Bakan Koca’ya sordum: Çin mi, Alman mı? Hangisi denk gelirse şanslıyım?

Şöyle bir durum var:

 

Hem Çin aşısı geliyor Türkiye’ye... Hem de bizim Uğur-Özlem hocaların Alman aşısı...

*

Bu aşılar, belli bir planlama dahilinde yapılacak vatandaşa...

Yani artık hangisi denk gelirse.

*

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı aradım.

Bakan Koca’ya sordum: Çin mi, Alman mı Hangisi denk gelirse şanslıyım

Ve şu soruyu sordum:

*

“Acaba bana hangisi denk gelirse kendimi şanslı sayacağım? Çin aşısı mı, Alman aşısı mı?”

*

Bakan Koca, sorumun altında yatan hınzırlığı fark etmiş olacak ki...

Öncelikle “Çin, Alman falan diyerek menşeini öne çıkarmayalım... İnaktif ya da mRNA diyerek yöntemini vurgulayalım” diye uyardı.

*

Uyarıyı aldım, kabul ettim.

Ama sorumun peşini de bırakmadım.

*

Bakan Koca, kelimelerini dikkatlice seçerek şunları söyledi:

*

“Aşıda iki husus önemlidir: BİR: Güvenirlilik... İKİ: Etkinlik... Güvenirlilik, etkinlikten de önde gelir. İnaktif aşıların yöntemi klasik yöntemdir. Tecrübe edilmiştir. Uzun vadeli sonuçları bilinmektedir. Dolayısıyla güvenilirdir. Yeni teknolojiyle üretilen aşıların yöntemi ise ilk kez kullanılıyor. Kısa dönem başarılı. Uzun vadeli sonuçlarına yönelik net ifadelerde bulunamıyoruz”.

*

Hemen araya girdim.

Ve şunu sordum Bakan Koca’ya:

*

“İyi ama siz Uğur ve Özlem hocaların ürettiği Alman aşısını da getiriyorsunuz Türkiye’ye. O aşıları da kullanacaksınız Türkiye’de. Ne yani? Uzun vadeli sonuçlarını bilmediğinizi söylediğiniz aşıların vatandaşa yapılması sorun değil mi?”

*

Bakan Koca’nın soruya verdiği yanıt şu oldu:

*

“Bu aşılar Dünya Sağlık Örgütü’nün standartlarını asgari ölçüde yakalamış aşılardır. Pandemi nedeniyle dar bir zamanda geliştirildiler. İnaktif aşılar da dar bir zamanda geliştirildiler. Ama şunu söyleyebiliriz: Dar zamanda geliştirilen geleneksel yöntemli aşıların riski ile dar zamanda geliştirilen yeni teknolojili aşıların riski aynı olmaz”.

*

“Risk” kelimesini duyunca...

Gözlerim parladı.

Kişisel olarak mottom şudur:

“Risk varsa kaç”.

Belki de bu yüzden ticaretten hiç çakmam mesela...

*

Bakan Koca’ya “risk” kelimesini hatırlattım.

Ve şöyle dedim:

*

“Yeni teknoloji ürünü aşılar riskliyse... Vatandaşa bu aşıları nasıl yapacaksınız?”

*

Bakan Koca’nın bu soruya verdiği yanıt şu oldu:

*

Risk kelimesi ürkütmesin. Buradaki risk, büyük bir risk değildir. Salgının yol açtığı riskin boyutlarına bakıldığında kesinlikle katlanılabilir bir risktir. Göze alınabilir risktir. Yoksa Dünya Sağlık Örgütü geçici onay vermezdi”.

*

Benim bunlardan çıkardığım iki sonuç var:

*

- BİR: Çin aşısına denk gelenler... Akıllarında başka bir aşı kalmadan kendilerini daha şanslı hissedebilirler.

*

- İKİ: Alman aşısına denk gelenler... Alman yaparsa sağlam yapar falan diye düşünüp küçük riski göze alabilirler.


HEDEF: HAZİRANA KADAR YÜZDE 60’I AŞILAMAK

AŞI takviminde gelinen son durum nedir?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son bilgileri de verdi.

İşte o bilgiler:

Bakan Koca’ya sordum: Çin mi, Alman mı Hangisi denk gelirse şanslıyım

*

- PARTİ PARTİ İNCELEME: Aşılar geliyor. Gümrük işlemleri bittikten sonra 14 günlük bir inceleme dönemi olacak. Aşılar parti parti gelecek. Biz her gelen partiyi 14 günlük bir incelemeye alacağız. Örneklem yöntemini kullanarak yapacağız bu incelemeyi.

*

ÜÇ AYLIK HEDEF: Hedefimiz şudur: Üç aylık zaman diliminde 30-35 milyon insanımızın aşılanmasını sağlamak.

*

- RAHATLAMA: İlk etapta aşılanacak olan 30-35 milyon kişi, en riskli gruplar olacak. Bu da bizi ciddi biçimde rahatlatacak.

*

- MARTTA BİTER: 30-35 milyon kişinin aşılanmasının tamamlanmasını mart gibi bitirmek istiyoruz. Mart gibi de biter.

*

- HAZİRAN HEDEFİ: En büyük rahatlığımız toplumun yüzde 60’ının aşılanmasıyla sağlanacak. Haziran ayı itibarıyla bu hedefimize ulaşabiliriz diye umuyorum. Yüzde 60 demek, 50 milyon kişinin aşılanması demek...

*

- UMUDUMUZ ŞUDUR: Hazirana kadar yüzde 60’ı aşılarız dememin nedenleri şunlar: Kısa bir sürede dünyada aşının üretimi artmış olacak. Yerli aşımızın devreye girme ihtimali var. Yeni anlaşmaları şimdiden yapmaya başladık. Bütün bunlara dayanarak haziranda yüzde 60 olabilir diyebiliyorum.

*

- NE OLACAK: Bu sürecin ardından vaka sayısının azalacağını düşünüyorum. Her yılın mevsimsel salgını gibi olabilir.

*

- BİZE BAĞLI DEĞİL: Kısıtlamalar da bütün bu süreç içinde göreceli olarak gevşeyecek. Maske-mesafe-temizlik üçlüsünden tamamen vazgeçmemiz ise sadece bize bağlı değil.

*

- DÜNYADAKİ DURUM: O aşamaya gelebilmek için tüm dünyanın aşılama işini ciddiyetle yürütüp tamamlaması lazım. Türkiye gibi dünyaya çok açık bir ülke açısından durum bu.

X

Bir durun artık Sayın Bilim Kurulu üyeleri

Sayın Bilim Kurulu üyeleri...

Şu pandemi denilen belalı sürecin en başından beri...

Çok büyük hizmetler verdiniz. Önemli uyarılarda bulundunuz. Önemli kararlar aldınız. Çok önemli işler yaptınız.

*

Ama artık biraz durma zamanı Sayın Bilim Kurulu üyeleri.*

- Durun! Çünkü millet... Bazı ortamlardaki olağanüstü mesafesizlikleri gördükçe... Sizin ağzınızdan “maske-mesafe” tekerlemesini duymak bile istemiyor.

*

-

Yazının Devamını Oku

Dışlarsan PKK’ya çalışmış olursun

HDP’ye oy vermiş vatandaşlarımızı...

Kazanmaya çalışmak yerine...

- Ötelersen...

- Dışlarsan...

- İtersen...

- Mahkûm edersen...

- Yargılarsan...

- PKK’dan ayırmazsan...

- Yaftalarsan...

Yazının Devamını Oku

Özetleme kardeşim yazımı

T24 diye bir site var.

Güya ahlak abidesi... Güya tarafsız... Güya dürüst... Güya saptırma yapmıyor... Güya aşağılık işlerden uzak...

*

Peki ya gerçek? Tam tersi.

Tek farkları şu: Ahlaksızlığı birazcık daha sofistike biçimde yapıyorlar.

*

Dün uzun, upuzun bir yazı yazdım, Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin grup toplantısında yaptığı Gara harekâtı konulu konuşmayı analiz eden.

*

Dedim ki:

Yazının Devamını Oku

İki tarafın fanatikleri için değil... Sessiz çoğunluk için yazılmış bir yazı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, CHP ve İYİ Parti liderlerini ziyaret edip Gara konusunda bilgilendirdiler.

Çok hoşuma gitti bu ziyaret ve bu bilgilendirme.

Muhalefet dışlanmadı diye...

Demokratik bir tutum sergilendi diye...

Yıllardır yapılmayan yapıldı diye...

Kutuplaşma belası bir nebze olsun dinecek diye...

Memnun oldum.

Fakat ne oldu?

Yazının Devamını Oku

13 şehidin katili kim?

Kimdir 13 şehidin sorumlusu?

Katil kimdir?

*

Tabii ki tetiği çeken alçaktır.

Tabii ki tetiği çeken alçağa emri veren alçaktır.

Tabii ki “vur” emri verenin bağlı olduğu örgüttür.

Tabii ki örgütün uzantılarıdır.

Tabii ki örgütün iplerini elinde tutan güçlerdir.

*

Yazının Devamını Oku

PKK ile mesafe yok! Katliamla da yok!

Her PKK katliamında...

Gözler kısılıp HDP’ye bakılıyor.

*

- “Ne diyecekler acaba?” diye...

*

- “Katliama yönelik şöyle okkalı bir kınama yapacaklar mı?” diye...

*

- “Acaba yine bir gerekçe bulacaklar mı?” diye...

*

Yazının Devamını Oku

Bir alçaklık destanı: Rehine katletmek

PKK denilen örgüt, bu zamana kadar...

- Bebek katletmiştir.

- Öğretmen katletmiştir.

- Köylü katletmiştir.

- İzne giden askerleri katletmiştir.

- İşçi katletmiştir.

- Bombayla vatandaş katletmiştir.

*

İşte en son...

Yazının Devamını Oku

Laikliğe en çok dindarlar sahip çıkmalıdır

Laiklik denilince bazı kesimlerde oluşan alerjinin tek bir nedeni var:

Yakın zamanlara kadar bu memlekette...

Laikliğin, neredeyse din düşmanlığı gibi algılanıp uygulanması...

*

Laiklik, böyle algılanıp uygulandı diye doğru dürüst uygulanmasından vazgeçilemez.

*

Çünkü doğru dürüst uygulanırsa laiklik...

- Tek bir din anlayışının topluma dayatılmasının önüne geçer.

- Dini değişik biçimlerde anlama ve yorumlama özgürlüğüne fırsat verir.

Yazının Devamını Oku

Kumpasta Zekeriya’yla maklubede Ariana’yla

Enes Kanter, gerçekten çok uyanık bir tip.

Ne zaman kiminle ne yapacağını çok iyi biliyor.

Kumpas zamanı...

Zekeriya ile vakit geçirip poz veriyor.

*

Maklube zamanı ise...

Rockefeller’ın torunu Ariana’yla poz veriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Bu adamın ilahiyat dekanı olması utanç vericidir

Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cevdet Kılıç, geçen gün şöyle bir tweet attı:

“Boğaziçili misiniz, Boğazdışılı mısınız onu bunu bilmem. Aklınızın ucundan bile geçirmeyin. Biz abdest alır dışarı çıkmayız. Bizim zaten abdestimiz var. Bilin istedik de... Şöyle söyleyeyim. Siz hani bir ayı geçti eylem yapıyorsunuz ya. Biz eylem falan yapmayız. Biz gece vakti işi bitirir ertesi gün işe gideriz bilin istedim.”

Bu nedir Allah aşkına?

*

Boğaziçi gerilimi bitmesin diye mi yapılıyor bu tür provokasyonlar?

*

Bir ilahiyat dekanına yakışıyor mu böyle bir tehdit dili?

*

Yazının Devamını Oku

İskilipli Atıf için şu ikisini birden söylemek mümkün

Bir İskilipli Atıf Hoca tartışması başladı.

Bir taraf İskilipli’yi göklere çıkarıyor.

Bir taraf ise yerin dibine batırıyor.

*

Oysa İskilipli Atıf hakkında...


Yazının Devamını Oku

Galiba ilk kez uzaya bir Türk astronot gönderilecek

Sosyal medyada çok iyi hazırlanmış, kısa ve vurucu bir klip gördüm:

 

Türkiye Uzay Ajansı’nın hazırladığı bu klip, Atatürk’ün ünlü “İstikbal Göklerdedir” sözüyle birlikte sunuluyordu.

*

Klip şundan ibaretti:



Yazının Devamını Oku

Ben Melih Bulu’nun yerinde olsaydım

Bazı geceler uykuya dalmadan önce... “Bir sahil kasabasına yerleşip balıkçılık mı yapsam acaba” diye içimden geçirirdim.

 

- Şöhretin Kıvanç Tatlıtuğ/Kenan İmirzalıoğlu aşamasını yakaladığımı falan düşünüp ara sıra gülümserdim.

*

- Rektörlük binasının tam önünde “Ey Boğaziçi! Ya sen beni alacaksın ya da ben seni” diye tek kişilik bir eylem planlardım.

*

- Ali Kırca ile Mehmet Ali Birand isimlerinden yola çıkarak... “Mehmet Ali Kırca” gibi bir ismi uydurmayı nasıl başardığıma şaşıp kalırdım.

Yazının Devamını Oku

Hayat bayram olsa

Sıkılı yumruklar birazcık gevşese...

Diyalog kültürü devreye girse...

*

Öğrenciler bir adım geri atsa...

Yöneticilerimiz bir adım geri atsa...

*

Rektör Bulu, yeni bir yaklaşım denese...

*

Yazının Devamını Oku

Bir tek Kılıçdaroğlu olayın farkında

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Boğaziçi Üniversitesi olaylarıyla ilgili olarak yaptığı bir açıklama dikkatimi çekti.

O açıklamayı okuyunca...

“Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda/Kemal Bey bütün olayın farkında” diye ıslıkla bir melodi tutturdum.

Şöyle diyor Kılıçdaroğlu açıklamasında:

*

“Ben sevgili öğrencilerimize değil, onların anne ve babalarına seslenmek istiyorum. Karşımızda kontrolünü kaybetmiş bir siyasi iktidar var. Gerginlikten besleniyor. Bizler aklıselim sahibi olmak zorundayız. Sağduyu ile hareket etmek zorundayız. İktidarın değirmenine su taşımamak zorundayız.”

*

Ne demek istiyor Kılıçdaroğlu?

Yazının Devamını Oku

Cemil Çiçek ile Bülent Arınç farkı

Bülent Arınç...

“AİHM kararı uygulanmalı” demiş.

Çok tepki almış.

*

Cemil Çiçek de...

“AİHM kararı uygulanmalı” demiş.


Yazının Devamını Oku

CHP’den istifa eden Mehmet Ali Çelebi’ye dair birkaç şey

CHP’de milletvekiliyken de gözümde “delikanlı adam” idi... İstifa ettikten sonra da... Zerre değişmedi gözümdeki değeri yani.

- Dikkat! Birine “delikanlı” sıfatını yakıştırmak için onunla aynı fikirde olmak gerekmiyor.

*

- Delikanlılığının sayısız göstergesi var Çelebi’nin: Ergenekon’a karşı direnişi... Mahkeme salonlarındaki dik duruşu... FETÖ’cü yargıya karşı başkaldırışı... İnançlarından ödün vermeyişi...



*

Yazının Devamını Oku

Dinle Z kuşağı

“Eskiden her şey çok güzeldi” tezi...

Koskocaman bir yalandır sayın Z kuşağı.

*

Tamam...

Eskilerden uzanıp gelen bir Münir Özkul/Adile Naşit sevecenliği ve şekerliği var. Ama unutma ki...



Yazının Devamını Oku