aradığı diğer şartları da taşıyorlarsa artık tek konutları için emlak vergisi ödemelerine de gerek kalmayacak. Emlak vergisi muafiyetinden yararlanmak isteyen mülk sahiplerinin ilgili belediyeye başvurarak sıfır oranlı vergi avantajından yararlanmak istediklerini bildirmeleri gerekiyor.

BEDELSİZ KULLANIMDA 'EMSAL KİRA BEDELİ'

Yazlıklar bedeli karşılığı kiralanabildiği gibi; akrabalara, eşe-dosta bedelsiz olarak da kullandırılabiliyor. Bedelsiz kullandırımda da ‘emsal kira bedeli’ devreye giriyor. Gelir Vergisi Kanunu’nun 73. Maddesi’nde belirtilen hususca, yazlıklarda veya diğer konutlarda ‘anne baba, çocuk, torun veya kardeş’ dışındaki akrabalar (amca, dayı, hala, teyze, kuzen, kayınvalide vb.) kira ödemeden konutta oturuyorlarsa, mal sahibinin emsal kira bedeli üzerinden yine vergisini ödemesi gerekiyor. Emsal kira bedeli; konutun emlak vergi değerinin yüzde 5’i oranında hesaplanıyor.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Beni gözetleyenlerin olmadığı bir adaya gidiyorum

"Eğer başka gelirleriniz varsa, vergi kaçırıyorsunuz demektir” sözünü işitiyor telefonun diğer ucundaki pizzacıdan. Adamın tepesi atıyor tabii. Sipariş vermek için pizzacıyı arayan müşteriye söylenebilecek bir söz mü bu?

Öyle ki; pizzacının üç-beş dakika içindeki kendinden emin ve sivri çıkışlarına maruz kaldıktan sonra bir anda memleketi terk noktasına da geliyor adam. Animasyon videoda izledim bu diyalogları. Cep telefonuma mesaj olarak gelmişti. 

Pizzacıya gelen telefonun açılmasıyla başlıyor gariplik. Her zaman sipariş verdiği pizzacı dükkânının el değiştirdiğini öğreniyor ilk olarak müşteri. Dünya devi bir bilişim şirketi tarafından; herkesin her an başvurduğu arama motoru şirketi tarafından satın alınmış hikayedeki pizzacı. Peki; nasıl oluyor da pizza siparişi için açılan telefon “vergi kaçırma suçlamasına” kadar ilerliyor? 

Uzatmayayım... Pizzacı ve müşterisinin diyaloglarıyla baş başa bırakayım sizi.

Pizzacı: “Son 20 siparişinizde de sucuklu pastırmalı büyük boy pizza istediğinizi görebiliyorum”

Müşteri: “Yine aynısından istiyorum”. Pizzacı “Üzgünüm size vejetaryen pizza gönderebilirim, çünkü kolesterolünüz çok yüksek”

Müşteri: “Nereden biliyorsun”. Pizzacı: “Şirketimiz dünyadaki en büyük veri tabanına sahip. Tüm tıbbi tahlil kayıtlarınıza erişebiliyoruz.”

Müşteri: “Kolesterolüm için ilaç kullanıyorum, istediğim her şeyi yiyebilirim.”

Pizzacı:

Yazının Devamını Oku

Kapıcılar ve bahçıvanlar için yeni asgari ücret

Yeni yılın asgari ücreti geçen hafta net 2 bin 825 lira olarak açıklanmıştı. Açıklanan brüt ücretten yola çıkılarak yeni yılda kapıcıların net asgari ücreti ise 3 bin 40 lira olarak hesaplanacak. Brüt ücretlerinden vergi kesilmediğinden kapıcıların net asgari ücreti 215 lira daha yüksek hesaplanıyor.

Asgari ücretin brütü (3.577,50 lira) tüm çalışanlar için aynı iken, kapıcıların brüt ücretlerinden yalnızca sigorta primleri kesilip kalan tutar olan 3.040,88 TL net ücret olarak ödenecek. Konutlarda çalışan kapıcılar gibi bahçıvanların, hizmetçilerin ücretlerinden de vergi kesintisi yapılmıyor. (Gelir Vergisi Kanunu-GVK- Md. 23/6). Tablo 1’den; kapıcının bordrosunda yer alan kalemler, çalışan ve işveren açısından ayrı ayrı görülebilir.



ENGELLİLERE VERGİ AVANTAJI

Vergi mevzuatı; engellilerin vergilerinin indirimli olarak hesaplanmasını öngörüyor. (GVK- Md.31) Çalışma gücünün asgari yüzde 80’ini kaybetmiş bulunan çalışan birinci derece engelli, asgari yüzde 60’ını kaybetmiş bulunan çalışan ikinci derece engelli, asgarî yüzde 40’ını kaybetmiş bulunan çalışan ise üçüncü derece engelli sayılır. Engellilik dereceleri itibariyle belirlenen aylık tutarlar, çalışanın vergi hesabında ücretinden indirilir. 2021’de; birinci derece engelliler için 1.500 lira, ikinci derece engelliler için 860 lira ve üçüncü derece engelliler için 380 lira aylık olarak ücret hesabında dikkate alınacak. (29 Aralık 2020 tarihli Resmî Gazete, 313 no.lu GV Genel Tebliği)

İŞVERENİN MALİYETİ ARTMIYOR

Yazının Devamını Oku

Emlak vergisini kimler ödemeyecek?

Mülklerin emlak vergi değerinin yeni yılda ne kadar artacağına ilişkin tebliğ de dünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. (Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği, Seri No: 78) Mülk sahiplerinin 2021’de ödeyeceği emlak vergisi tutarı da bu değer dikkate alınarak hesaplanacak.

Yeni yılda mülklerin emlak vergi değerleri, 2020 yılı emlak vergi değerlerinin üzerine yüzde 4.55 oranında değer artırımı uygulanarak bulunacak. Bu yüzde 4.55’lik oran da; bu yıla ait yeniden değerleme oranının (%9.11/2=) yarısına denk geliyor. Dün yayımlanan tebliğde de yer alan bir örnekle değerleme işlemini somutlaştıralım:

Mükellef (A) Bursa ili, Nilüfer Belediyesi sınırları içinde yer alan meskeni 2014 yılında satın almıştır. 2020 yılı emlak vergi değeri 220.000,00 TL olan meskenin 2021 yılı emlak vergi değeri belirtildiği şekilde hesaplanacaktır. (Tablo-1)



EMLAK VERGİSİNİN ORANLARI

Yüzde 4.55’lik oran dikkate alınarak 2020’den, 2021’e yeniden değerlenen mülkler için tabloda yer alan vergi oranları uygulanarak emlak vergisi iki taksitte (Mayıs sonu ve kasım sonuna kadar) ödenebilecek. (Tablo-2)

Yazının Devamını Oku

Çalışan ve işveren açısından yeni yılın asgari ücreti

Yeni yılın asgari ücreti dün açıklandı. Yüzde 21.56 oranında yapılan artışla 2021’de uygulanacak en az aylık net asgari ücret 2 bin 825 lira olarak belirlendi. Asgari ücretli çalışanların net maaşına net 501 lira zam yapılmış oldu.

İşçi, işveren ve hükümetin temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun dördüncü ve son toplantısından sonra asgari ücreti netleşti. Resmi Gazete’de yayımlanan ‘günlük’ brüt asgari ücret 119.25 lira. Dolayısıyla ‘aylık’ brüt asgari ücret 3 bin 577 lira 50 kuruş. Yasal kesintilerin (vergiler ve sigorta primlerinin) brüt ücretten düşülmesinden sonra net asgari ücrete ulaşılıyor.

2021 yılında; asgari ücretli çalışanların brüt ücretlerinden ne kadar vergi ve sigorta primi kesileceği Tablo 1’den görülebilir.

AGİ ETKİSİ

Net ücret 2 bin 825 lira olarak belirtilse de; aslında net asgari ücret 2 bin 557 lira. Asgari geçim indiriminin (AGİ) bekar çalışan için 268 lira olarak ilavesi sonrasında net asgari ücret 2 bin 825 liraya çıkıyor. Evli ve çocukluların ücret bordrolarında AGİ etkisiyle en fazla 187 lira daha net ücret artışı görülecektir. Dolayısıyla asgari ücretli bir çalışanın ‘çalışmayan eş ve çocuklarından dolayı’ AGİ kaynaklı olarak net maaşı, 3 bin 13 lira 72 kuruşa kadar çıkabilecektir. Çalışmayan eşten ve çocuklardan dolayı AGİ kaynaklı ne kadar maaşın artabileceği Tablo 2’den görülebilir.

İŞVERENE ETKİSİ

Asgari ücretin işveren için de önemi var tabii ki… İşveren bir yandan çalışanına net ücret ödemekle yükümlüyken, diğer yandan devlete karşı da yükümlülükleri var. Brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan sigorta primlerini SGK’ya, damga ve gelir vergisini ise Maliye’ye ödemekle yükümlü. Yeni yılda her bir asgari ücretli çalışan için işverenin ne kadar maliyete (net ücret + sigorta primleri + vergiler) katlanacağı Tablo 1’in işveren bölümünden görülebilir.

Yazının Devamını Oku

Dekontu olmayan futbolcu daha çok vergi ödeyecek

Kökten değişim oldu sporcuların vergilendirilmesinde.

Futbolcuların hiçbir sorumlulukları yoktu, tüm vergisel ödevleri kulüpleri yerine getiriyordu. Kulüpler; sporcuların ücretleri üzerinden hesapladıkları vergileri, Maliye’ye ödeyerek yükümlülükler tamamlanmış oluyordu.

Şimdi; 600 bin lirayı aşan gelire sahip sporcular, 2021 Mart ayında bizzat beyanname verecekler. Dekontu olan sporcunun avantajı da burada ortaya çıkıyor. Kulübün Maliye’ye ödemesi gereken vergilere ait dekontu elinde olan sporcular, hazırlayacakları beyannamede kulübün ödemiş olduğu stopaj tutarlarını vergiden düşerek daha az vergi ödeyecekler. Eğer kulüp; yıl içinde futbolculara yaptığı ödemeler üzerinden hesapladığı stopaj tutarlarını ödememişse, bu mahsup da yapılamayacak, daha yüksek vergi ödenecek.

Dolayısıyla kulübün Maliye’ye stopaj ödemelerini yapıp yapmadığı kritik öneme sahip… Eğer stopajlar ödenmemişse futbolcular için büyük kayıp yaşanacak… 2020’de yıl içinde süper lig futbolcularına yapılan ödemeler üzerinden kulüplerin yüzde 20 oranında da gelir vergisi stopajı-kesintisi hesaplaması gerekiyor. (Örnek: Futbolcuya yapılan 800 bin liralık net ödeme için, 200 bin lira da Maliye’ye stopaj ödenmesi gerekiyor.) Mart ayı gelip beyanname hazırlandığında, kulübünden stopaj ödeme dekontlarını edinebilmiş futbolcular, kulübün ödediği stopaj tutarlarını beyannamede hesapladıkları vergiden mahsup edebilecekler-düşebilecekler.

2019 KASIM'DAN ÖNCE SÖZLEŞME İMZALANMIŞSA

Önemli bir ayrıntıyı da hemen belirtelim: Kulüple futbolcunun yaptığı sözleşme eğer 2019 Kasım ayından daha önceki bir tarihte yapılmışsa beyanname verilmesi gerekmiyor. Sözleşme tarihi eski olan sporcuların ücretlerinden de yüzde 20 oranında değil, eski hükümlere göre yüzde 15 oranında vergi-stopaj hesaplanıyor.

2019 Kasım’dan önceki sözleşmelere ilişkin olarak sonradan yapılan süre uzatımı ve ücreti etkileyen değişiklikler yapıldığında bu kez yeni hükümler geçerli oluyor, stopaj oranı yüzde 20’ye çıkıyor.

VERGİ NASIL HESAPLANACAK?

Beyanname verecek sporcular için vergi oranlarını da hatırlatalım: Yüzde 15’ten başlıyor, gelirin büyüklüğüne göre yüzde 20, yüzde 27, yüzde 35 ve en son yüzde 40 oranında gelir vergisi hesaplanıyor. Sporcular; 2020’de elde ettikleri gelirlerine sırasıyla bu oranları uygulayarak vergilerini hesaplayacaklar.

Yazının Devamını Oku

2021’de asgari ücret ve kesintiler kaç lira olacak?

Yeni yılın asgari ücretin belirlenmesi için bugün ikinci toplantı yapılacak. Yılın son haftasına girilmeden ücret tespit komisyonu son toplantısını da yaparak, 2021’in asgari ücreti açıklanacaktır.

İşçilerin, işverenlerin ve hükümetin temsilcilerinden oluşan tespit komisyonu, milyonlarca asgari ücretlinin yalnızca net maaşını belirlemiyor. Asgari Geçim İndirimi de (AGİ) asgari ücretle beraber belirlenmiş oluyor, brüt ücretten hesaplanacak sigorta primleri ve vergiler de (damga ve gelir vergisi) belirlenmiş oluyor.

Asgari ücrette geçen yıl (2019’dan 2020’ye) yüzde 15 artış yaşanmıştı. (Net 2.020 liradan, 2.324 liraya çıkmıştı) 2020’den, 2021’e gerçekleşecek ücret artışının ne kadar olacağı konusu da işçi için de, işveren için de kritik öneme sahip. Her ne kadar müzakereler devam ederken tahminde bulunmak zor olsa da, artış oranının yüzde 12 ila, yüzde 29 arasında olabileceğini varsayarak beş farklı net ücret üzerinden hesaplamalar yaptık…

Tabloda net 2 bin 600 lira (yüzde 12 artış) ile net 3 bin lira (yüzde 29 artış) aralığında beş farklı olası asgari ücret tutarları yer almakta. Her bir olası asgari ücret üzerinden çalışana ne kadar ilave AGİ ödeneceği ve brüt ücret üzerinden kesilecek vergi ve sigorta primlerinin kaç liraya denk geldiği yer almakta. Ayrıca işverenin her bir asgari ücretli çalışan için yükleneceği tüm maliyetin de (net maaş + sigorta primleri + vergiler) ne kadar hesaplanacağı yer almakta.

2021’de net asgari ücretin 2 bin 800 lira olarak kesinleşmesi durumu için ayrıntılı olarak diğer kalemleri inceleyelim: Ücretin artış oranı 2020’ye göre yüzde 20’ye denk gelir. Net 2 bin 800 liranın brütü 3 bin 545 lira olarak, işveren maliyeti ise aylık 4 bin 165 lira olarak hesaplanır. 75 liralık asgari ücret desteğinin 2021’de de uygulanacağı düşünüldüğünde bu kez işveren maliyeti 4 bin 90 liraya düşecektir.

Yazının Devamını Oku

Yapılandırmada indirimler nasıl hesaplanacak

24 Ağustos 2019 tarihinde ödenmesi gereken 488 liralık trafik cezası için vatandaşın normalde 366 lira da faiz ödemesi gerekir. Yapılandırmaya başvuran vatandaş için bu faiz Yurt içi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ ÜFE) dikkate alınarak 25.62 liraya düşürülüyor. Yapılandırılan toplam (488+25.62) 513.62 lira; 18 taksitle (iki ayda bir ödemeli, üç yılda) ödenmek istendiğinde, ‘1.15’ katsayı da dikkate alınarak toplam ödenecek tutar 590.66 lira olarak hesaplanıyor.

Üç yılda-18 taksitte ödeme yapmak yerine 6, 9 veya 12 ay taksit seçenekleri tercih edildiğinde, daha düşük katsayılar dikkate alındığından toplam ödenecek tutar da daha düşük hesaplanacaktır. (tabloda taksit sayılarına göre değişen katsayılar yer almakta) Vatandaş eğer trafik cezasını (488 lira) ve ÜFE üzerinden hesaplanan tutarı (25,62) tek seferde ödemek isterse, bu kez hem trafik cezasında indirim (yüzde 25) hem ÜFE üzerinden hesaplanan tutarda indirim (yüzde 90) uygulanıyor. trafik cezası 366 liraya, ÜFE üzerinden hesaplanan tutar 2.56 liraya düşüyor. toplam ödenecek tutar: 368.56 lira olarak hesaplanıyor.

ÖRNEK ÖDEME

2018 Kasım vadeli 9 bin 300 liralık KDV borcunu ödemeyen işletmeye normalde 4 bin 186 lira da gecikme zammı borcu işletilir. Şimdi bu işletme, yapılandırmaya başvurduğunda 4 bin 186 liralık faiz siliniyor yalnızca 771.50 lira geç ödeme bedeli talep ediliyor. Faizin yerine ödenecek tutar ÜFE üzerinden hesaplanıyor. Anapara (KDV) borcu olan 9 bin 300 lira ve 771.50 liralık tutar üç yıla kadar da yayılabiliyor. taksitlendirilen tutarlar da yine uygun koşullarda katsayılar uygulanarak 6, 9, 12 ve 18 taksitlerden biri tercih edilerek ödenebiliyor. İşletme eğer vergi aslını (9.300 lira) ve ÜFE üzerinden hesaplanan tutarı (771,50 lira) tek seferde ödemek isterse bu kez, 771.50 liranın yüzde 90’nı da (694,35 lira) siliniyor, vergi aslına ilaveten yalnızca 77.16 lira ödenerek hesap kapatılmış oluyor.

TEBLİĞ YAYIMLANDI

7256 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra uygulamaya yönelik tebliğ de Resmi Gazete’ de (27 Kasım 2020) yayımlandı. (Yukarıda yer alan; KDV ve trafik cezası yapılandırma örnekleri de bu tebliğde yer almakta. Faiz hesabında yasanın yayımlandığı tarih – 17 Kasım 2020 - dikkate alınıyor.) Vergiler süresinde ödenmediğinde gecikme zammı işletilir. Gecikme zammı oranları güncelde yüzde 1.6 oranında uygulanmasına rağmen, geçmiş yıllarda yüzde 2 ve yüzde 2.5 oranında da uygulanmıştı. (05 Eylül 2018’den, 30 Aralık 2019’a kadar aylık yüzde 2 ve yüzde 2,5’luk oranlar geçerliydi.) Şimdi yapılandırma yasasıyla yüksek gecikme zammı oranları yerine, Yİ ÜFE endeksleri dikkate alınarak faiz hesabı yapılıyor (1 Kasım 2016’dan sonrası için aylık 0.35 tek oran) ve borç tutarlarında yüksek indirimler yapılarak borçların avantajlı olarak ödenmesinin yolu açılıyor.

İLK 2 TAKSİT ÖDEMESİ KRİTİK

Yazının Devamını Oku

‘Zincir bakkal anonim şirketi’

25 yıldır müşterisi olduğum Bakkal Mustafa’dan yalnızca alışveriş yapmıyorum, dükkânın önündeki tabureye oturup laflıyoruz da. Birçok kez şahit oldum evin anahtarının bakkala bırakıldığına. Müşterilerinin “Bizim kız okuldan döndüğünde evde olamayacağım, senden alır anahtarı” dediğini de “hafta sonu ben yokum, cumartesi kuzen gelecek, senden alır anahtarı” dediğini de çokça işittim. Müşterileri için, yalnızca bir bakkal değil o. Düşünsenize, evin anahtarını, evin dışında kime emanet edebilirsiniz? Güveniyor yani müşterileri bu müesseseye. Tabelasında da ‘Güven Gıda’ yazıyor zaten. Since 1975 (kuruluş tarihi). Bakkalın kurucusu; birinci nesil Mehmet Amca on yıl önce rahmetli oldu. İkinci nesil Mustafa, Bağ-Kur’dan sekiz yıl önce emekli oldu.

VERESİYE DEFTERİ

Üçüncü nesil, üç kardeş. Büyükten küçüğe sayayım. Murat, Mert ve Mete (Ben onlara 3M diyorum) aktif görevde şu an. (Kurucu dedeyi ve babalarını da ekleyince 5 M oluyorlar) Hani hep, şirketler için nesiller arası geçişin sancılı olduğu, hatta birçok devasa şirketin nesiller arası geçişi sağlayamamasından piyasadan kaybolduğundan bahsedilir. Güven Gıda’da; nesiller arası görev-yetki devri sancısız gerçekleşti. Yine dev şirketler için sosyal sorumluluktan bahsedilir. Şirketler yalnızca kârı hedeflemezler, ilaveten ‘sosyal sorumluluk kapsamında da faaliyet göstermelidir’ denilir. Bizim bakkalda sosyal sorumluluk bir slogandan ibaret değil, hakkıyla ve gönülden yapılıyor. Mahallede kimin düğünü var mutluluğu paylaşılır, kimin cenazesi var acısı paylaşılır. Bitti mi? Hayır. Alışverişe paran mı çıkışmadı, kredi kartının limiti mi doldu, sorun değil, Güven Gıda’nın veresiye defteri hizmetinizde.

İKLİM DEĞİŞİYOR

Eve servis mi istiyorsun, telefon aç “iki ekmek, bir şişe süt” söyle. Merak etme, beş dakikayı bulmaz M’lerden birinin zili çalması. Hangi devasa markette; kasiyerle Fener - Cim Bom muhabbeti yapabilirsin ki? Değil muhabbet etmek, “sıra gelse de, ödeyip kaçayım” deriz hep. Halbuki Bakkal Mustafa’yla maç muhabbetinin en keyiflisini yaparsın. Yalnızca ‘ucuz mal’ kriteri ile devasa marketlere yöneldikçe, bakkalımızı ihmal ediyoruz. Hepsi bakkal Mustafa gibi kahraman değil, baş edemiyor devasa marketlerle rekabette, ‘dükkânı kapatmak zorunda’ kalıyorlar. Kapanan yalnız bakkal olmuyor, mahalledeki iklim de değişiyor. Evimizin anahtarını emanet edebilecek bir dostumuzu, maç muhabbeti yapıp, acımızı sevincimizi paylaşacak dostumuzu da kaybediyoruz aslında. Yalnızca bakkal değil; manav da, kasap da, nalbur da birer birer mahalleyi terk ediyor. Ucuz malın cazibesinden esnafımızı ihmal ederken parayla ölçülemeyen sosyal faydalardan mahrum kalıyoruz. Bu işletmelerin/esnafların mahallelerdeki varlığının; toplumsal dayanışmaya, iletişime farkında olmadan ve bedel tahsil etmeden, mahallede var olmalarıyla gönülden sağladıkları fayda çok açık.

Yazının Devamını Oku

Varlık barışında vergi de yok, inceleme de

VARLIK barışının vergisi yok. Vergi incelemesi de yok. Yurt dışından getirilecek varlıklar için; öncelikle (30 Haziran 2021’e kadar) bildirim yapılması, bildirimden sonraki üç ay içinde de varlıkların Türkiye’ye getirilmesi gerekiyor. Türkiye’deki banka veya aracı kuruma varlıklarını bildiren ve ardından ülkeye getiren kişinin (veya şirketin) varlıkları serbestçe tasarruf hakkı da mevcut.

3 AY ŞARTI

Yasada; bildirilen varlıklar nedeniyle ‘hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz’ denilerek güvence veriliyor. Barışın bozulmasının tek koşulu; bildirim yapılan varlıkların –üç ay içinde- ülkeye getirilmemesi.

Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, bildirimden sonraki üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi şart koşuluyor. Aksi durumda; incelenmeme güvencesi kalmıyor, barış bozuluyor…

KREDİ KAPAMA

Yurt dışı varlıklar, yurt dışındaki bankalardan kullanılan kredilerin kapatılmasında da kullanılabiliyor. Bu kredilerin, yasal defterlerde kayıtlı olması ve en geç 30 Haziran 2021 tarihine kadar (kredinin) kapatılması da gerekiyor.

Dolayısıyla; defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmıyor.

Defter tutan vergi mükellefleri, Türkiye’ye getirdikleri varlıklarını, dönem kazancının tespitinde dikkate almaksızın işletmelerine dâhil edebilecekleri gibi vergiye tabi kazancın hesaplanmasında dikkate almaksızın işletmelerinden çekebilecekler.

YURTİÇİ VARLIKLAR

Yazının Devamını Oku

F1 bileti gider yazılır mı?

2005 yılında, Formula 1 yarışları İstanbul’da ilk kez yapılacağı zamanda, yurtdışına ihracat yapan bir şirketin patronu-yöneticisinden gelen bir soruydu.

Dünyanın her yerinde milyonların ilgi gösterdiği bu yarış, yurtdışındaki özel misafirleri ağırlamak için iyi bir fırsattı. Misafir derken aslında davet edilen kişiler şirketin ‘müşterileri’ idi. Misafirler F1 davetini tereddütsüz kabul etti. Şirket içinde tüm organizasyon yapıldı; otel ve restoran rezervasyonları ve İstanbul Park biletleri alındı. Bu organizasyondan beklenen tüm sonuçlar elde edilmişti. Bir yandan yarışlar keyifle izlendi, diğer yandan şirketin satış cirosunda önemli bir paya sahip önemli müşterilerle, şirketin bağı daha da güçlendirildi.

3 KALEMİN İKİSİ

Yarıştan sonra, misafirler ülkelerine uğurlandıktan sonra patronun aklına bir soru takıldı. Şirketin müşterileri için de yapılmış olsa; müşterilerinin otel konaklama masrafları, yemek masrafları ve F1 yarış izleme biletleri gider yazılabilecek miydi? ‘En iyisi soruyu Maliye’ye sorup da emin olayım’ dedi. Maliye; üç kalem masrafın ikisi için olumlu, birisi için olumsuz cevap verdi. Cevapta, “Konaklama ve yemek masrafları için gider yazılabilir, F1 bileti için gider yazılamaz” denildi. Nedenini de; “Bir masrafın, genel gider adı altında masraf yazılabilmesi için, ‘ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılmış olması’, ‘masrafla iş arasında açık, güçlü bir illiyet bağının mevcut olması’ ve ‘masrafın işin önemi ölçüsünde yapılmış bulunması gerekmektedir” şeklinde açıklamıştı. (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı 21 Ekim 2005 tarih ve 3021 sayılı özelge)

Hafta sonu yapılan F1 yarışları seyircisiz yapılmış olsa da, ilerleyen yıllarda pandeminin etkisinin kırılmasıyla seyircili olacaktır. Dolayısıyla F1 bileti satın alarak müşterilerini ağırlamak isteyen şirketler de olacaktır. Her ne kadar Maliye 2005’de, ‘F1 bileti gider yazılamaz’ demiş olsa da bugün için ‘gider yazılabilir’ demesi kuvvetle muhtemel. Nedeni de; Maliye artık stadyumların kombine biletlerini de gider kabul ediyor. Artık şirketlerin iş hacmini artırmak için müşterilerini teşvik amacıyla verdiği kombine maç biletleriyle ilgili masraflarını, müşterilere verilmiş ciro primi niteliğinde görüyor.

HARCAMA ORANTISI ŞARTI

Gider kabul edilmesi için bir diğer önemli kriter de söz konusu harcamaların şirket faaliyetlerinin önem ve genişliği ile orantılı olması şartı bulunuyor. Bu durumda kombine maç biletlerinin pazarlama ve satış gideri olarak dikkate alınabileceğini belirtiyor. (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, 17 Şubat 2016 tarih ve 13154 sayılı özelge). Bunun yanında bir de ayrıntı vermek gerekirse; Maliye’nin 2005 tarihli bahsettiğimiz özelgesi bugün için Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (gib.gov.tr) internet sitesinde yer almıyor. gib.gov.tr internet adresinde yer almayan (gider yazılamayacağına dair) görüşün bu konuda görüş değişikliğine gidilebileceğinin (F1 biletinin gider yazılabileceğinin) bir başka göstergesi olarak
değerlendirilebilir.

LOCA KİRALAMALARI GİDER OLARAK KABUL EDİLMİYOR

Yazının Devamını Oku

Arabulucu da olsa fesih yasak kapsamında

Koronavirüs süreciyle birlikte çalışanların işten çıkarılması yasaklandı. İşten çıkarma işçinin rızasıyla yapılsa bile yasak kapsamına giriyor. Her ne kadar çalışanın rızası alınsa ve tazminatını almış olsa da, fesih yasağının ihlali anlamına gelen arabulucu veya ikale yoluyla çıkış işlemleri, işverenleri idari para cezası ile karşı karşıya bırakabilir.

İşçi istifa edebilir. İşçinin veya işverenin haklı nedenleri (ahlak ve iyiniyete aykırı davranışlar) varsa yine iş sözleşmesi sonlanabilir. (İş Yasası Md 24/2 ve 25/2) İşyerinin kapanması nedeniyle de çalışanın iş sözleşmesi fesih edilebilir.

İşçinin rızasıyla gerçekleşmiş olsa da, haklı neden olmaksızın arabulucuda yapılan fesih ise pandemi nedeniyle yasak kapsamında. Veya yine işçinin rızasıyla yapılmasına rağmen ikale de (işveren ve işçinin karşılıklı rızasıyla iş sözleşmesini sonlandırma) fesih yasağı kapsamına giriyor.

FARKLI DURUMLAR VAR

Pandeminin başlarında; nisan ayı içinde devreye alınan (İş Yasası Geçici Md. 10) fesih yasağı, en son 17 Kasım’dan sonraki iki ay için de uzatıldı. (27 Ekim 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 3135 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile) Çalışanının işten ayrılışını, SGK’ya bildiren işyerleri fesih türüne göre kod seçmek zorunda. İstifa için ‘03’, işçinin haklı nedenle feshi için ’25’, işverenin haklı nedenle feshi için ‘29’ ve işyeri kapanması için ‘17’ no.lu kodlar seçiliyor. Ve bu kodlar fesih yasağı kapsamına girmeyen durumları da ifade ediyor ayrıca. Belirli süreli sözleşmenin sonlanması, hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri gibi fesih yasağı kapsamına girmeyen durumlar da var ayrıca.

İDARİ PARA CEZASI

Pandemi nedeniyle gelen ‘fesih yasağı’ olduğu sürece; ‘karşılıklı rıza var nasılsa, çalışan da tazminatlarını da aldı’ denilirse, işverenler yanılgıya düşmüş olur. Bu şekilde, haklı neden yokken, fesih yasağına aykırı çıkış gerçekleşen işyerlerinin genelde fesih nedeni olarak ‘diğer nedenleri (kod:22)’ SGK’ya bildirdiğini de duyuyoruz. Her ne kadar çalışan tazminatını almış olsa da ve çalışanın rızası olsa da, fesih yasağının ihlali anlamına gelen (arabulucuda veya ikale yoluyla) çıkış işlemleri (kodları) işverenleri idari para cezası ile karşı karşıya bırakabilir. Fesih yasağına aykırı olarak iş sözleşmesini fesheden işverene, her bir işçi için ‘aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası’ öngörülüyor.

İş Yasası’nın geçici (10.ncu) maddesine göre; işverenler fesih yasağı süresince; 3 aylık süreyi geçmemek üzere, çalışanını tamamen veya kısmen ücretsiz izne çıkarabiliyor. Yine aynı yasal düzenlemeye istinaden; Cumhurbaşkanı fesih yasağına ilişkin 3 aylık süreleri 30 Haziran 2021 tarihine kadar uzatmaya yetkili.

TAZMİNATLAR VE VERGİLER

Yazının Devamını Oku

Konutunda oturmayanlar emlak vergisi avantajından yararlanabilir mi?

"Belediyeden; ‘İkametgâhınız, konutun kayıtlı olduğu belediyede bulunmadığı için emlak vergisi muafiyetinden yararlanamazsınız’ dediler. Hâlbuki koşulları sağladığımı düşünüyordum. Tek konutum var ve boşta. Kiraya da vermedim. Emekli maaşı dışında gelirim de yok. Eşimin adına kayıtlı konutta (başka bir belediye sınırlarında) ikamet etmekteyim.”

KONUTTA OTURMASI GEREKMİYOR

Sami Özfırat adlı okurum iletti bu soruyu e posta yoluyla. Önce, yasanın sıfır oranlı emlak vergisi avantajını kimlere sağladığını hatırlayalım. Emekliler, ev hanımları, işsizler ve engelliler, brüt 200 m2’yi geçmeyen tek konutları için emlak vergisi avantajından yararlanabilir. Gaziler ve şehitlerin dul ve yetimleri de tek konutları için emlak vergisi avantajından yararlanabiliyor. Tek konuta hisse ile sahip olunması durumunda da avantajdan yararlanılabiliyor.

Şimdi, Sami Bey’in sorusuna dönelim. Sıfır oranlı emlak vergisi avantajı için; vatandaşın kendi konutunda oturması gerekmiyor. Konutun bulunduğu belediyenin sınırları içinde de ikamet etmesi gerekmiyor. Mülkünü kiraya vermemiş olması, boşta olması yeterli. Dolayısıyla belediyenin Sami Bey’in talebini yerine getirip emlak vergisini sıfır oranlı olarak uygulaması gerekir. Sami Bey sonuçta vergi muafiyeti talep ettiği konuttan bir gelir de elde etmiyor, kiraya vermemiş, boşta olduğunu söylüyor.

ORTADAN KALKIYOR

Kaldı ki kendi tek konutunu kiraya verip, kendisi de başka bir konuta kira ödeyen mülk sahipleri için de emlak vergisi muafiyeti yine uygulanabilir. (Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı, 14 Mart 2012 tarih ve 358 sayılı özelge) Emeklinin, kendi tek evini kiraya verip eşine, oğluna ya da kızına ait evde oturduğu durumda ise indirimli emlak vergisi avantajından yararlanamıyor. Sami Bey’in bir sorusu daha var. Boşta olan dairemi işyeri- ofis olarak kullanırsam emlak vergisi muafiyetim kalkar mı? Evet, kalkıyor çünkü artık emekli maaşı dışında bir gelir (ticari veya serbest meslek faaliyeti) elde edilmeye başlanıyor. Emekli maaşı dışında gelir elde edilmeye başlandığında tek konut için sıfır oranlı emlak vergisi avantajı ortadan kalkıyor.

Kasım ayı içinde; emlak vergisi ikinci taksitinin belediyelere ödenmesi gerekiyor. Sami Bey gibi başka emekli vatandaşlarımız da, bugünlerde vergi avantajı hakkındaki tereddütlerini iletiyor bize. En çok tereddüt edilen konuları, Maliye’nin açıklamaları çerçevesinde ele aldık bugün ayrıca.

Yazının Devamını Oku

Maske takmayanlara kesilen cezalara af yok

Hali hazırda 10 bin liralık vergi borcu için aylık 160 lira (%1.6) faiz işliyor... Geçmiş yıllara ait borçlarda; daha yüksek gecikme zammı oranları da uygulandı. 05 Eylül 2018’den, 30 Aralık 2019’a kadar aylık yüzde 2 ve yüzde 2.5’luk oranlar geçerliydi.

2020’de ise vadesinde ödenmeyen vergi borçlarına, aylık yüzde 1.6 oranında gecikme zammı işliyor. Meclis’te komisyonda kabul edilen yasa teklifine göre; devlete olan borçlarını yapılandıranlar için bu faizler silinecek... Çok daha uygun Yurt içi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ ÜFE) oranları üzerinden hesaplama yapılacak. Hesaplanan (daha düşük) yeni borcun ödemesi üç yıla kadar yayılabilecek. (2 ayda bir ödemeli, 6 ila 18 taksitle ödeme imkânı)

ANAPARA SİLİNMİYOR

Her ne kadar birçok kişi bu borç yapılandırmasını ‘vergi affı’ olarak adlandırsa da, aslında devlete olan borcun anaparası silinmiyor. Anaparada bir azalma olmadan yalnızca faiz tutarı düşürülerek (gecikme zammı silinerek ) daha düşük oranlarla Yİ-ÜFE (1 Kasım 2016’dan itibaren 0,35 sabit oran) dikkate alınarak, borç ileri vadelere yayılarak taksitlendirilmesi yapılıyor. Eğer devlete olan borcun tamamı peşin ödenirse, anapara hariç tutarın yüzde 90’nı da siliniyor. İlk 2 taksit ödeme süresi içinde borcunu tamamen ödeyen borçlulara Yİ-ÜFE’de yüzde 50 oranında indirim yapılıyor. Taksitle ödemeyi seçen borçlular için taksit süresine göre değişen katsayılar uygulanacak. Yıllık faiz oranı yine çok uygun: yüzde 4.5.

MASKE DETAYI

Yapılandırma; vergi borçları dışında öğrenim ve katkı kredisi borçları, trafik cezaları, köprü-otoyol geçiş ihlali cezaları, sosyal güvenlik sigorta primleri gibi devlete olan gecikmiş çok sayıda borç türünü kapsıyor. Ancak maske takmama cezası kesilenlere ise herhangi bir kolaylık sağlanmıyor. COVID-19’la mücadele kapsamında Hıfzıssıhha Kanunu çerçevesinde kesilen para cezaları yapılandırma kapsamı dışında tutuluyor. Yasa teklifine göre; yapılandırmadan yararlanmak isteyenler 31 Aralık 2020 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilgili idareye başvuruda bulunması, ilk taksitin 31 Ocak 2021 tarihine kadar ödenmesi gerekiyor. (Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk taksiti 28 Şubat 2021 tarihine kadar ödenebiliyor.) Diğer taksitler ise bu tarihleri takip eden ikişer aylık dönemler hâlinde en fazla on sekiz eşit taksitte ödenebiliyor.

İLK 2 TAKSİT ÖNEMLİ

İlk iki taksitin kesinlikle süresinde ödenmesi gerekiyor. Ayrıca her takvim yılında da en fazla iki taksit aksatılabiliyor. Aksatılabilecek bu iki taksitin de en geç son taksiti izleyen ayın sonuna kadar (gecikme zammı da hesaplanarak) ödenmesi gerekiyor. Aksi durumda yapılandırma bozuluyor ve gecikme zammına (aylık 1,60) göre oldukça uygun belirlenmiş oranların (Yİ-ÜFE) geçerliliği kalmıyor. Yapılandırma yasası kapsamında Maliye’nin tahsil ettiği alacaklar dışında; Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, Belediyelerin, Gümrük İdaresi gibi başkaca kurumların alacakları da var. Yasa teklifinin komisyondan sonra, Meclis genel kurulu ve Cumhurbaşkanı onayı sonrası Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra ilgili kurumlar, uygulamaya yönelik tebliğleri de yayımlayacaklardır. Bu tebliğdeki açıklamalar ve süreler de dikkate alınarak borçluların yapılandırma için başvuru ve taksitlendirme-ödeme takvimini sıkı takip etmelerinde yarar var.

 DAHA ÖNCEKİ YAPILANDIRMALARIN SONUÇLARI

Yazının Devamını Oku

Varlık barışında vergi avantajı

Meclis’e sunulan torba yasada yer alan ‘varlık barışı’ düzenlemesiyle yurtdışındaki ve yurtiçindeki kayıt dışı varlıkların kayıtlı hale getirilerek ekonomiye katılması sağlanacak. Daha önceki iki varlık barışının koşulları arasında vergi ödenmesi koşulu yer alıyordu. Yeni yasa teklifinde ise varlık barışından yararlanacakların herhangi bir vergi ödemesi gerekmiyor.

Geçtiğimiz cuma günü Meclis’e yeni bir torba yasa teklifi sunuldu. Teklifin içinde ‘varlık barışı’ düzenlemesi de var. (Md.17) Yurtdışındaki ve yurtiçindeki kayıt dışı varlıkların, kayıtlı hale getirilerek ekonomiye katılması amaçlanıyor. Önceki iki varlık barışının koşulları arasında vergi ödenmesi koşulu da vardı. Barıştan yararlananların; varlıkların değeri üzerinden yüzde 2 (7143 sayılı yasa) ve yüzde 1 (Gelir Vergisi Kanunu, Geçici Md. 90) oranında vergi ödemesi gerekiyordu. (7143 sayılı yasada, belirtilen süreden -31/7/2018- sonra barıştan yararlananlardan vergi isteniyordu.) Yeni yasa teklifinde ise varlık barışından yararlanacakların herhangi bir vergi ödemesi gerekmiyor. Varlık barışıyla ilgili en çok, ‘beyan edilen varlıklarla ilgili sonradan bir vergi incelemesi yapılıp yapılamayacağı’ konusu merak ediliyor... Yasa teklifinde bu güvence de yer alıyor.

YENİ VARLIK BARIŞININ AYRINTILARI

Yurt dışındaki veya yurt içindeki varlıklarını beyan edenlere ‘vergi incelemesi yapılmayacağı’ güvencesi veriliyor.

Varlık türleri: Varlık Barışı kapsamında; yurtdışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ülkeye getirilebiliyor. Türkiye’deki banka veya aracı kuruma 30 Haziran 2021’e kadar bildirilen söz konusu varlıklar, gerçek ve tüzel kişilerce serbestçe tasarruf edilebilecek. Bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi de gerekiyor.

SON TARİH 30 HAZİRAN

Yurtiçinde; (yurtdışı için sayılan varlıklara ilaveten) taşınmazlar da barış kapsamına dâhil edilebiliyor. Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar varlık barışı kapsamında değerlendirilebiliyor. Yurt içi varlıkların bildirimi için son tarih 30 Haziran 2021.

Başvuru şekli: Yurtdışı varlıklar için Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildirim koşulu varken, yurtiçi varlıkların ise vergi dairesine bildirimi gerekiyor.

İncelenmeme güvencesi:

Yazının Devamını Oku

1 km’lik hız aşımına trafik cezası olur mu?

Hız limiti 55 km olarak belirlenen yolda, 56 km hız yapıldığı için 288 lira trafik cezası kesilmiş.

Yalnızca 1 km aşım nedeniyle ceza yiyen sürücü mahkemeye gitmiş. Mahkeme cezayı iptal etmiş. Mahkeme kararında “1 km/sa hızın, sürücü tarafından trafik akışında ayarlanmasının kolay olmadığı” belirtilmiş. “Radar aracının 1-2 km/sa hata payının hava ve çevre koşullarına göre kabul edilebileceği de” belirtilmiş.

ÜÇ KEZ CEZA YEDİ 

Hürriyet’te bu haberi okuyup beni arayan bir arkadaşım kendisinin de konudan muzdarip olduğunu söyledi ve anlattı: ”Ben de üç kez ceza ödedim 1 km aşım yaptığım için. Hız limiti 88’ken, 89’la hız limitini aşmışım. 2019 yılına ait hız aşımı ihlallerinin her biri için kesilen cezalar 239 lira. Ve hepsi de Beşiktaş Nevzat Demir tesislerinin olduğu bölgede, Çekmeköy-Ümraniye hattında. Kullandığım otomobilin hız göstergesi de hatalı olabilir, radar cihazının ölçümü de hatalı olabilir. Aslında hata bile denilip denilmeyeceği tartışılır bu 1 birimlik farka. Olağan ölçüm farkı. Bu 1 km/sa’ lik farktan yola çıkarak vatandaştan ceza tahsil etmek ne kadar doğru? Hız limitlerine uymayacak sürücü, hız aşımını istese de 1 km fark ile zaten gerçekleştiremez.”

SORUN ÇÖZÜLMELİ

Trafik cezalarını kesen ve tebliğ eden kurum, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün acilen çözüm bulması gerekir bu soruna. ‘Kurallara uymayan cezalandırılır’ amacına hizmet etmiyor bu trafik cezaları. 1 km/sa hız limit aşımı için vatandaşa ‘trafik kurallarına uymuyorsun öde cezasını’ denmemeli. Nitekim mahkemelerde hukuka uygun bulmuyor bu cezalandırmayı. Bu arada; belirlenen hız limitinin yüzde 10 oranında aşımından sonra ceza kesildiğini, örneğin 50 km limiti olan bölge için yüzde 10 (5 km) ilave edilip 55 km belirlendikten sonra bu sınırı (55 km) aşan ihlallerde ceza uygulandığını da ayrıca belirtmekte yarar var.

GECİKEN CEZA BİLDİRİMLERİ 

Trafik cezaları, ihlalin gerçekleşmesinden sonra makul sürede de sürücülere tebliğ edilmiyor. Sürücü, kuralı ihlal ettiğinin ve bu ihlalin tespit edildiğinin (ceza ödeyeceğinin) farkında olsa, ihlali tekrarlamayacak muhtemelen. Belki her gün geçtiği güzergâh üzerinde aynı ihlali tekrarlamayacak. Halbuki, trafik cezaları topluca geciktirilmiş olarak vatandaşa gönderiliyor. İhlalin tespitinden sonra geciktirilmeksizin ceza tebliğ edilmiş olsa, sürücü aynı cezaya tekrar muhatap olmamak için, aynı güzergahta aynı ihlalleri gerçekleştirmeyecek. Cezaların caydırıcı etkisi hızlıca vatandaşa yansıyacak haliyle. Dolayısıyla cezalar geciktirilince, cezaların caydırıcı olma-ihlalin tekrarlanmaması amacı gerçekleşmiyor. Bilakis vatandaş-sürücü ihlal yaptığının farkında olmadığından belki her gün yeni bir ihlal daha gerçekleştiriyor.

 

Yazının Devamını Oku

Maske takmayan tazminatsız işinden olabilir

Koronavirüsle en etkili mücadele araçlarından biri olan maskelerin kullanımı konusunda çeşitli sıkıntılar yaşanıyor. Toplumun çoğu kurallara uyarken, küçük de olsa bir kesimin kurallara uymadığı görülüyor. İşyerlerinde de maske kullanımı konusunda sıkıntılar yaşanabiliyor. Eğer bir işçi işyerinde maske takmayı reddeder ve kurallara uymazsa işveren haklı nedenlerle çalışanın sözleşmesini tazminatsız olarak feshedebilir.

“Çalışanlarımın işyerinde kullandığı maskeleri bizzat temin ediyorum. Günde 3 kez maske değiştirme hakları da var. 30’dan fazla işçi çalıştırıyorum. Bir kişi hariç maske takmayı ihmal eden çalışanım yok. Defalarca uyarmama rağmen maske takmamakta ısrar eden çalışanımla artık yollarımı ayırmak istiyorum. Fesih için ‘haklı neden’ oluşmuş mudur?”

Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi’nin son sayısında (2020 Ekim) yer alıyor bu soru. İş Başmüfettişi Cumhur Sinan Özdemir, soruyu ayrıntılı olarak cevaplamış. Özdemir’in nihai cevabını söyleyelim öncelikle: Maske takmamakta ısrar eden bu çalışanın iş akdi ‘haklı nedenle feshedilebilir.’ Nedenini de “işçinin işyerinde maske takmayarak iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin önlemlere uymaması, bu doğrultudaki talimatlara aykırı hareket etmesi ya da iş güvenliğine ilişkin düzenlemeleri ihlal etmesi halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı nedenle feshedilebileceği” şeklinde belirtmiş.

İŞÇİLER DE SORUMLU

Özdemir cevabında, konuyla ilgili mevzuatta yer alan kritik noktaları da belirtmiş.

İşçiler öncelikle iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda kendilerini ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür. (İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Md.19)

İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili alınması gerekli bütün tedbirlerin, yapılması gereken bütün iş ve işlemlerin yükümlülüğün ve sorumluluğun işverenlerde olduğu da yasada (Md.4) belirtiliyor.

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin bir kararında “İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili olarak işverenin gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü yanında, işçinin de bu konuda konulan usul ve şartlara uyma yükümlülüğü vardır. İşçiler bunu yaparken işverenden bu doğrultuda aldıkları emir, talimat ve bilgileri dikkate alacaklardır. İşi gereği bir alet kullanması gerekli ise bunu kurallarına göre kullanmalı, eğer işyeri mahallinde gördüğü iş güvenliğini tehlikeye düşürecek durumlar varsa bunu derhal işveren veya temsilcisine bildirmesi gerekmektedir” şeklinde konu değerlendirilmiş. (E-1991/13260, K-1990/14880)

Yazının Devamını Oku

Arsalara yeni rant vergisi

Gayrimenkullerin değer artışı, normalde satıştan sonra vergilendiriliyor.

Alış ve satış değeri arasındaki fark (kazanç) üzerinden gelir vergisi alınıyor. İstisnanın (18 bin lira) altında elde edilen kazanç için vergi istenmiyor. Gayrimenkulleri edinim tarihinin üzerinden beş tam yıl geçtikten sonra satıp kazanç elde edenlerden de herhangi bir vergi istenmiyor.

DEĞER ARTIŞ PAYI

‘Değer artış kazancının’ vergilendirme kriterlerini özetledikten sonra şimdi yalnızca ‘arsalar için’ ve ‘imar planı değişikliği sonrası için’ yeni devreye alınan ‘Değer artış payı’ konusuna bakalım… Adı vergi olmasa da, ‘arsa sahipleri’ taşınmazlarının değer artışı için devlete ‘değer artış payı’ ödeyecekler. İmar Kanunu’na eklenen bir maddeyle (Ek Md. 8) yapılan bu düzenleme (20 Şubat itibariyle) yürürlüğe de girmiş durumda. Uygulamaya ilişkin yönetmelik ise 15 Eylül tarihli Resmi Gazete’ de yayımlandı.

İMAR DEĞİŞİKLİĞİ

Değer artış payı hesaplanması için en önemli kriter, öncelikle ‘imar planının değişmesi’... Ve bu imar planı değişiklik talebinin de arsa sahiplerinin isteğiyle gerçekleşmesi gerekiyor. Mülk sahiplerinin talebi olmadan (idarece re’sen) imar planı değiştiğinde oluşan değer artışı için bir ödeme yapılması gerekmeyecek.

SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?
Rant vergisi olarak da anılan ‘Değer Artış Payının’ diğer önemli kriterleri de şöyle:

* Değerleme Raporu:

Yazının Devamını Oku

Virüse yakalanan muhasebeciye maliye desteği

Mersin’de bir mali müşavirin temmuz ayında koronavirüs testi pozitif çıkıyor. Ağustos’un 5’ine kadar hastanede kalıyor, tedavi ediliyor. Nihayet taburcu olduktan sonra da 14 gün evinde karantinada kalıyor. Bu sürede mali müşavir tabii ki vergisel yükümlülüklerini yerine getiremiyor. Yalnız kendisinin değil, müşterilerinin de beyannamelerini veremiyor, muhasebe kayıtlarını yapamıyor.

Diğer yandan vergi beyannameleri süresinde verilmediğinde ağır cezai yaptırımlar da söz konusu. Bu durumda Vergi Usul Kanunu (VUK) ‘mücbir sebep’ hükümleri devreye giriyor. (VUK Md. 13) Mücbir sebep halinde bu sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler işlemiyor. (VUK Md. 15) Mücbir sebep halinden dolayı beyanname verme gibi yükümlülükleri süre uzatımına tabi olan kişilerin, mücbir sebep durumunu ispat veya belgelendirmesi gerekiyor.

ACELE DEĞERLENDİRME

Mersin’deki mali müşavir de hastaneden taburcu olduktan sonra belgeleriyle Maliye’ye başvurarak kendi durumunu anlatarak konuyu netleştirmek istemiş. Maliye konuyu ‘acele’ olarak değerlendirerek cevabında “meslek mensubunun koronavirüs nedeniyle tedavi sürecinde bulunduğu 27 Temmuz 2020 ila 19 Ağustos 2020 tarihleri arasında (bu tarihler dahil) mücbir sebep halinde olduğunun kabul edildiği” belirtilmiş. (Gelir İdaresi Başkanlığı, 14 Ağustos 2020 tarih ve E.89809 sayılı özelge)

KOLAYLIK SAĞLANIYOR

Dolayısıyla koronavirüse yakalanan mali müşavirin; ‘kendi vergisel ödevlerine ilişkin sürelerin uzatılması’ anlamında bir tereddüt yok. Tedavi ve karantina sürecinde mücbir sebep hükümlerinden yararlanabiliyor. Mali müşavirler; müşterilerinin de beyanname verme, defter tutma gibi vergisel yükümlülüklerini bizzat yerine getirdiğinden, tedavi sürecinde aynı kolaylıklar mali müşavirlerin müşterileri için de sağlanıyor. Müşterilerin bu olanaktan yararlanabilmesi için mali müşavirleriyle “Aracılık ve Sorumluluk Sözleşmesinin de” bulunması gerekiyor.

HANGİ RAPOR GEÇERLİ?

Mücbir sebep yükümlülüklerinden yararlanmak için Maliye’ye başvurulduğunda sağlık durumunun belgelendirmesi de gerekiyor. Yalnız koronavirüs riski açısından değil, diğer sağlık sorunları nedeniyle de vergisel yükümlülükler yerine getirilemeyebilir. Mücbir sebebi düzenleyen VUK 13.ncü maddenin uygulanmasına yönelik Maliye’nin genelgesinde özel hastane raporunun geçerliliğini belirten ayrıntılar da yer alıyor.

Mücbir Sebep kaynaklı işlemlerin uygulanmasına yönelik 1986/9 sayılı VUK İç Genelgesi’nde;

Yazının Devamını Oku

Asgari ücretlinin maaş bordrosu son 4 ayda nasıl değişiyor?

Güncel asgari ücret brüt: 2 bin 943 lira. Net asgari ücret AGİ dâhil 2 bin 324 lira. Aradaki 619 lira fark vergiler ve sigorta prim kesintilerinden kaynaklanıyor.

Şimdi; eylül ayıyla birlikte hesaplama değişiyor. Asgari ücretlinin bordrosunda ilk sekiz ay yüzde 15 oranında gelir vergisi hesaplanırken bu ay yüzde 20 oranında da vergi hesaplaması yapılacak. Eylül ayı bordrosunda kazancın bir kısmı yüzde 15’den, bir kısmı yüzde 20’den vergilenecek. Yılın kalan son üç ayında ise tüm kazancı yüzde 20’den (daha yüksek orandan) vergilenecek.Vergideki artış tutarı, normalde net ücrette de düşüşe neden olur. Ancak asgari ücretli için bu vergi artışının net maaştaki düşüşüne devlet müdahale ediyor. Asgari ücretlinin net maaşının yıl boyu aynı kalması sağlanıyor.

Devletin müdahalesi; Asgari Geçim İndiriminin (AGİ) artırılması yoluyla oluyor. Asgari ücretlinin vergisindeki artış kadar (net maaştaki azalış kadar) daha yüksek AGİ ödenerek net asgari ücret yıl boyu korunmuş oluyor. AGİ’deki artıştan dolayı işverene de bir yük binmiyor. İşveren çalışanına ödediği AGİ’yi, kendi ödeyeceği vergiden düşüyor. Aşağıdaki tablodan görülebilir. İlk sekiz ayda çalışanın bordrosunda yüzde 15 oranında 375,23 lira vergi kesildi. Eylül ayında vergi 400,93 liraya yükseliyor. Asgari ücretlinin son üç ay bordrosunda ise 500,31 lira gelir vergisi kesintisi yapılacak. Ancak her durumda asgari ücretlinin net maaşı 2 bin 324 liranın altına düşmeyecek.

İşveren tarafından çalışana AGİ ödemesi yapılabilmesi için çalışanın bordrosunda gelir vergisi kesintisi görünmesi gerekiyor. Kısa Çalışma Ödeneği (KÇÖ) alan çalışanlardan gelir vergisi kesilmediğinden bu çalışanlara AGİ ödenmesi de mümkün olamıyor. Zaten çalışanlara KÇÖ ödemesi de, işverenleri tarafından değil, İŞKUR tarafından ödeniyor.



Yukarıdaki tabloda bekâr asgari ücretlinin AGİ tutarı dikkate alınarak net asgari ücret 2.324 lira olarak hesaplanıyor.Çalışmayan eş ve çocuklardan dolayı AGİ tutarı da artıyor. Dolayısıyla eş ve çocuktan dolayı net asgari ücret de en fazla 154,50 liraya kadar (AGİ kaynaklı) daha yüksek hesaplanabiliyor.

Yazının Devamını Oku

Erken ödeme yapan veliye KDV iadesi

Özel okulların çoğunluğunda kayıt işlemi de, ödeme işlemleri de tamamlanmıştı zaten.

Velilerin büyük çoğunluğu, aylar öncesinden kayıt da yaptırmıştı, kredi kartlarıyla veya nakit olarak okullara ödemelerini de yapmışlardı. Ödenen eğitim ve öğretim hizmetinin karşılığı velilere verilecek faturalar ise genelde eylül ayından itibaren aylık olarak düzenleniyor. 1 Eylül’den itibaren eğitim hizmeti için KDV oranının (% 8’den % 1’e) indirilmesiyle bu kez veliler okullardan alacaklı hale geldi. Çünkü eğitim bedelinin üzerine yüzde 8 KDV eklenerek hesaplama yapılmıştı ve bu hesaba göre veliler ödeme yapmıştı. Halbuki; şimdi fatura kesilmeye başlandığında, eğitim bedelinin üzerine yüzde 1 KDV eklenerek hesaplama yapılacak ve yüzde 1’li KDV, faturalarda yer alacak. (Ödeme yüzde 8’den, fatura yüzde 1’den) Dolayısıyla aradaki 7 puanlık farkın erken ödeme yapmış (kendisine henüz fatura düzenlenmemiş) velilere iade edilmesi gerekiyor.

NE KADAR İADE EDİLECEK

KDV oran indirimi sezon boyunca da devam edecek. 30 Ağustos 2020 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanan 2913 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 1 Eylül 2020 - 30 Haziran 2021 tarihleri arasında eğitim faturalarında yüzde 1 oranında KDV hesaplanacak. Pek tabi yeni eğitim öğretim sezonu için ödeme yapan veliler değişiklik sonrası ne kadar iade alabileceklerini de merak ediyor. Örnekleyelim: Toplam 50 bin lira KDV dahil olarak okula ödenen eğitim hizmetinin içinde normalde 3.703,71 lirası KDV olarak ödenmişti. Şimdi KDV oranı düşürülünce toplam bedelin içindeki KDV tutarı 462,96 lira olarak hesaplanır. Dolayısıyla okula 50 bin liralık ödeme yapan veliye ödenecek KDV iadesi tutarı 3.240,25 lira olacaktır.



HANGİ VELİLER İÇİN AVANTAJ VAR

Yazının Devamını Oku