İlk kez bir canlı yayına katıldım

Kekeledim, eveledim, geveledim. Bir türlü kıvamı tutturamadım. Özeleştiriyi abarttım. "Ben ne yaptığımı biliyor muyum?" havasında konuştum. Özür bile diledim.

Ve en sonunda şuna karar verdim:

Televizyon mu? Hafazanallah! Bir daha tövbe! Vallahi tövbe, billahi tövbe!

*

Olay şu:

Mahallemizin en yetenekli ve en deli fişek delikanlılarından Murat Menteş kardeşim, "TV NET’te Klark diye bir program yapıyoruz... Senin canlı telefon bağlantısıyla yayına bağlanmanı istiyoruz" dedi.

"Olmaz" dedim, "Beceremem" dedim, "Gülerim" dedim, "Açık veririm" dedim.

Fakat Murat Menteş, ağzımdan girdi, burnumdan çıktı ve beni razı etti.

Sonuç: Rezalet tabii...

Yazarken mavranın dibini bulan Ahmet Arsan kardeşiniz gitmiş, yerine süt dökmüş bir kedi gelmişti. Hem de kekeme bir kedi...

Tövbe etmemin nedeni budur.

*

Ama her işte bir hayır vardır.

Bu sayede Türk televizyonlarının en aykırı, en fiyakalı, en entel, en şaşırtıcı, en acemi, en insani, en sıkı programıyla tanışmış oldum.

Murat Menteş, yanına Samed Karagöz adlı bir delikanlıyı almış, usta işi bir televizyon programında yapılmaması gereken ne varsa yapıyor: Aheste gidiyor, ağır konuları ele alıyor, hata yapıyor, dua ediyor, kimseye çakmıyor, reklam arası veremiyor, kendisiyle ve Samed’le alay ediyor, biraz ustalaştığını fark edince gülüyor.

Programın içeriğine gelince:

Yaşar Kurt gitarıyla muhteşem şarkılar söylüyor... Gandi ile Orhan Gencebay aynı karede buluşuyor, Adile Naşit için dua ediliyor, Obama ile alay ediliyor falan.

*

Ben artık her cumartesi saat 23:00’te ekran başında olacağım.

Murat’ın ve Samed’in acemiliklerinden ince ustalıklar devşireceğim...

Bence siz de bir bakın, çok şaşıracaksınız...

Fehmi Koru’nun kankalar tarihi

Zaman gazetesinde yazarken Fehmi Koru’nun en yakın dostu, aynı gazeteden Hüseyin Gülerce idi.

Gülerce’nin biraz "renksiz" ve "neşesiz" kaldığını fark eden Koru, gitti cemaatin en renkli isimlerinden olan, Zaman gazetesinin o dönemdeki sahibi Alaattin Kaya ile kanka oldu.

"Koru - Gülerce" ikilisi gitmiş, yerine "Koru - Kaya" ikilisi gelmişti.

Ardından Koru’nun "dışa açılma" dönemi başladı:

Cengiz Çandar ile dostluk dönemi.

Bu dostluk epey bir zaman sürdü. Fakat araya "kahrolası 11 Eylül" girdi.

Cengiz Çandar ile derin görüş ayrılıkları.

Fehmi Koru "Amerika’yı seviyorum ama Bush’tan nefret ediyorum" diyor, buna mukabil Cengiz Çandar, "Hem Amerika’yı, hem de Bush’u seviyorum" diyordu.

Anlaşamadılar.

Çok geçmeden Fehmi Koru, yeni dostunu buldu: Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu.

Aralarındaki samimiyet o kadar artmıştı ki Ali Bayramoğlu’nun ressam eşi Arzu Başaran, Fehmi Koru’ya gayri resmi imaj danışmanlığı bile yaptı.

Ama işte bu kankalık da ilk günlerdeki enerjisini kaybetti.

Ve Fehmi Koru yeni dostunu buldu: Hasan Bülent Kahraman...

Geçen gün bu yeni ikiliyi Harbiye’de gördüm: Fehmi Koru önde, Hasan Bülent Kahraman arkada vitrinlere bakarak yürüyorlardı.

Bir yanıyla "Türk Faucault", bir yanıyla "fevkalade rint meşrep" olan, hem Klasik Türk Müziği’ne, hem de Klasik Batı Müziği’ne yatkın olan Hasan Bülent Kahraman, tam bir doğu batı sentezi gibi bir adam...

Bu açıdan Fehmi Koru’nun olgunluk dönemine cuk oturmuş.

En iyisi bir dua ile bitirelim: Allah dostluklarını daim eylesin...

Bunları biliyor muydunuz

Michael Jackson’ın Müslüman olup "Mikail" adını aldığını öğrenen bazı cemaatlerin, Michael Jackson’ın ölümünden sonra toplu hatim duaları yaptıklarını...

Bugün gazetesi ve Kanaltürk’ün tepesindeki isim Fatih Karaca’nın bütün yemeklerini Papermoon’da yediğini... Bu durumun Bugün ve Kanaltürk çalışanlarının tepkisine yol açtığını...

Mahallenin en tanınmış isimlerinden Nevzat Yalçıntaş Hoca’nın, "İlk Nişantaşlı Beyaz Müslüman" olduğunu... Bazılarının daha Nişantaşı’nın yolunu bilmezken, Nevzat Hoca’nın bu semtte oturduğunu...

İHL Sözlük’te Ayşe Arman’ın hidayete ermesi meselesinin tartışıldığını...

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun İstanbul’da en sevdiği mekanın, evinin yakınlarındaki İstinye Park olduğunu...

İtalya’ya gelin giden Rabia Kazan adlı başörtülü, kalın kaşlı yazarın, yeni bir roman ve yeni bir film projesiyle Türkiye’ye dönme hazırlığında olduğunu...

Çeşitli lisanları konuşabilme özelliğine sahip Ece Vahapoğlu adlı gazetecinin, türban ve aşk üzerine bir roman yazdığını...

İslami kesimin herkes tarafından sevilen isimlerinden şair Hüseyin Akın’ın yazdığı "Ateistler İçin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" adlı kitabın büyük ilgi çektiğini...

İslamcıların ezbere bildikleri dört şiir

ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM

Mehmet Akif’in en etkili ve en bilinen mısraları... "Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem / Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem" diye başlar... Son dönemde Başbakan Erdoğan tarafından gündeme getirildi ama bu dizeler eskiden beri camia içinde bilinirdi... Özellikle "Yumuşak başlı isem kim demiş uysal koyunum / Kesilir fakat çekmeye gelmez boynum" dizeleri, öfkeli İslamcılar tarafından çokça dillendirilmiştir.

SAKARYA TÜRKÜSÜ

İslami kesimde "70’lerin şiiri" denince hiç kuşkusuz Necip Fazıl’ın "Sakarya Türküsü" adlı şiiri akla gelir. Abdullah Kars, Hasan Nail Canat, Ulvi Alacakaptan gibi tiyatrocular kim bilir kaç kez okudular bu şiiri... Yüksek sesle okumaya elverişli bu destansı şiir, Başbakan Erdoğan’ın da gözdesidir.

MONNA ROSA

İşte bizim mahallenin sevdalılarının ruhuna işlemiş muazzam bir aşk şiiri... Sezai Karakoç’u efsaneye dönüştüren şiir... 80’lerde herkesin dilindeydi bu şiir... "Monna Rosa, siyah güller, ak güller / Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak"... Aşık olup da Monna Rosa okumayan bir İslamcıya bizim mahallede adam muamelesi yapılmaz...

AMENTÜ

Biraz daha kalifiye, biraz daha sofistike, biraz daha derinliğe kayınca tabii ki İsmet Abi ile tanışılacak... İsmet Özel’in "Amentü" adlı şiiri, entelektüel İslamcıların en sevdiği şiirdir... Şairin "İman ettim" dediği şiirdir bu... "İnsan eşrefi mahlukattır derdi babam..." diye başlar... Ve ilk okunduğunda adamı çarpar, toplar, silkeler ve kendine getirir...

İslami kesimde

Modalar Demodeler


DEMODE Tayfun Talipoğlu...

MODA Erkan Tan...


DEMODE Sinema eleştirmeni İhsan Kabil...

MODA Sinema eleştirmeni Ali Murat Güven...


DEMODE Ülke TV’deki "Meksika Sınırı"...

MODA TV Net’teki "Klark"...

DEMODE Ethem Sancak...

MODA Fettah Tamince...

DEMODE Üsküdar Emniyet Mahallesi...

MODA Kısıklı Saklıbahçe Konutları...

DEMODE Edebiyat dergisi çıkarmak...

MODA Zengin bir dindara damat olmak...

Bana yazın

En çok neye uyuz oluyorsunuz? Nedir sizi öfkelendiren? Duyduğunuz son söylenti ne? Kim fitneci? Fesada kim yatkın? Nedir sizi boğan? Neyle eğleniyorsunuz? İlk üstadınız kimdi, son üstadınız kim? Hangi cemaatlere girip çıktınız? En çok hangisinde rahat ettiniz? Hangisinde sıkıldınız? Yazın bana... Bana yazın....

aarsan@hurriyet.com.tr
Yazarın Tüm Yazıları