Kuran’ın boşanmaya yaklaşımı

BOŞANMA konusunda okuyucularımdan zaman zaman sorular alıyorum. Bugünkü yazımda, sıkça sorulan bu soruları yüce kitabımız Kuran’ın ışığında cevaplandırmaya çalışacağım.

Cahiliye dönemi Arap toplumunda evlilik, iki tarafın karşılıklı iradeleri ve muvafakatlarına dayanan karı-koca arasında müşterek hayatı ifade etmemekte, tam aksine bir ‘satış sözleşmesi’ görüntüsü vermekte idi. Bu sözleşmede kadın, taraflardan birisi değil, sadece satılan mal durumundaydı. Satış akdi ile babasının mülkiyetinden çıkıp kocasının hákimiyeti altına giriyordu. Evlenme konusunda hür iradeye sahip olmayan böyle bir toplumda kadın, elbette evlenmeye son verme hakkına da sahip değildi. İşte, cahiliye Araplarında kadının durumu bu idi.

* * *

İslam’ın zuhuruyla birlikte evlilik dar anlamda bir satış sözleşmesi olmaktan çıkarak kadın-erkek beraberliğinin meşru tarzda kurumlaşması şeklinde bir statüye kavuşmuştur. Kuran, aile hayatını karşılıklı anlayış ve olgunlukla yürütülecek insani bir müessese saymış, her konuda olduğu gibi bu konuda da sabrı, ahlaki olgunluğu, adaletli davranmayı ve Allah’tan korkmayı tavsiye etmiştir. Bununla beraber, bazen eşler için evlilik birliğinin sürdürülmesi imkánsız ve eşler birbirleri için çekilmez hale gelebilir. Bu durumda boşanma tek çözüm olarak görülmüştür.

Hemen şunu belirtmeliyim ki, boşanma hususunda Kuran’ın koyduğu ölçüler pek azı müstesna fakihler (İslam hukukçuları) tarafından dikkate alınmamıştır. Kuran’ın öngördüğü tedbirlere ilgisiz kalınmış ve boşanma kolaylaştırılmıştır.

Kuran’ın boşanma konusundaki yaklaşımına gelince: Talak Suresi’nin 1. ayetinde ‘Ey Peygamber, kadınları boşamak istediğiniz zaman onları temizlenmeleri vaktinde boşayın ve iddeti (süre) muhafaza edin’ buyurulmuştur. Buna göre karısını boşamada kararlı olan kimse, eşini ádet halinden çıktıktan sonra onunla cinsel ilişkide bulunmadan, cinsi ilişkiye her an hazır olduğu bir sırada temizken boşamalıdır. Boşanan kadınların başka bir erkekle evlenebilmeleri için belli bir sürenin geçmesi gerekir. Bu süre üç defa ádet görüp temizlenme süresidir. Bu süre içerisinde eşler isterlerse birbirlerine dönebilirler.

Birinci boşamadan sonra koca boşamada ısrarlı ise kadın tekrar ádet görüp temizlendikten sonra ikinci defa boşar. Nitekim, Bakara Suresi 229. Ayet’te talak hakkının iki olduğu belirtilerek ondan sonra ya güzellikle geçinmek, ya da kadını güzellikle bırakmak emredilmiştir. Koca ayrılma konusunda kesin kararını vermişse yine bekler, karısı tekrar ádet görüp temizlendikten sonra boşayabilir. Böylece üç boşama hakkını da kullanmış olur. Yine Bakara Suresi’nin 230. Ayeti’nde, ‘Eğer üçüncü defa boşarsa tekrar birbirleriyle evlenmeleri helal olmaz’ buyurularak şu gerçeğe işaret edilmektedir:

* * *

Ayrı ayrı üç boşanma tecrübesi, nikáh birliğinin şartlarda bir değişme olmadığı sürece yürütülemeyeceğini ortaya koymuştur. Artık eşler hiçbir zaman birbirleriyle evlenmeyecekler demektir. Ne var ki, kadın kendi hür iradesiyle başka bir erkekle evlenir, zamanla bu evliliği de sürdürmeyip boşanırsa bu takdirde şartlarda bir değişme olmuş sayılır. Kadın bir tecrübe geçirmiştir, hatasını anlayıp pişman olmuştur, eski koca da kendini hesaba çekmeye imkán bulmuştur. Bu değişen şartlar karşısında isterlerse birbirleriyle yeniden evlenebilirler. Ancak bu bir hülle (muvazaa) evliliği olamaz.

* * *

Aile müessesesi ciddiyet ve ağırbaşlılığı gerektiren bir müessesedir. Dolayısıyla koca her aklına estiğinde fevri olarak boşanmaya kalkışmamalıdır. Boşanma en az iki adil şahit huzurunda olmalıdır. Talak Suresi’nin 2. Ayeti’nde, ‘Boşadığınız kadınları bekleme müddetlerinin sonuna yaklaştıkları zaman onları güzellikle ayırın ve içinizden adalet sahibi iki kişi ile şahit yapın’ denilmektedir. Boşanmada şahitlik müessesesine başvurulması, ileride doğabilecek hukuki anlaşmazlığın çözümünde taraflar için büyük faydalar sağlayacaktır. Bu bakımdan nikáh ve boşanmanın resmi kayıtlarda tespit edilmesi, tarafların yararınadır.

Boşanma olayına, Kuran’ın koyduğu temel prensipler ışığında bakmak, boşanmada da nikáhta olduğu gibi erkek ve kadının iradesini aramak, boşanma hükmünü siyasi otoritenin kontrolünde gerçekleştirmek, hem Kuran’ın koyduğu genel prensipler bakımından hem de parçalanan ailenin fertlerinin geleceği açısından daha isabetli olacağı kanaatindeyiz.

SORALIM ÖĞRENELİM

Bazı genç kızlarımızın boyunlarına haç şeklinde kolye taktıklarını görüyoruz. bu sakıncalı mıdır?

M.S./ALMANYA

Haç, Hıristiyanlara göre Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesini sembolize eden dini bir simgedir. Moda saikiyle bile olsa Hıristiyanlara mahsus dini bir simgenin gençlerimiz tarafından kullanılması asla doğru değildir.

Hz. İbrahim oğlunu kurban etmeye hazırlandığı bir sırada gökten koç gönderildiği doğru mudur? Kurban kesmenin hükmü nedir?

Ahmet İLHAN/HOLLANDA

Hz. İbrahim, gördüğü bir rüya üzerine oğlunun gözlerini bağlamış, yere yatırmış, tam boğazını keseceği bir sırada oğlunun yerine bir hayvan kurban etmesi emredilmiştir. Kuran’da böyle geçmektedir. Koçun gökten indirildiği doğru değildir. Kurbanın dindeki hükmüne gelince, hali vakti yerinde olan kişiler kurban kesmekle yükümlüdürler.

Bir arkadaşıma kredi kartımdan çekerek borç para verdim. Arkadaşım borcunun bir kısmını ödedi, kalanını ise inkár etti. Ben de ona beddua ediyorum. Ne dersiniz?

Ömer YILGINCA/ADANA

Arkadaşınız borcunun bir kısmını ödememekle sizi mağdur etmişse, bu ona beddua etmenizi gerektirmez. Sabredin, bu dünyada olmasa da gideceğimiz öbür álemde hakkınızı alırsınız. Keşke borç verirken Bakara Suresi 282. ayetteki emri yerine getirerek kayıt altına alsaydınız. Allah buyuruyor ki: ‘Ey iman edenler, birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız.’

Vefat eden babamın yerine bir bayanı vekil olarak hacca gönderebilir miyim?

M.ÜNER/MARMARİS

Vefat eden bir yakınınızın yerine herhangi bir erkeği gönderebileceğiniz gibi, bir bayanı da gönderebilirsiniz.
Yazarın Tüm Yazıları