GeriAhmet KARABIYIK Bugün kimlerin maaşı azalacak?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bugün kimlerin maaşı azalacak?

Brüt maaşı 5 bin lira olan çalışanlardan başlayalım...

Geçtiğimiz beş ayda 3 bin 795 lira net maaş yattı banka hesaplarına. Bugün (veya yarın) yatacak haziran maaşını ise 175 lira eksikle, 3 bin 620 lira olarak hesaplarında görebilecekler. Temmuz sonunda bir düşüş daha yaşanacak, 3 bin 582 lira olarak yatacak net maaşları. Aralık ayına kadar net maaşları, (temmuza göre) azalmadan aynı kalacak, yılın son ayında ise 3 bin 442 liraya düşecek. Böylece yılın ilk ayına göre 353 lira azalmış olacak yılın sonunda. (3 bin 795 liradan, 3 bin 442 liraya

HESAPLARINDA GÖRECEKLER

8 bin lira brüt ücret örneği için de net maaşın yıl içi değişimine bakalım. Ocak ayında 5 bin 940 lira olan net maaş, ilk olarak nisan ayında azaldı (5 bin 680 liraya düştü) bu çalışanlar için... Bugün-yarın bankaya yatacak haziran net maaşlarını ise 5 bin 600 lira olarak banka hesaplarında görebilecekler.

Tablo 1’den diğer brüt ücret örnekleri için de net maaşın yıl içi değişimi görülebilir...Bugün kimlerin maaşı azalacakBrüt ücret aydan aya değişmezken, net maaşlarda yaşanan bu düşüşün nedeni vergiler. Brüt ücretten; sigorta primleri ve vergiler düşülerek net maaşlar hesaplanıyor. Çalışanlar yıla yüzde 15 oranında vergi kesintisiyle başlarken ilerleyen aylarda vergi oranları yüzde 20 ve daha yüksek oranlara (yüzde 27, 35 ve 40) çıkabiliyor. Artan vergi oranlarıyla brüt maaştan kesilen vergi de arttığından çalışanın eline geçen net maaş da otomatik olarak azalıyor.

İlk 22 bin liralık ücret geliri (matrahı) için yüzde 15 oranında hesaplanan verginin, daha yüksek oranlara hangi tutardan sonra arttığı Tablo 2’den görülebilir.Bugün kimlerin maaşı azalacakMAAŞI NETTEN HESAPLANANLAR

Maaşı netten hesaplanan çalışanlar, yıl içinde maaş azalması sorunu yaşamıyorlar. Her ay aynı net ücreti hesaplarında görüyorlar. Bu çalışanların vergi yükündeki artışı ise işverenleri üstleniyor. Hangi net maaş seviyesi için işverenin yıl içi işveren maliyetinin aylar içindeki değişimini ise sonraki yazılarımızda bu köşede ayrıntıları ile açıklayacağız.

BEYANNAME ZORUNLULUĞU

Ayrıca 2020 gelirleri için yüksek ücretlilere beyanname verme zorunluluğu da geldi. (7194 sayılı kanunla Gelir Vergisi Kanunu’nun 86’ncı maddesinde yapılan değişiklik) Yıllık ücret geliri 600 bin lirayı aşan çalışanlar, tek bir işverenden ücret almış olsalar da, 2021 Mart ayında beyanname vermek zorundalar. Bu kişiler; daha önce ücret gelirlerinden düşemedikleri bazı masrafları da, beyanname verdikleri için artık gelirlerinden düşebilme imkânına sahip oldular. Beyanname vermek zorunda olan ücretlilerin vergi hesabındaki kritik noktaları da sonraki yazılarımızda ele alacağız.

65 YAŞ ÜSTÜ İÇİN MÜCBİR SEBEP KALKTI MI?

Normalde mart ayı sonuna kadar ancak gelir vergisi beyannamesi verilebiliyordu. İlk başta nisan sonuna kadar uzatıldı. Sonra; 65 yaş üstü kişilerin sokağa çıkmaları yasaklandığından, mücbir sebep halinde oldukları kabul edilerek, yasak kalkana kadar beyanname verme yükümlülükleri de ertelenmiş oldu. 

1 Haziran’da işletme sahipleri, esnaflar, tüccarlar, sanayiciler, serbest meslek sahipleri ve çalışanlar için sokağa çıkma yasağı kalktı. Bu kişiler; yasağın kalkmasından sonraki 15 gün içinde gelir vergisi beyannamelerini verme imkanına sahiplerdi ve bu süre de 16 Haziran’da dolmuş oldu.

SÜRELERİ DOLDU

Kira geliri, gayrimenkul satış kazancı veya yurt dışı faiz geliri elde eden 65 yaş üstü kişiler içinse sokağa çıkma yasağı tam olarak kalkmasa da, 10 Haziran’dan itibaren sabah 10, akşam 8 arası sokağa çıkabiliyorlar.  (Beyana tabi gelirleri gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve iratlardan oluşan mükellefler) Bu kişiler için mücbir sebep halinin sona erip ermediği hakkında resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, maliyenin “bu kişiler için de mücbir sebep halinin sonlandığı” şeklinde görüşünün olduğunu da biliyoruz. Halen beyanname vermemiş kişiler, internetten beyanname doldurmak istediğinde de sürenin geçtiğini görebilirler. Dolayısıyla bu görüş dikkate alındığında; 65 yaş üstü kişilerin sokağa çıkabildikleri 10 Haziran’dan sonraki 15 gün içinde beyanname vermeleri gerekiyordu, 25 Haziran itibariyle beyanname verme süreleri dolmuş oldu. Hala beyanname vermemiş olanlar için pişmanlıkla beyanname verme seçeneği değerlendirilebilir. Vergi cezasına muhatap olmaksızın yalnızca geç ödeme bedeline (aylık 1,6) katlanarak beyanname verme yükümlülüklerini yerine getirebilirler.

’65 yaş üstü için sokağa çıkma yasağı kalkmadı, esnetildi” şeklindeki görüş dikkate alındığında ise “henüz sokağa çıkma yasağı tam olarak kalkmadığından mücbir sebep hali de devam ediyor ve beyanname verme süresi de geçmedi” denilebilir. Bu görüşü dikkate alanların da, konunun yargıya taşınması ihtimali de dahil, durumu ayrıca değerlendirmeleri gerekecektir.

 

X

Şirketler için vergi barışı

TÜM şirketler faaliyetlerini yürütürken çok sayıda riski de üzerlerinde taşır. Tahsilat riski, iş kazası riski, hırsızlık riski gibi…

Hemen hemen tüm riskler sigorta poliçesi ile güvence altına da alınabilir. Vergi cezası riski için de yeni vergi barışı bir sigorta poliçesi aslında. Vergi barışı yasası ile şirketlere ‘Maliye ile barış imzala, düşük sayılabilecek bir ödeme yap, geçmiş beş yıl için vergi inceleme riskini ortadan kaldır.” deniliyor. Henüz zamanaşımı süresi dolmayan yıllar için Maliye her an inceleme yapma imkanına sahip… 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları… Matrah artırımı yapan şirketler içinse bu yıllar için artık vergi incelemesi yapılmayacağı belirtiliyor 7326 sayılı kanunla. (Md. 5) 

Vergi barışının matrah artırımının genel çerçevesini bu şekilde özetledikten sonra yasanın şirketler için merak edilen kritik ayrıntılarını açıklayalım.

BAŞVURU VE ÖDEME 

En son 31 Ağustos 2021 tarihine kadar matrah artırımına başvurulabilecek. Matrah artırımı sonrası hesaplanan vergiler, peşin ödenmek istenirse 30 Eylül’e kadar tek seferde ödeme yapılabilecek. İlk taksit ödeme süresi içerisinde peşin ödeme yapanlara hesaplanan vergiler üzerinden yüzde 10 indirim de uygulanacak. Taksitle ödeme yapacaklar için ilk taksit 30 Eylül’e kadar ödenebiliyor. İkişer ay arayla toplam 6 eşit taksitte (1.09 oranında katsayı ilave edilerek) ödeme yapılabilecek.

ARTTIRIM NE KADAR? 

Örneğin; 2018 yılı için vergi incelemesi riskini kaldırmak isteyen anonim ve limited şirketler, daha önce beyan ettikleri Kurumlar Vergisi (KV) matrahını, yüzde 20 oranında arttıracak, bunun da yüzde 15’ni ödeyecekler. Arttırımda bulunulan yıla ait yıllık beyannamelerin; yasal süresinde verilmesinde ve tahakkuk eden vergilerin süresinde ödenmesi konusunda aksama yaşanmışsa vergi oranı olarak yüzde 15 değil, yüzde 20 oranı dikkate alınacak. Her bir dönem için ayrı ayrı 10 TL’yi aşmayan tutardaki eksik ödemeler, 5 puanlık oran avantajından yararlanmayı engellemiyor. Ancak her yıl için belirlenmiş asgari matrah tutarları da mevcut. 2018 yılı örneği için; bildirilecek asgari matrah (o yıl için zarar beyan edilmiş olsa dahi) en az 105.800 TL olabilecek. Bu matrah üzerinden de yüzde 20 oranında vergi barışı karşılığı olarak (2018 yılı için) 21.160 lira ödenecek. Arttırım oranı ve bildirilmesi gereken asgari matrahlar, Tablo-1’de yıllar itibariyle yer almakta. 

KOŞULLAR NELER?

Yazının Devamını Oku

6 maddede gayrimenkulde vergi barışı

Gayrimenkullerinden kira geliri elde edenler, gayrimenkullerini satıp kazanç elde edenler için vergi barışının-matrah arttırımının koşullarını Hürriyet okurları için inceledik. İşte 6 soruda gayrimenkulünü satanlar ve kiralayanlar için vergi barışının koşulları...

Geçen hafta vergi barışı yasa teklifi Meclis Genel Kurulu’ndan da geçti ve yasalaştı.

7326 sayılı kanun Cumhurbaşkanı’nın onayı sonrasında da Resmi Gazete’ de yayımlanacak. Tüm yönleriyle vergi barışının koşullarını yazılarımızda sırasıyla ele alacağız. İlk olarak bugün; gayrimenkullerinden kira geliri elde edenler, gayrimenkullerini satıp kazanç elde edenler için vergi barışının-matrah arttırımının koşullarını Hürriyet okurları için inceliyoruz.

Geçmiş beş yılda; kira geliri elde ettiği halde, kira gelirini beyan etmemiş gelir sahipleri olabilir.

VERGİ CEZASI RİSKİ

Veya elde ettiğinden daha az kira geliri beyan etmiş mülk sahipleri olabilir. Geçmiş beş yıl için barışın bedeli olan tutarlar ödendiğinde, Maliye ile el sıkışıldığında artık bu kişiler için vergi cezası riski ortadan kalkıyor. “Geçmiş beş yılda; (en az) ne kadar kira geliri elde edenlerin beyanname verme zorunluluğu vardı?” sorusunun cevabı da aşağıdaki tabloda görülebilir. Gayrimenkul satışları için de durum aynı... Geçmişte elde ettiği gayrimenkul satış kazancını beyan etmeyenler (veya düşük beyan edenler) vergi barışı imzalayarak, düşük sayılabilecek bedeller ödeyerek, vergi inceleme riskinden kurtulabilecekler.

Şimdi vergi barışının merak edilen sorularını sırasıyla cevaplayalım...

Yazının Devamını Oku

Vergi barışında ve varlık barışında takvim

Vergi barışı ile ilgili yasa teklifi geçen hafta Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan da geçti.

Önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’nda görüşülerek ardından yasalaşması bekleniyor. Teklifin ilk haline göre komisyonda değişiklikler de yapıldı. Kasa ve ortaklar cari hesabının düzeltilmesinde yüzde 5 olarak öngörülen verginin oranı, yüzde 3’e düşürüldü. Ayrıca şahıs ve şirketlerin matrah arttırım oranı; 2020 yılı için yüzde 20 olarak öngörülürken bu oran yüzde 15’e düşürüldü. 2016 yılı için yapılacak matrah arttırım oranı ise yüzde 30’dan, yüzde 35’e çıkarıldı.

Değişiklik sonrası geçerli yeni oranlar tablo üzerinden görülebilir. Geçmiş yıllarda; hiç beyan verilmemiş veya kazanç-matrah beyan edilmemişse mükellef türüne göre değişen asgari matrah tutarları yine tablolardan görülebilir.



VERGİ BARIŞI TAKVİMİ

Matrah arttırımı için: 31 Ağustos 2021 tarihine kadar başvurusunun yapılması gerekiyor. Hesaplanan vergileri peşin ödemek isteyenler için son tarih 30 Eylül 2021. İlk taksit ödeme süresi içerisinde peşin ödeme yapanlara hesaplanan vergiler üzerinden yüzde 10 indirim öngörülüyor. Taksitle ödeme yapacaklar için ilk taksit 30 Eylül’e kadar ödenebiliyor. Kalan taksitler ikişer ay arayla toplam 6 eşit taksitte (1,09 oranında katsayı ilave edilerek) ödenebilecek.

Yazının Devamını Oku

7 soruda vergi barışı

İş dünyasının uzun süredir beklediği vergi barışı TBMM’ye sunuldu. Peki bu düzenlemeden kimler nasıl yararlanacak? Başvuru ve ödeme koşulları nasıl olacak? Mükellefler için yapılandırmanın merak edilen tüm yönlerini ele aldık.

Vergi barışının yasa teklifindeki ifadesi: ‘Matrah artırımı’. Maliye ile el sıkışıp barışmak isteyen işletmelere devlet güvence veriyor, “Barış imzalanan geçmiş beş yıl için Maliye hesaplarını incelemeyecek” diyor. Bu özel hakka; incelenmeme güvencesine kavuşan işletmeler de bu güvenceye karşılık, geçmiş beş yılda beyan ettikleri vergi matrahlarını artırarak, bu yıllar için yeni vergi ödeyecekler. Eğer geçmiş beş yılda beyannamelerinde vergiye tabi gelir-matrah oluşmamışsa da (veya hiç beyanname vermemişlerse) bu kez (tabloda yer alan) asgari (matrahlar) tutarlar üzerinden vergi ödeyecekler. Dileyen mükellefler geçmiş beş yılın tümü için değil, belirleyecekleri bir veya birkaç dönem için de yasadan yararlanabilecekler.

GENEL KURUL’DAN GEÇECEK

Vergi barışı geçtiğimiz cuma günü Meclis’e yasa teklifi olarak geldi. Komisyondan, genel kuruldan geçtikten sonra Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla resmi gazetede yayımlanacak. Bugün; yasa teklifinden yola çıkarak matrah artırımının kritik noktalarını 7 soruda birlikte gözden geçirelim. Yasanın resmi gazetede yayımlanmasından sonra mükellefler için merak edilen tüm yönlerini ayrıca ele alacağız...

 

1- KİMLER YARARLANABİLECEK?

Şahıslar ‘gelir vergisi mükellefi’ olarak kazançlarını beyan ediyorlar, şirketler ‘kurumlar vergisi mükellefi’ olarak gelirlerini beyan ediyorlar. Şahıs veya şirket olarak faaliyet gösteren işletmeler için ve kira geliri, gayrimenkul satış değer artış kazancı, yurt dışı faiz vb. menkul sermaye iradı gibi gelir elde edenler de vergi barışı imkanından yararlanabilecek.

 

2- HANGİ YIL İÇİN NE KADAR ARTIRIM YAPILACAK?

Yazının Devamını Oku

Kurtuluş Savaşı’nda emlak vergisi

Murat Bardakçı’nın yazısında okumuştum. (Habertürk, 3 Nisan 2021) “İstiklâl Harbi Döneminde Resmî Gazete’de Yayınlanmayan 205 Kanun” adlı bir kitap Cumhurbaşkanlığınca yayımlanmış. İlk başta kitapçılarda bulamadım.

Sonra kitaba ‘mevzuat.gov.tr’ internet adresinden erişilebildiğini fark ettim. Kitap, pdf dosya olarak da indirilebiliyor. Eserde; kanunların orijinal metinleri de, günümüz Türkçesine aktarılmış metinleri de mevcut. Murat Bardakçı yazısında Resmî Gazete’nin İstiklâl Savaşı senelerinde yayımlanmamasının sebebini de açıklıyor: “Ankara’daki matbaanın personeli askere alınıp cepheye gönderildiği için gazeteyi basacak kimse bulunamamış, temelleri henüz atılmaya başlamış olan genç devletin resmî gazetesi bu yüzden çıkmamış ve dolayısı ile de Meclis’ten geçen kanunlar 21 ay boyunca yayınlanamamıştı!”

ASKERİ İHTİYAÇLAR

Kitabın ‘İçindekiler’ kısmına göz attığımda ilk olarak emlak vergisi hakkında bir kanun dikkatimi çekti. 1338 Senesi Emlâk ve Temettu Vergileri ile Ağnam Resminin ve Harp Kazançları Vergilerinin Sureti Tahsiline Dair Kanun (Kanun Numarası: 192). Konusu: Askeri ihtiyaçlar nedeniyle 1922 yılı vergilerinin taksitle değil bir defaya mahsus olarak tek seferde alınması hakkında. İstiklal savaşında ülkenin zor koşullarında cepheye giden tüm gazi ve şehitlerimize de, cephe gerisinde ödedikleri vergilerle ve eşsiz fedakarlıklarla vatan savunmasına destek olan tüm kahramanlarımıza da, minnettarlığımızı bu vesileyle bir kez daha yineleyelim. Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutanlığında; canını, malını, gençliğini feda eden dedelerimizin, ninelerimizin hakları ödenmez, ruhları şad olsun.

GAZİ VE ŞEHİTLER

Hali hazırda Emlak Vergisi Kanunu’nda gaziler ve şehit yakınları için vergi avantajı tanınmış durumda. Brüt 200 m2’yi geçmeyen tek konutları için emlak vergisi ödemeleri gerekmiyor. Tek konutu için emlak vergisi avantajı gaziler ve şehit yakınları dışında; engelliler, geliri olmayan kişiler (işsizler, ev hanımları) ve emekliler için de geçerli.

MUAFİYETİ BOZAR MI?

Emekli maaşımdan başka gelirim yok. 110 m2’lik tek (hisseli) konutum var. 35 m2’lik de, 45 gün kullanma hakkım olan devre mülküm var. Emlak vergisinden muafiyet alabilir miyim?” diye soruyor Suat Özel adlı okurum. Suat Bey’e muafiyet haberi veremiyoruz maalesef. Çünkü devre mülk de konut sayıldığından, Suat Bey’in tek konuta uygulanan emlak vergisi muafiyetinden yararlanma hakkı bulunmuyor.

YAZLIĞINA TAŞINANA EMLAK VERGİSİ MUAFİYETİ

Yazının Devamını Oku

Emeklilerde emlak vergisi muafiyeti

BRÜT 200 metrekarenin altında tek konutu olan emekliler, sıfır oranlı emlak vergisi avantajından yararlanabiliyor. İsmail Semih Köker adlı okurum e-postasında sormuş: “Tek konutum var ama o konutta oturmuyorum. Eşimin adına kayıtlı olan konutta oturuyoruz. Benim adıma kayıtlı konut için belediye ‘içinde oturmadığınız konut için vergi avantajından yararlanamazsınız’ diyor. Her ne kadar içinde oturmasam da vergi avantajından yararlanamaz mıyım?”

İsmail Beye postasında; içinde oturmadığı kendi adına kayıtlı konutundan kira geliri elde edip etmediğini belirtmemiş. Eğer konutu boşta ise kira geliri elde etmiyorsa emlak vergisi ödenmesi gerekmiyor. Ancak eğer bu konutundan kira geliri elde ediyorsa emlak vergisinin de ödenmesi gerekiyor.

İNDİRİMLİ ORAN

Kendi adına tapuda kayıtlı tek konutunu kiraya verip, kendisi de başka bir konuta kira ödeyen mülk sahipleri için de emlak vergisi muafiyeti yine uygulanabilir. (Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı, 14 Mart 2012 tarih ve 358 sayılı özelge) Emeklinin, kendi tek evini kiraya verip eşine, oğluna ya da kızına ait evde oturduğu durumda ise indirimli emlak vergisi avantajından yararlanılamıyor. Eşinin görevinden dolayı lojmanda oturan ve kendi adına olan konutundan kira geliri elde etmeyenler de bu tek konutları için emlak vergisi avantajından yararlanabilir. (Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı, 21 Mart 2011 tarih ve 20-25-19 no.lu özelge).

EŞİNDEN AYLIĞI OLANLAR

Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alınan emekli maaşının yanı sıra eşten dolayı da ölüm aylığı alanlar, yasada belirtilen diğer şartları da taşıyorsa sıfır oranlı emlak vergisi avantajından yararlanabilir. (İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı 17 Temmuz 2012 tarih ve 686 sayılı özelge.)

ARSA AYRINTISI

Konutu olup ayrıca -gelir elde etmediği- arazisi de olan emekli, 200 metrekareyi geçmeyen tek konutu için emlak vergisi avantajından yararlanabilir. Mülk sahiplerinin gelir getirmeyen işyeri, arsa ve araziye sahip olmaları, indirimli vergi oranından yararlanmalarına engel teşkil etmiyor. (Gelir İdaresi Başkanlığı, 23 Mart 2011 tarih ve 032-52 sayılı özelge)

ÇALIŞMAYA BAŞLAYANLAR

Yazının Devamını Oku

Sanayici işyerini kiralarsa vergi avantajı kayboluyor mu?

Dün; konutlarda emlak vergisi avantajından kimlerin yararlanabileceğini ele almıştık...

Konutlar dışında bazı işyerleri için de emlak vergisi muafiyeti tanınmış durumda... Organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerinde yer alan binalar daimi bina vergisi muafiyetine tabi. (Emlak Vergisi Kanunu Md.4/m.) Ancak sanayiciler söz konusu gayrimenkullerini eğer kiraya vermişlerse vergi avantajı ortadan kalkıyor, emlak vergisinin ödenmesi gerekiyor. Mülk sahibi olan işletmenin; herhangi bir kiracı yerine, taşınmazı aynı ortaklık yapısına sahip grup/aile şirketlerine kiraya vermiş olması da durumu değiştirmiyor yine emlak vergisinin ödenmesi gerekiyor.

KONUT OLARAK KAYITLIYSA

İşyerleri için, mülkün rayiç değeri üzerinden büyükşehir olan iller için binde 4, diğer illerde binde 2 oranında ilçe belediyelerine ödeme yapılıyor.

Sahibi olduğu ve ikamet ettiği konutun bir kısmını işyeri olarak kullanmaya başlayanların da yüksek orandan emlak vergisini ödemesi gerekiyor. Emlak Vergisi; önceden konut olarak binde 1 (büyükşehirlerde binde 2) oranında ödenirken, artık işyeri olarak binde 2 (büyükşehirlerde binde 4) oranından verginin ödemesi gerekiyor.

Konutun yalnızca bir kısmı iş yeri olarak kullanılmaya başlansa da, belediyeye bildirimde de bulunularak artık işyerinin tabi olduğu orandan (izleyen yıldan itibaren) vergi ödenmesi gerekiyor.

ÖDEME ORANI NE OLACAK?

Tapuda işyeri olarak kayıtlı olan bir taşınmaz fiilen konut olarak da kullanılıyor olabilir. Bu durumda da iki kat fazla emlak vergisi ödenmiş oluyor. Yüksek oranlı emlak vergisi ödemek yerine ilgili belediyeye başvurarak, fiilen konut olarak kullanılan mülkler için düşük oranlı (konut) emlak vergisi ödenebilir ( İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı,  14 Kasım 2017 tarih ve 455314 sayılı özelge)

ZİRAİ ÜRETİME MUAFİYET

Yazının Devamını Oku

Emlak vergisinden kimler muaf?

Geçen hafta emlak vergisi ödeyecek mülk sahipleri için, hangi değer ve hangi oran üzerinden verginin ödeneceğini ele almıştık.

Diğer yandan emlak vergisinden muaf olanlar, vergi ödemeyecek olanlar da var.

Bugünden itibaren üç gün boyunca sıfır oranlı vergi avantajından kimlerin yararlanabileceğini, vergi muafiyetinin püf noktalarını okurlarımızdan gelen sorular çerçevesinde açıklıyoruz.

Mülk sahipleri normalde emlak vergisini gayrimenkulün kayıtlı olduğu belediyeye iki taksitte ödüyorlar.

İlk taksit mart ayından mayıs sonuna kadar, ikinci taksit kasım sonuna kadar ödenebiliyor.

Süresinde ödenmeyen emlak vergisi için yüzde 1.6 oranında gecikme zammı hesaplanıyor.

SIFIR ORANLI

Şimdi vergi muafiyetinin püf noktalarını, hangi koşullarda muafiyetten yararlanılabileceğini sırasıyla açıklayalım.

Yazının Devamını Oku

Emlak vergisi hangi değer üzerinden ödenecek

En son 2017’de mülklerin emlak vergi değerleri belirlenmişti 2018 için. 2019, 2020 ve 2021 içinse; bir önceki yılın değerinin üzerine yeniden değerleme oranı (yarısı) dikkate alınarak mülklerin emlak vergi değeri otomatik olarak belirlenmişti. Takdir komisyonları vasıtasıyla; mülklerin arsa metrekare değeri belirleniyor. Arsa değerinin üzerine inşaat maliyeti de eklenerek emlak vergi değeri oluşuyor. Komisyonlarda; belediyeden, Maliye’den, tapu müdürlüğünden, ticaret odasından, muhtarlıklardan üyeler bulunuyor.

Şimdi bu yıl haziran sonuna kadar, 2022 için arsa değerleme işlemi yapılıp ilan edilecek. 2023, 2024 ve 2025 için bu (2022 için) belirlenen değerin üzerine yeniden değerleme oranı dikkate alınarak artırım uygulanacak ve sonraki üç yılın emlak vergi değeri otomatik olarak belirlenmiş olacak. Belirlenecek bu rayiç değerler (vergi matrahları) üzerinden emlak vergisi oranları uygulanarak mülk sahipleri emlak vergisini ödüyorlar. Konutlarda rayiç değerin binde 1’i, işyerlerinde rayiç değerin binde 2’si oranında emlak vergisi hesaplanıyor. Büyükşehirlerde vergi oranları iki kat artırımlı uygulanıyor.

SON TARİH 31 MAYIS

2021 yılına ait emlak vergisinin ödeme dönemi de başladı. Mart ayında başlayan ilk taksit ödeme süresi için son tarih 31 Mayıs. Mülklerin geçen yılki değerlerinin, üzerine yüzde 4,55’lik oranda artırım uygulandığında 2021 yılının rayiç değeri bulunuyor. (2020 yılı yeniden değerleme oranı olan % 9,11’in yarısı %4,555) Emlak vergi değerine (matraha) mülkün türüne göre geçerli oran (konutlarda binde 1, işyerlerinde binde 2) uygulanarak bu yılki ödenecek emlak vergisi hesaplanabilir. Emlak vergisinin ikinci taksiti ise kasım ayının sonuna kadar ödenebiliyor.

İNTERNETTEN ÖDEME İMKÂNI

Belediyelerin internet sitesinden kredi kartı ile ödeme imkânı da mevcut. 17 Mayıs’a kadar geçerli sokağa çıkma yasağının olduğu ‘tam kapanma’ sırasında da, bayram sonrasında da belediye veznelerine gitmeye gerek kalmadan emlak vergileri internetten ödenebilir.

KİMLER MUAF

Bazı konut sahipleri için emlak vergisinde sıfır oran dikkate alınıyor, vergi ödenmiyor. Muafiyet için en önemli kriter; mülk sahibinin tek bir konutunun olması ve bu konutunun brüt 200 metrekareyi aşmaması. Ayrıca mülk sahibinin gelir elde etmiyor olması da diğer bir kriter. (İşsizler, ev hanımları...) Emekli maaşı dışında gelir yoksa yine muafiyetten yararlanılabiliyor. Engelliler, şehit yakınları ve gaziler de tek konut muafiyetinden yararlanabiliyor. Bazı işyerleri için de emlak vergisi muafiyeti var. Organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerinde yer alan binalar daimi bina vergisi muafiyetine tabi. Muafiyetin uygulanması sırasında bazı özellikli durumlarda mülk sahipleri tereddütler yaşayabiliyor. Emlak vergisi muafiyetine ilişkin merak edilen konuları sonraki yazılarımızda ayrıntılı olarak ayrıca ele alacağız.

Yazının Devamını Oku

Bağışlarda vergi avantajı

Ramazan ayı; yardımlaşma, paylaşma düşüncesinde olanlar için fırsat olarak görülür.

Karşılık beklenmeksizin yapılan bu erdemli davranışı devlet de teşvik ediyor. Vergi avantajı sağlıyor... Şirketlerin yaptığı bağışlar da, şahısların yaptığı bağışlar da, her ikisi de vergi hesabında indirim olarak dikkate alınabiliyor. Şahsen beyanname verenlerin gelir türleri farklı olabilir: Kira geliri, ücret geliri, gayrimenkul satış kazancı, kâr payı kazancı... Hangi kazanç türünün elde edildiğinin de önemi yok. Eğer beyanname veriliyorsa, vergiye tabi gelir de varsa, bağışlar da indirim konusu yapılabiliyor. Ancak bağış yapılan kuruma göre değişen veya bağış yapanın kazanç durumuna göre değişen yasal kriterler de var.

TAMAMI DÜŞÜLEBİLİR

Şirketler kurumlar vergisi beyannamesindeki, şahıslar gelir vergisi beyannamesindeki vergiye tabi gelirlerinden Kızılay’a ve Yeşilay’a yaptıkları nakdi bağışların tamamını herhangi bir oran veya tutar sınırı olmaksızın indirebiliyorlar. (Gelir Vergisi Kanunu Md. 89 ve Kurumlar Vergisi Kanunu Md.10) Kızılay ve Yeşilay’a makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış ve yardımların tamamı beyan edilen kazançtan (matrahtan) indirilebiliyor.

YÜZDE 5 SINIRI

Kamu kuruluşlarına ve vergi muafiyeti tanınmış vakıflara yapılan bağışlar, vergiye tabi kazancın yüzde 5’ine kadar yapıldığında vergi matrahından düşülebiliyor. Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler ile kamu yararına çalışan dernekler ve Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara, yıllık toplamı beyan edilecek gelirin yüzde 5’ini aşmamak üzere, makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımlar kazançtan indirilebiliyor.

RAMAZAN ERZAKLARI

Ramazan’a özel diyebileceğimiz bir uygulama da çalışanlara erzak teslimi... İşletmeler, kendi çalışanlarına da Ramazan ayında özellikle gıda yardımı, erzak kolisi yardımında bulunabiliyor. Bu kez yardım yapan işletmelerin vergi ödemesi gerekiyor yalnız. Erzak bedellerinin ücret gibi görülüp bordroya dahil edilmesi dolayısıyla üzerinden gelir vergisi ve damga vergisinin hesaplanıp ödenmesi gerekiyor. Söz konusu vergilerin hesaplanmasından sonra ücret gideri olarak işletmenin kazancından erzak tutarı düşülebiliyor.

MATBAACILARIN HATTATLARLA ORTAK KADERİ

Yazının Devamını Oku

Hangi vergi suçlarında hapis cezası var?

Vergi Usul Kanunu’nda (VUK) kaçakçılık suçlarını işleyenler için ‘hapis cezası’ öngörülüyor. (Md.359)

Hapis cezasına muhatap olan suçlular aynı zamanda (varsa) vergi kaybının üç katı tutarında parasal vergi ziyaı (kaybı) cezasına da muhatap olurlar. (VUK Md.344) Geçen cuma meclise sunulan yasa teklifiyle ‘kaçakçılık suçları’ kapsamına ilaveler (VUK 359/ç) yapılıyor. Yeni tanımlanan kaçakçılar: Yetkisiz olarak yazarkasa (Ödeme kaydedici cihaz) mührünü kaldıranlar, donanım ve yazılımını değiştiren kişiler... Elektronik mali bilgileri sabote eden kişiler... Teklifle; kamu kurumlarına iletilmesi gereken verilerin iletilmesini önleyen veya gerçeğe aykırı olarak iletilmesine neden olanlar, elektronik kontrol ve denetim sistemlerine zarar verenler tarif ediliyor ve sayılan kural ihlalleri için üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

SAVCILIĞA BİLDİRİM

Yeni tanımlanan kaçakçılık suçu (VUK 359/ç) için sayılan işlemlerin inceleme sırasında tespiti halinde incelemenin tamamlanması beklenmeksizin, Vergi Müfettişleri (ve Yardımcıları) tarafından bu tespitlere ilişkin rapor düzenlenmesi ve rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla birlikte keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi öngörülüyor. İnceleme dışında suçun işlendiğinin öğrenilmesi halinde de incelemeye başlanmadan savcılığa bildirilmesi gerektiği belirtiliyor. Kamu davasının açılması için incelemenin tamamlanması şartını da aramayan yeni düzenleme ise VUK 367.nci maddeye ilave ediliyor. 

3 FARKLI CEZA VAR

Kaçakçılık suçlarını işleyenler için yasada işlemin türüne göre üç farklı hapis cezası öngörülüyor. işte o cezelar:

1- 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası

* Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,

* Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (VUK Md. 359/a)

Yazının Devamını Oku

Dolandırıcılar için pandemi fırsat mı?

Sanki çok sık ‘dolandırıcılık’ haberi okuyoruz son zamanlarda...

Çalıştıkları işyerlerini milyonlarca liralık tutarda dolandıran kişiler... Otomotiv şirketinde, meşhur dönercide ve son olarak Türkiye Binicilik Federasyonu’nda (TBF) yaşanan yolsuzluklar...İşletmelerde; görevi gereği kendine duyulan güveni kötüye kullananlar, suiistimal edenler... Suistimalle; dolandırıcılar kendilerine haksız kazanç sağlarken, çalıştıkları işyerleri ise yüklü zararlara maruz kalıyorlar. Genellikle de çok sonradan fark edilebiliyor aylar-yıllar sürmüş zimmete geçirme işlemleri. Peş peşe bu haberlerle karşılaşınca otomatik olarak, dolandırıcılar için “pandemi de bir ‘fırsat’ olarak mı görülüyor acaba?” sorusu akla geliyor.

KONTROL ZAFİYETLERİ

Suiistimalcinin harekete geçmesi için ‘suistimal üçgeni’ olarak tanımlanan koşulların olgunlaşması da gerekiyor. Üçgenin bir kenarında ‘fırsat’ var, diğer iki kenarında ise rasyonalizasyon (kendince haklı neden bulma) ve motivasyon (haksız da olsa ek kazanç ihtiyacı) var. İşletmelerin iç kontrol sistemlerindeki zafiyetler, uzun süre fark edilmeyen dolandırıcılıklara neden oluyor. Diğer yandan iç kontrol sistemleri etkinse bile pandemi kaynaklı değişimlere göre sistemin gözden geçirilmesi de gerekiyor. Salgınla birlikte; hemen her işletmede iş yapış şekilleri değişti, birçok işletme uzaktan çalışma modelini devreye aldı. Dolayısıyla işletmelerde daha önce devrede olan kontrol yöntemleri (iç ve dış mutabakatlar, onay süreçleri, ödeme ve tahsilat prosedürleri…) zayıflamış veya devre dışı kalmış olabilir...Diğer yandan tersten de bakılabilir... Belki de pandemi öncesi eski iş yapış şekline göre suiistimalcinin gizleyebildiği işlemler, artık gizlenemez hale gelmiş de olabilir. Suiistimal riskleri; işletmelere, sektörlere, iş yapış şekillerine göre farklılık gösterdiğinden her işletme iç kontrol sistemlerini kendi içinde ayrıca değerlendirmelidir.

HER İŞLETME İÇİN GEÇERLİ RİSKLER

Tabi ki her işletmenin iş yapış şekli, sektörü, iç kontrol sisteminin etkinliği birbiriyle farklılık gösterdiğinden suiistimal risklerinin ele alınması da farklılık gösterecektir. Ancak her işletme için şunu söyleyebiliriz: Tüm işletmeler müşterilerinden tahsilat yapar, tüm işletmeler tedarikçilerine ödeme yapar. Dolayısıyla her işletme için; müşterilerden gelen tahsilatların, fiziken satışı yapılan mal/hizmetin bedeline uygunluğunun kontrolünün sağlanmış olması gerekir. Her işletme için tedarikçiye yapılan ödemelerin, fiziken temin edilen mal/hizmete göre uyumunun kontrolü sağlanmış olmalıdır. Her işletmenin müşteri cephesinin de, tedarikçi cephesinin de (önceden belirlenmiş) kriterlere uygun işleyip işlemediğinin belirli aralıklarla teste tabi tutulması gerekir. (Test işlemleri sırasında da teknolojik yeniliklerden de yararlanarak; cari hesaplar, birim fiyat, vade, iskonto, miktar, tahsilat yöntemi, ilgili satış/satınalma sözleşmeleri, onay süreçleri gözden geçirilecektir.)

BELLİ ARALIKLARLA İZLEME

Her işletme için müşteri (tahsilat) ve tedarikçi (ödeme) cephesi dışında ortak olan daha düşük hacimli sayılabilecek süreçler de var...Her işletmede; çalışanlara maaş ödenir, sözleşme kaynaklı (kira, bakım onarım vb.) ödemeler gerçekleşir, varsa varlık alımında ödeme, varlık satışında tahsilat gerçekleşir. Sayılan olağan ve olağandışı tahsilat-ödeme süreç ve işlemlerinin belirlenmiş onay ve prosedürler sonrası, kontrole tabi olduktan sonra ancak gerçekleştirilebileceğinin belirli aralıklarla izlenmesi durumunda riskler minimize edilebilir.

KURUMLAR VERGİSİ ORANI YÜZDE 25 OLUYOR

Yazının Devamını Oku

İşyerleri çalışanlara aşıyı zorunlu tutabilir mi?

Google ve Amazon aşı olan çalışanlarını işyerine geri çağırıyor.

Salgının başlarında evden çalışma modeline geçen ofis çalışanlarını tekrar işyerlerine çağırıyor. Google ve Amazon’da COVID-19 aşılama çalışmalarının hız kazanması üzerine bu kararı almışlar... Ülkemizde de çok sayıda ofis çalışanı son bir yılda evden çalışma modeline geçiş yaptı. Diğer yandan Çin’de üretilen aşıdan sonra Almanya’da üretilen aşı da risk gruplarına göre öncelik belirlenerek uygulanmaya başladı. Haliyle birçok işletmede artık şu sorunun cevabı merak ediliyor: Şirketler ofise çağırdıkları çalışanlar için aşıyı zorunlu tutabilir mi? Veya işyerleri çalışanlarının aşı olmasını zorunlu tutabilir mi?’

YASAL DÜZENLEME

İş Başmüfettişi Şahin Türk bu soruyu ilgili mevzuat açısından değerlendirdi ve sonucunda “Yeni koronavirüs (COVID-19) hastalığı nedeniyle bu aşamada aşının zorunlu olarak yapılamayacağını bunun için yasal düzenlemenin gerekli olduğunu” belirtti. (Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, Ocak 2021, Sayı:205) Başmüfettiş Şahin Türk, değerlendirmesinde Anayasa’ya ve Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na atıfta bulunuyor:

* Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı başlıklı 17 nci maddesinde “...Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı...”

* 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda (57 nci madde) sayılan hastalıklardan birinin ortaya çıkması veya ortaya çıkmasından şüphelenilmesi halinde hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tedbirinin uygulanacağını belirtiyor.

Şahin Türk; Hıfzıssıhha Kanunu’nun 57.nci maddesinde belirtilen hastalıkları da; Kolera, Veba, Dizanteri, Difteri vb. sayıyor ve bunların arasında koronavirüs sayılmadığından, yeni yasal düzenleme yapılmadan ‘çalışanlara zorunlu aşı yaptırılamayacağını’ belirtiyor.

HAMMADEDE KDV YÜKÜ

Normalde aşıların ve ilaçların teslimi sırasında yüzde 8 oranında da KDV hesaplanıyor. COVID-19 aşısı içinse KDV oranı yıl sonuna kadar yüzde 1 olarak belirlendi. (23.12.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 3318 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı) Diğer yandan ülkemizde aşı üretimine yönelik yoğun faaliyetlerin yürütüldüğü de biliniyor. Dolayısıyla ülkemizde aşı üretecek, hammaddesini farklı tedarikçilerden temin edecek işletmeler, aşıyı teslim ederken yüzde 1 oranında KDV hesaplarken, hammadde-etken madde alışlarında yüzde 8 oranında KDV ödeyecekler. Bu 7 puanlık KDV-finansman yükü de üreticilerin üzerlerinde kalacak. COVID-19 aşısının ithali için yüzde 1 KDV ödenirken, aşının hammaddesi için yüzde 8 oranında KDV ödenmesi yurtiçindeki üretici için ilave yük demektir.

Yazının Devamını Oku

2020 gelirlerinin beyanı için son günler

Yarın son gün. Geçen yıl beyana tabi gelir elde eden kişiler, halen beyanlarını vergi dairesine vermemişlerse artık süre azaldı.

Kira gelirlerini, gayrimenkul satış gelirlerini, kâr payı gelirlerini ve ücret gelirlerini mart ayının ilk günlerinden itibaren ayrıntılı olarak ele almıştık. Faiz gelirleri ve hisse satış gelirlerinin beyanına ilişkin kritik noktaları da bugün açıklıyoruz.

BORSA DIŞI SATIŞLAR

Geçen yıl hissesini satıp beyana tabi değer artış kazancı elde edenlerin, mart ayı içinde beyanname verip iki taksitte (mart ve temmuz aylarında) hesaplanan vergilerini ödemeleri gerekiyor. Şirketteki hissesini satan ortak; eğer anonim şirket ortağıysa ve ortaklık süresi iki yılı da geçmişse, kazancın büyüklüğü ne kadar olursa olsun, bu kişilerin vergi ödemesi gerekmiyor. Bu vergi avantajından yararlanabilmek için kritik bir nokta var; ‘en az iki yıllık ortaklık süresi boyunca pay sahiplerinin ellerinde hisse senetlerinin de basılı olarak bulunmuş olması’ gerekiyor.

LİMİTEDDE AVANTAJ YOK

Şirketin ortaklar pay defterinde; ortak olarak kayıtlı kalınmış olunsa da, vergi avantajından yararlanmak için hisse senetinin bastırılıp ortağa verilmiş olması gerekiyor. Şirket yönetimi eğer ortaklara hisse senetlerini basarak teslim etmemişse, fiilen iki yıldan fazla ortak olarak kalınmış olsa da vergi avantajından yararlanılamıyor. Limited şirket ortakları için; iki yıl ortak olarak kalmanın herhangi bir avantajı yok. Limited şirket haklarını devreden ortaklar iki yıldan fazla süre ortak olarak kalsalar da her durumda elde ettikleri kazanç üzerinden beyanname vermeleri gerekiyor.

BİST’DE İŞLEM GÖRENLER

Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar için beyanname verme zorunluluğu yok. Dolayısıyla, vergi ödenmesi de gerekmiyor. Normalde stopaja tabi olmasına rağmen stopaj oranı sıfır olarak belirlendiğinden kesinti yoluyla da vergi ödenmesi gerekmiyor. (Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı -MKYO- hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar yüzde 10 oranında stopaja tabi. 1 yıldan daha fazla elde tutulduktan sonra satılmasından elde edilen kazançlar stopaja tabi değil.)

YURTİÇİ FAİZ GELİRLERİ

Yazının Devamını Oku

CEO’lar üzülecek mi, sevinecek mi?

Öteden beri kuraldır: Ne kadar yüksek maaş alırsa alsın; ücretli çalışanlar, CEO da olsa beyanname vermez, bizzat vergi ödemez. 

Tek bir işyerinden maaş alan tüm ücretlilerin vergisel hesapları işverenlerince yapılır. Bordroda hesaplanan vergileri işverenlerince Maliye’ye ödenir. Çalışanlar ne kadar çok kazansa da tek bir işverenden maaş aldıkları sürece beyanname vermelerine gerek yoktur. Şimdi kural değişti. Bu yıl ilk defa; birçok CEO da, yüksek ücretli yöneticiler de, beyanname verecekler. Tek işverenden alınan ücretler için kriter 600 bin lira. Bu tutarın üzerinde yıllık gelir (matrah) elde edenler mart (haftaya çarşamba günü) sonuna kadar beyanname vermek zorunda.

Konuya yabancı olan birçok yönetici ‘Peki ne kadar vergi ödemem gerekecek?’ diyecektir. Enteresan olan beyanname verecek çok sayıda yönetici, beyanname vermesine rağmen vergi ödemeyecek, bilakis devletten vergi iadesi alacak.

OTOMATİK SİSTEM 

İade almak için, beyanname doldurmak için, biraz zaman ayrılması gerekiyor yalnız. CEO’lar; çocuklarının okul faturalarını, varsa hastane faturalarını, beyannamenin ilgili satırlarına yazdıklarında beyannamenin en alt satırlarında sistem otomatik olarak ne kadar iade alınabileceğini de hesaplıyor. Dolayısıyla beyanname verecek CEO’lar, ‘iş yoğunluğunun arasında bir de beyanname mi dolduracağım’ diyerek ilk başta üzülürken, aslında vergi ödemeyip üste vergi iadesi alacaklarını gördüklerinde ise bu kez sevineceklerdir.

ÜCRET GELİRİ 

Beyanname doldurulurken; eğitim-sağlık masraflarından önce ücret gelirlerinin yazılması gerekiyor. Geçen yılki ücret bordrolarında yer alan toplam brüt ücretin, kesilen sigorta primlerinin ve stopaj-vergi tutarlarının öncelikle yazılması gerekiyor. Bu bilgileri de pek tabi yöneticisi oldukları şirketlerin insan kaynakları-personel departmanlarından edineceklerdir. Sonra okul faturalarının ve hastane faturalarının üzerlerinde yazan bilgilerin (kimden alındığı, tarihi, numarası, tutarı vb.) beyannameye yazılması gerekiyor. Özel sağlık ve hayat sigorta primleri de sınırlar dahilinde beyannamenin ‘indirimler‘ satırlarına yazılabiliyor. Aynı şekilde; 2020 yılı içinde yapılan bağışlar da beyannamenin indirimler satırına yazılabiliyor.

Eğer internetten beyanname dolduruluyorsa ‘indirimler’ satırlarına yazılan harcamalar toplamı otomatikman ücret gelirinden düşülüyor. Hatta iade edilecek gelir vergisi de otomatikman hesaplanıyor.

MASRAFLARIN SINIRLARI

Yazının Devamını Oku

Gayrimenkulün satış değeri vergiyi nasıl etkiliyor?

1 milyon liraya satılan gayrimenkul için 40 bin lira tapu harcı ödenmesi gerekiyor.

Yüzde 2‘si (20 bin lira) alıcı tarafından, yüzde 2’si (20 bin lira) satıcı tarafından ödenmesi gerekiyor. Alıcı ve satıcı daha düşük tapu harcı ödemek için, evin değerini ‘emlak vergi değerinden’ gösterebiliyor. Gerçekte 1 milyon liraya el sıkışan alıcı ve satıcı; tapuda emlak vergi değeri (misal; 300 bin lira) üzerinden satış işlemini yaptıklarında, toplam 12 bin lira toplam tapu harcı ödemiş olurlar. Alıcı da satıcı da; 20’şer bin lira ödemek yerine 6’şar bin lira ödemiş olurlar.

TASARRUFLU İPTAL DAVASI

Çok kârlı gibi görünen bu yasadışı işlemin çok sayıda riski var tabi ki. Geçtiğimiz pazar günü Hürriyet’te yer alan haberde de bahsediliyordu. ‘Gerçek satış değeri’ üzerinden değil, ‘emlak vergi değeri’ üzerinden satış işlemi yapılan ve düşük tapu harcı ödenen evi şimdi banka satışa çıkarıyormuş. Düşük değerden gösterilerek işlem yapılan gayrimenkulü alan kişinin ev üzerindeki hakları elinden alıyor yani. Mahkeme; evi satan kişinin ‘mal kaçırma’ amacıyla bu satış işlemini yaptığını ve bu işlemin ‘gerçek satış’ olmadığına hükmetmiş. Satıcının bankalara olan borcundan dolayı, bankaların açtığı ‘tasarrufu iptal’ davası sonucu mahkeme bu kararı vermiş.

VERGİSEL RİSKLER

Tapu harcının düşük ödendiğinin tespitinde harç cezalı olarak kişilerden (yüzde 25 fazlasıyla) tahsil edilir. Ayrıca; özellikle alıcı için geleceğe yönelik başka riskler de taşır bu işlem. 1 milyon liralık konutu ‘300 bin liraya aldım’ diyen vatandaş, aldığı bu konutu (beş yıl içinde) satmak istediğinde kendisine olması gerekenden daha yüksek gelir vergisi çıkar.

Çünkü alış değeri düşük göründüğünden, gerçek değerden (misal, 1 milyon 200 bin lira) yeni satış yapıldığında satıştan elde ettiği kazanç ve dolayısıyla gelir vergisi de yüksek çıkacaktır. 1 milyon liraya aldığı konutu, 1 milyon 200 bin liraya satan vatandaş için normalde 200 bin lira (1.200.000-1.000.000) kazanç üzerinden vergi hesaplanması gerekirken, düşük gösterilen alış değerinden dolayı 900 bin lira (1.200.000-300.000) kazanç üzerinden vergi hesaplanması gerekecektir.  

ÖNÜNE GEÇİLEBİLİR

Tapuda alım satım işlemi yapan vatandaşların; Maliye’nin, bankalardan, tapu dairelerinden, belediyelerden düzenli veri sağlayarak, ‘işlemlerin gerçek değerleri ile kayıtlara geçen değerleri arasındaki farkların’ tespitine yönelik analizler gerçekleştirdiğini de bilmeleri gerekir. Diğer yandan; mevzuatta değişiklik yapılarak tapu harcı oranının düşürülmesiyle de ‘düşük değer gösterilen devir işlemlerinin’ önüne geçilebilir. Kayıt dışıyla mücadelede mesafe kat edilir.

Yazının Devamını Oku

Bazı patronlar vergi iadesi alacak

Geçen yıl, ortağı olduğu şirketten kâr payı alan patronlar şimdi mart ayı içinde şahsen beyanname verecekler.

Şirketler ortaklarına kar dağıtırken yüzde 15 oranında da Maliye’ye stopaj-vergi ödüyorlar. Şirketlerin geçen yıl dağıttıkları kar üzerinden ödedikleri vergiyi, patronlar bu yıl beyannamelerinde mahsup edebilecekler. Eğer şirketin ödediği stopaj tutarı, beyannamedeki hesaplanan vergiden daha yüksek çıkıyorsa aradaki fark patrona vergi iadesi olarak ödenecek.

İADE NE KADAR

Tabloda hangi kâr payı tutarı için ne kadar vergi iadesi çıktığı görülebilir. Örneğin geçen yıl 250 bin lira kâr payı alan bir şirket ortağı için ilk başta 29 bin 620 lira vergi hesaplanır. Şirketin yıl içinde ödediği stopaj tutarı (37 bin 500 lira) mahsup edildiğinde ise aradaki fark olan 7 bin 880 lira patrona iade edilir.

HEPSİ ALAMIYOR

Tüm patronlara vergi iadesi çıkmıyor. Çünkü kâr payı tutarı arttıkça vergi oranı ve dolayısıyla hesaplanacak vergi artacağından, yıl içi ödenen stopaj tutarı, hesaplanan verginin altında kalabiliyor. Yine şirketin ödediği stopaj tutarı hesaplanan vergiden mahsup ediliyor ancak vergi iadesi alma imkânı ortadan kalkıyor, patronların bizzat vergi ödemeleri gerekiyor. Brüt kâr payı tutarı 565 bin 200 liraya (net: 480 bin 420 liraya) kadar vergi iadesi ödenmesi söz konusu. Brüt kar payı tutarı 565 bin 200 lirayı geçtikten sonra ortağın artık vergi ödemesi gerekiyor. Tablodan görülebilir; 1 milyon lira kâr payı alan şirket ortağının, 10 bin 870 lira vergi ödemesi gerekiyor. Her ne kadar 1 milyon liralık dağıttığı kar için yıl içinde stopaj olarak 150 bin lira ödenmiş olsa da, bu tutar patronun beyannamesinde yer alacak hesaplanan vergiden (160 bin 870)  mahsup edilebilse de, stopaj tutarı, hesaplanan vergiden düşük olduğundan aradaki farkın (10 bin 870 lira) Maliye’ye ödenmesi gerekecek.

HANGİ PATRONLAR BEYANNAME VERMEYECEK?
ELDE ettiği kar payı tutarı brüt-stopaj dahil 98 bin liranın (Net: 83 bin 300) altında olan patronların beyanname vermesi gerekmiyor. Stopaj yapılmadan önceki brüt kâr payı gelirinin yarısı, (varsa tevkif suretiyle vergilendirilmiş diğer menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile birlikte) 49 bin lirayı geçiyorsa şahsen gelir vergisi beyannamesi verilmesi gerekiyor.Yurtdışındaki şirketlerden elde edilen kâr payları için koşullar farklı... 2020 için yıllık 2 bin 600 liralık beyan sınırı geçerli. 2 bin 600 liradan fazla kâr payı elde edenler, kâr payının tamamını beyan etmek zorundalar.

SINIRLAMADA SÜRE DOLDU

Yazının Devamını Oku

10 maddede internetten beyanname doldurma

Kira geliri elde eden mülk sahiplerinin hem beyannamesini internetten doldurmaları, hem vergi ödemesini internetten yaparak tüm işlemleri evden çıkmadan sonuçlandırması için yol haritasını hazırladık.

YAZI dizimizin son gününde Maliye’ye beyannamenin nasıl verileceğini ele alıyoruz. İnternetten beyanname göndermenin adımlarını açıklamadan önce diğer beyanname verme yöntemlerinden bahsedelim önce… 31 Mart akşamına kadar bizzat vergi dairesine gidilerek beyannameler elden verilebilir. Kira geliri elde edenler, ikametgâhlarının bulunduğu yerdeki vergi dairesine beyannamelerini verecekler. Elektronik beyanname gönderme aracılık yetkisi almış mali müşavirler aracılığıyla da beyanname gönderilebilir. Posta ile de vergi dairesine beyanname gönderilebilir. Hangi posta türü ile gönderimin yapıldığı; ‘süresinde beyanname verme açısından’ kritik öneme sahip… Eğer normal (adi) posta ile gönderiliyorsa postaya veriliş tarihi değil, vergi dairesine postanın ulaştığı tarih vergi dairesi tarafından dikkate alınıyor. Taahhütlü postadaysa postaya veriliş tarihi dikkate alınıyor.

İŞTE ADIM ADIM SÜREÇ

Kira geliri (gayrimenkul sermeye iradı) elde eden bir mülk sahibi aşağıdaki adımları izleyerek hem beyannamesini internetten doldurabilir hem vergi ödemesini de internetten yaparak tüm işlemleri evden çıkmadan sonuçlandırabilir. Beyana tabi; ücret, kâr payı, gayrimenkul satış kazancı, yurt dışı faiz geliri elde edenler de aşağıdaki adımlarla ‘Hazır Beyan Sistemine’ giriş yaptıktan sonra gelirlerini ilgili satırlara yazarak, ödeme dâhil tüm yükümlülüklerini, Hazır Beyan sisteminden evden çıkmadan internetten yerine getirebilirler.

1- ‘gib.gov.tr’ internet adresinden ‘Hızlı Erişim’ başlığı altında ‘Hazır Beyan’ tıklanıyor. (‘Hızlı Erişim/Hazır Beyan’ seçeneğinin üzerine gelindiğinde Kira, Ücret, Menkul Sermaye İradı, Diğer Kazanç ve İratlar olarak görünen 4 seçenekten “Kira” seçiliyor.)

 

 

2- ‘Sisteme Giriş’ tıklanıyor.

 

Yazının Devamını Oku

Okul faturaları kira gelirinden düşülebilir mi?

Özel okullar ya da sağlık sigortası için ödenen tutarlar yasada yer alan sınırlar dahilinde kira gelirinden düşülebiliyor. Bu ödemeleri gelirden düşmek için gerçek gider yönteminin seçilip seçilmediğinin de bir önemi yok. Çünkü bu harcamalar, beyannamede ‘gider’ olarak değil ‘indirim’ olarak dikkate alınıyor.

Nihal Hanım, geçen yıl iki farklı konut üzerinden birisi kendisine ait, diğeri hisseli olarak toplam 34 bin 666 lira kira geliri elde etmiş. Çocuğunun özel okul masrafı olarak da (2020 yılı için) 13 bin 128 lira ödeme yapmış. Öncelikle “Okul masrafının tamamını gelirimden düşebilir miyim?” diyor e-postasında. Ayrıca 6 bin 665 lira da özel sağlık sigortası masrafı yaptığını, bunu nasıl beyannamede göstereceğini soruyor… Her iki sorunun cevabı da aşağıdaki tabloda yer alıyor…

İNDİRİM SAYILIYOR

Ancak zaman zaman karıştırılabilen bir konuyu özellikle açıklamak istiyorum. Okul harcamalarını da, sigorta harcamalarını da gelirden düşmek için gerçek gider yönteminin seçilip seçilmediğinin bir önemi yok. Çünkü bu harcamalar, beyannamede ‘gider’ olarak değil ‘indirim’ olarak dikkate alınacak. Nihal Hanım e-postasında ‘gerçek gider’ yöntemini seçeceğinden de bahsettiğinden bu konunun altını çiziyorum. Nihal Hanım’ın özel okula ödediği bedel de sağlık sigortası için ödediği bedel de götürü gider seçilmiş olsa da ‘yasada yer alan sınırlar dahilinde’ kira gelirinden düşülebiliyor.

YÜZDE 10 VE 15 SINIRI

Çünkü bu harcamalar beyannamenin giderler bölümünde-satırında değil, indirimler satırında kira gelirinden düşülebiliyor.

Giderler de, özel okul, özel hastane ve özel sigorta masrafları da gelirden düşülebiliyor ama koşulları da farklı, beyannamede yer aldıkları bölümler-satırlar da farklı… Giderleri ayrıntılı olarak yazı dizimizin ilk iki gününde ele almıştık. Götürü gider için belge gerekmediğini, ‘gerçek gider’ kabul edilen masrafların hangileri olduğunu (emlak vergisi, tapu harcı, onarım vb. masraflar) açıklamıştık. Özel okullara, özel hastanelere, özel sağlık sigortalarına ödenen bedeller beyannamede ‘gider’ olarak değil ‘indirim’ olarak yer alabiliyor. Beyan edilecek gelirin (İstisna ve gider düşülmüş gelir) yüzde 10’u ve yüzde 15’i oranındaki sınırlara tabi… Eğitim ve sağlık harcamaları yüzde 10’la, sigorta poliçeleri yüzde 15’le sınırlı…

Yazının Devamını Oku

İşyeri kira gelirinde vergi hesabı değişti

İşyeri kira geliri elde edenlerde bu yıl vergi hesabı değişti. Bu yıl stopajdan daha az hesaplanan vergisi çıkan mülk sahiplerine ‘vergi iadesi’ yine yapılacak. Ancak stopaj oranının düşmesi nedeniyle, geçmiş yıllarda iade almış birçok mülk sahibi bu yıl ‘vergi iadesi’ alamayacak, vergi ödeyecek.

İŞYERİ kira geliri elde edenlerde bu yıl vergi hesabı değişti. İşyeri kira geliri elde eden çok sayıda mülk sahibi vergi ödemek bir yana Maliye’den ‘vergi iadesi’ alıyorlardı. Vergi iadesi almasının nedeni, kiracı işyerinin yıl içinde ödediği stopajın, mülk sahibinin beyannamesindeki hesaplanan vergiden yüksek olması. Aradaki fark mülk sahibine nakden iade ediliyordu. Bu yıl da; stopajdan daha az hesaplanan vergisi çıkan mülk sahiplerine ‘vergi iadesi’ yine yapılacak ancak stopaj oranının düşmesinden dolayı, geçmiş yıllarda iade almış birçok mülk sahibi bu yıl ‘vergi iadesi’ alamayacak, vergi ödeyecek.

İşyeri kiralarında stopaj oranı yüzde 20’den yüzde 10’a, 31 Temmuz 2020 tarihinden itibaren düşürülmüştü. İlk yedi ay boyunca kiracı işyerleri mülk sahiplerine ödedikleri net kira bedeline ilaveten Maliye’ye yüzde 20 oranında stopaj ödemişlerdi. (31 Temmuz 2020 tarihli Resmi Gazete, 2813 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı) 2020 sonuna kadar bu oran yüzde 10 olarak belirlendi. (Sonradan bu düşük stopaj oranının 31 Mayıs 2021 tarihine kadar uygulanmasına da karar verildi. 23 Aralık 2020 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanan 3319 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı)

KİRACI ÖDEYECEK

Stopaj oran değişikliğinin, mülk sahibinin net tahsil edilen kira bedelinde bir düşüşe neden olmadığını da ayrıca belirtelim. Çünkü kira sözleşmelerinde öncelikle ‘net kira bedeli’ belirtilir, bu net kiraya göre hesaplanan brüt kira üzerinden kiracının stopaj ödeme yükümlülüğü olduğu vurgulanır. Dolayısıyla mülk sahipleri açısından yalnızca, (kiracının yıl içinde ödediği) stopaj tutarı değişmiş oluyor. Stopaj tutarının daha düşük olması, hesaplanan vergiden mahsup edilecek-düşülecek tutarın da düşük olmasına yol açacak. Neticede kiracının ödediği stopajın düşmesi, kiracının avantajına olurken, mülk sahiplerinin birçoğunda vergi iadesi alamamasına neden olacaktır.

VERGİ İADESİ ALAMAYACAK

Stopaj oranlarının yıl içi değişimlerini dikkate alan tablodan mülk sahipleri kendi beyan durumlarını görebilir. Stopaj değişikliği yapılmasaydı vergi iadesi alabilecek çok sayıda mülk sahibi artık vergi iadesi alamayacak, vergi ödeyecek. Örneğin geçen yıl her ay için 5 bin lira iş yeri kira geliri tahsil eden bir mülk sahibi için; stopaj oranı değişmeden aynı kalsaydı 2 bin 318 lira vergi iadesi alabilecekti. Son beş ayda stopaj oranının yüzde 10’a düşmesinden dolayı kiracı iş yerinin daha az ödediği stopaj tutarı mülk sahibinin 358 lira vergi ödemesine yol açıyor. (Tabloda yer alan gelir vergisi hesaplamaları, yüzde 15 götürü gider dikkate alınarak hesaplanmıştır. Gerçek gider yöntemini seçen mülk sahipleri için hesaplamalar farklılık gösterecektir.)

Yazının Devamını Oku