Oturan Boğa’nın hazin öyküsü

Bana bu öyküyü yollayan hayvansever dostum Gamze Erkök’le birçok konuda inanılmaz anlaşırız.

Gördüğüm kadarıyla onun da Kızılderililere karşı özel bir sevgisi ve ilgisi var. İnanır mısınız, ben de ta çocukluk zamanımda, o dönemin ünlü Amerikan filmlerini izlerken, hep orada vahşi, ilkel yaratıklar olarak tanıtılmaya çalışılan Kızılderililerden yana çıkardım. Kahraman Amerikalı süvarileri hiç tutmazdım. Çocuk aklımla bile, bu işte bir gariplik olduğunu sezermişim demek ki...

Bilmem ilginizi çeker mi, ama bu hafta bir Kızılderili öyküsü sunuyorum size. Bilgeliklerini, özgür ruhlarını, topraklarından atılışlarını, esir edilişlerini hatırlatmak için...

Tarih tekerrürden ibaret derler ya büyüklerimiz, sanırım bugün de pek fazla bir değişiklik yok bu gök kubbenin altında...


Para hırsının erittiği muhteşem bir kültür: Kızılderililer

Sizlere şu Kızılderilileri yani "Toprak Ananın Çocukları"nı, Sioux’ları yani "Güneşin Çocukları"nı anlatayım da, içimin ateşi azıcık soğusun.

Bence okullarda tarih dersi verirken, Kızılderililerin tarihini de anlatmalı. Anlatmalı ki, insanlar insanlığı öğrensin.

Biz yine de şanslı bir nesiliz ki, Güneşin Çocukları’nı Red Kit’ten, Teksas, Tommix’den öğrendik. Ya felsefelerini? Günümüzle o kadar çok örtüşen şeyler bulacaksanız ki aşağıdaki öyküde...

Sizi, sadece 120 yıl kadar geriye götüreceğim. Ve size Sioux’ların (Siu) Lakato kabilesi ve lideri Oturan Boğa’nın hazin hikáyesini anlatacağım...

Güneşin Çocukları Sioux’lar, en ılımlı, en barışçıl kabilelerden biriymiş ve tam bir doğa dostuymuş.

Amerika’nın tam ortasında, Güney Dakota’daki Kara Tepeler’i (Black Hills) kendilerine cennet tutmuşlar.

Kara Tepeler, sımsıkı çam örtüsü, yeşilin 148 tonu, şırıl şırıl dereleri, turkuvaz renkli küçük gölleri ile cennetin tam bir tasviriymiş.

Sioux’lar bu dünyada kendilerine ait tek şeyin ’beden’leri, geriye kalan her şeyin ’yaratıcı’nın hediyesi olduğuna inanırlarmış.

Onlar için insanın hayvandan üstün veya hayvanın insandan eksiği yokmuş.

Oturan Boğa, 1831’deki doğumunu hemen takiben "ulvi" ve bilge "lider"lik özelliklerini göstermeye başlamış. Güneşin Çocukları’nın sadece kendi bedenleriymiş ya tek sahip oldukları, o yüzden de yaratıcıya sunakları kendi kanlarıymış.

Güneş dansı eşliğinde keskin kemikle kesilen kollarından, bayılma raddesine gelinceye kadar kan akıtır, o esnada güneşte gördükleri "hayal" ile adlarını belirlerlermiş.

Oturan Boğa sadece adını belirlemekle kalmamış, derin vizyonu ile ileride başlarına gelebilecek her felaketi de görmüş, bunları granit taşlara kazıyarak resmetmiş.

Hiç mutlu başlayıp mutlu biten masal olur mu?

ABD Başkanı Thomas Jefferson’un Lewis ve Clerk adlı iki seyyah tutması ile başlamış kötülük sinyalleri...

Silah icat olmuş, mertlik bozulmuş. Demir at (tren) bozkırlara girmiş, ateş suyu (içki) tüm vizyonların içine hilesini katmış. Ve beyaz adam talana başlamış...

Tam savaşlar bitip, ABD’de taşlar yerine oturdu derken... Bu defa iç savaş başlamış. Kuzeyliler ve güneyliler... Mavi ceketliler ve gri ceketliler... Güneşin Çocukları hálá maviyi göl, griyi yağmur bilirken...

Mavi ceketli 7. süvari birliği dalıvermiş Kara Tepeler’in yeşilliklerine. Yetmezmiş gibi General Custer, Kara Tepeler’de altın olduğunu herkese yayıvermiş. Ve ne kadar ipini koparan varsa o güzelim cenneti yağmalamaya koşmuş.

Oturan Boğa buna şiddetle karşı çıkmış: "Ey hırsızların şefi beyaz adam! Seninle savaşmak istemiyorum ama sana verecek canımdan başka bir şeyim yok. Bu dağlar, bu ormanlar benim değil ki size vereyim."

Hırs bu, felsefe dinler mi?

ABD hükümeti de işe el koymuş. Karar verilmiş: "Kızılderililer esir kamplarına kilitlenecek ve kesinlikle tel dışına çıkamayacaklar."

Hayatı boyunca semersiz at üstünde uyumuş, geyiklerle yarışmış, vahşi köpeklerle dost olmuş, bufalolarla güreşmiş Güneşin Çocuğu, teller içinde yaşar mı?

"Ya özgürlük ya ölüm!"

Çok direnmiş, çok da ölmüşler.

Kardeş kabile Sioux’ların efsanevi kahramanı Çılgın At ve bilge şefi Kırmızı Bulut sayesinde çok da can almışlar. Oturan Boğa, kazandığı her savaşla daha da yücelmiş.

Ama düşman güçlü. Koca Amerikan ordusu bu!

Yine de 7. süvari alayının kumandanı Custer Little Big Horn Savaşı’nda öldürülmüş. ABD bunu yanına bırakır mı Oturan Boğa’nın?

Oysa Oturan Boğa’nın sırtında yumurta küfesi var. Koca kabile! Kadınıyla, yaşlısıyla, çocuğuyla...

Toplanmış, taa kuzeye, Kanada’ya göç etmişler.

Cennet vatan bırakılıp da, keskin buz, kar, soğuk altında nasıl yaşanabilir? Alışmadıkları iklim, bilmedikleri otlak, tanımadıkları bembeyaz kar... Al sana düşman...

"Ölsem de, esir olsam da, vatanım, ölülerimi gömdüğüm yerdir" deyip, gerisin geriye dönmüş, teslim olmuş Oturan Boğa ve kabilesi. Kilitlenmişler bir barınağa. Açlıktan kırılmaya başlamışlar bu defa.

Oturan Boğa, hayatının en büyük fedakárlığını yapmış. Bufaloların kökünü kazımakla ünlenmiş Buffalo Bill’in panayırında çalışmaya başlamış. Başlamış ki, kabilesini açlıktan kurtarabilsin.

Lider bu! Kızgın demirle de dağlansa, soğuk zincirle de bağlansa... Dayanmış her şeye.

Sioux’lar bu toplama kampı eziyetinde bir ışık bulmuşlar kendilerine: Hayalet Dansı (Ghost Dance)...

Yüzlerini boyayıp, rengárenk boncuklarla işlenmiş elbiselerini giyip sessice dans etmişler. Deliler gibi, yorgunluktan bayılıncaya dek.

Ve bu sessiz protesto, hızla tüm Kuzey Amerikalı yerli kabileleri arasında yayılmaya başlamış.

ABD hükümeti bunu bile çok görmüş. Oturan Boğa’nın tutuklanmasına karar çıkarılmış.

O, esir kampına tutuklamak için gelen askerlere direnen 17 yaşındaki, güzel gözlü oğlu Karga Ayak’ın (Crow Foot) ölmesiyle çılgına dönmüşken, kafasına sıkılan bir namert kurşunla vurulmuş...

İşin en acı yanı ne biliyor musunuz? O namert kurşunu sıkan el, kendi kardeşlerinden, Güneşin Çocukları’ndan bir elmiş.. Amerikan ordusuna kiralanmış yerli polis...

Bugün Amerika’nın dört bir köşesinde, Toprak Ananın Çocukları ve Güneşin Çocukları hálá dikenli teller ardında yaşıyorlar. Ve orada da ölecekler...

Eğitimsiz, dilenciliğe mahkûm, aç susuz, alkolün esiri, kolları dövmeli gençleri ile, hamburgercilerde artıkları toplayan yaşlıları ile, atasından, tarihinden bahsetmeye korkan, teller ardında ürkek, zavallı bir efsane ulus...

Para hırsının erittiği muhteşem bir kültür... Heba olup gidiyor.

Ta ki Çılgın At abidesi tamamlanıncaya ve altında yer alacak Kuzey Amerika Yerlileri Üniversitesi ve Hastanesi açılıncaya kadar... Kim bilir ne zaman?

Aynı anadan doğsa da, aynı kabilede büyüse de, aynı suyu içse de... Herkes kahraman olamaz.

Bazısı onurunu, konumunu, kendisine sığınanı beslemek için feda eder ama satmaz... Bazısı da kendine ait olmayanı dahi iki kadeh ateş suyuna satıverir.

Herkes Oturan Boğa olamaz.

Herkes Çılgın At olamaz.

Herkes koca bir ulusu esir olmaktan kurtaran da olamaz...



Gamze Erkök: HAYKOD - 0312 215 15 55

Sessizliğin Sesi Platformu
X

Nişanlım çok kıskanç

10 ay sonra evleneceğim nişanlımın kıskançlığından artık yoruldum. Bana oje sürmeyi bile yasakladı. Ne yapacağımı bilemiyorum.

25 yaşında ve bugüne kadar kafamda evlilik fikri yoktu. Bu sene çok ani bir şekilde erkek arkadaşım oldu. Ardından bu durum nişanla sonuçlandı. Şu an nişanlıyım ama doğru mu yaptım yoksa yanlış mı, bilmiyorum.
Üniversite mezunuyum, nişanlım ise lise mezunu ama çalıştığı sektörler gereği girişken, konuşkan, sempatik biri. Tek kusuru aşırı kıskanç.
Askılı bluz giyen, oje, ruj süren, kendine bakmasını seven biriyim...
Daha doğrusu biriydim. Bana bütün askılı, açık kıyafetleri yetmedi ojeyi bile yasakladı.
Nişanlımın aksine insanlara biraz daha mesafeli yaklaşan, bir anda can ciğer olamayan biriyim. Bu da nişanlımın sülalesinde sorun oldu. Akrabaları, “Nişanlın insanlara tepeden bakıyor” diyormuş. Ama inanın öyle biri değilim. Sadece ilk başta yeni tanıdığım insanlarla ya da girdiğim ortamda sıcakkanlı davranamıyorum.
Nişanlıma, “Öyle olmadığımı sen de biliyorsun” dedim ama beni dinlemedi. Onun için aile, akraba ne der kavramları önemli.
Bir diğer konum da kayınvalidem... Her şeye karışmak istiyor. İlla yapmayacağım âdetler, kurallar çıkarmaya çalışıyor. Altın takmayı sevmiyorum ama onlar yüzünden gittiğimiz her düğünde palyaçoya benziyorum.

Yazının Devamını Oku

Erkek arkadaşım beni kullanıyor

Erkek arkadaşım beni kullanıyor ve kendimi çöp gibi hissettirecek davranışlar sergiliyor. Kalbini kırarak ondan ayrılmak istiyorum. Ne yapabilirim?

Ben 19, erkek arkadaşım ise 21 yaşında. 2 ay arkadaşlığın sonunda sevgili olduk, 3 haftadır da birlikteyiz.
Her buluşmamızda ilişkiye giriyoruz.
Beraber olduktan sonra beni hemen eve bırakıyor.
Oysa istiyorum ki bir kafeye gidelim, birlikte bir yerleri gezelim...
Ama gerçekten beraber hiçbir aktivitemiz yok; gezmiyoruz, eğlenmiyoruz.
Sadece cinsel ilişkiye giriyoruz. İlişki yaşamaya başlamadan önceki süreçte çok ilgiliydi ve her dakika mesaj yazar, arar sorardı.
Bana çok nazik davranırdı, şimdi ise geç cevap yazmalar, ilgisiz tavırlar...

Yazının Devamını Oku

Güzin Abla’dan dert tarifesi!

7 Ekim Çarşamba akşamı Show TV Ana Haber Bülteni’nde benim adım kullanılarak bir haber yayınlandı.

Antalya’da konfeksiyon mağazası işleten bir kadın, müşterilerinin dertlerini dinliyormuş.
“Güzin Abla’dan dert tarifesi” anonsuyla yayınlanan haberde; bu kadının müşterilerinin eşlerinden, ailelerinden, çoluk çocuklarından dert yandıkları, bu kişinin onlara Güzin Abla’lık yaptığı ama bundan da çok sıkıldığı ve bu yüzden dertlere göre bir fiyat tarifesi hazırlayıp bunu mağazasının girişine astığı belirtiliyordu.
Show TV spikeri tarafından “Mahallenin Güzin Abla’sı artık konu komşunun dertlerini dinlemekten yoruldu, bıktı” şeklinde anons edilen haberde fiyat tarifesi de “Güzin Abla” adı kullanılarak ekrana yansıtıldı.
Bu haber beni çok rahatsız etti. Ailemden, eşim dostumdan telefonlar aldım.
Kimi çok önemsemedi, kimi köşemin adının bu şekilde yayınlanmasından çok büyük üzüntü duyduğunu söyledi. Sonuçta rezil oldum.


Yazının Devamını Oku

İlişkimizde Türkan Şoray kanunları uyguladım

2 aylık ilişkimde Türkan Şoray kanunlarını uygulamayı ihmal etmedim. Sonunda da onunla yakınlaşmak istemediğimden ayrıldım. Buna rağmen neden hâlâ aklımdan çıkmıyor?

Köşenizi okurken benim de bir gün size yazacağım aklıma gelmemişti. Üniversite üçüncü sınıfa geçtim ve geçtiğimiz dönem okul dışında çalıştığım kurumda biriyle tanıştım. Benden 7 yaş büyüktü. Hoşuma gidiyordu ve bir bahaneyle mesaj atıp konuşmayı başlattım.
İlk kez biriyle görüşüyordum ve deneyimsizdim ama bir yandan da Türkan Şoray kanunlarımı uygulamayı ihmal etmedim. Onu beğeniyorum, seviyorum ama bir yanım da geriliyor ve ondan kaçmak istiyor. Onunla yakınlaşmak istemiyorum... Seviyorum ama sanki sevmiyor gibiyim de...
Onunla gerçek bir ilişkiye başlamak istemiyorum.
Görüşmeye başlayalı 2 ay olmuştu henüz ama ayrılmak istediğimi söyledim. Birkaç kez şansını denedi ama pas vermedim. Yine de hâlâ aklımdan çıkmıyor. Nasıl davranacağımı bilmiyorum. O da hâlâ benimle görüşmek istiyormuş diye duydum.
Şu an ayrı şehirlerdeyiz, ona yazıp yazmamakta çok kararsızım. Kriterlerime hiç uymayan biri aslında ama kalbim de hâlâ ona kaynıyor.
Bir yandan da düşünüyorum; yaşına rağmen hayatta ne istediğini henüz bulamamış biri, benim aksime entelektüel bir yanı da yok. Anneme anlatsam “boş ver” der, kestirip atar. Sen bir akıl ver lütfen...
◊ Rumuz: Karmakarışık

YANIT

Yazının Devamını Oku

Asker sevgilisi olmak

Okurlarım askerlik döneminde sevdiklerinin değiştiğinden söz ederek çok fazla e-mail atıyor. Hemen hepsi de ilgisizlikten yakınıyor... Aslında bu çok normal ama bunu onlara anlatmam lazım.

İlgi göstermiyor
Sevgilimle yaklaşık 4 yıldır beraberiz. Birkaç ay önce askerden geldi. Askere gitmeden önce o kadar ilgiliydi ki sürekli sevdiğini dile getirir, hissettirirdi. Askerden geldikten sonra artık çok nadir dile getirmeye başladı.
“Askerden geldim, sorumluluklarım var” diyor. Sevdiğini biliyorum, yanındayken o kadar güzel davranıyor ki... Ama ben artık benimle ilgilensin istiyorum.
Bunu dile getirdiğimde “Artık bana güvenmiyor musun, sevgime inanmıyor musun?” diyor. Eskiden onu çok kırıp hayal kırıklığına uğratmıştım.
Acaba sevgisini gösterdiğinde şımaracağımı mı düşünüyor? Askerden geldi, hemen işe başladı. Yoksa onu biraz rahat mı bırakmalıyım? Abla nasihatına gerçekten çok ihtiyacım var. ◊ Rumuz: Çok üzülüyorum

Dönüş stresi
ne kadar sürer?

Güzin Abla, sevgilim askerden geldiğinden beri çok değişti. Şu an konuşmuyoruz, “Bir şey mi oldu?” diyemiyorum bile çünkü strese giriyor. Bu süreç ne zamana kadar sürer? Askerden geldiğinden beri hâlâ tam anlamıyla kavuşamadık. Yazdığım mesajlara cevap vermiyor. Gitmeden önce çok iyiydik. Şimdi ya problem yaratıyor ya da bilmediğim bir şey var kafasında. Ne zaman düzeleceğiz? Benim onu askerlik süresince beklememin karşılığı bu mu? Tamam, askerlik dönüşü bir sorun olacağını tahmin ediyordum ama bu kadarını beklemiyordum. ◊ Rumuz: Ya sabır

Yazının Devamını Oku

Annem babamı aldatıyor

Annemle babamın arası uzun zamandır iyi değil. Annemin hareketlerinden dolayı gizlice telefonuna baktığımda başka bir adamla mesajlaştığını gördüm. Ne yapacağım ben şimdi?

Sevgili Güzin Abla, 17 yaşındayım ve 10 yaşında bir kardeşim var. Yaklaşık iki aydır annemin bazı hareketlerinden şüpheleniyordum.
Örneğin tek başınayken odasının kapısını kilitliyordu.
Odaya girdiğimde ise telefonu kulağından indiriyordu.
İş adı altında telefonunda kayıtlı numaradan aramalar geliyordu.
Ben hep şüphelendim ama haklı çıkmaktan korktuğum için defalarca şansım olmasına rağmen öğrenmek istemedim.
Ailemiz de yaklaşık beş sene önce büyük bir kavga atlatmıştı.
Amcalar, halalar, dedeler işin içindeydi ve bir yıl boyunca annemle babamın arası iyi değildi.

Yazının Devamını Oku

Eşimle her şey bitti mi?

Eşimle yaşadığım bir kavga sonrası evi terk ettim. Bana, “Her şey bitti, dava açtım” diyor ama ortada bir dava yok. Söyledikleriyle yaptıkları bir değil. Ne yapmalıyım?

Eşimle 1 ayı aşkındır ayrı evlerde yaşıyoruz. O annesinin yanında, ben annemin yanında... Şiddetli tartışmalarımız vardı. Dayanamayıp annemin evine geldim. Ve bu sürede evimizle ilgili konular dışında görüşmedik. Bu şekilde de sadece iki üç kez görüştük, o da telefonda.
Her seferinde tartıştık. Bana, “Artık her şey bitti. Dava açtım” diyor ama ortada dava mava yok; araştırdım. Aktif kullandığı sosyal medya hesaplarında hâlâ fotoğraflarımız duruyor.
Barışmayı teklif ettim, “aramızı düzeltelim” dedim ama “kafama silah dayasalar yine de bitti” diyor. “Sevgin bitti mi?” dedim “Evet, bitti” dedi.
7 aylık bir çocuğumuz var ve ona o kadar düşkündür ki onu bile bir kere arayıp sormadı. “Çocuğunu özlemedin mi?” diye sordum “Özlemedim” dedi ama sonra da her gün hıçkıra hıçkıra ağladığını söyledi. Valizimi alıp çıkmam çok dokunmuş galiba ona.
Ablacım söyledikleriyle yaptıkları tezat değil mi?
Dava kesinlikle yok, adliyeye, avukata sordum, “Açılmış bir dava yok” dediler.
Ve sosyal hesaplarındaki fotoğraflarımız, daha önceki yazışmalarımız hep duruyor.

Yazının Devamını Oku

Sevgilimin sözleri yalanmış

3 yıldır birisiyle birlikteydim. Meğer her sözü yalanmış. Evli ve çocuğu olduğunu olduğunu öğrendim mesela... Ama onu hâlâ seviyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum.

Merhaba Güzin Abla, ben 23 yaşında genç bir kızım. 3 yıldan beri birisiyle beraberdim. Bu adam bana hep yalan söyledi.
Önce evli olduğunu öğrendim. Affettim, çünkü seviyordum.
Mesleğini farklı biliyordum. Şirket sahibi olduğunu, işyerinin nerede olduğunu da buldum. Bir gün beni bir kadın aradı ve eşi olduğunu söyledi. Eşiyle ilişkimin ne boyutta olduğunu öğrenmek istedi, telefonu yüzüne kapadım.
Olay büyüdü, devreye annem girdi. Annem kadını bulup konuşmuş, her şeyi anlatmış.
Bir gün onları ailece gördüm. Yanlarına yaklaşıp çocuğunu sevdim, beni karşısında görünce şoke oldu. Ben de çok kötü oldum.
Ama annem devreye girince benim bir oyun oynadığımı, onu eşinden ayırmak için bir plan hazırladığımı sandı.
Oysa annemin konuşmasından haberim yoktu. Bana inanmadı ve benden ayrıldı. Ben de beni bırakmasın, ayrılmasın diye telefon açıp “hamileyim” diye yalan söyledim ama inanmadı. Ben de elimi eteğimi çektim.

Yazının Devamını Oku

Ailemiz çocuk için baskı yapıyor

Biz 2 senedir evliyiz. İlk sene çocuk düşünmedik fakat 2’nci senemizde olmayınca doktora gittim. Doktor, vajinal akıntı, kuruluk ve mantar olduğunu söyledi.

Bir fitil ve pomat önerdi. Fakat fitili kullanmadım, hâlâ akıntım var. İlişki sırasında da ağrı oluyor.
Üstelik kızlık zarımın da bozulup bozulmadığından emin değilim.
Çünkü bozulduğuna dair tek bir belirti oluştu, o da 3 gün süren kanamam. Onun dışında hiçbir belirti hissetmedim.
Şu an yine doktora gitmek istiyorum ama ne diyeceğimi, durumu nasıl açıklayacağımı bilemiyorum.
Aileler de çocuk için aşırı bir baskı yaratıyor üzerimizde, bu yüzden de çok stresliyiz.
◊ Rumuz: Hamilelik

YANIT

Önce doktorun önerilerini uygulamadığın için hatalısın. Mantar, vajinal kuruluğa da yol açabilen tahriş nedeniyle de ilişki sırasında acı veren ciddi bir rahatsızlıktır. Doktorun eşine de tedavi uygulaması gerekirdi.

Yazının Devamını Oku

Babamdan şiddet görüyorum

Küçük yaşlardan beri yaşadığım şiddet yüzünden ciddi psikolojik sorunlarım var. Babamdan şiddet görüp ağır küfürler işitiyorum. Şimdi de okulu bırakıp evlenmemi istiyor. Ne yapmalıyım?

Annem ve babam küçüklüğümden beri sürekli kavga ediyor. Babam baskıcı ve otoriter bir insandır. Annem ise saf biri. Annem, onca yıldır kendisine yapılan şiddete karşı hiç tepki göstermedi. Ben hep ortada kalan kişi oldum. İkisi de egolarından çocuklarını görmüyor. Onlar yüzünden özgürlüğüne düşkün ve agresif bir insan oldum.
20 yaşında üniversiteli bir genç kızım. Çalışıyordum fakat pandemiden dolayı şu anda işsizim.
Babamın bana kavga sırasında söylediği aşağılayıcı küfürler ve “gırtlağını keseceğim” gibi korkunç tehditler yüzünden psikolojim bozuk. Ayrıca daha bugün boğazımı sıkarak beni duvara dayadı.
Küçüklüğümden beri yaşadığım baskılardan dolayı çok ciddi sorunlarım var. Aslında bütün ailem de aynı durumda. Ben bu durumda ya evden kaçıp gideceğim ya da babamı şikayet edeceğim. Artık bu evde durmak istemiyorum.
Kendimi hapishanede gibi hissediyorum. Bana verdikleri üç kuruşluk harçlığın bile hesabını yapıyorlar ki hiçbir zaman onlardan para istemem. Ne yapacağımı hiç bilmiyorum... Babam son zamanlarda zorla kendi işyerinde çalıştırıyor.
Bütün arkadaşlarımla iletişimimi kesmemi istiyor. Okulu bırakıp evlenmemi de istiyor.
Ben sadece bir şeye izin alma gereği duymadan, şiddet görmeden, hakaret işitmeden, kendi hayatımı yaşamak ve okuluma gitmek istiyorum.

Yazının Devamını Oku

Kendimi tükenmiş hissediyorum

İkiz bebeklerim 21 aylık. Onları çok seviyorum ama artık tek başıma yetemiyorum. Psikolojik olarak kendimi tükenmiş hissediyorum.

Nereden başlayacağımı, kendimi nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Bildiğim tek şey artık kendimi iyi hissetmediğim. İkiz bebek annesi genç bir kadınım.
İkizlerim 21 aylıklar ama ben zaman zaman dayanamayıp onlara bağırıyorum maalesef.
Bana yardım edecek hiç kimse yok, zaten bu zamana kadar da kendim büyüttüm çocuklarımı.
Eşim işten eve, evden işe pek bir faydası olmaz bebek bakımında. Maddi durumumuz da çok iyi değil. Yardımcı tutamıyorum. Tek başıma artık yetemiyorum sanırım ve bunu bilmek beni çok üzüyor.
Psikolojik olarak tükenmiş hissediyorum... Çocuklarımı çok seviyorum ama tahammülüm kalmadı.
İnanın iki çocukla birden ilgilenmek gerçekten çok zor, asla isyan etmiyorum çünkü çocuk sahibi olmak isteyip olamayan pek çok insan var.
Aslında onlara bağırmak istemiyorum, sinirlenmek istemiyorum, ağlamak istemiyorum, sakin kalmak istiyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum...

Yazının Devamını Oku

Bir sonraki adımı atmıyor

Sevgilim evlenme teklifi etti ama sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmaya başladı. 3 aydır yüzük takıyoruz ama bunun bir sonraki adımını asla atmıyor. Neden yüzük taktı ki?

Sevgili Güzin Abla, erkek arkadaşım ile 6 yıldır birlikteyiz. Birkaç ay önce evlilik teklifi etti ama ortada hâlâ resmi bir durum yok. Sürekli kendisiyle ilgili hayalleri var. Bir kere bile benimle bir gelecek hayali olduğunu ağzından duymadım. Sürekli kendine mülk almak, bir yerlere gitmek gibi hayaller kuruyor.
Konuyla ilgili konuştuğumda evlilik istediğini ama biraz daha beklememiz gerektiğini söylüyor.
“O zaman neden evlenme teklifi ettin? Neden yüzük taktın?” diye sorduğumda “Sen mutlu ol diye” yanıtını veriyor.
Ailesinin bana evlenme teklifi ettiğinden haberi var ama bir kere bile “hayırlı olsun, mutluluklar” tarzı bir şey ağızlarından çıkmadı.
Kendi ailem de biliyor, sürekli “Yüzük taktınız bunun devamı olmayacak mı?” diye soruyorlar.
Ne diyeceğimi bilemiyorum.
Amacım hemen yarın nikah kıymak değil tabii ki ama 3 aydır yüzük takıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Sevgilimin baskısından kurtulamıyorum

Sevgilim her şeyime karışıyor ve her şeye o karar veriyor. Aksi halde beni terk etmekle tehdit ediyor. Ailem çok büyük baskı ve kısıtlama altında olduğumu söylüyor. Ne yapmalıyım?

Sevgili Güzin Abla, 23 yaşındayım. Kız arkadaşımla 2 senedir güzel giden bir beraberliğimiz var.
Onu sonsuz seviyorum fakat tanıştığımızdan bu yana sürekli bana baskı yapıyor, bir şeylerden vazgeçmemi istiyor.
Hobim olan fotoğrafçılıktan ailem ile görüşmemden, film izlememden, erkek arkadaşlarımla buluşmamdan 40 yılda bir izlediğim maça kadar.
Giydiklerime, yiyeceğim yemeğe her şeye, her zaman kendisi karar veriyor. Eğer karşı çıkarsam beni terk etmekle tehdit ediyor. İster istemez ben de onun istediği gibi bir hayat yaşamaya başladım.
Ne arkadaşım, ne de izlediğim kendi zevkime uygun bir film veya hobim kaldı.
Öyle ki yalnızca onun izin verdiği kadar yaşayabiliyorum ama kendisi her istediğini izliyor, her istediğini yapıyor veya arkadaşları ile buluşuyor.
Instagram hesabım vardı, şifresini o da biliyordu.

Yazının Devamını Oku