Daha esselamün aleyküm demeden

MISIR “Devrim”inden bir portre...

“Amr Şalakani”, Kahire Üniversitesi’nde siyaset bilim hocası.

Haberin Devamı

Daha önce Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapıyormuş.
Ortadoğu ve İslam hukuku konusunda uzman.
Oslo Süreci boyunca Yaser Arafat’ın danışmanlığını yapmış.
Bu bilgileri, Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can’ın geçen salı günkü yazısından aktarıyorum.
Bakın, geçen cuma günü Kahire’de ateşlenen “isyan fitilini” nasıl anlatıyor:
“Ben çok dindar biri değilim. Cumaya bile gitmem. Ama geçen cuma farklıydı. Eylem camiden başlayacaktı. Bir güzel abdest aldık. Namaza durduk. Kahire’nin kıldığı en hızlı cumaydı. Daha esselamün aleyküm demeden bazıları sloganlarla kendini dışarı zor attı. Tahrir Meydanı’na doğru kitleler aktı. O günden beri dünyanın gözü üzerimizde.”
* * *
Bu ifadeler bana tuhaf geldi.
Hareket camiden başlıyor.
Cuma namazını bile kılmayan insanlar, apar topar abdest alıp namaza duruyor.
Sonra daha “Esselamün aleyküm” demeden koşmaya başlıyorlar.
Şimdi bu davranışı nasıl yorumlayacağız?
Mübarek’e karşı, “demokratik bir koalisyon” mu?
Böyle bir koalisyonsa hareket noktası olarak neden cami seçiliyor?
Üstelik de namaza saygısızlık yaparak.
Belli ki birileri “takiye” yapıyor.
Ya dindar olmayıp, cuma namazına bile gitmediği halde o gün camiye gidenler?
Ya da cuma namazına yapılan saygısızlığı görmezden gelen gerçek dindarlar?
Belli ki, ya birinden biri “İlerde nasılsa ötekini hallederim” umudunu taşıyor.
Ya da iki taraf da samimi ve bu ittifakın ülkeyi demokrasiye götüreceğine inandığı için, namaza saygısızlığı kimse takmıyor.
* * *
Ben Mısır veya Ortadoğu uzmanı değilim.
Ama en aydın geçinenin bile bu zihniyetle başladığı bir hareket nereye gider çok merak ediyorum.
Bu koalisyon yürür mü, onu da bilmiyorum.
Çünkü, camiden demokrasiye giden yolun son durağı belli değil.
Orası demokrasi midir, değil midir hep birlikte göreceğiz.
Cami koalisyonu, İran’ın laik ve solcu insanları için hüsranla bitti.
Mısır’da inşallah yürür ve bu ülkenin yoksul halkı, hak ettiği demokrasiye kavuşur.

Haberin Devamı

Tahrir Meydanı’na bakarken şunları hatırladım

ÇOK iyi anladım ki; Türkiye’nin yeri, kesinlikle Avrupa Birliği’dir.
Bir de şunu hatırladım.
Epeydir AB üyeliği konusunda yazı yazmamışım.
Rehavete kapılıp, ihmal etmişim.
Sadece ben değil.
Türkiye’nin bu hedefini gönülden destekleyen birçok aydın da benim gibi bu ideali unutmuş.
Bundan böyle unutmayacağım.
Bu manzaraları gördükten sonra artık çok iyi biliyorum ki; çocuklarımın yaşayacağı yer Avrupa Birliği’nin gerçek demokrat coğrafyasıdır.
-  Bu hareket sonunda Mısır inşallah Türkiye’ye benzer.
İslam dünyası tarihi bir sınava hazırlanıyor. Arap dünyasının lider ülkesi nereye gidecek? İran tipi İslami bir rejime mi, yoksa Türkiye tipi bir demokrasiye mi?
İslam dünyasının geleceği ve dünya barışı açısından bakarsak, inşallah Türkiye modeli kazanır.
-  Meğer diktatörler ne korkakmış.
Ortadoğu diktatörleri yıllardır kendilerine yandaş ne varsa kurdular. Asker, polis, istihbarat, yargı... Ama bütün bunlara rağmen hiçbiri kendini güvende hissetmiyor. Demek ki “Bu devirde kimse padişah değilmiş.”
-  Bu olaylardan sadece Ortadoğu “diktatörleri” değil, Türk siyasetçileri de ders almalı.
Tahrir Meydanı’na bakınca, ister istemez kendi evime de baktım ve şunları gördüm:
Özgür basını olmayan bir ülkeye demokrat denemez.
Aydınları konuşamayan bir ülkeye demokrat denemez.
Yasama, yürütme ve yargı erkinin birbirinden ayrılmadığı, yargının iktidarın denetimine girdiği bir ülkeye demokrat denemez.
Polisin, herkesin telefonunu dinlediği bir ülkeye demokrat denemez.
Şüpheliler hakkında sahte delillerin üretildiği bir ülkeye demokrat denemez.
İnsanların, neyle suçlandığını bilmeden aylarca hapiste yattığı bir ülkeye demokrat denemez.
SONUÇ:
Türk demokrasisinin İslam alemine model olması, bütün dünyanın menfaatinedir.
Türkiye’nin kendi demokrasisine çekidüzen vermesi de, bizlerin menfaatinedir.

Yazarın Tüm Yazıları