GeriAhmet HAKAN İki operasyon 10 benzerlik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İki operasyon 10 benzerlik

- BİR: Şike baskını da, tıpkı Ergenekon baskını gibi apansız, habersizce, usulca ve sabaha karşı geldi.

-  İKİ: Şike baskını da, tıpkı Ergenekon’un ilk dalgası gibi tozu dumana kattı.
-  ÜÇ: Ergenekon baskınlarında dokunulmaz sanılan generallere dokunulmuştu. “Şike baskınında da futbolun dokunulmaz sanılan bazı generallerine dokunuldu.
-  DÖRT: Şike baskınında da, Ergenekon baskınında da düğmeye basan isim aynı: Savcı Zekeriya Öz.
-  BEŞ: Şike baskınında da, tıpkı Ergenekon’da olduğu gibi “yeni dalgalar” gelebilir.
-  ALTI: Ergenekon ile şike baskını arasındaki bir benzerlik daha: İkisinin de inananı var, inanmayanı var.
-  YEDİ: Ergenekon operasyonuna karşı olanlar, “muhalifleri sindirme harekâtı” demişlerdi. Şike operasyonuna karşı olanlar da aynı cümleyi kullanıyorlar: “Fenerbahçe’yi sindirme harekâtı”.
-  SEKİZ: Ergenekon operasyonunda olduğu gibi şike baskınında da şu meşhur “hukuki niteleme” hemen yürürlüğe girdi: “Masumiyet karinesi”.
-  DOKUZ: Ergenekon operasyonları müthiş bir siyasal cepheleşme yaratmıştı. Şike baskını da müthiş bir taraftar cepheleşmesi yaratmış durumda.
-  ON: AK Partililer Ergenekon’a sonuna kadar inanıyorlar, CHP’liler ise inanmıyorlardı. Şike baskınında da benzer bir durum söz konusu: Fenerliler şikeye sonuna kadar inanmıyor, Trabzon, Galatasaray ve Beşiktaşlılar ise sonuna kadar inanıyor.

Cemil Çiçek için bir portre denemesi

Hayatı boyunca girdiği her grup ve partiden farklı bir şey öğrendi:
-  Mesela “Yeniden Milli Mücadele” adlı grupta örgütçülüğü kavradı.
-  Mesela ANAP’ta liberallere karşı muhafazakâr taktiklerin kitabını yazdı.
-  Mesela Fazilet Partisi’nde Erbakan Hoca tarzına karşı mücadelenin imkânsızlığını keşfetti.
En son AK Parti’de ise bellediği şu oldu:
Güçlü lideri rahatsız etmeden inisiyatif alabilme başarısı...

* * *

Gelelim özelliklerine:
-  Atasözlerine bayılır. Anadolu’ya özgü tabirlerin ahaliyi fazlasıyla etkilediğini düşünür.
-  Yozgatlıdır ama tipik Yozgatlı değildir.
-  Abdülkadir Aksu kankasıdır. Ali Coşkun da öyleydi ama Ali Coşkun siyaseti bıraktıktan sonra kankalık sürüyor mu bilmiyorum. Necati Çetinkaya ile ise kaynatmayı sever. Çetinkaya için “Cemil Çiçek’i güldüren adam” diyebiliriz.
-  Hangi grubun, hangi partinin içinde yer alırsa alsın hep kendine özgülüğünü korur. Asla örgütünün, partisinin, cemaatinin içinde eritmez kendini.
-  Her dönemde vazgeçilmezdir. Ama bu durum zannedildiği gibi onun derin yapıların adamı olmasından falan kaynaklanmaz. Vazgeçilmezliğinin yegâne nedeni kriz çözücü olmasıdır.
-  Akçalı işlerle hiç işi olmaz. Kendine özgülüğünü koruyabilmesinin altında bu yönünün payı tartışılmaz.
“312 olayı”nda, “Ermeni konferansı” meselesinde ortaya koyduğu “milliyetçi tavır” nedeniyle liberal solun hedefindeki isimdir. Ama unutulmamalı ki Cemil Çiçek, o tavırları koyarken AK Parti tabanının önemli bir bölümünün hissiyatını dillendiriyordu. Yani demem o ki AK Parti’ye vuramayanlar, ona vurarak durumu idare ettiler / ediyorlar.
-  Bir ara “cemaat” ile arası limoniydi. Son durumla ilgili tahminim şu: Sulh imzalamadılar ama aralarında konvansiyonel bir barış anlaşması yaptılar.
-  Bazı politikacıların ettiği cümleler, ömür boyu peşlerinden gelir. “Flört” ile ilgili 27 yıl önce söylediği birkaç cümle onun yakasını bir türlü bırakmadı.
-  Ben onun kadar “temas” ve “mesafe” ilişkisini iyi kuran başka bir siyasetçi tanımadım. En ağır eleştiriler karşısında bile teması kesmez, en övgü dolu yazılar karşısında bile mesafeyi bozmaz.

* * *

Bazı siyasetçiler siyasetteki başarıyı, “idare edebilme sanatı” olarak tanımlarlar.
Cemil Çiçek de o siyasetçilerdendir.
Radikal değil uzlaştırıcıdır.
Eylemci değil sorun çözücüdür.
İhtilafçı değil birleşme noktalarını bulucudur.
İşte tam da bu nedenle Cemil Çiçek, “Meclis Başkanlığı” gibi “idare etme sanatının sergilenebileceği en uygun makam”ın hakkını sonuna kadar verecektir.

İsveç’ten mektup geldi Burası hiç sıkıcı değil

DÜNKÜ yazımda bir İsveç / Türkiye kıyaslaması yapmıştım.
Monoton, öngörülebilir, sürprizsiz ve aşırı düzenli İsveç için “sıkıcı” demiş, olayların biri bitmeden diğerinin başladığı memleketimizi de hafiften övmüştüm.
Tabii “Ama bu kadarı da fazla” demeyi ihmal etmeden...
İsveç’ten bir okurum “çok şeker” bir mektup yazmış.
“Ülkeler ve sıkıcılık” meselesine farklı bir bakış olması açısından aynen alıntılıyorum:

* * *

Merhaba Ahmet Hakan...
Yazılarınızı okuyorum. Çoğu kez beğeniyorum. Bugünkü yazınızda geçen “sıkıcı İsveç” nitelemesi dikkatimi çekti.
Ben 20 yıldır İsveç’te yaşıyorum. Bir aşk sonrasında geldiğim, sizin tabirinizle “sıkıcı” bu ülkeyi seviyorum.
“Sıkıcı” tanımına şiddetle itiraz ediyorum.
Bu ülkede sadece dünya dönmesi gerektiği gibi dönüyor. Haberleri haber gibi mesela, liginde maçlar ne pahasına olursa olsun kazanılmak zorunda değil. Ortalama bir futbol düşkünü, rakip takımın ve hatta kendi takımının başkanını bilmez mesela. Ülke basınında bizdeki gibi binlerce köşe yazarı, bir kaos çıksa da yazıları döşensek diye de bekleşmiyor mesela.
“Sıkıcı” ülkenin, dünyalar güzeli başkenti Stockholm’den durum böyle görünüyor ve bütün bunlar tabii ki “bence”.
Selamlar ve sevgiler.
METİN AFŞAR.

* * *

Metin Bey’e çok teşekkür ediyorum.
Ama şu saptamayı yapmadan da geçemeyeceğim:
Anladığım kadarıyla Metin Bey, kendisini 20 yıldır yaşadığı ve çok sevdiği ülkenin huzurlu kollarına bırakmak yerine bizim buraların tuhaf, gergin, kaotik halleriyle ilgilenmeyi tercih ediyor.
Eh ne de olsa “bizim buraların kaosu”, adamı çeker kendine...

‘Tükürük’ sözünden sonra CHP Meclis’e girebilir mi?

BEN kendi adıma...
“Sorumlu davranayım” dedim.
“CHP’yi Meclis’e girmesi için ikna etmeliyiz” dedim.
“Yeni Anayasa için CHP’nin Meclis’te olması şart” dedim.
“Kriz bir biçimde bitsin” dedim.
“CHP geri adım atsın” dedim.
“Yemin etmeme eylemi, sonu belirsiz bir eylem” dedim.
Dedim de dedim.

* * *

Ama bir de ne göreyim:
Ben burada CHP’yi uysallaştırmak için inceden çalışmalar yaparken Başbakan Tayyip Erdoğan yangına resmen körük basıyor.
CHP için son söylediği şu: “Tükürdüklerini yalayacaklar.”
Bu cümle şunu göstermiştir ki:
Başbakan Erdoğan “CHP’siz bir Meclis” fikrini hayli tutmuştur ve CHP’nin yemin edip Meclis’e gireceği varsa bile girmemesini sağlamak için elinden geleni yapmaktadır.
Başbakan’ın temel hedefi CHP’yi iyice yerin dibine batırmak mıdır yoksa başka bir hesabı mı vardır bilmiyorum ama bildiğim bir şey var:
Bu hesaptan belki “madara olmuş bir CHP” çıkar ama ne toplumsal mutluluk çıkar, ne Kürt sorununun çözümü çıkar ve ne de herkesi memnun edecek sıfır kilometre bir anayasa çıkar.

Medyanın günahları

-  Şöhretinin en fazla 15 dakikasını yaşayabilecek olan bazı yavşaklara prim vererek 15 dakikayı 30 dakikaya çıkarmak.
-  “Cemiyet hayatının ünlü ismi” falan diye bazı işsiz güçsüzlere hava atma fırsatı tanımak.
-  Kameraları ve fotoğraf makinelerini hiç değmeyecek tiplere çevirerek onların “Aman bunlar da hep bizi çekiyor” falan diye sözde yakınma şeklinde hava atmalarına yol açmak.
-  Balık hafızalı olmak...
-  Medyadaki pozisyonunu siyasal koşullar gereği elde eden bazı tiplere anında “medya duayeni” muamelesi çekmek.

    

 

X

Aziz’in şahlanışına dair serbest çağrışımlar

Kaosa pek de mütevazı olmayan bir katkı... Çarşıyı karıştırmak istedi galiba. Ve başardı da!

- İnsan kendisini dinledikçe... “Amma da çok şey biriktirmiş” demekten kendini alamıyor doğrusu.

*

- Artık Ali Koç’a karşı başkaldırmanın vaktinin geldiği inancıyla konuştu. Şarkısı: “Başkaldırıyorum, varın benim farkıma.”

*

- “Aziz Yıldırım tarzı polemik” diye bir şey var. İnsan nefret etse de özlüyor bu tarz polemiği.


Yazının Devamını Oku

Bir muhalefet partisi yerli aşı konusunda şu tutumu alabilir

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uyarmış.

Demiş ki:

*

“Yerli aşı meselesinden siyaset devşirmeye çalışıp da böyle önemli bir sürecin baltalanmasına müsaade etme. Bırak Sağlık Bakanlığımız süreci olması gerektiği gibi yürütsün. Bu konuyu da algı operasyonuna kurban edersen bu sefer altında kalırsın.”

Tam olarak ne demek istiyor Akşener?

Pek anlayamadım.

*

Erdoğan’a,

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş için yazdım: Ne zaman istifa edilir ne zaman istifa edilmez

Eğer grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

EZİP GEÇERSEN NE OLUR?

EĞER grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

Gol yağdırmışsan...



Acayip organize bir takımla sahaya çıkmışsan...

Yazının Devamını Oku

Silahla poz verenlerden korkmalı mıyız korkmamalı mıyız?

İki hafta önce...

Elindeki silahla sosyal medyada poz veren tiplerden korkmamamız, çekinmememiz gerektiğini yazmıştım.

*

Yazıda şöyle demiştim:

*

“Sosyal medyada bazı tipler var. Silahla fotoğraf çektirmeye bayılıyorlar. Daracık pantolon, üstten üç düğmesi açılmış gömlek, ucu sivri bir iskarpin ve silah. Tabanca, tüfek... Her türlü silah. Ey vatandaş! Bu tiplerden sakın korkup çekinmeyin! Çünkü bu kişiler, fotoğraf çektirirlerken ellerine aldıkları silahı asla kullanmazlar. Daha doğrusu kullanamazlar. Çünkü kullanacak olan göstermez.”

*

“Isıracak olan köpeğin havlamaması” tezine işaret eden bir yazıydı bu.

Temel kaygısı buydu yazının.

Yazının Devamını Oku

Aslanlar ha! Aslanlar ha!

HDP İzmir il binasında...

Karanlık bir katilin alçakça saldırısı sonucu katledildi Deniz Poyraz.

*

Lanetledik.

Lanetliyoruz.

Lanetleyeceğiz.

*

Bu alçak katile, Türkiye’de selam çakan bir kişi bile çıkmadı.

Oysa

Yazının Devamını Oku

Silahlı külahlı fotoğraflara dur demenin vakti geldi

En son HDP’ye yönelik saldırının faili olan katilin fotoğrafları çıktı ortaya.

Elinde silahla poz veriyor adam.

*

Sosyal medyada son zamanlarda öyle çoğaldı ki bu tür fotoğraflar.

Eline silahı kapan pozunu veriyor.

Makineli tüfekler, tabancalar falan.


Yazının Devamını Oku

Puslu havanın çakalı

Bugünlerde ortada bir parça puslu hava ve çokça da karambol var ya...

İftira atmaya, kara çalmaya süper müsait bir ortam söz konusu ya...

*

İşte bu pustan, bu karambolden ve bu ortamdan yararlanmak isteyen çakalın teki, YouTube denilen mecrada geçmiş kameranın karşısına, elindeki pisliği bana bulaştırmaya çabalıyor.

Elinde bir avuç pislik, üstüme sıçratmak için debeleniyor.

*

Şunun farkındayım:

*

Puslu havalar, tam çakalların havasıdır. Bu havalarda

Yazının Devamını Oku

Meyhane tebliğcileri

Kendilerine “Tebliğciler” adını veren bir grup var.

Bu grubun videoları dolaşıyordu dün sosyal medyada.

Yeni midir, eski midir? Bilmiyorum.

Üç beş sakallı, cübbeli adam...

Muhtemelen Samatya’ya gitmişler.

Ve başlamışlar tebliğe...

*

Hitapları gayet nazik.

Yazının Devamını Oku

En görgüsüz davranış listesinin bir numarası

“En görgüsüz davranışlar” diye bir liste yapmam istenseydi...

Aklıma şöyle bir seçenek gelmezdi:

*

“Plaja helikopterle inmek.”

*

Çünkü bana göre...


Yazının Devamını Oku

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku