Lojman zammında kazık küçük memura çıktı

BİR memur okurumuz ‘‘Maliye Bakanımız SEKA Genel Müdürü iken lojmanda oturmadı mı?’’ diye soruyor. %200 oranındaki lojman zammıyla yine küçük memura darbe vurulduğunu belirtiyor. Sadece zammın yüksekliğinden değil, lojman konusunda bazı bilinmeyenleri açıklıyor:

‘‘Pek çok memurun oturmak istemeyeceği 2. sınıf inşaatlarda yer alan 70-100 metrekare arası ve yaklaşık 5 yıldır bakım ve onarımını memurların yaptırdığı, zor yaşanabilen mekánların kira ücretlerini %200 artırarak ne yapılmak isteniyor?.. Gerçekten Türkiye'de bulunan tüm lojmanların %80'i bu ölçülerdedir. Tabii üst düzey personel ile KİT'lerde bulunan ve 200-250 metrekarelik veya dubleks, her türlü bakım onarımı devlet tarafından karşılanan dairelerde, yani lüks konutlarda yaşayan şanslı memurlar hariç... Çünkü onlar her zaman korunmuşlardır. 2946 Sayılı Kamu Konutları Kanunu ve Yönetmeliği ile bunlara bağlı olarak çıkarılan genelgeler uyarınca kira bedelinin hesaplanmasında 120 metrekare üzeri dikkate alınmaz. 100 metrekare konutun kirası 112 milyon, 200 metrekare konutun kirası ise 135 milyon (225 milyon olması gerekir, tabii ayrıca yakıt vs. hesabı da var). O saygıdeğer büyüklerimiz burada da korunmuştur. Çıkan tasarruf genelgeleri gereği bizim oturduğumuz 80 metrekarelik lojmanın hiçbir onarımı devletçe yapılmaz. Kendimden örnek vereyim; dökülen pencereleri yaklaşık bir milyar vererek kendim yaptırdım, çoğu arkadaşım da aynı şekilde... Peki bakım onarımı çok yüksek dedikleri lojmanlar hangileridir? Lütfen açıklasınlar; 100 metrekare kadar olan lojmanlara bugüne kadar ne kadar büyük ve küçük onarım bedeli ödemiş devlet... O halde lütfen konuyu bir daha gözden geçirerek öncelikle yeni bir genelgeyle 120 metrekarenin üstünü de kira hesaplamasına dahil edelim ki büyükler de aynı acıyı paylaşsınlar ve lütfen bu zammı en azından kademelendirelim. Fedakárca çalışan, ezilen memuru daha fazla küstürmeyin. Bir de öneri, hani geliri hep memurlardan sağlamaya çalışıyorlar ya... Resmi dairelerin tuvaletlerini paralı yaptırsınlar, her memur en az günde dört defa uğrar. Al sana 1 milyon lira.. İstanbul'da 100 bin memur günde 100 milyar devlete kazanç. Net.

Aman ha valla uygularlar...

Gaflet ve dalalet


CUMHURİYET Gazetesi'nden haber aldık ve sizle paylaşmak istedik. Bundan 7 yıl önce öldürülen Gümüşhane Baro Başkanı Ali Günday'ın katili İzzet Kıraç'ın, 'Rahşan affı'ndan yararlanıp çıkmasını ve açıklamalarını ibretle okuduk. Tahliye olan ve Osmaniye'deki ailesinin yanına dönen Kıraç şöyle diyor: ‘‘Ben Kahramanmaraşlıyım. Sütçü İmam'ın torunuyum. Allah'ın şeriatından başka hiçbir şeye inanmıyorum. O Fransızlara nasıl kurşun sıkmışsa ben de kurşunlarımı Ali Günday'ın şahsında sisteme sıktım. Bu bir cinayet değil, inancıma yapılan saldırıya tepkidir.’’ Cinayeti işlemekten pişmanlık duymadığını söyleyen katil, neyi hedef aldığını açık bir dille itiraf ediyor. Baro Başkanı'nın eşi Türkan Günday ise, ‘‘Eşimi asıl olarak Kıraç değil, onu unutan arkadaşları ile katili sokağa salanlar öldürdü’’ diye konuşuyor. Cumhuriyet tarihimizdeki Menemen Olayı ile birebir örtüştüğünü gördüğümüz halde, Cumhuriyet'in bekçileri, Cumhuriyet'in savcıları gaflet ve dalaleti mi yaşamaktalar? Daha önemlisi cinayete sebep olan Türkiye Cumhuriyeti'nin Hukuk Fakülteleri mezunu iki bayan avukatın (Gülay Yıldız ve Derya Nur Şimşek), bu konudaki düşüncelerini çok merak ediyoruz. Cinayete sebep kendileri; öldürülen kendi baro başkanları; gerekçe; Cumhuriyet yasalarının öldürülen başkan tarafından uygulanması ve korunması... Evet, ne düşünmekte o iki bayan avukat? Hálá duruşmalara katılıyorlar mı?

Nuran ALIÇ-İSTANBUL

Yürek parçalanır


30 Kasım günü kardeşimin kurban adağı dolayısıyla Eyüp Sultan'a gittik. Kurbanı Eyüp Çocuk Yuvası'na bağışladık. Kurban kesimi yapılırken biraz yuvanın etrafını dolaştım. Çocuklar üstleri başları kir içinde ve hava soğuk olmasına rağmen ayaklarında bir çorap dahi olmaksızın etrafta başıboş koşturup duruyorlardı. Başlarında hiç kimse yoktu.

Yıkanmamışlardı; saçları tarak işlemeyecek şekilde kirliydi. Yuvanın bulunduğu bina dökülüyordu. Yavaşça yatakhane tarafına gidip camdan içeri baktım. Orası da ayrı bir mezbelelikti. Çocuklar sıska ve bakımsızdı. Halkımız oraya hem para hem kurban yardımı yapıyor ama belli ki bu yardımlar yerine varmıyor.

Ayrıca cami çıkışında tarihi eserleri korumak için para toplanıyor. Ama etraftaki mezarlıklar, küçük camiler ve türbeler oldukça bakımsız görünüyor.

Acaba bu toplanan paralar nereye gidiyor? Hülya OLCAY-İSTANBUL

Davetiye furyasına devam mı


‘Karayolları'nda keşif artışları bomba yaratacak' başlıklı dünkü yazımız üzerine Ankara'dan Muzaffer Kaygın adlı okurumuz şöyle diyor:

‘‘22 Ocak 2002 tarihinde resmi gazetede yayınlanan 4734 sayılı ihale kanunu, ihalelerdeki büyük yolsuzlukları önlemek için çıkarılmıştır. Hemen uygulanamayacağı bahane edilerek 1.1.2003 tarihine ertelenmiştir.

İhale Karumu Başkanı her şeyin hazır olduğunu belirtmesine rağmen Bayındırlık Bakanlığı'nın hazır olmadıklarını bahane ederek İhale Kanunu'nu bir yıl ertelemeyi teklif ettiğini gazetelerden öğrenmiş bulunmaktayız. Bayındırlık Bakanlığı'na sormak lazım, bir yıl ne yaptın, niye hazırlık yapmadın.

Yoksa davetiye furyaları ve büyük keşif artışları devam mı edecek?’

GÜNÜN SÖZÜ


‘‘Hak edene haddini bildirmek, fakire kaftan giydirmek kadar sevaptır.’’

(Anonim)

MESAJ


BUCA'da bulunan evimizi emlakçı aracılığıyla sattık; işleri yürüten emlakçı Buca Tapu Sicil Müdürlüğü'nde işlerin hızlı yürümesi için tapu sicil memurlarına 50 milyon lira verdi. Üstelik Buca Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kaymakamlık ve Emniyet aynı binada; bu rezilliğe kim dur diyecek? Emlakçı bu parayı vermezseymiş işler bir haftadan erken bitmezmiş ve bir sürü sorun çıkarırlarmış. Artık rüşvet alan memur istemiyoruz.

Erdem KAYA Buca-İZMİR

GEÇMİŞ
yıllarda verimli çalışmayan Sincan Devlet Hastanesi'ne yeni atanan başhekim yardımcılarının hastalarla yakından ilgilenip yardımcı olmaları hasta-doktor ilişkisinin artmasına neden oldu. Hastalar sorunlarını çekinmeden anlatabiliyor. İşte istediğimiz yönetim bu. Kurumlar şikáyetlere açık olabilmeli. İsmini bilmediğim bu arkadaşlarını gerçekten yürekten kutlarım, kısa bir zamanda çok şeyi değiştirdiler.

Kemal ATAKAN ANKARA

KÖŞEMİZE daha önce konu olan Baksı Müzesi Halk Sanatları Araştırma Uygulama Merkezi Projesi'ne katkıda bulunmak için dün Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde (Acıbadem Cad. Kadıköy), Baksı Müzesi (9+9) ‘Tılsımlı Eller’ adıyla bir özgün baskı resim sergisi açıldı. Çağdaş Türk Resminin 18 sanatçısının (Ali Teoman Germaner, Devrim Erbil, Mustafa Plevneli, Süleyman Saim Tekcan, İsmail Türemen, Ergin İnan, Berna Türemen, Hüsamettin Koçan, Fevzi Karakoç, Filiz Başaran, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Sema Ilgaz Temel, Tayfun Erdoğmuş, Ayşegül İzer, Devabil Kara, Emin Koç, Murteza Fidan, Yusuf Ziya Aygen) gravür baskılarının yer aldığı sergi 27 Aralık'a kadar gezilebilecek.

Soğuk kış günleri yaşadığımız şu günlerde İstanbul'da vergi dairelerinde kaloriferler yanmıyor. Sadece Defterdarlık binasında çalışan memurlar bu soğuk günleri hissetmiyor. Bunun sorumlusu kim? Kayıt dışı ekonomi ile böyle mi savaşılıyor?

S. BÜYÜK İSTANBUL
Yazarın Tüm Yazıları