GeriAhmet HAKAN Taliban’la görüşülür mü?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Taliban’la görüşülür mü?

ABD GÖRÜŞÜYOR: Hem de nasıl görüşüyor! Masaya oturuyorlar, anlaşma imzalıyorlar. Öyle ki... Neredeyse devir teslim töreni falan yapacak gibiydiler.

ÇİN GÖRÜŞÜYOR: Sıfır çekinceyle hareket ediyorlar. Çıkarlarına bakıyorlar. Vızır vızır görüşüyorlar. Ellerinden gelse Kabil / Pekin arasına metro yaparlar.

*

AVRUPA GÖRÜŞÜYOR: Taliban’la işbirliği kararı alıyorlar. Görüşüyorlar. Kamuoylarını yatıştırmak için ise “İnsan haklarına saygı” şartı koşuyorlar.

*

RUSYA GÖRÜŞÜYOR: Rusya Dışişleri Bakanı, Moskova’da Taliban heyetini ağırlıyor. Gururla poz vermeler falan. El altından, el üstünden sürekli görüşüyorlar.

*

İRAN GÖRÜŞÜYOR: Anında vaziyet almış durumda. Sünni falan demeden takır takır görüşüyor İran. Saman altından su yürütüyor.

*

Peki bizim muhalefet ne diyor bu konuda?

*

“Türkiye, Taliban’la zırnık temas kuramaz” diyorlar, başka da bir şey demiyorlar.

*

Pardon!

Başka bir şey diyen biri var.

İYİ Partili Ahad Andican.

*

Söylediği şu:

*

“Türkiye, Taliban’ı bir tarafa bıraksın. Ahmet Şah Mesut’un oğluna destek versin.”

*

Size bir şey söyleyeyim mi?

Türkiye, Taliban’ı bir tarafa bırakıp Ahmet Şah Mesut’un oğluna destek verse...

Bu seferde...

“Yine maceracı dış politikaya savruldular. Dünya görüşüyor Taliban’la. Sen niye görüşmüyorsun” falan diyecekler.

*

Muhalefeti eleştirince kızıyorlar bana.

*

Ama elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin:

*

İnsan biraz dersine çalışmaz mı? Afganistan politikası üzerine biraz kafa patlatmaz mı?
Uzmanlarla bir araya gelmez mi? Raporlar hazırlamaz mı? Taliban’la
görüşmemenin Türkiye’nin çıkarları açısından neye mal olacağı konusuna azıcık da olsa yoğunlaşmaz mı?

*

Hadi bunların hiçbiri yapılmıyor.

Bari Türkiye’de Afganistan’ı en iyi bilen isim olan Hikmet Çetin’le 15 dakikacık bir sohbet de edilemez mi?

TALİBAN’DAN GELEN OLUMLU SİNYALLERE NASIL BAKMALI?

BEN şahsen bu konuda şu iki cümleyi aynı anda kurma taraftarıyım:

*

BİRİNCİ CÜMLE: Taliban’ın ilk mesajları olumlu. Gayet müspet sinyaller veriyorlar. Bu sefer zulmetmeyeceklerini söylüyorlar.

*

İKİNCİ CÜMLE: Taliban’a asla güvenmem. Uluslararası meşruiyet için yumuşamış görünseler de fırsatını bulduklarında muhakkak zulmederler.

*

NOT: Bu iki cümleden sadece birini cımbızlayıp ön plana çıkaracak olanlara şimdiden teessüflerimi bildiririm.

DOSTLAR, ROMALILAR!

AFGANİSTAN, bir hafta öncesine kadar sokaklarında özgürlük danslarının edildiği süper seküler bir ülke değildi. Laikliğin olmadığı bir İslam cumhuriyetiydi. Çok katı olmasa da dini kurallar geçerliydi.

*

Yani demem o ki... “Taliban şeriat ilan etti, Taliban geldi laiklik elden gitti” falan türü cahilce imalara ve yorumlara kulak asmayın.

*

İşin doğrusu şudur: Afganistan, İslam cumhuriyetiydi, fakat Taliban’ın istediği katılıkta bir İslam emirliği değildi.

Taliban’la görüşülür mü

KELEBEK KIYAFET ELEŞTİRMENİ OLSAM

NE kadar gaddar olduklarını bilmesek... Sekterliklerinin ne tür zulümlere yol açtığına tanık olmasak... Katılıklarıyla hayatları zindan ettiklerini görmesek... Aşırılıklarının hayatı cehenneme çevirdiğinden haberimiz olmasa...

Şu kıyafetlere bakıp...

“Ne kadar da renkliler” falan diyeceğiz.

*

Kelebek birinci sayfa kıyafet eleştirmeni olsam...

Konuya şu cümleyle dalardım:

“Gaddarlıklarıyla çelişen bir tarzları var. Özellikle ortadaki turunculunun tarzı, çok hip hop.”

Taliban’la görüşülür mü

ATATÜRK DEMEYEN TERCÜMAN SKANDALI

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’i ağırlıyor.

Ortak basın toplantısı yapıyorlar ve toplantıda simultane tercüman görev yapıyor.

*

Etiyopya Başbakanı, konuşmasında “Son derece büyük ve karizmatik lider Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana... Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde...” diye bir cümle kuruyor.

Fakat o da ne!

Simultane tercümanımız, bütün kelimeleri çeviriyor, Mustafa Kemal Atatürk hariç.

*

Biliyorum, simultane tercümanlık koştur koştur yapılan zor bir iştir.

Ama bu tercümanın yaptığının, simultane tercümanlığın zorluğuyla izah edilecek bir tarafı yok.

*

Nitekim dışarıdan temin edilen bu tercümana bir daha görev verilmeyecekmiş.

Taliban’la görüşülür mü

HAZİRAN SONUNDAN EYLÜL BAŞINA KADAR TATİL YAPANLARA SORULAR

HİÇ mi sıkılmıyorsunuz oralarda?

*

Evinizi hiç mi özlemiyorsunuz?

*

Eski rutininize alışamamak gibi bir derdiniz de mi yok?

*

İş / güç / mesai / izin gibi sorunlarınızı nasıl hallediyorsunuz?

*

Şorttan, tişörtten, terlikten gına gelmiyor mu?

*

Deniz, kum, güneş... Bir süre sonra baymıyor mu?

*

Aylaklığın getirdiği can sıkıntısıyla nasıl baş ediyorsunuz?

Taliban’la görüşülür mü

GELENEKSEL NİŞANTAŞI KOMŞU AŞURESİ

SEDEF İybar, benim komşum. Her yıl aşure zamanı muhakkak aşure gönderir. Biraz yorumlu, füzyonlu falan Nişantaşı aşuresi. Ama enfestir. Aşureyi abartılı tatlı olarak bulanların bile seveceği türdendir. Hayatımın en sevdiğim geleneklerinden biri oldu bu aşure.

X

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku

Kürt meselesini çözelim çözmesine de mesele nedir?

Eskiden bana birisi “Kürt meselesi yok. Ne meselesi?” dediğinde...

Hemen atılır ve başlardım saydırmaya:

“Kürtlerin varlığı bile inkâr ediliyor” derdim.

“Kürtçenin varlığına bile tahammül edilemiyor” derdim.

“Terörle mücadele adına bin türlü hukuksuzluk yapılıyor” derdim.

“Bunlar ortadayken, sen nasıl Kürt meselesi yok dersin?” derdim.

Yani derdim Allah derdim.

Gelelim bugüne...

Yazının Devamını Oku