GeriSavaş ÖZBEY İşi bil işe gitme
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İşi bil işe gitme

Yoksa siz çalışmak için hâlâ sıkıcı ofislere mi tıkılıyorsunuz? Buyrun size en şehirlisi, en yenisi, en havalısından bir çözüm: Ofis kafe!

Freelance çalışanlar çoğalıp iş dünyasında ağırlıkları arttırdıkça, geleneksel iş ortamları lüzumsuz hale geliyor, artık insanlar haftada 40 saat bir büroya takılıp kalmak istemiyor.
Çözüm mü?
Co working yani paylaşımlı çalışma alanları... Bunları içinde bir ofiste ihtiyaç duyabileceğiniz her türlü imkânın (masa, sandalye, telefon, sekreter, toplantı odası, faks, internet, çay-kahve, atıştırmalıklar) bulunduğu kafeler olarak düşünün. Saatlik, günlük ya da aylık olarak faydalanabiliyorsunuz. Tıpkı internet kafelerdeki gibi etrafınızda sizin gibi çalışan başka insanlar var. Dünyada bir çılgınlık halinde. Türkiye’de de ardı ardına yeni mekânlar açılıyor.
İtiraf etmeliyim ki bunlardan Urban Station Maslak’taki ilk şubesini açtığında ‘Tutar mı, Tutmaz mı?’ başlığıyla bir yazı yazmış; olaya biraz mesafeli yaklaşmıştım.
Yanılmışım.
Urban Station Maslak tuttuğu gibi, pıtırak gibi yeni şubeler açıyor. Sadece o mu?
Taksim’de Burası, Karaköy’de Karabatak kafenin üst katı, Ankara’da İşkalesi ve son olarak Karaköy’deki Yazane... Biz plaza kölelerine nanik yapan freelance’çi arkadaşlarımla dolup taştı.
E onların da hakkıdır tabii, Starbucks köşelerinde az sürünmediler...

Bazı günler 10 saat kalıyorum

Çağla Çamcıoğlu (29) Sanat yönetmeni

Burada ne yapıyorsun?
- Şu anda Sabancı Üniversitesi desteğinde tasarım ve teknoloji odaklı sbir yaz okulu projesi üzerinde çalışıyorum. Burayı da 7x24 kullanabildiğim bir yer olduğu için tercih ediyorum.
Günde kaç saatin burada geçiyor?
- Değişiyor ama kendimi kaptırdığım zaman 10 saati bulduğu oluyor.

İşi bil işe gitme

Home ofis out co ofis in

Yonca Temizocak (36) Organizatör

Yazane’ye ne zamandır gelip gidiyorsun?
- İki ortağız, normalde home ofis şeklinde çalışıyoruz ama burası açıldığından beri buraya geliyorum. Home ofis out, co ofis in diyebilirim.
Neden?
- En başta Karaköy gibi merkezi bir yerde olduğu için. Deniz manzarası cezbedici ama asıl neden işim gereği ihtiyaç duyduğum çeşitli insanlarla network kurma imkânı sağlaması.

Dünyanın her yerinde ofisiniz olacak

Yazhane’nin sahibi Kerim Harunoğlu

Bu işin merkezi  San Francisco ama Batı’da büyük şehirlerden küçük kasabalara doğru hızla yayılıyor. 2006’da bütün dünyada sadece 30 ofis-kafe vardı. Bu sayı şimdi 2 bin 150. Co working Visa diye bir sistem var. Bu sisteme üye olmak için başvurduk. Böylece bize üye olan müşterilerimiz yurtdışına çıktıklarında diğer Co Working Visa işletmelerinden de yararlanabilecekler. Burası kapalı olduğunda dahi geceleri üyelerimiz kendi kartlarıyla girip işlerini yapabiliyorlar. Saati 12, günlüğü 45, aylık üyelik 500-700 TL. İsteyenler için 12 özel ofisimiz var. Tabii onlara sekreterlik gibi ekstra hizmetler de sunuyoruz.  Müşterilerimizin yaş ortalaması 35-35. İstatistik tutmadık ama sanki kadınlar bir parça çoğunlukta.

Ofis kafelerin en yenisi Karaköy’deki Yazhane. Boğaz’ı, Tarihi Yarımada’yı, önünüzden geçen vapur ve yunusları seyrederek çalışmanın bir saatlik bedeli 12 TL. (212) 293 79 00

Farklı şekilde çalışmak mümkün

İpek Köymen (29) Grafik tasarımcı

Kendi şirketimi açtım, adres olarak da burayı verdim. Sandalye ve masayı demirbaş olarak kaydettik. Yarı zamanlı Gökova’dayım.
Ofis tutup boş duracağına, harika bir çözüm oldu. Bence geleceğin çalışma biçimi bu olacak.
Çünkü şirket maliyetleri düşüyor.

Sene sonuna kadar 8 şube olacağız

Alexander Kunt (34) Urbanstaion Genel Müdürü

Urbanstaion Arjantin’de keşfettiğimiz bir zincir. Londra’dan Dubai’ye kadar frenchise hakları bizde. İlk şubemizi Maslak’ta, ikinciyi Galatasaray’da açtık. Ağustosta Kavacık derken yıl sonuna kadar sekiz şubeye ulaşmayı hedefliyoruz. Freelance çalışanlara ve ofiste sıkışan/sıkılan plaza kölelerine hitap ediyoruz. Zırt pırt giren çıkandan, çalan telefonlardan sıkılan genel müdür de geliyor,  işyeri dışında çayını-sigarasını içerek toplantı yapmak isteyen de. İnsanlar işe gidip gelirken yolda vakit kaybedeceğine misafirini de ağırlayabildiği bu yerleri tercih ediyor. Düşünsenize kapıdaki güvenlikten dolayı bir plazaya girmek bile vakit alıyor. Yenibirlider derneğinin toplantılarına da Tefal’in fokus grup toplantılarına da ev sahipliği yapabiliyoruz. Bir masayı bir yıllığına kiralayabiliyorsunuz mesela. Üstüne tıpkı ofisinizdeki gibi çocuğunuzun resmini koyabilir, kendi özel eşyalarınızı yerleştirebilirsiniz. Aylık üyelik 599 TL. Buna çay-kahve, gün boyu atıştırmalıklar, internet, faks gibi ofis hizmetleri dahil.

Farklı şekilde çalışmak mümkün

Buse Terim

Urban Staion ev sevdiğim komşularımdan biri. Kendi ofisimden çok burada vakit geçiriyorum bile denilebilir. Mobil çalışanlar ve farklı bir şekilde bir araya gelmenin ve çalışmanın mümkün olduğunu düşünenler için tasarlanmış bir ortam! Sistem oldukça basit. Sizlere üç farklı alan sunuluyor. Bu sayede ihtiyacınıza uygun çalışma alanını kendiniz seçebilir ve rahatça çalışabilirsiniz. Bu alanlar açık, toplantı odaları veya etkinlik mekânları olabilir. Üstelik ücretin içine, kahve köşesinden alacağınız filtre kahve, çay, su, meyve ve leziz kruvasanlar da dahil.

Plaza insanları iki tasarım görsün bir nefes alsınlar!

Tuba Ünsal

Sex and The City severler bilir; Carrie yazılarını yazmak ve çalışmak için sürekli kafeleri dolaşır. Bireysel takılıp yazı yazmak için Starbucks şahane bir alternatif olabilir, peki ya toplantılarınız için? Bu cool mekânlarda iş üretmenin bedeli paha biçilemez. Plaza insanları iki tasarım görsün bir nefes alsınlar.

X

Ex aşkı bize neler ettin?

Yok efendim, evli kadın eski sevgilisini bu şekilde paylaşır mıymış... Yok efendim, Kenan Doğulu ne kadar rahat, ne geniş insanmış... Yahu bize ne? İnsanın ölen aşkını, sevgilisini ya da eşini anması neden kötü olsun?

Yılın o dönemi gelmiş çatmış bile...

Yani Beren Saat’in motosiklet kazasında vefat eden eski aşkı Efe Giray’ı andığı...

Ve ilgili/ilgisiz herkesin ahkâm kestiği doğum günü.

Beren Saat, kendisine şöhretin yolunu açan yarışmaya katılmasını teşvik eden eski sevgilisini “Benim kahramanım” notuyla paylaştı Instagram’dan.

Ağızlarda yine aynı bayat sakızlar:

Yok efendim evli kadın, eski sevgilisini bu şekilde paylaşır mıymış...

Yok efendim Kenan Doğulu ne kadar rahat, ne geniş insanmış...

Yahu bize ne?

Yazının Devamını Oku

Usta-çırak ilişkisiyle de şahane olur

“Oyunculukta eğitim” tartışmasında Nilgün Belgün de açıklama yaptı: “Finalde aynı şeyi düşünüp söylüyoruz. Tabii ki en önemlisi yetenek. Ama eğitim güçlendirir her zaman.”

Önceki yazılarımda Damla Sönmez’in, oyunculukta eğitimle ilgili görüşlerini yayımladığımız bir haberin başlığına itirazına yer vermiş, haklı olabileceği noktaları taramıştım.
Çok yakın bir zaman önce Nilgün Belgün’ün de aynı şekilde “oyunculukta eğitim” konusuyla gündeme geldiğini hatırlatmıştım.
“Aman yine yanlış anlaşılmayayım” notuyla Nilgün Belgün’den bir açıklama geldi.
Özetle herkesin aynı şeyi düşündüğünü söylüyor:
“Oyunculuk eğitimle taçlanır. Bu sözümün sonuna kadar arkasındayım. Usta-çırak ilişkisiyle de şahane olur. Damla da ben de finalde aynı şeyi düşünüp söylüyoruz. Tabii ki en önemlisi yetenek. Ama eğitimi dışlayamayız, eğitim güçlendirir her zaman.”

Biri şu akımı bitirsin

Üst orta yaşlarda yani 20’li yaşları 90’lara denk gelenlerde bir telaş...

Yazının Devamını Oku

Yanlış zaman, yanlış insan

Pandemide işsiz kalan müzisyenlere dikkat çekmek için başlatılan “Hepimiz İçin Ses Ver Türkiye” akımına Yıldız Tilbe de katıldı, şarkı söyleyip topu Tarkan’a attı. Tarkan önce sessiz kaldı, sonra daveti reddederek Tilbe’yi milyonların önüne attı. Yıllar önce Tarkan’a verdiği şarkıdaki gibi: Yanlış zaman, yanlış insan...

◊ YILDIZ HAKLI ÇÜNKÜ:
Sanatçı duyarlılığı gösteriyor. Sektördeki sorunların, intiharların duyulması için elini taşın altına koydu. Tarkan’dan da benzer bir duyarlılık bekledi.

◊ TARKAN HAKLI ÇÜNKÜ:
“Amacını anlamadım” diyor. Biz şarkı söyleyip kendi aramızda top çevirince ne olacak yani demeye getiriyor. Kuru tantananın kime, ne faydası var?

◊ YILDIZ HAKLI ÇÜNKÜ:

Yazının Devamını Oku

Oynayan kaşlar, gülüp üzülebilen bir surat

Burcu Biricik’i bu kadar “biricik” kılan ne? Bence güzel görüneceğim diye diğer oyuncular gibi estetik yaptırmaması. Rolünün gereğini, bakışlarını mimiklerini suratına yansıtabilmesi. Tıpkı özlediğimiz Yeşilçam oyuncularındaki gibi.

Kanal D’nin efsaneleşen dizisi “Camdaki Kız”da “Nalan” karakteri...

Aslında bir fanusun içinde yaşıyor, hayatı bilmiyor, annesinin kendisine gösterdiği hayatı camdan izliyor.

Diziyi ve karakteri bu kadar fenomen yapansa bence başrol oyuncusu Burcu Biricik.

Dijitalde yayınlanan dizisi “Fatma” da onun sayesinde bu kadar ses getirdi.

Burcu Biricik zaten güzel.

Ekranda gördüğünüzde zaplamak falan mümkün değil, takılıp kalıyorsunuz.

Ama onun ötesinde oyunculuğuyla da döktürüyor.

Yazının Devamını Oku

Kış, kar, soğuk hava Sıcak ev, battaniye... Ohhh!

Çok güzel, aşırı zarif ve “ketum” denilebilecek kadar ölçülü. Ülkenin en popüler adamıyla evli ama sosyal medyada “#Kocişkom, #huzurum, #aşkın dibi” gibi paylaşımlarına asla rastlamazsınız. Ayaküstü sansasyon olacak demeçler vermez, zaten sokakta da çok göremezsiniz. İşinde, gücünde bir moda insanı. Kendini bu kadar çok geri çekmeyi sevdiği için daha da çok merak uyandırıyor tabii. Buyurun size ev hali, küçük keyifleri ve hayat felsefesiyle Başak Dizer Tatlıtuğ.

◊ Aşkın karşıtı: Nefret mi, kayıtsızlık mı?

- Kayıtsızlık tabii. Âşık olduğunda tüm hücrelerinle tek noktadasın. İster belli olsun, ister olmasın... En fazla “mış gibi” yapıyorsundur (Gülüyor).

◊ Evdeki halinizi hangi üçlü daha iyi tanımlar: Telefon-YouTube-sosyal medya mı pijama-terlik-televizyon mu?
- PTT! Çünkü daha sosyal. Bütün aile birlikte yapabilirsiniz. Kış, kar, soğuk hava, sıcak ev, battaniye... Ohhh.

◊ Gündoğumu mu günbatımı mı?

- Her zaman günbatımı. Görsel bir şölen yahu. Bir de ben en çok geceleri seviyorum.

◊ Hangisi çok iç gıcıklar: Göz kırpmak mı göz kaçırmak mı?

- Göz kaçırmak daha gizemli (Gülüyor).

Yazının Devamını Oku

Arnavutköy’de enkaz neden daha büyük?

Gezdiğim yerler arasında Ortaköy, Asmalımescit gibi, insanların yeme-içme için dışarıdan geldikleri bölgelerin daha kötü etkilendiğini, içinde zaten kendi ahalisi yaşayan Cihangir, Moda gibi semtlerin daha az kayıp verdiğini gözlemlemiştim.

Hürriyet Cumartesi’deki köşemde bir süredir “pandemide semt turları” yapıyorum.
Hem o semtin kent hayatının dününe, bugününe biraz bakıyoruz hem de karantinada aldığı hasarı tespit etmeye çalışıyoruz fotoğrafçı arkadaşlarımla.
Beni en şaşırtan semtlerden biri Arnavutköy olmuştu.
Çünkü bugüne kadar gezdiğim yerler arasında Ortaköy, Asmalımescit gibi, insanların yeme-içme için dışarıdan geldikleri bölgelerin daha kötü etkilendiğini, içinde zaten kendi ahalisi yaşayan Cihangir, Moda gibi semtlerin daha az kayıp verdiğini gözlemlemiştim.
Arnavutköy ne birine ne öbürüne uyuyordu.
Yerleşik sakinleri olmasına rağmen çok dükkân kapanmıştı, hasar çok fazlaydı.
Arnavutköylü bir okurum gözlemini yazmış.

Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin “fışkiye” fantezisi

Ülkenin en takip edilen çifti Hande Erçel ile Kerem Bürsin’in Maldivler’de çimleri sulayan fıskiyelerin altında ıslanma pozları rekorlar kırdı.

Hande Erçel’in “Sevincimiz fıskiyeleri patlatıyor... Mükemmel” notuyla paylaştığı fotoğrafa 2.7 milyon beğeni yağmış.

Kerem Bürsin’e 100 bin yorum yapılmış.

100 bin kişi işi gücü bırakmış, bu kareye tıkır tıkır bir şeyler yazmış.  

Meğer bünyede bir “ıslanma” fantezisi varmış da akacak mecra ararmış.

Yaklaşık şöyle bir şey:

“Çimlerde ikisi de mayolu ve yalınayaktı...

Islak çimenlerin üzerinde koşuyorlardı...

Kerem havada ayaklarını birbirine vuruyordu...”

Yazının Devamını Oku

Meryem Uzerli’nin taht oyunları

DNA dizilimine göre Meryem Uzerli yüzde 6-8 oranında Rusmuş.

Halbuki babası Türk, annesi Alman’dı. Yeterince karışık değil mi?
Aslında dizilimi geçen sene yaptırmış ama biz şimdi öğrendik.
Açıklamayı yaptığı yer Rusya’nın başkenti. Moskova Film Festivali’nde gösterilen “Kovan” için orada.
“Muhteşem Yüzyıl”daki “Hürrem” rolüyle bu ülkede zaten sempatisi yüksekti. Güzel bir hamleyle tribünlere iyice oynadı.
Bakalım bu zekice PR adımları Rus pazarını kendisine açacak mı?

AÇIKLAMA KARNESİ

◊ Yerindelik: 10

Yazının Devamını Oku

Pandemi günlüğü... Eski normali geri getirmek elimizde

Sadece aşı olmak yetmiyor. Etrafımızda aşılanmamış birileri kalmışsa onlarla da ilgilenmek gerekiyor. Arayıp sorsak... Özellikle de yaşlılarımızı.

Sayılar delirdi, tam kapanmanın eşiğine geldik ama iyiye giden şeyler de var.

Aşının işe yaradığının ortaya çıkması umutları güçlendiriyor.

Mesela bu konuda en cevval ülke İsrail’de ilk kez korona ölüm vakasız gün yaşandı. 

Bizde de fire büyük olmasına rağmen aşılama gittikçe daha alt yaşlara doğru ilerliyor.

Aşı tedarik etmenin kolaylaşacağı konusunda Rus aşısının Türkiye’de de üretileceği haberi düştü ekranlara. Hepsi içe su serpen gelişmeler.

Yalnız şu fire mevzuu fena.

Sadece aşı olmak yetmiyor.

Etrafımızda aşılanmamış birileri kalmışsa onlarla da ilgilenmek gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Doğuma saatler kala röportaj: Erkek olacağını öğrenince bu fikre alışmam gerekti ama şimdi Tamamım!

Hamile olduğunu bilmiyordum. Röportaj için aradım, doğuma 12 saat kalmasına rağmen “olur” dedi. Müzisyen Aylin Aslım, “Dreamer” gibi ABD listelerinde 1 numaraya oturan şarkılar, albümler, konserlerden sonra Kaş’a yerleşti. Evlenip hayatının yeni bir dönemine geçti. Hamilelik için “kaza kurşunu” diyor. Şimdi oğul sahibi bir lohusa, ikisi de gayet sağlıklı. Allah analı-babalı büyütsün...

Geçen yıl yaşamını yitiren müzik yazarı Çağlan Tekil ile yakın arkadaş olan Aylin Aslım, 23 Nisan’da dünyaya gelen oğluna Orman Umut Çağlan adını verdi.

◊ Öğrenciliğinizin hangi dönemi daha şamatalıydı: BAAL mi, BOUN mu?
- Açıkçası ben kendimi daha Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi’ndeyken müzik ve edebiyat çalışmalarıyla buldum. Boğaziçi Üniversitesi yılları çift vardiya çalışmak, geçim derdi ve ilk albüm sürünmeleri ile geçtiği için, sanırım BAAL daha eğlenceliydi.
◊ 90’larda tam olarak ne yaşadık biz: Pop rönesansı mı, tüp patlaması mı?
- Şimdi bakınca kesinlikle popun rönesansı derim. Hatta 80’ler sonu ile. Sebebi, hâlâ yerleri dolmayan ve bence dolamayacak olan Onno Tunç, Melih Kibar, Çiğdem Talu, Aysel Gürel gibi dehâlar.
◊ Kaş’a yerleştiniz: Kaçış mı, varış mı?
- Kaş bence ne olursa olsun bir yerlerden, bir şeylerden kaçış. Varış olabilir mi? 5 senenin sonunda hâlâ emin değilim bundan. Anlayana kadar da acelem yok.

Yazının Devamını Oku

Böyle kaçamak mı olur

Hande Erçel ve Kerem Bürsin’in Maldivler tatilinin kaçamak falan olmadığı kesin. Hande Erçel’in ablası da ailesiyle orada. Üç olasılık var: Ya reklam anlaşması, ya beleş tatil ya da Kerem o kadar damat oldu ki ailece tatillere gidiliyor.

Aralarında ilişkiyi hep muallakta bırakıyorlar. Ama bir yandan da sürekli kuşkuları artıracak mizansenler yapıyorlar.
Hande Erçel ve Kerem Bürsin’in Maldivler tatili de bu yüzden ilgi görüyor.
Oradan paylaştıkları her karede aynı temcit pilavının altı tekrar yakılıyor. Soru şu: Acaba Türkiye’nin en ünlü ikilisi tatil kaçamağı mı yapıyor?
Aralarında gerçekten bir ilişki var mı yoksa bizi mi trollüyorlar, bilmiyorum.
Ama çıktıkları bu son Maldivler seferinin kaçamak falan olmadığı kesin.
Hande Erçel’in ablası da ailesiyle orada. Ablalı/yeğenli kaçamak mı olur?
Üç olasılık var...

Yazının Devamını Oku

Hasarın boyutu şaşırtıcı

200 metrelik mesafede kapanmış 20 mekân... Arnavutköy’ün pandemide bu kadar hasar almış olması şaşırtıcı. Çünkü içinde aynı zamanda kendi ahalisi yaşayan Moda, Cihangir gibi yerler nispeten kendini koruyabildi.


Onca garson, şef, barmen kim bilir nerelere dağılmış durumda. Bir daha nasıl toparlanıp ayağa kalkar, orası muamma.

Cihangir’in kedileri varsa Arnavutköy’ün de köpekleri var. Arnavutköy vapur iskelesinin baktığı Ömer Yılmaz Güven Parkı’nda sokak köpeklerine tavuk döner veren hayvanseverle karşılaşıyoruz. Küçük meydandaki Fıstık Kebap açık. Dönerleri köpeklere vermeden önce orada ısıttırıyorlar.

İnsanı mutlu eden bu şefkatten sonra ilk şok: Semtin en popüler mekânlarından Any kapalı. Sadece Any mi? Çaprazındaki Alexandra kokteyl bar, karşısında Haleti Ruhiye, onun yanındaki Jain, komşusu Xunta Kafe, Angelo Grande, yine karşı sırada Yalı Balıkçısı ve Zıpkın, Hakan, Barboon, Mira balıkçıları, karşısında Angelo, aynı sokaktaki F’roses çiçek-kafe, Levendiz meyhanesi, az ilerideki Arnavutköy Balıkçısı, Level Kulüp, nutellalı profiterol yapan Linz Cakery, Krepen krepçisi: Kapalı, kapalı, kapalı.

Yazının Devamını Oku

Kendi düşen ağlamaz

Kripto para borsası Thodex’in kurucusu Faruk Fatih Özer’in bütün yatırımları söğüşleyip...


2 milyar dolarla yurtdışına kaçtığı iddiası hanelere ateş gibi düştü.
Kimi bütün birikimini, kimi çoluk çocuğunun rızkını, kimi de eşinin dostunun parasını yatırdı bu işe.
Sebep: Kazanma hırsı. Tıpkı Tosuncuk’ta, çok daha eskiden Banker Kastelli’de olduğu gibi.
“1 koyup 10 alayım, tek seferde köşeyi döneyim” düşüncesi.
Mağdur olanlar için üzülmemek elde değil tabii. Ama kahrımdan da ölemeyeceğim.
Çünkü bu bir çeşit kumar. Kumarda kazanmak kadar kaybetmek de var.

Yazının Devamını Oku

Maldivler’e bir-iki...

Öykü Karayel’in “Bir Başkadır”daki meşhur 24 numaralı otobüsü Maldiv’den geçer mi bilmiyoruz ama böyle bir hat olsa akbil basacaklara gelin: Serenay Sarıkaya, Aleyna Tilki, Ceren Hindistan ve şimdi de Kerem Bürsin ile Hande Erçel...

Hindistan’ı bildiniz. Hemen altında Sri Lanka var, hani gözyaşı şeklinde olan. Oradan da 750 kilometre güneybatıya uçarsanız, alın size Maldivler.

1200 adadan oluşuyor.

Öyle bakir ki 100 tanesinde hiç insan yaşamıyor.

Cennet parçası...

Tek mesele... Küresel ısınmadan buzullar erimeye devam ederse, 100 sene içinde hepsinin sular altında kalacak olması...

Hiç gitmedim.

Bir gün imkân olursa çok merak ediyorum.

Ama sağ olsun ünlülerimizin paylaşımları sayesinde gidip görmüş, o bembeyaz kumlarda yürümüş, masmavi plajlarda yüzmüş kadar oluyoruz.

Yazının Devamını Oku

Film gibi dava

10 sene önce yazılan “Kalbime Gömerim O Zaman” şarkısı üzerinden “Gerçek Gökçe Kırgız kim?” polemiği yürüyor. Taraflardan biri hem şarkısının hem de isminin çalındığını iddia ediyor.

Bir arkadaşımın işaret etmesiyle bir davaya odaklandım.

Geçen hafta duruşması yapıldı. O kadar ilginç ki...

Bir taraf öbürünü şarkısını ve sonra da ismini çalmakla suçluyor.

The Beatles’tan John Lennon’un trajik şekilde öldürülmesi gibi: Asıl John Lennon benim!

Bu davada da Gökçe Kırgız adında bir kadın var. Daha doğrusu iki tane Gökçe Kırgız var.

İlki orijinali. Yani doğma-büyüme Gökçe Kırgız.

Şu anda 32 yaşında.

2006’da, daha lise öğrencisiyken “Kalbime Gömerim O Zaman” adlı bir şarkı yapıyor.

Yazının Devamını Oku

6-7 sene önceki halime bir bardak su veresim gelmiyor

Bayılıyorum İrem Derici gibi ünlülere. Menajerinin sözünden çıkmayan, etliye sütlüye karışmayanlardan değil. Kendisiyle ve hayatla derdi var. Bu dertleri de, onları izah etme biçimleri de onu komik, zeki, farklı ve aslında “hepimiz” yapıyor. Keşke herkesin kafasını böyle dağıtabileceği bir tanıdığı olsa telefon rehberinde. Ara bak, neler diyor...

Reklamcı babanız Hulusi Derici’ye en benzettiğiniz yönünüz: Argo mu, PR vizyonu mu?

- Ben minyatür bir Hulusi Derici’yim. PR vizyonu da, argo da, hazır cevap olmam da onun DNA’sından. Ama bunların hiçbiri umurumda değil.

Ben Hulusi’nin asıl merhametini almışım, o yeter.

Bir sürü dizi ve filmde rol aldınız ama hep kendinizi canlandırdınız: İrem Derici’yi oynamak kolay mı, zor mu?

- İrem Derici 34 senedir gerçek hayatında da inanılmaz gerçek olduğu için zor olmuyor. Hatta şu an kendimden 3. tekil şahıs olarak bahsettiğim için kendime sinir oldum (Gülüyor). Senaristler de benim jargonumu çok iyi bildikleri için her şey çok yerinde ve tadında geçti bugüne kadar.

Okuduğunuz okullardan Mimar Sinan Piyano mu daha şamatalıydı, Bilgi Sosyoloji mi?

- Bilgi Sosyoloji daha şamataydı çünkü ayıla bayıla girdiğim bir bölüm olmadı. Babamın yönlendirmesiyle ite kaka bitirdim. Ama MSÜ Devlet Konservatuvarı’nı aşkla bitirdim. O sene yüzlerce kişi arasından sadece beş kişi mezun olduk ve aralarında en yüksek puanı ben aldım. Bana Durkheim’le değil, Mozart’la gelin kardeşim.

Yazının Devamını Oku

Erkek milleti evde çok kalmamalı

Ünlü model Ebru Şancı futbolcu eşi Alpaslan Öztürk için “Benim eserim” dedi. Ofsayt kuralını bir türlü anlamadığını söylüyor ya... İşte tam da bu Ebru.

Ebru Şancı, özel hayatıyla ilgili dobra dobra konuştuğu çok ilginç bir röportaj verdi Behlül Aydın’a.
Her satırından mutlu bir birlikteliğin ayrıntıları ve samimiyet akıyor.
Futbolcu eşi Alpaslan Öztürk’ün milli takıma seçilince yaptığı zıplamalı sevinç gösterisinin videosunu anlatıyor mesela:
“Kızdığı zaman çok kızar. Sevindiğinde de çocuk gibidir. Çok duygusal bir insan. Yengeç burcu. Her şeyi en uçta yaşıyor. İzleyince gözlerim doldu. O kadar iyi biliyorum ki nasıl emek verdiğini... Hiçbir zaman ‘Onu aldılar, beni almadılar’ demedi. Hep ‘Allah bana ne zaman nasip ederse o zaman olacak’ dedi. Nasip bugüneymiş...”
İnsan onlarla birlikte seviniyor.
Karı-koca birlikte atlattıkları zor günlerden bahsediyor Şancı:
“Alpaslan, 6 ay top oynayamadı. Televizyondan arkadaşlarının maçını izleyip çocuklarının gazını çıkarıyordu. 1 sene boyunca 1 lira bile kazanmadı. Arkasında durmam gerekiyordu. En ümidi kestiği zaman bile ‘Sen yaparsın, sende yetenek var’ dedim...”

Yazının Devamını Oku

Bu kaçıncı salgın?

Yeryüzündeki en kadim meydanlardan biri... 35 yüzyıl önceden kalma Dikilitaş’tan Halide Edip’e kadar koca bir geçmiş... İster kısıtlamalarda vakit geçirmeye gidin, ister pandemi sonrası için şimdiden nokta atışı adreslerinizi belirleyin... Şu sıra biraz buruk tabii. Ama duymaya hevesli kulaklara her adımda başka bir şey fısıldıyor.

Sultanahmet’in en şenlikli sokağı İncili Çavuş. Atmeydanı’nda Ayasofya’ya sırtınızı verin, sağ çaprazınızda Yerebatan Sarnıcı kalıyor. Sarnıcın hemen yanından girilen sokak. Yol boyunca tepenizden rengârenk avizeler sarkıyor; sağlı sollu kafeler, barlar... Normalde bu mevsimde gürültücü İspanyol gençleri çoktan doldurmuş olurdu buraları. Şimdi şamatacı İspanyollar yerine korona kol geziyor sokaklarda. Üstelik ramazanın birinci günü.

Garsonlar, şefler, müdürler, ellerinde telefon, Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı ramazan tedbirlerini takip ediyor. Ohh... Neyse ki şimdilik tam kapanma yok. En azından paket servise devam edebilecekler.

Ne salgınlar, ne vebalar, ne koleralar gördü bu meydan. Bunu da atlatır elbette.

Kendi bölümündeki avizeleri limon kasalarını boyayarak yapan Fuego Kafe’de soluklanmaya karar veriyoruz.

“Americano biraz uzun sürer. Kahve makinesinin ısınması lazım. Malum, müşteri az, bu makine de çok elektrik yakıyor. Kapatıp tasarruf yapıyorum” diyor işletmeci Heybet Bey. 10 senedir bu sokakta. Şimdiye kadar hiç böyle bir dönem yaşamadığını anlatıyor: “Kısıtlamalar gelir, sonra gevşer. Bizim asıl korkumuz uçuşların iptali. Rus turist çekilirse asıl o zaman biteriz” diyor.

ÖNERECEĞİM AMA UTANIYORUM...

Hakikaten de yürüdükçe fark ediyorsunuz: Eğer koca sokakta 10 masa doluysa bunun 8’i Rus. Yalnız fiyatlar uçmuş, her şey çok pahalı. Pizzalar 46-54, iskender 65 lira. Sadece Fuego’da değil, bütün Sultanahmet’te durum böyle. Herhalde dövizin delirmesiyle ilgili.

Yazının Devamını Oku