Muzaffer İzgü dalya dedi

MİZAH yazarı Muzaffer İzgü'nün eserleri 100'ü buldu, hatta geçti.

Türk mizah edebiyatında bir rekor olsa gerek.

Onun kitaplarındaki öyküler kadar, bana anlattığı, yaşadığı bir öyküyü unutamıyorum.

İzgülerin ikiz çocukları olmuş, erken doğum yüzünden ikisinin de kuvöze girmeleri gerekiyor ancak elde bir tane kuvöz varmış.

Doktor demiş ki, birinden birini seçin kuvöze koyalım, diğerini de kadere bırakalım.

Ana-baba düşünmüşler, bu adaletsizliğe gönülleri razı olmamış. İkisini de kuvöze koymamışlar, ikisi de sağ kalmış.

Muzaffer İzgü'nün yaşamından kesitlerin yer aldığı ve Memduh Ün'ün çevirdiği Zıkkımın Kökü'nü de unutmadım. Mizahın hem komediyi hem trajediyi bir arada barındırışını orada hissetmiştim.

Muzaffer İzgü'nün mizahı gündelik olaylardan, gündelik yaşamımızdan fışkırır. Toplumsallık, bazan kara, bazan iyimser bir hayat anlayışının ürünleridir.

Bilgi Yayınevi'nin jesti de doğrusu hoşuma gtti. Frankfurk Kitap Fuarı'nda müstakil bir stand açmıştı ve Muzaffer İzgü'ye de imza günü düzenlemişti. Gelecek yıl başka yayınevlerinin de bunu yapmasını dilerim.

Çok okunmasının nedenlerinden biri, hepimizin kendi davranışlarımızı, gülünçlüklerimizi geniş bir hayat ıskalasında onun yazdıklarında bulmamızdır.

İnsan tiplerinin zenginliği her okurun ortak tesbitidir.

Soyma Beni Utanırım, yeni öyküler kitabının adı.

İlk öykü kitaba adını vermiş.

Bitpazarından aldığınız elden düşme bilgisayar, batan bankalardan birine aitse ne yaparsınız?

Bütün gün ekranda, hortumlayan adları ve lüpletilen dolarları görürsünüz. Bir de soyma beni utanırım, diyen kadının görüntüsünü.

‘‘Şimdi arada bir bilgisayarın fişini prize takıyorum, hem ekrandaki kadını izliyorum hem de o sesi dinliyorum.

Karım da gülüyor.

Apartman duvar komşumuz Naciye Hanım:

Gündüz gözüyle mi soyuyor seni Haydar Bey diye sormuş.

Karım da başını sallamış.

Evet, demiş, göz göre göre, açık açık, aynı bankaları soydukları gibi.

Kıskanıvermiş Naciye Hanım benim tombul Hayriyemi!’’

Hafızanızı biraz yoklasanız, okuduğuuz her Muzaffer İzgü öyküsünde ve romanında, bir gazete haberini, başınızdan geçen bir olayı bulursunuz. Ya da yakınlarınızdan biri aynısını yaşamıştır.

Ben Cumhurbaşkanıyken öyküsünde, Cumhurbaşkanı olduğunda insanın bütün hareketlerinin nasıl kısıtlandığını, arkadaşları yerine korumalarla birlikte vaktinin geçeceğini, küçük içki evinde içkisini dostlarıyla değil, ancak resmi zevatla içebileceği gerçeğini düşününce, teklifi kabul etmeyişini anlatır.

Haklı! Şair Hüseyin Yurttaş'la kafa çekemeyecekse, yaşamak neye yarar.

Vatandaşın Yüzünü Güldürmek, asık yüzlü bir başbakanın eşinin uyarısı üzerine Bakanlar Kurulu'ndaki bakanların insanların yüzünü güldüren öneriler getirmesini isteyişinin eğlenceli öyküsüdür.

Mahkeme duvarlarına bile, gülen insanlar asılacak ki, mahkeme duvarı gibi suratı var, sözü kalksın.

Muzaffer İzgü'nün çocuk kitaplarına değinmeyen yazı eksik olur.

Anneannemin Akıl Almaz Maceraları dizisi, masal diliyle, yaşanabilen, yaşanabilecek olayların öyküsünü çocuklara anlatıyor.

İzgü'nün Gençlik Romanı dizisinde yer alan İçimde Çiçekler Açınca'yı da genç kuşakların seveceğini umuyorum. Çünkü bizde Teen Ager dediğimiz kuşağa yönelik eserler pek yoktur. Ya büyükler ya küçükler için yazılır.

Roman, on yedi yaşındaki Sevda'nın aşkını anlatıyor.

Sıradan insanların bütün kuşkuları, hayatlarından gerçek kırıntılar onun ana malzemesidir. Zaten bir yükseliş çizgisine geçtiklerinde inatçı bir katır gibi oraya çıkmamak için direnirler. Hadlerini bilirler ama başkasına da hadlerini bildirirler. Hem eziktirler hem mağrur.

Bu tanımlar, bu saptamalar bizim bütün toplumsal kanavamızın özellikleridir.

Muzaffer İzgü üzerine daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler Muzaffer Uyguner'in Muzaffer İzgü kitabına bakabilirler.

Kendimizi, toplumu, aksaklıklarımızı, güzelliklerimizi görmek için onun eserlerini okumalısınız. Herkese tutulan bir büyük ayna onun yazdıkları.

DOĞAN HIZLAN'IN SEÇTİKLERİ


Türkiye'de Çağdaşlaşma Niyazi Berkes YKY

Yanılsamalar Kitabı Paul Auster Can

Dünyada Bırakılmış Mektuplar Çetin Altan İnkılap

Barış Zamanı Savaş David Halberstam İş

Surdibi'nde Çilingir Muhabbeti Jale Sancak Doğan
Yazarın Tüm Yazıları