Yeni haberler var

Boğaziçi Üniversitesi üzerinden yaşanan gerilim, İlker Başbuğ, Can Ataklı ve Fikri Sağlar’ın sebep olduğu başörtüsü ve darbe tartışmalarının neden olduğu tepki ikliminde reform çalışmalarından söz etmenin güçlüğünün farkındayım.

Kış ortasında bahardan söz etmek gibi bir şey.

Biden’ın ABD Başkanı seçilmesiyle birlikte yeni bir dünya kuruluyor. ABD-AB ittifakı yeniden sağlanıyor. ABD başkanlarının seçimi dünya başkanı seçimi gibidir. Baba Bush’un, Bill Clinton’ın, oğul Bush’un, Obama’nın, Trump’ın başkanlığının ülkemizle ilişkilere ve bölgemize etkileri farklı farklı oldu. Darbeler tarihimiz incelendiğinde 12 Eylül darbesini destekleyen Carter’ı, 15 Temmuz’un arkasındaki Obama’nın adamlarının siluetini görürüz.

Biden, Türkiye’yi en yakından tanıyan ABD Başkanı. Ancak Türkiye’ye yönelik olumlu bir düşüncesinin olmadığı da bir gerçek. Peki biz Biden’la 4 yılı nasıl geçireceğiz.

Buna hazırlanmalıyız. Ankara’da yeni döneme göre kendini yapılandırıyor.

REFORMLAR

YEni sürecin kutup yıldızının reformlar olması gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir süredir ısrarla 2021 yılının reformlar yılı olacağını söylüyor. Ama ülke öyle bir kutuplaşma içinde ki göz gözü görmüyor. Kutuplaşma iklimi her şeyi esir alsa da reformlarla ilgili mutfak çalışması tamamlandı. Uzak olmayan bir süreçte reform iklimine gireceğiz.

Bu süreçte birbirine karıştırılmaması gereken iki çalışma söz konusu.

Biri Adalet Bakanlığı’nın kapsamlı reform hazırlığı, ikincisi ise AK Parti ve MHP’nin şimdilik ayrı ayrı çalıştığı ama daha sonra ortak bir çalışmaya dönüştürülecek olan seçim yasasıyla ilgili hazırlıklar.

ADALET BAKANLIĞI’NIN REFORM HAZIRLIĞI

“Reform ikilisi” gibi çalışan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ile Adalet Bakanı, sektör temsilcileri ve Meclis’te ilgili komisyonlarla toplantılar yapmışlardı. İyi bir hazırlık süreci yaşandı.

BAKAN GÜL: ‘İYİ BİR MUTFAK ÇALIŞMASI YAPTIK’

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, kısa bir süre önceki görüşmemizde “2021 yılı reform yıl olsun istiyoruz. Taraflarla bir araya geldik, iyi bir mutfak çalışması yaptık. Hemen hemen değinmediğimiz hiçbir konu kalmadı. Yürüyen bir süreç. Sayın Cumhurbaşkanımıza sunduktan ve gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra, kademe kademe uygulamaya sokacağız” demişti.

Adalet Bakanı Gül, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kapsamlı bir sunum yapacak. Kabinede ve AK Parti yetkili kurullarında yapılan değerlendirmelerden sonra reform paketleri ayrı ayrı Meclis’in gündemine getirilecek.

SEÇİM SİSTEMİYLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR

Seçim sistemiyle ilgili çalışmaların ise biraz zaman alacağı anlaşılıyor. AK Parti ve MHP ayrı ayrı çalışmalarını tamamladı. Hukukçu milletvekillerinin önerileri doğrultusunda bir taslak hazırlandı. Ancak hemen bugün harekete geçilecek gibi bir hava hissetmedim.

Peki genel hatları itibarıyla ne düşünülüyor? Öncelikle önerilerin alternatifli olarak hazırlandığını belirtmeliyim.

Başkanlık sistemi siyaseti yeniden şekillendirdi. Sistemi kökten etkileyen en önemli düzenleme ise yüzde 50 artı 1 getirilmesi ve ittifak sistemi oldu.

SEÇİM BARAJI NE OLACAK?

Seçim öncesinde ittifak sisteminin getirilmesi yüzde 10 barajının anlamsız hale gelmesine yol açtı. AK Parti’nin çalışmasında seçim barajının yüzde 5 ya da 7’ye çekilmesinin üzerinde durulurken, şansı azalmakla birlikte yüzde 10 barajının korunması da seçenekler arasında yer alıyor.

YÜZDE 1’LİK PARTİLER NE OLACAK?

İttifak sistemi, yeni partilerin kurulmasını teşvik etti. Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Fatih Erbakan ve Mustafa Sarıgül partilerini kurup yola çıktı. Muharrem İnce ise gün sayıyor. Gözler muhafazakâr Kürtlerin kuracağı söylenen yeni parti ile İYİ Parti’yle yargıda mücadelede eden Ümit Özdağ’a çevrilmiş durumda.

İttifak sistemi, yüzde 1 civarında dolaşan partiler için “hayat suyu” oldu. Yüzde 10 barajı nedeniyle seçim şansı olmayan küçük partiler, ittifak sistemiyle Meclis’te temsil edilme imkânına kavuştular. Bu tek taraflı olarak küçük partilere yaramadı. 24 Haziran 2018 seçimleriyle ilgili simülasyonda, küçük partilerle ittifak CHP’ye artı 32 milletvekilliği kazandırdı.

İTTİFAKA AYRI BARAJ

Seçim barajıyla ilgili üzerinde durulan noktalardan birini de ittifakta yer alan partilerle ilgili seçim barajı oluşturuyor. Seçimlere ittifak halinde giren partiler için seçim barajının yüzde 10’da kalması ya da 12 olması, kendi başına giren partiler için yüzde 7 ve 5 seçeneklerinin getirilmesi üzerinde duruluyor.

YÜZDE 1 ÖNERİSİ

Yüzde 1 gibi küçük oranlarda oy alan partileri ittifaka mecbur bırakmayacak bir formül üzerinde duruluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Bahçeli ile de paylaşılan öneriye göre ittifaka girmeyen partiler yüzde 1 ve üzerinde aldıkları oy oranına göre Meclis’te temsil imkânına kavuşacak. Geçmişte Türkiye milletvekilliği getirilmiş ancak bu Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmişti. O nedenle Türkiye milletvekilliği engeline takılmayan bir model üzerinde duruluyor.

Bir uyarıda bulunayım. Yüzde 1’lik partilerle ilgili öneri AK Parti ve MHP’nin yaptığı çalışmada yer almıyor. Onun zemini farklı.

DARALTILMIŞ BÖLGE

Etnik ya da bölgesel partilere imkân sağlayacağı gerekçesiyle dar bölge seçim sistemi tercih edilmiyor. Ancak daraltılmış bölge seçim sistemi üzerindeki çalışmalar ise sürüyor. Çok sayıda milletvekili çıkardığı için İstanbul 3, Ankara ve İzmir ise 2 seçim bölgesine bölünürken, büyükşehirlerin nüfuslarının artması nedeniyle İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere nüfusu büyük illerde seçim çevresinin sayısının arttırılması üzerinde duruluyor. Nispi temsilin devam etmesi de güçlü seçenekler arasında yer alıyor.

KUTUPLAŞMA

Reformlarla ilgili çalışmaları paylaştım ama keşke bir çalışmayı da siyaset tarzımız üzerinde yapsak. Ülkemizde öyle bir kutuplaşma var ki her şeyi yıkıp geçiyor.

 

X

Karayılan Gara’da mıydı?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Meclis’te Gara’da PKK’nın şehit ettiği 13 vatandaşımızla ilgili bilgi verdikten sonra “Allah şahittir, o Murat Karayılan’ı bin parçaya bölmezsek... Tekrar şeref sözü veriyorum” demişti.

Soylu daha önce de “Murat Karayılan’ı yakalayıp bin parçaya bölmezsek bu millet ve şehitlerimiz yüzümüze tükürsün” diye söz vermişti.

Soylu’nun Gara operasyonuyla ilgili konuşmalarında Murat Karayılan’ı hedef göstermesi, “Murat Karayılan Gara’daymış. Operasyondan kısa süre önce orayı terk etmiş” söylentisinin yayılmasına neden oldu. Önemli bir iddia olduğu için araştırdım. Ama doğru çıkmadı. Karayılan ve Cemil Bayık bir süredir Kandil’den başlarını çıkaramıyorlarmış. Daha çok Kandil’in İran kontrolündeki bölgesinde kalmayı tercih ediyorlarmış. İran’ın Gara’ya yaptığımız operasyonu kınaması beni şaşırtmamıştı. Çünkü İran, Cemil Bayık ve Murat Karayılan’ı Türkiye’ye karşı koruyor.

KANDİL’DE

Murat Karayılan Gara’da değilmiş ama PKK’nın Kandil ve Sincar’dan sonra oluşturmak istediği alternatif komuta kontrol merkezi yerle bir edilmiş. PKK yöneticilerinden Duran Kalkan, “Gara operasyonunun temel amacı HPG’nin komuta kontrol merkezini işlemez hale getirmekti. Bu operasyonda temel hedef gerillanın komuta kontrol merkezini etkisiz kılmaktı” demişti. Yeni kurulan telsiz sistemleri ortadan kaldırılmış. “PKK’yı 5 yıl geriletecek bir darbe vuruldu” deniliyor.

PKK, zorla kaçırıp operasyonun başında şehit ettiği 13 sivil vatandaşımızı ise 2 yıldır Gara’da “zindan” adını verdiği yerde tutuyormuş. Bir kez daha şehitlerimizin ruhu şâd olsun.

GARA’YA GİDEN MİLLETVEKİLİİçİşlerİ Bakanı Süleyman Soylu, Gara’ya giden milletvekilinin HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir olduğunu açıkladı. Soylu’nun açıklaması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Taşdemir hakkında soruşturma açtı. HDP milletvekili Taşdemir ise “Bunun kocaman bir yalan ve iftira olduğunu göstereceğiz” dedi. Bu durumda Taşdemir hakkında düzenlenecek olan fezlekeyi görmek gerekecek. Çünkü dokunulmazlığının kaldırılması istenirken, fezlekede Taşdemir hakkında yer alacak deliller önem kazandı.

SÜLEYMANİYE’DEKİ 

Yazının Devamını Oku

Akşener tarzı muhalefet

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, muhalefet lideri olmasına rağmen milli meselelerde, PKK ile mücadelede, Türkiye’nin yurtdışı operasyonlarında sorumlu bir muhalefet örneği veriyor.

O nedenle de muhalefette partisinin oylarını arttırıyor.

Akşener dünkü grup toplantısında konuşmasına, “10 şehrimizde şehit cenazelerimiz vardı. 10 şehrimize ateş düştü. Milletçe yüreğimiz yandı. Gara’da, lanet terör örgütü PKK’ya yönelik operasyon, milli bir meseledir” dedi. Ardından da “Üzerinde konuşan herkesin, sözlerine dikkat etmesi gerekir” diye uyarıda bulundu.

Kılıçdaroğlu PKK’ya PKK diyemiyor ama Akşener üstüne basa basa “Lanet terör örgütü PKK” dedi.

Aslında Meral Akşener, Kılıçdaroğlu’na göre daha sert bir konuşma yaptı. Erdoğan’ı ağır bir dille eleştirdi. Sözleri demir gülleler gibiydi. Ama Akşener, Türkiye’nin beka sorunu olan PKK ile mücadelede, milletinin ve devletinin yanında oldu. Ondan sonrası ise bir muhalefet liderinin eleştirileriydi.

KILIÇDAROĞLU TARZI MUHALEFET

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gara’da 13 şehidimizle ilgili olarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan ayrıntılı bilgi aldıktan sonra, CHP Meclis grubunda konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından Gara şehitlerimizle ilgili bölümü birkaç kez okudum.

MİTHAT SANCAR’IN GERİSİNDE KALDI

1)Kılıçdaroğlu konuşmasında 5 yerde “terör örgütü” diyor. Ama tek bir yerde dahi “PKK” demiyor. Kuva-yı Milliye’nin partisi olan CHP Genel Başkanı olarak Kılıçdaroğlu en azından HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın gerisinde kalmamalıydı. Mithat Sancar, “Bu bir katliamdır, uluslararası insancıl hukukun ağır ve vahim ihlalidir” dedi.

Yazının Devamını Oku

O milletvekili kim?

PKK’nın şehit ettiği 13 vatandaşlarımız ilgili görüşme nedeniyle Meclis gergindi. Meclis’e görüşmeler başlamadan önce gittim. İktidar kulisinde neredeyse kimse yoktu. Hatta görevlilere, “Milletvekilleri gelmedi mi?” diye sordum. “Geldiler. İçeri girdiler” dediler. Muhalefet kulisi ise hareketliydi.

BAHÇELİ ERKEN GELDİ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, saat 15.00’te başlayan görüşmelere 16 dakika erken geldi. Bahçeli ile birlikte kulisteki MHP milletvekilleri Genel Kurul’a girdiler. Bahçeli görüşmeleri ön sıralardan sonuna kadar izledi.

KILIÇDAROĞLU KATILMADI

Muhalefet kulisinin girişinde Enis Berberoğlu ile karşılaşınca bir an ‘deja-vu’ yaşadım. Kemal Kılıçdaroğlu, oturum başlamadan 1 dakika önce Enis Berberoğlu ile birlikte geldi. Oturum başlamadan da Meclis’ten ayrıldı. Kılıçdaroğlu iki bakanla görüştüğü için midir, yoksa dostlarını kızdırmamak için mi orasını bilemedim ama oturuma kalmadı. Bakanlar konuşmadan Meclis’ten ayrıldı.

MECLİS GERGİNDİ

Kulislerin aksine Meclis Genel Kurulu’nda gergin bir hava vardı. 13 vatandaşımızın PKK tarafından şehit edilmesine rağmen Türkiye’nin bombardımanı sonucunda öldükleri ileri sürülmüştü. 13 sivili başlarına kurşun sıkarak katleden PKK’ya bir çift söz söyleyemeyen Hüda Kaya, çarpıtma çabalarına devam ediyor. Hüda Kaya görüşmeler sırasında da en ön sırada yerini almıştı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu konuşurken bir ara o tarafa doğru dönüp, “Ne gülüyorsunuz?” diye tepki gösterdi. Ama sırtı dönük olduğu için Hüda Kaya için söyleyip söylemediği anlaşılamadı.

BAKANLAR HAZIRLIKLI GELMİŞTİ

Milli Savunma Bakanı

Yazının Devamını Oku

Seçim barajında iki alternatif

AK Parti ve MHP’de, seçim sistemi ve siyasi partiler yasasıyla ilgili çalışma yapıldı.

Ancak iki parti ortak çalışmalara başlamadı. Seçim yasasıyla ilgili çalışmalarda en çok seçim barajı merak ediliyor.

SEÇİM BARAJI DÜŞÜRÜLÜYOR

Türkiye’nin 12 Eylül ürünü olan yüzde 10 barajından kurtulması gerekiyor. Yüzde 10 olan seçim barajının yüzde 5 ya da 7’ye düşürülmesi düşünülüyor. Bu konuda tercih, liderlere bırakılacak. Erdoğan ve Bahçeli’nin tercihine göre yüzde 7 ya da 5 esas alınarak çalışılacak.

İTTİFAK BARAJI GELECEK Mİ?

Partiler artık seçimlere ittifaklar halinde giriyor. İttifak yüzde 10 barajını aşınca, ittifak ortağı partiler de barajı aşmış oluyor. İttifaklarla seçim barajı fiilen ortadan kalkmış oluyor. Yüzde 10 seçim barajı, baraj sorunu yaşayan partileri ittifaklara girmeye teşvik ediyor.

İTTİFAK BARAJI

Yüzde 10 seçim barajı ittifaklar için uygulanıyor. Bir de ittifaka girmeden kendi başına seçime giren partiler için geçerli oluyor. Örneğin, HDP ittifaklara girmedi ama 24 Haziran 2018 seçimlerinde 11.7 oranında oy alarak barajı aşmayı başardı.

İTTİFAK HESABI

Yazının Devamını Oku

Yeniden kuruluş anayasası

Yazımın başlığıyla ilgili çarpıcı bilgiyi yazımın sonunda vereceğim. Çünkü yeni Anayasa önerisiyle ilgili mantık silsilesini vermezsem, “yeniden kuruluş anayasası”nı bir cümleyle anlatmaya kalkışmam doğru olmaz.

Yeni anayasa tartışmaları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerine başlamıştı. Erdoğan dün de AK Parti grubundaki konuşmasına yeni anayasa ile başladı. “Cumhuriyetimizin 100. yılını darbe anayasasıyla değil, bu ülkeye ve millete yakışan yeni sivil bir Anayasa ile karşılayalım” dedi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül reformları sunarken, yeni anayasayı reformların anası olarak isimlendirmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da yeni anayasayı reform paketinin çatısı olarak tarif etti. “Türkiye, tarihinde ilk defa sivil bir anayasa hazırlama ve gerçek özgürlük ortamında milletin takdirine sunma şansına sahip olmuştur” diye konuştu.

AK Parti grubunda Erdoğan’ı dinlerken dikkatimi çekti. Her defasında cumhur ittifakına ve MHP’nin yeni anayasaya verdiği desteğe vurgu yaptı. Zaten Erdoğan’ın yeni anayasa çağrısı yaptığı Bakanlar Kurulu toplantısının perde arkasına bakarken, MHP ile ortaklığa ve cumhur ittifakına özel bir önem verildiği dikkatimi çekmişti.

İÇ KONJONKTÜR

Erdoğan dünkü AK Parti grubunda yeni anayasayla ilgili bazı sorulara yanıt verdi.

Bunların başında da “Neden şimdi” sorusu geliyordu. Erdoğan, buna iç ve dış faktörler olmak üzere iki ayaklı bir yanıt verdi.

Önce,

Yazının Devamını Oku

Bugünkü kritik toplantı

Yeni anayasa ile seçim ve siyasi partiler yasalarındaki değişiklikler açısından bugün kritik bir gün.

Çünkü saat 14.00’te, AK Parti’nin en yüksek karar organı olan MYK toplantısı yapılacak.

MYK’yı önemli kılan ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ile MHP Lideri Bahçeli’nin 4 Şubat Perşembe günkü görüşmeleri oldu.

Erdoğan görüşmede yeni anayasa ile seçim ve siyasi partiler yasasının ele alındığını ifade etti.

Bu görüşmenin ışığında bugün AK Parti MYK’da reform sürecinin yol haritası netleştirilecek.

REFORM PAKETİ

Reform süreciyle ilgili birbirine karıştırılmaması gereken iki çalışma, bir de yeni anayasa çağrısı söz konusu.

1- Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın hazırlıklarını yürüttüğü reform paketi. Her reformun kendine has bir ruhu vardır. Yeni reform paketini, “insana dokunan reformlar” diye tarif etmek mümkün. Reform mahiyetindeki 128 düzenlemenin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Meclis’ten çıkarılacak kanunlarla ya da yönetmelik ve idari düzenlemelerle hayata geçirilmesi planlanıyor.

YENİ ANAYASA ÇAĞRISI

Yazının Devamını Oku

Tek imama bağlı özel mahremmiş

Kara Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra teğmenlik yıldızını Fetullah Gülen’in taktığı Serdar Atasoy’un bu güne kadar nasıl tespit edilemediği sorusunun peşine düştüm. Serdar Atasoy, 2020 yılında yapılan Yüksek Askeri Şûra’da tuğgeneralliğe terfi ettikten sonra Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı görevini üstlenmişti. FETÖ’cü askerlerin tespit edildiği ankesör soruşturmasında saptanan Atasoy, 27 Ocak’ta gözaltına alındıktan sonra itirafçı oldu. 6 gün sonra serbest bırakılan Serdar Atasoy, FETÖ’ye ilişkisine dair önemli bilgiler verdi.

Atasoy’un itiraflarıyla ilgili haber Fevzi Kızılkoyun imzasıyla dün Hürriyet’te yer aldı. O nedenle Atasoy’un ifadesinde verdiği bilgileri tekrar etmeyeceğim. Buraya bir nokta koyduktan sonra Serdar Atasoy şimdiye kadar nasıl tespit edilemedi ve bu noktaya kadar nasıl yükseldi sorusuna yanıt arayacağım.

AKAR: ‘HİÇBİR DOSYAYI BEKLETMEM’

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la görüşmelerimizde gündem maddelerinden birini mutlaka FETÖ’yle mücadele oluşturuyor. Akar, her defasında masasının üstünü göstererek, “FETÖ’yle ilgili hiçbir dosya beklemez. Geldiği an inceler, işlem yapılması için hemen savcılığa sevk ederim” diyor.

FETÖ’yle mücadelede ne kadar titiz davrandığını anlatan Hulusi Akar, mutlaka bir bilanço vermeyi de ihmal etmiyor.

Akar her defasında FETÖ’yle mücadelenin bitmediğini, kendisini gizlemeyi başaran örgütle mücadelenin taviz verilmeden sürdürülmesi gerektiğinin altını çiziyor.

FETÖ’nün 40 yılda her türlü gizlenme yöntemlerini kullanmak suretiyle yerleştiği Türk Silahlı Kuvvetleri’nden 40 günde temizlenmesi mümkün değil. Değil 40 gün, on yıllarca devam ettirilmesi gereken bir mücadele bu.


Yazının Devamını Oku

Enis Berberoğlu kararı ve kritik süreç

Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu’yla ilgili ikinci kez ihlal kararının gerekçesi yayınlandı. 37 sayfadan oluşan gerekçeli kararda Anayasa Mahkemesi Enis Berberoğlu’ndan ziyade kendi hukukunu korumayı amaçlamış.

Gerekçeli kararda ilk alınan ihlal kararının İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmemesinden kaynaklanan rahatsızlık dile getiriliyor. 140. maddede ise 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yapması gereken işlemler sıralanıyor.

DÖRT MADDE

1)Yeniden yargılama işlemlerine başlanması

2)Mahkûmiyet hükmünün infazının durdurulması

3)Başvurucunun hükümlü statüsünün sona erdirilmesi

4)Yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi

ŞENTOP-CHP GÖRÜŞMESİ

Enis Berberoğlu

Yazının Devamını Oku

Reformların anası ve darbenin anayasası

AK Parti MYK’da yeni yargı reformuyla ilgili kapsamlı müzakerelerin yapıldığı bir sırada Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Bu reformların ötesinde bizim yeni ve sivil bir anayasa vaadimiz vardı. O da konuşulabilir” diyor.

Ama MYK’da yeni anayasa konusunun üzerinde ağırlıklı olarak durulmuyor. Ancak yargı reformunun kabinedeki müzakereleri sırasında Gül, yeni anayasa önerisini gündeme getirince Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli bir gündem maddesi yapıyor. Ardından da bir öneriye dönüştürüyor. Çünkü Erdoğan, yeni ve sivil bir anayasayı “reformların anası” olarak görüyor. 1982 Anayasası 19 kez değişti. Yamalı bohçaya döndü. Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildi. Ancak Kenan Evren için hazırlanan darbe anayasası ruh ve felsefe olarak orada duruyor.

İKİ ÇALIŞMA VAR

Birbirine karıştırılmaması gereken iki çalışma var.

Biri Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın yürüttüğü, yeni yargı reformu.

Diğeri ise AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı başkanlığındaki Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu üzerinde yapılan çalışma.

MHP’SİZ DEĞİL

Her iki çalışmayla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en önemli hassasiyetini ise MHP oluşturuyor.

Erdoğan

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’ın anayasa hamlesinin püf noktaları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabine toplantısının ardından yaptığı Anayasa hamlesiyle bir anda gündemi değiştirdi.

Erdoğan, “Türkiye’nin yeni bir anayasayı tartışmasının vakti gelmiştir” dedi. Erdoğan’ın açıklamasında kritik bir nokta vardı. Cumhurbaşkanı, “Cumhur ittifakı olarak bir anlayış birliğine varmamız halinde, önümüzdeki dönemde yeni anayasa için harekete geçebiliriz” diye konuştu.

Cumhur ittifakı vurgusunun altını çizmek isterim.

Erdoğan’ın, yeni anayasa çıkışının yol haritasını ise Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün attığı bir tweetle verdi. Gül’ün, “Sayın Cumhurbaşkanımızın yeni anayasa vurgusu hepimizin için heyecan verici bir müjdedir” dedikten sonraki cümlesi de çok önemliydi. Adalet Bakanı, “Hukuk reformumuzun temel hedeflerinden biri olan yeni, sivil ve demokratik bir anayasayı hayata geçirmek; geleceğimize, çocuklarımıza bırakacağımız en önemli miras olacaktır” dedi.

Muhalefetin güçlü parlamenter sistem için ortak çalışma başlatma kararı aldığı bir dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa öneresiyle gündemi belirledi. Peki Erdoğan’ın yeni anayasa önerisi ne içeriyor? Başka bir deyişle muhalefete, “Bakın başkanlık sisteminin başarısız olduğunu iktidar da kabul etti. Parlamenter sisteme dönüş için yeni anayasa önerisi yaptı” deme fırsatı sunuyor mu? Erdoğan’ın geç saatlerde gelen yeni anayasa önerisi hakkında perde arkasına bakma imkanım oldu.

1- Yeni anayasa önerisi reform paketinin içinde yer alıyor.

2- Yeni ve sivil anayasa tüm reformların anası olarak görülüyor.

3- Türkiye şimdiye kadar hep darbe anayasaları ile yönetildi. Erdoğan, Türkiye’yi darbe anayasalarıyla yönetilme ayıbından kurtarmak için bu çağrıyı yaptı. “Ruhuyla beraber sivil ve yeni olan bir anayasa yapalım” önerisini getirdi.

ANAYASA HAMLESİ

Yazının Devamını Oku

Sürekli devrim ve yeni yargı reformu

Sosyalist liderlerden Troçki, “sürekli devrim” teorisini ortaya atmıştı.

AK Parti’nin yeni reform paketiyle ilgili çalışması da bu perspektifi anımsatıyor. Buna reform sürekliliği demek de mümkün.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti grubunda, “Türkiye’yi temel hak ve özgürlüklerden ekonomide güven ikliminin güçlendirilmesine kadar geniş bir alanda geleceğe hazırlayacak bu reform sürecine hep birlikte destek vereceğiz” demişti. AK Parti MYK toplantısında ise reform paketi masaya yatırıldı. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün kapsamlı sunumundan sonra reform paketi üzerinde uzun süreli müzakereler yaşandı.

MANİFESTO GİBİ KONUŞMALAR

Toplantıda söz alan MYK üyeleri, istisnasız olarak reform sürecine güçlü bir şekilde destek veriyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan reformların öneminin altını çizen konuşmaları onaylıyor, zaman zaman notlar alıyor. Bir MYK üyesi, “Yapılan değerlendirmeler toplanıp bir kitap haline getirilse, siyasi manifesto olur” dedi.

SESSİZ DEVRİMDEN SÜREKLİ DEVRİME

AK Parti döneminde yapılan reform niteliğindeki değişiklikler, “sessiz devrim” adı altında bir kitapta toplanmıştı. Reformların görüşüldüğü toplantıda, AK Parti’nin geçmişte yaptığı, “sessiz devrimler” vurgulanarak, “Biz AK Parti olarak devrimci bir partiyiz. Muhafazakârlığımız kültürel alanla ilgilidir. Ama siyasi anlamda hep devrimci olduk. Biz devrimi AK Parti iktidara geldiğinde bir defalığına yapılmış bir şey olarak görmedik. O nedenle sürekli devrim vurgusunu yapıyoruz. Türk toplumu dinamik bir toplum. Adaletle ilgili terazi ise hassastır. O nedenle yasaların yeniden gözden geçirilip güncellenmesini ve adalet reformunun sürekli olmasını gerektirir. Bu çalışmayı yeni bir güncelleme olarak düşünebiliriz” deniliyor.

TROÇKİ BENZETMEMİN NEDENİ

Yazının girişinde

Yazının Devamını Oku

AİHM, Demirtaş çelişkisini kendi eliyle ortaya çıkardı

Şu günlerde Selahattin Demirtaş’ın mektubu gündemde. Ama ben size başka bir gelişmeden haber vermek istiyorum. Okuduğunuzda Ahmet Kaya’nın buğulu sesiyle söylediği gibi, “Bu ne yaman çelişki anne” diyeceğinizden eminim.

Çelişki, Demirtaş’ın çelişkisi değil. Çelişki Demirtaş’tan çok Demirtaşçılık yapan AİHM’nin çelişkisi.

Hatırlarsanız, AİHM 22 Aralık’ta “Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmasını” istemişti. Kararda kullanılan dil, hukuk normlarını zorlayan buyurgan bir dildi. Öyle ki AİHM’nin Türk yargıcı Saadet Yüksel, “Başvuranın serbest bırakılmasının tavsiye edildiği alışılmışın dışında ilk Büyük Daire davasıdır” diye itiraz etmişti.

AİHM’nin Gürcistan kökenli üyesi Chanturia da “Uluslararası yargı işbirliği göz ardı edilerek ulusal mahkemelere ne tür mesaj verilmek istenmektedir” diye sorma gereği duymuştu.

Şimdi ise yeni bir gelişme oldu. Yasin Börü başta olmak üzere 53 kişinin vahşi bir şekilde katledildiği Kobani olayları nedeniyle yargılanan Selahattin Demirtaş’la ilgili olarak AİHM’in 19 Ocak 2021 tarihinde Türkiye’den savunma istemine ilişkin yazısı Adalet Bakanlığı’na ulaştı.

AİHM  daha önce Demirtaş’la ilgili olarak, “Derhal serbest bırakılsın” kararı almıştı. O zaman Türkiye’den savunma istemişti. Adalet Bakanlığı tarafından Demirtaş’ın 20 Eylül 2019 tarihindeki tutuklanmasının farklı suçlardan kaynaklandığı izah edilmişti. Çünkü hem kararda hem muhalefet şerhlerinde buna atıf var. Türkiye’nin tezlerini dikkate almış mıydı derseniz, almamıştı.

O zaman Türkiye’den neden savunma isteniyor?

İKİ ÜYE UYARMIŞTI

AİHM’nin 22 Aralık tarihinde verdiği kararın,

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, CHP’den istifaları önleyebilecek mi?

Mektup yayınlayarak rahatsızlıklarını ortaya koyan CHP milletvekilleri Mehmet Ali Çelebi, Hüseyin Avni Aksoy ile Özcan Özel, önceki gün Kılıçdaroğlu ile bir araya geldiler. Görüşmeye aracılık eden CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “An itibarı ile partiden bir kopuş, bir ayrılma yoktur” dedi. Burada “an itibarı ile” vurgusuna dikkatinizi çekmek isterim.

Milletvekilleri, Kılıçdaroğlu ile 27 Ekim’de de görüşmüşler, 10 Aralık’ta yayınladıkları mektupta yer alan rahatsızlıklarını açık bir dille anlatmışlardı. Milletvekilleri, Kılıçdaroğlu’yla görüşmelerinden, “Bu durum böyle devam ederse müsaade isteriz” diyerek ayrılmışlardı.

Ama CHP milletvekilleri belli ki bir ilerleme sağlanmadığını gördükleri için, 10 Aralık’ta 3 sayfalık mektubu yayınlamışlardı.

Mehmet Ali Çelebi ile daha önce yaptığımız görüşmede, bunun bir süreç olduğunu belirterek, 24 Haziran 2018 seçimlerinden bu yana yaşananları bir kronoloji içinde sıralamıştı. Ayrıca yayınladıkları mektupta rahatsız oldukları noktaları net bir şekilde ortaya koymuşlardı. Mektupta, “2020 kurultayı, bu marjinal 2. Cumhuriyetçi unsurların oyun alanı haline getirilmiş, 29 Ekim ruhu 10 Aralık zihniyetinin hedefi olmuştur” deniliyordu. Atatürk’ün partisi CHP’de “Atatürk’e Atatürk diyemeyenlerin varlığından duyulan rahatsızlık” dile getiriliyordu.

NE OLACAK?

CHP milletvekilleri Kılıçdaroğlu ile görüşmede rahatsızlıklarını ikinci kez net bir şekilde aktardılar. Milletvekilleri bu aşamada istifa etmek yerine, yeni bir süre tanıdılar. Eğer Kılıçdaroğlu rahatsız oldukları konuları düzeltme yolunda bir çaba içerisine girerse, üç milletvekilinin istifasını önleyebilir. Ama yine sorunları halının altına süpürüp, “dostları” ile yol yürümeye devam ederse, milletvekillerine istifa etmekten başka bir seçenek sunmamış olacak.

ÜÇ MİLLETVEKİLİ İSTİFA EDER Mİ?

CHP’deki rahatsızlıklarını meşru zeminlerde dile getiren üç milletvekili, bu süreçte diyalog kanallarını kapatmadılar. Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel ile iki kez, Oğuz Kaan Salıcı ile bir kez görüştüler. O nedenle CHP’den istifa ettikleri takdirde kimse onlara neden görüşmediniz diyemeyecek.

DOSTLARINI SEÇTİ

Yazının Devamını Oku