Kök hücre tedavisi: Rüya mı, gerçek mi?

Daha iyi ve uzun yaşamak isteyenlerle ilk kez 1980’li yıllarda İsviçre’de çalışırken tanıştım.

Görev yaptığım hastaneye 20 km. kadar uzakta küçük ama çok ünlü bir klinik vardı ve bu klinik Amerika ve Avrupalı zenginler, uzun yaşam sevdalıları, güzellik tutkunları ile dolar taşardı. Elizabeth Taylor, Richard Burton, Sophia Loren gibi dönemin yıldızları, o kliniğin sürekli hastalarıydı.

Bu klinik, formülünü asla açıklamadığı ve hastalarına belirli aralıklarla uyguladığı "hücre özütleri" ile tanınırdı. Bazı hayvanların embriyolarından elde edilen hücreler hastalara transfer edilir, o hücreler hastaya enjekte edildikten bir süre sonra uyanır ve onu yeniden gençlik ve uzun yaşam yolculuğuna çıkarırdı. Konuştuğum hastalardan çoğu bu enjeksiyonlarla kendilerini yenilenmiş gibi hissettiklerini ifade eder, hafızalarının geliştiğine, vücutlarının gençleştiğine inanırdı. Kök hücre tedavisi efsanesinin ilk tohumları benim çok sık ziyaret ettiğim bu küçük ama meşhur ve pahalı klinikte atılmıştı.

İnsan embriyolarında bulunan ve her türlü hücreye dönüşme, bu hücreler tarafından meydana getirilen dokuları oluşturma yeteneğine sahip olan hücrelere "kök hücre" denmektedir. Eğer beklentiler gerçekleşirse, bu hücreler ile onarılması gereken karaciğerinizi onarıp yenileyebilir, aynı hücrede hasar görmüş sinirlerinizde, omuriliğiniz, beyniniz veya kalbinizde oluşan problemleri de çözebilirsiniz.

Ama bu iş öyle pek kolay değil gibi görünüyor. Beklentiler biraz abartılmış bulunuyor. "Kök hücre tedavisine bu karşı çıkmalar nedendir" sorusunun yanıtı hem bilimsel hem de etiktir, ahlakidir... Bilimsel itirazlar, kök hücre tedavisinin henüz yeteri kadar ve güvenli olarak incelenmemiş olması ile ilişkilidir. Etik karşı çıkmalar ise kök hücrelerin kaynağı ve elde ediliş biçiminedir.

Her iki sorunun da çözümlenmesi mümkündür ve kök hücre tedavisi modern tıbbın en önemli enstrümanlarından birisi olabilir. Eğer hamile bir kadın çocuğunu düşürmeyi özgürce seçmişse veya o çocuğu taşıyamayacak bir tıbbi probleme sahipse, kök hücrelerin ayrılmasına izin verilebilir diye düşünenler var.

Kök hücrelerin nasıl çalıştıklarını öğrenmek, dokuları ve organları güvenli bir şekilde oluşturmalarını temin etmek ve etkili olmayanların yerine yeni kök hücreleri ekleyerek çözümü bilimsel bir kontrol altında gerçekleştirmek bilim camiasının ortak kaygısıdır. Bu kaygı hep olacaktır ama bu kaygı ortadan kaldırıldığında, kök hücre tedavisi önemli bazı hastalıkları çözmenin, yaşlandırmayı geciktirmenin ve tarihin en önemli tıp mucizelerini gerçekleştirmenin yolu olacaktır.

Nabız ve egzersiz

Egzersizin yararlı olabilmesi ve zararsız sürdürülmesi için kalp atım sayısının (nabzın) belirli sınırlarda tutulması gerekir. Düzenli spor yapmayanlar için uygun kalp atım sayısı şu şekilde hesaplanabilir: (220-yaş)x60 ile 80 (alt sınır için 60, üst sınır için 80 ile çarpınız)...

Formda olan kişilerde kalp atım sayısının alt ve üst hudutları şu şekilde hesaplanabilir: (205-yaş)x60 ile 80 (alt sınır için 60, üst sınır için 80 ile çarpınız)... n Egzersiz uzmanı Özcan Kızıltaş

Sağlıklı beden için sağlıklı bir çevre şart

Yaşadığınız çevre, içtiğiniz su ve kullandığınız besinler temiz ise hücreleriniz, doku ve organlarınız da temiz kalır. Zararlı kimyasallarla, endüstriyel atıklarla, antibiyotiklerle, hormonlarla, boya ve koku verici maddelerle ya da radyasyonla kirlenmiş suyu ve besinleri kullanarak; egzoz gazları, fabrika bacaları, sigara dumanı, kalorifer atıklarıyla dolu bir havayı soluyarak hücrelerinizi ne kadar temiz ve sağlıklı tutabilirsiniz?

Eğer gereğinden fazla kalori tüketip, bol bol hayvansal protein ve yağ kullanırsanız, bunlardan bedeninizin üreteceği atıklarla vücudunuzu hücreleriniz için yaşanması mümkün olmayan bir cehennem haline getirebilirsiniz. Sağlıklı yaşamak istiyorsanız, sağlıklı bir çevrede yaşam sürmeli, temiz ve güvenli su içmeli, sağlıklı beslenmeyi, hangi besinleri ne zaman, ne miktarda ve ne sıklıkla tüketeceğinizi bilmelisiniz.

Daha canlı ve güçlü olmak için beslenin

Hayat, enerjinin hareketidir. İlk kalp atışından son nefese kadar vücutlarımız sürekli olarak besinleri enerjiden ısıya, harekete, düşünceye, duygulara ve aktiviteye dönüştürür. Doğayla uyumlu olarak beslenmek, taze, organik öğelerin canlılığına yönelmekle hayatın kaynakları olan enerji-güneş ve toprağa daha çok yakınlaşabilirsiniz. Böylelikle sağlığınızı ve iyi olma, kendini iyi hissetme durumunuzu artırabilirsiniz.

Fazla kilo kanseri kolaylaştırır mı?

Evet! Bütün kanserlerin yüzde 20’sinden fazlasının aşırı kilo veya obezite ile ilişkili olduğu bildirilmiştir. Araştırmacılar, kanserin bazı formlarının (kadınlarda meme ve rahim kanseri, erkeklerde prostat kanseri) kilo alımı, aşırı kilo ve obezite ile ilişkili olan hormonlarla bağlantılı olduğunu açıklamışlardır.

Obezite, menapoz sonrası kanser riskini artırmaktadır, çünkü vücut yağı östrojen hormonunu üretmektedir. 18 ile orta yaşlar arasında 10 kg’dan fazla kilo almak da kadının meme kanseri riskini iki katına çıkarmaktadır. Kolon kanseri ve diğer gastroinestinal yol kanserlerinin, kilo artışı ile artan hormonlarla ilişkisi olmadığı görülmektedir.

Kilo kalp hastalıkları ile ilişkili mi?

Aşırı kilolu veya obez olmak ya da karın bölgesinde aşırı miktarda yağın olması, kalp hastalıkları ile kuvvetli ilişki içindedir. Buna total ve LDL kolesterol, trigliserit ve kan basıncı artışı ile HDL kolesteroldeki azalma da dahildir. Aşırı kilo, obezlik ve karında bulunan yağ, kalp hastalığının risk faktörü olan diyabet riskini de artırmaktadır. Aşırı kilolu olmak kalp hastalığı riskini doğrudan etkilemektedir. Eğer Beden Kitle İndeksiniz (BKİ) aşırı kilolu aralığında ise kalp riskiniz BKI’ni sağlıklı aralıklarda olanlardan iki kat daha fazladır.

Niasin kolesterolü düşürür mü?

Nikotinik asit ya da niasin, yüksek dozda kullanıldığında trigliserit ve LDL kolesterolü azaltmaktadır. Bundan daha da önemlisi niasinin HDL kolesterol düzeyini artıran en etkili molekül olmasıdır. Niasinin kan yağlarına olan etkileri bu üçlü yarar ile de sınırlı değildir. Bu doğal madde -bir B grubu vitaminidir- ayrıca Lipoprotein A (Lpa) seviyelerini de düşüren tek maddedir.

Niasinin tek kusuru ciltte oluşturduğu kızarıklık ve yanma hissidir. Bununla birlikte kaliteli ürünler kullanıldığı, uygun dozda verildiği ve hasta iyi eğitildiği takdirde bu sorun minimuma inmektedir. Niasin kullanımına düşük dozda başlanılmalı ve yemek sonlarında alınmalıdır. Doz haftada bir kez yavaş yavaş artırılmalı ve günde 3 kez, 500 mg’a kadar yükseltilmelidir. Bu dozda niasin kullanan hastalarda ayda bir kez kan şekeri, ürik asit ve karaciğer enzimleri de ölçülmelidir.

Eğer niasin kullanmayı düşünüyorsanız, daha az yan etki ile karşılaşmak ve ondan daha çok yararlanmak için doktorunuzla işbirliği yapmayı unutmayın. Doğal bir madde bile olsa dikkatsiz kullanımı halinde niasinin yüzde kızarıklık dışında ürik asit düzeyinde yükselme, gut ataklarını tetikleme, peptit ülser hastalığı, özefagiyel reflü, karaciğer enzimlerinde artma gibi sorunlar yaratabileceğini unutmayın. Uzun dönem güvenli ve düşük maliyeti yanında iyi kolesterolü artırma gibi ciddi bir avantajı olan bu doğal kolesterol savaşçısından yararlanmakta fayda olabilir.

Hamileler bitkisel çay kullanmasın!

Hamile annelerin şifalı otlardan ve bitkilerden uzak durması gerekiyor. Hamilelerin bitkisel çay kullanmamaları öneriliyor; doktorları önermedikçe ek besin desteklerinden ve bitkisel ilaçlardan uzak durmaları tavsiye ediliyor. Hamilelik döneminde kullanacağınız vitamin ve mineralleri bile doktorunuzun reçete etmesi gerekir. Bu öneriler özellikle ilk 3 ay için çok önemli...

Kilo vermeye yardımcı veya kilo vermeyi hızlandıran yiyecekler var mıdır?

Kilo vermeyi hızlandıran yiyecekler

Vücutta yağ yakımını sağlayan ya da hızlı kilo verdiren mucize bir yiyecek yoktur. Ama bazı yiyecekler, uzun süre tok kalmanıza veya daha fazla kalori harcamanıza yardımcıdır. Bu nedenle kilo verme ve verdiğiniz kiloyu koruma sürecinde bunlar beslenme planınızda mutlaka yer almalıdır.

1) Çorba: (Yağı alınmış tavuk suyu veya bol domatesle hazırlanmış sebze çorbaları) Sıvı yiyeceklerin kalorileri daha fazla su içermelerinden dolayı katı yiyeceklere oranla daha azdır. Özellikle ana öğünde yemeğe çorba ile başlamak, açlığın kısa sürede tokluk hissine dönüşmesine yardımcı olur. Böylece ardından gelen yemeğin porsiyonu küçülecektir. Yapılan araştırmalarda bu uygulamanın günlük kalori alımında 200-300 kalorilik azalmaya yardımcı olduğu bildirilmiştir.

2) Yoğurt: İçeriğindeki protein ve karbonhidratın muhteşem kombinasyonu (1 su bardağı az yağlı yoğurt, 6 gr. karbonhidrat, 5 gr. protein içerir) yemek sonrasında oluşabilecek açlık duygusunun ortaya çıkma süresini uzatabilmektedir. İçine ilave edilecek 1 porsiyon meyve veya omega-3 zengini keten tohumu (1 tatlı kaşığı) iyi bir ara öğün alternatifi olabilir.

BİR SORU

Diyetteki posa miktarını artırmak zayıflamayı kolaylaştırır ve kolesterolü düşürür diye okumuştum. Doğru mu ve yeteri kadar posa alabilmek için ne yapmalıyız?

Salataya mercimek ekleyin

Doğru, yeterli posa tüketimi kolesterol düşürmede etkilidir ve kilo denetiminde iştah üzerine etkisi ile zayıflamaya yardımcı olur. Günlük posa ihtiyacımız 25-35 gr. kadardır. İşte posa artırmanın birkaç yolu:

l Meyve ve sebzelerin kabuklarını soymadan yiyin.

l Diyetin kalorisinden düşerek patates yemek istiyorsanız, fırında yağsız pişmiş ve kabuklu patates yiyin.

l Her yemeğe kurubaklagil ekleyebilirisiniz.

l Bulgur, kepekli pirinç, kepekli makarna tüketin.

l Tam tahıllı ürünleri tercih edin.

l 1 yemek kaşığı kepek 1 gr. posa içerir. Ara öğünlerde yoğurda, süte ya da yediğiniz yemeğin içine 1-2 yemek kaşığı kepek ilave edebilirsiniz.

l Hamur işi besinlerin beyaz unla yapılanlarını değil, tam buğday unu ile yapılanlarını seçin.

l Makarna, pilav, pizza gibi yiyecekleri sebzelerle zenginleştirin.

l Meyve suyu yerine meyve tüketin, ara öğünlerinizde de kuru meyve yiyin.

l Kahvaltılık gevrek kullanıyorsanız posa bakımından zengin olanları seçin.

NOT: Günlük 50-60 gr’dan fazla posa alımı çinko, demir, magnezyum emilimini azaltır. Yüksek miktarda posa gaz, şişkinlik, ishal yapabilir.

DİYET GÜNLÜĞÜ

Sorularınız için:

manager@yasasinhayat.org

Tel: (0212) 236 73 00
Yazarın Tüm Yazıları