‘Emlağın da gurmesi mi olurmuş?’ demeyin, çünkü var...

SERDAR Dağıstan, Boğaziçi mezunu bir inşaat mühendisi.
Sonrasında Chicago Northwestern Üniversitesi’nde yüksek yapmış.
Yetmemiş, aynı üniversitede bir de işletme yüksek lisansı bitirmiş.
Mezuniyeti takiben 75 yıllık bir İtalyan inşaat şirketi olan Valenti Builders’da çalışmaya başlamış.
İş geliştirme direktörü iken, 10 senelik Amerika macerasını bitirip 2006 Eylül’de vatana dönmüş.
“İzmir’de ne yaparım, nasıl yaparım?” derdine düşmüş.
Doğal olarak, eğitimini aldığı ve bildiği işi yapmak için kız kardeşiyle CDS Yapı’yı kurmuş.
İzmir’in en eski inşaatçılarından Ege Yapı ile birlikte Palmiye Park markasını yaratmış.
Ama bunlar onu kesmemiş.
Aynı yıl, yani 2007’nin ortalarında, bakıp gördüklerini eş, dost ve akraba ile internet ortamında paylaşmaya başlamış.
Derken bir gün, liseden arkadaşı Gökhan, “Eee sen emlak gurmesi olacaksın yani!” demiş ve sayfanın adı bir anda ortaya çıkıvermiş: www.emlakgurmesi.com
Şimdilerde bir yandan ortağı olduğu firmayla konut projelerine imza atarken, bir yandan da meraklı insanlar için gayrimenkul sırları, tavsiyeleri ve ipuçları veriyor.
Tüm bu sıkıcı ama önemli konuları da karşısındakiyle konuşur gibi hap/vitamin formatında ufak ve kısa cümlelerle daha okunabilir ve ilgi çekecek şekilde paylaşıyor.
Hapla yetinmeyip daha detaya inmek isteyenlere de soru/cevap, ilk evini alacaklara yönelik oluşturduğu www.evlenmeuniversitesi.com ve hatta bazen yüz yüze görüşmelerle yardımcı oluyor.
Sayfasında reklam yok, gelir ve kar derdi yok!
Bu yüzden, “Kimi üzerim, kimi kırarım” derdi yok!
Kötü soru, eleştiri ve paylaşımlara da yer yok!
Ama yaklaşık 8 bin kayıtlı takipçisi var.
Ayrıca, kayıt yaptırmayıp, “Hakkımızda ne yazmış?” diye sayfayı gizli gizli takip eden rakip inşaatçı firmalar ve satışçılar da var.
2010’da kaleme aldığı, ünlü gazeteci Ayşe Arman’ın da noktasına, virgülüne dokunmadan köşesine taşıdığı, “Ayşe Arman gibi ev aramanın 8 kuralı” yazısı hala okunma rekorları kırıyor.
Unutmadan, Serdar Bey’in isim babası olduğu bir de ‘Evmenaj’ hastalığı var ki, panzehirini doğal olarak bir tek o biliyor!

‘Emlağın da gurmesi mi olurmuş’ demeyin, çünkü var...

‘Emlak Gurmesi’ kimdir, necidir?
- Emlak Gurmesi, genelde pek sevilmeyen müteahhit ve emlakçı imajından kendi dili, gözü ve bazen de çok bilmiş tarzıyla sıyrılan, Türkiye’de ilk defa bir inşaat firması sahibinin gözlem ve deneyimlerini kendi ağzından paylaştığı emlak içerikli bir blogdur.
‘Emlak Gurmesi’ ne zaman, nasıl doğdu? İsim babası kim?
- Emlak Gurmesi’ni konuşturan ben inşaat mühendisi Serdar Dağıstan, Amerika’da 10 senelik inşaat macerasını bitirip 2006’da vatana döndükten sonra, “İzmir’de ne yaparım, nasıl yaparım?” derdine düştüm. Doğduğum ve büyüdüğüm kente ABD’de edindiğim girişimci, disiplinli ve organize bakış açısıyla tekrar baktım. Baka baka bir hal olmaya az kalmıştı ki, 2007’nin ortalarında bakıp da gördüklerimi eş, dost ve akraba ile internet ortamında paylaşmaya başladım. İzmir gayrimenkul piyasasını bir emlakçı gibi değil, gerçek müşteri gözüyle adım adım dolaşıp değerlendirirken, liseden arkadaşım Gökhan, “Eee sen emlak gurmesi olacaksın yani!” dedi ve sayfanın adı ortaya çıktı.

‘Emlağın da gurmesi mi olurmuş’ demeyin, çünkü var...


Emlak Gurmesi tamam, peki Serdar Dağıstan ne iş yapar?
- Esas işim ‘Palmiye Park’ markasıyla ilk evini alacakları ev sahibi yapmak. 2008’de Levent Veryeri ve kardeşim Ceyda’yla başlattığımız ortaklığımızla geçen ağustos itibariyle 550’nci dairemizi teslim ettik. Özellikle genç ve ikinci baharını yaşayan ailelerin konut sahibi olmasını kolaylaştıran projeler geliştiriyoruz.
Serdar Dağıstan, Emlak Gurmesi’nde neler paylaşıyor?
- Site bugünkü içeriğiyle ev, dükkan, arsa alacakların/satacakların verecekleri karar hakkında içlerinin rahat etmesini sağlıyor. İster oturmak, ister yatırım için olsun, konut, dükkan, arsa vs almak hayatımızda iş ve eş seçiminden sonra vermek zorunda kaldığımız en önemli ve riskli kararlardan biri. Bunların herhangi birinde hatalı seçim yapılması sonucunda maddi/manevi sıkıntılar çok büyük ve keyifsiz olabiliyor. Okulda çoğumuz matematik, coğrafya, fizik, psikoloji gibi dersleri aldık ama tüm bu dalları içeren emlak alma süreci konusunda hiçbir ders görmedik. Çoğu kişinin bu konuda tek bilgi kaynağı anne, baba, amca ve dayılardan duydukları kaçan müteahhit, bitmeyen kooperatif, üç yerine beş verip kazıklanmak gibi korku hikayeleri oluyor. Emlak Gurmesi işte bu sıkıcı ama önemli konuları karşısındakiyle konuşur gibi hap/vitamin formatında ufak ve kısa cümlelerle daha okunabilir ve ilgi çekecek şekilde paylaşıyor. Hapla yetinmeyip daha detaya inmek isteyenlere de soru/cevap, www.evlenmeuniversitesi.com ve hatta bazen yüz yüze görüşmelerle de yardımcı oluyorum.
Kaç takipçiniz var?
- Yaklaşık 8 bin kayıtlı takipçim var. Sayfanın aylık ortalama ziyaretçi sayısı 10 bin civarında. Belki çok yüksek bir rakam değil ama sadık bir takipçi grubu.
Yaşları ne?
- Yüzde 65’i 24-45 yaş aralığında.
Daha çok erkekler mi, yoksa kadınlar mı takip ediyor sizi?
- Yarıya yakını kadınlardan oluşuyor.
Takipçileriniz daha çok nereden?
- Genelde İzmir piyasasını yazdığım için çoğunluğu İzmir’den. Ama ciddi bir İstanbul ve Ankara takipçi grubum da var. Yüzde 90’ı Türkiye’den gelen ziyaretçilerin, kalan kısmı da Almanya, Amerika, İngiltere ve Rusya’dan.
Rakipleriniz de gizli gizli sizi takip ediyor olabilir mi?
- Olmaz mı! Birkaç sene önce öğle yemeği yerken, sonradan emlak danışmanı olduğunu öğrendiğim bir arkadaş, “Siz Emlak Gurmesi’siniz değil mi?” dediğinde şaşırmış ve biraz da havaya girmiştim.
Sayfanızı bu kadar okunur kılan ne?
- Sıkıcı olmaması, güncel kalması, reklam içermemesi ve düz bir dille konuşması. Bazı sorulardan ben de sıkılıyorum ama zaten o da cevaplarımdan belli oluyor.
Ne tür sorular geliyor?
- Önemli bir konuda karar verirken, sizden öncekiler aynı durumda ne yapmış, diğerleri ne yapıyor diye bakar insan. Emlak Gurmesi’ne gelen soruların çoğunluğu da bu amaçla kaleme alınıyor. “Alacağım evin fiyatı iyi mi?”, “Sizce ne kadar eder?”, “A projesini seçtim, doğru yapmış mıyım?”, “Oradan arsa alınır mı?” gibi...
Diyelim ki, “A projesinde bu var, B bu projesinde şu yok, hangisini tercih edeyim?” diyene ne cevap veriyorsunuz?
- Proje değerlendirme konusu benim için zor oluyor. Kendim de bir inşaat firması sahibi olmam sebebiyle haksız rekabetle başkasının ekmek teknesiyle oynamak istemiyorum. Ancak bazen o kadar bariz hatalar görüyorum ki, ister istemez yazdıklarımla canlarını sıkabiliyorum.
Müteahhitler tarafından mağdur edilmiş olduğunu düşünenlerden de soru geliyor mu?
- Gelmez mi... Ya inşaat bitmemiş müteahhit yok ya da inşaat bitmiş ama müteahhit oturma raporu almadan kaybolmuş... Bu durumlarda ne yazık ki alıcının yanında olmuyorum. Bile bile lades yapanlar ve hayal tacirlerine sırf ucuz diye inananlara yardımcı olabileceğimi düşünmüyorum. Biraz vakit ayırıp araştırmadıysan, soruşturmadıysan, en azından bir emlak danışmanını yanına almadıysan suç sende arkadaşım!
Proje değerlendirmelerinin haricinde başka neler merak ediliyor?
- Bölge/semt değerlendirmesi, fiyat karşılaştırması, kat mülkiyeti ve oturma raporu, konut kredileri ve ödeme planları hakkında da birçok soru geliyor. Unutmadan, özellikle konut alma sürecindeki kafa karışıklıklarını gidermek ve süreci kolaylaştırmak amacıyla takipçilerime gönderdiğim anket ve raporlarım da var. Örneğin; ev alma sürecindeki karı koca kavgalarını önleyebilecek evlenme profili anketi, öncelikleri belirleyen eleme ve puanlama sistemi, ziyaret değerlendirme anketi ve kredi hesaplama makinesi gibi hizmetleri de sayfam aracılığıyla sunuyorum.
İnanılmaz keyifli bir anlatım diliniz var. Bu dil nasıl oluştu?
- Yazıları ancak akşamları ailemden çaldığım zamanlarda yazabildiğim için editlemeye fırsatım olmuyor. Zaten sayfanın dili de bu yüzden bu kadar düz ve konuşma tarzında. Çok düşününce kafa karışıyor ve yazılar farklı yönlere gidiyor. Beni sayfadan takip edip bir şekilde sonradan tanışanlar, “Aaa aynen sayfada yazdığınız gibi konuşuyorsunuz” diyor.


Ayşe Arman gibi ev aramanın 8 kuralını yazdım, patladı gitti

Şu meşhur Ayşe Arman dopingi nasıl gerçekleşti?
- Ev, arsa, dükkan alma gibi sıkıcı konuları popüler ve okunabilir yapmak için insanların ilgisini çeken daha heyecanlı şeylerle birleştirmek gerekiyor. Ben de her yazısını heyecanla okuduğum ve çok seveni olan Ayşe Arman’ın yazılarından kafamda oluşturduğum karakteri ile ev alma sürecini örtüştürdüm ve ‘Ayşe Arman gibi ev almanın 8 kuralı’ başlıklı bir yazı yazdım.
Nasıl tepkiler aldınız?
- Sayfadaki en çok okunan ve en komik yazılardan biri oldu.
Bu yazıdan Ayşe Hanım’ın nasıl haberi oldu peki?
- Yazıyı yayımladıktan sonra bağlantısını Ayşe Arman’ın Hürriyet’teki e-posta adresine öylesine gönderdim. Birkaç hafta sonra bir arkadaşım sabahın köründe, “Şöhret oldun” diye arayınca, Ayşe Arman’ın tüm yazıyı hem de hiçbir kelimesini değiştirmeden yayınladığını gördüm. Çok heyecanlı ve gururlu bir deneyimdi.
Eee, takipçiniz de artmıştır artık...
- Tabii, Ayşe Arman dopinginden sonra patladı gitti!
Ayşe Hanım’la bu yazıdan sonra tanıştınız mı peki?
- Yazı çıktıktan bir hafta sonra, Kitap Fuarı’na geldiğinde kendisiyle tanıştım. “Bana Urla’da ev bul lütfen” dedi ve yanımda olan eşime de, “Hemen çocuk yapın” diyerek Ayşe Arman damgasını vurdu!


Çeşme ve Alaçatı’da fiyatlar sanki bana inat uçmaya devam ediyor

İzmir’in şu an en pahalı projelerinin yapıldığı bölge neresi?
- Bayraklı... İzmir’de olmayan özelliklerde yüksek binalar yapılıyor ve birkaç sene içinde projeler tamamlandıkça çok ciddi bir yaşam ve iş merkezi oluşacak. “Bu kadar çok ve pahalı malı kim alacak?” diye kendime soruyorum ama sanırım bu sefer arz talebi doğuracak.
İkinci baharını yaşayanlar daha çok nereyi tercih ediyor?
- Güzelbahçe, Urla, Yelki ve Seferihisar.
Peki, ya gençler?
- Merkezde kalmayı tercih etseler de, fiyatların yüksek olması sebebiyle şehrin çeperindeki Çiğli, Ulukent, Menderes, Seyrek, Yeşilova’yı seçmek durumunda kalıyorlar.
Güzelbahçe Yelki ciddi bir eğitim merkezi haline geldi...
- Çok doğru. Site tabelasından daha çok okul tabelası var sanki yol kenarlarında. Okulların çoğalması ile beraber ikinci baharcıların tercihi olan bu bölgede genç aileler de gözükmeye başlıyor.
Arsa yatırımı yapmak isteyenlere nereleri önerirsiniz?
- Batı yönünde Urla, Güzelbahçe–Seferihisar arası; kuzeyde ise, Çiğli–Menemen hattını değerlendirebilirler. Ulukent çok pahalandı ama Koyundere’de hala fırsatlar mevcut.
Bornova Yeşilova’daki kıpırdanmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Şu an merkeze en yakın en uygun fiyatlı ve donanımlı site tarzı projeler o bölgede hataya geçiyor. Merkez Garaj dolayısıyla şehrin her yerine tek vasıtayla ulaşım kolaylığı, çevre yolu bağlantısı, Ege, Yaşar ve Şifa üniversiteleri ile Forum Bornova’ya yakınlık senelerdir gölgede kalmış bu bölgeyi çok değerli hale getirdi.
İzmir’de sizi şaşırtmaya devam eden bölge hangisi?
- Çeşme ve Alaçatı. Her sene, “Artık bu kadar hızlı artmaz” dediğim fiyatlar sanki inadına uçmaya devam ediyor. Biz İzmirlilere göre çok pahalı olan bu bölgeler, İstanbullulara göre hala makul olduğu için fiyatlar daha bir süre artacak gibi...


Siz de sürmenaj hastalığının kuzeni evmenajzede misiniz?

Yazılarınızda ‘Evmenaj’ hastalığından bahsediyorsunuz... Nedir bu ‘Evmenaj’ Allah aşkına!
- Bu hastalığın adını ben buldum. Ne yazık ki ev alacak birçok ailede salgın şekilde! Evmanaj, sürmenaj hastalığının kuzeni olup çok uzun süre ev arayan kadın ve erkeklerde ve hatta genç irisi çocuklarında da görülebiliyor. Hastalığın isim babası olarak tedavisi konusunda önerilerim de var tabii ki! Merak edenleri bloguma beklerim.

YARIN: Ne erkekler gördüm sözünü afiyetle yiyen...

X

Cevap hakkına saygım sonsuz/3

GELELİM, Ayvalık Zeytin Hasat Festivali’ne...

 

14’üncüsünde sanırım sıkıntı yok.
İşin mali süreci ATOLAB üzerinde yürüyor ve kasaya 94 milyon 907 bin 17 TL giriyor.
Belki de ipleri koparma noktasına getiren 15’inci festivalle ilgili gelişmeler ise 9 Temmuz 2019’da ATO Yönetim Kurulu’nda ‘Çeşitli Konular’ başlığında alınan 437 nolu kararla başlıyor.
O gün yapılan toplantıda Ayvalık Uluslararası Hasat Günleri’nde zeytin, zeytinyağı ve turizm komitelerinin birlikte çalışmasına, bunların en kısa zamanda toplanıp bir yol haritası çıkarmasına ve organizasyon komitesi oluşturulmasına karar veriliyor.
Ve bu oybirliğiyle alınıyor.
31 Temmuz 2019’daki ATO Meclisi’nde söz konusu komitede yer alacak 14 isim (ki, bunlara Ayvalık Belediyesi ve Ayvalık Ziraat Odası’nın bildireceği isimlerin de ekleneceği belirtiliyor) belirleniyor.

Yazının Devamını Oku

Cevap hakkına saygım sonsuz/2

AYVALIK dosyamıza bugün de kaldığımız yerden devam ediyoruz.

ATOLAB A.Ş.’den gelen yazıda şöyle diyordu:
“ATOLAB A.Ş.’nin ana gelir kalemi hologram satışından elde edilmektedir. Bu kalemin gelirlerinde zaman içinde gerileme olduğu doğrudur. Bunun sebebi de Ayvalık zeytinyağı coğrafi işareti yönetiminin ve denetiminin, tescil sahibi kuruluşun tek yetkilisi ve hukuki sorumlusu olduğunu söyleyen kişi tarafından düzgün olarak yapılmamasıdır.”
“Sebebi” bölümünden önce ana gelir kalemine bir parantez açmakta fayda var sanırım.

‘GELİR’ KONUSUNA BAKARSAK
Ayvalık’ta yıllardır bu işi yapan üreticilerden öğrendiğim kadarıyla, ilçe sınırlarında 2 milyon zeytin ağacından her yıl ortalama 4 bin 500 ton yağ elde ediliyor. Ki, bunun 3 bin tonu natürel sızma.
Fiyat bugün 27 TL (litrede değil, kilogramda).
Litresi ortalama 45 TL’den satılıyor.

Yazının Devamını Oku

Cevap hakkına saygım sonsuz/1

ATOLAB A.Ş. Yönetim Kurulu adıyla, imzasız ve şahsi bir mail hesabından bilgilendirme notu aldım.

Objektif ve tarafsız yayıncılık gereği bu görüşlere yer verirken birer parantez açarak düşüncelerimi de paylaşmak istiyorum.
“Sayın Adnan Kaya, 16 Ocak’ta ‘Ayvalık’ta neler oluyor?’ başlığıyla yapmış olduğunuz haberi incelemiş bulunmaktayız. Öncelikle belirtmek isteriz ki, Ayvalık Ticaret Odası kayıtlı 11 yönetim kurulu üyemizin 7’si zeytinyağı marka sahibi sektör üyesinden, 4’ü de ticari faaliyette bulunan iş adamlarından oluşmaktadır. Yapmış olduğunuz haberde tarafınıza ulaştırılan birçok hatalı bilgi bulunmaktadır” deniliyor.
Ve şu örnekler veriliyor:
* Ayvalık Ticaret Odası’nın marka tescili hakkında bilgilendirilmediği: ATOLAB A.Ş. yönetim kurulunun, yönetim kurulu başkanı dahil 3 üyesi, Ayvalık Ticaret Odas’nın 7 kişilik yönetim kurulunun üyesidir. ATOLAB A.Ş. yönetim kurulunda alınan kararlar Ayvalık Ticaret Odası Yönetim Kurulu’nda görüşülmüş, kendilerine konu hakkında sözlü ve yazılı bilgi verilmiştir. Ekte bulunan karar fotokopileri de bunun ispatıdır.
(Bana gönderilen iki karar metni var. Biri 12 Kasım 2019 tarihli. 4’üncü maddede, (aynen) “Ayvalık Sızma Zeytinyağı ATOLAB marka tescilinin alınmasına karar verilmesi. Ayvalık Zeytinyağı ATOLAB marka tescil başvurusunun yapılmasına” diye yazıyor. 20 Mart 2020 tarihli olanın 9’uncu maddesinde ise, (aynen) “Türk Patent Enstitüsü’ne ATOLAB adı ile zeytinyağı marka tescili için yapılan başvuru hakkında bilgi verildi” cümlesi yer alıyor. İlkinin en üstünde, (aynen) “ATO Laboratuvar Hizmetleri Gıda Sanayi Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Toplantısı”, ikincisinin en üstünde de, (aynen) “ATO Laboratuvar A.Ş. Yönetim Kurulu Toplantı Tutanağı” ibareleri mevcut. Yani bilgilendirme ATO Yönetim Kurulu’na veya ATO Meclisi’ne değil, ATOLAB Yönetim Kurulu’na yapılmış. ATOLAB Yönetim Kurulu’nun aldığı kararın zaten imzaları ve bilgileri olması gereken ATOLAB Yönetim Kurulu üyelerine yapılmasını pek anlayamadım. Acaba alınan kararlar ve yapılan işlerden üyelerin de mi sonradan haberi oldu?)
* Zeytinyağı marka tescili yapıldığı: ATOLAB A.Ş. ekte yer alan TÜRK Patent Kurumu’nun tescil beyanında görüldüğü üzere kendi şirket adını ve logosunu tescil ettirmiştir.
(Buna dair gönderilen belgede başvuru tarihinin 13 Mayıs 2020, tescil tarihinin 11 Aralık 2020, tescil yayın bülten tarihinin 29 Ocak 2021, marka adının ATO Zeytinyağı Analiz Laboratuvarı olduğu görülüyor. Eğer yazım bir kez daha dikkatlice okunursa ATOLAB’ın zeytinyağı marka tescili yaptırdığı yönünde bir ibare olmadığı açık.)

Yazının Devamını Oku

Kaldığımız yerden devam

AYVALIK’TA neler oluyor, diye sordum.Ticaret Odası Başkanı Mustafa Büyükçıvgın’ın kişisel Facebook hesabından yaptığı paylaşımla başlayan, Oda’ya bağlı Laboratuvar Hizmetleri Gıda ve Kimyasal Maddeler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin kurumun resmi Instagram hesabından yayımladığı yanıt niteliğindeki duyuru ile devam eden gelişmeleri sizlerle paylaştım.


Her iki yazımda da aynı çatı altında yaşananların Ayvalık’a ve sektöre olumsuz yansıyacağını düşündüğümü ifade ettim.
Konunun bir an önce çözüme kavuşmasını, sağduyunun galip gelmesini dilediğimi aktardım.
“Ama görünen o ki, sosyal medya üzerinden yürüyen bu soğuk savaş kolay kolay bitmeyecek.
Eskilerin deyimiyle bu pilav daha çok su kaldıracak” diye de ekledim.
Nitekim, öyle de oldu.
Haliyle bana da yine yazmak düştü.

Yazının Devamını Oku

Bu pilav daha çok zeytinyağı kaldırır!

HATIRLAYACAKSINIZ, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Mustafa Büyükçıvgın’ın Oda’ya bağlı Laboratuvar Hizmetleri Gıda ve Kimyasal Maddeler Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından ‘ATOLAB Ayvalık Natürel Sızma Zeytinyağı’ markasıyla filtresiz 750 ml zeytinyağı üretilip 75 TL’den satışa sunulmasını şahsi Facebook hesabından paylaşıp...


“Ticaret odalarının amacı üyelerine rakip olmak değil, ticari faaliyetlerinin önünü açmaktır. Bu yetkisiz ve hukuksuz uygulamadan ATO Başkanlığı’nın ve üyelerinin bilgisi yoktur. Uygun bulmuyorum. Yanlışlarından dönmezlerse konuyu vergi mahkemesine taşıyacağım” sözlerini aktarıp, sormuştum:
“Ayvalık’ta neler oluyor?”
Peşi sıra da, “Belki yanıtlanır” düşüncesiyle akla gelen birkaç soruyu paylaşmıştım.
Geçtiğimiz cuma akşamı, ATOLAB’ın Instagram hesabından, somut bir isim yerine, ‘ATOLAB A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri’ imzalı, kamuoyuna bir duyuru yayımlandı.
Özetle deniyor ki:
***

Yazının Devamını Oku

Ayvalık’ta neler oluyor?

SAHİ, neler oluyor?Herkesin ilk o unvana sahip olacağı konusunda neredeyse hemfikir olduğu Türkiye’nin AB coğrafi işaretli zeytinyağı sıfatını Milas’a kaptıran Ayvalık’ta sular durulmuyor.


Şimdi de Ticaret Odası Başkanı Mustafa Büyükçıvgın ile Oda’ya bağlı Zeytinyağı Analiz Laboratuvarı yönetimi arasında yeni bir kriz patlak verdi.
Ayvalık Ticaret Odası Laboratuvar Hizmetleri Gıda ve Kimyasal Maddeler Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından ‘ATO LAB Ayvalık Natürel Sızma Zeytinyağı’ markasıyla filtresiz 750 ml zeytinyağı üretilip 75 TL’den satışa sunulması adeta bardağı taşıran son damla oldu.
Başkan Büyükçıvgın, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda, söz konusu markayla ilgili Ayvalık Ticaret Odası’nın herhangi bir bilgisi ve dahli olmadığını duyurdu.
Ayvalık’ta yaklaşık 5 bin ailenin zeytinyağı ticaretiyle geçindiğini, ayrıca bu işi yapan 100’den fazla ulusal ve uluslararası markanın Ayvalık Ticaret Odası üyesi olduğuna dikkat çeken Büyükçıvgın, isyanını şöyle dile getirdi:
***
“Ticaret odalarının amacı üyelerine rakip olmak değil, ticari faaliyetlerinin önünü açmaktır.

Yazının Devamını Oku

Evet; bu bir bölge yarışı değil, ülkemizin yarışı

“Milas tarih yazdı peki kim bunun farkında?” diye sordum.


Milas zeytinyağının AB’den coğrafi işaret alan ilk ve tek Türk zeytinyağı olarak eşi benzeri görülmemiş bir başarıya imza attığını, adeta bir tarih yazdığını düşündüğümü paylaştım.
Adları Milas’a kıyasla zeytinyağı ile daha çok özdeşleşmiş yörelerimizin bu konuda hangi aşamada olduklarını merak ettiğimi dile getirmeye çalıştım.
Sağolsun, Ayvalık Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Büyükçıvgın, Whatsapp’tan uzun uzun yazdı.
Öncelikle, “Geçen hafta Bloomberg’te katıldığım canlı yayında Milas’ı ve MİTSO Başkanı Reşit Özer’i kutlayıp teşekkür ettim” diyerek, bir anlamda bu konuda Ayvalık olarak kıskançlık yapmadıklarını paylaştı.
Ayvalık’ın dosyasını Dr. Fahri Yemişçioğlu’nun hazırladığını ve önümüzdeki aylarda başvuruyu eksiksiz tamamlamış olacaklarını aktardı.
Bu arada, dosyalarını tamamlayıp AB tescil başvurusu yapan tüm yörelere ve ürünlere de başarı dileğini iletti.

Yazının Devamını Oku

Milas tarih yazdı tamam da kim bunun farkında?

2020 tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisinin gölgesinde kabus gibi geçti.


Her sektör gibi zeytin ve zeytinyağı da bu olumsuzluktan payına düşeni aldı.
Ama yılın son çeyreğinde ardı ardına gelen haberler yüz güldürdü.
Bunlar arasında hiç kuşkusuz en öne çıkanı, Milas zeytinyağının AB’den coğrafi işaret alan ilk ve tek Türk zeytinyağı olmasıydı.
Daha düne kadar hor görülen ‘Memecik’ türü zeytinle Milas, adeta bir tarih yazdı.
Zeytinyağı sektöründe eşi benzeri görülmemiş bir başarıya imza attı.
Bazı köşe yazarları bu müthiş gelişmeyi birkaç üreticiye mal etse de bence en büyük pay Milas Ticaret ve Sanayi Odası’nın.

Yazının Devamını Oku

Kim tutar sizi!

ZEYTİNYAĞI sektöründe uluslararası arenadaki yarışmaların en prestijlilerinden biri de hiç kuşkusuz İsrail’de düzenlenen Terra Olivo...

 

Bu yıl 3 kategoride toplam 345 ödül dağıtıldı, 34’ü ülkemize geldi.
Ülkemizin değişik bölgelerinden toplayarak Ayvalık’taki fabrikasında erken hasat ve soğuk sıkım yaparak işleyen Nova Vera, İtalya’dan yine ‘beşibiryerde’ yaptı.
‘Trilye’ çeşidiyle, organizasyonun en büyük ödülü olan ‘Top Ten’ (En İyi 10) arasına girmeyi başaran firma, Türkiye’den katılan yağların en iyisi seçilerek ‘Best of Turkey’ ödülüne de layık görüldü.
‘Trilye’ ve ‘Beylik’le büyük prestij altın ödülüyle taçlanan firma, ‘Hayat’, ‘Yamalak Sarısı’ ve ‘Memecik’le de prestij altının sahibi oldu.
Kuruluşunun 3’üncü yılında 107’nci madalyasını alan Nova Vera’yı kutluyorum.
Ve inanıyorum ki, bunlar daha başlangıç.

Yazının Devamını Oku

Tümden yasaklanmalı

BU köşeyi takip edenler hatırlayacaklardır.

 
Havai fişek üzerine bir değil, iki değil, üç değil, onlarca kez yazı yazdım.
“Yeter artık! Fişeğiniz batsın” dedim.
“Vara yoğa patır patır patlattığınız havai fişek işkencenizden bıktık artık” dedim.
Etkili, yetkili isimlere seslendim.
“5 dakikalık bir gösterinin vereceği keyif yüzünden canlıların ölmesine, insanların zehir solumasına, havamızın, suyumuzun ve toprağımızın kirlenmesine müsaade etmeyin” dedim.
Ama bir Allah’ın kulundan tık çıkmadı.

Yazının Devamını Oku

Piyango bu kez bize vurdu belki de yarın sıra sizdedir

GEÇEN hafta ailece İzmir dışındaydık.



Pandemi sürecinde yaklaşık 3 ay eve hapsolan kızımızı alıp tatile çıktık.
Bir de köpeğimiz olduğu için denize sıfır sayılabilecek bir bungalovda kaldık.
Marmaris Orhaniye’de, doğanın içinde, sessiz, sakin, dingin bir 7 gün geçirdik.
Bu arada -merkez üssü dinlendiğimiz bölge olan- iki de ciddi büyüklükte deprem atlattık.

Yazının Devamını Oku

Bizim çılgın zeytinyağcılar

 SİZLERLE ayrı kaldığımız süreçte önce Japonya’dan, ardından da İtalya’dan güzel haberler geldi.


Türk zeytinyağı markaları uluslararası arenada bir kez daha yüzümüzü güldürdü.
Olive Japan 2020’de 9 altın, 16 gümüş madalya kazandık.
(Alfabetik sırayla) Hermus, Kisthene02, Nermin Hanım, Nova Vera, Oleamea, Purio ve Zeytinel birincilik kürsüsüne çıkarak hepimize büyük gurur yaşattı.
Aynı zamanda ‘ülkenin en iyisi’ ödülüne layık görülen Nova Vera yine fark yarattı ve bu 9 altın madalyanın 3’üne birden imza attı.
Alhatoğlu, Anafortis, Eget Vakfı, Hermus, Kisthene02, Kristal, Nova Vera, Oleamea, Olizzi, Troy, Tuay ve Zethoveen da ikinci olarak ülkemize gümüş ve puan kazandırdı.
Hermus ve Nova Vera 3’er gümüş madalyayla öne çıkarken, beni en çok mutlu eden şeylerden biri de, ilk günden beri dış pazarda Türkiye’nin ancak ‘özellikli’ ürünlerle başarı kazanabileceğini savunan ve buna örnek olarak da yıllar önce Rusya için üretmeye başladıkları çocuklara özel ‘Kidsolio’yu gösteren Alhatoğlu’nun bu markasıyla ödül alması oldu.

Yazının Devamını Oku

Kadının gücü ve bereketi bu pastanede hayat buldu

ASLINDA açılalı yaklaşık dokuz ay olmuş.

 


Ama uzun zamandır Bornova Küçükpark’a yolum düşmediğinden görmemişim.
Onlardan, eşimin instagram hesabından yaptığı paylaşım sonrası haberim oldu.
Bir de tüm çalışanlarının tamamının kadın ve işletme ortağı olduğunu öğrenince daha da ilgimi çekti.
Dilek Çetmen, Zehra Yenilmez, Senem Aslantaş, Fatma Soyer, Gökçe Özmay, Vahide Güllü, Nesrin Azizoğlu, Narin Cömert, Makbule Demirçivi, Ceren Çanlı, Merve Erim, Aslı Aydın, Aysu Saydam, Süreyya Aydoğdu ve Seren Yılmaz adlı bu 15 kadının yolu, Pastacılar Fırıncılar Derneği’nin açtığı pastacılık kursunda kesişmiş.


Yazının Devamını Oku

Güzel şeyler de oluyor

SON sözümü en baştan söyleyeyim ki, sonradan bir yanlış anlaşılma olmasın.

 


Bu, bir firmayı öne çıkarma ya da reklamını yapma yazısı değildir.
Yaşadığımız zorlu günlerde güzel şeyler de olabildiğini paylaşma amaçlıdır.
***
Doğal olarak şu günlerde hepimiz koronavirüsle yatıp, koronavirüsle kalkıyoruz.
Tüm algılarımız bu konu üzerine yoğunlaşmış durumda.

Yazının Devamını Oku

Bir virüs yazısı da benden

İZMİR’de en sevdiğim mekanlardan biri de Red Dragon’dur.

 

Bana sorarsanız, yerli malzemelerle Uzakdoğu lezzetlerini en iyi sentezleyen restoranlardan biridir.
1993 yılından bu yana kalitesinden, tatlarından, hijyenden ödün vermeden işini aşkla yaparken...
Çoğu ilk günden beri çalışan 20’den fazla kişiye de istihdam sağlar.
Ancak geçen hafta yine ailecek gittiğimiz mekanda, her zaman dolu görmeye alıştığımız masaların bazılarının boş oluşu dikkatimizi çekti.
Nedeni ise malum!

Yazının Devamını Oku

Bana bunlarla gelin!

BU köşeyi takip edenler hatırlayacaklardır.

 


Dönem dönem, “STK’lar ne iş yapar?” diye sorarım.
Zira, -istisnalar hariç- çoğunun ne üyelerine, ne bulundukları kente, ne topluma, ne de insanlığa bir yararı olduğuna inanırım.
Gereksiz kahvaltılar, yemekler, suya yazılan ziyaretler, bir elin verdiğini öbür elin görmemesi gereken iyiliklerin çeşitli turnuvalar adı altında köpürtülerek servis yapıldığı bültenler bana itici gelir.
Ama geçen hafta Ege Genç İş İnsanları Derneği’nin (EGİAD) bir etkinliği dikkatimi çekti.
Dünyada liseli gençler arasında en üst düzey girişimcilik yarışmalarından biri olarak gösterilen, ABD’nin Delaware Üniversitesi’nin düzenlediği ‘Diamond Challenge’, ülkemizde ilk kez EGİAD’ın partnerliğinde İzmir’de yapıldı.

Yazının Devamını Oku

Dün dündür, bugün bugündür (mü?)

DAHA önce de birkaç kez yazdığım gibi...

 


Bir hayvan dostu olarak köpek ve horoz dövüşlerine ne kadar karşıysam deve ve boğa güreşlerine de o kadar karşıyım.
Bu nedenle son yerel seçimler öncesinde Hayvan Hakları Federasyonu’nun (HAYTAP) başkan adaylarla seçilmeleri halinde yörelerinde benzer etkinliklerin bir daha yapılmayacağına dair imzaladıkları protokoller dikkatimi çekmişti.
Bunun üzerine, “Dostlar size minnettar” diye bir de teşekkür yazısı kaleme almıştım.
Söz veren isimlerden biri de CHP’nin Menemen adayı Serdar Aksoy’du.
Öyle ki, HAYTAP, bu duyarlı davranışı nedeniyle Aksoy’a teşekkür plaketi vermiş, bu da medyada haber olmuştu.

Yazının Devamını Oku

Dünya liginde biz de varız

BİLİYORUM, yazmakta biraz geç kaldım.

 
‘Dünya Natural Sızma Zeytinyağı Şampiyonlar Ligi’ olarak anılan ‘EVOO World Ranking 2019’ sonuçları geçtiğimiz günlerde açıklandı.
Dünyanın farklı ülkelerinde düzenlenen kalite yarışmalarına katılan 12 bin 92 sızma zeytinyağından değerlendirilmeye alınan 4 bin 965 ürün ve üreticisini aldıkları ödül toplamlarına göre sıralayan organizasyonda Türkiye, büyük başarıya imza attı.
134 ödülle 34 ülke arasında 8’incilik kürsününe yerleşti.
Yarışmanın en önemli kategorisi kabul edilen “En İyi Natural Sızma Zeytinyağı Üreticileri İlk 100” listesinde ülkemizden 3 üretici yer aldı.
Manisa’dan Hermus 24’üncü, Ayvalık’tan Nova Vera 27’nci, Gömeç’ten Öz-Em 97’nci oldu.
“En İyi Natural Sızma Zeytinyağları İlk 100”de de 4 üreticinin 5 ürünü kendisine yer buldu.

Yazının Devamını Oku

Kentten köye kültür köprüleri kuruyorlar

(Bugün formatımın dışına çıktım. Çünkü onlar bunu hak ediyorlar. İnanıyorum ki, okuyunca siz de bana hak vereceksiniz.)

 

ONLAR, tam 25 kişi...
Aralarında İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, İzmir Devlet Opera ve Balesi, İzmir Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nda görev yapanlar da var.
Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Ege Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve TRT sanatçıları da var.
Topluluklarının adı, Turkish Brass Ensemble Orkestrası.
Genel sanat yönetmenliğini Kenan Gökkaya, sanat koordinatörlüğünü Hikmet Çokağır yapıyor.
Devlet Klasik Türk Müziği Korosu solist sanatçısı Derya Derin seslendirdiği şarkılarla...

Yazının Devamını Oku

‘Mış’ gibi yapmasak

YERLİ ya da ata tohumları...


Binlerce yıl değişen onlarca koşula uyum sağlasalar da bugün yok olma tehlikesi yaşıyorlar.
Belediyesinden derneğine birçok kurum ve kuruluş da sürdürülebilir tarım için genetik birer hazine olan bu tohumları korumak için yoğun mücadele içerisinde.
Bulundukları yörenin çevre, iklim, toprak koşullarına uyum yetenekleri gelişmiş bu tohumların gelecek nesillere aktarılabilmesi için çeşitliliğinin korunması, ekilerek çoğaltılması ve paylaşılması şart.
İzmir Büyükşehir Belediyesi de bu hassasiyetle önemli bir adım attı.
İzmir’de bir çiftçinin evinde sakladığı Anadolu’nun en eski buğday çeşitlerinden ‘karakılçık’ın çimlendirilerek çoğaltılması sonucu elde edilen tohumlar yaklaşık 500 dönümlük araziye ekildi.
Bunun için de Menemen Tarımsal Araştırma Merkezi’nde ‘Yeniden Karakılçık’ sloganıyla ekim şenliği düzenlendi.

Yazının Devamını Oku