GeriAbdulkadir SELVİ Seçim barajında iki alternatif
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Seçim barajında iki alternatif

AK Parti ve MHP’de, seçim sistemi ve siyasi partiler yasasıyla ilgili çalışma yapıldı.

Ancak iki parti ortak çalışmalara başlamadı. Seçim yasasıyla ilgili çalışmalarda en çok seçim barajı merak ediliyor.

SEÇİM BARAJI DÜŞÜRÜLÜYOR

Türkiye’nin 12 Eylül ürünü olan yüzde 10 barajından kurtulması gerekiyor. Yüzde 10 olan seçim barajının yüzde 5 ya da 7’ye düşürülmesi düşünülüyor. Bu konuda tercih, liderlere bırakılacak. Erdoğan ve Bahçeli’nin tercihine göre yüzde 7 ya da 5 esas alınarak çalışılacak.

İTTİFAK BARAJI GELECEK Mİ?

Partiler artık seçimlere ittifaklar halinde giriyor. İttifak yüzde 10 barajını aşınca, ittifak ortağı partiler de barajı aşmış oluyor. İttifaklarla seçim barajı fiilen ortadan kalkmış oluyor. Yüzde 10 seçim barajı, baraj sorunu yaşayan partileri ittifaklara girmeye teşvik ediyor.

İTTİFAK BARAJI

Yüzde 10 seçim barajı ittifaklar için uygulanıyor. Bir de ittifaka girmeden kendi başına seçime giren partiler için geçerli oluyor. Örneğin, HDP ittifaklara girmedi ama 24 Haziran 2018 seçimlerinde 11.7 oranında oy alarak barajı aşmayı başardı.

İTTİFAK HESABI

İttifak halinde seçime giren partiler açısından yüzde 10 seçim barajı ittifakın tamamı için uygulanıyor. Cumhur ittifakı ya da millet ittifakının aldığı toplam oy oranı Türkiye genelinde yüzde 10 barajını aştıysa, ittifaka giren partiler barajı aşmış sayılıyor.

ALTERNATİF NE?

Seçim barajı konusunda alternatifli iki öneri var.

1- Seçim barajı yüzde 5 ya da 7’ye düşürülsün. Yeni baraj hem ittifaklar için hem seçime kendi adına giren partiler için uygulansın.

ÜÇÜNCÜ İTTİFAK MODELİ

Bu önerinin iki sonucu var: Yüzde 5 ya da 7’yi aşacağını düşünen partiyi ittifaka girmeye mecbur bırakmamak. Ama asıl ikinci bir yönü daha var. O da yüzde 1 ya 1.5 seviyesinde dolaşan partilerin üçüncü bir ittifak oluşturmasının önünü açmak.

İTTİFAKA GİRENLERE BARAJ YÜKSELTİLECEK

Ama bir ikinci bir alternatif daha var. Bu öneri de ittifak için değil, ittifaka giren partiler için barajın uygulanması önerisi. Bir siyasi parti ittifaka girmeden seçime girerse, baraj yüzde 5 ya da 7 olsun. Ama ittifaka giriyorsa arada bir fark olsun. İttifaka girmeyi tercih edenler için baraj yüzde 10 ya da 12 olarak uygulansın.

TÜRKİYE MİLLETVEKİLLİĞİ

Anayasa Mahkemesi, Türkiye milletvekilliğini iptal etti ama bir öneri de 100 ya da 150 milletvekilinin Türkiye genelinde alınan oy oranına göre dağıtılması. Burada yurtdışından alınan oylar nasıl oransal olarak dağıtılıyorsa, 100 ya da 150 milletvekilinin de Türkiye genelinde alınan oylara göre paylaştırılması öneriliyor.

HAYVANLARLA İLGİLİ DÜZENLEMENİN PÜF NOKTALARI

14 Şubat’ta sevgililere hediyeler alınacak. Son dönemlerde sevgiliye kedi ya da köpek hediye etme eğilimi de artmaya başladı. Gençler, sevgilinizi sevindirin. Ama söz konusu hayvan hediye etmek olunca onun da bir canlı olduğunu unutmayın. Çünkü hediye olarak alınan kedi ya da köpekler, bir süre sonra sokağa terk ediliyor. Bu durumun önüne geçmek için yasal düzenleme yapılıyor.

KİMLİK GELİYOR

Seçim barajında iki alternatif

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin başkanlığında Hayvan Hakları Yasası’nda önemli değişiklikler içeren bir çalışma yapıldı. Yeni düzenlemeye göre hayvanı sahiplenen, onları sokağa terk edemeyecek. Çünkü artık hayvanların bir kimliği olacak ve onlara bir çip takılacak. Böylece sevgiliyle ayrıldım, onun hediye ettiği köpeği sokağa atarım dönemi bitiyor. Çünkü bunu yapana para cezası geliyor.

CAN SAYILACAK

Sahipli-sahipsiz hayvan ayrımı kaldırılıyor. Hayvanlar mal olarak değil, ister sahipli ister sahipsiz olsun, can olarak kabul edilecek. En yakın can dostlarımızın kanunla da can olarak kabul edilmesi geç ama yerinde bir karar olacak.

HAYVAN ALIM-SATIMI

Ha, bir de hayvan alım-satımına bir düzenleme getiriliyor. Hayvanın bir kimliği olacak demiştik. O kimlikle beraber kime ait olduğu da belli olacak. Sokağa atan cezayı yiyecek.

APARTMANDA KAÇ TANE BESLENEBİLECEK?

Hayvan istifçiliğinin önüne geçilecek. Apartmanlarda çok sayıda köpek ya da kediye bakanlarla komşuları arasında kavgalar yaşanıyor. Bir apartmanda 40-50 kediye, 15-20 köpeğe bakanlar var. Yeni düzenlemede bu konuda bir sayı yer almayacak. Yani “En fazla üç ya da dört hayvana bakabilir” denilmeyecek. Ancak metrekareye göre hayvan sayısını belirlemek üzere Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na yetki verilecek.

HAPİS CEZASI GELİYOR

Hayvanlara kasten ve eziyet çektirenlerle ilgili hapis cezası getiriliyor. Hem de bu hapis cezası tutuklamanın zorunlu olmadığı 2 yılın üzerinde olacak.

Hayvanları kasten öldürenlere 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası getiriliyor. Eziyet ederek öldürenlere ise 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası düzenleniyor. Artık hayvanları vahşice katledenler elini kolunu sallayarak dolaşamayacak. Mahkemeler tutuklama kararı verebilecek. Ama hayvanlara karşı işlenen suçlara verilecek cezalar, insanlara karşı işlenen suçlara verilecek cezalardan yüksek olmayacak.

KURBANLAR VE KAVURMALIKLAR NE OLACAK?

Burada açıklığa kavuşturulması gereken bir nokta var. O da kurban ya da beslenme amacıyla kesilen hayvanlar bu düzenlemeye tabi olacak mı? Elbette ki onlara da eziyet edilmeyecek. Ama kurban kestin ya da kavurma yaptın diye ceza olmayacak.

6. MADDE KORUNUYOR

Ben 6. madde korunuyor dediğim zaman hayvan hakları savunucuları anlayacak. Hayvanlar tedavi edildikten sonra aynı yere bırakılacak.

KISIRLAŞTIRMA

Belediyelerin bütçesinden hayvanların bakımıyla ilgili pay ayrılacak. Ayrıca hayvanların kısırlaştırılması için Hazine’den bütçe ayrılacak. Hayvan deyip geçmeyelim. Onlar bizim can dostlarımız.

X

Gece yarısı bildirisine nasıl karar verdiler?

104 emekli amiralin yayınladığı bildiri konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan tam bir devlet adamı tavrı sergiliyor. Her değerlendirmesinde Türk Silahlı Kuvvetleri ile darbe imalı bildiri yayınlanmasını birbirinden ayrı tutuyor. İlk değerlendirmesinde bunu Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı bir “bühtan” olarak gördüğünü söylemişti.

UYUYAN HÜCRELER UYARISI

Erdoğan gençlerle buluşmasında ise, “Askerin emeklisi veya emekli olmayanı olmaz. Asker askerdir. Ben de şu anda Cumhurbaşkanı olarak bu ordunun başkomutanıyım. Siz 104 emekli olarak böyle bir açıklamayı nasıl yapıyorsunuz?” diye tepki gösterdi. Erdoğan, AK Parti MYK toplantısında, bu işin 104 emekli amirali aşan bir iş olduğuna işaret edip, “Uyuyan hücrelere karşı uyanık olmak durumundayız” demişti.

CİDDİ BİR SORUŞTURMA

Emekli amiraller elektronik kelepçe takılarak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Veysel Kaçmaz tarafından yürütülen soruşturmada usul hükümleri eksiksiz olarak yerine getirildiği gibi vicdanlarda tortu bırakacak bir iş yapılmadı Bunun altını özenle çizmek istiyorum. Ciddi bir soruşturma yapılması önemli. Çünkü herkes aynı çuvalın içine doldurulmaz. Bildirinin yayınlanmasında kimin hangi rolü oynadığı, tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılır. Eğer titiz bir soruşturma yürütülmeseydi, Ergun Mengi’nin, Ali Yüksel Önel’e gönderdiği “Montrö’yü araç olarak kullandık” mesajından haberimiz olacak mıydı?

NE ZAMAN KARAR VERMİŞLER

Emekli amiraller bildiriyle ilgili süreci ADMEK-2 isimli WhatsApp grubu üzerinden şekillendirdikleri için iz sürmek mümkün oluyor. Bildirinin yayınlanmasını 26 Mart tarihinde tartışmaya açmışlar. ‘Sarıklı Amiral’ haberi, 25 Mart’ta Veryansın TV’de yayınlanmıştı. Emekli amirallerin bildirisi de ilk olarak Veryansın TV’de yayınlandı.

İŞTE O KONUŞMA

Emekli amiral

Yazının Devamını Oku

Hoşgörülü Başbakan

Yıldırım Akbulut denilince gözlerimin önünden gitmeyen bir fotoğraf karesi var.

Özal cumhurbaşkanı seçilmişti. Yemin etmek için kalabalık bir heyetle Meclis’in Şeref Kapısı’ndan giriş yaptı. Özal’ın seçimi çok sancılı olmuştu. Özal’ı protesto eden DYP ve SHP yemin töreninde Meclis’i terk etme kararı almışlardı.

Cumhurbaşkanı Özal’a, Meclis’e gelişinde bir Meclis Başkanvekili eşlik ediyordu ama Meclis Başkanı Yıldırım Akbulut hemen Özal’ın bir adım gerisinden yürüyordu. Alışık olmadığımız bir tabloydu.

ÖZAL’IN ARKASINDAN YÜRÜMÜŞTÜ

Özal yemin töreni için salona girdiği anda biz Akbulut’un etrafını sardık. Biraz da sorgular bir tarzda Meclis Başkanı olarak Özal’ın neden arkasından yürüdüğünü sorduk. Tam Anadolu insanına özgü bir yanıt verdi.

“Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanının arkasında dururum. O benim bir görevimdir, o benim için bir şereftir. O beni seçen ve seçtiren birisiydi” dedi.

HÜKÜMETİ KURMAKLA GÖREVLENDİRİLDİ

Özal yemin etmek üzere kürsüye çıkarken, Akbulut bir anda ortadan kayboldu. Özal’ın yemin törenini izledik. Önce Meclis Başkanı Akbulut Köşk’e çıkıyor diye bir haber geldi. Ardından ikinci bir haber geldi. Akbulut, hükümeti kurmakla görevlendirilmiş diye. Hemen Meclis Başkanlığı’na koştuk. Özal tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilen Akbulut, makam aracından inerken çok keyifli gözüküyordu.

ÖZAL KULAĞINA SÖYLEMİŞ

Yazının Devamını Oku

Bildirideki kritik isimler belli oldu

Saygın bir hukukçu olan Av. Celal Ülgen, emekli amirallere, “Bu duyurunun TSK’da görev yapan başka kişilere bir ima anlamı taşıyıp taşımadığı sorulmuş” dedi.

104 emekli amiralin yayınladığı bildiri hakkında oluşan hassasiyetin en önemli nedenlerinden biri bu soruda yatıyor.

Yoksa kimse emekli amirallerin Montrö hakkında görüş açıklamasından rahatsız değil. Zaten Montrö konusunda ekranlarda 100 saat tartışma yaşandıysa bunun 80 saatinde emekli oramiraller konuştu. ‘Sarıklı amiral’ hakkında ise hem Milli Savunma Bakanlığı tarafından soruşturma açıldı hem de bu emekli amirallerin tepki göstermesine bir engel yoktu. Zaten bir kısmı sosyal medyadan rahatsızlıklarını dile getirdiler.

SORUŞTURMA ÖNEMLİ

Gözaltındaki emekli amirallerin denetimli serbestlik kapsamında tutuksuz yargılanması yerinde bir karar oldu. Balyoz sürecinde de isimler yurtdışında oldukları halde gelip, teslim oldular. Kaçma ya da delilleri yok etme tehlikesi yok. Tutuksuz yargılama esas olmalı. Tutuklama bir infaza dönüşmemeli.

Ama soruşturmanın titiz bir şekilde sürdürülmesi gerekiyor. Çünkü eğer bu bildiri konusunda gereken hassasiyet gösterilmese bugün yol olmuştu. Durumdan vazife çıkaranların bildirileri art arda geliyordu. Yeni bir Samet Kuşçu olayına meydan vermemek gerekiyor. Çünkü onun bedeli ağır oluyor.

‘AÇIKLAMA YAPMALIYIZ’ DİYEN EMEKLİ AMİRAL

Emekli amirallerin bildirisiyle ilgili önemli haberlere imza atan Hürriyet muhabiri Mesut Hasan Benli’nin haberinde Ergun Mengi, ilk olarak sarıklı amiralle ilgili haberler üzerine bir bildiri fikrinin oluştuğunu söylüyor. “Büyüklerimizden emekli bir amiralin, ‘Bu konuda rahatsızlığımızı giderici bir açıklama yapmalıyız’” dediğini ifade ediyor.

ÖDLEKLER OLMAMAK İÇİN

Yazının Devamını Oku

Amirallere ne soruldu ne yanıtlar verdiler?

104 emekli amiralin yayınladığı bildirinin, “muhtıra, darbe” tartışmalarına neden olmasının üç sebebi vardı.

1- Gece yarısı yayınlanması. Bu ülkenin bir darbe hafızası var. Darbeler gece yapılır, muhtıralar gece yarısı yayınlanır.

2- Açıklamanın darbe dilini çağrıştıran, “Yüce Türk milleti” hitabı ile başlaması.

3- 27 Mayıs’tan 12 Eylül’e tüm darbe bildirilerinde yer alan, “Aksi halde Türkiye Cumhuriyeti tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama riski ve tehditi ile karşılaşabilecektir” cümlesi.

4- Örgütlü olarak yani soruşturmanın açıldığı TCK’nın 316. maddesinde ifadesini bulduğu şekilde “toplu” olarak bu açıklamanın yapılması.

Tabii bildiriyi yayınlayanların, geçmişte darbelere imza atmış olan TSK’nın üst düzey komutanları olması da önemli. Bunlar Kanarya Sevenler Derneği üyeleri değil,emekli amiraller.

Sorguları sırasında emekli amirallere yöneltilen sorulara bakınca, bildiri çerçevesinde kalındığı görünüyor. Bir yerlere çekilmeye çalışılmamış.

NE SORULDU?

WhatsApp grubu hakkında detaylı 6-7 sorunun yöneltildiği emekli amirallere yurtdışına çıkıp çıkmadıkları,hangi ülkelere gittikleri,üye oldukları derneklere ilişkin sorular yöneltildiği öğrenildi. Onlardan başlıcaları şunlar;

Yazının Devamını Oku

Bildirinin perde arkası

104 emekli amiralin darbe tehdidi içeren bildirisiyle ilgili soruşturma sürüyor.

Gözaltında ifadesi tamamlanan 10 emekli amiralin bugün mahkemeye çıkarılması bekleniyor.

Darbeler ve muhtıralara ağır bedeller ödemiş bir ülke olarak elbette ki bildiriyi tartışacağız. Ama ekranlardan, sosyal medyadan hüküm inşa edip, yargılayıp, karar vermek doğru olmaz.

İKİ ÖNEMLİ İLKE

1- Masumiyet ilkesi esastır.

2- Suçun şahsiliği prensibi unutulmamalıdır.

BAKAN İSMİ VERİLDİ Mİ?

Gözaltındaki emekli amirallerin ifadesi büyük ölçüde tamamlandı. İfadelerde bildirinin yayınlanmadan önce bir bakana gönderildiği şeklinde bir beyan olmadığı söyleniyor. Bildirinin yayınlanmadan önce bir bakana gönderildiğini doğrulamıyorlar. Ama onların bilgisi dışında bir şey olduysa o ayrı.

HTS KAYITLARINDA 

Yazının Devamını Oku

Soruşturmada 5 kritik soru

104 emekli amiralin yayınladığı darbe tehditli bildiriyle ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı titiz bir soruşturma yürütüyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, dijital materyallerin çokluğu, bunlar üzerindeki incelemenin sürdüğü, şüpheli sayısının fazlalığı, henüz bunların ifadesinin alınmadığı, üzerlerine atılı suçun Anayasal düzene karşı suç işlemek üzere anlaşma gibi önemli bir iddia olması nedeniyle gözaltı süresinin uzatılmasını talep etmişti. Gözaltı süresi uzatıldı.

HTS KAYITLARI GELMİŞ

Gözaltındaki emekli amirallerin HTS kayıtları gelmiş ancak onların analizleri tamamlanmamış.

Ne üzerinde duruluyor?

1- Emekli amirallerin muvazzaflarla bir irtibatı var mı?

2- Bildiri kimlere gönderildi, kendisine bildiri geldiği halde imzalamayan oldu mu? 104 emekli amiralin yayınladığı bildiriye 86 emekli amiralin katılmadığı ifade ediliyor.

3- Bildirinin hazırlanması ve yayınlanması sürecinde yönetici konumunda olanların dış irtibatları var mı?

4- Bildirinin hazırlanıp yayınlanma sürecinde siyasilerle irtibat kuruldu mu?

5-

Yazının Devamını Oku

Hulusi Akar: 'Bedeli neyse ödeyecekler'

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la, Kara Havacılık Komutanlığı’nda kurulan bir üs bölgesini gezdik. Ancak emekli amirallerin bildirisinin muhtıra tartışmalarına neden olduğu, “sarıklı amiral” hakkında soruşturmanın sürdüğü bir sırada Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la bir araya gelince soruları birbiri ardına sıraladım. Hulusi Akar darbe imalı bildiri yayınlayanlar hakkında sert konuştu. “Bedeli neyse ödeyecekler” dedi.

HADDİNİ AŞAN BİR BİLDİRİ

Milli Savunma Bakanı Akar, 104 emekli amiralin yayınladığı bildiriyle ilgili soruma kapsamlı bir yanıt verdi. “Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kullanıyorlar. Bunu görüyorsunuz değil mi? Bu arkadaşların Silahlı Kuvvetler’de bir görevi, sorumluluğu var mı? Yok. Dolayısıyla bunlar kendi içlerinde, kendi egoları doğrultusunda, ben bilirim, ben ederim anlayışı içinde. Devletin Dışişleri, İçişleri, Milli Savunma bakanlıkları var, MİT var, Genelkurmay var, Kuvvet Komutanlıkları var, burada onlarca insan çeşitli konularda görev ve sorumluluklarının bilinci içinde kendi konularına çalışıyor. Üniversiteler var. Sorumlu ve görevli olan herkes her şeyi çalışıyor. 104 kişiyi bir şekilde manipüle ediyorsun, bir araya getiriyorsun. Haddini aşan bir bildiri bu. Neye hizmet ediyor? Moral motivasyon bozuyor, düşmanı sevindiriyor, birliği beraberliği bozuyor” dedi.

DÜŞMANI SEVİNDİRMEK

Milli Savunma Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada da önemli vurgular vardı. Hulusi Akar, “Bu açıklama için çalıştık, kelimeleri özenle seçtik” dedi. Bildiriyi, “problemli bir durum” olarak değerlendirdi. “Türk Silahlı Kuvvetleri Cumhuriyet tarihinin en yoğun dönemini yaşıyor. Operasyon da eğitim de dahil. Böyle bir durumda bu insanların moral ve motivasyonunu bozmak ne demektir, onun adını siz koyun. Bu düşmanı sevindirmekten başka neye yarar? Bunun ne manası var?” diye tepki gösterdi.

TÜRKİYE’NİN İMAJINA ZARAR VERİYOR

Milli Savunma Bakanı Akar, bildirinin Türkiye’nin imajına zarar verdiğinin altını çizdi. “Çık televizyonlar serbest, orada konuş, gazeteye yaz, konferans ver. Bir kere Türkiye’nin imajını bozuyorlar. Türk Silahlı Kuvvetleri, hiçbir görev ve sorumluluğu olmayan kişi veya kişilerin hırs, ihtiras ve şahsi emellerine araç yapılamaz. Bizi karıştırmayın. Biz işimizde, gücümüzdeyiz” dedi.

İÇERİDE BAĞLANTILARI VAR MI?

Yazının Devamını Oku

Erdoğan, tehlikenin farkında

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emekli amirallerin darbe kokulu bildirisi hakkında ilk kez konuştu.

Bildirinin ele alındığı kritik toplantıda aldığı bilgiler de o yönde olmalı ki Erdoğan, darbe tehdidini önemli buldu. Daha doğrusu bu bildiriyi bir sürecin başlama vuruşu olarak değerlendirdi.

DARBEYE KARŞI DİRAYETLİ

Karşımızda 15 Temmuz’da darbeyi püskürten lider, 27 Nisan’ta e-muhtıra veren askere karşı muhtıra veren Erdoğan vardı. Cumhurbaşkanı bir kez daha darbe tehdidini önemseyen, darbelerle mücadelede kararlı bir lider profili çizdi. Güven verdi.

GECE YARISI BİLDİRİSİ ART NİYETLİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha söze başlamadan işin fotoğrafını çekti. “Bir gece yarısı gerçekleşen bu eylem hem üslubu, hem yöntemi hem açacağı tahribat açısından kesinlikle art niyetli bir eylemdir” dedi.

KAHRAMAN ASKER VURGUSU

Erdoğan, Cumhurbaşkanı sıfatıyla aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanı. Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri ile darbe bildirisi yayınlayan emekli amiralleri ayrı tuttu. “Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bühtandır” diye konuştu.

DARBEYE KARŞI ÇIKAN 

Yazının Devamını Oku

Cunta bağlantıları araştırılmalı

Kenan Evren’in anılarını yeniden okuyorum. Sadece Evren’i değil, darbecilerin anılarını okudukça görüyorum ki, darbeler bir günde olmuyor.

Darbe zemini bir günde hazırlanmıyor. Darbeler bir süreç. Bildirilerle, manşetlerle, açıklamalarla asker kışkırtılıyor. TSK içinde cuntalar oluşturuluyor. Darbe bir saplantı haline getiriliyor. Bakınız 12 Mart’a.

28 ŞUBAT’TA DA DENİZCİLER

104 emekli amiralin darbe imalı bildirisi sizi şaşırtmasın, 28 Şubat’ın fitilini de önce denizciler ateşlemişti. Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, Erbakan’ın YAŞ üyelerine verdiği yemekte içki içerek 28 Şubat’ın ilk işaretini vermişti.

EMEKLİ ASKER DARBELERİ

28 Şubat’ın Genelkurmay Başkanı İsmail Karadayı, Sincan’da tankların yürütüldüğünü televizyonlardan öğrenmişti. Cuntacılık budur işte. 27 Mayısçılar ellerini TSK’nın içinden hiç çekmediler. Talat Aydemir ikinci darbe girişimi sırasında emekliydi. 9 Martçılar ise MBK üyesi emekli askerlerdi. Ama darbecilik ruhlarına sindiği için askerin içindekilerle işbirliği yapıp, darbe girişiminde bulunmuşlardı. Emekli amirallerin bir hedefinin de bu olduğu anlaşılıyor.

ÖNCEDEN İRTİCAYDI ŞİMDİ MONTRÖ OLDU

Geçmişte irticayı kılıf yapıyorlardı. Laiklik tehlikede diyorlardı. Emekli amiraller ise Montrö’yü kılıf yapmışlar. Emekli amiraller, Kanal İstanbul gündeme geldiği günden bu yana ekranlarda Montrö’yü savunuyorlar. Meclis Başkanı Mustafa Şentop’un olmayan bir sözü üzerinden tekrar Montrö gündeme geldiğinden beri de emekli oramiraller, ekranlarda Montrö’yü savunuyorlar. Kimse onlara engel oldu mu? Ne söyleyemiyorlardı da darbe tehdidinde bulunma gereği duydular?

DARBE İMASI

Yazının Devamını Oku

Meclis’te güvenlik soruşturması krizi

Güvenlik soruşturmasıyla ilgili yasa teklifinin oylanması hakkında muhalefet partileri, “İktidara gol attık” sevinci içindeydi. Hatta İYİ Parti’li Müsavat Dervişoğlu, “Öyle bir gol yediniz ki, Rüştü’yü kaleye geçirseniz o golü çıkaramazdı” dedi. İktidar ise VAR’a gidip, hakemin hatalı kararını düzeltme havasındaydı.

Bakmayın böyle futbol deyimiyle anlattığıma. Güvenlik soruşturmasıyla ilgili yasa teklifinin görüşmeleri nedeniyle Meclis’te ciddi bir gerilim yaşandı.

CHP’li Meclis Başkanvekili Haydar Akar, güvenlik soruşturmasıyla ilgili kanun teklifinin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlandığını belirterek, maddelere geçilmesini oylamaya sunuyor.

TUTANAKLAR

Devamını Meclis tutanaklarından aktarıyorum.

CHP Grup Başkanvekili ÖZGÜR ÖZEL – Biz çoğuz... Başkanım, burada artık hiç şüpheye... Kesinlikle çoğuz Başkan. Siz de sayabilirsiniz, hiç şeye gerek yok. Reddedildi, reddedildi Sayın Başkan.

CHP Adana Milletvekili ORHAN SÜMER  Başkan, bak, içeriye çağırıyorlar.

CHP Grup Başkanvekili ÖZGÜR ÖZEL– Uyuşmazlık değil, siz kendiniz görüyorsunuz Sayın Başkan.

CHP Adana Milletvekili

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi’nin HDP kararı ne anlama geliyor

İsterseniz öncelikli olarak yazımın başlığındaki sorunun yanıtını vereyim.

Anayasa Mahkemesi HDP’yle ilgili iddianameyi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade etmeye karar verdi. Ama bu HDP hakkındaki kapatma davasının reddedildiği anlamına gelmiyor. Anayasa Mahkemesi bu yönde de karar verebilirdi. Ama tespit edilen usul eksikliklerinin giderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade edilmesine karar verdi.

İade kararıyla birlikte HDP hakkında kapatma davası düştü. Eğer Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı iddianamedeki eksiklikleri tamamlayıp, yeniden göndermezse, HDP hakkında bir kapatma davası gündemde olmayacak.

Ama ben buna ihtimal vermiyorum. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın usul eksiklerini tamamlayıp, HDP hakkında yeniden kapatma davası açmasını bekliyorum.

BAHÇELİ’NİN TEPKİSİ

Zaten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, “Beklentimiz, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, iddianameyi yeni baştan düzenleyip tekraren HDP’yi kapatma davasını açmasıdır” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin kararına Bahçeli’nin tepkisi sert oldu. Bahçeli, Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasını yeni bir hedef olarak gösterdi. “HDP’nin kapatılması kadar Anayasa Mahkemesi’nin de kapanması artık ertelenemez bir hedef olmalıdır” dedi.

Görünen o ki HDP’yle ilgili kapatma davası siyaseti yeniden şekillendirecek. Parti kapatma davaları ve Anayasa Mahkemesi başkanlarının kritik süreçlerdeki çıkışları, siyaseti etkilemişti. Ahmet Necdet Sezer böyle bir çıkışın sonucunda cumhurbaşkanlığına uzandı. HDP kapatma davası üzerinden 2023 seçimlerini etkileyecek bir süreç bizi bekliyor.

ANAYASA MAHKEMESİ’NİN DURUŞU

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’nun seçim stratejisi ve helalleşme

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyaset stratejisinde önemli değişiklikler yaptığı haberleri geliyordu. CHP liderinin kutuplaşma yerine kucaklaşmayı, çatışma yerine diyaloğu esas alan bir siyaset tarzını belirlediği söyleniyordu. Zaten bazı meslektaşlarımızı heyecanlandıran helalleşme vurgusu da bu stratejinin bir sonucuydu. Aslında olumlu bir adımdı. Az sonra o “ama”yı anlatacağım.

Bir de CHP lideri sokağa çıkacak, esnafın derdini dinleyecekti. Kırıkkale ve Aksaray’da da sokağa çıkmadı değil. Bunda biraz Meral Akşener’i kıskanma durumu vardı. Ama olsun.

ERKEN SEÇİM OLACAK MI?

CHP liderinin bir de erken seçim iddiası var. Kılıçdaroğlu, iktidarın bu sonbaharda erken seçime gideceğini düşünüyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde erken seçim kararı alınmasının iki yolu var. Ya Meclis erken seçim kararı alacak ya da Cumhurbaşkanı seçime gidecek. Her iki durumda da hem Meclis’in hem Cumhurbaşkanlığı’nın ömrü kısalıyor. Seçimlere 2 yıl varken, Erdoğan pandemi şartlarında neden seçime gitsin?

BAHÇELİ’NİN YANITI

Ayrıca Türkiye’yi erken seçimlere taşıyan Devlet Bahçeli daha dünkü grup toplantısında Kılıçdaroğlu’na, ”Sonbaharda seçim görenler, rüyalarında darı ambarı düşünüyorlar. Boşuna heveslenmesinler, seçim zamanında yapılacak” diye yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu da biliyor sonbaharda seçim olmayacağını. Çünkü muhalefetin erken seçim kararı almaya sayısı yetmiyor. Kılıçdaroğlu, erken seçim kozuyla hem muhalefeti diri tutuyor hem de CHP’deki muhalifleri susturuyor.

HELALLEŞME BÖYLE Mİ OLACAK?

Yazının Devamını Oku

Kucaklayıcı kadro kucaklayıcı siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimlerini “Türkiye için tarihi bir dönüm noktası” olarak görüyor. Kongre sürecinde AK Parti’yi de 2023 seçimlerine göre yapılandırdı. AK Parti’nin taşıyıcı kolonları olan Kadın ve Gençlik Kolları yenilendi. AK Parti siyasetinin üretildiği MKYK’da ise önemli değişiklikler yapıldı. Genel Başkan yardımcılıklarında değişiklik sınırlı tutulunca MKYK’daki değişim yeterince anlaşılamadı. O nedenle AK Parti MKYK’ya biraz daha eğilme ihtiyacı hissettim.

GENİŞ TEMSİL

Yeni MKYK’nın dikkat çekici taraflarından birini temsil oranının geniş tutulması oluşturuyor. Kadınların, hukukçuların, Kürtlerin, Alevilerin, gayri müslim vatandaşlarımızın temsiline önem verilmesi yeni dönemde bu kesimlere yönelik söyleyecek yeni sözler olduğunu gösteriyor.

YENİ ANAYASA ÇAĞRISI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti kongresindeki en güçlü mesajı yeni anayasa olmuştu. Erdoğan, “Yeni anayasa çalışmalarında bu safhaya önümüzdeki yılın ilk diliminde ulaşmayı hedefliyoruz” demişti. AK Parti, yeni anayasa için 2022 yılının başında harekete geçiyor.

Erdoğan, AK Parti’nin yeni MKYK’sını da ağırlıklı olarak hukukçulardan oluşturarak yeni anayasa çalışmasını yapacak kadroyu hazırlamış.

HUKUKÇULAR AĞIRLIKLI

AK Parti’nin 75 kişilik MKYK’sının 26’sı hukukçulardan oluşuyor. MKYK’nın üçte biri hukukçu. İsim sırasına göre yazacağım:

Abdurrahim Fırat, Ali İhsan Yavuz, Behiye Eker, Bekir Bozdağ, Belgin Uygur, Bülent Tüfenkçi, Cem Şahin, Cüneyt Yüksel, Derya Yanık, Emine Zeybek, Fatih Şahin, Haluk İpek, Hamza Dağ, Hayati Yazıcı, İbrahim Halil Yıldız, İsa Sinan Göktaş, İsmail Cenk Dilberoğlu, Mehmet Ali Dilberoğlu, Mehmet Ali Zengin, Mehmet Özhaseki, Metin Tarhan, Mustafa Köse, Mücahit Birinci, Özlem Zengin, Tahir Akyürek ve Türk İslam Karakoç.

Yazının Devamını Oku

'İrtica' düzenlemesi TSK’da FETÖ’yü önlemedi, güçlendirdi

Harp okullarına girişte “irtica” şartı kaldırıldı diye kıyamet koparılıyor.

Yok 15 Temmuz’dan ders alınmamış da, yok Harp Okulları tarikatlara teslim edilecekmiş de....

FETÖ, Harp Okulları’na “irtica” düzenlemesinin olduğu tarihlerde yerleşti. Ahmet Zeki Üçok’un tespitlerine göre FETÖ’cüler tarafından atılan öğrenci sayısı 4 bin civarında.

Demek ki yönetmelikte irtica maddesinin olması FETÖ’cülerin TSK’ya sızmasına engel olamamış. Ayrıca FETÖ bu maddeye rağmen 4 bin öğrenciyi atabilmiş.

86’DA TESPİT EDİLENLER, 15 TEMMUZ’DA DARBEYE KALKIŞTI

FETÖ’nün askeri okullara giriş sınav sorularını çaldığı ilk olarak 1986’da tespit edildi. Tabii tespit edilmeden önce ne yaptılar, bilinmiyor. O zaman buram buram 12 Eylül havası esiyordu. Laiklik ve Atatürkçülük adına darbe yapan Evren işbaşındaydı. Peki askeri okullara giriş sınav sorularının çalındığı tespit edildikten sonra ne oldu? FETÖ’cüler atıldı mı? Yok. Ne gezer... Göstermelik 40-50 öğrencinin okulla ilişiği kesildi. O öğrenciler FETÖ’nün altın nesil olarak tanımladığı 1994 mezunları oldular. Gidip teğmenlik yıldızlarını Fetullah Gülen’e taktıran nesil... Biz onları başka nerede gördük? 15 Temmuz darbesinin generalleri olarak çıktılar karşımıza. İrtica adı altında post modern darbe girişimini yaşatanların, Erbakan’ı devirip kendi onay verdikleri hükümeti kurduranların devirleri yaşandı. O zaman FETÖ’yü Harp Okulları’ndan, askeri liselerden, TSK’dan niye temizlemediniz? Elinizi tutan mı vardı?

28 ŞUBAT FETÖ’YÜ, FETÖ 28 ŞUBAT’I DESTEKLİYORDU

FETÖ, TSK’ya Atatürkçülük adına darbenin yapıldığı 12 Eylül döneminde sızdı. İrtica adına hükümetlerin devrildiği 28 Şubat sürecinde kökleşti. Çünkü FETÖ, 28 Şubat’ı destekliyordu. Gülen, TV’lere çıkıp Erbakan’a çekilmesi yönünde çağrılar yapıyordu. 28 Şubat FETÖ’yü, FETÖ de 28 Şubat’ı kullandı.

27 Nisan e-muhtırasının verildiği, Cumhuriyet Mitingleri’nin düzenlendiği, 367 kararlarına imza atıldığı dönemlerde ise kritik noktalara yerleşmeye başladı.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan: ‘Masa başında değil, sahada olacağız’

Kongreden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni MKYK üyeleri ile AK Parti Genel Merkezi’nde ilk toplantısını yapmıştı. Yeni yönetimin belirlendiği toplantıda Erdoğan, yeni yönetime ilk talimatını veriyor. “Artık masa başında değil, sahada olacağız. AK Parti sahada olacak” diyor.

2023 SEÇİMLERİ

AK Parti’nin yeni yönetimi aynı zamanda partiyi 2023 seçimlerine taşımak gibi çok önemli bir misyona sahip. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzde 2023 seçimleri var. 2023 seçimleri ülkemiz için tarihi bir dönüm noktasında yaşanacaktır” demişti. Erdoğan, MKYK toplantısının açılışında da 2023 seçimlerine değiniyor. “2023 bir dönüm noktası olacak” diyor. Ardından da “Artık masa başında değil, sahada olacağız” diye konuşuyor.

2023 PERSPEKTİFİNE GÖRE

Erdoğan, gençlik ve kadın kolları yönetimini 2023 perspektifine göre şekillendirmiş, “Yeni bir anlayış getiriyoruz” diye şifreyi vermişti. AK Parti MKYK’sını ise önce 50’den 75’e çıkardı. Yeni başkanlıklar oluşturdu. İlk MKYK toplantısını asıl ve yedek üyelerle birlikte yapıyor.

BOSTANCI’DAN MAMAK CEZAEVİ

İlk toplantıda MKYK üyelerini kendilerini tanıtıyorlar.

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı ile Orhan Miroğlu, kendilerini tanıtırken, cezaevi vurgusu yapıyorlar. Naci Bostancı çok birikimli bir isim. Kendini tanıtırken, 12 Eylül döneminde 1 yıl Mamak Cezaevi’nde yattığından söz ediyor. 12 Eylül darbesi Türkiye’nin tüm birikimlerini cezaevlerine doldurmuş; kimi işkencede, kimi ağır cezaevi şartlarında bedel ödemek zorunda kalmıştı. Avrupa’dan gelen bir heyet cezaevlerindeki işkence iddialarını araştırırken, Mamak Cezaevi’nde onlarla görüşenlerden birisi de Naci Bostancı’ydı. Bostancı ağır cezaevi koşullarına rağmen yabancılara Türkiye’yi şikâyet etmemişti. Bostancı’nın milliyetçiliği oralarda sınandı.

MİROĞLU’NDAN DİYARBAKIR CEZAEVİ

Yazının Devamını Oku

Parti tamam sıra kabinede

Ankara’da kar yağışı geceden başlamıştı. Sabaha beyaz bir kar örtüsüyle uyandık.

Hem kar yağışı, hem AK Parti kongresi üst üste gelince Atatürk Spor Salonu’na ulaşmak biraz zaman aldı.

Kongre salonuna ulaşmak için araçlarımızdan inip kar yağışı altında bir müddet yürüdük. Yani anlayacağınız “Beraber yürüdük biz bu yollarda” durumu oluştu.

Kongre salonuna ulaştığımızda ise pandemiye rağmen salon doluydu. Salondaki afişlerde, kongrenin teması olan istikrar ve güven vurgusu hâkimdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın salona girişiyle tribünler dalgalandı. Ancak pandemi nedeniyle Erdoğan her zaman yaptığı salon turunu bu kez yapmadı.

AK Parti demek Erdoğan demek, Erdoğan demek AK Parti demek.

Erdoğan kürsüye çıktığı andan itibaren salonu bir orkestra şefi gibi yönetti.

TRİBÜNLERLE DİYALOĞU

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

AK Parti hakkında iki kapatma davası açılmıştı

HDP’yle ilgili kapatma davası nedeniyle parti kapatma konusu yeniden gündemimize girdi.

Ülkemizde o kadar çok parti kapatıldı, o kadar çok parti hakkında kapatma davası açıldı ki hatırlamakta zorlanıyoruz. Bunlardan biri de AK Parti hakkında açılan ilk kapatma davası.

AK Parti hakkında Abdurrahman Yalçınkaya’nın 14 Mart 2008 tarihinde açtığı kapatma davası bilinir. Ama Sabih Kanadoğlu tarafından 23 Ekim 2002 tarihinde açılan kapatma davası pek bilinmez. Abdurrahman Yalçınkaya tarafından açılan davada 22 Temmuz seçimlerinden yüzde 47 oy alarak tek başına iktidar olarak çıkan AK Parti, bir oy farkıyla kapatılmaktan kıl payı kurtulmuştu. Ama laikliğe aykırı odak oluşturmaktan Hazine yardımının kesilmesi cezasına çarpıtılmıştı. Anayasa Mahkemesi’nde sözlü savunmayı üstlenen Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, AK Parti’nin Türkiye’nin her bölgesinden oy aldığını, Türkiye’nin bütünlüğünü temsil ettiğini hatırlatarak, “AK Parti’yi ortadan kaldırdığınızda yerine ne koyacaksınız?” diye sormuştu.

‘AMA LAİKLİK’ DİYEN GENERAL

Bir AK Parti milletvekili, şahsi dostluğu olan dönemin kudretli generallerinden birini ziyaret etmişti. AK Parti iktidarıyla birlikte ekonominin toparlandığını, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecine girdiğini, partinin kapatılmasıyla birlikte Türkiye’nin büyük zarar göreceğini anlatmıştı. Ama kudretli general, dudak ucuyla, “Ama bizim için laiklik daha önemli” yanıtını vermişti.

İLK KAPATMA DAVASI

Bu anekdotlardan sonra asıl konuya gelmek istiyorum. Aslında AK Parti hakkında bir değil iki kapatma davası açılmıştı. İlk davayı Sabih Kanadoğlu açmıştı. Hukuk rezaleti olan 367 kararı ile tarihe geçen dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 23 Ekim 2002 tarihinde AK Parti’nin kapatılması için dava açmıştı.

ÖNCE İHTAR İSTEDİ

Ama onun bir adım öncesi var. AK Parti 14 Ağustos 2001 tarihinde kuruldu.

Yazının Devamını Oku