GeriAbdulkadir SELVİ İçişleri Bakanı Soylu: ‘Halkımıza müteşekkiriz’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İçişleri Bakanı Soylu: ‘Halkımıza müteşekkiriz’

Koronavirüsün yayılmasını önlemek için hafta sonu önemli kararlar alındı. Yurtiçi ve yurtdışı uçak seferleri iptal edildi. Yurtiçinde şehirlerarası otobüs seferleri zorunlu haller dışında iptal edildi, ticari taksilere çift-tek plaka uygulaması getirildi. Daha önce 65 yaş ve üstüne sokağa çıkma yasağı kararı alınmıştı. Türkiye genelinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmedi ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan başlayarak ‘Evde kal’ çağrıları yapıldı. Peki Türkiye bu tedbirlere, yapılan bu çağrılara uydu mu?

Bu soruyu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordum.

“Hafta sonu itibariyle halkımız, yüzde 99.70 oranında alınan tedbirlere uydu. Cumartesi saat 17-18’den pazartesi günü öğlene kadar Türkiye’de hiç uçuş olmadı” dedi. Bu önemli bir orandı. Hem de OHAL ilan edilmeden, şehirler karantina altına alınmadan bu denli yüksek oranda bir uyumun sağlanması umut vericiydi.

HALKIMIZ ÇAĞRILARA UYDU

Hafta sonu yapılan haberlerde parkların, meydanların, deniz kenarındaki yürüyüş yollarının ne kadar boş olduğu anlatılıyordu. İçişleri Bakanı Soylu, “Yüzde 90 oranında hayat durdu” dedi. Sonra belli ki bu cümle içine sinmedi. “Daha doğrusu halkımız, yüzde 90 civarında hükümetimizin, Cumhurbaşkanımızın yaptığı çağrılara uydu” diye anlattı.

Hafta sonu devreye sokulan tedbirler, hafta başında yapılan Bakanlar Kurulu’nda ele alındı. İçişleri Bakanı Soylu ile kabine toplantısından kısa bir süre önce konuştuk.

“Önemli ölçüde şehir hareketliliği düşmüş durumdadır. Cuma günü yüzde 80’di. Cumartesi-pazar itibarıyla söyleyebilirim, yüzde 90 civarında hayat durdu. Daha doğrusu halkımız yüzde 90 civarında hükümetimizin, Sayın Cumhurbaşkanı’nın yaptığı çağrılara uydu. İkincisi, bugün sabah itibarıyla da (Pazartesi) zorunlu işler hariç vatandaşımızın bu çağrılara halen uyduğu, evinden çıkmadığı yönündeydi” dedi.

DÖRT PARAMETREYE DİKKAT

Süleyman Soylu, şehirlerin giriş ve çıkışlarında yapılan kontrollerden hiçbir taviz vermeden hatta daha da sıklaştırarak sürdürmekten yana. Böylece virüsün bir şehirden diğerine taşınmasının engelleneceği inancını taşıyor.

Ama bunu yaparken sistemin çarklarının dönmesinin önemli olduğunun da altını çiziyor. İçişleri Bakanı Soylu, bunu “1: Kamu düzeni, 2: Sağlık sisteminin sürdürülebilirliği ve ayakta kalması,
3: Tedarik ve üretim zincirinin devamı,
4: Sosyal mesafe, sosyal izolasyon”
diye anlatıyor.

BİR ŞEHİRDEN DİĞERİNE GİDENE DE KARANTİNA

İçişleri Bakanı Soylu ile konuşurken yeni bir uygulamadan söz etti. “Bir şehirden bir şehre bir kişi gittiği andan itibaren, kaymakamlara ve valilere talimatımız nettir. Muhtarlarla, kaymakamlarla, valilerle, kolluk kuvvetleriyle tespitini yapacaksınız ve 14 gün onun evde izole olmasını sağlayacaksınız. Bazı illerimizde birkaç gün öncesi itibarıyla uygulamaya başladılar” dedi.

Bunun üzerine “Sadece yurtdışından gelenler değil, bir ilden diğerine gidenlere de mi karantina uygulanıyor?” diye sordum.

Soylu, “Valilerimize söylediğimiz, bu işin yaygınlaşmasını engelleyebilmek için eğer kendi vilayetlerinize başka vilayetlerden son 10 günde, 15 günde gelmiş olan varsa veya dün gelmiş, bugün gelmiş, ondan önceki gün gelmiş varsa... Yani şehir değiştirmiş olan varsa ulaşıp, uyarıp 14 gün evden çıkmamalarını söyleyebilmek ve mümkünse o eve misafir kabul etmemelerini söylemek” diye anlattı.

KRİZ FIRSATÇILARINA BASKIN

Millet can derdiyle uğraşırken fırsatçılık yapanlara, stokçulara yönelik Soylu’nun sert uyarısı olmuştu. Hatta 24 saat süre vermişti. Bu konuyu hatırlattım, “Fahiş fiyat uyguladığı tespit edilen 217 satıcı ve 241 üründe hem stok hem fahiş fiyat tespit edildi. 40 ilde 146 operasyon yapıldı. 140 şahıs hakkında işlem yapıldı. Bunlardan 5’i tutuklandı. Diğerleriyle ilgili işlemler devam ediyor, adli kontroller var. Operasyonlarda da 2 milyon 633 bin 600 maske ve diğer ürünler ele geçirildi” dedi. Oh! Ahlaksız kriz fırsatçıları, stokçular cezalarını bulmuşlar.

SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI KONUSUNDA FARKLI BİR SİNYAL

 Her görüşmemizde sorduğumuz sokağa çıkma yasağı sorusunu bu kez değiştirerek sorma ihtiyacı hissettim. Neden? Çünkü Soylu halkımızın ‘Evde kal’ çağrılarına uyduğunu anlatınca ben de “Halkımız aldığınız tedbirlere riayet ederse sokağa çıkma yasağına ihtiyaç ortadan kalkar mı?” diye sordum. Soylu, “Şu anda milletimize müteşekkiriz” diye söze başladı. Ve sokağa çıkma yasağı konusunda önemli bir sinyal verdi: “Özellikle bu konularda alınan kararlara uyan milletimizin hemen hemen çoğu. Uymayan istisna. Bu önemli bir şey. Bu toplumsal işbirliğinin ne kadar güçlü bir noktada olduğunun belki de en önemli tezahürüdür. Buna kamu da riayet ediyor. Kamu bu işlemlerin uygulanması için riayet ediyor. Bunu da, bir şey daha söyleyeyim, yumuşak gücüyle yapıyor. Biraz önce bana bir video geldi. 65 yaşında bir köylü vatandaşımızın tarlasını süren bir jandarma gördüm. Yaşlı vatandaşlarımızın odununu kesen görevliler gördüm. Hem demokratik bir katılım var. Hem demokratik bir olgunluk var. Bu önemli bir süreçtir. Bence sorduğunuz sorunun cevabı burada var.”

EDİNDİĞİM İZLENİM

Benim anladığım, eğer biz yapılan çağrılara uyup sokağa çıkmazsak, devlet sokağa çıkma yasağı ilan etmek zorunda kalmayacak.

 

X

Anketten önemli sonuçlar çıktı

Kamuoyu araştırması mı yapılıyor, yoksa algı operasyonu mu tartışması önemini koruyor. O nedenle siyasi partilerin sağladığı kaynakla araştırma yapıp, kamuoyunu manipüle etmeye çalışan araştırmalardan uzak durmaya çalışıyorum.

Ancak sistematik olarak takip ettiğim araştırma kuruluşlarından olan Optimar’ın henüz hiçbir yerde yayınlanmayan araştırmasını ise paylaşmak istedim.

Hilmi Daşdemir’in başkanı olduğu Optimar bu araştırmayı 22-30 Nisan tarihleri arasında yapmış. 26 ilde 2027 kişi üzerinde yüz yüze görüşme yöntemiyle yapılan araştırmanın kaynağını ise Optimar karşılamış.

TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ SORUNU

Koronavirüsün küresel bir salgın olarak dünyayı etkisi altına aldığı günden bu yana ne zaman Türkiye’nin en önemli sorunu nedir diye sorulsa, ekonomi ile koronavirüs at başı gidiyor. İlk başlarda koronavirüs ön plandaydı. Ancak uzayan pandemi kısıtlamasının ekonomik ve siyasal etkileri daha çok hissedilmeye başlandı.

EKONOMİ İLK SIRADA

Optimar’ın araştırmasında yüzde 33.2’yle ekonomi ilk sırada çıkıyor. Onu yüzde 30.9’la koronavirüs salgını takip ediyor. Üçüncü sırada ise 13.7’yle işsizlik geliyor.

Araştırmanın alt başlıklarında ekonomi öncelikli sorun diyenler, mutfağı iyi bilen kadınlar, iş hayatında aktif olarak yer alan 35-44 arası erkekler ve ilginç bir şekilde üniversite mezunları oluşturuyor.

PARTİLERE GÖRE ÖNCELİK SIRASI

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la telefonla ne konuştuk?

Ali Babacan’ın AK Parti milletvekiliyken bir yandan Erdoğan’ı cumhurbaşkanı adayı olarak öneren teklife imza atıp, diğer yandan Abdullah Gül’ün Erdoğan’ın karşısına muhalefetin ortak adayı olarak çıkması projesinin tam göbeğinde yer aldığını söylemesi, siyasi hayatımızın en ibret verici itiraflarından biri oldu.

Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı adayı olarak görebilirsiniz. Ama hem AK Parti milletvekili rozetini taşıyacaksınız, hem de AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tasfiye planının “tam göbeğinde” yer alacaksınız. Bu siyasi ikiyüzlülükten başka bir şey değil.

İHANETİ AFFETMEZ

AK Parti’den istifa edebilirsiniz. AK Parti’nin karşısına parti kurabilirsiniz. Bizim insanımız birçok şeyi anlar ama bir şeyi affetmez. O da ihaneti.

Siyasi ahlakı, etik değerleri ağzından düşürmeyen Ali Babacan’ın bu yaptığı ise, bırakın siyasi kriterlerle değerlendirmeyi insani olarak dahi affedilecek gibi değil. Ali Babacan, AK Parti’ye ve Erdoğan’a yönelik kumpasın içinde yer alırken, AK Parti milletvekiliydi. Ve tam 13 ay sonra istifa etmeyi aklına getirdi.

SİYASİ İBRET BELGESİ

Ali Babacan’ın bir yandan Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığına imza verip, diğer yandan Abdullah Gül’ün Erdoğan’ın karşısına ortak aday olarak çıkarılması projesinin mimarlarından biri olduğu yönündeki itirafını eleştirdim. Sadece eleştirmekle yetinmedim. Siyasi ikiyüzlülük örneği olarak hem Ali Babacan’ın hem Ahmet Davutoğlu’nun imzalarının örneklerini yayınladım.

Siyasi bir ibret belgesi olarak arşivlerde yerlerini almalarını istedim.

ERDOĞAN’IN TELEFONU

Yazının Devamını Oku

Gül adına temasları Babacan yürütmüş

Temel Karamollaoğlu’nun Abdullah Gül’e cumhurbaşkanı adaylığı teklifini ilettiği görüşmede ikisi dışında biri daha vardı, Ali Babacan.

Kemal Kılıçdaroğlu Abdullah Gül’e ortak cumhurbaşkanı adaylığını götürdüğünde ikisi dışında biri daha vardı, o da Ali Babacan.

İki liderin ziyareti, Gül’ün İstanbul Maslak’taki ofisinde gerçekleşti.

Abdullah Gül’ün ortak cumhurbaşkanı adaylığı için Ankara’da Amerikan Büyükelçiliği’nin bulunduğu Nevzat Tandoğan Caddesi’nde eski bir milletvekilinin ofisinde yürütülen temaslara ise Gül’ü temsilen Ali Babacan katılmıştı.

Ali Babacan kendi deyimiyle tam da bu işin “göbeğinde” yer almıştı. Hatta Abdullah Gül’den sonraki birinci kişiydi.

Ali Babacan, bu temasları yürütürken AK Parti Ankara Milletvekili sıfatını taşıyordu. Babacan, 2018 seçimlerinden 13 ay sonra 8 Temmuz 2019 tarihinde AK Parti’den istifa etti.

SİYASİ İKİ YÜZLÜLÜK ÖRNEĞİ

Bir yandan Erdoğan’ı tasfiye planının başında yer alıyor, Erdoğan’a karşı muhalefetin Abdullah Gül’ü ortak aday çıkarma projesini yönetiyor, diğer yandan da Erdoğan’ı cumhurbaşkanı adayı gösteren teklifin altına imza atıyordu. Bu kadarına pes... Bunun tek bir adı var, o da siyasi ikiyüzlülük.

Bu gerçeğin kendi ağzından itiraf edilmesi üzerine

Yazının Devamını Oku

Siyasi ikiyüzlülüğün belgesi

2018 seçimlerinde muhalefet eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ortak aday yapmak istemişti.

Amaç, Abdullah Gül’ü kullanarak Erdoğan’ı tasfiye etmekti.

O dönemde AK Parti milletvekili olan Ali Babacan ise o kumpasın tam göbeğinde yer aldığını açıkladı.

Bunun tek bir adı vardır.

O da siyasi iki yüzlülüktür.

İŞTE O SORU-CEVAP

Şimdi sizi önce 3 yıl sonra gelen itirafa götürmek istiyorum. Ali Babacan, CHP’ye yakın bir kanal olan Halk TV’de gazetecilerin sorularını yanıtlıyor:

Ali Babacan: 2018’de ortak adaylık teşebbüsü vardı ama olmadı, ülke tam 5 yıl kaybetti.

İsmail Saymaz:

Yazının Devamını Oku

AK Parti’nin yeni anayasa çalışmasında ne var?

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin açıkladığı yeni anayasa önerisinin yeterince tartışıldığını düşünmüyorum. Kılıçdaroğlu ile Akşener bunu gündemi değiştirme hamlesi olarak yorumladılar.

Oysa bayramdan sonra kendileri de güçlendirilmiş parlamenter sistemi esas alan anayasa önerilerini açıklayacaklar. İktidar ve muhalefetin birbirinin yeni anayasa önerisine burun kıvırmaya hakları yok. Çünkü ne muhalefetin ne de iktidarın tek başına anayasa yapacak sayıları yok. 

Yeni anayasa yapılacaksa uzlaşmak zorundalar. Ama baştan reddederek uzlaşma nasıl sağlanacak?

DARBELERİN ANAYASASINDAN SİVİL ANAYASAYA 

“Türkiye’nin yeni anayasa yapma vakti gelmiştir” diyerek yeni anayasa sürecini başlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Esasen Türkiye’de sorunların kaynağının 1960’tan beri hep darbeciler tarafından yapılan anayasalar olduğu açıktır. Ne kadar değiştirirsek değiştirelim anayasanın ruhuna dercedilen darbe ve vesayet izini silmek mümkün olmuyor” demişti. Bahçeli de anayasaların darbeler döneminde yapıldığı ayıbının altını çizdi. Cumhuriyetin yüzüncü yılına yeni anayasa yapmanın demokratik görev olduğunu belirtti. Türkiye artık darbeler anayasası ile yönetilme ayıbından kurtulmalı.

ÖN ŞARTSIZ

Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz son düğmesi de yanlış olur. Yeni anayasa için yola çıkılırken ön şartsız olmak ve uzlaşmayı esas almak gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa için ön şartlarının olmadığını açıklamıştı. Partisinin en yetkili karar organı olan MYK’da, “Biz Türkiye’nin yeni ve sivil bir anayasa yapması gerektiğini prensip olarak söylüyoruz. Bunu yapmak için tüm kesimlere çağrı yapıyoruz. Ancak bizim yeni anayasa için belirlenmiş bir ilkemiz, kriterimiz yok” demişti.

Bahçeli’nin ön şartsız uzlaşma çağrısı da Erdoğan’la örtüşüyor. MHP Lideri, “Artık uzlaşmak, yeni anayasa hazırlamak milli bir vecibedir. Bu tarihi göreve MHP ön şartsız hazırdır” demişti.

AK PARTİ’DE 

Yazının Devamını Oku

Anket mi algı yönetimi mi

Kamuoyu araştırmalarını dikkatle takip ederim. Ne yazık ki son dönemde anket firmaları kamuoyunun nabzını tutmaktan ziyade algı operasyonları yapıyorlar. Böylece kendi inandırıcılıklarına darbe vuruyorlar. Anket firmaları artık kamuoyunun nabzını tutan araştırma şirketleri olarak değil, kamuoyunu manipüle eden firmalar olarak görülmeye başlandı.

Kamuoyu araştırma şirketlerinin en büyük sermayesi inandırıcılıklarıdır.

ANKET BORSASI

Her seçime giderken anket borsası açılıyor. Ama bu kez borsa erken açıldı. Sanki ihaleye çıkılmış gibi. AK Parti’yi en düşük gösteren ihaleyi alacak gibi. Şimdilik yüzde 30’un altına indirdiler. Yakında yüzde 20’nin altına çekeceklerinden eminim. Sanıyorum ihale en fazla verenin üstünde kalacak.

Muhalefeti bir motivasyon içinde görüyorum. Ama bunun boyu nedir, Millet İttifakı birbirinden mi oy alıyor, iktidar ve muhalefet arasında geçişkenlik yaşanıyor mu? Sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için bunları görmeliyiz...

AK PARTİ ANKETLER İÇİN NE DİYOR?

Anket firmalarının AK Parti’nin oylarını düşürmek için yarıştıkları bir dönemde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen’le konuştum. Şen, araştırmaların yapıldığı AR-GE’den sorumlu. Ayrıca GENAR Araştırma Şirketi’yle AK Parti kurulmadan önce de bu işin içinde olan birisi.

Dikkat edin Mustafa Şen’e oy oranlarını sormadım. Netice itibarıyla o da AK Parti Genel Başkan Yardımcısı.

MUSTAFA ŞEN’İN SORUSU

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’na soruşturma yanlışı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu mağduriyetten beslenen, polemiklerle gündemde kalmayı seven bir politikacı. AK Parti’nin İstanbul seçimlerinde yaptığı yanlışlar İmamoğlu’nun kazanmasını sağladı. İmamoğlu 2 yıllık belediye başkanlığı süresince başarılı bir icraat ortaya koyamadı. İcraatla değil, polemiklerle anılan bir başkan olma yolunda. O nedenle de başarı grafiği aşağıya doğru iniyor.

Tam bu aşamada Ekrem İmamoğlu’na can suyu olacak bir gelişme yaşandı. İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı “ön inceleme” diyor. Ama kamuoyu, ‘Ekrem İmamoğlu’na türbeye girerken elini arkasına attığı için soruşturma açıldı’ şeklindeki açıklamayı satın aldı. Algı, olgunun önüne geçti. AK Parti’den önemli bir hukukçu “Bu işler ceza hukukunun değil, milletin ferasetinin konusudur. Ciddiye alınmayıp, inceleme konusu dahi yapılamaz” dedi.

CEZAEVİNDEN CUMHURBAŞKANLIĞINA

Siyaset, soruşturmalarla tanzim edilecek bir alan değil. Tam tersine teper. Bu ülkenin Cumhurbaşkanlığı koltuğunda şiir okuduğu için hapse atılan Recep Tayyip Erdoğan oturuyor.

‘TÜRBEDE ELİN ARKADA’ SAVUNMASI

“Elin arkada türbeye girdin” diye bir söylem, bir soruşturma konusu olur mu? Ekrem İmamoğlu yazılı savunmasında, “Fatih Sultan Mehmet’e ait türbe” dedikleri yerin Fatih Camisi haziresinde bulunan “Gülbahar Hatun” türbesinin önü olduğundan bile bihaber bu müfteri, aziz hatırasını ve emanetini korumak üzere iki yıllık İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığım süresince yaptıklarım ortadayken, Fatih Sultan Mehmet Han’a saygısızlık edebileceğimi; Gülbahar Hatun’a ya da bu dünyadan göç etmiş herhangi tarihi şahsiyete ait bir türbeye ya da hatıraya karşı özensiz olabileceğimi ima edebilecek kadar izandan yoksun birisidir. Bu nedenlerle Yüce Han’ın fethettiği; bir çağın kapanmasına, yeni bir çağın başlamasına vesile olan Dünya Kenti İstanbul’un seçilmiş bir Belediye Başkanı olarak bu yakıştırmayı şiddetle reddediyorum, iftira atanı da kınıyorum” diyor.

İMAMOĞLU’NUN HDP’Lİ BELEDİYELERİ ZİYARETİ

AK Parti, İstanbul seçimlerinde Kürt oylarını alamadığı için seçimi kaybetti. 2023 seçimlerini kazanabilmesi için Kürt oylarını alması gerekiyor. Ancak tam aksine Ekrem İmamoğlu’na, “HDP’li belediyeleri niye ziyaret ettin” diye soruluyor.

İmamoğlu,

Yazının Devamını Oku

Bize yeni siyaset gerekli

Özal’ın tenkit edilecek yönleri vardı. Körfez Savaşı’ndaki fazla Amerikancı tutumu gibi. ANAP’taki yolsuzluk söylentilerinin üzerine gitmemesi gibi. Ama Özal, 12 Eylül’ün baskıcı ortamından sonra bir zihniyet devrimi gerçekleştirdi. Türkiye’yi dışa açtı. AB’ye tam üyelik başvurusunu yaptı. 141-142 ve 163. maddeleri kaldırdı. Komünizm ve şeriat suçlamasıyla solcuların ve dindarların cezaevlerinde çürümesinin önüne geçti.

ÖZAL, ASKERİ VESAYETİ GERİLETTİ

Askeri vesayetle mücadele etti. Seçilmişleri protokolde hak ettiği yere getirdi. Başbakan’ı 8. sıradan alıp cumhurbaşkanı ve meclis başkanından sonra üçüncü sıraya yerleştirdi. Demirel’in deyimiyle, “70 sente muhtaç olan” Türkiye’de doları yasak olmaktan çıkarıp, Türkiye’ye savunma sanayiyi, ihracatı öğretti.

TÜRK HALKI ÖZAL’I ANLADI

Özal’ın vefat yıldönümünde Semra Özal, “Türk halkının büyük bir bölümü yaşarken de onun kıymetini bildi, gereken değeri verdi” derken haklıydı. Türk milleti kutuplaşmaları ortadan kaldırıp dört eğilimi birleştiren, Türkiye’ye değişimi öğreten, vizyon sahibi Turgut Özal’ı sevdi ve destekledi. Özal’ı en az ailesi ve partisi ANAP anladı. Gereksiz şeylerle Özal’ı yıprattılar.

TÜRKİYE EL DEĞİŞTİRDİ

12 Eylül yönetimi ve statüko Özal’la mücadele edemeyeceğini anlayınca Demirel’in önünü açtı.

Özal’ın vefatından sonra Türkiye adeta el değiştirdi. Değişimci, reformist, Batı’ya açık Türkiye gitti. Yerine statükocu bir Türkiye geldi. O Türkiye bizi 90’lı yılların terör cehennemine ve 28 Şubat’ın başörtüsü yasaklarına sürükledi.

DEMİREL TARZI MUHALEFET

Yazının Devamını Oku

İstanbul’daki patlamayı iki kademeli planlamışlar

Kanlı bir eylem olduğunda tartışıyoruz. Tartışmalıyız da. Çünkü PKK ve DEAŞ’ın bombalı saldırıları nedeniyle büyük can kayıpları yaşadık. Reyhanlı’yı, Ankara Garı’nı, Güvenpark’ı, Merasim Sokak’ı, Sultanahmet’i, Gaziantep’te kına gecesine yapılan canlı bomba eylemini unutmadık.

Bombalı eylemden sonra Ankara Garı’na ilk giden gazetecilerden biriydim. Bedenleri paramparça olan insanların üzeri henüz örtülmemişti. Merasim Sokak’taki vahşette yanık insan bedenlerinin kokusu duruyordu.

Çok büyük acılar bunlar.

Benim itirazım, bombalı eylemi tartıştığımız kadar; patlama olmadan, insanlar canını kaybetmeden bu eylemlerin engellenmesini yeterince konuşmamamıza.

Önlenemeyen saldırıyı tartıştığımız kadar önlenen eylemi de konuşmalıyız.

Önlenemeyen her patlamadan ders çıkardığımız gibi başarılı her operasyondan da sonuçlar çıkarmayı bilmeliyiz.

İSTANBUL POLİSİNİN BAŞARISI

Tam kapanma nedeniyle Esenler Otogarı’nın en kalabalık günlerini yaşadığı bir sırada, polisin dikkati sayesinde PKK’nın bombalı eylemi önlendi.

İstanbul polisini tebrik ediyorum. Büyük bir vahşetin önüne geçtiler.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan 2023 seçimlerini hedef gösterdi

Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti’ye hedef olarak 2023 seçimlerini gösteriyor. Erdoğan, kabine değişikliğinin ardından konuştuğu AK Parti grubunda, “Artık, genel merkezimizle, Meclis grubumuzla, kabinemizle, beldesinden iline kadar tüm teşkilatlarımızla 2023’e odaklanmamız gereken bir döneme girdik” demişti. Çünkü Erdoğan, 2023 seçimlerini kader seçimi olarak görüyor.

Salı günü AK Parti’nin MKYK toplantısı vardı. Toplantıya MKYK üyeleriyle birlikte Merkez Disiplin Kurulu, Parti İçi Demokrasi Hakem Kurulu ile Siyasi Erdem ve Etik kurulu üyeleri de katıldı. Yeni dönemde toplantılarda yedek üyeler de yer alıyor. Erdoğan, “Asıl, yedek üye yok. Hepimiz sahada olacağız” demişti.

Erdoğan toplantının açılışında, “Artık yeni bir dönem başladı. Arkadaşlar sahada olacağız. 2023 seçimlerine kadar hepimiz sahaya çıkacağız, sahada çalışacağız. Artık masada oturmak yok” diyor.

‘KANDİL’E NE ZAMAN GİRİLECEK’ SORUSUNA SOYLU NE CEVAP VERDİ

PKK’nın ilkbaharla birlikte Türkiye’ye sızma girişimini önlemek için Pençe-Şimşek ve Pençe-Yıldırım harekâtları sürdürülüyor. Sadece operasyon yapılmıyor. PKK’nın Türkiye’ye sızmasının önüne kalıcı ve geçici üslerle duvar örülüyor.

Bu arada sahadaki teröristlerle onların sevk ve idaresini yapan sözde komuta merkezleri arasında irtibatı koparmak için Kandil’deki yerleri havadan vuruluyor.

PKK’nın yönetim merkezi olması nedeniyle Kandil’in sembolik önemi var.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, AK Parti MKYK toplantısında terörle mücadeleye ilişkin kapsamlı bir sunum yapıyor. Süleyman Soylu, PKK ve DEAŞ başta olmak üzere terörle mücadelede çok başarılı bir bakan. Soylu, PKK’ya yönelik operasyonlar hakkında bilgi verirken bir üye, “Kandil’e girer misiniz?” diye soruyor. Soylu, “Mücadelemiz baki, devam ediyor” diye karşılık vermekle yetiniyor.

PKK ile mücadelede bazı soruların yanıtı o anda, bazılarının yanıtı ise sahada verilir.

Yazının Devamını Oku

Adli Tıp ‘Pınar Gültekin canlıyken yakılmış olabilir’ dedi

Bu yazıyı nasıl yazacağımı bilemedim.

Adli Tıp Kurumu’nun Pınar Gültekin hakkında düzenlediği raporu okudukça kanım dondu.

Çünkü Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun raporunda, Pınar Gültekin’in “Boyna basıya bağlı mekanik asfiksi sonucu meydana gelmiş olabileceği gibi boyna bası eylemi sonrası kişi yaşıyor iken yakılmasına bağlı” da ölmüş olabileceği ifade ediliyor. Yani Pınar Gültekin’in ölümünün daha yaşarken yakılmasına bağlı meydana gelebileceği sonucuna varıyor.



Pınar Gültekin diri diri yakılmış olabilir, diyor.

DİRİ DİRİ Mİ YAKTI

Yazının Devamını Oku

Pençe operasyonlarının stratejik kodları

23 Nisan’da PKK’ya yönelik olarak başlatılan Pençe-Şimşek ve Pençe-Yıldırım harekâtları başarıyla yürüyor.

Türkiye bir süre önce PKK ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadelede konsept değişikliğine gitti. PKK’nın saldırılarını kendi sınırlarımızın içinde önlemek yerine, terörü kaynağında tespit edip, yok eden bir stratejiye geçildi. Hem inisiyatif bizim elimize geçti hem de teröristlerin daha eyleme geçmeden kaynağında yok edilmesi sağlandı.

DÜĞÜNÜ KANA BULAMIŞTI

DEAŞ’ın 2016 yılında Gaziantep’te bir düğüne yaptığı canlı bomba saldırısı dönüm noktası oldu. Fırat Kalkanı operasyonu ile DEAŞ sınırlarımızın ötesine atılırken, içeride de PKK’nın Kandilcikleri yok edildi. Kuzey Irak’ta güvenli bir alan oluşturuldu. Yaz, kış demeden bu konsept geliştirilerek sürdürülüyor.

STRATEJİK NOKTALAR

Terörle mücadelede başarılı sonuçlar alınmasına neden olan bu stratejiyle ilgili dört noktaya dikkat çekmek istiyorum.

1- Terörü kaynağında önleyici konsept.

2- Terörü sınırlarımızın ötesinde engelleme.

3-

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı hesabı CHP’yi geriyor

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na çıktığı her televizyon yayınında mutlaka Cumhurbaşkanlığı sorusu yöneltiliyor.

Çünkü İmamoğlu, biraz gerilemesine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısında en çok oy alacak iki isimden biri çıkıyor. Diğeri Mansur Yavaş. İmamoğlu da şu ana kadar “Cumhurbaşkanı adayı değilim” demedi. Her defasında Cumhurbaşkanı adaylığını istediğine ilişkin yanıtlar veriyor.

CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI SİNYALİ

İmamoğlu’na son çıktığı yayında da Cumhurbaşkanı adaylığı soruldu. İmamoğlu, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün tarzıyla yanıt verdi. Kılıçdaroğlu ve Akşener’e “Beni aday gösterin” mesajını verdi. “Ben İstanbul ilçe başkanıydım, ilçe başkanlığına adayım demedim, önerildim. İlçe belediye başkanı adayı olduğumda da yine adayım demedim. Önce seçim yapıldı, ilçe belediye başkanı adayı oldum. Büyükşehir belediye başkanlığı konuşuldu, benden bir şey duydunuz mu?” dedi.

CHP GENEL MERKEZİ’Nİ RAHATSIZ EDİYOR

Ekrem İmamoğlu’nun her defasında Cumhurbaşkanı adaylığı ile gündeme gelmesinin CHP Genel Merkezi’ni rahatsız ettiği söyleniyor. İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığıyla ilgili her açıklamasının Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresinde kaşların çatılmasına neden olduğu ifade ediliyor. İmamoğlu’nun sürekli olarak Cumhurbaşkanı adaylığını gündemde tutarak CHP yönetimine bir dayatmada bulunduğu düşünülüyor. Kılıçdaroğlu belediye başkanlarının hizmete odaklanmalarını istemişti. Ama İmamoğlu hizmete değil, Cumhurbaşkanı adaylığına odaklanmış durumda.

CUMHURBAŞKANLIĞI KAVGASI

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı kavgasının CHP’yi karıştırmasının önünü kesmek için Cumhurbaşkanı adayı olabileceği yönünde mesajlar veriyor. Ta ki parti içinde erken bir Cumhurbaşkanlığı kavgası başlamasın diye.

Özal

Yazının Devamını Oku

Kemal Bey, CHP’yi toparlayın yoksa dağıtıyorlar

Kılıçdaroğlu’nun son dönemlerde çektiği videoları izliyor musunuz?

Kemal Bey bu işi sevdi. Bakıyorsunuz pat diye bir şey mi oldu, küt diye bir Kılıçdaroğlu videosu düşüyor sosyal medya hesaplarına. Ben mutfaktaki videoyu beğendim. Kılıçdaroğlu’na bir sosyal medya ekibi oluşturulmuş. Hem o videolar hem sosyal medya paylaşımları bir ekip tarafından yönetiliyormuş. Biz onu cumhurbaşkanı adayı olarak bekliyoruz ama o karşımıza YouTuber olarak çıkarsa şaşmayın. Kılıçdaroğlu CHP’yi geniş kitlelere açmaya, muhafazakâr seçmenin oylarını almaya çalışırken, CHP yöneticileri bir anda o algıyı yerle bir ediyorlar.

Şimdi size son dönemden bir CHP derlemesi sunmak istiyorum.

YİNE ENGİN ÖZKOÇ

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç’a, 104 emekli amiralin bildirisi soruluyor. “Bunlar darbeci değil, bunlar yurtsever” diyor. Hızını alamıyor. “Türkiye Cumhuriyeti’nde bir tek darbeci var. Adı Recep Tayyip Erdoğan’dır” diyor.

15 Temmuz’da darbeyi püskürten Erdoğan’ı darbeci ilan ediyor.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise “Umarım Erdoğan’ın da sonu benzemesin Menderes’e” sözüyle 27 Mayıs’ı, darbeyi, Menderes’in idamını hatırlattı.

AYLAN BEBEK

Aylan bebeğin cansız bedeninin fotoğrafının altına yaptığı

Yazının Devamını Oku

Kabine değişikliği nasıl karşılandı?

Dün Meclis’te gece yarısı yaşanan kabine değişikliği nedeniyle gözler yeni bakanların üzerindeydi. Ticaret Bakanlığı görevini üstlenen Mehmet Muş, uzun süre AK Parti Grup Başkanvekilliği yaptığı için grup toplantısına önceden gelmişti. Tebrik ettik. Başarılar diledik.

Meclis açıldığında üç bakan yemin ederek göreve başladılar.

ÖNCEDEN MESAJI VERMİŞ

Üç bakana yeni görevleri bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından aranarak önceden bildirilmiş. Yeni bakanlar, “Önceden haberimiz vardı” dediler. Erdoğan 13 Nisan tarihinde yapılan kabine toplantısında, bakanlara değişiklik olacağı yönünde mesaj vermiş. Ayrıca hafta başında yapılan AK Parti MYK toplantısında da, “Vatandaşların beklentisi doğrultusunda kabine değişikliğini gerçekleştireceğiz” demiş.

YENİ DEĞİŞİKLİK OLACAK MI?

Mini revizyon nedeniyle kulislerde “ikinci bir değişim olur mu” sorusunun yanıtı aranıyordu. Erdoğan, grup toplantısındaki konuşmasında bu tartışmaya son noktayı koydu.

AK Parti’de gerekli değişiklikleri yaptıklarını, kabine değişikliğini gerçekleştirdiklerini belirttikten sonra, “Artık, genel merkezimizle, meclis grubumuzla, kabinemizle, beldesinden iline kadar tüm teşkilatlarımızla 2023’e odaklanmamız gereken bir döneme girdik” dedi.

Böylece AK Parti’de değişim sürecinin tamamlandığını ifade etti. 2023 hedefini gösterdi. Kabine değişikliği AK Parti milletvekilleri arasında çok büyük bir gündem maddesi olmadı.

Yeni bakanlar mutluydu ama kabine değişikliğinin yapılmasıyla en çok mevcut bakanlar rahatladı.

Yazının Devamını Oku

Erdoğan hangi konuda ‘Çıkın, anlatın, konuşun’ dedi?

Meclis’te dün grup toplantıları vardı. Bahçeli, Kılıçdaroğlu ve Mithat Sancar’ın gündeminde de 128 milyar dolar konusu vardı.

BAHÇELİ’NİN ÇIKIŞI

Bahçeli, “Bre utanmazlar, 128 milyar doları bırakın da, 104 emekli amiralin 4 Nisan bildirisinin hesabını verin. Çünkü alayınız işin içindesiniz. Aradığınız para devletin kasasında, peki siz neredesiniz?” çıkışını yaptı.

KILIÇDAROĞLU’NUN İDDİASI

Kılıçdaroğlu ise 128 milyar dolar üzerinden iktidara yüklenmeye devam etti. “128 milyar doları arka kapıdan kodamanlara sattılar” dedi.

Muhalefet, bu işi sürdürme kararında.

ERDOĞAN: MUHALEFETİN YALANLARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce bu konuya değinmişti. Kılıçdaroğlu’nun, “128 milyar dolar nerede” sorusuna, “Bir süredir maruz kaldığımız ekonomik tuzaklarla mücadele ederken, salgın bahanesiyle yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere, elimizdeki tüm araçları kullanarak fırsat vermedik. Kılıçdaroğlu’nun sürekli sorduğu dövizlerin önemli bir bölümü işte bu mücadelede kullanılmıştır. Bu sayede, kuru ve faizi çok yükseklere taşıyarak toplumsal kargaşa peşinde olanların oyunlarını da bozduk” yanıtını vermişti.

95 MİLYAR DOLAR KASADA

Yazının Devamını Oku