GeriAhmet HAKAN Yükselen Atatürk sevgisi neden çok kıymetli?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yükselen Atatürk sevgisi neden çok kıymetli?

Atatürkçülük yapmanın geçer akçe olmadığı bir süreçte yükselmektedir Atatürk sevgisi... Bu nedenle kıymetlidir.

Çocukların, gençlerin angarya olarak gördüğü sıkıcı anma törenlerinin dar kalıplarını yıkarak yükselmektedir Atatürk sevgisi... Bu nedenle kıymetlidir.

*

Resmi ideolojinin yapay mı yapay pompalamalarıyla değil, halkın özgür iradesiyle yükselmektedir Atatürk sevgisi... Bu nedenle kıymetlidir.

*

Bir hakkı teslim duygusuyla, bir büyük şuurla, bir değerini tam olarak idrak etme yaklaşımıyla yükselmektedir Atatürk sevgisi... Bu nedenle kıymetlidir.

*

Çıkarsızca... Hesapsızca... Karşılık ummaksızın... Beklentisizce... Hatta ve hatta... Göze alarak... Yükselmektedir Atatürk sevgisi... Bu nedenle kıymetlidir.

DAYATMA OLMAMALI

RESMİ baskılara dayalı Atatürk sevgisi olgusundan kurtulduk çok şükür.

Ve ortaya toplumun şuurlu ve gönüllü sevgisi çıktı.

Hem de sel gibi akarak...

Yükselen Atatürk sevgisi neden çok kıymetli

Ama sel gibi akan toplumun da Atatürk sevgisini dayatmaması gerekir.

Bırakılsın...

Seven sever, sevmeyen sevmez.

*

Resmi baskılardan kurtulduktan sonra ortaya çıkan Atatürk sevgisi, nasıl kıymetli olduysa...

Toplum baskısının kırıntısının dahi söz konusu olmadığı bir ortamda belirecek olan Atatürk sevgisi de...

O derece kıymetli olacaktır.

*

Bırakalım da yaranma duygusundan, riyakârlıktan, samimiyetsizlikten arınmış bir Atatürk sevgisi ortaya çıksın.

SİREN/EZAN

SOSYAL medyada çok ama çok tehlikeli çirkinlikler sergileniyor.

*

Mesela...

Hadsizin teki, 10 Kasım’da çalınan iki dakikalık siren sesinden rahatsızlığını dile getirmiş...

Bir başka hadsiz ise bu hadsize karşı günde beş vakit okunan ezanı hatırlatarak cevap vermiş...

*

Nereden baksan şerefsizlik, nereden baksan dangalakça!

ÖLMEDEN ÖNCE GÖRMEK İSTEDİĞİM ŞEYLER

OSMANLI’yı Cumhuriyet’le dövüştürmeyen, Cumhuriyet’i de Osmanlı’yla dövüştürmeyen bir yaklaşım...

Ölmeden önce görür müyüm bunu acaba?

*

İçinde zerre kadar saygısızlık, zerre kadar nezaketsizlik, zerre kadar kabalık barındırmayan efendice bir Atatürk kritiği...

Ölmeden önce görür müyüm bunu acaba?

*

 “Atatürk’ün kıymetini anladım... Eskiden şöyle düşünüyordum, şimdi böyle düşünüyorum...” diyenleri “Ne güzel! Şahane” diye karşılamak...

Ölmeden önce görür müyüm bunu acaba?

*

Alparslan’ın, Osman Gazi’nin, Fatih’in, Kanuni’nin ve Atatürk’ün... Aslında tarihimiz içinde bir devamlılığı temsil ettiğinin bilincine varmak...

Ölmeden önce görür müyüm bunu acaba?

DİYANET’TEN ATATÜRK MESAJI

DİYANET İşleri Başkanlığı, 10 Kasım’da şu mesajı yayınladı:

*

“Cumhuriyetimizin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü dar-ı bekaya irtihalinin 81. yılında saygı ve rahmetle anıyor, vatanımızı işgal etmek isteyen düşman güçlere karşı istiklalini ve istikbalini koruyan aziz milletimizin her bir şehidini ve gazisini minnetle yâd ediyoruz”.

*

Çok memnun olarak, çok takdir ederek, çok beğenerek...

Şöyle demek istiyorum:

*

Madem böyle güzel, böyle yakışan, böyle vakur bir mesaj yayınlama kudret ve becerisine sahiptin.

Bu zamana kadar niye bekledin hey Diyanet!

BÜLENT ARINÇ’IN DAMADIYLA İLGİLİ İKİ ÇELİŞKİLİ KARAR

KARAR BİR: Arınç’ın damadı Ekrem Yeter’in yurtdışına çıkış yasağı kaldırıldı.

*

KARAR İKİ: Savcılık, Ekrem Yeter hakkında verilen beraat kararına itiraz etti.

Peki ya Ekrem Yeter, yurtdışına gitmişken... Beraat kararına yapılan itiraz kabul edilirse... Ne olacak?

Birbiriyle çelişen bu iki karardan...

Bu tarz bir “Kuş uçuvermiş” durumu çıkmaz umarım.

TERİM’İN DÖNGÜSÜ

Batmak/Çıkmak/Batmak/Çıkmak/Batmak/Çıkmak/Batmak/Çıkmak...

EKREM İMAMOĞLU’NA İYİ NİYETLİ TAKTİKLER

Avrupa’ya çok gidiyor... Az gitse daha iyi olur.

*

 “Temel at-ma-ma töreni” türünden lüzumsuz dikkat çekme çabaları içine giriyor... Ne gerek var ki böyle şeylere?

*

Eşine şemsiye taşıtıp bunun üzerinden espriler yapıyor... “Şunu bir AK Partili yapsa tefe koyarlardı” diye düşünüp kredisini fazla zorlamamalı.

*

Ağaçların yaprakları bile beni alkışlıyor” türü lügat paralamalara vardırıyor işi... Olmuyor ama.

*

Çok konuşuyor çok... Bir şeyler yaptıktan, bazı eserleri ortaya koyduktan sonra konuşursa çok daha iyi eder.

*

Sürekli gündemde olmak istiyor gibi... Bunun her zaman iyi bir şey olmadığını idrak etmeli.

X

Apar topar seçime giderler mi gerçekten?

“Ben falanca ay erken seçim bekliyorum” diye açıklamalar yapıyordu Meral Akşener.

Sürekli güncelleyerek...

Baktı, olmuyor.

Vazgeçti tarih vermekten.

*

Baktım, CHP Sözcüsü Faik Öztrak da benzer bir yaklaşım sergilemiş.


Yazının Devamını Oku

Mevlüt Çavuşoğlu’na ‘Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız’ cümlesini sordum

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Berlin’de yaptığı uzun açıklamaların içinde şöyle bir cümle yer aldı:

“Turistin görebileceği herkesi mayıs sonuna kadar aşılayacağız.”

*

Bu cümle, çok tepki aldı.

Benim de kulağımı tırmaladı.

Bakan Çavuşoğlu’nu aradım.

Berlin’deymiş.

Alman Cumhurbaşkanı ile bir görüşme yapmış.

Yazının Devamını Oku

İsraf var demek yoksulluk yok demek midir?

Dünkü Hürriyet’in manşeti şuydu:

“ÇÖP TOPLADIM, İSRAFI GÖRDÜM”

*

Nereden çıktı bu manşet?

*

Anlatayım:

*

Hürriyet Ekonomi Servisi’nden arkadaşımız Emre Eser, her hafta “İşin Peşinde” diye bir köşe hazırlıyor.

Emre

Yazının Devamını Oku

İşte Ayasofya’ya imam olacak imam

Bugün size bir imamımızın öyküsünü anlatacağım.

Balat’ta imamlık yapan Emin Kır Hocamızın öyküsünü...

*

Emin Kır Hoca’nın serüveni, tayini Eyüpsultan’ın Balat semtindeki Hazreti Kaab Camisi’ne çıkınca başlamış.

Yıl: 2006.



Yazının Devamını Oku

E hani öldürmeye gelen dirilecekti?

Sezai Karakoç’un ünlü sözü aynen şöyledir:

“İslam’ı öyle bir yaşa ki... Seni öldürmeye gelen sende dirilsin”.

*

Ayasofya’nın eski imamı, sosyal medyada İslam davasını öyle savunuyor ki...

Sosyal medyada onu madara etmek isteyenler, onun artık gitgide çirkinleşen polemikçi üslubu nedeniyle bırakın onda dirilmeyi...

Ona bakıp İslam’dan uzaklaşıyorlar.

*

“Seni öldürmeye gelen sende dirilsin” yaklaşımı nerede?

Yazının Devamını Oku

Bu nasıl kapanma ki...

Büyük kapanmanın ilk gününde İstanbul’un dört bir yanından gelen fotoğraflara bakıyorum:

Trafik yoğun. Otobüslere ek sefer konmuş.

Bunun nedenini anlamaya çalıştık arkadaşlarla.

Ve şöyle bir izah getirdik kendi kendimize:

*

Türkiye genelinde 16 milyon kişi, kapanmadan muaf.

Kim bu muaf tutulanlar?

Çeşitli sektörlerde çalışanlar... Sağlıkçılar... Güvenlikçiler... Adliye çalışanları... Kamu çalışanları... Özel sektör çalışanları...

Yazının Devamını Oku

Bir göç karşıtı ile bir göç yanlısının ateşli münakaşası

Göç karşıtı şöyle dedi:

“Eyvah! Perişan olduk! Şimdi virüs kıyılara ve Anadolu’ya yayılacak.”

*

Göç yanlısı cevap verdi:

*

“Ne alakası var? Arabasına atlayıp dağa, bağa, yazlığa gittiler. Bu yolculukla virüs nasıl yayılsın?”

*

Göç karşıtı sinirlenerek atağa geçti:

*

Yazının Devamını Oku

Doğruları ve yanlışlarıyla alkol tartışması

Alkol ve korona ilişkisi açısından şu üç doğruyu söylemem gerekir:

BİR: Alkol, bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. Doğrudur.

*

İKİ: Dünya Sağlık Örgütü, korona açısından alkolden uzak durulması gerektiğini söylüyor. Doğrudur.

*

ÜÇ: Dünyanın birçok ülkesinde karantina süreçlerinde alkol satışına aşırı sınırlandırmalar getiriliyor. Doğrudur.

*

Ama bütün bu doğrular, alkol satışlarının tüm yurtta 17 gün süreyle yasaklanmasını haklı çıkarmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Liyakatsiz dış politika işte buna yol açar

Biden, henüz ABD’ye başkan seçilmeden önce meşhur bir açıklama yapmıştı. “Dur, bir daha bakayım o konuşmaya” dedim.

Açtım, baktım.

*

Açıklamanın sonuna gelince...

Birden irkildim.

Şöyle diyordu Biden:

*

“Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini nasıl tecrit edeceğimizle ilgilenmek bizim için önemli bir iş olacak. Özellikle Doğu Akdeniz’deki petrol faaliyetleri... Ve birçok farklı şey.”

*

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler Biden Bey! İç cepheyi birleştirdin

Dün itibarıyla...

Manzara-i umumiye aşağı yukarı şöyle:

*

Fazıl Say ile AK Parti Bağcılar İlçe Teşkilatı...



Aynı duyguda birleşmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

Terörle yüzleşmeyen HDP, bize ‘Soykırımla yüzleşin’ diyor

HDP’ye yıllardır söylenen bir söz var:

“PKK’nın terörist olduğunu söyleyin”.

*

- Hık derler.

- Mık derler.

- Öyle derler.

- Böyle derler.

Ama bir türlü sadede gelmezler, gelemezler.

*

Yazının Devamını Oku

90’ların fırtınası: Selahattin Duman

Selahattin Duman 90’ların köşe yazarıydı.

Yepyeni bir üslupla, müthiş bir espri duygusuyla öyle bir daldı ki Babıali’ye...

Çok kısa süre içinde müthiş tiryakilik yarattı.

*

- Kadın erkek ilişkilerine bodoslama girerdi...

- Hasan Cemal’le kafa buluşları efsaneydi...


Yazının Devamını Oku

Bir zamanlar ben de 23 Nisan çocuğuydum

Her 23 Nisan’da şiir okuma işi bana düşerdi.

“Atatürk Çocuğu” diye bir şiiri, avazım çıktığı kadar bağırarak okuduğumu hatırlıyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini de hakkını vererek okumuşluğum vardır.

*

Bu fotoğraf Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde çekildi.

Rahmetli babamın memuriyeti dolayısıyla Doğubayazıt’taydık.

*

Sene 1976 olmalı.

Yazının Devamını Oku

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

CHP’li Engin Altay, tam bir çelişkiler yumağıdır benim için.

Bazen acayip demokratik, acayip şaşırtıcı, acayip alkışlanacak açıklamalar yapar.

Mesela...

“Ey ABD! Senin bize verecek hukuk ve demokrasi dersine ihtiyacımız yok” diyerek ABD’ye rest çeker. Amerika’nın Türkiye’den Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Suriye’de taviz istediğini söyleyip... “Asla taviz verilmemeli” der.

*

Bütün bunlara bakıp...

“Hah işte! Milli muhalefet budur” falan diye umutlanırım.

*

Yazının Devamını Oku

Bütün kadınlar KADES'i indirsin

Dün Hürriyet’in manşetinde Fevzi Kızılkoyun’un bir haberi vardı.

Haberde kadına şiddetle mücadelede elektronik kelepçe takılan kişilerin izlendiği merkez anlatılıyordu.

*

Haberin ayrıntılarını okuyunca...



Bu merkeze güvenim arttı. Umutlandım.

Yazının Devamını Oku

Cenap Şahabettin, Ali Edizer’i tanısaydı

Ali Edizer diye bir doktor var.

Daha önce yaptığı çeşitli densizlikler ve izansızlıklar yüzünden “olay adam” haline gelmiş, hatta GATA’daki görevine son verilmişti.

*

Fakat adam rahat durmuyor abi!

Densizliğe, izansızlığa, abuk sabukluğa devam ediyor.

*

Ne dediğini yazmaya bile tenezzül etmiyorum.

Yazının Devamını Oku