Romantik komedi zombi filmi

Zombi filmi denildiğinde, yekten Lucio Fulci’nin sinirleri yıpratıcı filmi veya George A. Romero’nun ‘Dawn of the Dead/ Ölülerin Şafağı’ adlı güzide çalışması gelir aklıma.

Böyle bir şeyin aklınıza zırt pırt gelmesi iyi bir şey olmadığından mümkün mertebe aklıma getirmemeye çalıştığımı da söylemeliyim.

Topesto bir seferinde Fulci’nin filmini seyrederken uyuyakaldığını, uyanıp da televizyonda gördükleri karşısında (Daha önce filmi birkaç kez seyretmiş olmasına rağmen) şoka girdiğini ve sabaha kadar evin bütün ışıklarını açık tutmak suretiyle oturduğunu söylemişti.

Ben de kek gibi aynı filmi koyup, kuşbaşılı-kaşarlı pide söyleme hatasına düşmüştüm. Yiyemedim kuzuyu tabii ki!

*

Zombi malumunuz, yaşayan ölü!.. Hırıldayan ve ağır ağır yürüyen, tek amacı sizi yemek olan bir vatandaş modeline sempatiyle yaklaşmamız zor. Ama filmlerini seyrederiz işte. Hatta en abuklarını bile çok affedersiniz hah anırmaya yakın kahkahalar eşliğinde, kah ‘Vay şerefsiz, nassı ısırdı kızı hort diye’ tarzı cümlelerle seyretmişizdir.

Geçen cumartesi Topesto ‘Acayip komik bir film var bende, kesin seyretmeliyiz’ dedi.

Canım çok da film seyretmek istemiyordu aslında. Fakat bahane bulma süresini (Ortalama 5 saniye) aştığım için ‘Eyvallah, ama ben evden çıkmam; al filmi buraya gel’ dedim. ‘Orrayt!’ şeklinde cevap verdi. Bulaşmadım...

*

Filmin adı ‘Shaun of the Dead’. İngiliz filmi ve hakikaten zombilerle de alakası olan bir romantik komedi.

Özetlemeye çalışayım. Shaun, her akşam aynı pub’a gitmek ve kendisinden daha beter bir ‘kaybeden’ olan arkadaşı Ed’le Playstation oynamak dışında hayatta manalı bir işle uğraşmayan bir fanidir.

Sevgilisi Liz, bu duruma daha fazla dayanamayacağını anlayan her makul kadının yaptığı gibi Shaun’u terk eder.

Bu esnada Büyük Britanya’yı zombiler basar. Shaun, sevgilisini tekrar kazanmak ve annesini kurtarmak için kahramanlığa soyunur. Hedef, Ed’le birlikte yola koyulup, sevgilisini ve annesini kurtarıp, her zaman takıldıkları pub’a sığınmaktır!

LP koleksiyonuyla zombi avlamak (Happy Mondays’i sakın atma! Sade’yi fırlat gitsin gibi bir muhabbet var ki; kişiyi gülmekten yarabiliyor) gibi süper sahneler var filmde.

*

Filmin sonunu filan anlatıp tadını kaçırmayayım. Hoş sinemalarda oynamış, yani gören görmüştür ya, yine de susayım ben...

Film bitti... Tam ikinci film yapar mıyız durumundayken Topesto ‘Filmdeki Ed ve Shaun’un hayatları dikkatini çekti mi birader?’ dedi.

‘Eeee, yabancı gelmedi aslında’ dedim.

‘İyi... Bazı açılardan zombilerle aramızda pek bir fark olmaması seni rahatsız etti mi peki?’ dedi.

‘Yooo’ dedim.

‘İyi’ dedi.

Kafamızdaki tekrar severek seyredebileceğimiz filmler listesine kaydedip konuyu kapattık.

ERKİN KORAY VE MOĞOLLAR

Erkin Koray telefonda ‘Herhalde 30 yıldır olmadı böyle bir hadise’ diyerek özetledi olayı. Erkin Koray ve Moğollar, 28 Mayıs Cumartesi gecesi Bostancı Gösteri Merkezi’nde konser verecekler. Türkiye’de rock müzikten bahsediliyorsa, bu iki isme borcumuz vardır. Biletler 22 YTL ila 44 YTL arasında değişiyor. Erkin Baba, sahneye topluluğuyla birlikte çıkacak bir de. Babylon’da Erkin Baba’yı grubuyla dinleyip tadına doyamayanlar için de bir fırsattır. Konuşmamızdan anladığım kadarıyla Erkin Baba bu konseri çok önemsiyor. ‘Kaçırılacak gibi değil’ diye özetleyeyim işte ben olayı. Hem Erkin Koray hem Moğollar, daha ne istersiniz onu ben bilemem. 30’unda da Sonic Youth var Maslak Venue’de. Konser orucunu bozacağım kesinlik kazandı demek istiyorum..
Yazarın Tüm Yazıları