Mesaj alındı mı?

Siyasette tarihi kırılma anları oluyor. Bu kimi zaman bir yerel seçimde kimi zaman bir genel seçimde gerçekleşiyor. Ya da referandumlarda ortaya çıkıyor.

1989 ve 1994 yerel seçimleri işte öyle bir seçimdi.

3 Kasım 2002 seçimleri ise AK Partili yılların başlangıcı oldu. Yasakların kaldırıldığı 1987 referandumu ise Demirel’li, Erbakan’lı, Ecevit’li yılların yeniden dönüşünün kapısını aralamıştı.

23 Haziran seçimlerine de o gözle bakmakta yarar var.

1989 yerel seçimlerini ANAP Genel Merkezi’nde izlemiştim.

ANAP İstanbul ve Ankara’yı kaybetmiş, yüzde 21.75’e düşmüştü. Ama ANAP’ın seçimi kazanacağı düşüncesiyle önceden hazırlanan ‘İcraatın İçinden’ programında Özal eşi Semra Hanım’la birlikte ekrandaydı. Otomobilin direksiyonunda Özal vardı. Boğaziçi Köprüsü’nden geçerken neşeli bir ses tonuyla “Semra, koy bir kaset dinleyelim” diyordu. ANAP Genel Başkan Yardımcısı Oltan Sungurlu’nun odasındaydık. Seçim sonuçlarını sorduk. “Üzerimizden silindir geçti” dedi.

1994 yerel seçimlerini ise Refah Partisi Genel Merkezi’nde izlemiştim. HBB-TV’de DYP’yi izlemekle görevli muhabirdim. Ancak Refah Partisi’ni kimse izlemek istemeyince, görev bana düşmüştü. Zaten canlı yayın aracı da gönderilmemişti. Seçim sonuçları gelmeye başlayınca başka bir partinin önüne kurulan canlı yayın aracı Balgat’taki RP Genel Merkezi’ne getirildi. O gece Erbakan’la birkaç kez canlı yayın yapma imkânım oldu. Erbakan gözü sürekli ekranda İstanbul’u izliyordu. “İnşallah İstanbul’u da alacağız” demişti.

1989 yerel seçimlerinde halk, ANAP’a ciddi bir uyarıda bulunmuş, SHP’yi yerel yönetimlerde iktidara getirmişti. Ancak SHP’nin İSKİ rezaletiyle İstanbul’da yaşattığı başarısızlık, 1991 ve 1994 seçimlerinde onu aşağıya çekmişti. Fakat Refah Partisi 1994’te yerel seçimlerde elde ettiği başarıyı çok iyi değerlendirdi. Belediyelerdeki başarısı 1995’te Erbakan’ı başbakanlığa, Erdoğan’ı cumhurbaşkanlığına taşıdı.

KILIÇDAROĞLU’NUN BAŞARISI

Ekrem İmamoğlu’nun önünde Nurettin Sözen ya da Recep Tayyip Erdoğan olmak gibi bir tercih duruyor. Ekrem İmamoğlu’nun kendisi gibi olacağını ve elde ettiği tarihi fırsatı iyi değerlendireceğini düşünüyorum. Burada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hakkını teslim etmek gerekiyor. Türk siyasetine Ekrem İmamoğlu’nu kazandırdı. Ekrem İmamoğlu’nu aday göstermek için partisini karşısına almayı göze aldı. İmamoğlu henüz Beylikdüzü Belediye Başkanı’yken ismini ilk yazan gazeteciyim. Benim yazmam üzerinden bile komplo teorileri üretmeye çalışanlar oldu. Kılıçdaroğlu hepsine göğüs gerdi. “Ekrem İmamoğlu klasik CHP’li değil, farklı birisi” diye yazdım, YSK’nın iptal kararının mağduriyet yaratacağını ve Türk halkının mağdura destek vereceğini, bunun en çarpıcı örneğinin Erdoğan olduğunu anlattım. Seçim sürecinde yaşanan VİP olayı ve Pontus densizliğinin AK Parti’ye zarar vereceğini savundum. Sonuç ortada... Şimdi de diyorum ki 23 Haziran sonuçlarının içinde 2023 seçimlerine dönük güçlü sinyaller var. 23 Haziran telafi edilir ama 2023’ün telafisi yok...

ALTERNATİF OLUŞTU

7 Haziran seçimlerinde de halk AK Parti’yi uyarmıştı. Ancak seçimden sonra hükümet kurulamadı, PKK hendek savaşlarını başlattı. Bu tablo karşısında millet, 1 Kasım seçimlerinde AK Parti’yi tekrar iktidar yaptı. 23 Haziran seçimleri için AK Partililer aynı şeyin tekrarlanmasını bekliyorlardı. Ancak yanıldıkları bir nokta oldu. O zaman muhalefetin yaptığı hataları bu kez AK Parti yaptı. Ayrıca o zaman bir alternatif yoktu. Bu kez alternatif ortaya çıktı. Demem o ki, güçlü bir değişim dalgası var, 2023 uyarılarımı dikkate alın.

23 Haziran seçimleri siyasette yeni dengeler oluşturdu. Türkiye artık 23 Haziran öncesi Türkiye değil. Yeni güç dengeleri oluştu. Bundan sonraki süreçte Ekrem İmamoğlu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hamlelerini çok dikkatli bir şekilde takip etmek gerekiyor. 23 Haziran’da sandıktan YSK’nın iptal kararına tepki çıktı. Ancak bu sonuçları sadece AK Parti’ye tepkiyle izah etmeye çalışmak yetersiz kalır. Birkaç seçimdir sandık çok güçlü bir değişim sinyali veriyor. Olay sadece AK Parti yönetiminde ve kabinede yapılacak bir takım değişikliklerle geçiştirilebilecek gibi gözükmüyor. Erdoğan’ın temel politikalarda köklü değişimleri gerçekleştirmesi bekleniyor. Çünkü millet, seçimlerde verdiği değişim mesajının gereğinin yerine getirilmesini bekliyor. Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Eğer siz değişimin gereğini yerine getirmezseniz, millet sizi değiştirir.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Ermenistan Azerbaycan’a neden saldırdı

Can Azerbaycan dün, Ermenistan’ın saldırısına maruz kaldı. O saldırıyı yüreklerimizin derinlerinde hissettik. Çünkü o saldırı aynı zamanda bize yapıldı. Çünkü biz “İki devlet tek milletiz.”

Ermenistan’ın Rusya’nın haberi olmadan bu saldırıyı gerçekleştiremeyeceği biliniyor. Ancak Rusya bir yandan Ermenistan’ı kışkırtırken diğer yandan askeri yöntemlerle sonuç alınmasını doğru bulmadığını ifade ediyor. Putin, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüşmesinden sonra Kremlin’den yapılan açıklamada bölgede askeri çatışmaların derinleşmesinden endişe duyulduğu ifade edildi. Azerbaycan’ın işgal edilen köylerin bir kısmını kurtardıktan sonra yapılan bu açıklama timsah gözyaşlarından öteye bir anlam taşımıyor.

Tabi Ermenistan’ın saldırganlaşmasının arkasında Fransa’nın parmak izlerini de görmek gerekiyor. Yunanistan’ı kışkırtarak bir sonuç elde edemeyen Putin, bir kez daha Ermenistan kartını devreye soktu. Ermenistan, Yunanistan, Rum kesimi kimi Macron’un, kimi Putin’in maşası olmaktan öteye geçemediler.

Macron, Yunanistan ve Rum kesimini kışkırttı ne oldu? Ne Yunanistan ne Rum kesimi kazançlı çıktı. Macron ise Erdoğan’ı arayıp, geri adım atmak zorunda kaldı. Şimdi benzer bir oyunu Ermenistan üzerinden oynamaya çalışıyor.

Ama söz konusu Ermenistan olunca buradaki esas oğlan Putin...

Libya’da sıkışan Putin, Ermenistan kartını sahaya sürdü. Ancak Putin’de gördü ki, hırsı aklından öte giden Ermenistan Başbakanı Paşinyan sadece kendisini değil, Rusya’yı da rezil edecek.

Bu olay da bir kez daha gösterdi ki, bölgenin iki büyük ülkesi Türkiye ve Rusya olmadan bölgede bir statükonun oluşturulması mümkün değil. Türkiye, Kafkasya’da Rusya gerçeğini dikkate almadan hiçbir adım atmadı. Rusya’yı ürkütmek yerine Rusya ile işbirliğini tercih etti. Ama aynı yaklaşımı göremedik. Bunu Putin’in de iyi anlaması gerekiyor. Özellikle Fransa’nın bölgeye parmağını sokmasının önlenmesi açısından.

TÜRKİYE’YE MESAJ

Bu saldırıyı sadece Azerbaycan’la sınırlı görmek, fotoğrafı eksik okumak olur. Bunun bir ucunda da Türkiye var. Türkiye, şimdiye kadar Ermenistan’a her zaman ılımlı yaklaşmasına, bir dönemler milli takımların dostluk maçı yapılabilecek seviyeye gelinmesine rağmen, Ermenistan kişilikli bir devlet olarak değil, başka ülkelerin sahaya sürdüğü bir kart olarak hareket etmeyi tercih etti. Ama sert kayaya çarptı. Ne Azerbaycan eski Azerbaycan. Ne Türkiye eski Türkiye. Ne de bölgede artık eski dengeler var.

Yazının Devamını Oku

Görüşme talebi Macron’dan geldi

Virüs nedeniyle AB zirvesi 1 Ekim’e ertelendi ama Rum kesiminin Türkiye’ye yaptırımlar uygulanması yönündeki çabaları zirve öncesinde tansiyonu yükseltmişti.

Rum kesimini Fransa ve Yunanistan’la birlikte okumak gerekiyor. Bakmayın Türkiye’nin yalnız kaldığı yönündeki yorumlara... Demirel’in dediği gibi, “Türkiye büyük bir ülkenin adı demek.” Zirve öncesinde bir dizi diplomatik girişim başlatıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Almanya Başbakanı Merkel ve AB Konseyi Başkanı Michel ile yaptığı üçlü zirve önemli bir adımdı. Türkiye’ye yaptırımlara karşı çıkan Merkel, diyaloğa geçilmesini savunuyor.

Üçlü zirvenin iki ayağı vardı:

1- Türkiye-Yunanistan gerilimi.

2- Doğu Akdeniz’de gerginliğin giderilmesi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan ile diyaloğa hazır olduğumuz mesajını verdi. Merkel ve Michel’in duymak istediği de buydu. Hatta Erdoğan, iki ülke arasında istikşafi görüşmelerin başlayabileceğini ifade etti. Eğer Merkel’in çabalarıyla Oruç Reis Antalya’ya çekilip Mevlüt Çavuşoğlu ile Borrell 6 Ağustos’ta Malta’da görüştüğü sırada Yunanistan Mısır’la anlaşma yapmasa, 7 Ağustos’ta istikşafi görüşmelerin başlayacağı ilan edilecekti.

MERKEL’İN TEKLİFİNE ERDOĞAN’IN YANITI

Çabaları sonucunda Oruç Reis’in limana çekilmesini sağlayan Merkel’in, Yunanistan’ın Mısır’la anlaşma yapması üzerine “Şok oldum” dediği ifade ediliyor. Oysa Merkel, o gün iki ülke arasında istikşafi görüşmelerin başlayacağının ilan edilmesini bekliyordu. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Miçotakis’le telefonla görüşür müsünüz?” diye teklifte bulunmuştu. Erdoğan da  “Önkoşulsuz olursa niye olmasın, ben konuşurum” diyerek diyalog kapısını aralamıştı. O gün gerçekleşmeyen Erdoğan-Miçotakis görüşmesinin yapılması, iki liderin videokonferans yoluyla görüşmesi bekleniyor.

Doğu Akdeniz’deki gerilim konusunda ise

Yazının Devamını Oku

Akşener ile Demirtaş kahvaltı masasını kurdu mu?

İYİ Parti, koronavirüs önlemlerine dikkat eden bir kongre yaptı.

Meral Akşener, genel başkanlığa oybirliğiyle yeniden seçildi. Ama partide bir fay hattı kendini yeniden hissettirdi.

İYİ Parti kongresini Meral Akşener’in yeni açılımı ve partide yaşanan “güç mücadelesi” açısından değerlendirmekte yarar var.

KAPIYI ARALADI

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in kurultay konuşmasında Kürtlere ve Zazalara yönelik mesajı dikkat çekiciydi. Akşener, aynı cümle içinde Alevilere de sinyal gönderdi. Ama eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın kahvaltı çıkışı ile başlayan süreç olması nedeniyle Kürtler ve Zazalarla ilgili bölüm ön plana çıktı.

Demirtaş, “Mesela ben dışarıda olsaydım bir sabah Başak ile birlikte Meral Hanım’ın kapısını çalar ve ‘Kahvaltıya geldik’ derdim” demişti. Daha önce “HDP’yi, PKK’nın yanı başında, uzantısı olarak konumlandırıyoruz” diyen Meral Akşener’in yanıtı merak ediliyordu.

Akşener, kahvaltı talebini geri çevirmedi. “Güneydoğu’da şöyle bir gelenek var, kan davalınız bile olsa kapınızı çaldığı zaman içeri alırsınız” sözleriyle kapıyı aralamıştı.

KÜRT VE ZAZA VURGUSU

Akşener

Yazının Devamını Oku

‘Hiç kimse endişeye kapılmasın’

Koronavirüs nedeniyle mart ayından bu yana kapalı olan okullarda ders zili bugün çalacak. Okulöncesi eğitim ve birinci sınıfa gidecek çocuklar, okula ilk adımlarını atacaklar. Diğer sınıflar için okullarda eğitimin ne zaman başlayacağı ise ileride değerlendirilecek.

Koronavirüsün seyri belirleyici olacak. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’la koronavirüs önlemleri kapsamında başlayacak eğitimi konuştuk. Öncelikle alınan tedbirleri sordum. Milli Eğitim Bakanı, “Biz ‘Her şeyden önce sağlık’ diyoruz. Tüm illerde, il müdürlükleri koordinasyonunda velilere yönelik bilgilendirme toplantıları yapıldı. Ayrıca randevu verilmek suretiyle velilerin okullardaki hazırlıkları ve salgın önlemlerine yönelik tedbirleri görmeleri sağlandı. Ayrıca tüm illerde servis şoförlerine yönelik eğitimler tamamlandı. Şimdi biz, öncelikle okulöncesi eğitim ve ilkokul 1. sınıf düzeyindeki çocuklarımız için okullarımızın kapılarını açıyoruz. Okullarımıza yeni adım atacak bu çocuklarımız için ‘oyun’ temelli bir model ortaya koyuyoruz. ‘Temassız Oyunlar’ kitapçığımız işte burada hazır. Uyum sürecinde, dünya ülkelerinden çok daha hızlı bir mesafe alacağız. Yine temizlik için yardımcı personel, hijyen malzemesi, maske gibi ihtiyaçlara yönelik de çalışmaları tamamladık” diye karşılık verdi.


Tabii ki bu fotoğraf pandemi öncesine ait

BAKAN SELÇUK’TAN GÜVENCE

Alınan bu önlemlere rağmen aileler elbette ki tereddütlü. Bir yandan okulla ilk kez tanışacak olan çocuklarının eğitimlerinin başlamasını istiyor, diğer yandan “Ya virüs bulaşırsa” kaygısını taşıyorlar. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da bunun farkında: “Kimse hiçbir endişeye kapılmasın. Evlatlarımız, öğretmenlerimiz, eğitim çalışanlarımız ve velilerimiz için bir yerde riski varsa orada biz yokuz diyoruz. Şundan herkes emin olsun ki okullarımız ve tüm eğitim kurumlarımız şu anda kamuoyuna açık toplu alanlar içinde en güvenilir alanlardır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.” 

21 EYLÜL’DEN SONRA NE OLACAK?

21 Eylül’den sonra diğer sınıfların okula başlaması düşünülüyor. Peki o zaman hangi kriterlere göre karar verilecek? İşte Milli Eğitim Bakanı’nın yanıtı:

“Biz süreci başından beri Sağlık Bakanlığı’yla koordineli bir şekilde, Bilim Kurulu’nun tavsiyeleriyle şekillendiriyoruz. Bu doğrultuda kriterlerimiz belli:

Yazının Devamını Oku

CHP’deki Atatürk tartışması ciddi

Canan Kaftancıoğlu’nun konuşması CHP’deki fay hattını harekete geçirdi. Partideki Atatürk ve Mustafa Kemal ayrışmasını ortaya çıkardı. Siyasi sonuçları olur mu bilmem ama CHP’deki Atatürk tartışmasını ciddiye almak gerekiyor. Çünkü kendini Atatürkçü ve Kemalist olarak tanımlayan bir grup CHP’de pasifize edildiklerini düşünüyor.

“Memleket Hareketi”ni başlatan Muharrem İnce, CHP’de Atatürk düşmanları olduğunu iddia etmişti. 10 Haziran hareketinden gelen ve HDP’ye yakın duran isimlerin partiye egemen olduğunu, gerçek Atatürkçülerin ise dışlandığını düşünüyorlar. CHP’de en ciddi bölünme olan Güven Partisi de benzer tartışmaların ürünü olarak ortaya çıkmıştı. Atatürk tartışmasının yeni bir partiye dönüşeceğini düşünmüyorum. Öyle bir tablo yok. Ama Kılıçdaroğlu’nun tedbir almasını gerektirecek bir durum söz konusu. Atatürk’ün partisi CHP’de Atatürkçüler huzursuz.

CHP’LİLER BÜYÜTTÜ

Atatürk tartışması CHP’deki ekipleri harekete geçirince parti yönetimi iktidarı suçlamayı tercih etti. Oysa tartışma CHP’li Uluç Gürkan’ın, Taksim toplantılarının konuğu olan Canan Kaftancıoğlu’na, “Atatürk adını kullanmamak tercihiniz mi?”  diye sorması üzerine başladı. Kaftancıoğlu’nun “Kendimi ait hissettiğim bir ifade olduğu için tercih ediyorum” diye yanıt vermesi üzerine tartışma Türkiye’nin gündemine yerleşti.

İşin büyüyüp CHP içinde bir hesaplaşmaya dönmesi ise bir grup CHP milletvekilinin attığı tweet’ler üzerine başladı. İki örneği almak istiyorum.

 Mehmet Akif Hamzaçebi:

“Cumhuriyetimizin ve üyesi olduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü şükranla anıyorum. ATATÜRK’ü anmak saygının ötesinde onurdur, gururdur. ATATÜRK’ün ismini anmakta tereddütü olanlar O’nunla problemi olanlardır.”

 

Yazının Devamını Oku

Kılıçdaroğlu, Atatürk tartışmasından rahatsız

İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun Taksim toplantılarında Mustafa Kemal demesi CHP’de Atatürk krizinin patlak vermesine yol açtı.

Partideki fay hatları harekete geçti. Kimi Canan Kaftancıoğlu ile kurultaydan gelen hesabını görmek için Atatürkçülük tartışmasını kendini açısından avantajlı bir zemin olarak gördü, kimi Atatürkçülük üzerinden güç kazanmaya çalıştı.

CHP’de bir dönem Meclis’te bir milletvekilinin odasındaki Atatürk’ün resminin indirilip çöp kutusuna atılması tartışması yaşanmıştı. CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı’nın suçlandığı, Ankara milletvekili Necati Yılmaz’ın haksızlığa uğradığı, Aylin Nazlıaka’nın partiden ihraç edilip daha sonra geri döndüğü olaydan söz ediyorum.

Zaman zaman, Atatürk’ün CHP’den çektiği ne diye düşünmeden edemiyorum. Hem Atatürk’ün siyasi mirasını yiyorlar hem de parti içi iktidar kavgalarını
Atatürk’ün üzerinden yapıyorlar.

Kılıçdaroğlu’nun Atatürk tartışmasından çok rahatsız olduğu söyleniyor. Tartışmanın uzatılmaması için uyarıda bulunmuş. Ahmet Davutoğlu’nu ziyaretten sonra bu konu sorulduğunda belirli bir medya grubunun bunu öne çıkarmasının anlaşılır olmadığını söyledi. Ama Kemal Bey, size yakın bir gazete yazdı bunu. Ayrıca gazetecilik yaptılar, haberi verdi. CHP’lilere Atatürk üzerinden birbirinizi suçlayın demedi ki...

CHP bir süredir tekrar eski iç tartışmalarına dönmeye başladı. Burada görev Kılıçdaroğlu’na düşüyor. Kılıçdaroğlu, Atatürk tartışmasını kesmeleri için Özgür Özel üzerinden milletvekillerini uyardı ama bu yeterli olmadı. Kemal Bey masaya yumruğunu vurup bu tartışmaların önünü kesmezse, CHP krizlerin partisi  formatına geri dönecek. Çünkü gruplar birbirini yemek için aportta bekliyor. Benden uyarması...

CHP YENİDEN KRİZLERİN PARTİSİ Mİ OLUYOR?CHP’

Yazının Devamını Oku

Erdoğan hangi gazete haberini inceledi?

27 Mayıs darbesinden sonra hukuk tarihimize bir yüz karası olarak geçen yargılamalarının yapıldığı Yassıada’da 12 Eylül’ün yıldönümü nedeniyle Adalet Bakanlığı tarafından bir sempozyum düzenlendi.

Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak düzenlenen Yassıada’daki sempozyumun açış konuşmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptı. Yassıada’daki programa eski başbakanlardan Tansu Çiller ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katılmıştı. Bahçeli bir de konuşma yaptı.



Sempozyumdan önce Erdoğan, Çiller ve Bahçeli bir süre çay içip sohbet etmişler. Liderler 12 Eylül’ün yıldönümü olması nedeniyle darbeleri konuşmuşlar. Ama sadece 12 Eylül’ü değil, mekân Yassıada olunca daha çok 27 Mayıs’ı ve Menderes’i konuşmuşlar. Demirel, “Başbakan olduğumda karşımda Menderes’in idam sehpasındaki fotoğrafı duruyordu” demişti. Çiller, 28 Şubat’ı yaşadı. Erdoğan, 28 Şubat’ın mağduru oldu. 27 Nisan’da e-muhtıraya maruz kaldı. 15 Temmuz’da darbeyi püskürttü. Eğer 15 Temmuz’da Erdoğan değil, Allah korusun darbeciler kazansa, bugün tarih başka türlü yazılacaktı. Bahçeli de her defasında darbeye karşı çıktı. Erdoğan, Çiller ve Bahçeli adada 12 Eylül’le ilgili olarak açılan sergiyi gezmişler. Cumhurbaşkanı Erdoğan orada bir gazete haberinin önünde durmuş, dikkatlice okumuş. Merak ettim, soruşturdum. Erdoğan, CIA’in Türkiye şefi olan Paul Henze’nin 12 Eylül darbesini ABD Başkanı Carter’e, “Bizim çocuklar başardı” diye ilettiği haberin kupürünü incelemiş. Zaten konuşmasında da “Darbe haberi Washington’a ulaştığında, birilerinin ‘Bizim çocuklar başardı’ demesi, 12 Eylül’ün gerisindeki karanlık yüzü ifade ediyordu. Hiç şüphe yok ki 15 Temmuz gecesi birileri yine aynı mekânlarda ‘Bizim çocuklar yine başardı’ demek için bekliyordu” diye konuşmuştu.

15 Temmuz’da tersi oldu. Bu kez CIA’in çocukları değil, Erdoğan’ın liderliğinde bu milletin çocukları kazandı.

BÜLENT ARINÇ’TAN İYİ HABERLER VARESKİ

Yazının Devamını Oku

İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu: ‘Erdoğan gitsin diye bir siyasi cinnet içinde olmayız’

2023’e daha üç yıl var ama seçim peşrevi başladı. Selahattin Demirtaş, eşini de alıp İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e kahvaltıya gitmeyi önerdi. Deniz Baykal bir dönem Mesut Yılmaz’a benzer bir öneride bulunmuştu. “Kotlarımızı çekip eşlerimizle birlikte pikniğe gidelim” şeklinde bir öneriydi. Ancak Korkmaz Yiğit kaseti ortaya çıkınca bırakın pikniğe gitmeyi, Baykal hükümete verdiği desteği geri çekmişti.

Demirtaş’ın kahvaltıya gitmek istediği Akşener, kan davalı bir yanıt vermişti. Bu yanıt dahi Demirtaş’ı geri adım attırmadı. Demirtaş, yanıtı olumlu bulduğunu belirtti. Selahattin Demirtaş’ı yeniden siyasi denkleme sokma çabalarına dikkat çekip bunun neden Meral Akşener üzerinden yapılmak istendiğini sormuştum. Konuştuğum İYİ Partililerin de benzer bir merak içinde olduklarını gördüm. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da desteklediği, Devlet Bahçeli’nin  “Evine dön” çağrısından sonra millet ittifakı içindeki pozisyonu güçlendiği için Demirtaş’ın da kahvaltı diyaloğunu Akşener üzerinden başlattığı düşünülüyor. Siyaset yükselen değerler üzerinden yapılıyor. Bu çabaların Demirtaş’ı sevimlileştirme gayreti olduğunun farkındalar. Ama bunun için Demirtaş’ın bir bedel ödemesi, özeleştiri yapması gerektiğini düşünüyorlar. İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu ile konuştum. “HDP, PKK’ya karşı devletin yanında yer alırsa, biz demokrasi taleplerine destek verebiliriz” dedi. Ağıralioğlu, ilke bazlı olarak baktıklarını söyledi. “Yoksa Recep Tayyip Erdoğan gitsin diye bir siyasi cinnet içinde olmayız” diye konuştu.

KILIÇDAROĞLU ADAY OLMAZSA MUHALEFET LİDERİNİ DESTEKLEMELİ

Türkiye’de her siyasi denklem Cumhurbaşkanlığı seçimi üzerine kuruluyor. Hele başkanlık sistemine geçip başbakanlık kaldırıldıktan sonra tek hedef Cumhurbaşkanlığı oldu.

Bahçeli, 2023’te cumhurbaşkanı adaylarının Erdoğan olduğunu açıkladı. Cumhur ittifakında Erdoğan’dan başka bir isim gündemde değil. Ancak muhalefet cephesinin adayı belli olmadığı için orada ciddi bir mücadele yaşanıyor.

Kılıçdaroğlu hem kendisi aday değil, hem de parti liderlerinin cumhurbaşkanı adayı olmasını doğru bulmuyor. Geçmişte Ecevit’in Ahmet Necdet Sezer’i aday yapması gibi, muhalefet liderleri dışında bir isim arayışında. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kılıçdaroğlu’nun favorisi. Neden olduğu konusuna girmeyeceğim ama bu tavır millet ittifakı ortakları arasında rahatsızlığa neden olmaya başladı. “Partinin hedefi iktidar olmaktır. Liderin hedefi ise cumhurbaşkanı olup ülkeyi yönetmektir. Eğer bir parti lideri kendisi cumhurbaşkanı adayı olmuyorsa, o zaman Devlet Bahçeli’nin Erdoğan’ı desteklemesi gibi, beraber hareket ettiği partinin liderini desteklemelidir. Ben aday olmayacağım ama muhalefet liderleri de aday olmasın tavrı doğru değil.”

Burada İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in tarif edildiği açık. Seçimler yaklaştıkça millet ittifakı içinden benzer çıkışlara tanık olacağız diyorum, başka bir şey demiyorum.

ARINÇ’IN 2. TESTİNDE TESPİT EDİLMİŞ

ARTIK

Yazının Devamını Oku

Demirtaş planının arkasında ne var?

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, Selahattin Demirtaş’a verdiği kahvaltı yanıtı, bir süre daha konuşulacak gibi görünüyor.

Demirtaş’ın, “Bir sabah Başak ile Meral Hanım’ın kapısını çalar ve ‘Kahvaltıya geldik’ derdim” sözlerine Akşener, “Güneydoğu’da şöyle bir gelenek var, kan davalınız bile olsa kapınızı çaldığı zaman içeri alırsınız” diye karşılık vermişti. Akşener, bir Anadolu geleneğini hatırlattı ama aynı zamanda “kan davalınız bile olsa” sözüyle bir kurguyu bozdu. Akşener, HDP sorulduğunda da “PKK’nın yanında konumlandırıyorum” demişti. O kurgu neydi? Bir süredir Selahattin Demirtaş’ı siyasi denkleme sokma çabaları var. Cezaevinde olması nedeniyle hem unutulmaması için çaba gösteriliyor, hem de PKK’dan ayrıştırılarak CHP ve İYİ Parti tabanına şirin gösterilmeye çalışılıyor. 6-7 Ekim 2014 tarihinde Demirtaş’ın yaptığı çağrıyla PKK, başta Yasin Börü olmak üzere 53 vatandaşımızı katletmişti. Cezaevinin kısıtlı koşullarında olduğu için Demirtaş’la ilgili dikkatli ifadeler kullanmaya çalışıyorum ama Demirtaş şimdiye kadar 6-7 Ekim olaylarının özeleştirisini yapmadı.

YENİ PLAN

Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün çevresinde yer alan bir grup, Selahattin Demirtaş’ın siyasi denkleme girmesi için bir çaba içine girdi. Bunda Ali Babacan’ın partisinin tutmamasının etkisi var mı bilmiyorum ama yeni plan şu: Meral Akşener ve Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanı adayı olmasını önlemek. Böylece muhalefet bloku olarak Erdoğan’ın karşısına tek aday çıkarmak.

Demirtaş’ı parlatmaya çalışıyorlar onu anlıyorum da bunu milliyetçi Meral Akşener üzerinden niye yapıyorlar onu anlamış değilim.

CUMHURBAŞKANLIĞI AYASOFYA’YI TEMYİZ Mİ ETTİ?

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, Ayasofya’yı açtı. Milletimizin 84 yıllık hasretini sona erdirdi. Bu kararı almak kolay olmadı. Erdoğan sadece içerideki bazı çevreleri değil, Batı dünyasını da karşısına almayı göze aldı. Zaten Ayasofya’yı da ancak Erdoğan gibi güçlü bir lider açabilirdi. Ancak ilginç bir durum oluştu. CHP milletvekili Mehmet Bekaroğlu, UYAP’taki “Dosya ilk inceleme yapılmak üzere sıra bekliyor” yazısından hareketle, Cumhurbaşkanlığı’nın Ayasofya’nın açılmasıyla ilgili kararı temyiz ettiğini iddia etti.

Hem Ayasofya’yı açmakla övüneceksin, hem Ayasofya’nın açılmasıyla ilgili kararı temyize götüreceksin.

Yazının Devamını Oku

Erken seçim mi, yoksa 2023 mü?

Muhalefetin bir kısmında 2021’de seçim olacakmış gibi bir hava var. Cumhurbaşkanı adayı olmayı planlayanlar, erken seçim ihtimaline hazırlıksız yakalanmamak istiyorlar. O nedenle hem siyasette hem medyada hazırlıklara başladılar. Türkiye’de erken seçim denilince ilk akla gelen isim olan MHP Lideri Bahçeli de seçimlerin 2023’te yapılacağını açıkladı. Muhalefet liderleri arasında, “Erdoğan erken seçime gitmez. 2023’e kadar ülkeyi yönetir” düşüncesinde olanlar da var.

1 Ekim’de Meclis’in açılışından sonra erken seçim tartışmalarını daha sık yapacağız. Çünkü iktidar Siyasi Partiler Kanunu ve Seçim Kanunu’nda köklü değişikliklere hazırlanıyor. Seçim barajının düşürülmesi, yüzde 1 oy alan partilerin dahi Meclis’te temsili yönünde çalışmalar yapılıyor. Seçim sistemi en çok ittifakları etkileyecek. Şimdilik bununla yetinelim. Ama eğer seçim yasası 2021 yılında değişirse, bu aynı zamanda seçimlerin 2021 yılında yapılmayacağı anlamını taşıyor. Çünkü Anayasa’nın 67. maddesinde “Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz” deniliyor.

KILIÇDAROĞLU’NUN PLANLARI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Lideri Meral Akşener seçimlerin 2023’te yapılacağı kanaatinde. Kılıçdaroğlu, 2023’e giderken ‘millet ittifakı’nı genişletme çabası içinde. Dün parti meclisi toplantısında yaptığı konuşmada bunun formülünü de verdi, “Dostlarımızla birlikte yapacağız” dedi. Kılıçdaroğlu’nun dostları Abdullah Gül, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu. Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olarak Abdullah Gül’ü düşündüğü biliniyor. Şu ana kadar “Yok” demedi. Ancak CHP tabanı Gül’e karşı. Onların gönlünde Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş yatıyor. Kılıçdaroğlu’nun CHP’de kendisine rakip olmasını istemediği için Ekrem İmamoğlu’nun adaylığına sıcak bakmadığı söyleniyor. Abdullah Gül ise onun rakibi değil. Hatta önemli bir isim, “İmamoğlu’nu istemez ama Mansur Yavaş’ı bile düşünebilir. Çünkü onun CHP’ye yönelik bir iddiası yok” dedi. Seçimi kazanamamasına rağmen Muharrem İnce bile Cumhurbaşkanı adaylığından aldığı güçle, Kılıçdaroğlu’na “Sen çekil, onursal başkan ol. Partinin başına ben geçeyim” demedi mi?

AKŞENER’İN ROLÜ

Kılıçdaroğlu’nun göz ardı etmemesi gereken biri var. O da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener. Bahçeli ve Erdoğan’ın “Evine dön” çağrısı ile iyice eli güçlenen Akşener’in “Evet” demediği bir ismin ortak aday gösterilmesi imkânı yoktur. Akşener, “Cumhurbaşkanı olacağım diye Türkiye’nin önünü tıkamam” dedi. Ama bu kendisine sunulan her formülü kabul edeceği anlamına gelmiyor. Tam aksine, ortak aday olma ya da istediği ismi aday gösterme konusunda eli güçlendi.

ÜÇÜNCÜ İTTİFAK

Seçim yasasında yapılacak olan değişiklikleri görmeden 2023 hesapları yapmanın eksik olacağı kanaatindeyim. Yeni seçim sistemini gördükten sonra yapılacak değerlendirmelerin daha sağlıklı olacağı inancındayım. Çünkü yeni bir seçim sistemi geliyor. Yeni sisteme göre üçüncü ittifak neden olmasın?

CHP’NİN MUHARREM İNCE STRATEJİSİ

Yazının Devamını Oku

Okullar sınırlı olarak açılabilir

Siyasetle anılan Ankara, bir süredir koronavirüsteki artışla gündemde. Koronavirüsteki artış, yeni tedbirleri gündeme getirdi. Bu ortamda okullarda yüz yüze eğitime nasıl geçileceği tartışılıyor. Tüm bu başlıkları Bilim Kurulu üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz’a sordum.

 İlk soru: Ankara, Vuhan oldu mu?

“Son dönemde vaka sayısındaki artışın en yüksek olduğu il, ne yazık ki Ankara oldu. Kontrollü sosyal hayat döneminde Ankara’da yaşayanlar her zamanki kontrollü tavırlarının dışına çıktı. Sadece Ankara’da değil, yurdumuzun genelinde de salgın öncesindeki yaşantımıza hızlı bir dönüş oldu.”

ÖNLEMLER ETKİLİ OLMAZSA YENİ TEDBİRLER GÜNDEMDE

 Peki Ankara için yeni önlemler gündemde mi? İşte Afşin hocanın yanıtı:

“Öncelikle virüsün yayılım merkezi haline gelen mahalle arası sokak düğünleri, sünnet, nişan, kına gecesi gibi etkinlikler yasaklandı. Düğünler, cenazeler ve taziyeler kısıtlandı. Asker uğurlamalarıyla ilgili kararlar zaten önceden ülkemiz genelinde alınmıştı. Ayrıca esnek çalışma yöntemlerinin önü açıldı. Bir süre bu alınan önlemlerin etkileri izlenecektir. Yeterli olmadığı takdirde yeni önlemlere yönelik olarak da bilimsel danışma kurulunun tavsiyeleri bulunmaktadır.”

İL BAZLI ÖNLEMLER ALINACAK MI?

 

Yazının Devamını Oku

Muharrem İnce Güneydoğu’ya gidiyor

Muharrem İnce, “Memleket Hareketi”ni 4 Eylül’de Sivas’tan başlattı.

4 Eylül Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı Sivas Kongresi’nin yıldönümü olması nedeniyle doğru bir tarihti. Zaten CHP’de kurultay tarihini 4 Eylül’de başlatır. Sivas ise Kuva-yı Milliye ruhunu yansıtması için doğru bir yerdi. İnce’nin, Sivas’taki çıkışından sonra konuştuğum bazı CHP yöneticilerinde büyük bir rahatlama hissettim. “Ölü doğdu” yorumunu yaptılar. Medyada da “Dağ fare doğurdu” yönünde değerlendirmeler yaptılar. Her iki değerlendirmeye de katılmıyorum. CHP’lilerin erken rehavet içine girdiklerini düşünüyorum. Muharrem İnce, 2023’ü hedef alan bir hareket başlatıyor. CHP yönetiminin erken sevinmek yerine, bu işin getirisini ve götürüsünü iyi hesap edip adım atmasından yanayım. Ben de İnce’nin Sivas’tan on binlerle birlikte yola çıkmasının daha etkili olduğu düşünenlerdenim. Sivas meydanında on bin kişiyi toplasa Türkiye’yi sarsardı. Siyaset iddia işidir. Ancak bunun şimdi olmaması ilerleyen zamanlarda olmayacağı anlamına gelmiyor.



İNCE KALABALIK BİR KATILIM İSTEMEMİŞ

Sivas programından sonra Muharrem İnce’ye yakın kaynaklarla konuştum. Koronavirüs nedeniyle Muharrem İnce katılım istememiş. O nedenle Sivas’a gelmek isteyenlere, “Gelmeyin” demiş. Muğla’dan, İzmir’den, Edirne’den, Zonguldak’tan, Van’dan, Adana’dan, Antalya’dan temsilcilerin bulunması istenmiş. Muharrem İnce de ekibini tanıtırken, “Tam kadro gelmedik, temsili bir heyetle geldik” demişti. Sivas’a, binlerin toplandığı Sivas meydanından Türkiye’ye seslenmek yerine, ilk çıkışta doğru mesaj verilmesi tercih edilmiş. Bir tercih yapılmış. Mesaj verilmek istenmiş. O tercihe saygı duyuyorum ama yine de Sivas’ta havaalanındaki cılız görüntünün iyi olduğu kanaatinde değilim.

VİRÜS KAYGISI ETKİLİ OLMUŞ

Yazının Devamını Oku

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayları

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Abdullah Gül’ün CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olması mümkün değil” dedi.

Özel’in sözlerinin mürekkebi kurumadan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, NTV’nin yayınında “Abdullah Gül’ün ismi geçince korkuyorlar. Neden korkuyorsunuz?” diye konuştu. Böylece Kılıçdaroğlu’nun Abdullah Gül’den vazgeçmediği anlaşıldı. Kılıçdaroğlu, 24 Haziran 2018 seçimlerinde ortak aday çıkarmak istedi. Ama hem CHP’den gelen tepkiler, hem Meral Akşener’in kararlı tavrı nedeniyle başarılı olamadı.

Bu tespiti yaptıktan sonra CHP liderinin tercihinin yanlış ama önerdiği yöntemin doğru olduğunu belirtmek isterim. Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayına ittifak olarak karar vereceklerini söylüyor. Ama “Benim adayım Abdullah Gül” havasında. Ama anketlerde Ekrem İmamoğlu ve Meral Akşener, Abdullah Gül’ü tam ikiye katlıyorlar. Metropoll’ün anketinde Erdoğan’ın karşısında Ekrem İmamoğlu diyenlerin oranı yüzde 43.5’ken, Mansur Yavaş’ı isteyenlerin oranı yüzde 43’e ulaşıyor. Gül ise Meral Akşener ve Muharrem İnce’nin de gerisinde. Yüzde 22.5’le beşinci sırada yer alıyor. Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda önemli bir açıklama Meral Akşener’den geldi. Akşener, “Cumhurbaşkanı olacağım diye Türkiye’nin önünü tıkamam” dedi. Akşener, geçen seçimde tek başına aday olmuştu ama bu kez yeniden tek başına aday olmayacağı sinyalini veriyor. Meral Akşener bir görüşmemizde 24 Haziran 2018 seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı olarak yüzde 7.3 aldığına işaret ederek, “Bu sonuca göre yeniden cumhurbaşkanı adayı olmam” demişti. Ancak MHP Lideri Bahçeli’nin “Evine dön” çağrısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da güçlü bir şekilde destek vermesiyle Meral Akşener’in eli çok güçlendi. Millet ittifakının ortak adayı olma fırsatını yakaladı. Zaten Metropoll’ün anketinde de yüzde 38.3’e çıkıyor. Az bir oran değil. Bu bir. Bir de ikinci formül var.



Yazının Devamını Oku

Erdoğan ile Mansur Yavaş ne konuştu?

Son dönemlerin en dikkat çeken görüşmelerinden biri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı kabul etmesiydi.

Erdoğan, seçimlerden sonra Cumhurbaşkanı olarak aralarında Ekrem İmamoğlu, Tunç Soyer, Mansur Yavaş, Yılmaz Büyükerşen’in de bulunduğu CHP’li büyükşehir belediye başkanlarıyla bir araya geldi. Daha önce Ekrem İmamoğlu ile de görüşmüştü. Ama İmamoğlu ucuz polemiklere girmeyi, bu ilişkiyi sürdürmeye tercih etti. Ama başarı grafiği sürekli olarak yükselen Mansur Yavaş, işine odaklandığı için ona her kapı açılıyor.



Mansur Yavaş görüşmeden önce CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na bilgi vermişti. Kılıçdaroğlu da  “Ankara’nın işini tabii ki görüşeceksin. Önemli olan Ankara’nın sorunlarının çözülmesi” demişti. Yavaş, görüşmeden sonra da Kılıçdaroğlu’nu bilgilendirdi.

Mansur Yavaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmeye hazırlıklı gidiyor. Erdoğan, dikkatle dinliyor. Eski bir belediye başkanı olarak araya girip sorular soruyor. Not aldırıyor ve hemen orada talimatlar veriyor. Yani verimli bir görüşme oluyor. Aralarında bir futbol sohbeti geçiyor. Mansur Yavaş, Ankaragücü’nün kümede kalması için verdiği destekten dolayı Erdoğan’a teşekkür ediyor. Gençlik Parkı’nın Varlık Kiralama Anonim Şirketi’ne devredildiği açıklanmıştı. Yavaş, Gençlik Parkı’yla ilgili ödemelerin devam ettiğini belirterek, bu kararın düzeltilmesini talep ediyor. Erdoğan, “Burada bir hata yapılmış, düzeltilsin” diye talimat veriyor. Akyurt ilçesinde bir fuar alanı yapılıyor. Belediye, ATO ve TOBB ortaklığı ile. Ama bir türlü bitirilemiyor. Erdoğan, “Bunu tekrar görüşelim, bitirelim” diye not aldırıyor. Şehir hastanesinin bağlantı yolları konusu var. Belediye yaptırmış ama parasının tahsil edilmesi konusu. Cumhurbaşkanı, “Bu bir şekilde çözülsün. Ya parasını verelim ya takas yapılsın” diyor.

ERDOĞAN’IN SÖZLERİ

Yazının Devamını Oku