GeriDeniz SİPAHİ İzmir – İstanbul seferleri Avrupa’nın zirvesinde
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İzmir – İstanbul seferleri Avrupa’nın zirvesinde

İSTANBUL ile İzmir’i kıyaslama yanlışına girmiyorum. Çünkü, ben İstanbul’la New York’u kıyaslıyorum ya da Londra’yla, Tokyo’yla, elbette Şangay’la... Bu beş şehir bir yana, dünya bir yana... Çünkü, ölçekler farklı, büyüklükler farklı, göstergeler, parametreler farklı... Hangi açıdan bakarsanız bakın tutmuyor, olmuyor. Zaten bu kıyaslamanın da yanlış olduğunu yıllardır yazıyor, çiziyorum.
Ama İstanbul ile İzmir birlikte olursa, tek bir fotoğrafta yer alırsa, Türkiye’nin bu iki dinamik kenti birlikte anılırsa, işte o zaman Barselona ve Madrid’le, Roma ve Milano’yla kıyaslayabiliyorum. Çünkü, elimde güçlü bir veri var.
Nasıl mı?
Geçen gün TAV İzmir Genel Müdürü Erkan Balcı’yla konuşurken dedi ki...
“İzmir – İstanbul arasındaki uçuşlar, Avrupa istatistiklerinde bir numara oldu. Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı Eurocontrol’un yaptığı sıralamada İzmir – İstanbul hattı karşılıklı 32 sefer, yani 64 uçakla Avrupa’nın en yoğun hattı oldu...”
Bu sözleri duyunca mutlu oluyorum, çünkü yıllardır ve ısrarla yazdığım bir konu bu...
Yakın bir geçmişe kadar İzmir’den İstanbul’a sabah, acil işiniz yoksa öğlen uçağıyla gider, akşamüstü ya da geç bir uçakla dönerdiniz. Büyüklerimiz üç, dört karşılıklı seferi bize layık görmüşlerdi.
O zaman kendimi tutamayıp yazıyordum.
“Benim göremediğimi siz nasıl görmüyorsunuz, İzmir’in potansiyelini kullanamıyor, bu kenti yalnızlaştırıyorsunuz” diye...
“Haklıymışım” demek içimden gelmiyor, İzmir’i ulaşılabilir olmaktan çıkaran bu uygulamaların ne kadar yanlış olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.
Çok açık söylüyorum, kaybeden İzmir değil, Türkiye oldu.
Ege Bölgesi’nin gerçek potansiyeli İtalya’nın Toscana’sından da, Fransızların Riviera’sından da daha güçlüdür.
Elbette yararlanmayı biliyorsan, elbette bu değerin kıymetini biliyorsan...


***

Şaka değil, gerçek, istatistiklere geçmiş durumda, İzmir ile İstanbul arasında tam 32’şer sefer yapılıyor, 64 uçak gidip geliyor.
İlk on ise şöyle...
55 karşılıklı uçakla Barselona – Madrid, 50 uçakla İstanbul Atatürk – Antalya, 48 uçakla Paris – Toulouse, 47 uçakla Paris – Nice, 45 uçakla Barselona – Mallorca, 45 uçakla Oslo – Trondheim / Norveç, 44 uçakla Oslo – Bergen / Norveç, 43 uçakla Roma – Milano, 41 uçakla Oslo – Stavanger / Norveç...


***

TAV İzmir Genel Müdürü Erkan Balcı’ya göre Adnan Menderes havalimanının kapasitesinin artmasıyla birlikte bu sefer sayısında artış da olacak.
Bütün veriler gösteriyor ki, İzmir ikinci bir aktarma merkezi olma yolunda gidiyor.
Bunda hiç kuşkusuz, Türk Havayolları dışında Pegasus’un, Sun Express’in, Atlas Jet’in ve diğer havacılık şirketlerinin büyük payı var. Sun Express’in Genel Müdür Yardımcısı Hacı Say da dedi ki...
“İzmir’den dört yeni şehre daha direkt uçma kararı aldık. Artık Strasburg, Ercan, Bremen ve Batman’a da İzmir’den uçuyoruz, destinasyon sayımız 35’e çıkıyor. Anadolu’dan 14, Avrupa’dan 21 kente gidiyoruz. İç hat uçuşumuzu İzmir merkezli haftada 194’e, dış hat uçuşlarımızı 146’ya çıkartacağız...”


***


Çok alışkanlığım değil, rakamlara boğmak ama bir bilgili daha paylaşmadan edemeyeceğim.
Adnan Menderes’teki yolcu kapasitesi iç hatlarda yüzde 13, dış hatlarda yüzde 1 armış.
İç hatlardaki Türkiye genelindeki artış yüzde 6’larda... İç hatlarda sorunumuz yok, gelişmeler oldukça iyi, ama dış hatlar için yeni havalimanının bitmesini dört gözle bekliyoruz.
Çünkü, Türk sivil havacılığı müthiş bir gelişme içerisinde...
Geçen sene Türk hava sahası toplam 1 milyon 373 bin 640 uçuşa ev sahipliği yapmış. Bir başka ifadeyle Türk hava sahasını her 23 saniyede bir uçak kullanmış.
Madem İzmir, İstanbul’dan sonra ikinci merkez olacak...
Madem İstanbul ve İzmir’i birlikte ele aldığımızda Avrupa’nın en iyi istatistikleri ortaya çıkıyor...
O zaman İzmir’in kıymetini bilmek lazım...

Eurocontrol’un 2012 rakamlarına göre sefer sayıları
1 - İstanbul – İzmir 64
2 – Barselona – Madrid 55
3 - İstanbul Atatürk – Antalya 50
4 - Paris – Toulouse 48
5 - Paris – Nice 47
6 - Barselona – Mallorca 45
7 - Oslo – Trondheim / Norveç 45
8 - Oslo – Bergen / Norveç 44
9 - Roma – Milano 43
10 - Oslo – Stavanger / Norveç 41

X

Taraftarlık aşkı başka gerçekler çok başka

BAZI kurumların fabrika ayarlarına dönmesi gerekir. Dönmediğinde istikrar ve başarı maalesef gelmiyor. Örnek mi?


Karşıyaka Spor Kulübü...
Aylar önce bir yazı yazdım.
Ve dedim ki;
“Futbol tek alternatif değil ama futbolsuz da olmuyor.”
Pınar Karşıyaka, Türkiye’de şampiyonluklar kazandı. Cumhurbaşkanlığı kupasını kaldırdı. Avrupa’da iki kere final oynadı. Bu büyük heyecan elbette camiayı hareketlendirdi, çok sevindirdi.
Yine yelkenciler her zaman olduğu gibi hep göğsümüzü kabarttı. Kadın voleybol takımı kısıtlı imkanlara rağmen harikalar yarattı.

Yazının Devamını Oku

Bu yatırımlar uzun yolculuğu anlatıyor

BAKÜ’ye üçüncü gidişim ve her seferinde çok başka bir şehir buluyorum. Socar’ın Yönetim Kurulu Başkanı Rövnag Abdullayev, Başkanvekili Vagif Aliyev ve Socar Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov’un davetiyle Türkiye - Galler maçına gittim.



Maç sonucu bizim için çok parlak değildi ama Socar’ın Türkiye’yle ilgili gelecek planlarını dinlemek güzeldi.
Petkim, Star Rafineri, Socar Terminal ve TANAP dahil Türkiye’ye toplam yatırım 14 milyar doları aşmış.
Star Rafineri 7 milyar dolar, Socar Terminal 400 milyon dolar, Petkim özelleştirmesi 2 milyar 40 milyon dolar ve TANAP 6.5 milyar dolarlık yatırım almış.
Socar Türkiye, Aliağa’daki tüm iştiraklerini kapsayan arazi için “Özel Endüstri Bölgesi” unvanını alan Türkiye’deki ilk şirketi oldu. Daha da önemlisi Socar, Türkiye’nin en büyük doğrudan dış yatırımcısı konumunda...
Vagif Aliyev Petkim’i özelleştirmeden alarak Türkiye’de uzun bir yolculuğa çıktıklarını söylüyor.

Yazının Devamını Oku

Aşı olmayanlara bazı tedbirler devam edebilir

ARTIK inanıyorum.

Tünelin ucundaki ışığı gördük. Aşılar geldikçe, günlük aşı sayısı arttıkça umutlarım daha da artıyor.
Önümüzdeki haftadan sonra 40 yaşın altındakiler de aşılanmaya başlayacak. Temmuz sonuna kadar 18 yaşına kadar olan gençlerimiz de...
Bir de altı ay sonrası üçüncü aşıları da temin edebilirsek; işte o zaman pandemiyi günlük hayatımızdan çıkarabileceğimizi düşünüyorum.
Üstelik yıl sonuna doğru ilaçların da çıkacağını düşünürsek; daha da umutlanıyorum.
Bilim insanları daha sonraki süreçlerle ilgili çalışmalarını devam ettiriyorlar.
Artık bu çalışmaları da sıkı takip etmeye başladım.
Şimdilik üçüncü aşıyı tavsiye ediyorlar ama sonrası için veriler toplandıktan sonra adımlar atılacak.

Yazının Devamını Oku

Birer birer masadan eksiliyor dostlar

GAZETE yaparken çok sık konuşuruz. Çünkü haberlerdeki gelişmeler yapacağınız gazeteyi de şekillendirir. Defalarca değiştirebilirsiniz. Büyütmeyi düşündüğünüz, manşet yapmak istediğiniz bir haber günün ilerleyen saatlerinde iç sayfalarda bile yer bulabilir.


Bizim meslek gerçekten dinamiktir ve tempo ister.
Bir şey daha ister; o da ekip çalışması yapmayı...
Özellikle yazı işleri ekibi gün için çok kez bir araya gelir, toplantılar yapar.
Biz de öyle yaparız.
Kendimi hep şanslı hissetmişimdir. Hep deneyimli kadrolarla çalıştım. Çok iyi gazeteciler etrafımdaydı.
Ve uzun yıllardır birlikte olduğum bir ekip olduğu için çok hızlı aksiyon alırız.

Yazının Devamını Oku

O bizim mesleğin Picasso’suydu

BİZİM meslek zordur.


Bazen günler uzar; geceyi sabah yaparsınız.
Bazen de haber özel günlerinizin bile önüne geçer.
Her mesleğin elbette zorlukları, güzellikleri vardır ama gazetecilik gerçekten tutku ister.
İşte o günlerde yanınızda kimlerin olduğu çok önemlidir. Sekiz saati her gün aşan bir mesaide haber için kalpleri atan insanlar okuduğunuz gazeteyi yapar.
Bazıları vitrindedir, bazıları ise perde arkasındaki kahramanlardır.
Gazeteciliğe başladığım ilk günlerde tanıdığım isimlerden biriydi Nejat Bekmen...

Yazının Devamını Oku

Aşıların tartışılmasına hala inanamıyorum

İZLİYORUM, gözlemliyorum, okuyorum aşıyla ilgili hala tartışmalar yapılıyor. Oysa bilimsel araştırmalar aşıların pandemeyi bitirecek en önemli silah olduğunu ortaya koyuyor. Aşı olanlar hem antikor sağlıyor, hem de hastalığı ağır olmadan atlatabiliyorlar. Buna rağmen aşı olmak istemeyenleri gerçekten anlamıyorum.

 


Öyle yorumlar dinliyorum ki şaşırıyorum.
Komplo teorileri öylesine fazla ki anlatanların bile inandığını zannetmiyorum.
Bazı hastalıkların bitmesinde aşıların büyük rolü oldu.
O yüzden aşılanma konusunu ciddiye almamız gerekir.
Aşı olmayanlar için bazı tedbirlerin dünyada uygulandığını görüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Tam normalleşmeye daha var

AVRUPA uçuşları açıyor. Daha doğrusu kurallar gevşetiliyor.


AB ülkelerinden aşıları tam olan yolcular, cuma günü yayınlanan yeni kurallar doğrultusunda 9 Haziran’dan itibaren Kovid testi yaptırmadan Fransa’ya girebilecekler.
Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nden tam aşılı olanlardan ise negatif test sonucu istenecek. Ancak karantinaya alınmaları gerekmeyecek ve zorunlu olmayan seyahatlere artık izin verilecek.
Ama şöyle bir tarif yapmışlar;
“Tam aşılı kişiler dozlarını yolculuklarından en az 14 gün önce Pfizer, Moderna veya AstraZeneca aşılarıyla almış kişilerdir. Johnson & Johnson aşısı için zaman aralığı dört haftadır.”
Yani başlangıçta bizim gibi Çin aşısı Sinovac’ı olanlar için hala seyahatlerle ilgili bir belirsizlik var.
Şimdilik PCR testinizi olup bazı ülkelere gidebiliyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Bu sektör Sepil’i bile küstürüyorsa

BİRKAÇ gündür Göztepe Başkanı Mehmet Sepil’in sözleri aklımda...


Önce şöyle dedi;
“7 yıldır gururla üstlendiğim Göztepe Spor Kulübü Başkanlığı görevinden ayrılma kararı almış bulunuyorum. Kulübümüzü çok daha iyi noktalara getireceğine inandığım bu adımla yönetimde üstlenmiş olduğum tüm görevler bir icra kurulu tarafından yürütülecek olup, yeni bir yapı bayrağı devralana kadar yönetim sistemimiz bu şekilde devam edecektir. Göztepe’miz Türk futbolunun hepimizce malum olan çarpık yapısı içinde parlayan bir yıldız olarak kalmaya devam edecektir.”
Sepil’in bu kararı elbette spor camiasında ve İzmir’de sarsıcı bir etki yarattı.
Çok kişinin kendisiyle konuştuğunu, kararını gözden geçirmesi için ısrarcı olduğunu da biliyorum.
Ama kararı değişmedi.
Ve ikinci açıklaması da şöyle oldu;

Yazının Devamını Oku

Yeniden kampanyaya ihtiyacımız var

İSRAİL nüfusunun neredeyse tamamını aşıladı. Amerika’da 200 milyondan fazla kişi aşı oldu. Türkiye’nin de yüzde 15’i ikinci aşılarını oldu. Haziranda hızlı bir şekilde aşılanma olacak.

Ve aşıların üzerinden aylar geçmesine rağmen hala tartışmalar devam ediyor.
Üstelik bilimsel veriler aşı olanlarda ölüm oranlarının çok düşük, hastaneye yatış oranlarını da azalttığını göstermesine rağmen...
Gerçekten bir buçuk yılımızı evlerde geçirmemize, sevdiklerimizden uzakta kalmamıza neden olan bu salgına rağmen böyle bir durum var.
Türkiye’de aşı randevusu kapasitesinin sadece yüzde 30’unun dolu olmasını anlamakta zorlanıyorum.
Şimdi sıra 50 yaşındakilere geldi.
Elbette aşılama bir sistematik çerçevesinde yapılıyor.
Ama bu oranları görünce aşı olmak isteyen herkese randevuların açılması gerektiğini düşünmeye başladım.

Yazının Devamını Oku

Önce hibrit sonra yüz yüze

BEN yakın bir gelecekte ve aşıların artmasıyla birlikte Kovid 19 salgının azalacağını düşünenlerdenim. Elbette dikkatli olmamız, kurallara uymamız gerektiğini hatırlatırım.


Belki birkaç yıl daha aşı olacağız ama belki de kapanmalar bir daha olmayacak.
Tabii beni iyimser bulanlar olabilir.
Çünkü bu salgın gösterdi ki; tablo haftalık bile değişebiliyor.
Yine de tünelin ucunun gözüktüğünü düşünüyorum.
İş hayatında köklü değişiklik beklentisi içinde olanlar artık evlerden çalışacağımızı düşünüyor.
Ben buna da karşıyım.

Yazının Devamını Oku

O artık bir Sofrolog

AYÇE Bükülmeyen Özerdem Hürriyet Ege’ye harika röportajlar yaptı. Birçok kişiyi, kurumu bizlere tanıttı, anlattı. Sonra eşiyle birlikte önce Londra’ya sonra da Amerika’ya Washington’a yerleşti. Şimdi oralardan bize güzel yazılar yazıyor.


Geçen gün gazeteye geldi, epey sohbet ettik. İngiltere’yi, Amerika’yı, pandemi dönemini konuştuk.
Ve son dönemde ilgi duyduğu bir konuyu bana anlattı.
Sofroloji...
İçinde felsefe olan bütün öyküler benim ilgimi çeker.
Ayçe’ye “Sofrolojiyle nasıl tanıştın” dedim.
Anlattı;


Yazının Devamını Oku

Okulları açık tutmalıyız

ISRARLA yazıyorum.

Okullarımızı açık tutmalıyız.
Online eğitimi yapabilenler oldu, yapamayanlar da...
İmkanı olup ekran karşısına geçenler de oldu, geçemeyenler de...
Ve bu süreç hem öğretmenlerimiz, hem de öğrencilerimiz için gerçekten zordu.
Oğlum Atlas’tan biliyorum.
Sabah 9’da derse başlıyor, 10 dakika aradan sonra yine derse giriyor.
Bazı günler 17.00’ye kadar, bazen hafta sonları bile online bağlantılarla devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Ben bu genç ekibe güveniyorum

ALTAY’ı tebrik ederim.


19 yıl sonra Süper Lig’de iki İzmirli olacak.
Göztepe’yle birlikte Altay da büyük bir mücadelenin içine girecek.
Altay Kulübü Başkanı Özgür Ekmekçioğlu’na da teşekkür ederim.
Üçüncü lige düşmüş bir futbol takımını aldı ve her yıl istikrarı kurarak kulübü Süper Lig’e taşıdı.
Aslında Altay’ın bu öyküsü Türkiye’deki birçok kulübe örnektir.
Futbol tarihinde başarılar yakalamış birçok kulüp Altay gibi benzer bir süreç yaşadı.

Yazının Devamını Oku

Bu süreçten dersler çıkaralım

1 HAZİRAN sonrası için normalleşme adımları belirginleşiyor.


Bilim Kurulu sahillerde, parklarda, bahçelerde kişiler arasında 2 metre mesafe olması halinde maske takmaya gerek olmadığını düşünüyor.
Ama daha önemlisi haziranda hedefin günde 1 milyon kişiye 1 milyon BioNTech aşısı yapılması.
Haziran sonunda 30 milyon insan ilk doz aşısını olacak.
BioNTech’te ilk aşıdan sonra yüzde 70’in üzerinde bir antikor oluşuyor.
Bunun anlamı şu;
Yaz sonundan itibaren Türkiye eski günlere dönebilir.

Yazının Devamını Oku

Ve final: Kazanan İzmir olsun

BEN sporun bir kent, bir bölge için geliştirici, motive edici yönünü önemsiyorum. Artık spor endüstrisi çok başka bir noktaya gidiyor. İnsanlar gönül verdikleri takımların maçlarına giderek hem keyifli vakit geçiriyor, hem de sosyal hayata ve ekonomiye katkı sağlıyorlar.Sporun birleştirici, uzlaştırıcı yönünü de unutmamak gerekir.


O yüzden futbolda iki İzmirlinin 19 yıl sonra Süper Lig’de olmasını ayrıca önemsiyorum.
Finalde Altay ve Altınordu oynayacak, 90 dakikanın sonunda biri Süper Lig’e çıkacak.
İkisi de Türkiye’nin güzide kulüpleri...
Altay sadece bir spor kulübü de değildir.
Türkiye’nin ilk sivil toplum örgütlerinden biri olarak da görün...
Tıpkı Karşıyaka gibi...

Yazının Devamını Oku

Türkiye markalarıyla büyüyecek

DAVUT Doğan ile tanışmamız 25 yıldan fazla oldu. Çanakkale’den gazeteci dostum Murat Kıray ile Biga’ya gittik, bütün gün Doğan ile sohbet ettik.


O günlerde Doğtaş Mobilya sektöründe markalaşma adına önemli yatırımlar yapıyordu.
Yıllar içinde Doğan ailesini hep yakından izledim, önemli projelere imza attılar.
Doğtaş Türkiye’nin en önemli markaları arasına girdi. Bayi ağlarını genişlettiler.
Sonra da Kelebek’i alarak sektördeki iddialarını genişlettiler.
Ardından Lova Yatak ve RuumStore hamleleri geldi.
İnşaat sektöründe Doğyap, perakende sektöründe Troypark markaları da gruba eklendi.

Yazının Devamını Oku