Erdoğan’ın mesajları ve Ankara’daki hava

Erdoğan Meclis’e gelirken AK Partililer sağlı-sollu olarak şeref kapısının önüne dizilip kalabalık bir heyet halinde karşılıyorlar.

Barış Pınarı harekâtından sonra hem karşılayanların sayısı artmıştı hem de hissedilir bir coşku göze çarpıyordu. Erdoğan’ı beklerken bakanlar Meclis’e gelmeye başladı. ABD tarafından yaptırım kararı alınan bakanlar ilgi odağıydı. Enerji Bakanı Fatih Dönmez, tokalaşmak için elini uzatan milletvekillerine “Dikkat edin, tehlikeli olabilir” diye esprili bir şekilde karşılık verdi. Milletvekilleri, “O zaman elinizi iki defa sıkacağız” diyerek tokalaştılar. İkinci kez yaptırım listesine alınan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise “İlk yaptırımdan sonra mal varlığımda herhangi bir değişim yoktur, arz ederim” diye göndermede bulundu. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ise grup toplantısının yapıldığı salona girince bir grubun “Hulusi paşa bizi Suriye’ye götür” sloganlarıyla karşılaştı. Akar, asker selamıyla karşılık verdi.

Barış Pınarı harekâtıyla ilgili Türkiye’nin yol haritasını merak edenlerin Erdoğan’ın AK Parti grubunda yaptığı konuşmayı dikkatli bir şekilde incelemelerini öneririm. Çünkü Erdoğan, Türkiye’nin ne yapacağını merak eden çevrelere gerekli mesajları verdi. Erdoğan sadece mesaj vermedi, aynı zamanda bir öneride bulundu. “24 saat içinde teröristleri o bölgeden çekin, operasyon dursun” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını tamamladıktan sonra Meclis’ten ayrılırken ayaküstü sohbet etme imkânımız oldu. Bir meslektaşımızın “Duygusal yönü güçlü bir konuşmaydı” sözü üzerine, “Diğer yönleri eksik miydi?” diye karşılık verdi. Meslektaşımızın “Eksiği yok. Manifesto gibi bir konuşmaydı” demesi üzerine bize döndü. “Hem içeriye hem dışarıya mesajlar vardı” dememiz üzerine Erdoğan, “Tamam, doğru” diye tamamladı. Erdoğan’ın ABD heyetiyle görüşmesi konusunda bir iletişim kazası yaşandı. Ancak İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un Erdoğan’ın, Pence ve Pompeo ile görüşeceğini açıklamasıyla kargaşa giderilmiş oldu.

TÜRKİYE HANGİ HESABI BOZDU?

Şimdi sıra geldi Erdoğan’ın mesajlarına...

1- Batılı liderlere: Erdoğan, “Bugünlerde hemen her gün hatta kimi günler birkaç tane Batılı lider, Barış Pınarı harekâtını durdurmamız için bizi arıyor. Bu harekâtı durdurmuyorum” dedi.

2- Batı neden telaşlandı? Erdoğan konuşmasında Batılı liderlerin neden bu denli telaşlandığı sorusuna da cevap verdi. “Bunların derdi, Türk ordusunun bu kadar süratle mesafe alacağını beklemiyorlardı, ummuyorlardı. Baktılar ki hesap tersine döndü, bunun üzerine şimdi aramaya başladılar” diye konuştu.

3- Barış Pınarı harekâtı hangi hesapları bozdu? Erdoğan, “Ya Avrupa’da ve Amerika’da yazılan bu senaryoda bize biçilen role teslim olacak, yanı başımıza gelenlere ve geleceklere rıza gösterecek, kasap bıçağına boynumuzu uzatacaktık ya da mücadele edecektik” dedi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Meclis’e bilgi verdiği konuşmasında çok önemli bir noktaya parmak bastı. Batı dünyasındaki telaşı, “Biz oyun bozduk. Hedefleri terör devleti kurmaktı” diyerek açıkladı.

4- Sivil katliamı: Erdoğan, sivillere yönelik katliam iddiasını “iftira” olarak nitelendirdi. “Türkiye tarihinde hiçbir zaman sivil katliam yapmadı” dedi. Bu iddiayı dillendiren Macron’a “Sen bana nasıl bunları söylersin. Aynaya bak aynaya” dediğini söyledi.

ERDOĞAN ABD’YE GİTMEYECEK Mİ?

5- ABD Başkan Yardımcısı Pence ile bugün yapacağı görüşme öncesinde Erdoğan mesajını AK Parti grubundaki konuşmasında verdi. Trump’ın, PKK-YPG ile Türkiye arasında arabulucu olma önerisine kapıyı kapattı. Pence’e “Böyle bir teklifle geleceksen gelme” dedi. “Terör örgütüyle masaya oturmayız. Bizden böyle bir şey beklemeyin. Bunun için arabulucu filan aramıyoruz” diye konuştu.

6- Ekonomik yaptırımlara yanıt: Erdoğan, Türkiye’ye yaptırımlar uygulanması yönünde çaba içinde olanlara bir Türk özdeyişiyle yanıt verdi. “Azdan az gider, çoktan çok” dedi.

7- Erdoğan ABD’ye gitmeyebilir. 13 Kasım’da ABD’de Trump’la görüşmesi beklenen Erdoğan, yaptırım kararları üzerine ABD’ye gitmeyebileceği mesajını verdi. Erdoğan, bugün ABD Başkan Yardımcısı Pence’le yapacağı görüşmeden sonra kararını netleştireceğini söyledi. Görüşme öncesinde kararlılık vurgusu yaptı.

8- 24 saat içinde teröristleri çekin önerisi: Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta ABD olmak üzere Barış Pınarı harekâtının sonlandırılmasını isteyen çevrelere net bir öneri sundu. “Bizim terörist bile olsa kimseyi taammüden öldürmek gibi bir niyetimiz olamaz. Madem terör örgütüyle bu kadar iç içesiniz, hemen bu gece tüm teröristler silahlarını bırakıp belirlediğimiz güvenli bölgeyi terk etsinler” dedi.

Erdoğan ardından da ekledi: “Bu olursa zaten Barış Pınarı Harekâtı kendiliğinden sona erecektir”. Peki bu mümkün
mü? Batılı ülkeler bazı uluslararası operasyonlarda bu yöntemi kullandılar. Erdoğan çıkış yolunu gösterdi. Gerisini kendileri bilir. Türkiye’nin pozisyonuna gelince, hani bir dönemlerin ünlü bir sloganı vardı ya, “Durmak yok, yola devam” durumu...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Akşener’in manevrası

Meral Akşener, usta bir manevra ile İYİ Parti’deki karışıklıklarda iktidarı adres gösteriyor. Bir liderin partisinin içindeki ateş topunu alıp iktidarın kucağına atma çabası anlaşılır bir şey. Ama Akşener’in eli o kadar güçlü değil. Çünkü bir iddianın karşılık bulması için gerçekliğe uygun olması lazım.

İYİ Parti’de kavganın nedeni, kongrede çıkarılan üstü çizilecekler listesi. Meral Akşener kongrede çarşaf liste sundu. Ancak teşkilat başkanı Koray Aydın, “Verilmeyecek. İlk 75’te de olsa tercih edilmeyecekler” listesi yayınladı.

Peki bu listeyi iktidar mı hazırladı? İktidar mı, yoksa Koray Aydın mı?

Yavuz Temizer, Aydın Sezgin, Hasan Subaşı, Aylin Cesur, Aytun Çıray gibi isimler listeyi Koray Aydın’ın hazırladığını, partide merkez sağın tasfiye edilmek istendiğini savundular. “Ya biz, ya Koray Aydın” dediler.

Meral Akşener ise Koray Aydın’ı tercih etti. O nedenle de tartışma bitmedi. Hatta büyüdü. İşin içine FETÖ suçlamaları ve HDP’ye yakınlaşma iddiaları girdi.

İYİ Parti iyi bir ivme yakalamıştı. Akşener kurultaydan güçlü bir destekle çıktı. Verdiği mesajlar kamuoyunda karşılık buldu.

Bahçeli’nin “Evine dön” çağrısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu çağrıya güçlü bir şekilde destek vermesiyle Akşener, el üstünde tutulan bir konuma erişmişti. “İllet-zillet” eleştirilerine son verilmiş, İYİ Parti, cumhur ittifakının göz koyduğu, millet ittifakının ise vermek istemediği bir pozisyona kavuşmuştu. Bu durum Akşener’in elini güçlendirmiş, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin ortak adayı mı değerlendirmelerine konu olmuştu. Ama ne olduysa oldu, Koray Aydın’ın listesi rüzgârı tersine çevirdi. O günden bu yana önce sayıları 20’yi bulan ama zamanla azalan milletvekilleri grup toplantılarına katılmıyorlar. Ekranlarda İYİ Parti’nin mesajları değil, içinde bulunduğu kriz konuşuluyor. İYİ Parti kendi topuğuna sıktı demiyorum. Daha da netleştirirsek: Koray Aydın gez göz arpacık dedi, İYİ Parti’yi tam 12’den vurdu.

Demem o ki

Yazının Devamını Oku

Muhalefetin 2023 modeli

Bazı yazılar erken yazılardır. Bu da onlardan birisi.

Ancak bu, ulaştığım bazı kulis bilgilerini yazmama engel değil. Çünkü 2023 seçimlerine giden yolun yapı taşları şimdiden döşeniyor.

AK Parti ne kadar farkında orasını bilmiyorum ama AK Parti karşıtı cephede çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Buna aslında Erdoğan karşıtı cephe demek daha doğru olur.

Muhalefet, 2023 seçimlerini “Erdoğan gitsin” seçimleri olarak ilan etmiş durumda. Hedef öncelikle Erdoğan’ı göndermek. “Erdoğan gitsin, sonrasını planlarız” yaklaşımı söz konusu.

Muhalefet, ittifaklarla yerel seçimlerde sonuç aldı. Şimdi bunun ikinci versiyonu hazırlanıyor. 2023’e yeni ittifak modeli hazırlanıyor. Hedef, Erdoğan’a karşı ortak aday çıkarmak. Bazı ipuçlarına ulaştığım yeni modelin olgunlaşmış halini süreç ilerledikçe öğreneceğiz.

AKŞENER VE DEMİRTAŞ’IN SÖZLERİ

Ama öncelikle sizi 2018 seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı olan Meral Akşener ile Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarına götürmek istiyorum.

Meral Akşener cumhurbaşkanı adayı olunca Kılıçdaroğlu’nun Abdullah Gül’ü çatı adayı yapma planı suya düşmüştü. Devlet Bahçeli’nin, “Evine dön” çağrısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da destek vermesi Akşener’in muhalefetin ortak adayı olma umudunu arttırdı. Ancak Akşener, bir şey daha söyledi. “Cumhurbaşkanı olacağım diye Türkiyenin önünü tıkamam” dedi. Selahattin Demirtaş ise “Partiler üstü bir ismin ‘demokrasi blokunun’ oluşmasında kolaylaştırıcı olabileceğini düşünüyor musunuz?” sorusuna “Evet, olabilir” yanıtını verdi.

Akşener

Yazının Devamını Oku

Metropoll anketinden 2023’e dönük iki sinyal

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun erken seçim çağrısı yaptığı bir dönemde Metropoll araştırmanın ekim ayı anketi dikkatimi çekti.

Prof. Özer Sencar’ın sahibi olduğu Metropoll’ün eylül ayı araştırmasında kararsızlar dağıtılmadan AK Parti 32.3, CHP 17.7, İYİ Parti 8.8, HDP 8.1, MHP 7.3, SP 1.2, DEVA 1.0, Gelecek Partisi ise 0.7 olarak yer alıyordu.

Araştırmayı herkes kendi cephesinden değerlendirdi. Muhalifler, cumhur ittifakının oyları yüzde 50’nin altına düştü diye sevindi. İktidar cenahı ise araştırmaya ilgi göstermedi.

İlginç olanı Özer Sencar’ın eylül ayı araştırmasını paylaşırken düştüğü “kararsız, protesto ve cevapsız oylar dağıtılmadan” notunun üzerinde durulmadı.

KARARSIZLARIN  ORANI KAÇ EDİYOR

Oysa araştırmada kararsız yüzde 11.2, protesto oy 6.9, cevap yok ise 4.2 olmak üzere 22.3 gibi önemli bir orana ulaşıyor. CHP ile İYİ Parti’nin oylarının toplamı ediyor. Neredeyse ikinci parti durumunda.

KARARSIZLAR DAĞITILINCA PARTİLERİN ORANI

Kararsızlar, protesto oyları ve cevap yok diyenler partilerin oy oranlarına göre dağıtıldığında AK Parti yüzde 41.4, CHP 22.8, İYİ Parti 11.4, HDP 10.4, MHP 9.4 ediyor. Diğerleri ise 4.6’ya ulaşıyor.

Başkanlık sistemi ile getirilen 50 artı 1 sistemi Türkiye’yi ittifaklar sistemine götürdü. Artık cumhur ittifakı ve millet ittifakı diyoruz. İttifaklar halinde siyaset yapılıyor. Peki bu oranlara göre cumhur ittifakı ile millet ittifakı yüzde kaç ediyor?

Yazının Devamını Oku

O ışıkla nereye mesaj verildi?

Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım’ın “Işıklar yanıyor” tweet’i ortalığı karıştırdı. Engin Yıldırım’ın tepki görmesinin nedeni, “Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor” sözünün darbelerin parolası olmasıydı. 28 Şubat süreci de ışıklar yakılıp kapatılmak suretiyle başlatılmıştı. Susurluk kazasıyla ortaya çıkan devlet içindeki çetelere ve faili meçhul cinayetlere karşı “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemi başlatılmıştı. Bu bir süre sonra Refahyol’un devrilmesi ve 28 Şubat sürecinin başlatılması için kullanıldı.

Engin Yıldırım, sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirterek özür diledi. Yakın çevresine de “Ben hukukun ışığını kast etmiştim. Askeri kast etmedim” dediği söyleniyor.

Anayasa Mahkemesi Engin Yıldırım’ın tweet’i üzerine yaşanan krizi görüştü. Anayasa Mahkemesi üyeleri, Engin Yıldırım’ın tweet’inin darbe iması taşımadığı görüşüne varmışlar. Ancak üyelerin önemli bir kısmı Engin Yıldırım hakkında soruşturma açılmasını talep etmişler. Sonuçta Engin Yıldırım hakkında soruşturma açılmadı. Burada kurumsal koruma refleksinin hâkim olduğunu düşünebiliriz. Anayasa Mahkemesi üyeleri, “Sarı öküzü vermeme” prensibiyle hareket etmiş olabilir.

‘MESAJ MIYDI’ SORUSU

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istifa çağrısı hâlâ masada duruyor. Çünkü Engin Yıldırım özür dilemenin ötesinde ikna edici bir açıklama yapmadı. Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali, darbelerden dolayı çok büyük acılar yaşandığı için tereddütler giderilmiş değil.

Bir ışığın Türkiye’yi yeniden alacakaranlık kuşağına sokmasından endişe ediliyor. Bir kabine üyesinin, “O ışıkla bir yere mesaj mı verilmek istendi” sorusu yanıt bekliyor. O cümlenin devamında ise “Hangi ülkeye mesaj verildi?” sorusunun geldiğini eklemeliyim.

ANAYASA MAHKEMESİ NEDEN AÇIKLAMA YAPMADI?

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu hakkında verdiği “hak ihlali” kararını, “yerindelik denetimi” yapıldığı gerekçesiyle kabul etmedi. Bunun üzerine Enis Berberoğlu’nun avukatları dün 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulundular.

Bu arada İstanbul 14. Ağır Ceza’nın kararı üzerine Anayasa Mahkemesi olağanüstü toplantı kararı almıştı. Orada İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı masaya yatırıldı. Yerindelik denetimi yapıldığı eleştirisine yanıt verilmesi tartışıldı. Ancak herhangi bir açıklama yapılmaması kararı alındı.

Yazının Devamını Oku

Işıklar kimin için yanıyor

Koronavirüs nedeniyle AK Parti’nin son grup toplantısı 11 Mart’ta yapılmıştı. O nedenle 7 ay sonra yapılan grup toplantısını izlemek üzere Meclis’teydim.

Toplantı saati yaklaştıkça, bakanlar birer ikişer gelmeye başladı. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’le sohbetimiz haliyle bir gece önce yaşanan “Işıklar yanıyor” tartışması üzerine oldu. Gül, Anayasa Mahkemesi’nin gereken adımı atması gerektiğine işaret etti. Zaten az sonra muhabir arkadaşlarımız Adalet Bakanı Gül’ün etrafını çevirdiler. Gül, “Anayasa Mahkemesi saygın bir kurum ama öncelikle Anayasa Mahkemesi’nin saygınlığını, başta o mahkemenin üyesinin koruması gerekir” dedi.

ERDOĞAN’A SADE KARŞILAMA

Koronavirüs öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gelişi sırasında Meclis’in merdivenleri üzerinde ayak basacak yer bulamazdınız. Ancak pandemi önlemleri söz konusu olunca, Erdoğan’ı sadece grup başkanı Naci Bostancı’nın karşılaması kararlaştırıldı. Erdoğan’la birlikte hareket eden Cumhurbaşkanlığı ekibi de yoktu. Sadece koruma ekibine kısıtlama getirilmemişti.

Erdoğan’la Meclis’i gelişi sırasında selamlaştık. Cumhurbaşkanı doğrudan grup toplantısına geçti. Grup toplantısı için bir gün önceden milletvekillerinden COVID-19 testi yaptırmaları istendi. Daha önce Erdoğan’ın yanına genel başkanvekili olarak Numan Kurtulmuş ya da eski başbakanlardan Binali Yıldırım otururdu. Bazen de grup başkanı Naci Bostancı. Bu kez Erdoğan tek başına oturdu. Milletvekillerinin tümü maskeliydi. Koltuklar mesafeye uygun olarak düzenlenmişti ama yer bulamayan milletvekilleri oraya oturmak durumunda kaldı. Oturumu yöneten grup başkanvekili Bülent Turan, Erdoğan’ı, bir gece önce yaşanan tartışmaya gönderme yaparak, “Demokrasinin ışığı yanmaya devam edecek” sözleriyle kürsüye davet etti. Erdoğan, konuşmasını yaparken milletvekilleri maskelerini çıkarmadan dinlediler.

KILIÇDAROĞLU’NUN CUMHUR İTTİFAKINA YAPTIĞI KATKI

HDP’ye yönelik operasyonlarla İYİ Parti’yi millet ittifakından koparmak ve muhalefeti güçsüzleştirmek için adımlar atılırken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tam aksine erken seçim çağrısı ile cumhur ittifakının güçlenmesine neden oldu.

Önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli erken seçim istemediğini, seçimlerin 2023 yılında yapılacağını, Cumhurbaşkanı adaylarının ise Erdoğan olduğunu açıkladı. Dünkü grup toplantısında da Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkür ederek başladı. Bahçeli’nin, Türk Tabipleri Birliği’yle ilgili önerisine güçlü bir şekilde destek verdi. Barolar Birliği’yle ilgili düzenlemenin benzerinin yapılması için talimat verdi.

ERDOĞAN İSTİFASINI İSTEDİ

Yazının Devamını Oku

Meclis’te seçim havası var mı?

Erken seçim tartışmaları konusunda nabız tutmak üzere Meclis’teydim.

Erken seçim konuşulmaya başlandığı zaman mutlaka gerçekleşir derler. Ama ben kulislerde bir seçim havası görmedim. Bırakın AK Parti milletvekillerini CHP milletvekilleri de öyle seçime gidelim gibi bir hava içinde değillerdi. Peki buna rağmen Kılıçdaroğlu neden erken seçim çağrısı yaptı? Hem daha birkaç ay önce erken seçimi doğru bulmadığını söylemesine rağmen. Kılıçdaroğlu, CHP’li belediyeler başarılı bir icraat ortaya koymadan seçime gitmenin doğru olmayacağı kanaatindeydi. Acele etmeyelim iktidar iyice yıpransın o zaman seçime gideriz düşüncesini savunuyordu.

BAHÇELİ’DEN KILIÇDAROĞLU’NA YANIT

Meclis’te önce Bahçeli’yi takip ettim. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun çağrısı nedeniyle MHP Lideri’nin ne diyeceği önemliydi. Bahçeli kürsüye çıktı ama Kılıçdaroğlu’nun istediği açıklamayı yapmadı. Tam aksine hesap sordu. CHP Lideri’ne, “Kılıçdaroğlu ne oldu da seçim diye tutturdu. Seçim isteği sipariş ve hezeyandır. Sana kimler ne söyledi, neyi vaat ettiler? Kılıçdaroğlu’na diyorum ki seçimi falan boşver” diye seslendi. Bahçeli, ardından da erken seçim tartışmalarına son noktayı koydu. “Seçim zamanında yapılacaktır. Erken seçim tartışması emek ve nefes israfıdır. MHP, sözünün eridir. 2023’te Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi.

KILIÇDAROĞLU ERKEN SEÇİME GİRMEDİ

Bahçeli’nin konuşmasından sonra iki buçuk saat sonra bu kez kürsüye Kılıçdaroğlu çıktı. CHP Lideri’nin grup konuşmasını dikkatli bir şekilde takip ettim. Belki atlamışımdır diye diğer meslektaşlarıma sordum. Ama onlar da duymamıştı. Kılıçdaroğlu tam 1 saatten fazla konuştu ama erken seçim konusuna değinmedi. Hem de hiç.

MERAL AKŞENER ERKEN SEÇİM İÇİN NE DÜŞÜNÜYOR?

Kılıçdaroğlu’nun erken seçim çağrısı bir anda gözleri millet ittifakında ortağı Meral Akşener’e çevirdi.

Meral Akşener

Yazının Devamını Oku

Kobani soruşturması 6 yıl sonra neden başladı?

19 Ekim 2014 tarihinde Kobani olayları devam ederken ABD Başkanı Obama, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aramıştı. Erdoğan ile Obama arasında şöyle bir diyalog gerçekleşiyor.

ERDOĞAN-OBAMA DİYALOĞU

“Obama: IŞİD, Kobani’ye ilerliyor. Sizin müdahale etmenizi bekliyoruz.

Erdoğan: Biz Kobani’den 200 bin sivili aldık.

Obama: Bunun için Türkiye’ye teşekkür ediyoruz. Ama IŞİD ilerliyor. Sizin müdahale etmeniz lazım.

Erdoğan: Biz sivilleri aldık. Orada PKK terör örgütünün Suriye uzantıları kaldı.

Obama: Ama Kobani düştü, düşecek.

Erdoğan: Bu ısrarınız niye anlamıyorum. Biz oraya peşmergeleri sokabiliriz. Özgür Suriye Ordusu’nu sokabiliriz.

Obama: Biz IŞİD’e karşı direnişleri için onlara silah yardımı yapacağız.

Yazının Devamını Oku

Yeni dönemde Meclis’i ne bekliyor?

Siyasetin kalbinin attığı Meclis’i haftanın birkaç günü ziyaret eden bir gazeteci olarak Meclis’i de siyaseti de özlediğimi hissettim.

Meclis’e ilk adım attığımda HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, basın girişinde Meclis’e girmeyeceklerini açıklıyordu. Basın bürosundan giremeyince iktidar kulisinden giriş yaptım. Meclis’in açılışına yarım saat olmasına rağmen AK Parti milletvekilleri birer ikişer geliyorlardı. Milletvekilleriyle kuliste selamlaştık, ayaküstü sohbet ettik. Önceden Genel Kurul saatine kadar kuliste oturup çay-kahve içerek sohbet eden milletvekilleri koronavirüs nedeniyle Genel Kurul salonuna girmeyi tercih ettiler.

MİLLETVEKİLLERİ KİLO VERMİŞ

Yaz tatili sırasında milletvekillerinin kilo verdiği dikkatimi çekti. AK Partililer, düzenli olarak spor yapmaktan ziyade yürüyüş yapmayı tercih etmişler. “10 bin adımın altına düşmedim” diyen de oldu, “Dağ bayır yürüdüm” diyen de. Hep gerilim içinde gördüğüm milletvekillerini tatil nedeniyle dinlenmiş buldum. Ama koronavirüs nedeniyle biraz tedirginlerdi.

BAHÇELİ ERKEN GELMİŞTİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan gelmeden muhalefet kulisinin nabzını tutmak istedim. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli her zaman oturduğu locadaydı. MHP grup başkanvekilleri ve milletvekilleri etrafında bir halka oluşturmuştu. Bahçeli, Harran Belediye Başkanı’nın kılıç hediyesini kabul ettikten sonra bir süre locada dinlendi. Çay-kahve içmedi. Su içmeyi tercih etti. Zaten 15 dakika önceden Genel Kurul salonuna girdi.

MECLİS BAŞKANI ÖNCEDEN KONTROL ETTİ

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Erdoğan Meclis’in açılışında hangi kritik mesajı verecek?

Meclis bugün yeni yasama yılına başlayacak. Pandemi nedeniyle resepsiyon yapılmayacak.

Meclis’in açılışına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması damgasını vuracak. Erdoğan’ın iç ve dış kamuoyuna önemli mesajlar verecek bir konuşma yapacağı söyleniyor.

Cumhurbaşkanları kimi zaman Meclis kürsüsünden iz bırakan konuşmalar yaptılar. Özal’ın Cumhurbaşkanı seçildiğinde ‘üç hürriyet’i Türkiye gündemine taşıdığı bir konuşması olmuştu. Düşünceyi ifade etme hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti, teşebbüs hürriyeti gibi. Demirel, Meclis’i açış konuşmasında Öcalan’ı sınır dışı etmesi için Suriye’yi sert bir dille uyarmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise Meclis’i açış konuşmasında uluslararası sorunlara ilişkin önemli mesajlar vermesi bekleniyor.

1) Doğu Akdeniz gerilimi: Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB liderlerine yazdığı mektupta Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarının adil olarak dağıtımı ve deniz yetki alanlarının adil ve eşit bir şekilde paylaşımını esas aldığını belirtmişti.

2)Türk-Yunan gerginliği: Yunanistan ve Rum yönetiminin Türkiye ve Kıbrıs Türklerini yok sayan tutumu ve adaları Lozan Anlaşması’na aykırı olarak silahlandırma çabalarının yaşanan gerilimin nedeni olduğunu belirterek, Türkiye’nin sorunların çözümü için Yunanistan ile ön koşulsuz olarak diyaloğa hazır olduğumuzu söylemesi bekleniyor.

AZERBAYCAN’A DESTEK, ERMENİSTAN’A UYARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının bir bölümünü ise Azerbaycan-Ermenistan savaşına ayırması bekleniyor. Savaşın işgalci konumundaki Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırması üzerine çıktığını vurgulayacak olan Erdoğan’ın, işgalci Ermenistan ile topraklarını savunmak zorunda kalan Azerbaycan’ın eşit tutulmasıyla bir çözüme ulaşılamayacağını söylemesi bekleniyor. Erdoğan’ın, çözümün sağlanması için Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilip saldırgan tutumunu sona erdirmeden bölgede huzurun sağlanamayacağına vurgu yapacağı ifade ediliyor.

Azerbaycan’a destek bildirisi için TBMM’ye bir kez daha teşekkür edecek olan

Yazının Devamını Oku

Anketlerden ilginç sonuçlar çıkıyor

Gündemimizde Azerbaycan-Ermenistan savaşı, koronavirüste ikinci dalga ve ekonomideki gelişmeler var. Ama sizi bunlardan biraz sıyırıp anketlerin dünyasına götürmek istiyorum. Başkanlığını Dr. Hilmi Daşdemir’in yaptığı Optimar’ın eylül ayı araştırmasından ilginç sonuçlar çıkıyor.

KORONAVİRÜS MÜ EKONOMİ Mİ?

Nisan ve mayıs aylarında gündemin ilk sırasında yer alan koronavirüs, yaz aylarıyla birlikte kısmen gerilemişti. Ancak ikinci dalgayla birlikte yaşanan artışlar koronavirüsü ilk sıraya taşıdı. Ankete katılanların yüzde 33.9’u koronavirüs derken, ekonomi 33.3’le ikinci sırada yer aldı. Oysa ağustos anketinde ekonomi birinci sırada, koronavirüs ise ikinci sırada yer alıyordu. Söz konusu sağlık olunca ekonomi ikinci sıraya düştü. Ama doların yeniden yükselişe geçtiği ağustos ayında ekonomi 41’le birinci sırada yer alıyordu.

CUMHUR İTTİFAKININ OY ORANI NE?

Anketlerde partilerin oy oranı veriliyor ama değerlendirmeler ‘cumhur ittifakı’ ve ‘millet ittifakı’ olarak yapılıyor. Optimar’ın anketine göre kararsızlar dağıtıldığında AK Parti’nin oy oranı yüzde 41.4 olarak yer alıyor. MHP ise 9.5’e ulaşıyor. AK Parti ve MHP’nin oyları toplandığında ise 50.9’a ulaşıyor. Bu verilere göre ‘cumhur ittifakı’ yüzde 50’nin üzerine çıkıyor.

CHP’NİN OYLARI NE DURUMDA?

CHP’nin oylarını hem parti olarak verip hem de ‘millet ittifakı’ olarak değerlendireceğim. CHP’nin oyları bir süredir yüzde 25’in altında. Başarılı bir kurultay yapmasına rağmen CHP’de kısmı bir gerileme gözleniyor. Optimar’ın araştırmasında CHP’nin oyları yüzde 23.8 olarak yer alıyor.

PEKİ İYİ PARTİ?

İYİ Parti, eylül ayı araştırmasında 9.3 olarak yer alıyor. Parti ağustos araştırmasında ise 9.8 olarak çıkıyordu.

Yazının Devamını Oku

Duygu Delen olayında flaş gelişme

Duygu Delen, Gaziantep’te Mehmet Kaplan’la beraber bulunduğu evin dördüncü katından düşerek hayatını kaybetmişti.

Duygu Delen intihar mı etti, yoksa Mehmet Kaplan tarafından aşağıya mı atıldı? Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, Duygu Delen’in ölümünü aydınlatmak üzere titiz bir soruşturma yürütüyor. Duygu Delen olayına resmi bilirkişi olarak atanan Adli Tıp uzmanı Prof. Dr. Hakan Kar tarafından hazırlanan rapor, mahkemeye sunuldu. Bilirkişi raporu Duygu Delen’in intihar mı ettiği yoksa Mehmet Kaplan tarafından aşağıya mı atıldığı yönündeki soruşturmaya ışık tutacak. Bilirkişi Hakan Kar, Ankara’da Şule Çet olayının aydınlatılmasında da önemli katkı sağlamıştı. O nedenle davanın resmi bilirkişisi olarak atanan Prof. Dr. Hakan Kar’ın hazırladığı rapordaki tespitleri paylaşmak istiyorum. Bilirkişi raporunda, “Duygu Delen’in düşme anında bilincinin kapalı ancak canlı halde olduğu” tespitine yer verildi. Olay yerindeki, “kemer”in varlığına dikkat çekildi. Ayrıca Duygu Delen’in vücudunda sert bir cisimle vurma sonucu olabilecek “ray tipi ekimoz” tespit edildi.



DURDUĞUM YER

Yargılamanın hassasiyetini dikkate alarak mümkün mertebe yorum yapmaktan kaçınıyorum. Ancak genç bir kızın ölümüne duyarsız kalamazdım. Çünkü bu olayın sadece adli boyutu yok. Beni asıl ilgilendiren tarafı ise insani tarafı.

DUYGU DELEN’İN 

Yazının Devamını Oku

Ermenistan Azerbaycan’a neden saldırdı

Can Azerbaycan dün, Ermenistan’ın saldırısına maruz kaldı. O saldırıyı yüreklerimizin derinlerinde hissettik. Çünkü o saldırı aynı zamanda bize yapıldı. Çünkü biz “İki devlet tek milletiz.”

Ermenistan’ın Rusya’nın haberi olmadan bu saldırıyı gerçekleştiremeyeceği biliniyor. Ancak Rusya bir yandan Ermenistan’ı kışkırtırken diğer yandan askeri yöntemlerle sonuç alınmasını doğru bulmadığını ifade ediyor. Putin, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile görüşmesinden sonra Kremlin’den yapılan açıklamada bölgede askeri çatışmaların derinleşmesinden endişe duyulduğu ifade edildi. Azerbaycan’ın işgal edilen köylerin bir kısmını kurtardıktan sonra yapılan bu açıklama timsah gözyaşlarından öteye bir anlam taşımıyor.

Tabi Ermenistan’ın saldırganlaşmasının arkasında Fransa’nın parmak izlerini de görmek gerekiyor. Yunanistan’ı kışkırtarak bir sonuç elde edemeyen Putin, bir kez daha Ermenistan kartını devreye soktu. Ermenistan, Yunanistan, Rum kesimi kimi Macron’un, kimi Putin’in maşası olmaktan öteye geçemediler.

Macron, Yunanistan ve Rum kesimini kışkırttı ne oldu? Ne Yunanistan ne Rum kesimi kazançlı çıktı. Macron ise Erdoğan’ı arayıp, geri adım atmak zorunda kaldı. Şimdi benzer bir oyunu Ermenistan üzerinden oynamaya çalışıyor.

Ama söz konusu Ermenistan olunca buradaki esas oğlan Putin...

Libya’da sıkışan Putin, Ermenistan kartını sahaya sürdü. Ancak Putin’de gördü ki, hırsı aklından öte giden Ermenistan Başbakanı Paşinyan sadece kendisini değil, Rusya’yı da rezil edecek.

Bu olay da bir kez daha gösterdi ki, bölgenin iki büyük ülkesi Türkiye ve Rusya olmadan bölgede bir statükonun oluşturulması mümkün değil. Türkiye, Kafkasya’da Rusya gerçeğini dikkate almadan hiçbir adım atmadı. Rusya’yı ürkütmek yerine Rusya ile işbirliğini tercih etti. Ama aynı yaklaşımı göremedik. Bunu Putin’in de iyi anlaması gerekiyor. Özellikle Fransa’nın bölgeye parmağını sokmasının önlenmesi açısından.

TÜRKİYE’YE MESAJ

Bu saldırıyı sadece Azerbaycan’la sınırlı görmek, fotoğrafı eksik okumak olur. Bunun bir ucunda da Türkiye var. Türkiye, şimdiye kadar Ermenistan’a her zaman ılımlı yaklaşmasına, bir dönemler milli takımların dostluk maçı yapılabilecek seviyeye gelinmesine rağmen, Ermenistan kişilikli bir devlet olarak değil, başka ülkelerin sahaya sürdüğü bir kart olarak hareket etmeyi tercih etti. Ama sert kayaya çarptı. Ne Azerbaycan eski Azerbaycan. Ne Türkiye eski Türkiye. Ne de bölgede artık eski dengeler var.

Yazının Devamını Oku

Diplomasideki kritik görüşmelerin perde arkası

Demirel, “Siyasette 24 saat uzun bir süredir” demişti. Bu tespiti artık dış politikadaki gelişmeler için de kullanabiliriz. Çünkü 24 saat önce AB’deki yaptırım girişimini, Türk-Yunan gerilimini, Macron’un Türkiye karşıtı çabalarını, Doğu Akdeniz’de yükselen tansiyonu konuşurken gündem birden değişti. Dikkat edin, iklim değişti, bahar oldu demiyorum. Yalancı bahar olmaması için dikkatli olmak gerektiğini belirtiyorum ama dış politikada önemli gelişmeler yaşandığının altını çizmek istiyorum. Dilerim, bu süreç Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin ivme kazanmasına yol açar. Dilerim, Türkiye ile AB arasında bir motivasyona neden olur. Çünkü uçağın rotasını AB’ye çevirmesine çok ihtiyacımız var.

Yeni bir döneme adım attığımızı dileyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fransa Cumhurbaşkanı Macron’la, AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen’le, AB Konseyi Başkanı Michel’le yaptığı görüşmelerin perde arkasına ilişkin kulisleri paylaşmak istiyorum. Bu arada Erdoğan’ın, AB liderlerine yazdığı mektuptan bazı satırbaşlarını yansıtacağım.

MACRON’LA GÖRÜŞME

Macron kaynaklı krizin zirveye çıktığı bir sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Fransa Cumhurbaşkanı’nın bir telefon görüşmesi yapacağı söylenseydi aklınıza ilk olarak ne gelirdi? Ben çok sert bir görüşmenin yapılacağı konusunda bahse girerdim. Ama iyi ki girmemişim. Çünkü kaybederdim.

Erdoğan-Macron görüşmesi için “Şu ana kadar yapılan görüşmeler içerisinde en yumuşak olanıydı. En yapıcı görüşmeydi” denildi. Hatta daha önceki görüşmelerde iki lider zaman zaman tarihten örnekler vermek suretiyle birbirlerini iğnelerken bu kez öyle olmamış.

YAPICI GÖRÜŞME

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan’la yaşanan gerilim ve Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynakların adil olarak dağıtılması konusu başta olmak üzere, Suriye’den başlayıp Libya’ya kadar uzanan hatta ayrıntılı açıklamalar yapmış. “Keşke açıklama yapmadan önce bizimle konuşsaydınız” demiş.  Macron da “Birbirimizle konuşabilirdik” karşılığını vermiş. Macron’un “Bakanlar görüşebilirdi” vurgusu üzerine Erdoğan, “Dışişleri Bakanımız sizin bakanınız tarafından davet edilmişti. Bakanımız gidebilir” diyor.

MACRON’DAN ‘DİYALOĞU SÜRDÜRELİM’ ÖNERİSİ

Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku