GeriAhmet HAKAN Netflix falan yetişkinlerin bir tercihidir, karışmayın!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Netflix falan yetişkinlerin bir tercihidir, karışmayın!

Netflix türü zamazingolara...

Üye olmak için çabalamak gerekir!

Yetmez. Ücret ödemek gerekir!

*

“Çoluk çocuk var, sosyal yapı var, aile var, psikoloji var, toplumsal yapı var” tarzı gerekçelerle...

Herkesin her an kolayca ulaşabilir olduğu TV kanallarının denetlenmesine, kısıtlanmasına diyecek bir söz yoktur!

*

“İsteyen izler/İstemeyen izlemez” sözü, herkese açık TV kanalları söz konusu olduğunda öyle kolayca sığınılacak bir liman olmaz, olamaz.

*

Ama Netflix türü zamazingoların durumu farklıdır.

Bunlar açısından durum şudur:

Üye olup parasını vererek tercih eden izler.

Üye olup parasını vermeyenin ruhu bile duymaz.

Dikkat! Buradaki anahtar sözcük, “tercih” sözcüğüdür!

*

Üstelik bu zamazingoların...

Çocukların ulaşımını engelleyici teknik olanakları da vardır.

*

İşte tüm bu nedenlerle...

Netflix ve benzerlerine getirilen her türlü denetim, kısıtlama falan...

Aslında “Sosyal, psikolojik, toplumsal hiçbir haklı gerekçem yok ama sırf senin rahatını kaçırmak, keyfini bozmak için müdahale ediyorum” demekten başka bir şey değildir.

KAZDAĞLARI, SALDA GÖLÜ

KAZDAĞLARI, Salda Gölü bize emanet edilmiştir. Bu iki emanete sahip çıkmak konumunda olan iktidarın, bu konuda yapması gereken iki şey var:

*

BİR: Emanete hıyanet kapsamına girecek en küçük bir adım bile söz konusu ise... Bin bir tövbe istiğfar ile bundan derhal vazgeçmeli.

*

İKİ: Emanete hıyanet yoksa... Bu konuda titizlenenlerin endişeleri giderilmeli. Endişeler, bir iki basın açıklamasıyla, “Yok, biz tam olarak öyle yapmıyoruz” türü açıklamalarla giderilemez. Emanete siyasi güdülerle değil samimiyetle sahip çıkmaya çalışanların tümü, bu konuda sonuna kadar ikna edilmelidir. Başka türlü olmaz.

KAYBETTİĞİM ŞEYLER

EKŞİ Sözlük’te “sürekli kaybedilip yenisi alınan nesne” başlığını görünce..

Ben de şu yaşıma kadar kaybettiklerimin sayısal dökümünü çıkarmaya karar verdim.

*

Durum şöyle:

*

22 güzel yazan dolmakalem... Sayısını bilmediğim tükenmezkalem... Yüzlerce çakar çakmaz çakan çakmak... En az 20 en sevdiğim tişört... Binlerce muhteşem kitap... 10 güzelim mont... 8 şahane çanta... 134 çoğu kısmen değerli tespih... 45 renkli bileklik... 4 enteresan ilaç kutusu... 7 kendinden desenli atkı... 62 değerli/değersiz şemsiye... İlk icat edilenlerinden 2 cep telefonu...

‘DURUMLARI GÖRÜYORSUN EMMİOĞLU’ DEME FIRSATI

DÜŞÜNÜN: Belediye başkanı olmuşsunuz. Ve etrafınızda bir yığın işsiz yeğen, kuzen, yenge, amcaoğlu, dayıkızı, kaynata, elti, görümce falan... Hepsi sizden bir kıyak bekliyor. Yapmasanız aile içinde bin türlü laf...

*

Son günlerde akraba torpiline karşı açılan amansız savaş...

Aile içinden gelen torpil baskılarına karşı belediye başkanlarına çok sağlam bir dayanak olabilir.

“Durumları görüyorsun emmioğlu” falan deyip işi bitirebilirler.

Netflix falan yetişkinlerin  bir tercihidir, karışmayın

ALİ BABACAN İÇİN ACIMTIRAK GERÇEKLER

Yeni sistemde parti kurmanın pek bir numarası kalmadı.

Çünkü “tek başına iktidar olmak” da, “koalisyon ortağı olmak” da teknik olarak söz konusu değil.

Türkiye’de iki büyük yapı var artık: Birini AK Parti domine ediyor, diğerini CHP...

Ali Babacan’ın kuracağı parti, bu iki yapıdan birini tercih etmek zorunda...

Yani Babacan şuna karar verecek: CHP’nin başını çektiği yapıyla mı hareket edecek, yoksa AK Parti’nin başını çektiği yapıyla mı?

“Ben ikisiyle de hareket etmem abi... Tek başıma yoluma giderim...” falan... Bunun rasyonel hiçbir tarafı yok maalesef.

ÖNYARGILARIMI YIKANLAR

HAKAN ALTUN: Cengiz Kurtoğlu ile birlikte verdiği Açıkhava konserinden sonra... Artık kendisini fena halde sempatik buluyorum.

*

GUPSE ÖZAY: Kamusal bir alanda çektiği filmlerinden birini kıyısından köşesinden izledikten sonra... Artık kendisini çok komik buluyorum.

*

HALUK LEVENT: Yaptığı iyilikleri ne zaman sıkılacak, ne zaman bırakacak falan diye bir süre gözledikten sonra... Artık iyi olduğuyla ilgili bahse girebilirim.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU’NUN İYİ PARTİ SÖZCÜSÜ OLMASI

MUHALEFET anlayışının değişiminde rol oynayan... Hükümete muhalif olmanın vatanseverliğe halel getirmeyeceğini gözlere sokan... Rakip partililerde bile saygı uyandırmasını başaran... Konuştuğunda ne diyecek diye merak ettiren...

Bir isim İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu...

Meclis’te İYİ Parti Grup Başkanvekili görevini yürütüyordu. Şimdi partisinin genel başkan yardımcısı olmuş... Eğer kendisine “parti sözcülüğü” görevi de verilirse... İYİ Parti, çok akıllıca bir hamle yapmış olur.

NE GÜNLERDİ AMA!

“YAŞ kararları” diye süper önemli bir gündemimiz vardı bizim eskiden... Hangi general terfi etti, hangi general devre dışı kaldı falan... Bunun üzerinden yakın vadeli gelecek üzerine analizler... Ne günlerdi ama!

*

Kemalizm eleştirisi yapmayana kız verilmezdi eskiden... Liberal perspektiften alternatif tarih tezleri ileri sürmezsen adam yerine konulmazdın... Mete Tunçay Hoca’nın popüler olduğu zamanlar. Ne günlerdi ama!

*

Her Kurban Bayramı yaklaştığında amansız bir deri kavgası yapardık... Deriler sadece Türk Hava Kurumu’na bağışlanacak diyen rejimle buna karşı çıkanların kavgası... Bayağı kurban verilirdi bu uğurda. Ne günlerdi ama!

 

 

X

Puslu havanın çakalı

Bugünlerde ortada bir parça puslu hava ve çokça da karambol var ya...

İftira atmaya, kara çalmaya süper müsait bir ortam söz konusu ya...

*

İşte bu pustan, bu karambolden ve bu ortamdan yararlanmak isteyen çakalın teki, YouTube denilen mecrada geçmiş kameranın karşısına, elindeki pisliği bana bulaştırmaya çabalıyor.

Elinde bir avuç pislik, üstüme sıçratmak için debeleniyor.

*

Şunun farkındayım:

*

Puslu havalar, tam çakalların havasıdır. Bu havalarda

Yazının Devamını Oku

Meyhane tebliğcileri

Kendilerine “Tebliğciler” adını veren bir grup var.

Bu grubun videoları dolaşıyordu dün sosyal medyada.

Yeni midir, eski midir? Bilmiyorum.

Üç beş sakallı, cübbeli adam...

Muhtemelen Samatya’ya gitmişler.

Ve başlamışlar tebliğe...

*

Hitapları gayet nazik.

Yazının Devamını Oku

En görgüsüz davranış listesinin bir numarası

“En görgüsüz davranışlar” diye bir liste yapmam istenseydi...

Aklıma şöyle bir seçenek gelmezdi:

*

“Plaja helikopterle inmek.”

*

Çünkü bana göre...


Yazının Devamını Oku

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku