Yaz renklerinden faydalanın

Yaz ayları (özellikle bizim ülkemizde) renk çılgını meyve ve sebzelerin ortalığa döküldüğü zamanlardır.

Araştırmalar meyve ve sebzelerdeki renkli maddelerin neredeyse ilaçlar kadar koruyucu (ve tedavi edici) etkileri olduğunu gösteriyor. Bana “her gün bir bebek aspirini alayım mı?” diyen hastalarıma “eğer ciddi bir kalp riskiniz yoksa yani geçirilmiş bir koroner probleminiz ailenizde yoğunlaşmış kalp damar hastalığı işaretleriniz mevcut değilse- aspirin yerine renkli mucizeler den yararlanın daha iyi” diyorum.

MOR VE SİYAHA DİKKAT

Renkli mucizelerin ilk sıralarında antosiyanidinler yer alıyor. Bu maddelerin bitkilerde “fotosentez” sürecine yardımcı oldukları, yani onları özellikle ışık ve oksijenin hasarından korudukları biliniyor. Yani bu moleküllerin her biri -onlara oligomelik proantosiyanidinler de deniyor- çok güçlü birer antioksidan. İçinde üretildikleri bitkilerin hücrelerini serbest radikallerin yaşlandırıcı veya öldürücü hasarlarından koruyorlar. Aynı maddeler insanlarda da “biyolojik antioksidan” olarak iş görüyor, çalışıyorlar. Bedeninizin üretemediği (ama doğada çok şükür- bol bol bulunan) bu maddeleri vücudunuza kazandırabilirseniz hücrelerinizi serbest radikallerin (oksijen, güneş ışınları, egzoz gazları, alkol ve sigaradaki bazı maddeler ve daha pek çok zararlı madde ya da vücudunuzda üretilen atıklardan bazıları) zararlı hasarlarından koruyabiliyorsunuz.
Renkli mucizelerin en meşhurlarından biri olan antosiyanidinleri ne yapıp etmeli bedeninize kazandırmalısınız. Antosiyanidinlerin en zengin olduğu yiyeceklerin başında siyah üzüm, kiraz, vişne, yani koyu kırmızımor-siyah meyveler geliyor. Vücudunuzdaki antosiyanidin miktarı arttıkça kanserden damar sertliğine ve yaşlandırıcı başka birçok hastalığa karşı vücudunuz güç kazanıyor.

KIRMIZIYI KAÇIRMAYIN

Yaz aylarında şeftali, kayısı vb yiyeceklerde bol miktarda bulunan karoteroidleri de vücudunuza kazandırmayı ihmal etmeyin. Karoteroidler (betakaroten, lütein, zeozantin ve benzerleri) doğadaki en güçlü antioksidanlar arasında yer alıyor. Yaz mevsiminin renkli mucizelerinden biri de likopen dir. Bu madde “kırmızı mucize” olarak biliniyor. En zengin kaynağı domates. Hafifçe ısıtılmış domates hele biraz da örselenirse mükemmel bir likopen pınarı haline gelebiliyor. Likopenin prostatı, kalın bağırsağı, memeyi habis tümörlerden, damarları sertleşmeden, cildinizi ise yaşlanmadan koruyan en güçlü doğal maddeler arasında yer aldığını aklınızdan çıkarmayın.

Likopen kolesterolün damarlara yaptığı zararları da azaltıyor, hatta kolesterol seviyelerini bile düşürebiliyor. Likopenin karpuzda ve kayısının kırmızı renkli bölümlerinden de bol miktarda bulunduğunu hatırlayın. Yağda eriyen bu maddenin bağırsaklarınızdan daha kolay emilmesini istiyorsanız sabah kahvaltısında hafifçe ısıttığınız domatesin üzerine bir kaç damla zeytinyağı eklemeyi de unutmayın. Yaz mevsiminin renkli mucizeleri yazmakla bitmez. Ama sarı rengiyle kavunu ve simsiyah gömleğiyle karadutu yazmamak da haksızlık olur. Özellikle karadutun olağanüstü bir antioksidan deposu olduğu biliniyor.

Kilo Okulu’nda bu hafta

Yaşasın Hayat Kliniği’nde her Çarşamba düzenlenen “Kilo yönetimi-sağlıklı beslenme” seminerleri sürüyor. Bu haftanın konusu “Kilo nasıl korunur?”. Konuşmacı beslenme ve diyet uzmanı Tuğçe Bahçe. 212/236 73 00’dan yerinizi ayırtabilirsiniz.

Hücreleriniz yaşlanınca siz de yaşlanırsınız

Hepimiz yaşlanacağız. Yaşlanmayı ne durdurmak ne de tersine çevirmek mümkün. Doğru olanı iyi ve sağlıklı yaşlanmak. Zarif, bilgili, tecrübeli, zinde ve formda bir yaşlı olmak. Bunu başarmanın yolu hücrelere iyi bakmaktan geçiyor. Her hücre aşağı yukarı birbirine benziyor. Yani kalp, beyin, kas, kemik, mide veya göz hücreleri arasında temelde ciddi bir fark yok. Her hücre ayrı bir dünya, fabrika veya ünite gibi çalışıyor. Vücudunuzda ortalama 3 trilyon kadar hücre var. Her hücrenin bir zarı, bir çekirdeği mevcut. Hücre zarına hücre duvarı da deniyor. Onun sağlam olması çok önemli. Çünkü zar yaşlanınca hücrenin içindekileri korumak da güçleşiyor. Çekirdek en önemli bölümlerden biri.
İçinde DNA şifreleri yani genetik kodlar bulunuyor. Çekirdek hücrenin içinde sitoplâzma diye isimlendirilen tuzlu bir sıvının içinde yer alıyor. Bu sıvı kısım durağan bir yapı değil. Hücrenin bağışıklık fonksiyonlarının yürütülmesi, bazı proteinlerin üretilmesi, enerji üretiminin sürdürülmesi ve biriken artıkların atılması bu sıvı kısımda yer alan küçük organcıklarla sağlanıyor. Mesela mitokondri adı verilen enerji üretim tesisleri bu sıvı kısmın içinde bulunuyor.
Vücudun diğer hücrelerinden gelen mesajları alan ve bunları hücrenin uygun yerlerine ileten, meydana gelen kimyasal cevapları hücre dışına gönderen yapılar da bu bölümde yer alıyor. Proteinlerin, hormonların üretilmesi de bu sıvı kısımda gerçekleştiriliyor. Bütün hücreler üç aşağı beş yukarı birbirine benzediği için de kalbiniz için iyi veya kötü olan bir şey beyniniz veya cinselliğiniz için de iyi veya kötü oluyor. Çünkü bütün hücreler birlikte çalışarak, birbirlerinden etkilenerek ama bir bütün halinde vücudunuzu yani sizi oluşturuyor. Eğer iyi yaşlanmak istiyorsanız hücrelerinize iyi bakmalısınız. Beslemeli, korumalısınız.
Dr. Evren Altınel

Obezite bebekleri bile tehdit ediyor

Amerika’da yapılan yeni bir çalışma obezite sorununun daha bebeklik çağında filizlenmeye başladığını ortaya koydu. Ayrıca başka ülkelerde de uzmanlar benzer yönde sonuçlara ulaştılar. Bunun nedeni çoğu annenin yaptığı beslenme yanlışları. Bebekleri obeziteden korumanın en etkili yolu onları anne sütünden mahrum etmemekten geçiyor. Bebekliğinde yeteri kadar anne sütünden faydalananlarda çocukluk ve ileri yaşlarda kilo sorununa yakalanma olasılığı önemli ölçüde azalıyor.
Diyetisyen Güneş Aksüs
Yazarın Tüm Yazıları