GeriAhmet HAKAN Benim için Cumhuriyet
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Benim için Cumhuriyet

Demokrasiyle taçlandırıldığında tadından yenmez olandır CUMHURİYET.

Bir yoksulun, devletin en tepesine yönetici olabilmesidir CUMHURİYET.

*

Kastların, sınıfların, eşitsizliklerin çöp sepetine basket yapılmasıdır CUMHURİYET.

Benim için Cumhuriyet

Babadan oğula geçen imtiyazlara nanik çekmektir CUMHURİYET.

*

Kandan, soydan, soptan geçen ayrıcalıkları yerlere çalmaktır CUMHURİYET.

*

Doğuştan prens ya da prensesleri SGK kuyruğuna sokandır CUMHURİYET.

CUMHURİYET BAYRAMI İÇİN MÜHİM BİR TAVSİYEM VAR

97 yıl önce Meclis’e bir yasa tasarısı sunuldu.

Tasarıda şöyle deniliyordu:

“Türkiye Devleti’nin hükümet şekli cumhuriyettir”.

“Yaşasın Cumhuriyet” sedaları ve alkışlarla kabul edildi bu tasarı.

97 yıldır coşkumuz hiç değişmedi.

*

Bu yıl salgın nedeniyle Cumhuriyet’i maalesef biraz dar bir alanda kutlayacağız. O nedenle sizlere salgın koşullarına uygun bir kutlama modelini tavsiye etmek istiyorum:

*

İletişim Başkanlığı’nın Bursa, Çanakkale, Samsun, Konya, Kayseri, Antalya ve Diyarbakır’da “dijital gösterim merkezleri” var. Bu merkezlerde teknolojinin tüm imkânlarından yararlanılarak harika gösterimler yapılıyor. 29 Ekim nedeniyle de Cumhuriyet Bayramı ana tema olarak belirlenmiş. Bayrağınızı alın ve bir uğrayın derim.

KARİKATÜR MANİFESTOSU CHARLIE HEBDO

HZ. Peygamber’in inananlar için taşıdığı anlamı, bir türlü anlamıyorlar.

Anlamadıkları gibi anlamak da istemiyorlar.

Anlamaya bir milim bile yaklaşmıyorlar.

*

Müslümanların bu konudaki hassasiyetinin, eşine benzerine rastlanmayacak türden bir hassasiyet olduğu söylendiğinde...

Zırnık ırgalanmıyorlar.

*

Yıllardır, aylardır, haftalardır, günlerdir İslam dünyasından ve Müslüman toplumdan bir haykırış yükseliyor:

“Bu pespayelik bizi rencide ediyor” deniliyor.

“Bu iğrençlik bizi incitiyor” deniliyor.

“Kendimizi çok ağır bir saldırı altında hissediyoruz” deniliyor.

*

Bu haykırışlara karşı...

Donuk bakışlarla, küstah edayla ve kibirli tonda şu cevabı veriyorlar:

“Bizde düşünce özgürlüğü var birader.”

*

“Ermeni soykırımı yoktur” demeyi küt diye yasaklarlarken...

Akıllarının ucundan bile geçirmedikleri yüce düşünce özgürlüğünü...

Müslümanların önüne dayıyorlar.

*

Yahudi soykırımıyla ilgili her türlü müptezelliği yasaklarlarken...

Zihinlerinden bile geçirmedikleri kutsal düşünce özgürlüğünü...

İslam dünyasının önüne koyuyorlar.

*

Terörist zihniyetli bir adamın karikatür nedeniyle bir öğretmenin kafasını kesmesini gerekçe göstererek...

O karikatürleri kamu binalarının duvarlarına yansıtıyorlar, her gün sınıflarda çocuklara gösteriyorlar.

*

Terörist zihniyetli kafa kesici adamla inatlaşmak adına...

Büyük bir zevkle, iştahla ve pervasızlıkla...

Hem kendi toplumlarında yaşayan Müslümanları rencide ediyorlar, hem de tüm İslam dünyasını...

*

Yangına körükle gidiyorlar.

Fitneyi daha da ateşliyorlar.

Marjinalliği ana akım haline getiriyorlar.

Anlayışsızlığı bayraklaştırıyorlar.

Düşmanlığı azdırıyorlar.

*

Ve hepsinden daha önemlisi...

“Düşünce özgürlüğü” gibi çok ama çok önemli bir değeri, bir incitme ve rencide etme mekanizmasına dönüştürüyorlar.

*

“Gerçek Fransızlık bu değil” diyeceğim ama kim bilir, belki de gerçek Fransızlık tam da budur.

Benim için Cumhuriyet

RECEP GÜRKAN’CIYIM

ALAATTİN Çakıcı, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’ı ziyaret etmiş.

*

Kıyamet kopuyor CHP’de... “Vay efendim, nasıl olurmuş bu” falan. Hatta CHP yönetimi, soruşturma bile açmış bu ziyaret için.

Olayın aslı faslı şu:

*

Alaattin Çakıcı, “Sizin bir Atatürk odanız varmış. Orada da kıymetli bir Atatürk büstü yer alıyormuş. Bunu görmek istiyorum” demiş Başkan Gürkan’a... O da “Buyurun gelin” diye yanıt vermiş ve konuk etmiş Çakıcı’yı...

*

Çakıcı’ya övgüler düzmemiş. Çakıcı’yla ideolojik akrabalık kurmamış. Çakıcı’ya kefil olmamış. Ne yapsaymış yani? “Gelmek istiyorum” diyene “Hayır, gelme” mi deseymiş?

*

İsteyen kusura bakabilir, ben bu konuda Recep Gürkan’cıyım.

Benim için Cumhuriyet

FRANSA’NIN YERLİ VE MİLLİ MUHALEFETİ

FRANSA’da muhalif partinin lideri Le Pen, televizyonda aynen şöyle diyor:

*

“Çok açık konuşacağım. Erdoğan’ın Macron’a karşı yönelttiği tehditler, gerçekte Fransa’yı hedeflemektedir. Çünkü Macron, Fransa’nın cumhurbaşkanıdır. Macron’la aramızda milyonlarca anlaşmazlık var. Buna rağmen ben kararlılıkla Macron’un, yani Fransa Cumhurbaşkanı’nın arkasındayım.”

*

İşte size Fransa’dan yerli ve milli muhalefete çarpıcı bir örnek.

Fransa’da işler böyle yürürken bizde bazı muhalifler, “Bu Erdoğan ile Macron’un kavgası... Bize ne?” falan diyorlar.

DAMADIN DEĞİL MİLLETİN

BİR televizyon kanalının haberinin giriş cümlesi şöyle:

Benim için Cumhuriyet

“Damadın İHA’ları...”

*

Bizim Hürriyet’te attığımız virgülden bile yüz kırk iki sayfalık medya eleştirisi çıkarıp kendisini ombudsman sananın ses çıkarmayacağı bu pespaye habercilik diline...

Selçuk Bayraktar, şahane bir cevap vermiş:

*

“Damadın değil milletin.”

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku