GeriZeynep BÖLÜKBAŞI ÖSS, stres ve yoga üzerine (2)
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

ÖSS, stres ve yoga üzerine (2)

Dünyanın tek yoga üniversitesinin uluslararası koordinatörü N. V Raghuram, ÖSS öğrencilerinin sınav korkusuna yönelik 1,5 saatlik bir konuşma yaptı.

Kafanızı çok karıştırmak istemem, ama okumanızda fayda var. En azından sınava giderken zihin açıcı şeker yanında okuduklarınızdan bir bölümünü götürseniz bile işe yarayacaktır!

Bazı notlarla başlayalım:

Kampüsümüze her yıl 2 bin genç geliyor. Onlar için pek çok program hazırlıyoruz. Türk gençleriyle birlikte olmaktan çok mutluyum. Çünkü kültür farklı olabilir, ama korku aynı; uygulama farklı olabilir, ama endişe aynı; sınav konuları farklı olabilir, ama sınav korkusu aynı!

Freud, insanlığın temel sorununu libido olarak görür, ama Hint felsefesi korkunun temel sorun olduğunu söyler. Herkes korkar. Sürekli çözümler aranmasına rağmen dünyada korkular azalmıyor, çoğalıyor. Çocukluğumuzdan beri bize korku aşılanmış. Yaramazlık yapınca polise ya da doktora verilmekle korkutuluyoruz. Kendimizi şartlandırıyoruz ve bu, psikolojimizi oluşturuyor. Sürekli kendimizi savunuyoruz. Oysa doğada hiçbir varlık, güven içinde yaşamamasına rağmen böyle değil! Oysa insanoğlu ne yiyeceğini, nerede yaşayacağını biliyor. İnsanın düşmanıysa, yine kendisi! Onun için yapılması gereken en önemli şey, insanın aklına korku salmamak.

Korkunun orada olmadığına dair bir farkındalık geliştirelim. Sorgulama süreci, bizi, kendimize tanıtır. İnsanlar dışındaki varlıklar içgüdüleriyle yaşarlar. Düşmanlarını da içgüdüleriyle tanırlar. Ama insanoğlu böyle değil. Bir çocuk ateşe dokunmak istiyorsa, dokunsun. Çocuğun sorgulama ruhunu yok etmeyin, engellemeyin. Onu, her davranışı için onay bekler hale getirmeyin. Nasıl yaptığı, sonucun ne olduğu önemli değil; önemli olan sorgulama ruhuyla hareket etmesi.

Kendi doğamız, mutluluktur. Ama bunu unuttuğumuz için peşinden koşuyoruz! Birinin bizi mutlu etmesini istiyoruz; oysa mutluluk içimizde!

Peki niye mutlu değiliz? Sürekli mutluluğu arıyoruz? Çünkü doğamızı unuttuk. Rahat olmamız gerekirken çok gerginiz. Sürekli endişeliyiz. Bunun en güzel örneği; çocuklardır. Çocuklar, çok mutlu yaşarlar. Çünkü hiçbir şartlanmaları yoktur. Zaman, yavaş akar. Oysa büyükleri onları şartlandırır; zaman da hızla akmaya başlar.

Unutmamak lazım ki eğitim sistemi, sizin ne bildiğinizle değil, kaç aldığınızla ilgili! Doğamıza geri dönebilirsek sevgi dolu olduğumuzu ve doğamızda rekabetin olmadığını görürüz. Bugüne kadar çalıştınız. Artık sınav korkunuzu bir tarafa koyun. Dış dünya için sınava girin. Ama içinize dokunmaya çalışın. İşte yoga, meditasyon bunun için.

Korkunun bir sebebi de güven eksikliği. İçsel güveni getirmede yoga önemli rol oynar. Yogaya göre biz, ‘konuşabilen yaşam güçleri’yiz; ayrıca zihnimiz ve aklımız var.

Akciğerlerimizin 1/6’ini; kalbimizin 1/8’ini ve beynimizin yüzde 5’ini kullanıyoruz! İçimizde çok büyük bir güç, bir hazine var. Bunu öğretecek bir sistemde eğitim almıyoruz. Dikkatimiz ve aklımız hep dışarıda. Çünkü dışarıda çeşitlilik, bizimse küçük amaçlarımız var. Oysa bunlar mutlak değil; fazla ciddiye almayın. İçinize dönün. Dış dünya ancak sizi böler. Güç, korkuyu yok eder.

Fiziksel egzersizle yoga arasındaki farkı anlamak için şunu sorun: Aklınız orada mı? Yoksa başka bir yerde mi? Çünkü ancak beden ve akıl bir araya gelince içsel güç oluşur ve korku orada olmaz.

Bilinmeyenden korkarız. Korkunun sebebi, bilgi eksikliğidir. Onun için odak noktamız korkularımız değil, bilgi olmalıdır! Korkulması gereken tek şey, cehalettir. Bu yüzden hayat boyu öğrenci olmalıyız. Hint felsefesi, ‘Bilgi, ışıktır; bilgisizlik, karanlıktır’ der.

Yoganın temeli, sevgi ve şefkattir. Bunun için:

1. Korkunuzu değil, sorgulama ruhunuzu geliştirin.

2. Bilinmeyen alanlarda korkarsınız, dağılırsınız. Oysa odaklanmalısınız. Bunun için de yavaşlamalısınız; zihin sakinliğine kavuşmalı ve rahatlamalısınız.

3. Korkuyla savaşmayın, bilgiyi arayın.

4. Bilgi size, kibir değil, alçakgönüllülük getirmeli.

5. Nerede sevgi varsa, orada alçakgönüllülük vardır.

Unutmamalı ki yaşam, bir çabalama değil, zevk veren bir yolculuktur. Uyum içinde yapılan bir yolculuktur. Oysa modern yaşam bunu tersine çevirdi.

N.V Raghuram diyor ki...

Neden her geçen gün yeni bir yoga çeşidi çıkıyor; o da mı tüketim toplumunun bir getirisi?

Aslen dört çeşit yoga var. Raja yoga; Karma yoga; Bhakti yoga ve Jnana yoga. Her biri çok eski ve çok geniş. Oysa yoga eğitmenleri bunların bir bölümünü alıp sahipleniyorlar ve de isimlerini veriyorlar.

Bu, yoganın mantığına ters değil mi?

Kesinlikle! Uyumu bozan bir hareket. Bunun için öncelikle yoga felsefesini, sonra tekniklerini öğretiyoruz. Yoga Üniversitesi’ni bu yüzden kurduk. Benim yogam senin yogandan iyi, düşüncesinin temelinde de korku ve kişisel güvensizlik yatıyor.

Sürekli dünyayı dolaşıyorsunuz. Son yıllarda yogaya ve Doğu felsefesine olan ilgi neden arttı?

Kültürler ve renkler farklı olabilir, ancak herkesin kalbi aynı! Ve bütün kalpler orjinlerine dönmek istiyor. Yoga buna yardım ediyor, dolayısıyla popülerleşiyor. 15 yıl önce yoga deyince insanlar korkardı. Şimdiyse korkmak yerine, kabullenip merak ediyorlar. Onun için yoga adıyla yapılanlara karşı çıkmam. Zamanla, insanlar faydasını gördükçe yogayı hayatlarının bir parçası haline getirecekler bence. Ve bu, 15-20 yıl içinde olacak.

Yoga ve sağlık iç içe, öyle değil mi?

Hint felsefesine göre, sağlık, bizim doğamızdır; hastalıksa doğamıza aykırıdır. Yoga, bize sakinlik ve huzur; yani sağlığımızı verir. Bu yüzden benim yapmam gereken, hastalığınızla uğraşmak yerine sağlığınızı geliştirmektir. Bu yüzden biz Hindistan’da, hastane değil, sağlık evi deriz.

Hangi hastalıklara yoga terapisiyle çare bulunabilir?

Örneğin, kalbiniz hastaysa yogayla gerginliğinizi azaltabilir, tansiyonunuzu düşürebilirsiniz. Ayrıca astım, baş ağrısı, tansiyon, sırt ağrısı, yeme bozukluğu, sinir hastalıkları gibi hastalıkların tedavisinde yardımcı oluyoruz.

İş adamları için stres yönetimi eğitimi veriyorsunuz. Nasıl bir eğitim bu?

Bütün stresler ciddiye almaya değer değildir! Streslerin yüzde 70’i gereksiz kategorisindedir. Önemli olan ayırt edebilmektir. Canınızı sıkan bir şeyi unutursanız kendinizi ferah hissedersiniz. Biz, bunu bir teknikle öğretiyoruz. Günde 10 kez iş yerinde, trafikte saçmasapan stresler yaşayabilir ve bu teknikle kurtulabiliriz.

Tekniğinizi biraz anlatır mısınız; işimize yarayabilir!

Kendinizi stres altında hissettiğiniz an, avuçlarınızı sıkın, gözlerinizi sımsıkı kapatın, nefesinizi tutun ve bütün vücudunuzu sıkın. Kan basıncınız kısa zamanda normale dönecektir.
Bilgi için: yogamerkezi.com

Yenilik...Yenilik...

Plato Film’den yoga DVD’si!

‘Yoga’nın amacı, hayatı değiştirmek değildir’ görüşünün sahibi Godfrey Devereux ile yoga yapmak ve yogayı önyargısız, en yalın ve en faydacı şekliyle öğrenmek ister misiniz? Nerede? Evinizde!

Nasıl?
Plato Film, Godfrey Devereux’nun Türk öğrencisi Zeynep Aksoy’un hocalığında yogayı evlerimizin içine kadar getiriyor.

Yönetmenliğini ve yapımcılığını Sinan Çetin’in eşi Rebekka Haas’ın yaptığı ‘Godfrey Devereux Öğrencisiyle Yoga’ adlı DVD 10 Haziran’da tüm kitapçılarda ve grossmarketlerde satışa sunulacak!
Edinin efendim...

Kadınlara sabah sporu

Hafta içi her sabah 08.00’de Kanal D’de yayınlanan Nivea Dünyası programında, ekranın dinamik yüzleri Gamze Saygı ve Ali Tınaz, kadınlara spor yaptırıyor, güzellik bakım ve sağlık bilgileri veriyor.

Gamze seni 1995 Türkiye ikinci güzeli olarak tanıdık. Şimdi de Nivea Dünyası’nda sunuculuk yapıyorsun. Bu projeye ne zaman başladın?

Nivea Dünyası aslında üç yıllık bir proje. Program, ilk 2 yıl 15’er dakikalık bölümler halinde yayınlanıyordu. Önceleri amaç bayanlara ekran karşısında spor yaptırmaktı. Bayanlardan gelen yoğun istek üzerine içeriği genişletildi ve bugünkü halini aldı. Artık programın içerisinde her kadının güzellik, bakım ve sağlıklı bir yaşam için günlük yaşamında yapması gerekenlere dair çok yararlı ipuçları veren bölümlerimiz de var. Ben de Şubat ayından beri programın sunuculuğunu yapıyorum.

Ali, sen Biri Bizi Gözetliyor eviyle tanındın. Genelde BBG’de sevilenler şarkıcı olmak için çalışıyorlar. Nivea Dünyası projesinde yer alman nasıl oldu?

Evet, doğru. Genelde hepsi kaset yapıyorlar. BBG’nin tanınmamda rolü gerçekten büyük ancak ben zaten o yarışmaya katılmadan önce de fitness hocalığı yapıyordum. Sporcu olmam da göz önüne alınarak, bu proje için bana teklif geldiğinde oldukça heyecanlandım. Tam benim yeteneklerime ve geçmiş deneyimlerime uygun bir projeydi ve ben de seve seve kabul ettim. Nivea Dünyası üç yıldır sürüyor ve bu benim üçüncü yılım. Bu yıl programın içeriği genişletildi ve süresi uzatıldı. Ben de her sabah 10 dakika kadınların güne sağlıklı başlaması için onlarla spor yapıyorum.

Programın yeni içeriği hakkında bilgi verir misiniz?

Gamze:
İlk iki yıl programda bayanlara ekran karşısında spor yaptırıp, beslenme önerileri veriliyordu. Şubat ayında Ali ile birlikte başladığımız programımızda, ‘Ali ile Sabah Jimnastiği’, ‘Nivea’dan öneriler’, ‘Ünlüler ile güzellik üzerine röportajlar’ gibi bir çok yeni bölüm var.

Bu bölümlerde hanımlara hem spor yaptırıyoruz hem de sağlık, güzellik ve bakım konusunda uzmanlardan öneriler veriyoruz.

Kadınların program hakkındaki düşünceleri neler?

Gamze:
Gerek çağrı merkezimize bilgi almak amacıyla gelen telefonlar olsun, gerek kadınların bizlerle birebir kurduğu diyaloglar, bize yapmak istediğimizi başardığımızı ve gerçekten yararlı olabildiğimizi gösteriyor. İzleyiciden gelen tepkiler çok olumlu ve bu bizi çok mutlu ediyor. Geçen gün Bağdat Caddesi’nde alışveriş yaparken orta yaşlı bir hanım yanıma yaklaştı ve her sabah programımızı izlediğini ve bizim önerilerimiz ve Ali’nin her sabah yaptırdığı spor sayesinde kısa sürede 6 kilo verdiğini, söyledi.

Ali: ‘Nivea Dünyası’ aslında sadece bir TV programından ibaret değil. Bu kadınların sağlıklı, güzel ve mutlu bir yaşam sürmeleri için onlara yol göstermeyi amaçlayan kapsamlı bir proje. Örneğin, geçen sene İzmir, Antalya ve İstanbul’da 6.000 kişiyle hep beraber spor yaptık. Atmosfer çok eğlenceliydi. Bu kadar çok kişi hep birlikte spor yapmak gerçekten çok keyifliydi...
X

Beklentisizliğin mutluluğunu yaşayan kadın

Eren Akalın, sizin de tanımanızı istediğim cesur bir kadın. Bana, "Başkalarının isteklerine göre yaşamayacağıma ve başkasından da bunu istemeyeceğime tüm hayatım ve aşkım üzerine yemin ederim" diyen Ayn Rand’ı hatırlattı! Hayatta hiçbir şey tesadüfen olmaz, keza tanıştığımız, hayatımıza girip çıkan insanlar da öyle... Şimdi sizi, aylarca önce bir sohbette hikayesini duyup etkilendiğim ve geçtiğimiz günlerde tanışma fırsatı bulduğum Eren Akalın ile tanıştırmak isterim...

Bizim torun ’ruh’ diyor!

Karşımda son derece sakin ve güzel bir kadın oturuyor. Uzun yıllardır Türkiye dışında yaşıyor; Amerika, Fransa, şimdi de Çin...

Çocukluğundan beri "ilginç" biri olmuş hep. Babası Ruh ve Madde Derneği’nin kurucularından Hazım Akalın; annesi de aynı dernek için çalışan Yeni Ruhçuluk akımının temsilcilerinden olunca, doğal olarak evdeki sohbetler diğer arkadaşlarınınkinden "farklı"ymış. Bunu şöyle anlattı Eren Akalın: "4. sınıftayken, arkadaşlarımın ölümü hayatın sonu olarak bildiklerini anladığımda çok üzüldüm ve onlara reenkarnasyonu anlatmaya başladım. Herkes çok şaşırdı."

Tek şaşıran arkadaşları da değilmiş bu arada... Babaannesi de "Bizim torun pek değişik, ’ruh’ diyor!" diyormuş hayretler içinde.

Yıllar geçmiş ve Eren, Galatasaray Lisesi ile İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okumuş. Reklam ajanslarında çalışmış. Oldukça rekabetçi, hayatın "kampanyalar" olduğu bir dönemde babası aniden rahatsızlanıp hastaneye kaldırıldığında yine bir kampanya yüzünden tam iki gün babasını görememiş. Bu, onun için bardağı taşıran son damla olmuş. İki ay sonra işten ayrılmakla kalmamış, Amerika-Kaliforniya’ya yerleşmiş. O sırada erkek arkadaşı çevre mühendisliği okumaktaymış. Son sınıftayken yapmak istediğinin bu olmadığını anlayıp okulu bırakmış ve Berklee’de müzik okumak için o da Amerika’ya gitmiş! Evlenmişler. Bu arada Eren, felsefe okumuş ve Birleşmiş Milletler’de çalışmış. Eşiyle birlikte New York’ta sekiz yıl yaşamışlar.

"BM’de çalışmak çok zordu, çünkü dünyanın bütün sorunları sizin ’işiniz’di. Küresel ısınma, açlık, susuzluk, savaşlar... Ben yıllarca Irak’tan sorumluydum, düşünsenize" diyor haklı olarak.

Hayatı, salınan bir sarkaç gibi görüyor ve zaman zaman bir uçtan diğer uca kaymak, aradaki geçiş alanında da kendimize "boşluk" yaratarak üretime hazırlanmak gerektiğini ekliyor. Onun hayatı, geçen yaz, eşinin işi dolayısıyla Paris’e taşınmaları gerektiğinde "boşluk" dönemine girmiş. Ya da isterseniz "nefes alma" dönemi diyelim... Fransız kültürüyle yetişmesine rağmen kendini Paris’e ait görememiş ve eşine bunu söylemiş. "Keşke bir cevap gelse evrenden ve ben de ne yapacağımı bilsem" dediği bir sabah, laptop’ını açtığında uzun zamandır gitmek istediği Çin’deki bir keşişten mail almış! Ve Çin’e gitmeye karar vermiş. Eşini Paris’te bırakıp Tao’nun yoluna bırakmış kendini... Oradaki master’ından "içsel simya"yı öğrenmiş. Çigong yapmış, daha sonra Tai Chi’nin büyüsüne kapılmış.

Şimdi neden İstanbul’da?

Çin’de havalar soğuyunca bir yolculuğa çıkmaya karar vermiş. Önce fazla eşyalarından kurtulmuş ve sadece bir sırt çantasıyla yola çıkmış. Bir harita alarak yolunu çizmiş. Tayland, Kamboçya, Hindistan... En çok Hindistan’dan, Varanasi’den etkilenmiş ve zaten en uzun süre orada kalmış. Orada ölü yakma törenlerini izlemiş. İnsanların ölümü "kutlamalarına" tanık olmuş. Çünkü onlara göre ölüm bir yok oluş değil, yeni bir dünyaya gidiş...

Tabii bu arada şu notu düşmekte fayda var; Eren Akalın, Varanasi’deki tek Türk kadın olarak tarihe geçmiş durumda!

Bir kadın olarak Çin’de Taoist rahiplerden eğitim alması da inanılmaz! O ise bunları çok normal ve sakin bir şekilde karşılıyor.

Şu an bizim İstanbul’da onunla sohbet ediyor olabilmemiz nasıl mümkün oldu derseniz...

Hindistan’dayken kayınpederinin rahatsızlandığını öğrenmiş ve Türkiye’ye dönmüş. Bir süre ailesiyle birlikte zaman geçirip mayıs ortasında Çin’e dönecek.

Ona o kadar çok soru sordum ki kendim bile şaşırdım! Neticede ilk kez gördüğüm biriydi Eren Akalın ve ben ardı ardına "Eşinizi özlemiyor musunuz? Sizi aldatmasından korkmuyor musunuz? Daha ne kadar Çin’de kalacaksınız? Dönünce nerede yaşayacaksınız?" gibi fani sorular sordum! O ise son derece nazik bir dille, bu soruları ona herkesin sorduğunu söyledi. Cevabı, beni büyüledi: "Şu an ’beklentisizliğin mutluluğu’nu yaşıyorum."

Sustum bir süre...

"Beklentisizlik" ve "mutluluk"... Yan yana olması gereken, fakat günümüzde imkansız gibi gözüken iki kelime; oxymoron hatta! Oysa biraz düşününce varılması gereken noktanın bu olması gerektiğini anladım. Eren Akalın da bana bu durumu şöyle açıkladı: "Hayat durmaz. Hep bir şeyler olur. Oysa insanlar bunu yönlendirmeye çalışarak hata yaparlar. Ben artık bunu yapmıyorum. İstanbul’dan Ankara’ya gittiğinizi düşünün. Bir yerlerde mutlaka yemek yersiniz. Ama ne zaman ve nerede olduğunu bilemeyebilirsiniz. Karşınıza bir yer çıkar, beğenirseniz gider yersiniz. Ben de hayatımda bir şeyler olacağını biliyorum, ama ne olacağını bilmiyor ve ilgilenmiyorum."

Buna benim ekleyecek bir notum var: Bundan sonra başımıza gelecek şey, mutlaka daha iyisi olacaktır! O yüzden başımıza gelen iyi, kötü her şeyi kabullenmeliyiz. Muhteşem bir düzen içindeyiz. Önemli olan doğayla uyumlu, iç içe ve doğanın hızında yaşayabilmek...

Bir not daha: İçimden bir ses, bunun Eren Akalın’la ilk, ama son olmayan bir buluşma olduğunu söylüyor. Ondan haber aldıkça size de anlatacağım. Umarım bir gün "yaşamak"tan "yazmaya" geçer ve onun ilginç hayat hikayesini ayrıntılarıyla okuruz.
Yazının Devamını Oku

Bahar kıpırdanmaları

Yılın en sevdiğim günlerini, baharı yaşıyoruz. Sizi bilmem, ama benim içim kıpır kıpır! Sakın torpil geçtiğimi düşünmeyin, ancak YogaŞala’da yogayla baharı kutlamak inanın çok iyi bir fikir... Bahar gelince içimiz kıpır kıpır oluyor, enerjimiz değişiyor. Doğayla birlikte, doğanın parçası olan bedenimiz de uyanıyor. Sanki derinden bir ses her şeyi yenilenmeye çağırıyor. Yakında rengarenk gelinliklerine bürünecek ağaçlar, yemyeşil fışkıracak çimenler bu çağrıyı çoktan duymuşlar, hazırlıklara başlamışlar. Bu çağrıyı siz de bedeninizde duyuyorsanız, biraz da bedenden bahsedelim.

Yoga felsefesine göre varlığımız birbiriyle bağlantılı 5 bedenden oluşur. Fizik Bedenimiz, Yaşam Enerji Bedenimiz, Zihin Bedenimiz, Muhakeme Bedenimiz ve Mutlak Huzur Bedenimiz... Birbirleriyle etkileşim içindeki bu bedenlerimizin birisindeki dengesizlik diğer bedenlerimize de yansıyacaktır. Aslında tüm yoga çalışmaları, enerjimizi dengelemenin ve bedenlerimizi uyumlu hale getirmenin bilinçli ve mükemmel yoludur. Yoga sayesinde fiziksel bedenimizin yanı sıra nefes ve meditasyon teknikleriyle diğer bedenlerimizi de çalıştırırız. Böylece fiziksel sağlığın yanı sıra ruhsal boyutta da kazanımlar sağlarız.

Baharın çağrısını yeni bir başlangıç olarak kullanmak isteyenlere YogaŞala’nın da bir çağrısı var. Bahar kampanyası süresince İstanbul ve Ankara’daki tüm YogaŞala’larda ilk yoga dersinize ücretsiz olarak katılabileceksiniz. Ayrıca YogaŞala’da 10 derslik tanışma paketi ve arkadaşını getiren kazanıyor promosyonları da devam ediyor (detaylara www.yogasala.com adresinden ulaşabilirsiniz).

Yoga kampları

Kendiniz için biraz daha fazla şey yapmaya varsanız size bir önerim daha var: Tarihi "Likya Yolu"nun üzerinde bulunan, Fethiye-Kabak Koyu’nun doğal ve dinlendirici atmosferinde yapılacak olan yoga kampları...

25 Mayıs-14 Haziran tarihleri arasında üç ayrı hafta olarak gerçekleşecek olan bu kamplarda, 1.5 saatlik yoga dersi formatından farklı olarak daha derinlemesine tecrübeler yaşayabilecek, aynı zamanda doğa ile iç içe olabilmenin keyfini yaşayabileceksiniz.

Düzenlenecek olan üç ayrı kurs, her seviyeden katılımcıya açık ve konusunda çok önemli kişiler tarafından verilmekte. Haftalardan herhangi birisini seçmeniz mümkün ve kurs programı şöyle:

Yogeswari ile Jivamukti Yoga Kampı: 25-31 Mayıs

Nicole Ohme ile Uygulamanızı Derinleştirme ve Yenilenme Yoga Kampı: 1-7 Haziran

Michael Saunders ile Hatha Yoga Kampı: 8-14 Haziran

Konaklama, atmosferi daha da huzur dolu kılan Kabak Koyu’nun otantik ufak ağaç evlerinde yapılırken, yemekler de doğal tarımla yetişen sebzelerden hazırlanacak. Bu son derece dinlendirici yoga yapma fırsatını kaçırmamanızı öneririm.

YogaŞala tarafından düzenlenmekte olan bu kurslar hakkında detaylı bilgi veya kayıt için Tatjana Rottenberg’e 0536 585 90 20 no’lu telefondan veya tatiro@web.de e-mail adresinden ulaşabilirsiniz.

Doğuma yoga ile hazırlık kursu

Bu kursta, doğum kadın hayatında en çok değişim yaratan ve en önemli olay olarak incelenecek. Kursta, hamileliğe ve doğuma yaklaşımı, doğumun abartılı medikalleştirilmesini ve bunlar olmaksızın iyi ve sağlıklı bir doğumun imkanı konuşulacak. Doğum ile ilgili korkular konuşulup, "Doğum Sanatı" çalışması ile bu korkularla baş etmek öğretilirken, doğacak bebeğin anne ile iletişimi tartışılacak. Bunlara ek olarak doğum ile ilgili bazı meditasyon çalışmaları yapılacak.

Kursu veren: Didi Ananda Uttama

Tarih:
13 Nisan (11:00-15:00)

Kurs Yeri: YogaŞala Etiler (0212) 263 24 11

Didi Ananda Uttama kimdir: Didi, 70’li senelerde ABD’de ebelik yaparken, 80’li senelerde Ananda Marga’da yoga rahibesi oldu. Son 24 senedir Avrupa ve Asya’da değişik ülkelerde yaşamış ve sadece yoga ve meditasyon değil, kadın ve çocuklar için eğitim projelerinde de görev almış. Şu anda Yunanistan’da yaşıyor.
Yazının Devamını Oku

Azim Jamal yazıyor

"Kalıcı Mutluluk İçin 7 Adım", "Gündelik Hayatta Mevlana ve Sufizm", "Mevlana ve Sufi Gibi Düşünmek" adlı kitapları Pegasus Yayınları tarafından yayımlanan yazar Azim Jamal, geçtiğimiz günlerde İstanbul’daydı. Bundan sonra da sık sık gelecek. Kendisinden bir yazı yazmasını rica ettim, beni kırmadı. Arada kendisini Çekirge’ye konuk edeceğim efendim...

Kadınlar mükemmeller! Fakat bana göre, bazen kafalarının karmaşıklığı, mutluluk ve dengeyi kaybetmelerine sebep oluyor. Çözüm, vizyon ve hedef için bir netliğe sahip olmak: Bunu kendi başınıza ya da ailenizle uygulamanızı öneririm. Kişisel, ailevi ve iş hedeflerinizi düzene sokmak hayatınıza uyum ve ahenk katacaktır. Ailevi hedefler, ailede birlik yaratır, sorun ve problemlerinizi, hedeflerinize ulaşmada bir fırsata dönüştürür. Bir grubun hedefinin netliği motivasyon ve odaklanma yaratır.

Ortak bir vizyona sahip olmak önemlidir. İnsanlar tek bir vizyon için bir araya geldiğinde, onu gerçekleştirmek çok daha kolay olacaktır. Vizyonun her bireyinin desteğine ihtiyacımız vardır. Bir orkestra gibi, ayrı enstrümanlar çalan farklı müzisyenlere sahip olabiliriz, fakat bütün üyeler aynı tona senkronize olmak durumundadır. Bütün müzisyenlerin katkısı olmaksızın ahengi yakalamak imkansız hale gelecektir.

Aile üyelerinizin kendi yeteneklerini keşfetmelerinde cesaret verici olmak ya da içlerinde var olan yeteneklerini keşfedecek ortamı yaratmak, onlara verebileceğiniz en harika armağandır.

Bir deneyimimi sizinle paylaşmak isterim... Bir çift, aile vizyonu ve hedefine yönelik onlara yardımcı olmam için bana başvurmuştu. Bu çift ve iki çocukları, birkaç görüşmeden sonra aşağıda sıralayacağım hedefler için ortak noktada buluştular: Ailemiz koşulsuz sevgi ve GÜVEN (TRUST) sergilemektedir. GÜVEN (TRUST: İngilizcesi) şunun kısaltmasıdır:

(T) Güven: Ailenin her bireyine güvenmek ve ailenin bir sevgi ve gelişme yeri olmasını dilemek

(R) Saygı: Her zaman ve her koşulda birbirlerine saygı duymak

(U) Anlayış Göstermek: Birbirilerinin ihtiyaçlarını anlamak için zaman ayırmak

(S) Destek: Aile fertlerinden biri zor bir dönem geçirdiğinde, yargılayıcı değil destekçi olmak

(T) Zaman Yönetimi: Birbirleriyle geçirmeleri gereken zamanı bir gereklilik olarak değerli kılmak. Eğer sınırlı zaman israf edilirse, daha sonra aile olmanın gerektirdiği birlikte olma zamanı tüketilmiş olur.

Yukarıda saydıklarımızın hepsi, koşulsuz sevgi ile gerçekleşir. Yaptığımız çok keyif verici bir aktiviteydi ve çocuklar bunun bir parçası olmaktan dolayı kendilerini güçlü ve önemli hissettiler. Aktivitelerden hemen sonra problemler tabii ki bitmedi. Bu gerçek dışı bir iyimserlik olurdu. Yine de aile, problemlerle başa çıkabilmek için daha donanımlı hale geldi. Aynı zamanda onlar ne istediklerine dair bir netliğe sahip olmuşlardı.

"Kökleriyle toprağa sıkı sıkıya bağlı bir ağacı yerinden sökmek oldukça zordur."

Bu bir Sufi deyişidir. Bu söylem, vizyonunuzun bir parçası olarak, değerlere sahip çıkılması gerektiği için söylenmiştir.

Paylaşılmış bir vizyon ve hedefe sahip olmak, ahenk ve denge için bir başlangıç noktasıdır. Kişisel, ailevi, iş vizyon ve hedeflerinizi hayatınızın daha öncelikli amacı haline getirerek düzene sokmak, sizleri sonsuz mutluluğa taşıyacaktır!
Yazının Devamını Oku

Manju Pattabhi Jois yeniden İstanbul’da

Geçen hafta, Ashtanga Yoga’nın önde gelen isimlerinden Manju Pattabhi Jois’in 18-20 Nisan tarihlerinde İstanbul YogaŞala’da olacağını yazmıştım. İşte, burada "Geleneksel Ashtanga Yoga Kursu" vereceğini de belirttiğim Jois ile yaptığım röportajın devamı, asi bir evlattan Ashtanga hocalığına varan ibret dolu yolculuğun öyküsü...

abanız öldüğü zaman yerini alacak olan yeğeninizin Ashtanga öğretisi ile ilgili herhangi bir endişe taşıyor musunuz?

- Umarım iyi olur ve umarım hiçbir şeyi değiştirmeden geleneksel öğretiye sadık kalır.

Sizinle çalışmadan ya da Mysore’da hiç eğitim almadan Ashtanga öğretenlerle ilgili endişe taşıyor musunuz peki?

- Yüzlerce hoca var ama geleneksel Ashtanga öğretisinde bir değişiklik yapmadan uyguluyorlarsa benim için fark etmez, istediklerini yapabilirler. Ashtanga’yı yaymak için tohum ekiyorlar ki bu iyi bir şey.

Chanting ve Pranayama’ya oranla duruşların önemi nedir?

- Hepsi yapılmalıdır, Jnana yoga da (bilgelik yogası) dahil olmak üzere. Felsefeyi anlamak için günlük ritüeline hepsini koymalısın. Asanalar fiziksel sağlığın için, Pranayama ve Chanting’ler içsel vibrasyon için gereklidir. Ne zaman ki hepsini yaparsın, işte o zaman Ashtanga’nın sekiz basamağını tamamlamış olursun. Bu babamın bize öğrettiği şekildir. Sadece asanaları yaparsan kendini fiziksel olarak iyi hissedersin, ancak Ashtanga yogadan öğrenmen gereken her şey bu kadar değildir.

Amerika’ya nasıl gittiniz, bir Amerikalı’yla nasıl evlendiniz?

- Annem beni babamla birlikte Amerika’ya yolladı, aslında benim böyle bir niyetim yoktu. Hindistan’da seyahat ediyor, kutsal kişilerle konuşuyor ve ashram’larda kalıyordum. Hayatımdan çok memnundum. Sonra Pondicherry’de yaptıklarımdan çok etkilenen biriyle karşılaştım. Bana bunu nereden öğrendiğimi sordu, ben de ona "Mysore’da babamdan öğrendim" dedim. O da babamın yanına gitti ve Amerika’ya dönünce kendi yoga okulunu açtı ve babamla beni eğitim vermek üzere oraya davet etti. Ben gitmek istemedim ve anneme babamla gitmesi için ısrar ettim. Annemse benim gitmem için ısrar etti. Amerika’da David Williams’la iki ay workshop yaptıktan sonra, David Hawaii’ye gitmek istedi ve bana orada kalıp derslere devam edip edemeyeceğimi sordu. Ben de "Olur" dedim ve kaldım.

Bu ne zaman oldu?

- 1975 yılında. Babama orada kalmak istediğimi söyledim. Önceleri biraz bozuldu, ama annemin "Orada kalma fırsatın olursa, kal" dediğini hatırlattığımda buna razı oldu. David’in okulu bana bırakması da onu ikna eden nedenlerden biriydi. Ama onu tek başına uçağa bindirip göndermek o kadar da kolay olmadı benim için. Ona Hindistan’a geri döneceğimi söyledim, bu sözümü ancak 11 yıl sonra tutabildim. Harika bir Amerikalı kadınla evliyim ve çok güzel bir kızım var. Dedesi onu çok seviyor ve onunla vakit geçirmekten büyük zevk alıyor. Yıllar sonra nihayet beni ve ailemi Mysore’a davet etti, orada yaşamamızı istedi. Böyle bir teklifin babamdan gelmesi beni duygulandırdı.

Hálá asana çalışıyor musunuz?

- Genellikle nerede olursam olayım, sabahları saat 03.00 ya da 04.00’te kalkarım ve yoga öğretmeye başlamadan önce kendi başıma duruşları yaparım. 60’ındayım ve sürekli seyahat ediyorum, kendimi formda tutmak zorundayım.

Yoga yaparken nasıl bir sıra takip ediyorsunuz?

- Başlangıç ve orta düzey yapıyorum. Sonra biraz ileri düzey ve arkasından yarım saat chanting ile meditasyon.

Hindistan’daki gezileriniz sırasında ermişlerden öğrendiğiniz en önemli şey neydi?

- Özgür olmayı, hiçbir şeye bağlı olmamayı öğrendim. Yanlarında hiçbir şey taşımıyorlar, bu da onlara inanılmaz bir özgürlük ve bilgelik kazandırıyor. Onlar "Hiçbir şeye bağlı olmamak gerekir, çünkü bu dünyadan ayrılırken hiçbir şeyi yanımızda götüremeyiz" diyorlar. Ben de bunu öğrendim.

Ayurveda ve dosha’ların ashtanga üzerinde nasıl bir etkisi vardır?

- Aslında Ayurveda, Ashtanga’nın bir parçasıdır. Biz de vata, pitta ve kapha’dan yani dosha’lardan bahsediyoruz. Ve eğer yogayı deneyimlemek istiyorsanız mutlaka diyetinizi değiştirmelisiniz, ki bu her ikisinin birbiriyle ne kadar ilişkili olduğunu gösterir.

İstanbul’da vereceğiniz kurslara katılacak kişilerin ne kadar yoga tecrübesi olması gerekiyor?

- Kurslara yogayı daha önce yapmış olan herkes katılabilir. Daha önceki yoga tecrübesi kısıtlı olanlar bile katılabilir. Hatta yoga tecrübesi kısıtlı olanların 7 günlük programın tümüne katılması, ilerlemeleri için faydalıdır.
Yazının Devamını Oku

Manju Pattabhi Jois yeniden İstanbul’da

Ashtanga Yoga’nın önde gelen isimlerinden Manju Pattabhi Jois, 18-20 Nisan tarihlerinde İstanbul YogaŞala’da olacak. Daha önce Türkiye’ye altı defa gelmiş olan Manju, çok sevilen "Geleneksel Ashtanga Yoga Kursu"nu verecek. Ashtanga Yoga’nın yaratıcısı ve Mysore Hindistan’da bulunan "Yoga Research Institute"un kurucusu ve başkanı olan Pattabhi Jois’un oğlu olan Manju Pattabhi Jois, 7 yaşından itibaren Ashtanga Yoga’yı babasından öğrenmeye başlamış. 15 yaşında yoga dersleri vermeye başlayan Manju, babası ile birlikte 1975 senesinde Ashtanga Yoga’yı ilk defa ABD’de California’ya getirmiş ve o zamandan beri de orada derslerine devam ediyor.

Manju, kendisini geleneksel "Ashtanga Vinyasa Yoga" eğitimini vermeye ve öğrencilerini "kendi benliklerini aramaya" yönlendirmeye adamış. Manju’nun eğitim tarzı öğrencileri tarafından yoğun, manevi yönleri öne çıkan, ilham veren ve esprili olarak tanımlanıyor. Geçen gelişinde ben de bir dersine katılma şansı yakalamıştım. Doğrusu enerjisinden ve herkesle tek tek ilgilenişinden etkilenmiştim.

Bu fırsatı kaçırmamanızı öneririm. Detaylar için YogaŞala’ya (0212) 263 24 11 no’lu telefondan veya info@yogasala.com adresinden ulaşabilirsiniz. İndirimli fiyattan yararlamak isteyenlerin acele etmelerini öneririm.

Şimdi de onunla daha önce yaptığım ve son derece etkileyici bulduğum bir röportajı sunuyorum efendim... Bu, asi bir evlattan bütün dünyanın saygı ile kabul ettiği Ashtanga hocalığına varan ibret dolu yolculuğu anlatan bir röportajdır.

n Ashtanga yapmaya ne zaman başladınız?

- Ciddi olarak Ashtanga yapmaya 13 yaşımda başladım. Babam beni çalıştırmaya 7 yaşında başladı, ancak ben o zaman çeşitli duruşları yapmayı sadece bir oyun olarak düşünüyordum. Zamanla ciddiye almaya başladım.

n Babanız yoga hocası olmanız için herhangi bir baskı uyguladı mı?

- Hayır, aslında doktor olmamı isterdi. Genellikle Hindistan’da aileler çocuklarının ya doktor ya da mühendis olmalarını isterler. Ancak ben kararımı vermiştim. Hindistan’ın dört bir yanındaki kutsal kişilerle tanışmak ve konuşmak, kariyerimi bu yolda sürdürmek üzere yola çıktım. İşte o zaman yoga felsefesi ile daha çok ilgilenmeye ve yoga hocası olmaya karar verdim.

n Hangi noktada bütün Hindistan’ı gezerek demonstrasyonlar yapmaya karar verdiniz?

- Liseden hemen sonra, üniversiteye gitmek istemiyordum, tüm dünyayı görmek istiyordum. Ayurveda ve homeopathi eğitimi alan, ancak bu işi yapmak istemeyen bir arkadaşımla beraber trene atladık ve Hindistan’ın kuzeyine gittik. Ben buraya daha önce de gelmiştim, ama bir kez daha görmek istedim. Ben yoga duruşlarını yapıyordum, o da duruşların isimlerini söylüyordu. Böylece kazandığımız birkaç kuruşla bir sonraki durağımıza varıyorduk. Ne kadar eğlenceli olduğunu anlatamam size...

n Seyahat edip yoga eğitimi verirken babanızın yolunu mu izlediniz?

- Evet, her zaman ve hiçbir şeyi değiştirmeden.

n Bu yolculuğun yoga eğitmenliğiniz üzerinde ne gibi etkileri oldu?

- İnsanlar bizim yaptığımız gibi bir sıralamayı hiç bilmiyorlardı. Sadece oradan buradan gördüklerini uyguluyorlardı. Bu uygun hale getirilmiş sıralama onları çok etkiledi. Bunu nasıl yaptığımız, babamın bunları Krishnamacharya’dan nasıl öğrendiği ve benim ondan nasıl öğrendiğim; tüm bunlardan çok etkilendiler.

n Öğrettiğiniz yol ile babanızın size öğrettiği yol farklı mı?

- Sanırım çok küçük değişiklikler var. Babam güneşe selamla başlayıp sırayla tüm vinyasayı yapar. Bu bizim de her zaman yaptığımızdı, ancak zaman kısıtlılığına bağlı olarak bazı değişiklikler yaptık. Birçok insanın bu kadar vakti yok ve her şeyi yapamazlar. Birçok Namaskar yapılan eski bir yöntemi kullanıyorum. Ne kadar çok Namaskar yaparsanız, o kadar çok fayda sağlarsınız. Ben workshop’larımda da bu yöntemi öğretiyorum.

n Babanıza kıyasla Ashtanga camiasındaki yerinizi nasıl görüyorsunuz?

- Ben kendimi yoganın bir habercisi olarak görüyorum. Dünyayı gezerek Ashtanga’nın yayılmasını sağladım.

n Mysore’a tekrar döndünüz mü? Orada kalmayı düşünüyor musunuz?

- Evet, geçen yıl tekrar oraya gitmeye başladım. Babamla vakit geçirdim ve bundan büyük keyif aldım. Babam oraya dönmemi ve orada yoga öğretmemi çok istiyor. Ama sanırım bunu yapamayacağım, çünkü şimdi yaptığım işi çok seviyorum.

n Babanız öldüğü zaman yerini alacak olan yeğeninizin Ashtanga öğretisi ile ilgili endişe taşıyor musunuz?

- Umarım iyi olur ve umarım hiçbir şeyi değiştirmeden geleneksel öğretiye sadık kalır.

(Devam edecek...)
Yazının Devamını Oku

"Anahtar" hayatınızda hangi kapıları açacak

Siz hayatınızdaki her şeyi baştan aşağı değiştirip, yeni bir yaşam mı istiyorsunuz? "Hayatta her şey istediğim şekilde olsun" mu diyorsunuz? Şimdiye kadar pek çok yöntemle anlatılan bu mucizenin yolunu bir de Joe Vitale’den okuyun. Bakalım "Anahtar" hayatınızda hangi kapıları açacak? Hayatınızı sonsuza kadar değiştirecek, kendi potansiyelinizi tam olarak kullanabilmenin gizli anahtarını Joe Vitale, kitabında açıklıyor.

İşiniz, finans ya da kişisel ilişkiler konusunda sıkıntı mı yaşıyorsunuz? Ne kadar uğraşırsanız uğraşın bir şeyleri gerçekleştirmede ümitsiz bir durumda mısınız? Rüyalarınızın gerçekleştirileceği konusunda kaygılara mı sahipsiniz? Bütün bunlarla boğuşmaktan yorulduysanız, "Anahtar" (The Key) kitabı size olasılıkların, yeni bir dünyanın kapılarını açacak.

"Anahtar" zenginlik, sağlık, başarı, mutluluk ve yaşamdan beklediğiniz herhangi bir şeyi elde etmek için kayıp sırrı ortaya koymaktadır. Kitabında 10 arınma yöntemi veren Vitale, "Potansiyellerinizi kullanabilmek için kayıp sırrı keşfederek yaşamda istediğiniz her şeyi kendinize çekeceksiniz. Anahtarı çevirin, özgürlük ve tatminin ilk adımını atın" diyor.

Hayatınız değişebilir

Siz de onlarca kişisel gelişim kitabını, çekim yasası kitaplarını büyük bir heyecanla devirip, çevrenizdekilere heyecanla anlatanlardan mısınız? Aldığınız bilgilerin gücünü hisseden ve herkesle paylaşmak isteyenlerden misiniz? Kendinizi birçok kez çekim yasası var mı yok mu tartışmasının ortasında mı buldunuz? Çevrenize bu bilgilerin nasıl işlediğini ve neler yapılabileceğini göstermenin en güzel yolu, önce kendi hayatınızda değişimleri yaratmaktır. Peki, okuduğunuz tüm kitaplara rağmen halen istediğiniz değişimleri yapamıyor ve istediğiniz sonuçları alamıyor musunuz?

Anahtar, tam da bu sebeple yazılmış bir kitap. Joe Vitale "Anahtar" kitabında sizi harekete geçirecek ve sonuçlarınızı değiştirecek anahtar noktaları açıklıyor ve başarı ve mutluluk için önünüzdeki sis perdesini kaldırıyor.

Hissettiğinizi çekersiniz

Kitabı Türkiye’de Pegasus Yayınları’ndan çıkan Joe Vitale ile kısa bir röportaj yaptım. Vitale, kendi hayatında da yokluk çekmiş, kilo ve sağlık problemleri yaşamış, herkes, hepimiz gibi biri. Ancak bütün bu yaşadıklarını kendine kazanç olarak değiştirmeyi başarmış. Bunun yöntemlerini de kitabında anlatıyor zaten. Ayrıca "The Secret" (Sır) kitabında da kendisi var. Benim inancım da Vitale ile aynı:

"Tüm dünya içinizde hissettiklerinizin bir yansımasıdır. Eğer sevgi hissederseniz, sevgi çekersiniz. Çünkü sevgi, minnettarlığı içinde barındırır, minnet duyacağınız daha fazla şeyi kendinize çekersiniz. Bu "The Secret"ın da özüdür."

"Dışarıda" bir şey yok, hepsi "içinizde"

Çok sayıda çekim yasası kitabı yayınlandı. "Anahtar" kitabını bunlardan ayıran şey nedir?

- "Anahtar" kitabı, çekim yasasının işlemesini sağlayan kayıp sırrı ortaya koymaktadır. Pek çok insan çekim yasasının her zaman işlediğini anlamaz. Oysa çekim yasası bilinçaltı bir seviyede her zaman işlemektedir. Siz istediğiniz şeyi elde etmezsiniz, siz bilinçaltı zihninizin istediği şeyi elde edersiniz. Arada büyük bir farklılık vardır.

"Anahtar" kitabınızda çokça bahsi geçen bir kitap var: "Zero Limits". Yakında Pegasus Yayınları tarafından yayımlanacak. Bu kitap hakkında neler söyleyebilirsiniz?

- "Zero Limits" bir kişinin bilinçli olarak sahip olmayı tercih edeceği şeyi çekmesi için sınırlandırıcı inanışlarını temizlemenin bir yoludur. O, sevgi ve affetme üzerine temellenmiş olan basit bir yöntemdir aslında.

Spiritüel konularla ilgilenmeye başladıktan sonra yaşantınızda nasıl değişiklikler oldu?

- Yaşam daha kolaylaştı ve ben daha mutlu oldum. Egodan arındığınız ve ilahi bir düzeye çıktığınız zaman, yaşam çok daha mucizevi olmaya başlar. Başarılarımın çoğu onlara karşı direnmeye çalışırken gelmiştir.

Siz "İnternet’in Buda’sı" olarak tanınıyorsunuz. Bu tanımlamaya katılıyor musunuz?

- Ben bu tanımlamadan memnunum. İnternet herhangi bir kişinin, herhangi bir yerde istediklerini yapmasını ve iyi bir yaşantı sürmesini mümkün kılan bir araçtır.

Kısaca, fiziksel ve mistik dünya arasındaki farklılıklar ve bağlantıları söyler misiniz?

- Onlar bir madalyonun iki yüzüdür. Fiziksel dünya görebildiğimiz; mistik dünya ise göremediğimiz şeydir. Bir kişiye baktığınız zaman, fiziksel yönlerini görürsünüz, ancak onun içinde sizin göremediğiniz kendi ruhları vardır. Bu, yaşamdaki her şey için geçerlidir.
Yazının Devamını Oku

Ashtanga’dan Vinyasa’ya

Yoga yapmak istiyorsunuz. Sizin için doğru olan stili nasıl bileceksiniz? İşte size dünyada en popüler olan hatha yoga metotları... Stil: Anusara

Kurucu/Guru:
John Friend

Nasıl bir yoga: Bedende akan enerjinin farkına vararak dikkati ve farkındalığı birleştirip ilahi doğanı anlamanı sağlar.

Ne beklenir: Derse, içe dönüş temalı dua ile başlanır. Derste samimi bir atmosfer beklenir.

Websitesi: anusara.com

Stil: Ashtanga

Kurucu/Guru:
Sri K. Pattabhi Jois

Nasıl bir yoga: Vinyasa ile birbirine bağlanan pozlardan oluşur ve nefesle senkronize edilir. Bu iç ısının artmasına, terleme ve temizlenmeye neden olur.

Ne beklenir: Öğrenciler derse primer seri ile başlar. 6 seri vardır. Dersler enerjik ve motive edicidir. Derste terleme beklenir.

Websitesi: ashtanga.com, ayri.com

Stil: İntegral

Kurucu/Guru:
Sri Swami Satchidananda

Nasıl bir yoga: Hatha yogayı diğer yoga okulları ile birleştirir.

Ne beklenir: Yönlerdirmeli gevşeme, meditasyon, ilahi söyleme ve nefes egzersizleri yapılır. Dersten sonra mutlu ve keyifli olma beklenir.

Websitesi: iyiny.org / yogaville.org

Stil: İyengar

Kurucu/Guru:
Sri B.K.S Iyengar

Nasıl bir yoga: Anatomik hassasiyete dikkati yönlendirerek farkındalığı artırır. Şifa etkisi vardır.

Ne beklenir: Diğer yoga türlerine oranla duruşlarda daha uzun kalınır. Yardımcı aletler kullanılır.

Websitesi: bksiyengar.com

Stil: Kripalu

Kurucu/Guru:
Swami Kripalu

Nasıl bir yoga: Hareketli meditasyon ve duruş serilerinden oluşan serbest formda yoga. Gevşeme ve şifa ile desteklenir.

Ne beklenir: Fiziksel limitasyonları olan ya da meditasyona ağırlık vermek isteyenler için idealdir. Dersten sonra huzur beklenir.

Websitesi: kripalu.org

Stil: Kundalini

Kurucu/Guru:
Yogi Bhajan

Nasıl bir yoga: Tekrarlayan hareketlerle yapılan enerji dolu bir yogadır ve kundalini enerjisini açığa çıkarmak için yapılır.

Ne beklenir: Dersler kriya, tedavi etkili art arda sıralanmış hareketler, gevşeme, ilahi okuma ve mantra tekrarından oluşur. Kişiyi düşündüğü limitlerin üzerine çıkarır.

Websitesi: 3ho.org

Stil: Power

Kurucu/Guru:
Baron Baptiste

Nasıl bir yoga: Sert, sıkı, dinamik bir uygulamadır.

Ne beklenir: Fiziksel olarak zorlayıcı bir yogadır. Duruşlar ileri seviyede ve uzun süre tutularak yapılır.

Websitesi: poweryoga.com

Stil: Sivananda

Kurucu/Guru:
Swami Vishnudevananda

Nasıl bir yoga: Bütün yoga yollarının, karma, bhakti, raja ve jnana’nın birleştiği bir tekniktir.

Ne beklenir: Yoğun bir nefes alıştırması ve mantra meditasyonu ile ders tamamlanır.

Websitesi: sivananda.org

Stil: Viniyoga

Kurucu/Guru:
T.K.V. Desikachar

Nasıl bir yoga: Kendini keşfetme ve dönüşüm için uygulayıcıya yol gösterir.

Ne beklenir: Yumuşak, şifa verici, zorlamayan bir yogadır. Bazen kişinin sağlık problemine göre birebir çalışmak gerekir.

Websitesi: viniyoga.com

Stil: Vinyasa

Kurucu/Guru:
Srivatsa Ramaswami

Nasıl bir yoga: Ashtanga yogaya serbest formda değişiklik getiren Amerikan tarzıdır.

Ne beklenir: Nefesle koordine edilen akıcı tarzda bir yoga uygulamasıdır. Zorlayıcı ya da meditatif olabilir. Yoga yaparken müzikten hoşlanıyorsanız tam size göredir.

Websitesi: vinyasakrama.org

Stil: Jivamukti

Kurucu/Guru:
Sharon Gannon ve David Life

Nasıl bir yoga: Bhakti yoga ve ahimsa üzerine kurulmuş, hareketlerin birbirine bağlı olarak yapıldığı, klasik ruhsal yoga filozofisine uygun enerjik bir yogadır.

Ne beklenir: Derslerde ilahiler söylenir ve meditasyon yapılır. Çok çalışma ve ruhun canlanması beklenir.

Stil: Yin Yoga

Kurucu/Guru:
Paul Grilley

Nasıl bir yoga: Yer hareketlerinin gevşek halde 3-5 dakika süreyle tutulduğu şeklidir. Yoganın diğer tüm çeşitleri olan "Yang" formu için ideal bir tamamlayıcıdır.

Ne beklenir: İnsan vücudundaki meridyenleri uyararak terapi etkisi yapar.

Websitesi: paulgrilley.com

(*) Sevgili Neslihan İskit’e teşekkürler...
Yazının Devamını Oku

Teta şifası ve DNA aktivasyonu

Daha önce İstanbul’a geleceğini yazdığım Dr. Sangeeta Sahi’nin programı netleşti. O kadar çok mail almıştım ki tekrar yazıyorum. Benim de tecrübe etme şansını bulduğum, Sahi’nin uyguladığı Teta şifasını hatırlatayım istedim. "Teta" Yunanca’da "Ruh" demektir. Beyninizin ağırlıklı olarak teta beyin dalgasında olmasına izin vermek, size ruhunuzun ve daha ötesinin, "var olan her şeyin kaynağı"nın enerji frekanslarına ulaşma imkanı sağlar.

Teta, saniyede 4-7 döngü ile çok yavaş bir beyin dalgasıdır. Bu birlik alanında, gerçekten olduğunuz kaynak ile bağlanırsınız, emir verebilir ve anlık fiziksel, duygusal, zihinsel iyileşmelere şahit olabilirsiniz. Herkes anlık iyileşme alabilir. Eğer siz deneyimleyemiyorsanız, bu anlık bir şifa almaktan alıkoyan bir inanç sistemi, programı veya şartlanma tutuyor olmanızdan kaynaklanıyordur.

İnançlarınızı yaratan, tekrarlayan düşüncelerinizdir ve bu inançlar da sizin yaşamınızdaki ruhsal, zihinsel, duygusal ve biyo-kimyasal tecrübelerinizi yaratır.

Teta halindeyken bu tıkanıklıkları, inançları tespit edebilir, onları silebilir, seçtiğiniz hayatı ve gerçekliği deneyimlemenize izin verecek yeni inançları aktif hale getirebilirsiniz.

Kutupluluğun olmadığı bu alanda kendi gerçek benliğinizi deneyimleyebilme yeteneğine sahip olursunuz ve hayatınızda seçmiş olduğunuz en elverişli sağlık, zenginlik ve yaratıcılığı tezahür ettirir, yaratırsınız. Bu tıkanıklıkları düzenlemek ve basit, etkili, anlık olarak değişimlerini deneyimlemek için gerekli araçlara sahip olursunuz.

Dr. Sangeeta Sahi’nin kursları İstanbul’da

n Para, Güç ve Refah
(Eğitim Tarihleri: 12 Mart)

n Temel Theta İyileştirme Kursu (Eğitim Tarihleri: 22-23-24 Şubat)

n İleri Düzeyde Theta İyileştirme Kursu (Eğitim Tarihleri: 29 Şubat, 01-02 Mart)

n Gerçek Gençler (Eğitim Tarihleri: 08-09 Mart)

Emrecan Piriçcioğlu’nun "Gerçek Gençler" semineriyle ilgili görüşü ise şöyle: "Ben 1990 yılında doğmuş bir gencim, yani 18 yaşındayım. Temel ve İleri Düzeyde Theta İyileşme Workshop eğitimlerine katıldım. Eğitim hakkında altını çizerek belirtmek isteyeceğim en önemli iki nokta şu ki: Öğrenirken kişinin kanalları açılıyor ve kişi değişime hazır olduğunda tüm korkularından arınıyor. Korkularla yüzleşmek, onlarla başa çıkmak ve bütünleşmek bazıları için zor olabilir ama sonunda bu kişinin yaşamı çok daha anlamlı ve kolaylaşmış olabiliyor. Zaman değişiyor, insanlar değişiyor, enerjiler değişiyor, dönüşüyor ve gelişiyor. Düşünme, hayal kurma ve yapma zamanı bitmiştir. Şimdi yalnızca ’olma’ zamanıdır... Düşüncelerimiz, sözlerimiz ve aksiyonlarımız oluyoruz. Kişi kendi içindeki gücün farkında olabilirse, zahmetsiz bir var oluş aşamasına ulaşabilir... İşte o zaman kişi gerçek bir insan olabilir."

Kursların Tamamı için

Eğitim Yeri:
Nippon Hotel Taksim / İstanbul

Bilgi için: www.drsangeetasahi.com

Tel:
(0212) 368 47 95
Yazının Devamını Oku

Hadi aşık olalım

Bugün el mecbur aşk ekseninde bir yazı yazacağım! 14 Şubat Sevgililer Günü’ne bir de Çekirge ekseninden yaklaşın istedim. Kutlu olsun!

Sokrat’tan bugüne aşk manzaraları / Sibel Atasoy

Aşkın kimyası, işlevi, süresi, ilahi aşk, aşkınlık...

Yeni aşık olmuş kişiler birbirlerine çok benzer, en azından biyokimyasal olarak... Normal olarak, erkeklerin kanında testosteron daha çok vardır. Ama aşık olduğunda testosteron oranı iner, kadınınki ise yükselir. "Bir şekilde, kadınlar daha erkeksi, erkekler de daha dişi olur" diyor Marazziti. "Sanki doğa, cinsiyetler arası farkı sıfırlamak istermiş gibi."

"Hayır, insanın bir aşkı oldu mu, "Bu sapıtmıştır, ötekinin aklı başındadır" diye, aşksız bir adamı aşık olana üstün tutmamalıdır. Sapıtmanın kötülük olduğu açık açık bilinseydi böyle konuşmaya hak verilirdi; halbuki en büyük iyilikler bize muhakkak bir Tanrı vergisi olan sapıtmanın aracılığıyla gelir. (Sokrat)

"Mevlana Şems ile buluştuğu zaman adeta zeytinyağı konmuş, fitili bükülüp yerleştirilmiş ve yeri neresi ise oraya asılmış bir kandildi. Yanarsa bütün dünyayı aydınlatacak, ne ışığı azalacak, ne yağı tükenecek, nuru günden güne parlayacaktı. Fakat bir kibrit, bir alev, bir şule lazımdı kandili yakmaya. Ve işte Şems bu görevi yapmıştır. Ama o kandil yanınca kendisi de bir pervane kesilmiş, varlığından geçip gitmişti." (A. Gölpınarlı)

Bu sohbete katılım ücretsiz.

Yer: Şifa Çemberi Eğitim & Danışmanlık Merkezi / Büyükdere Cad. 151 B Blok Yonca Apt. K:7 D:31 Zincirlikuyu

Tel: (0212) 347 41 53

http://www.sifacemberi.com

Sevgi üzerine

Katılanların hayran kaldığı, "Sevgi üzerine çok çalışmaya girdik ama böylesini yaşamadık" dediği Spersa, beğeni üzerine tekrar geldi. 11-17 Şubat arasında İstanbul Bilgi Paylaşım Derneği ve 18-25 Şubat arasında Ankara Neva Sanat ve Gelişim’de her akşam farklı grup çalışmalarının yanı sıra bireysel çalışmalar da sunacak. Ancak buraya yazmamın sebebi, 14 Şubat akşamı ücretsiz vereceği çalışma...

İlla sevgili olmanız gerekmiyor, sevdiğiniz birine hediye edebilirsiniz bu akşamı.

Sevgili olan ya da olmayan, sevgiyi daha büyük anlamıyla paylaşmak, anlamak isteyen herkese açık kalbi Spersa’nın (tabii yeri müsaade ettiği kadar!). Neler yapılacak bu gecede?

14 Şubat’ta Spersa kalbinize dokunurken "Dünya Sesle Şifa Günü" de kutlanacak. Dünyanın dört bir köşesinde yapılacak olan sevgide kavuşuma siz de katılın. Ayrıca: Çakralar dengelenecek. Ortak niyet ortaya konacak: Sevgi, birlik, barış, uyum, şefkat, merhamet, Küresel Uyum (Global Harmonization)... Hep beraber "Om mani padme hum" (Selam sana, lotustaki mücevher) mantrasıyla şarkı söylenecek. Bu kısımda müzik aleti çalan herkesin, enstrümanlarını getirmeleri öneriliyor. Perküsyon aletleri dahil.

Yer: Bilgi Paylaşım Derneği / Taksim Mete Caddesi, Park Apt. No:24/5 Taksim

Tel: (0532) 612 85 17
Yazının Devamını Oku

Jivamukti Yoga için Yogaşala’ya

Etiler Kortel Korusu’nda, yeşillikler içindeki Yogaşala, insanı şehirden koparıp bambaşka dingin alemlere götürür. Buraya gelen çok önemli yabancı hocaların da takip edilmesi gerekir. İşte onlardan biri: Yogeswari, 8-9-10 Şubat tarihleri arasında Jivamukti Yoga dersleriyle İstanbul’da...

ünyaca ünlü "Jivamukti Yoga New York"tan Yogeswari, Yogaşala’da bir hafta sonu kursu veriyor olacak. Tarihleri de 8-9 ve 10 Şubat (8 Şubat 19:30-21:30, 9-10 Şubat 15:00-18:00)...

Bu kurs, Asana’ların (yoga hareketlerinin) Vinyasa Krama (hareket ve nefesin birbirine bağlanması) bağlamında, mat üstünde doğru uygulanması ve bunun günlük hayatımıza yansıması konusunda derinleşecek. Vinyasa serisine maksimum etkinliği kazandırmak için her derste arkaya eğilme, döndürme, kalça açma ve ters duruşlar gibi farklı hareket gruplarına odaklanılacak. Bu kurs her seviyeye açık olup, kurs dili İngilizce olarak yapılacak ve kurs sırasında tercüme yapılmayacak, bilginize...

Jivamukti Yoga nedir

Jivamukti Yoga, Sharon Gannon ve David Life tarafından 1984 yılında, New York’ta kuruldu. Jivamukti Yoga’nın temelinde Vinyasa Krama uygulaması sayesinde deneyimlenebilecek 5 farklı yogik disiplin olan Swadhyaya (Kendini Tanımak), Ahimsa (Şiddet Uygulamamak), Dhyana (Meditasyon), Bhakti (Bağlılık) ve Nada (Sesin Yogası) bulunuyor.

Yogeswari kimdir

Yogeswari, Jivamukti Yoga’nın en eski ve üst düzey hocalarından biri... New York’ta yaşayan Yogeswari, tüm dünyada eğitim vermekte olup düşünce geliştiren öğretileri ve hem yaratıcı hem de canlı Asana sıralamalarıyla çok iyi tanınıyor. Yogeswari’nin bunun yanı sıra 20 yıllık bir dans ve koreografi geçmişi de var.

Kurs Ücreti: 285 YTL

Tel: (0212) 263 24 11
Yazının Devamını Oku

İç Denge Yogası

Asthanga Yoga, Dinamik Yoga, Pilates, Yoga Trans Dance tekniklerinden bir harmanlama ile ortaya çıkan kuvvetli bir yoga biçiminden bahsedeceğim. İç Denge Yogası, bedensel ve zihinsel konsantrasyon gelişimi ile farkındalığı yükseltiyor. Kişiye yüksek kalori kaybının yanı sıra sağlıklı, fit bir beden kazandırıyor. Madhulika Mara’nın (Didem Ertan) geliştirdiği yöntem, Galatasaray’da Fazıl’s Studio’da...

ande Minetoğlu adlı Çekirge okuyucusundan aldığım mail’i aktarıyorum size:

"Selamlar...

Fazıl’s Studio NYC, New York’un 100 yıllık bir dans stüdyosunun Avrupa genelindeki merkezi olarak İstanbul’daki yerini almıştır. Didem Ertan’ın (namı diğer Madhulika Mara), İçsel Denge çalışmasına ben de zevkle katılıyorum ve çok memnunum.

Sizin yazılarınızı da zevkle okuyorum. Bu iki zevki birleştirmek istedim.

Sevgiler. Güzel günler..."

Madhulika Mara’nın kendi adını taşıyan internet sitesine girdiğinizde, yerçekimine karşı koyan, adeta uçan, kemikleri yokmuşçasına eğilip bükülen uzun saçlı şahane bir kadın görüp şaşırıyorsunuz. Ama bunları, bir süre sonra sizin de yapabileceğinizi biliyor muydunuz? Hayatta her şey denge üzerine kurulu. İç Denge Yogası da Madhulika Mara (Didem Ertan) tarafından, üzerinde titizlikle çalışılarak, sistematik bir şekilde düzenlenmiş kuvvetli bir yoga biçimi. Asthanga Yoga, Dinamik Yoga, Pilates, Yoga Trans Dance tekniklerinden bir harmanlama ile ortaya çıkan bu yeni yoga biçimi, bedensel ve zihinsel konsantrasyon gelişimi ile farkındalığı yükseltiyor. Kişiye yüksek kalori kaybının yanı sıra sağlıklı, kuvvetli ve fit bir beden kazandırıyor. Unutmayın ki beden ve zihin buluştuğunda gerçek denge o zaman ortaya çıkacaktır. Denge Yogası, daha önceden yoga yapmış ya da yapmamış herkes için uygun. Seride üç seviye rengi var: Siyah-Beyaz-Mor.

Profesyonel dansçı, eğitmen ve koreograf olan Mara, İç Denge Yogası’nı kendisinin ve dansçıların üzerinde deneyerek geliştirmiş. Metodu ders boyunca giderek temposu artan bir hareket serisinin üzerine oturtmuş. Bu yoganın etkileri neredeyse ilk birkaç derste bedende ve zihinde kendini göstermeye başlıyor. Mara, Denge Yogası’nı İstanbul’da Fazıl’s Studio NYC, Açık Sahne, Mavi Dans ve çeşitli mekanlarda atölyeler vererek tanıtıyor.

Bilgi için: info@madhulikamara.com / www.madhulikamara.com / Fazıl’s Studio NYC Tel: (0212) 249 69 54
Yazının Devamını Oku

Düşünce kalıplarından kurtulun Herkes istediği gibi bir hayat yaşamanın peşinde!

Peki bu ne kadar mümkün? Dr. Sangeeta Sahi, bilinçaltını kodlama teknikleriyle bunun mümkün olduğunu söylüyor. Derinlerde bir bilinçaltı zihin vardır. Maddeyi bu güç kontrol eder, çünkü onun içinden doğmuştur ve maddenin bu kadar bilinçsiz görünmesi de bundandır. Fiziksel beden de aynı nedenle bu gücün etkisi altındadır. Çoğunlukla bedenin içinde neler olduğunun bilincinde olmamamızın nedeni budur. Varlığımızın önemli bir bölümü olsa da bilinçli irademizi onun üzerinde pek kullanamayız. İçimizdeki Yüksek Güç doğal sürecinde bilinçaltını kendine açıp, onu kontrolüne ve ışığına alacaktır." Sri Aurobundo

Zamanın doğuşundan bu yana insanoğlu maddesel dünyayı ve maddeyi kontrol etmenin, etkilemenin ve yönetmenin gizemi üzerine çalışmıştır. Ulaştığımız yanıtlarsa kendi içimizde yatar. Maddesel varlığımızın yüzde 80’i bilinçaltı zihnimiz tarafından kontrol edilir. Bilinçaltı tam anlamıyla bir bilgisayar gibi çalışır; tüm imgeler, izlenimler, anılar süzülmeden ve sansürlenmeden ona işlenir. Bu izlenimler ya da hatıralar tekrar tekrar işlenirse inanışlara, şartlanmalara, alışkanlıklara dönüşürler.

Çevremize, ilişkilerimize karşı tepkilerimizi bu inanışlar ve davranış kalıpları yaratır. Örneğin, çocukluğunuzda size zenginlerin kötü insanlar oldukları söylendiyse ve bilinçaltı zihniniz bu kodlanmayı kabul ettiyse, bugün maddesel gerçekliğinizde zengin olmayı nasıl yaşayabilirsiniz ki? Zihniniz kötü bir insan olmanıza izin vermeyecektir.

Aynı inanış maddesel sağlığınızı da yaratır. Eğer zengin olmayı seçtiyseniz ve zihniniz zengin olmanıza izin vermiyorsa, zengin olmak ve zengin olmanın getirdiği maddi lüksleri yaşayabilmek için hayatınızın büyük bölümünü daha çok para kazanarak geçireceksiniz. Maddesel bedeniniz strese girecek, yorulacak, yıpranacak. Bu da bir dizi kimyasal dengesizliğe ve hastalığa yol açacak.

Bu bilinçaltı inanışlar ve kodlamalar aile genleri, kültürel ve tarihi etkiler, okul, aile, arkadaşlar, geçmiş yaşamlar ve ruhun geçmiş inanışları gibi farklı katmanlardan kaynaklanır.

Peki ya bu inanışları, şartlanmaları ve kodları bütünleştirip, bugün yaşamayı seçtiğiniz maddesel gerçekliğe daha uygun kodlarla değiştirmenin bir yolu olsaydı?

Böyle bir yol var. Geçmişte yaşamak yerine, Sri Aurobundo’nun gösterdiği gibi içinizdeki Yüksek Güç’le bağlantıya geçerek var olan inanış ve kodlamalarınızı öğrenebilir ve onları seçtiğiniz maddesel yaşamı deneyimlemenize izin verecek kodlarla değiştirebilirsiniz.

Böylece iş ve kişisel ilişkileriniz, bedensel ve zihinsel sağlığınız ve yaşam tarzı seçimleriniz değişecektir. "Zenginler kötü insanlardır" kodunu alıp, yerine "zenginler insandır" kodunu koyarak hayatınıza birçok yeni fırsatı çekip, zengin olmayı yaşayabilirsiniz. Böylece spiritüel hakimiyeti gündelik yaşamınıza uygulamış olursunuz.

Seminerleri kaçırmayın

Dr. Sangeeta Sahi, Hindistan ve Amerika’da birçok spiritüel ustayla çalıştıktan sonra Birleşik Devletler ve Doğu Avrupa’da kuantum fiziği ve biyofizik üzerine araştırmalar yapmış bir tıp doktorudur. İnsan enerjisi ve bilinci alanlarında derinlemesine çalışmış ve bunları zihnin fiziksel sağlık, beslenme ve değişim sistemleriyle bağdaştırmıştır.

Dr. Sangeeta Sahi, tüm dünyayı dolaşarak "bilinçaltı yeniden kodlama teknikleri"ni de içeren kuantum bütünleyici modeli üzerine dersler veriyor.

Dersleri ve atölyeleri hakkında daha fazla bilgi almak için www.genuinehumanbeing.net adresine başvurabilirsiniz.

Bu arada şubat ve mart ayında İstanbul’da düzenleyeceği seminerleri kaçırmamanızı öneririm. Hayatınızı istediğiniz gibi yaşamak için!
Yazının Devamını Oku

Sanatın pozitif gücü

İfadesel Sanatlar ve Sosyal Değişim Danışmanı (Expressive Arts and and Social Change Consultant) Ayşe Songül Vardar ile tanışmanızı istedim. Sorunlarınızla aranıza sanatla mesafe koymak için! Hayatıma bir şekilde giren, içimi ferahlatan insanlar var. Bunlara son örnek, sevgili dostum Sercan Çalışkan sayesinde tanıdığım Songül Vardar... Sorunlu ve sorumlu hayatlarımıza bir ışık gibi doğacak sanat terapisini anlatıyor yazısında. Eğer bugünlerde siz de benim gibi derin bir nefes alma ihtiyacı içindeyseniz Songül Vardar’ın yazısını okuyun. Bir çıkış yolu bulacaksınız mutlaka!

* * *

Çocukluğumdan hafızamda yer etmiş bir anım var. Daha okula başlamamıştım. Sokakta oynayabiliyorduk o zamanlar, her yer binalarla kaplanmamıştı. Bütün gün sokakta, boş arsalarda koşar, gezer, oyunlar icat ederdik. Evin arka tarafındaki topraklar gelincik tarlasına dönerdi bahar aylarında, cazibesine kapılırdık kırmızının, koşardık tarlalarda. Yine sokakta oynadığımız bir gündü... Tül gibi uçuşan kırmızıların büyüsüyle zamanı unutmuş ve evden epey uzaklaşmıştık. Birden yağmur bastırdı, küçük adımlarımızla koşarak geriye dönmemiz epey uzun sürdü. Eve varınca, yokluğumdan hayli endişelenen annem, kaygısını ve sevgisini süpürge dayağıyla belli etti. Sonra üzerimi değiştirdi, boya kalemlerimi ve resim defterimi verip, sobanın yanı başına oturttu beni. Resim yapmaya başladım. Süpürgenin kızarttığı yerlere rağmen, giderek artan bir yoğunlukta huzurlu hissettiğimi hatırlıyorum. Çok şey iç içeydi belki o anda ama sıcacık soba bedenimi ısıtırken, resim yapmak da içimi ısıtmıştı. Resim yaptıkça, süpürgenin izleri silinmiş, acımı unutmuştum. Yıllar geçti çocukluğumun bol oyunlu, bol hayalli ve resimli günlerinden bu yana... Epey bir ara verdim resim yapmaya, ama dönüşüm şahane oldu. 2 yaşındaki kızımla bol bol oyun oynuyor, resim yapıyor, şarkı söyleyip, dans ediyoruz. Unuttuğumu sandığım oyunlar, şarkılar yüzeye çıkıyor anıların arasından. Ada’yla bu anları yaşarken görüyorum ki resim yapmak, dans etmek, oyun oynamak için hiç çaba sarfetmesine gerek yok onun. Performans kaygısı yok, sonunda ne çıkacak gibi estetik bir endişesi yok. Sadece içinden geleni yapıyor, "an"ın tadını çıkarıyor... Büyüdükçe ise durum farklılaşıyor. Büyüdükçe, "an" bizden uzaklaşıyor mu ne? Geçmişin muhasebesiyle, gelecek kaygısı arasında kendimizden iri kıyım birer sandviç yapmaya pek meraklı hale geliyor, sıkışıklık duygusuyla yaşamayı alışkanlık haline getiriyoruz çoğunlukla. Sorunlarımızı çözmek için ise yaratıcı potansiyelimize başvurmak genellikle hiç mi hiç aklımıza gelmiyor.

İçimizdekini anlamanın yolu

Sanat terapisiyle tanıştıktan ve hayatımın rotasını bu yöne çevirdikten sonra, sorunlar yaşadığım dönemlerde ve önemli kararlar arifesinde resim yapar, dans eder, yazarım. Sorunla arama sanat ile mesafe koymak iyi gelir, zihnim berraklaşır, yeni bir boyut kazanır olay. Bir karar arifesindeysem de, yaratma eylemi beni cesaretlendirir, nefes verir. Yakın zamanda başlattığım Köprü Yaratıcı Atölye çalışmalarında, yaratıcı deneyimin pozitif gücünü katılımcıların da hissettiğini paylaşımlardan öğreniyorum. Bu çalışmalardaki amacım, kişilerin kendileriyle ilgili keşiflerini ve bunları en otantik biçimde ifade edebilmelerini sanat yaparak teşvik etmek. Atölye sırasında ve sonrasında rahatladıklarını, streslerinin kaybolduğunu, bedenlerine yönelik bir farkındalık ve duyarlılık yaşadıklarını, daha doygun hissettiklerini belirtiyorlar. Yaratıcı sürecin iyileştirici gücünün yanı sıra sonunda ortaya çıkan ne ise, içimizdekini dışarıya çıkarıp somutlaştırmamıza ve bir diyalog başlatmamıza yardımcı oluyor. Sanat hem içimizdekiyle hem dışımızdakiyle köprü oluşturuyor. "Sanat Bilmenin Bir Yoludur" (Art is a Way of Knowing) kitabında Pat Allen, insan olmak ve var olmanın anlamı nedir sorusunu yanıtlarken, sanatın inandığımız şeyleri anlamanın ve bilmenin bir yolu olduğunu söyler.

Müthiş pozitif sonuçlar

Modern hayatta sanat ve yaratıcı eylem giderek günlük hayattan uzaklaşmakta. Sanat müzelere, galerilere, sahnelere ait bir efsane olmaktan öteye geçip, hayatın içine daha çok işleyebildiği zaman, bizleri korkutan ve onunla aramıza mesafe koyan bu genel kanıdan kurtulabileceğimizi sanıyorum. Sıradan insanlar, sanatın yaşamdan koparıldığı bir dönem ve kültür içinde yaşıyor. Oysa ki imgeleme, hayal gücü, rüyalar ve insanın kendisini yaratıcı kapasitesine başvurarak ifade etmesi doğuştan gelen yetilerdir. Kişisel gelişimin sürekli olabilmesi için insanın bu yetisinin güçlenmesine yardım etmeli, destek vermeli. Sanatın günlük hayatın kapsama alanına girmesi sadece bireylerin değil, toplumun geleceği için de müthiş pozitif sonuçlar doğurur. Yaratıcı sürece dahil olmak, bir boşalım, rahatlama sağlıyor. Bu sürecin daha fazla insan tarafından deneyimlendiği toplumlarda, kendini iyi ifade eden, özgüveni yüksek ve potansiyelinin farkında bireyler arasında; anlayış ve saygının yanı sıra, birlik duygusu güçlenecektir.

Sorularınız için: songul@expressivearts.biz
Yazının Devamını Oku

Ye, Dua Et, Sev

Şahane bir teklif bu! Yeni bir yıla girmişken okunabilecek en güzel kitap "Ye, Dua Et, Sev"... Pegasus Yayınları tarafından Türkçe yayımlanan kitabın filminde Julia Roberts oynayacak. Bir an önce okuyun, hayatınıza enerji ve mutluluk katın.

’lu yaşlarının başındaki Elizabeth Gilbert, modern bir kadının isteyebileceği her şeye sahipti: İyi bir eş, şehre uzak büyük bir ev, başarılı kariyer... Fakat tatmin olmak ve kendini mutlu hissetmek yerine o, panik ve şaşkınlıkla tükendiğini hissediyordu. Bu, bilgelik ve heyecanla yüklü kitap, onun sahip olduğu başarı göstergesi şeyleri arkasında bırakıp, bunların yerine koyduklarının hikayesidir.

Bir boşanma ve yıkıcı bir depresyondan sonra, Gilbert kendi doğasının gerektirdiği üç özelliği sorgulamak üzere ön plana çıkarır ve üç farklı kültür zemininde karşılaştırır: İtalya’da keyif, Hindistan’da ibadet, Bali’nin Endonezya Adaları’nda dünyevi hazlar ve ilahi yücelik arasındaki denge...

Şahane bir kitap ismi

En en özet haliyle böyle anlatılabilir "Ye, Dua Et, Sev"... Bir kere ismiyle çekiyor insanı. Hayatın en büyük zevklerini sıralıyor adeta kısaca... Seve seve uygulanacak bir komut bu! Ama kitabın yazarı Elizabeth Gilbert için de bu noktaya ulaşmak ve bu teklifi yapmak pek kolay olmamış. O da hayatı, dokunarak, yaşayarak, yani tecrübe ederek öğrenenlerden.

Daha 11 yaşındayken yazar olmaya karar vermiş, hep yazmış. Başka bir şey bilmiyor hayatta! (Bayılıyorum böyle tek odaklı insanlara!)

Bol bol seyahat ederek, insan tanıyarak çoğaltmış hayat tecrübesini ve bunları kitap yazarak insanlarla paylaşmış. Başından geçen zorlu ve gözü yaşlı bir boşanmanın ardından da özellikle Amerika’da olay yaratan "Ye, Dua Et, Sev" adlı kitabını yazmış. Bir yıl boyunca seyahat etmiş Elizabeth Gilbert... O en çok etkilendiği üç yeri, İtalya, Hindistan ve Endonezya’yı anlatırken, hem bir kadının duygularını hem kişisel gelişimini izliyor, anlattığı o yerleri geziyoruz.

Bu kitabı Çekirge’de yazmamın sebebi ise genel kişisel gelişim kitaplarından farklı oluşu. İddiası yok bir kere; mucize de sunmuyor. Çok samimi. Ama bir kere sizi yakaladıysa bırakmıyor da! Okudukça yakın bir kız arkadaşınızın başından geçenleri dinliyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Bir kadınsanız, bambaşka bir tat aldığınızı da eklemeliyim. Satır aralarında çok güzel cümleler var. Yakalayın, altını çizin derim.

Bu yetenekli Amerikalı yazarla bir röportaj yapacağım, sormak istediğiniz sorular olursa bana mail atın lütfen...

Özetle...

2007 yılında Amerika’da satış rekoru kıran ve 5 milyon adetten fazla satan, 50 haftadır New York Times’ın en çok satan kitaplar listesinde bir numara olan bir kitap "Ye, Dua Et, Sev" (Eat, Pray, Love)... Spiritüel zenginliği olan, zekice yazılmış, eğlenceli bir kitap bu. Bir kadının içsel yolculuğunu anlatıyor.

Amerika’da kadınlar bu kitaba özel partiler verip, kitabı kendi hayatlarına uyarlıyorlarmış! (Ben, yayınevinin elçisiyim efendim!) Yazarı Elizabeth Gilbert, Amerika’nın fenomen kadını Oprah Winfrey’in şovuna yoğun istek üzerine ikinci kez çıkmış. "Ye, Dua Et, Sev", 2008’in sonlarına dogru ise Julia Roberts’ın başrolünde olduğu film olarak karşımıza çıkacak. Bilginiz olsun...
Yazının Devamını Oku

Yogaşala’dan "Mutlu Hamile" farkındalık semineri

2007 sonunda okuduğum Elif Şafak imzalı şahane kitap "Siyah Süt" sayesinde bir kitap okurken hem hamile kalmış hem doğum yapmış hissettim kendimi! Bunun da etkisiyle , 2008’deki ilk yazımda ilk tavsiyem hamilelere! Bu kitabı okuyun ve Yogaşala Ankara’nın "Mutlu Hamile" seminerlerine katılın efendim.

Umutlarla dolu yeni bir yıla girerken, Yogaşala Ankara, 2008’de hayatlarına yeni yaşamlar katacak anne adaylarını destekleyecek ücretsiz seminerler dizisi başlatıyor. Hamilelik süreci konusunda bilgilendiren seminer, eşlere de sorumluluklarını hatırlatıyor. Etkinlik, anne adaylarını bilinçlendirerek kaygılarını gidermeyi amaçlıyor. (Bu uygulamanın en kısa zamanda diğer şehirlere de yayılmasını istediğimi iletmek isterim.)

Gelgitli bir ruh hali

Kadınlar bedenlerinde ve ruhlarında çok fazla değişim yaşar. Hamilelik de bu dönüşümün gözle görülür olduğu dönemlerin başında gelir. Hamilelikte meydana gelen fiziksel ve kimyasal değişimler ruhsal değişimlere de yol açarken, anne adayı çeşitli korkulara kapılarak deneyim paylaşma arayışına girebilir. Bu süreçte izlenecek yol, anne adayının yaşam kalitesini artırarak annelik psikolojisine hazır olmasını sağlamak.

Bu noktadan hareketle, bir sosyal fayda projesi başlatma kararı alan Yogaşala-Ankara, doktor, psikolog ve yoga eğitmeninden oluşan uzman bir kadroyu "Mutlu Hamile" farkındalık seminerleri ile buluşturuyor. Ücretsiz olan bu açık seminerler tamamen bilgilendirme amacı taşıyor. Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek olan seminer, Psikiyatr Uz. Dr. Cumhur Boratav, yoga eğitmeni Pınar Canko ve Op. Dr. Şelale Özmen ve ekibi tarafından gerçekleştirilecek.

Dr. Şelale Özmen tüm doğum ve hamilelik süreçlerini anlatırken, Psikiyatrist Dr. Cumhur Boratav doğum öncesi ve sonrası hamile ve aile psikolojisi konusunda aileyi bilgilendirecek. 1988 yılından beri hamile yogası eğitimi veren, yurtdışında bu konuda özel eğitim almış olan Pınar Canko ise, kendi doğum deneyimini de aktararak hamile yogasının (prenatal yoga) etkilerini aktaracak.

6 Ocak 2008 Pazar günü saat 11.00-14.00 arasında gerçekleştirilecek olan seminerin amacı, hamileliğin toplumda algılanma biçimini değiştirmek; hastalık gibi algılanan hamileliğin, aslında coşkuyla kutlanacak bir süreç olduğunun fark edilmesini sağlamak. Bu farkındalığa ulaşmak için anne adayının fiziksel ve ruhsal olarak gelişmesi gerekiyor ve bu noktada eşlere de sorumluluklar düşüyor. Sosyal fayda projesi olarak başlayan, tamamen bilgilendirme amacı taşıyan "Mutlu Hamile" farkındalık seminerlerinin en güzel tarafı, herkese açık ve ücretsiz oluşu.

3 saat kadar sürmesi planlanan etkinliğin sponsorları, Mom-to-be ve Çi-Ki. Katılmak isteyenler yogasala.com web adresinden Ankara sayfalarını ziyaret edebilir, 0 312 466 33 20 numaralı telefondan ayrıntılı bilgi alabilirler. Katılım sınırlı olacağından telefonla rezervasyon yapılması gerekli. Bu arada Yogaşala Açık Seminerler dizisi, kanser konusunda kadınları bilgilendirmeye yönelik ücretsiz eğitim programları ile yoluna devam etmeyi tasarlıyor; bilginize.

Etkinlik: "Mutlu Hamile" Farkındalık Semineri

Tarih: 6 Ocak 2008 Pazar

Yer: Yogaşala Ankara, GOP

0312 466 33 20

http: www.yogasala.com
Yazının Devamını Oku

Değişin

Yeni yılın ayak seslerini gayet net duyar olduk. 4, 3, 2, 1... Veee 2008! Yapılacak en güzel şey, isteklerimizi sıralamak ve yeni yılın bizi değiştirmesine, dönüştürmesine izin vermek. Mutlu yıllar efendim!

Giden yılın ardından bizleri düşüncelerin aldığı günler bunlar... Geri sayım başladı... 4 gün sonra içinde bulunduğumuz yıl ’eskimiş’ olacak. O yüzden bugünlerin keyfini çıkarın. Yılbaşı için değer verdiklerinize hediyeler alın. Size bir öneri: D&R logolu spiritüel kitaplar yılbaşına özel olarak 2 YTL’ye satılıyor. Kaçırmayın derim!

ÇOCUK GİBİ İSTEYİN

Yeni yılın en çekici tarafı, getireceğine inandığımız yenilikler ve başlangıçlar olsa gerek. O yüzden 31 Aralık gecesi saat 12’yi gösterdiğinde heyecanlanır, dilekler tutar, dualar ederiz. Aslında her yeni yıl doğum günümüz gibidir. Kendimizi değişim olasılığının kollarına bırakır ve o an mutlu oluruz. Bu yıl da aynı şeyi yapacağız. En azından bunu kendi adıma söyleyebilirim. 2008 dileklerim hazır bile!

Her ne olursa olsun hayatta değişim kaçınılmaz, o nedenle yazının ana temasını ’değişim’ üzerine kurdum. Olumlu ya da olumsuz (gibi gözüken) her değişimin bir sebebi olduğunu bilerek yaklaşalım başımıza gelenlere. Fazla plana, programa da gerek yok. Zaten olan olacaktır! Elif Şafak ’Siyah Süt’te ne güzel anlatmış bu durumu:

"Ne var ki hayat, biz planlarımızı yaparken peşimiz sıra sessizce gelip, o pek süslü, pek fiyakalı planlarımıza Miki kulakları, vampir dişleri, pos bıyıklar çizen yaramaz mı yaramaz bir çocuk. Sen istediğin kadar planladığını zannet geleceği, o gene bildiğini okur."

En iyisi bir çocuk saflığıyla yaklaşmak bu duruma. Sadece isteyin ve gerçekleşeceğine inanın; ama tutturmayın! Unutmasını bilin. Bakın bakalım ne gibi değişimler yaşayacaksınız?

Burada size, sevgili Çekirge okuru inşaat yüksek mühendisi Gürel Büyükçakır’ın bana yolladığı bir yazısını aktarıyor ve gönlünüzden geçen her şeyin gerçekleştiği, dünyalı mucizeler dolu yeni bir yıl diliyorum! 2008’de görüşmek üzere!

DEĞİŞİM YOLCULUĞU

Değişim yolculuğu, yitirdiğin bütünlüğüne yeniden kavuşmak için uzun yıllar sürecek bir içsel çalışmayla, özbenliğine geri dönme yolculuğudur. Bu yolculuk zihinle özdeşleşip, oluşturduğun sahte kimliğin farkına varılmasıyla başlar. Doğuştan var olan, zamanla kaybettiğin birlik ve bütünlüğe yaklaşma yolculuğudur. Çocukluktan itibaren yavaş yavaş uzaklaştırıldığın eski kimliğine yeniden kavuşma yolculuğudur.

Kendini tanıdıkça değişimin gerçekleşeceği bir yolculuk. Zihnini düşüncelerden, kendini korku ve endişelerden kurtarıp, özgür olacağın bir yolculuk. İçindeki sesin peşinden gideceğin ve düşlerinin bir bir gerçekleştiğini göreceğin bir yolculuk. Başlangıçta, ne zaman ve nereye varılacağını bilmediğin, sonunda bildik bir yere varılan bir yolculuk. Karşılaşmak istemeyip, bilinçaltına atarak üstünü örttüğün konularını ortaya çıkarıp, tekrar izleyeceğin bir yolculuk.

Acı veren duyguların ve bastıramadığın öfkelerinle beraber yaşayacağın bir yolculuk. Kendi gerçeklerinle yüzleşme cesareti gösterebileceğin bir yolculuk. Her zorlandığın konuyu, değişerek aşabileceğini öğreneceğin bir yolculuk. Olanı yargılamadan, yorumlamadan, olduğu gibi yaşayacağın ve kabul edeceğin bir yolculuk.

Bu yolculuk için yapabileceğin tek plan, ’şimdiki an’ı kaybetmeden yaşamayı öğrenmektir. Herkese bu değişim ve gelişim yolculuğunda başarılar dilerim.
Yazının Devamını Oku

2007 nasıl bir yıldı

Bu hafta, giden yılın değerlendirmesi, sonraki hafta bayram ve ardından yılbaşı hediyesi telaşıyla geçecek... 2007 kaçar gibi uzaklaşıyor sanki! Yakalayın! Geçtiğimiz hafta bir iş seyahati nedeniyle Londra’daydım. Yol boyunca hem okuduklarım hem zihnimden geçenler, ardımızda bırakmaya hazırlandığımız 2007 yılını sorgulamama sebep oldu. Londra’dan çok beğenerek okuduğum Psychologies dergisini aldım; okurlarına hediye ettiği "Pozitif Değişim Planı Günlüğü"ne ise bayıldım. Bulursanız kaçırmayın, alın!

Ben de kendimi sorguladım, acaba yeni yıla ne kadar hazırım? Öncelikle bu yılı şöyle bir gözden geçirmek gerektiğini düşündüm. Bunu kendim yaptım, ayrıca beden-zihin ve ruh dengemiz için pek çok faydalı eğitim veren OWOKUN Meditasyon Merkezi’nin ortağı sevgili Fulya Eyilik’ten de kişisel bir 2007 değerlendirmesi istedim. Biz sıramızı savdık, sıra sizde! Düşünün bakalım, 2007 sizin için nasıl bir yıldı? 2008’den neler bekliyorsunuz?

Kalıcı Mutluluk İçin 7 Adım

Ben size kendimle ilgili kısa bir değerlendirmeyi, aslında pek de kendime değdirmeden yapacağım; çünkü yazdıklarımın size de faydası olmasını istiyorum. "Sorgulanmayan bir hayat yaşanmaya değmez" demiş ünlü düşünür Sokrates. Birçoğumuz belki de bu sorgulamayı en çok yıl sonuna doğru yaparız. Hiç olmazsa yılbaşı gecesi saatler 12’ye yaklaşırken şöyle bir geçirdiğimiz yılı düşünürüz. Hani film şeridi misali! İşte benim önerim de, yapacağım da bu 2007 için. Çünkü farkında olarak yaşamalı... Tam da 2007’yi uğurlamaya hazırlanırken, okuduğum bir kitabı size de önermek isterim: "Kalıcı Mutluluk İçin 7 Adım". Pegasus Yayınları’ndan çıkan bu kitabı Azim Jamal yazmış. Sufi inanışına sahip Azim Jamal, kalıcı mutluluk arayışı sırasında bulmuş bu 7 öneriyi:

1- Kendinizi tanıyın.

2- Olumlu tavırlar geliştirin.

3- Becerilerinizi bileyin.

4- Sağlıklı ilişkiler kurun.

5- Ahlak ve değerleriniz kılavuzunuz olsun.

6- Ruhunuzu uyandırın.

7- Spiritüel yolculuğun keyfini çıkarın.

Fulya Eyilik: Yeni başlangıçlara hazırım

2007 astrolojik açıdan tamamlanma senesi idi. Bu manada benim için de 2007 başında almış olduğum astrolojik öngörüye göre bir çok bitirilmemiş proje ve ilişkilerimi tamamladığım bir yıl olacağının farkında idim. 2007 senesi boyunca gerek iş, gerek eğitim gerekse özel ilişkilerimde yarım kalmış olan birçok konuyu sonuçlandırmaya başladım. Hálá da bu konuda çalışmaya devam ediyorum.

Ben genel olarak her senenin başında senelik Astroloji ve Feng Shui yaklaşımlarını değerlendirmeye ve bilinçli olarak onlardan destek almaya gayret ediyorum. Yıl içerisinde faydalanabileceğim enerjileri belirleyip onları değerlendirmeye çalışıyorum. Kendim Feng Shui konusunda eğitmen ve danışman olduğum için yakından takip etmem daha kolay oluyor.

Önümüzdeki sene astrolojik ve Feng Shui açısından yeni başlangıçlar senesi olacak. O yüzden bu sene tüm bitmemiş işlerimi tamamlayıp kendimi yeni başlangıçlara hazır tutmaya gayret ediyorum.
Yazının Devamını Oku

Hayat değiştiren küçük bilgelik öyküleri

Okumak mı yaşamak mı diyorsanız, tabii ki yaşamak derim. Çünkü yaşayarak öğrenilenler içimize yazılır. Yaşanmış hayat tecrübelerinden derlenmiş bir kitaba ise kimse hayır diyemez; tıpkı Küçük Bilgelik Öyküleri gibi... İyi ki anneannelerimiz, dedelerimiz var! İyi ki onların engin hayat tecrübeleri var! Şu aralar mini minnacık bir kitap var elimde. Adı, "Hayat Değiştiren Küçük Bilgelik Öyküleri"... Spiritüellik ve Hint felsefesiyle ilgili yazar J. M. Mehta’nın büyükbabasının ona bıraktığı bir defterde topladığı öykülerden oluşuyor.

Okuyarak öğrenilenler çabuk unutulsa, yaşam tecrübelerle yazılsa da buradaki mini öykülere dikkat etmekte fayda var. Çünkü bizi, hayatın hızı ve tekdüzeliği içinde bir ışık gibi aydınlatıyor, derin bir nefes aldırıyor. Çantanıza atıp her an bir, iki öykü okuyabileceğiniz 87 sayfalık bu kitaptan bir öyküyü seçtim...

İyiyi hatırla, kötüyü affet

İki arkadaş bir çölden geçiyorlardı. Yürürlerken kavga ettiler ve biri diğerine tokat attı. Tokadı yiyen, toprağa şöyle yazdı: "Bugün en iyi arkadaşım bana tokat attı."

Yürümeye devam ettiler ve bir havuza vardılar. Burada yüzmeye başladılar. Tokat yiyen havuzda boğulmak üzereyken arkadaşı onu kurtardı. Ve ölümden dönen adam taşın üzerine "Bugün en iyi arkadaşım hayatımı kurtardı" diye kazıdı.

Arkadaşı ona "Daha önce toprağa yazdın ve şimdi de taşa kazıdın. Neden böyle yaptın?" diye sordu. Arkadaşı yanıtladı, "Birisi seni kırdığında bunu en kısa sürede unutmaya çalışmalısın. Dolayısıyla sen bana tokat attığında kısa sürede rüzgarla silinip gitsin diye bunu toprağa yazdım. Hayatımı kurtardığında sonsuza kadar kalıcı olsun diye de taşa yazdım. Birisi sana iyi bir şey yaptığında bu hiç unutulmamalı ve uzun zaman hatırlanmalıdır."

Sizi inciten şeyler affedilip unutulmalı ve iyi şeyler de sonsuza kadar hatırlanmalıdır.

O zaman hayat kısa, acısız ve ferah yaşanabilir.

Dr. Mahan Rishi için...

Geçen haftaki yazımda içinizdeki huzura ulaşmanın ve genç kalmanın kendince yollarını anlatan Dr. Mahan Rishi’nin İstanbul’a geleceğini söylemiştim. Yazimda, chiropratic (omuriliğin hizalanması) ve şifalı otlar, beslenme, sağlık ve Kundalini Yoga&Meditasyon konularında uzman olan Rishi’ye nereden ve nasıl ulaşacağınız kısım eksik kalmış. Hemen tamamlayalım efendim... Yoğun ilginize çok teşekkürler.

Esra Banguoğlu: 0535 301 67 67

www.theactorsproject.com/esra/yoga
Yazının Devamını Oku

Huzur içinizde bulun onu lütfen

Sizi çok kıymetli bir uzmanla tanıştırmak istiyorum: Dr. Mahan Rishi. Aralık ayında İstanbul’da. Eğer Rishi ile tanışma fırsatını yakalayamazsanız bile anlattıklarından çok şey öğrenebilirsiniz. Özellikle de uzun ömrün sırrını aklınızdan çıkarmayın: Daha az yemek, daha az uyku, daha çok sevgi.

Mahan Rishi, 1988’de New York College’dan mezun oldu. Kendisi hem bir chiropratic (omuriliğin hizalanması) hem de şifali otlar, beslenme ve sağlık konusunda uzman. 1975’te Kundalini Yoga üstadı Yogi Bhajan ile tanıştı ve Kundalini Yoga & Meditasyon tekniğine başladı. 1989’da ise Amerika’da "Şifa Sanatı ve Yoga" merkezini açtı. Dr. Mahan Rishi, kendisini şifa ve bilgeliğini insanlara öğretmeye, yoga ve meditasyon tekniklerini modern insanların günlük hayatına girmesini sağlamaya adamış.

Rishi, 117 yaşında olup hálá New York’ta yaşayan Swami Bua ve 110 yaşına kadar yaşamış rahip Bhante Dharmawara Mahatera gibi şifacılarla çalışmış. Son 20 yıldır da tongue diagnosis (dile bakarak teşhis) ve iridology (göz bebeğine bakarak teşhis) konusunda uzmanlaşması, insanların bio-kimyası hakkında onu derin bir şekilde bilgilendirmiştir. Bütün bu terapi bilgilerini kendinde birleştiren Dr. Mahan Rishi, insanların daha genç, enerjik, sağlıklı ve bilinçli yaşama adım atmaları için çalışıyor.

Kendisi son 25 yıldır öğrencileriyle, Tibet, Hindistan ve Nepal’de çalışmalar yapıp geziler düzenliyor. Rishi’nin amacı, çalıştığı insanlara kendi içlerinde var olan hayat enerjisini tattırmak, blokajları çözerek, ’chi’ enerjisinin artması sayesinde insanın kendi içinde var olan saf neşe ve huzurla tekrar tanışmasını sağlamak.

Rishi, aralık ayında İstanbul’a gelecek. 14-19 Aralık günleri arasında düzenleyeceği özel seanslar için şimdiden randevu almanızı tavsiye ederim. Kendisi aynı zamanda 19-22 Aralık günleri arasnda Detox (Arınma) programı uygulayacak.

100 yaşını geçmek kolaylaşacak

İstanbul’a gelecek Mahan Rishi ile yoga öğrencisi Esra Banguoğlu konuştu.

Dr. Mahan Rishi size göre detox’un (arınma) yararları neler?

- Sigara dumanı, çevrede bulunan toksinler, alkol, ilaçlar ve yemeklerimizde bulunan daha birçok gizli toksin ve kimyevi maddeler, kahve, kötü beslenme ve günlük stres dolayısıyla bedende artan asit seviyesi gibi durumlar, gün geçtikce daha çok hayatımıza giriyor. Bütün bunlar vücudun bağışıklık gibi birçok sistemine baskı yapıyor. Bu baskı zaman içinde türlü hastalıklara yol açıyor, sürekli yorgunluk yaratıyor. Eskiden detox sadece alkol ya da uyuşturucu bağımlılarında kullanılıyordu, ama artık bu kadar toksine maruz kaldığımız günümüzde, bence yılda 2 ya da 3 kere detox uygulamak sağlık için son derece önemli.

Hasta olan biriyle sağlıklı olan bir kişinin detox’u aynı mıdır? Çok sağlıklı birinin detox’a ihtiyacı var mıdır?

- Hastalar için detox önemlidir, çünkü çoğu fiziksel ya da psikolojik hastalık toksinlerin derin bir şekilde bedene yerleşmesiyle ortaya çıkar. Bu durum bedenin normal kendini koruma mekanizmalarının ve vücudun doğal canlılığının dengesini bozar. Detox üstünde çalıştığım yıllar bana şu bilgiyi getirdi: 3-7 gün arası bir detox programı idealdir. Daha az bir zaman yeterince derine inemiyor, bunun üstünde bir süre ise vücudun dengesini bozabiliyor.

Detox sonrası nasıl bir diyet öneriyorsunuz?

- Bol taze meyve ve sebze, lifli, tahil ağırlıklı bir diyet öneriyorum. Daha az pişmiş, mümkünse çiğ sebzeler yiyin diyorum.

Türkiye’ye GMF denilen (Genetically Modified Foods) yani genleri değiştirilmiş tohumların ithali yapılıyor. Bunlar hakkında bilgi verir misiniz?

- Bu tip tohumlar da bedenin doğal dengesini bozar. Daha kırmızı bir domates ya da daha büyük bir elma elde etmek mümkün, ama bu kullanılan genlerin nereden geldiğini kestirmek zor. Uzun vadede insan vücudu üstündeki etkilerini kesin hesaplamak zor. Ama bunlardan uzak durmak en iyisi.

Sizin çalıştığınız iki hocadan biri 110 yaşına kadar yaşamış, diğeri ise 118 yaşında ve hala hayatta. Bu kişilerin hayat tarzı nasıldır?

- İkisi de çok sakin ve basit hayat tarzlarına sahip. Biri Kamboçyalı bir budist rahipti. Normalde saat 12.00-13.00 arası yemek yerdi ve ondan sonra bir şey yemezdi. Bir de çok sık kolon temizliği uygulardı. Öteki hocam ise 118 yaşında ve hálá yaşıyor. Bol yoga yapar, meditasyon yapar ve sebze,meyve yer. Onun da felsefesi ’basit ve öz yaşamak’tır.

Bir doktor olarak, sizce 100 yaşını geçmek kolaylıkla mümkün mü?

- Bence insanlar çok kolay 100 yaşını aşabilirler. Daha basit, huzurlu ve sağlıklı bir hayat stiliyle bu mümkündür.

Sizce bunun altın kuralları nelerdir?

- Yogi Bhaja’nın bir zamanlar dediği gibi ’daha az yemek, daha az uyku, daha çok meditasyon.’ İnsanların daha çok hareket ederek, daha pozitif bakarak, daha çok dinlenerek, daha iyi beslenip daha çok severek yaşamasıyla daha uzun, mutlu ve yüksek kaliteli bir yaşam kolaylıkla mümkündür.
Yazının Devamını Oku

Zihinden kalbe nasıl inilir

Zamanımızın insanı yaşam tarzından ve alışkanlıklarından dolayı daha yüzeysel, soğuk ve mesafeli ilişkiler yaşıyor. Belki de anlık... Oysa ruhumuz, derin ve yakın ilişkiyle doyabilir ancak. Bu da zihinden kalbe inmekle mümkündür. Nedret (Dassana) sayesinde öğrendiğim bu teknik ve uygulayıcısıyla siz de tanışabilirsiniz.

Nedret (Dassana) kişisel deneyiminden yola çıkarak, OSHO isimli Hintli ustanın 1984’ten beri öğrencisi olan tedavi uzmanı Spersa Kreis’i anlattı:

Özel ve iş hayatımda yaşadığım zorlu dönem, beni beş yıl önce kişisel gelişim ve içsel yolculuğa yönlendirdi. Bu dönemde yurtiçi ve dışında birçok farklı terapist, eğitmen, yazar ile çalıştım, grup ve bireysel çalışmalara girdim. Yurtdışında farklı ülkelerde katıldığım çalışmalardan Türkiye’ye birçok terapist davet ettim. Bana dokunan, beni değiştiren, ışık tutan bu çalışmaları da Türkiye’de içsel yolculuğunun kapısını aralamış insanlarla paylaşmayı istedim, vewww.dassana.org adresinden, ilgilenenlere duyuruları merkezlerin desteğiyle ulaştırmaya çalıştım.

Sizlerin de tanıdığı bu isimlerin söylediği temel gerçekler, genelde aynı... Sizlerin de bildiği, bu meşhur isimlerin de bahsettiği ve benim de içime en işlemiş olan, hepsinin bahsettiği temel gerçek, evrendeki en temel ve güçlü titreşimin sevgi-aşk-aşk içinde herşey ile bir olmaktan bahsetmeleri...

Türkiye’ye davet ettiğim Spersa Kreis, sevgi, aşk, ilişkiler üzerine odaklandığı grup ve bireysel çalışmalarını aktarmak üzere geliyor.

Spersa’yı tanımadan önce birşey yaşadım. Üzgün hissettiğim, beni çalkayalan olayların olduğu o gün, Hindistan Osho meditasyon merkezinde kim olduğunu sonradan öğrendiğim, İsviçre’nin en meşhur avukatlarından biriyle, kütüphanede sohbete başladık. Yaklaşımı o kadar zihinden ve iş hayatı tarzını andırıyordu ki bunu kendisine ifade ettiğimde gözlerini kapattı, bir dakika sonra açtığında sesi, bakışı, sözleri, tavrı sanki bir melek sihir çubuğuyla değişmişcesine farklıydı... Bu kadar çabuk nasıl değiştiğine hayret ettim, sordum. Spersa ile seminerde öğrendiğini söyledi. O gün gidip seminere ben de yazıldım.

Spersa’nın yumuşak, nazik, sevgi dolu, sevecen yaklaşımı ve insanlara zihinden kalbe inmeyi öğretmesi, kalbimizi kendimize, sevdiklerimize, eşimize, sevgilimize açmanın ne olduğunu çok güzel uygulamalarla aktarıyor.

Kalpten bir buluşmaya davet etmek istiyorum sizleri... Yolunu sevgi ile yürümek isteyenleri davet ediyorum ..

Ayrıntılı bilgi için: www.dassana.org

Spersa Kreis kimdir

Spersa Kreis Almanya’da doğdu. Pune’daki Osho Multiversity’deki Osho Terapist takımının bir üyesidir. Sanat Terapisi çalışmalarının yanı sıra, tıbbi masaj eğitimini Almanya’da almış, Almanya ve Hindistan’da bütünsel vücut çalışması, yoga ve meditasyonu hayatının parçası haline getirmiştir. Avrupa, ABD, Tayvan, Rusya ve Hindistan’da kurslar düzenliyor ve İlişki Dinamikleri konusunda Danışmanlık, Enerji Çalışması konusunda bireysel seanslar ve derin rahatlama için masaj yapmaktadır.
Yazının Devamını Oku