GeriAhmet HAKAN Ümmet Kudüs yorgunu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ümmet Kudüs yorgunu

GEÇEN akşam Kanal D Haber’de iki adet toplanma görüntüsü yayınladık:

*

- BİRİNCİ GÖRÜNTÜ: Konya’da elektronik eşya satan bir mağazanın yaptığı büyük indirim kampanyası için toplananların görüntüsü... Öyle büyük bir izdiham vardı ki mağazanın önünde... Görseniz... “Eğer bu parti mitingi ise bu parti iktidara yürüyor” derdiniz.

*

- İKİNCİ GÖRÜNTÜ: Kudüs’ün başkent ilan edilmesini protesto edenlerin görüntüsü... Hiçbirinde ama hiçbirinde, Konya’da indirimli elektronik eşya satan mağazanın önündekiler kadar büyük bir kalabalık toplanmamıştı... Sadece Türkiye’de değildi bu ilgi azlığı... İslam dünyasının her yerinde aynıydı.

*

Bu mukayeseden çıkan tek bir sonuç var.

O da şu:

Ümmet Kudüs yorgunu...

*

Ümmet neden mi Kudüs yorgunu?

*

- “Kahrolsun İsrail” dedikçe... İsrail kahrolmuyor ya... İşte bundan yorgun...

*

- Atılan sloganlar, yakılan bayraklar bin yıldır hiçbir işe yaramıyor ya... İşte bundan yorgun...

*

- İslam ülkelerini yönetenlerin çoğu, pişkin bir işbirliği içinde ya... İşte bundan yorgun...

*

- İslam ülkelerinde Filistin Davası, iktidarların pekiştirme aracı olarak kullanılıyor ya... İşte bundan yorgun...

*

- Ortadoğu kan deryası ve kimse bir şey yapamıyor ya... İşte bundan yorgun...

*

- En ateşli nutukları atanlar, en birinci işbirlikçi ya... İşte bundan yorgun...

*

Kısacası...

Ümmet yorgun.

Ve bu yorgunluğun çok geçerli mazeretleri var.

 

ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE
İTÜ’de “Müzik haramdır” falan diye saçma bir bildiri dağıtılmış.

Bunun üzerine İTÜ Konservatuvarı’ndan bir grup öğrenci, almışlar sazlarını ellerine, çıkmışlar okulun bahçesine...

Tarihimizin en muazzam ayarlarından biri olan Âşık Dertli’nin “Şeytan Bunun Neresinde” adlı taşlamasını seslendirmişler.

*

Aralarında başörtülü bir öğrencinin de bulunduğu topluluğun seslendirdiği taşlamanın bazı dörtlükleri şöyle:

*

Abdest alsan aldın demez / Namaz kılsan kıldın demez / Kadı gibi haram yemez / Şeytan bunun neresinde”.

*

“İstanbul’dan çıkar teli / Ardıç ağacından kolu / Be Allah’ın sersem kulu / Şeytan bunun neresinde”.

*

“Boynuzu yok, kuyruksuzdur / Ayağı da çarıksızdır / Dertli gibi sarıksızdır / Şeytan bunun neresinde”.

*

Bu arada meraklısı için bir not:

Bu taşlamayı çok baba bir metal grubu olan “Pentagram” da seslendirmiş... Mutlaka dinleyin! “Aman, metal müzik mi, ben hiç almamayım” diyenlerin ve diyeceklerin bile hoşuna gideceğine bire on bahse girerim.

 

Ümmet Kudüs yorgunuREZA’YA KARŞI RAZİ
ŞU Reza olayı, bir gazeteciyi pırıl pırıl parlattı:

Razi Canikligil.

*

Hürriyet’in New York ve Birleşmiş Milletler Temsilciliği görevini yürüten Razi Canikligil, özellikle Hakan Atilla’nın FBI tarafından sorgulanması görüntülerini patlatarak son dönemin en büyük gazetecilik başarısına imza attı.

Kutluyorum.

 

BATTAL’I VERİRSEK GERİSİ GELİR TELAŞI
ASLINDA bu işin böyle olacağının ilk sinyalini Cumhurbaşkanı Erdoğan vermişti.

Demişti ki:

“Biz bizim belediye başkanlarını istifa ettiriyoruz. Muhalefet de kendi belediye başkanlarıyla ilgili benzer bir süreç başlatsın. Başlatmazlarsa İçişleri Bakanlığı devreye girer”.

*

CHP’nin buna cevabı şöyle olmuştu:

“Bizde tek kuruş haram yemiş belediye başkanı yok. İşinize bakın”.

*

Ve işte bu cevaba cevap geldi.

İçişleri Bakanlığı, Ataşehir’in CHP’li Belediye Başkanı Battal İlgezdi’yi görevinden aldı.

*

Gördüğüm kadarıyla CHP’de...

“Battal’ı verirsek bunun gerisi gelir... Battal’ı vermemeliyiz” havası hâkim.

*

İşte tam da bu nedenle CHP, önümüzdeki günlerde varını yoğunu ortaya koyarak...

“Battal gündemi” diye bir gündemi baş gündem yapmaya çalışacak.

Bakalım başarabilecekler mi?

 

MAHKEME LOKANTASI
KARAKÖY’de ta Cenovalılardan kalma bir mahkeme binasının tam karşısında Fransız tüccarların konaklaması için yapılan tarihi bir hanın içinde yeni bir lokanta açıldı.

Adı: Mahkeme Lokantası...

Gündüzleri esnaf lokantası, akşamları da mezeli bir restoran...

*

Cenova, Fransız tüccarlar, tarihi han falan deyince...

Fena halde kasık bir yer gelmesin aklınıza.

Çok janti olmasına rağmen alabildiğine özgürlük aşılıyor müşterilere.

Tarihin derinliklerinde enfes yemekler ve mezeler yemek ve muhteşem bir ev sahipliğinde ağırlanmak için mutlaka uğrayın.

 

BEN BİR KIŞ İNSANIYIM
AĞUSTOSUN göbeğinde dünyaya gelmiş olmama rağmen...

Kışları daha çok seviyorum.

*

Benim bu yönümü bilen...

Kışın soğuğundan, ayazından, yağmurundan, karından bunalan ne kadar ahbabım varsa...

“Hay sana da, kışına da...” diye başlıyorlar saydırmaya.

*

Fakat ben şanlı direnişimi sürdürüyorum.

Ve sürdürmeye de kararlıyım.

 

İZMİR’DE Wi-Fi ŞİFRESİ
İSKENDER Baydar yazdı, ondan öğrendim.

İzmir’de bir mekânda garsona “Burasının Wi-Fi şifresi” nedir diye sormuş, “Atam izindeyiz” cevabını almış.

*

Şu İzmir gerçekten başka bir âlem...

X

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

CHP’li Engin Altay, tam bir çelişkiler yumağıdır benim için.

Bazen acayip demokratik, acayip şaşırtıcı, acayip alkışlanacak açıklamalar yapar.

Mesela...

“Ey ABD! Senin bize verecek hukuk ve demokrasi dersine ihtiyacımız yok” diyerek ABD’ye rest çeker. Amerika’nın Türkiye’den Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Suriye’de taviz istediğini söyleyip... “Asla taviz verilmemeli” der.

*

Bütün bunlara bakıp...

“Hah işte! Milli muhalefet budur” falan diye umutlanırım.

*

Yazının Devamını Oku

Bütün kadınlar KADES'i indirsin

Dün Hürriyet’in manşetinde Fevzi Kızılkoyun’un bir haberi vardı.

Haberde kadına şiddetle mücadelede elektronik kelepçe takılan kişilerin izlendiği merkez anlatılıyordu.

*

Haberin ayrıntılarını okuyunca...



Bu merkeze güvenim arttı. Umutlandım.

Yazının Devamını Oku

Cenap Şahabettin, Ali Edizer’i tanısaydı

Ali Edizer diye bir doktor var.

Daha önce yaptığı çeşitli densizlikler ve izansızlıklar yüzünden “olay adam” haline gelmiş, hatta GATA’daki görevine son verilmişti.

*

Fakat adam rahat durmuyor abi!

Densizliğe, izansızlığa, abuk sabukluğa devam ediyor.

*

Ne dediğini yazmaya bile tenezzül etmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Ne yaptınız İlhan Bey

CHP, ne güzel bir şey tutturmuştu!

“128 milyar dolar nerede” diye...

*

128 milyar doların hortumlandığı algısı yaratılıyordu.

Ve bu algı, zihinlere kazınıyordu.

*

İşgüzar kamu görevlileri, asılan pankartları polis ve zabıta marifetiyle anında engelleyerek...

Yazının Devamını Oku

Kanal İstanbul’un Montrö ile alakası

“Kanal İstanbul, Montrö’yü etkiler mi?” diye soru var ortada.

Geçen akşam Tarafsız Bölge’de işte bu soruyu sordum uluslararası hukuk alanında uzman bir isim olan Prof. Dr. Selami Kuran’a.

Selami Hoca...

Canlı yayında... Kalktı ayağa... Eline bir çubuk aldı... Ve başladı harita üzerinden anlatmaya.

“Yeni başlayanlar için 10 dakikalık bir Montrö dersi” gibi bir şeydi yaptığı.

Net, sarih, anlaşılır ve basit bir şekilde anlattı mevzuyu.

*

Sonucu açıklıyorum:

Yazının Devamını Oku

Erkan Oğur’a yapılan yobazlığın ta kendisidir

İflah olmaz bir türkü severim ben.

Ama yüzyılların izini taşıyan türküleri severim. Çağlar ötesinden gelip bizi tam kalbimizden yakalayanları... İlk söyleyeni belirsiz anonimleri... Sözleri gayet basit ama bir o kadar da derinlikli olanları...

İşte bu yüzden “Ben bir türkü sözü yazdım, üstelik de besteledim” diye ortaya çıkanlara karşı hep mesafeli olmuşumdur. Çünkü bu tür iddialardan genellikle yapay sonuçlar çıkar.

*

İbrahim Kalın’ın sözü ve müziği kendisine ait olan ‘Hiç Oldum’ adlı bir türküyü seslendirdiğini duyunca...

“Eyvah” dedim.

Ve bin türlü önyargıyla açıp dinledim türküyü.

*

Yazının Devamını Oku

Nalet olsun içindeki magandaya

Mustafa Üstündağ adlı oyuncu, Bodrum’da rallicilerin ödül törenini basmış.

Küfürler, kıyametler, vurmalar, kırmalar, saldırganlıklar, silahlar falan...

*

Ralli bu ya ralli!

Rallideki hangi anlaşmazlık, böylesine kontrolsüz bir öfkeye yol açabilir ki?

Rallideki hangi ihtilaf, böylesine bir sokak çocuğu kavgasını tetikleyebilir ki?


Yazının Devamını Oku

Orhan Pamuk romanında Atatürk’le alay mı ediyor?

Orhan Pamuk’un son romanı “Veba Geceleri” ile ilgili bir tartışma çıkmış durumda.

İddiaya göre:

Orhan Pamuk, romanında Atatürk’le alay ediyor!

*

İnceleme ve araştırmalarımın sonuçlarını aktarıyorum:

*

“Veba Geceleri” romanında bir “Kolağası Kâmil” var.

Yazının Devamını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu ve kahkahalar, kahkahalar

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yerel seçimden önce CNN Türk’te bir programa çıkmıştı.

Program sunucusu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun...

“İstanbul’u kazanacağız, Ankara’yı kazanacağız” türü sözlerini fazla iddialı bulmuş ve kahkahalar atmıştı.

*

Ne olmuştu o günlerde?

Başta Tuncay olmak üzere...

CHP’nin tüm ekâbir takımı...

Öfkeyle, kinle, hınçla...

Yazının Devamını Oku

Amiraller, bildiri, kumpas

Amirallerin bildirisiyle ilgili...

İki gündür...

Kumpas lafları dolaşıma sokulmaya başlandı.

*

Söylenenlere göre...

- Aslında bildiri, gece yarısı yayınlanmayacakmış.

- Bazı eller devreye girmiş, bildiri gece yarısı yayınlanmış.

- Bazı amiraller, bildirinin son halini görememişler.

- Bildiri, amirallerden kaçırılarak yayınlanmış.

Yazının Devamını Oku

Bakan Koca’ya “Bu gidiş nereye?” diye sordum

Vaka sayıları artıyor. Hem de çok fazla artıyor. Halkta bıkkınlık var. Hem de çok fazla bıkkınlık. Tam kapanma dendiğinde akla ekonomi geliyor. Aşı konusunda hız kesildi. Pek bir ilerleme yok gibi.

İşte bu ahval ve şerait altında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

İlk sorum şu oldu:

“Bu gidiş nereye Sayın Bakan?”

Bakan Koca’nın ilk sözleri şu oldu:

*

“Vaka sayılarında ciddi artış var. Bunda mutasyon tabii ki etkili ama sadece mutasyonla açıklayamayız. Önlemleri gevşettik maalesef.”

*

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in yayıncılık anlayışına ters bir haber

İçtenlikle bir gayretimiz var Hürriyet’te.

Herkesin hakkına hukukuna saygı göstermek için çabalıyoruz. Sorumluluğu bulunmayan kişileri sorumluymuş gibi göstermekten kaçınmaya çalışıyoruz. Yargı kararı ortaya çıkmadan yargısal hükümlerde bulunmaktan uzak duruyoruz.

*

Titizleniyoruz bu konularda. Gayret ediyoruz.

*

Ama yayıncılıkta bazen yol kazaları da oluyor, olabiliyor.

*

Geçen gün sadece ve sadece Hürriyet’in internet sitesinde bir haber çıktı. Çok kısa bir süre yayında kaldı bu haber.

Bildirici amirallerin yakınlarını da konu eden bir haberdi bu.

Yazının Devamını Oku

Soru ve cevaplarla amiral bildirisi

SORU: Ne yani? Emekli amiraller mi darbe yapacak?

- CEVAP: Bizim kısa tarihimiz, “Yüce Türk Milletine” diye başlayan darbe bildirileriyle dopdoludur. Bu yüzden “Yüce Türk Milletine” diye başlayan bir bildiri gördük mü işkilleniyoruz. Hele bildirinin altında “Amiral” imzası görünce daha da işkilleniyoruz. Hele bildiri, gece yarısı gelince... Büsbütün işkilleniyoruz. Şimdi ben soruyorum: İşkillenmeyelim de ne yapalım?

*

- SORU: Bildiri yayınlamak suç mu?

- CEVAP: Elbette suç değil. Geçen hafta emekli büyükelçiler, benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. Kim çıkıp “Bunlar darbeci” dedi? Bu arada eski milletvekilleri de yine benzer içerikte bir bildiri yayınladılar. “Darbe” diyen çıktı mı? Demek ki burada başka bir şey var.

*

- SORU: Burada ne var? Emekli amiral, görüş açıklayamaz mı?

- CEVAP: Tabii ki açıklar. Açıklıyorlar da zaten. Televizyonlara çıkıyorlar. Kişisel yaklaşımlarını ortaya koyuyorlar. Sosyal medyada yazıp çiziyorlar. Kimse de onlara bir şey demiyor. Ama siz “Aramıza hiçbir alt rütbeli girmesin, biz amiraller olarak şöyle bir posta koyalım” derseniz, tehditkâr ifadelerle dolu bir bildiriyi gece yarısı gündeme düşürürseniz... Her demokratik ülkede “Ne oluyor yahu” diye sorulur. En azından “Bunlar, bir iklim mi yaratmak istiyor? Bu işin arkasında ne var?” denir.

*

Yazının Devamını Oku

Amiraller bildirisine dair gelişigüzel ON NOT

Not bir- ‘Yüce Türk milletine’ dendi mi işkillenirim

Yüce Türk milletine!” diye başlayan hiçbir bildiriden hoşlanmıyorum.

Çünkü bu seslenişin tınısında...

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve de 15 Temmuz var!

*

Kaldı ki...

Radyo zamanlarının üslubudur bu.

Siyah beyaz televizyonlarda kalmıştır.

*

Yazının Devamını Oku

Kafe ve lokantalara ramazanda açık olma hakkı tanınmalı

Şu andaki uygulama şöyle:

 

Akşam saat 19.00 itibarıyla tüm kafe ve lokantalar kapanıyor.

*

Ramazan itibarıyla ise uygulama şöyle olacak:

*

Bütün kafe ve lokantalar kapalı.

*

Bu karar, yeniden gözden geçirilirse...

Yazının Devamını Oku

Hayatımın dilemması: Sinovac mı BioNtech mi?

“Geleneksel yöntemden şaşmayacaksın arkadaş” diyorlar.

Hop, başlıyor kalbim Sinovac diye atmaya.

*

“Yeni teknolojileri denemek lazım arkadaş” diyorlar.

Hop, bu sefer kalbim BioNtech diye atmaya başlıyor.

*

Bilmem kaç bin yıllık Çin kültüründen söz ediyorlar.

Hemen Sinovac’a ısınıyorum.

Yazının Devamını Oku

İşimiz aşıya kaldı

Vaka sayısı açısından...

Avrupa birincisiyiz.

Dünyada dördüncüyüz.

40 binleri geçmiş durumdayız.

Varyantlar kaplamış her bir yanımızı.

En çok da İngiliz varyantı.

*

Durduramıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Selahattin Demirtaş’ın dilinin altındaki bakla

Selahattin Demirtaş, şöyle demiş:

“Eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar, demokrasi ittifakına ısrarla engel olmaya devam edeceklerse... Bu durumda HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak, demokrasi ittifakı ilan edilebilir.”

*

Ne demek bu?

Hadi biraz anlamaya çalışalım.

“Muhalefetteki milliyetçi odaklar” derken kastettiği İYİ Parti mi acaba? “Bu iş İYİ Parti’yle gitmez” mi demek istiyor Demirtaş?

*

Önerdiği yol şu: HDP öncülüğünde üçüncü bir ittifak. Ne yani? Millet ittifakı ve cumhur ittifakının dışında bir de

Yazının Devamını Oku

Hayatın hepimize öğrettiği ilke: Suç şahsidir

Hangi olay olursa olsun... Hangi parti söz konusu edilirse edilsin... Hangi siyasi grup işin içine girerse girsin...

Ben her zaman ve her durumda...

“Suçun şahsiliği” prensibinden zerre kadar ödün vermedim.

*

Ensar olayında böyle davrandım.

Milyonlarca dayak yemeyi göze alarak...

*

CHP’de ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarında...

Yine aynı prensibe göre hareket ettim.

Yazının Devamını Oku