GeriAhmet HAKAN Bir imam hatipli olarak Erol Mütercimler konusunda ne diyorum?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir imam hatipli olarak Erol Mütercimler konusunda ne diyorum?

“İmam hatip mezunları sapık, sahtekâr, ahlaksız olarak karşımıza çıkıyor” diyen Erol Mütercimler konusunda...

Bir imam hatip mezunu olarak benim ne diyeceğimi soranlar oldu.

Bir imam hatipli olarak Erol Mütercimler konusunda ne diyorum

Konuyla ilgili olarak diyeceklerim şunlardır:

*

Erol Mütercimler ve onun gibiler, uzaktan bakıldığında...

Her türlü genellemeyi çok ayıp sayan aşırı medeni, aşırı kültürlü insanlarmış izlenimi verirler.

*

Fakat biraz yakınlarına sokulduğunuzda...

“Bu imam hatiplerin alayı sapık abi ya... Bu imam hatiplerin alayı sahtekâr abi ya...” falan diye konuşan bir hırtlık içinde debelendiklerini fark edersiniz.

*

Söz konusu imam hatip olunca...

Genelleme yapmak, medeniyetlerinden hiçbir şey eksiltmez Erol Mütercimler’gillerin...

Hiç ayıplanmazlar kendi mahalleleri tarafından.

Ne ayıplanması!

“Doğru dedin abim doğru dedin” diye sırtları sıvazlanır.

*

Kirli zihinlerinden geçirdiklerini kamu önünde dile getirmeyecek denli kurnazlıkları vardır tabii.

Ama bazen bir anlık dalgınlığa kapıldıkları da olur.

Ve kamu huzurunda kirli zihinlerinden geçirdiklerini ortaya döküverirler.

*

Sonuç?

İçinde bolca mırın kırın geçen bir özürle olayı kolayca savuştururlar.

*

Kendi mahallelerinden bir tek kişi bile çıkıp da...

“Yahu Erol, bu yaptığın nedir ya? Sen güya medeni adamsın... Güya okumuşsun... Güya kültürlüsün... Böyle genellemeler yapmak sana hiç yakışıyor mu? Yuh artık yani...” demez.

Onlar da böyle şeyler işitmeyeceklerine duydukları sonsuz güvenle ekranlarda ahkâm kesmeye devam ederler.

*

Olayın sağlamasını yapmak için tek bir soru soracağım:

*

Bu aşağılık genellemeyi Erol Mütercimler değil de sıradan bir hacı dayı yapsaydı... Bu aşağılık genellemenin muhatabı imam hatip değil de şöyle janjanlı bir mektep olsaydı... Nasıl tepkiler çıkardı ortaya?

*

Sözün özü şudur:

Erol Mütercimler yalnız değildir. Fazlasıyla kalabalıktır.

Bir imam hatipli olarak Erol Mütercimler konusunda ne diyorum

DATÇA BELEDİYESİ’YLE İLGİLİ İKİRCİKLİ BİR YAKLAŞIMIM VAR

HER 9 Eylül’de olduğu gibi bu 9 Eylül’de de Datça Belediyesi’nin sosyal medya hesabından şu paylaşım yapıldı:

*

“Su soğuk ama girince alışıyorsun”.

Nikolaos Trikupis–Yunan İşgal Ordusu Başkumandanı

*

Tepkiler geldi hemen bu paylaşıma... “Sen nasıl CHP’li belediyesin? Yunan’ı denize dökme üzerinden espri yapmak hiç yakışıyor mu sana?” falan diye... Datça Belediyesi’nin sosyal medya hesabından acayip ironik cevaplar verildi bu tepkilere.

*

Benim bu konuyla ilgili görüşüm şöyle:

Belediye gibi kamusal hizmet üreten bir kurumun hesabından bu tür zevzekliklerin yapılmasını yadırgıyorum yadırgamasına ama bu durum Datça Belediyesi’nin sosyal medya hesabını yöneten arkadaş ya da arkadaşların süper ironik ve çok zeki olduklarını söylememe engel değil.

Bir imam hatipli olarak Erol Mütercimler konusunda ne diyorum

GÜZEL ŞEYLER

Diyanet’in “Pandemi hastanesi yapılacaksa Heybeliada’daki yeri bırakmaya hazırız” açıklaması yapması...

*

Kılıçdaroğlu’nun “CHP uzun süredir iktidar olamadı. Bunun kabahati millette değil CHP’de” demesi...

*

Sosyal medyanın yaygınlaşması sonucu artık hayvanlara eziyet etme girişiminde bulunanların kırk kere düşünmek zorunda kalması...

Bir imam hatipli olarak Erol Mütercimler konusunda ne diyorum

MEHMET ŞEF NEDEN ASABİ

VİDEOSUNU izledim:

“MasterChef” programının şeflerinden biri olan Mehmet Şef, yarışmacı Furkan kardeşimize yaptığı bir yemek nedeniyle mavi gökyüzünü dar etmiş. “Şef, şefim” diye öyle ağlamaklı oluyor ki Furkan... İçim parçalandı resmen.

*

Neden böyle yapıyor Mehmet Şef?

Neden olacak?

*

Programın formatı gereği...

Şeflerden birinin azıcık asabi takılması gerekiyor formata göre.

Bütün şeflerin sempati halesi yaydıkları yemek programını kim izler ki?

MERAK EDİYORUM

Bütün partilerin “parti okulu” var. Bu okullardan mezun olup da siyasette bir başarı kaydetmiş herhangi biri var mı? Çok merak ediyorum.

Ankara için bir ara neredeyse “Melihland” demeye başlamıştık. Acaba Ankara için “Mansurland” demeye başlayacak mıyız? Çok merak ediyorum.

“Gazeteler bitti ya” falan diye ağzını eğerek konuşan internetçiler, acaba haberlerinin büyük bölümünü gazetelerden aldıklarının farkındalar mı? Çok merak ediyorum.

Bir imam hatipli olarak Erol Mütercimler konusunda ne diyorum

CHP’NİN ‘DİKİLİ AĞACI YOK’ DİYENLERE VERDİĞİ CEVAP

“CHP’nin dikili ağacı bile yok” diyorlar ya iktidar sözcüleri...

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bunu diyenlere cevap vermiş.

CHP’nin bu memlekete yaptığı hizmetleri anlatmış.

Tabii verdiği tüm örnekler 1930’lardan, 1940’lardan...

Ne yapsın? Doğru dürüst iktidar yüzü göremediler ki 1950’lerden bu yana...

Neyse... 

Kemal Bey, CHP’nin kuruluş yıldönümü nedeniyle CHP’nin yaptıklarını anlatırken hayli dişe dokunur hizmetler arasına bir hizmeti daha eklemiş.

Eklediği o hizmet şu:

“1930 yılında CHP, Galata Köprüsü’nün ücretsiz olmasını sağlamıştır.”

*

Hangi bağlama oturtursan oturt, hangi düzlemde söylersen söyle, hangi haklı gerekçen olursa olsun...

2020 yılında...

Galata Köprüsü’nün ücretsiz olmasını sağlamayı, önemli bir CHP hizmeti olarak sayarsan...

Ancak ve ancak “CHP’nin dikili ağacı yok” diyenlere esaslı bir malzeme vermiş olursun.

*

Valla billa eleştirmek için söylemiyorum, iyilik için söylüyorum:

Kemal Bey’in esaslı bir yaklaşım değişikliğine ihtiyacı var.

Bir imam hatipli olarak Erol Mütercimler konusunda ne diyorum

DAYAN MUHİTTİN BAŞKAN

ANTALYA Belediye Başkanı Muhittin Böcek, uzaktan izlediğim kadarıyla tam bir halk adamı, her kesime açık...

Monoloğa değil diyaloğa yatkın, ideoloji değil hizmet odaklı, kasıntı değil mütevazı bir belediye başkanı...

*

Korona illetine yakalandı. Uzun bir süredir mücadele ediyor koronayla... Gelen haberlere bakıyorum: Bazısı umut veriyor, bazısı endişelendiriyor.

*

Buradan Muhittin Başkan’a sesleniyorum:

Dayan başkan, dayan! Yen şu illeti. Hepimiz senden gelecek iyi haberleri bekliyoruz.

X

Genco Erkal’a açılan dava: Zincirleme lüzumsuzluklar

Genco Erkal yargılanıyor. Adliye koridorlarındaydı dün.

Gerekçe?

Attığı tweet’ler. Suçlama: Cumhurbaşkanı’na hakaret.

Açtım baktım tweet’lerine. Okudum tek tek.

Okuduklarım, Genco Erkal gibi usta bir sanatçının kıratına yakışmayacak türde ergen siyasi atarlardı.

Her gün sosyal medyada tonlarcasını gördüğümüz türde.

*

Tweet’lerde işlenen temalar şunlar: “

Yazının Devamını Oku

Soğan ekmek yerlermiş

İktidar milletvekillerinden biri çıkmış...

“Gerekirse soğan ekmek yeriz, yine de teslim olmayız” diyor.

*

Bir başkası ise çıkmış...

“Eti gramla, domatesi taneyle yiyin” diye tavsiyede bulunuyor.

*

İddia ediyorum:

Milletvekili sıfatını taşıyan bu kişilerin temel derdi...

Ne vatandaşı ikna etmek ne de vatandaşa moral vermek.

Yazının Devamını Oku

PKK ile ilişkiler nasıl minimize edilebilir?

CHP’li Engin Altay, katıldığı bir televizyon programında HDP’ye şu tavsiyede bulunmuş:

 

“HDP’den PKK ile ilişkilerini minimize etmelerini bekleriz.”

*

Minimize etmenin anlamı şudur:



Yazının Devamını Oku

Gelin, helalleşelim

“Birazdan döneceğim sana” deyip de bir türlü dönmediklerim...

 

- Turp gibi sağlam olduğum halde, “Ben biraz rahatsızlandım” diyerek ektiklerim...

*

- “Mutlaka iade edeceğim” diyerek aldığım kitaplarını asla iade etmediklerim...

*

- Lokantada tam hesap ödeme vakti lavaboya giderek hesabı kilitlediklerim...

*

- “Ben de tam seni arayacaktım” diye kandırdıklarım...

Yazının Devamını Oku

Merkez Bankası eski başkanından trol yaratan karanlık

Benim gözümde Durmuş Yılmaz...

- Ciddiye alınacak bir adamdı.

- Bir ağırlığı vardı.

- Söylediği söz bir değer taşırdı.

*

Ve fakat...


Yazının Devamını Oku

Zamanın ruhunun 10 yıl, 20 yıl gerisinde

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Başörtülü bakan... Neden olmasın? Artık aşmalıyız böyle şeyleri” denseydi.

Bir anlamı, bir karşılığı, bir etkisi olurdu.

*

Çünkü böyle bir mesele vardı.

Ve zamanın ruhu, buna yönelik bir şey söylemeyi gerektiriyordu.

*

10 yıl önce... 20 yıl önce...

“Helalleşelim. Yüzleşelim. Tarihsel yaraları saralım” falan denseydi.

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey’in çevresi helalleşmeye hazır mı?

Kemal Bey, helalleşmeye çok hevesli ve arzuluymuş gibi görünüyor.

Bu iyi, bu güzel, bu şahane, bu takdire şayan bir şey.

*

Peki ama ya Kemal Bey’in çevresi.

Acaba onlar da hevesli ve arzulu mu helalleşmeye?

Mesela...

Başörtülü bir kadın gördüklerinde içlerinden, “Bitecek sizin saltanatınız, bitecek! Az kaldı. Bekleyin hele” diye hırslanan Kemal Bey’in ekran cengaverleri?

Ne yani?

Yazının Devamını Oku

Sezai Karakoç’un benim için 7 anlamı

BİR: Mehmet Âkif, Necip Fazıl... Bu silsilenin devamıdır.

İKİ: Cemal Süreya, Turgut Uyar... İkinci Yeni’nin yalnızıdır.

*

ÜÇ: Büyük Doğu, Diriliş... Diriliş üniversitesinin tek başına her şeyidir.

*

DÖRT: Diriliş Partisi... Onurlu bir particiliğin tek örneğidir.

*

BEŞ: Koşu bittikten sonra da koşan atlar... İşte o atların şairidir.

*

Yazının Devamını Oku

Osman Öcalan’ın ölümü HDP’de nasıl karşılandı?

Nasıl karşılanacak?

Büyük, çok büyük bir kayıtsızlıkla karşılandı.

Böyle bir şey hiç olmamış gibi davrandılar.

*

Osman Öcalan’ın abisinin heykelini dikmeyi düşünenler, Osman Öcalan’ın ölümü için bir harf bile söylemediler.

*

Osman Öcalan’ın abisine her fırsatta bin selam yollayanlar, Osman Öcalan’ın ölümünü zerre kadar umursamadılar.

*

Osman Öcalan’ın abisine “Sayın” demek için fırsat kollayanlar,

Yazının Devamını Oku

Polonya-Belarus sınırında insanlık can çekişiyor

Belarus, Avrupa’ya gıcık.

Sırf bu yüzden...

“Gelin sizi Polonya üzerinden Avrupa’ya geçireyim” diyerek Irak, Suriye, Yemen, Afganistan’daki potansiyel göçmenlere çağrı yaptı.

Böylece Belarus’a 20 bine yakın göçmen geldi.

*

Belarus’un ilk yaptığı iş, bu göçmenleri Polonya sınırına sürmek oldu.


Yazının Devamını Oku

Bir cani yetiştirmek istemiyorsanız

Oğlunuzun empati duygusunu geliştirmesini en birinci vazife edinin.

- Oğlunuza canlı sevgisini, özellikle de hayvan sevgisini aşılayın.

*

- Oğlunuzun yanlışlarına yanlış demesini bilin.

*

- Haklı haksız her durumda oğlunuzun tarafını tutmaktan kaçının.

*

- Oğlunuzun her arzusunu tatmin etmeye odaklanmayın.

*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıçlı katliam şu beş sonucu doğurmalı

BİR: İnternetten leblebi, çekirdek satar gibi Samuray kılıcı satılmasının önüne geçilmeli. Samuray kılıcına ulaşım, bu denli kolay olmamalı. Bu tür kılıçların, “Hediyelik eşya” kategorisine alınmasına yasak konmalı.

- İKİ: Canavarca hisle cinayet işleyecek denli hasta ruhlu kişilerin, devlet tarafından takibi yapılmalı ve tedavi altına alınmalı. Takip ve tedavi işi, ailenin inisiyatifine bırakılmamalı.

*

- ÜÇ: Cinayet işleyecek denli sorunlu çocuğuyla ilgilenmeyen, o çocuğa kılıç alabilecek parayı veren anne baba da bu işten sorumlu tutulmalı. Hiç değilse vicdanen yargılanmalı.



*

Yazının Devamını Oku

Samuray kılıcıyla kadın katleden adam deli mi?

Adı: Başak Cengiz.

Mimar bir kadın. Gencecik. Nişanlı.

Ankara’da yaşıyor. Bir inşaat firmasında çalışıyor.

Çalıştığı firma, genç kadını geçici görevle İstanbul’a gönderiyor ve İstanbul’da yaşamaya başlıyor Başak.

Ataşehir’de bir otelde kalıyor. İşine servisle gidiyor.

Derken bir gün...

Otele servisle gitmek yerine yürüyerek gitmeyi tercih ediyor.

Ataşehir caddelerinde yürüyor

Yazının Devamını Oku

Atatürk taşıyıcı ve birleştirici kolon oldu

Atatürk’ü artık, Kemalizm’in dar kalıplarına sıkıştırmadan anıyoruz.

Atatürk’ü artık, bir hayat tarzının dayatması olmaktan çıkararak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, sadece bir kesimin bayrağı haline getirmeden anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, resmi ve zorlama etkilerden arınarak anıyoruz.

*

Atatürk’ü artık, alabildiğine sivil, alabildiğine katılımcı biçimde anıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Lütfü Türkkan grup başkanvekili olmasaydı ne olacaktı Yavuz Bey?

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, benim sevdiğim, saydığım ve takdir ettiğim bir siyasetçidir.

Kendisini destekleyen sayısız yazı yazdım.

Siyasette kişisel olarak her zaman iç tutarlılığını korumaya özen gösteren bir yapısı vardır Ağıralioğlu’nun.

*

Fakat dün Lütfü Türkkan olayıyla ilgili olarak yaptığı açıklamayı okuyunca...



Yazının Devamını Oku

Onlarda iptal kültürü... Bizde linç kültürü...

Batı'da iptal kültürü diye bir şey çıkmış.

Nedir iptal kültürü?

Şöyle bir şey:

*

Herhangi bir ünlü...



Yazının Devamını Oku

Baştan sona kadar Lütfü Türkkan olayı

Bu kaçıncı vukuat?

Önce çakarlı arabasını çocuğunun kullanması yüzünden epey konuşuldu. Sonra çiftliğini görüntüleyen gazeteciyi darp ettirmesi yüzünden gündem oldu. Arada yaptığı tartışmalı sosyal medya paylaşımlarının yol açtığı bir sürü tatsızlıkları saymıyorum. Kısacası Lütfü Türkkan, İYİ Parti’nin vukuatlı ismi olup çıktı. 

SIRADAN BİRİ DEĞİL

İYİ Parti açısından sıradan bir isim değil Lütfü Türkkan. Ta en başından beri Akşener’in yanında yer aldı. Finansal destek sundu partiye. Milletvekili seçildi. Partinin en önemli koltuğu olan Grup Başkanvekilliği’ne getirildi. Yani İYİ Parti’yi kıyısından köşesinden temsil etmiyor. Tam göbeğinden temsil ediyor. 



KÜFÜR, KÜFÜR, KÜFÜR

Yazının Devamını Oku

Kanaat önderi falan kalmadı

Etkili ve sözü dinlenir kanaat önderinin temel özellikleri şunlardır:

- İyiye iyi, kötüye kötü demesini bilecek.

*

- Bir muhalefet partisi mensubu gibi iktidarı devirmeye kendini adamayacak.

*

- Bir iktidar mensubu gibi her şeyi savunmaya kendini adamayacak.

*

- İktidara sonsuz vururken muhalefeti kollamayacak.

*

Yazının Devamını Oku

Çilem Doğan’ın bitmeyen çilesi

Kimdir Çilem Doğan?

Yıllarca kendisine sistematik bir şekilde şiddet uygulayan ve başkalarıyla para karşılığı ilişkiye girmeye zorlayan bir erkeği öldürmek zorunda kalan bir kadın.

*

Ya boyun eğmeye devam ederek ölmeden mezara girmiş olacaktı Çilem Doğan.

Ya da...

Kendini savunacaktı.

İkincisini seçti.

Yani kendini savunmayı.

Yazının Devamını Oku

Sayın dedi

“Bana hiç sevmediğin bir tepinme biçimini söyle” deseler...

Şu cevabı veririm:

*

Bir siyasetçi, bir gazeteci, bir akademisyen...

Yanlışlıkla, farkında olmaksızın, bir hata olarak...

“Sayın Öcalan” dediğinde...

Hemen “Aaaa! Bak! Bebek katiline Sayın Öcalan dedi” diye üzerinde tepinmek.

Aslında, Türkiye’de her kesimin bayıldığı bir tepinme biçimidir bu.

Yazının Devamını Oku