Kavgasız gürültüsüz 1. Roman Çalıştayı

BİR acı gerçek şudur; Romanlar Türkiye’de en fazla dışlanmış ve ayrımcılığa en çok uğratılan yurttaş grubudur. Romanlar işten ve aştan önce insan onur ve saygınlığının korunmasını; Türk milletinin bir parçası olarak azınlık statüsünde değil, bunun bir parçası olarak eşit, özgür ve saygın yurttaşlar olarak kabul edilmek isterler hep.Ama seslerini hiç çıkaramazlar.

Haberin Devamı

Bundan üç yıl kadar önce Tekirdağ’da, CHP milletvekili Enis Tütüncü’nün bir mahalle toplantısında, genç Romanlardan biri ağlayarak kendisine şöyle konuşmuştu:

“Vekilim, biz işsizliğe, yoksulluğa ve açlığa daha da göğüs gereriz ama bunlardan önce biz sevgiye muhtacız, insan gibi sevilmek istiyoruz.”

Bunun ötesinde söylenecek bir söz var mı? İnsan ve sevgi...

Geçen parlamento döneminde CHP’de ‘Roman açılımını’ başlatan kişi Deniz Baykal’dır. 2005 sonunda AB’ye dilekçe verildiğinde, Anadolu ve Trakya’daki Romanların kurduğu dernek sayısı 30’u bulmuştu. Trakya’daki hemşehrileri Tütüncü’nün girişimi ile CHP Genel Merkezini ziyaret ettiler ve Enis Tütüncü’yü ‘onursal başkan’ ilan ettiler.

CHP’nin ‘Roman açılımı’ böyle başladı.

AKP; Kürt, Ermeni ve Alevi ‘açılım’larından sonra Romanları da bu ‘pakete’ dahil etmişti.

Geçenlerde Meclis’te Tütüncü, bu konuyu gündeme getirdi, AKP’ye de eleştiriler yöneltti:
“Geç de olsa Roman açılımı kervanına katıldınız, tebrik ederiz, hoş geldiniz. Şimdiye kadar Romanları hiç kale almıyordunuz da Kürt açılımından sonra mı aklınıza geldi? Kürt açılımını yüzünüze gözünüze bulaştırdınız, inşallah Roman açılımında basiretli davranırsınız.”
İktidarın sözünü ettiği ‘1. Roman Çalıştayı’ dün Conrad Otel’de başlayınca yukardaki gelişmeleri hatırladık. Bu çalıştay, ne Kürt ne de Alevi açılımlarına benziyordu. Sıcakkanlı ve keyifli insanlar doldurmuştu salonu...

Eşit, özgür ve saygın alt kimlikleri üzerinden, kültürel değerleri üzerinden çok şeyler söylediler, çok şeyler istediler.

Açılış konuşmasını yapan Devlet Bakanı Faruk Çelik, hoş şeyler söyledi. Toplantının çok renkli ve zevkli geçtiğini belirterek “Yüzyıllara varan dışlanmışlıklar karşısında Roman vatandaşlara, maruz kaldıkları her türlü ayrımcılıkla mücadele etmeyi ahlaki bir görev telakki ettiklerini” bildirdi.

Romanların Türk kültürünün renkli motifi olduklarını belirterek, ihmal edilmiş olan eğitim, sağlık, çalışma, konut gibi belli başlı sorunları masaya yatıracaklarını söylediler. 2. Roman Çalıştayı 17 Aralık’ta...

Haberin Devamı

‘A be aga biz de insanız artık’

Haberin Devamı

2006 yılı başlangıcında Enis Tütüncü, Başbakan’a, Roman sorunlarıyla ilgili bir yazılı soru önergesi verdiğini ancak yanıtını alamadığını söylüyor.

CHP daha sonra Şubat 2006’da İskan Kanunu’nun 1. ve 4’ncü maddesinin değiştirilmesini öneren bir yasa teklifi verdiklerini; “Çingene” sözcüğü yerine “Roman” sözcüğünün ikame edilmesini ve anarşistlerle, casuslarla bir tutulan göçebe Romanların yasa kapsamından çıkarılmasını istediklerini ve yeni İskan Kanunu’nda bunun kısmen de olsa yerine getirildiğini söylüyor.

2006 Mayıs sonunda ise polis disiplini ve karakollarla ilgili Talimname’de Romanları şüpheli şahıs, potansiyel suçlu şahıslar olarak gösteren hükmün kaldırılmasını istediklerini, bu bağlamda verdikleri soru önergesiyle durumun düzeltildiğini anlatıyor.

Ve bizim “Çingene” dostlarımızdan keyifli bir söz:

“A be aga biz de artık insan olacağız.”

Haberin Devamı

Açılım = yırtılım

1839 Tanzimat Fermanı’ndan bu yana pek çok açılım yaptık. Hiçbirinden ders almadık. Ve her açılımda bizi yırttılar. Yırtıp yırtıp parçaladılar.
Her yırtık büyük parçaları alıp götürdü.
Hiç birinden zerre ders almadık. “Neden hep biz açılıp yırtılıyoruz. Neden Almanya, Fransa, İngiltere değil de hep biz, hep biz” demedik.
En son açılım-yırtılımda Atatürk “Durun ne yapıyorsunuz ey yüce milletim kendinize gelin” dedi.
Ve yırtılıma “dur” dedi.
Bir daha yırtılmamak için kanunlar yaptı ilkeler, kaideler vazetti. Ancak hiçbirine uymadık, sözünü tutmadık.
Şu an tekrar açılım-yırtılım noktasındayız.
Atatürk’ümüz ebedi hayata intikal etmiş vaziyette. Mani olacak bir kuvvet de görünmüyor.
Türkiye’yi ülkesi ve milletiyle yırtıp parçalama organizasyonu, bu defa amacına ulaşacak mı? Ne dersiniz? Yüce Milletime saygılarımla arz ederim.             
Zeki ÖZEN

Haberin Devamı

‘Özelleştirme’nin beceriksizleri

HAVUZ MEMURLARI
“Biz İstanbul Unkapanı’nda TTA (Tekel) Genel Müdürlüğü’nde çalışan memurlarımız. Ekim 2009’da TTA Yönetim Kurulu, sizin köşenizde yazdığınız  Tekel’le ilgili haberlerden olsa gerek hemen toplanarak genel müdürlük bünyesinde bulunan bazı birimleri kapatma kararı aldı. Ayrıca bizim gibi bazı memurları, istihdam fazlası personel olarak Başbakanlık Devlet Personel Dairesi Başkanlığı’na bildirdiler. Kasım’da, atama yapılacağımız kurumlar belli olmasına bugüne kadar neden bir tebligat yapılmıyor? İstanbul dışına atananlara yol harcırahı verilmesi gerekmiyor mu? Sıkıntı içindeyiz; bizim sesimiz olun.”

4C’Lİ İŞÇİLER 

Özelleştirilen kurumlarda çalışanlar için de daha önceleri yazılar yazdınız. Bu konu hakkında tekrar yazar mısınız? ‘Özelleştirilen’ kurumlardaki işçilerin akıbeti ne olacak? Emekliliği yok olan çalışanların durumu... Özelleşen kurumlardaki memurlar nasıl olsa aynı haklarla başka kurumlara gidiyor... Sanki kurumları onlar zarara uğratmadı. Tüm yük işçiye kesiliyor. Hükümetin 657/4-C yaptığı özelleştirmeden gelen işçiler 657/4-C’li yapılıyor Ama hiç bir kurum 4-C’yi tanımıyor; senede 10 ay çalış 2 ay ücretsiz izin. İki aya maaş da yok. Bu konu da şu sıralarda özelleşmelerin hızlandığı zamanda dikkat çekmek isterim.   
Hüseyin BAYRAK

Haberin Devamı

Biliyor musunuz

ANTALYA  Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Mustafa Akaydın’ın, çağdaş Türk kadını Prof. Türkan Saylan’ın heykelinin, doğum günü olan 13 Aralık pazar günü 14.00’te Atatürk Parkı’nda törenle açılacağını duyurduğunu... HATAY’da Mimarlar Odası’nın ‘Kültürel Çeşitlilik Toplumsal Gelişim ve Mimarlar Sempozyumu’nun;  MARDİN’de de Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (TASAM) ‘Türkiye-Avrupa Forumu’nun başladığını...

Yazarın Tüm Yazıları