Polisevi'nde 'ahlak polisi'

"İRTİCA geliyor, laiklik elden gidiyor" diye kaygılanan, mitinglerde kaygılarını dile getiren halkı paranoyak olmakla suçlayan kişilere (özellikle bazı köşe yazarları ve Başbakanımıza) seslenmek istiyorum.

Haberin Devamı

Dün bir arkadaşım (bayan), kayınvalidesi, 2.5 yaşındaki oğlu ve 5 yaşındaki yeğeniyle birlikte Ankara Çankaya'daki Polisevi'ne gittiler. Arkadaşımın üzerinde (ben de dün görmüştüm) V yakalı, kolsuz (askılı bile değil), boyu dizinin hemen üstünde bir elbise vardı. Yani medeni (!) ülkelerde sokakta her gün rastladığınız türden bir bayan kıyafeti.

Oturup yemek yemeye yeni başladıklarında sivil giyimli bir bey yanlarına gelmiş, kimlik göstermiş ve "Giyiminiz çok açık saçık, burada bekâr arkadaşlar var, rahatsız oluyorlar" demiş ve gitmiş. Arkadaşım o kadar şaşırmış ki, bir şey diyememiş... Sonra yöneticilere sormuşlar ve bu kişinin orada çalışmadığını, onun da müşteri olduğunu söylemişler.

Anlaşılan Polisevi'nde 'Ahlak Polisliğine' soyunan bir müşteri!

Haberin Devamı

Şimdi yukarıda seslendiğim kişilere soruyorum, bu irtica değil de nedir? Toplumsal alanda bir bayanın giyimine müdahale ediliyor; bu baskıdır. Demokrasiyi ağzından düşürmeyen Başbakanımız görsün ki, kendisinden ve partisinin din istismarı yaparak izledikleri politikadan yüz bulan kişiler vatandaşların özgürlüklerini hiçbir hakları olmamasına rağmen kısıtlamaktan, giyimlerine müdahale etmekten çekinmemektedirler, hem de devletin Polisevi'nde! Bu tacizdir. Ayrıca, söyler misiniz bana bu ne biçim zihniyettir? Bekâr (!) erkekler rahatsız oluyorlarmış. Bu cümleyi irdelemeye bile utanıyorum.

Başbakanımız ve partisi toplu sünnet yaptırıyormuş seçim öncesi. Tavsiyem toplu düğünler de yaptırsınlar, bekârları evlendirsinler de akıllarından 'kötü' şeyler geçmesin!

Aslı GEZER

Kravat halka saygının gereğidir

MİLLİ Eğitim Bakanlığı'nda görevli bürokratlar, kravat takmaktan vaz mı geçiyorlar? Son zamanlarda, TV karşısına konuşmacı olarak çıkan üst düzey yöneticileri gömlek yakaları açık, kravatsız olarak görmekteyiz. Bunun son örneği; 21.4.2007 günü TRT 2'de yayınlanan ve Aksaray'daki kazanın konu edildiği 'Haber Vizyon' programına katılan İlköğretim Genel Müdürü Yüksel Özden, milyonlarca kişinin izlediği programlarda, yaka açık kravatsız bir şekilde çıkmıştır. Genel Müdürlüğe kadar yükselmiş kişilerin bu tür programlara çıkarken kravat takmaları halka olan saygının gereğidir. Kravatın yasak olduğu şeriatla yönetilen ülkelerde, örneğin İran'da bile gömleklerinin yakası iliklidir.

M.Sinan ÖZTAN-İZMİR

İMÇ de ranta kurban gidiyor

UNKAPANI İstanbul Manifaturacılar Çarşısı'ndan (İMÇ) yazan Teoman Serinkaya "İMÇ ne olacak? Küçük hayatlarımızı, küçük dükanlarımızla geçirmeye çalışıyoruz, müzikler sesleri arasında" diyor.

İMÇ, Mahmutpaşa esnafı için 1960'ların başında yapılmıştı; sonra da İkitelli... Büyükşehir'in hazırladığı 'Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım ve Uygulama İmar Planları' kapsamında 6 bloktan oluşan 1100 dükkandan oluşan İMÇ'nin yerine 'prestij konutları" inşa edilmesine karar verdi; Süleymaniye Projesi'nin bir parçası olarak... Ancak İMÇ kat malikleri yönetimi, bu projeye karşı İdare Mahkemesi'ne itirazda bulundu. Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Danıştay'da devam eden dava kapsamında YTÜ'nden bir bilirkişi yarın çarşıda inceleme yapacak. Mimarlar Odası ise, çarşının korunması gerektiği görüşünde.

O başlık Anglosakson tarzına uymadı

ZAMAN Gazetesi'nin 'Namaz düşmanlığına tepki' manşeti çok iddialı olduğu 'Anglosakson' tarza ne kadar uygun acaba? 'Namaz düşmanlığı' diye manşet atan bir gazetenin dünyanın her yerinde okulları bulunduğunu, eğitimde iddialı olduğunu düşünürsek kuşkular uyanmaz mı? Okullarında acaba ne yapıyor bunlar diye düşünmez mi insanlar? Yoksa cemaat dışındakilerin ne düşündüğü önemli değil mi? Misyonlarının milli bütünlük olduğunu iddia edenler, epeydir saldırgan başlıkları atıyorlar ve 'Vakit' Gazetesi'ne benzemeye başladılar.

Gazetecilik ve etik üzerine sayısız yazı döktüren Ekrem Dumanlı'nın gözü dumanlandı galiba. AKP taraftarlığı, cemaate nelere mal olacak diye düşünmeden edemiyorum doğrusu. Siyasete karışmayı yasaklayan liderlerine bu kadar ters düşen yöneticiler nereden nemalanıyor ki?

N.K.ÜZÜLMEZ

Biliyor musunuz

ESKİ CHP ve SHP milletvekili, eski İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Azimet Köylüoğlu ile portföy yöneticisi Yılmaz Yıldız'ın İstanbul 2. bölgeden... CHP'nin eski İl Başkan Yardımcısı, Elektrik Mühendisi Emir Birgün'ün Bursa'dan... AKP'ye adaylık için başvurmayan ve dün partisinden istifa eden AKP Edirne Milletvekili Ali Ayağ'ın DP'de şans arayacağı, bu arada bağımsız adaylığı da düşünebileceğini belirttiğini... Erzincan'da 5. dönem milletvekilliği yapan Alişan Canpolat'ın torunu turizmci Aslı Canpolat'ın DP (ANAP) Ankara 1. bölgeden... Prof. Baskın Oran'ın İstanbul 2. bölgeden bağımsız milletvekili adaylığınının kesinleştiğini...

Haberin Devamı

Post kavgası...

GEÇEN çarşamba günkü köşemizde gelişmeleri özetlemiştik:

"DP'de beklenen kriz."

Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu'nun katılacağı 'DP örgütü' toplantısı beklenmedik bir şekilde iptal edilmişti.

Anavatan lideri Mumcu, parti binasına DYP liderinin yerleşmesini pek içine sindiremiyordu.

Kendi partilerinin daha çok mülkü olduğunu düşünüyordu.

"Kurda kuzu kaptırılmaz"dı...

İlk önce iki parti mensupları arasında 'güven' duygusu yaratılamadı.

Daha aday listeleri belli olmadan 'post kavgası'na girdiler.

Ülkeyi yönetme adına bir sandalye savaşı olması gerekiyor mu?

Ama 'kurt politikacılar' bu birleşmeyi içlerine sindiremediler; sıralamalardan korktular.

Şimdi 4 Temmuz akşamına kadar yeni 'birliktelikler' ortaya çıkacak.

Haberin Devamı

Dünden beri kulislere düşen 'birliktelik formülleri' şöyle özetlenebilir:

- DYP'liler, Demokrat Parti+Genç Parti+Mesut Yılmaz ve arkadaşları (DP listesi).

- ANAVATANLILAR, Saadet Partisi+Büyük Birlik Partisi (Anavatan listesi).

Bunun dışında başka yapılanmalar da ihtimal dahilinde.

Alternatif parti GP, ANAVATAN'a da kayabilir.

48 saat içinde daha çok şeyler değişecek...

Kritik gün; Pazartesi 16.30...

- MİLLETVEKİLİ aday adaylarının kaderi pazartesi günü 16.30'da belli oluyor. 16 siyasi partinin, adaylarını bu saate kadar YSK'ya teslim etmesi gerekiyor. KA-DER Genel Başkanı Av. Hülya Gülbahar, aday listelerinin ilanına iki gün kala sesleniyor:

KA-DER Genel Başkanı Av. Hülya Gülbahar, aday listelerinin ilanına iki gün kala sesleniyor:

"Bizler hâlâ 'Bu ülkeyi sadece biz erkekler yöneteceğiz!' denmeyeceğinizi umut etmek istiyoruz. Ve sizden, aday listelerine yeni kadınlar katmanızı ve tüm aday adayı kadınları öncelikle ilk üç sırada olmak üzere seçilebilir yerlere koymanızı bekliyoruz."

TBMM'ye nasıl üye olmalıdır

BİR seçmen olarak, TBMM adaylarında aradıklarım (devletimizin temel nitelikleri olan ve vazgeçilmez demokratik, laik, sosyal, hukuamadık devletine özden inanması dışında);

- Heybesinde veya sırtında yolsuzluk, irtikap, kalpazanlık, ihalaye fesat karıştırma v.s nedeniyle dosya olmamalı,

Haberin Devamı

- Yukarıda dosyalara sahib veya henüz araştırma safhasında iken, dokunulmazlık zırhına sığınmak isteyenler olmamalı,

- Vatandaşın dini duygularını kendi ticari çıkarları veya politik çıkarları için sömürmemeli,

- Babasının golgesıne sıgınarak,polıtıka yapmamalı,hele babasının mezarını evlıyalar yapmamalı(!),

- Koltuğa oturur, oturmaz koltuğun menfaatlerınden kendisi ve çevresini yararlandırmamamalı,

- Bir dahaki seçimde aday olabilir miyim düşüncesi ile parti liderinin, el kaldırma makinası olmamalı,

- Kendınce, millet ve vatan için neyin hayırlığı olacağına inanıyorsa, o yönde oy kullanmalı, parti disiplini ,grup kararı diye,k arekterını potada eritmemelı...

Haberin Devamı

Okurumuz diyor ki; daha çok yazacağım ama bu sefer kime oy vereceğime (pardon,partıye!) iyice kararsız kalacağım."

Redbull için İstanbul'u tehlikeye atmayın

SAYIN Bayer... İstanbul Valiliği'ne bugün göndermiş olduğum iletiyi dikkatlerinize sunuyorum.

Haliç bölgesinde yapılan Redbull Yarışına valilikçe nasıl izin veriliyor, anlamakta güçlük çekiyorum. Haliç bölgesinin çok yakınında bir sürü çok değerli tarih hazinesi bulunmaktadır (Sultanahmet, Süleymaniye, Ayasofya, Galata Kulesi ve diğer...). Bu uçaklardan birinin bunlara veya meskun yerlere çarpabileceği hususu hiç kimsenin aklına gelmiyor mu? Bu tip faaliyetlere izin verilmesi beni ve birçok kişiyi dehşete düşürüyor doğrusu. Bir kaza olduğunda bunu sorumluluğunu kim üstlenecek diye sormak istiyorum.

Lütfen bu konuyu ciddiye alınız ve bu tip etkinlikleri güzel İstanbul'un tam tepesinde yaptırmayınız. Bence bugünkü yarış son olmalı.

Dr. Ömer YAĞIZ-Doğu Akdeniz Üniversitesi- KKTC

omer.yagiz@emu.edu.tr

Prof. Eyice'nin ilginç vasiyeti

Prof. Dr. Semavi Eyice, Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt saygın bilim adamlarımızdan. 50 yılı aşkın akademik kariyere, yüzlerce esere imza atmış, Bizans tarihi konusunda Türkiye’de dengi yok ve dünyanın sayılı tarihçileri arasında.

Prof. Eyice yayın hayatına yeni atılan 1453 dergisine vasiyetini açıklamış ve "Cenazemi kesinlikle İstanbul Üniversitesi ve Edebiyat Fakültesine götürmeyin" demiş. Çünkü orada bulunan zevatlara kırgın. 12 Eylül darbesi ile sorgusuz sualsiz Türk Tarih Kurumu'ndaki görevinden azledilen, yaptığı bilimsel çalışmalar görmezden gelinen ünlü tarihçinin kırgınlığını gidermek için bu kurumun öğretim üyeleri henüz geç kalmış değiller. Benden söylemesi...

Prof. Eyice İstanbul’u yaşanmaz hale getiren politikalardan tutun da, Türkiye’de bilimi baltalayan zihniyete ve 12 Eylül darbecilerine kadar herkese kırgın. Yaşadığı trajik olayları sanat tarihçisi Gündegül Parlar hanıma açıklayan Prof. Semavi Eyice’nin hatıralarını okurken çok şaşıracaksınız ve ülkemizin hala neden bu durumda olduğunu daha iyi anlayacaksınız..

Bu bilgiyi bize gönderen okurumuz "Dergiyi çıkartan ekibi böylesi ölümsüz bir röportaja imza attıkları için kutlamak gerekiyor" diyor.

Yazarın Tüm Yazıları