GeriAhmet HAKAN Hükümetin yeni sorunu Şişkin ego, büyük kibir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hükümetin yeni sorunu Şişkin ego, büyük kibir

“4+4+4” modelinde...

-  Eğitim sistemini temelden sarsacak.
-  Her şeyi allak bullak edecek.
-  Laik toplum yapısını radikal bir şekilde değiştirecek.
-  Bilimsel yöntemlere fena halde aykırı kaçacak...
Bir yön yok.
Ancak...
Toplumun önemli bir bölümünde “kaygı” had safhada...
Neden?
* * *
-  “Onlar zaten her şeye karşı” denilerek...
-  “İşin içinde din eğitimi olduğu için ayağa kalkıyorlar” denilerek...
-  “Hükümetin attığı her adıma baştan karşılar” denilerek...
-  “İşleri güçleri hükümeti yıpratmak” denilerek...
-  “28 Şubat kafası” denilerek...
Geçiştirilebilecek bir durum mudur bu?
Bence değil.
Çünkü...
Marjinal kalabilecek kaygının çerçevesini genişleten tek şey iktidarın tutumudur.
* * *
Ne yaptı iktidar?
Şunları yaptı:
-  Gelecek nesilleri ilgilendiren eğitim reformunu yeterince tartışmaya açmadı.
-  Çok kötü bir metinle ortaya çıkarak herkesin tepkisini çekti.
-  İlk metinde önemli ölçüde değişiklikler yaptı. Yani itirazları dikkate aldı ama almamış gibi yapmayı tercih etti.
-  “Çoğunluk bizde, biz ne dersek o olur” havası estirdi.
-  En küçük bir itiraz karşısında bile sert tepki gösterdi, eleştirilere karşı orantısız güç kullandı.
-  Süreci yönetemedi, şeffaf davranmadı, amacını topluma anlatmadı.
-  “Hangi dilden anlıyorlarsa o dilden...” diyerek efelendi.
-  Meclis Komisyonu’nda rezaletlerin çıkmasına neden oldu.
-  Demokratik sabır ve tahammülden uzak durdu.
* * *
İktidarın bu tutumunda hiçbir değişiklik yok:
Tavır hâlâ aynı...
İşte bakın:
Dün KESK, “4+4+4”e karşı yurt çapında protesto gösterileri düzenledi.
Kendilerine verilen cevap şu:
Tazyikli su... Gaz bombası... Cop...
CHP’nin Tandoğan Mitingi’ne karşı kullanılan dil de ortada...
* * *
Bütün bunlardan ne çıkar?
Ne çıkacak?
Cepheleşmenin âlâsı çıkar. Çıkan da bu zaten:
AK Parti’ye yakın duran çevreler “Oh, süper şeyler oluyor” duygusuna kendilerini kaptırmış durumdalar...
AK Parti’ye uzak duran çevreler ise “Of, felaket şeyler oluyor” duygusuyla dopdolu...
Türkiye’ye biraz uzaktan bakın.
Manzara şudur:
-  Bir tarafı kahkaha atarken, bir tarafı gözyaşı döküyor.
-  Bir tarafı “acayip rahat” iken, bir tarafı “süper kaygılı”...
-  Bir tarafı zafer kazanmış duygusundayken, bir tarafı yenilgi duygusu içinde...
-  Bir tarafı gayet mutlu ve huzurlu iken, bir tarafı gayet mutsuz ve öfkeli...
* * *
Bir partinin yüzde 50 oy alması elbette marifettir.
Ama asıl marifet, yüzde 50 oy alan partinin, toplumun diğer yüzde 50’si üzerinde mutluluk, iyimserlik, kardeşlik rüzgârları estirmesindedir.
Bu hükümet şişkin egosu, lüzumsuz özgüveni, burnundan kıl aldırmayan tahammülsüzlüğü ve artık herkesin dikkatini çeken kibriyle...
İşte bu marifetten her geçen gün daha da uzaklaşıyor.

Bir klavye ergeni olarak Şamil Tayyar

ŞAMİL Tayyar, Twitter’da fena bir performans göstermiyor.
İyi laf sokuyor. Dikkat çekiyor. Hatta bazen komik bile oluyor.
Fakat bir sorun var:
Şamil bir milletvekili...
Bu işler böyledir:
Gazeteciyken milletvekili olmaya kalkarsın... Gözün gazetecilikte kalır.
Milletvekiliyken gazeteci olmaya kalkarsın... Gözün milletvekilliğinde kalır.
Bizim Şamil’in sorunu da burada düğümlü:
Milletvekilliğine heves etti ama gözü klavye delikanlılığında... DSP’den MHP’ye her partiden milletvekili olmak istedi ama gözü gazetecilikte...
Yani “bir tereddüdün romanı”nı yazıp duruyor.
Kısacası... Tabiatında var bir ergenlik.

CHP neye karşı

“4+4+4” modelinde “kesinti” olmayacak.
Kademe getiriliyor.
“Kademe” demek, “kesinti” demek değil.
Öğrenciler ilk 9 yıl aynı dersleri görecekler.
Sadece ilk dört yılın ardından bazı dersleri “seçmeli” alabilecekler.
Yani bir “kesinti” söz konusu değil.
Soruyorum:
Bu durumda CHP neye karşı?
* * *
İmam-hatiplerin orta kısmında fazladan sadece “Kuran-ı Kerim” ve “Arapça” dersleri söz konusu idi.
Yeni sistemde bu iki ders, “seçmeli dersler” kapsamına alındı.
Bunda itiraz edecek ne var?
İsteyenin istediği dersi seçmesinde ne sakınca var?
Soruyorum:
CHP bu konuda neye itiraz ediyor?
* * *
Meclis’e gelen teklifte...
“Çocuk işçi” ya da “küçük anne” gibi itirazları gerektirecek hususlar ortadan kaldırıldı.
Yani...
9 yaşındaki bir çocuğun mesleğe yönlendirilmesi söz konusu değil.
Yani...
“9 yaşından sonra evde eğitim seçeneği” de gündemden düştü.
Soruyorum:
CHP neye itiraz ediyor?

Hrant’a şehit denmezmiş

MHP Lideri Devlet Bahçeli “önüne gelene şehitlik payesi verilmez” demiş ve ardından da eklemiş:
“Ne yani? Müslüman olmayan Hrant Dink de mi şehit sayılacak?”
Hrant olsa...
Bu tartışmaya “sizin hiç işiniz yok mu?” diye noktayı koyardı.
* * *
Hiç merak buyurmayın Devlet Bey...
Hrant’ın devlet katlarında imzalanan “şehitlik” payesine zerre kadar ihtiyacı yoktur.
Hiç kimse ne sizden, ne devletten, ne hükümetten “Ne olur Hrant’ı şehit ilan edin” diye bir talepte bulunmuyor.
Lütuf falan bekleyen yok yani...
Sizin “Hrant’a şehit denir mi, denmez mi?” tartışması başlatmak yerine, Hrant’ı alçakça katleden çetenin bütün yönleriyle ortaya çıkmasını sağlamak için çaba sarf etmeniz gerekir.
Hükümete “Hrant’ı şehit ilan edemezsin” diyeceğinize, “Hrant’ı katleden çeteyi ortaya çıkar” demeliydiniz.

Hain sayımız belli oldu

İÇİŞLERİ Bakanı İdris Naim Şahin’in son incisi şudur:
“75 milyon vakur ve sessiz yığının silahına da gerek yok, sadece birer tükürüğü o 75 bin haini şok etmeye yeter ve yetecektir”.
Herkes bu cümledeki “tükürük” lafına kafayı takmış.
Sanal âlemde espriler gırla gidiyor.
“Zaytung” adlı sitede yapılan şu espri ise en şahanesi:
“İçişleri Bakanı’nın terörü tükürükle yok etme planı dahilinde Guyana’dan ithal edilen bin 7 yüz lama yurda giriş yaptı”.
* * *
Bakan’ın açıklamasında ben “tükürük” sözcüğünden çok açıkladığı bir rakama takıldım.
“Türkiye’deki hain sayısı” konusunda hep bir ihtilaf vardır.
Kimi yüzde 10 der, kimi üç yüz bin...
Bakan Şahin, demecinde en son ve güncellenmiş “Türkiye’deki hain sayısı”nı da açıklamış oldu.
Buna göre hain sayımız 75 bin imiş.  Ben şimdi dünya sıralamasında nerede olduğumuzu çok merak ediyorum.

X

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku

En büyük en acil ve en önemli sorunumuz

Optimar Araştırma’nın nisan ayı anketinden bir sonucu aktarıyorum:

Aşı olmayı düşünüyor musunuz?

YÜZDE 52: Evet olurum.

YÜZDE 39.2: Hayır olmam, aşının uzun vadeli etkilerini bilmiyorum.

YÜZDE 8.4: Hayır, aşıya karşıyım.

Bu zamana kadar Türkiye’nin en önemli sorunu, aşı teminiydi. Bundan sonra Türkiye’nin en önemli sorunu aşı konusunda olumsuz tavır sergileyen yüzde 48’dir. BİR DAHA KULİSLERE ASLA DALMAYACAĞIM

EĞER ortada bir büyük sessizlik varsa, kulisler anında hareketlenir.

Her türden kulisçi, hemen harekete geçer.

Yazının Devamını Oku

İlk doz aşıda bile yüzde 80 koruma

Önce Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na kocaman bir teşekkür.

İki gündür Hürriyet’te çok önemli bir hizmet yapıyor Osman Hoca.

“BioNTech Dosyası”nı açarak...

Bu aşıyla ilgili akla gelebilecek her türlü sorunun yanıtını veriyor.



Büyük bir emeğin ürünü olan bu yazı dizisini dikkatle okuyor ve çok faydalanıyorum.

Yazının Devamını Oku

Büyük resmin peşinde koşanlara beş öğüt

ÖĞÜT BİR: Alengirli işler

KABUL... Çok alengirli işlerin arkasında genellikle devasa güçler bulunur. Bunu asla gözden ırak tutmamak lazım. Ancak durum böyledir diye... Her alengirli işin arkasında da her zaman devasa güçler bulunmayabilir.

*

ÖĞÜT İKİ: Komplo ile fal

TAMAM... Paranoyak olmamanız takip edilmediğiniz anlamına gelmez. Ama şunu da unutmayın: Bazen puro içen bir adam, sadece puro içen bir adamdır. “Komplo” ile “fal”, birbirine benzer: Onlara inanma ama onlarsız da kalma!

*

ÖĞÜT ÜÇ: Hayal kırıklıkları

DOĞRU... Alengirli olaylar, sarsıcı etkilere yol açar. Bu nedenle “Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak” der dururuz. Ancak şu da doğrudur: Hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı beklentisi, genellikle büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanır.

*

Yazının Devamını Oku

Neden herkes aşıdaki büyük müjdenin farkına varamadı?

Sıtkı sıyrılmıştı milletin.

Tabii benim de.

*

- Öyle çok müjde verildi ki...

- Öyle çok milyon rakamı telaffuz edildi ki...

- Öyle çok hayal kırıklıkları yaşandı ki...

- Öyle çok rakamlarda revizeye gidildi ki...

Biz artık “Şu kadar milyon aşı gelecek” beyanlarına yüz vermez olduk.

*

Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin aşı sorunu tamamdır

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile görüştüm.

Kendisine sorduğum ilk soru şu oldu:

*

“Türkiye’nin aşı sorunu halloldu, bu iş bitti diyebilir misiniz?”

*

Şu cevabı verdi:

*

“Bu iş bitmiştir. Sorun çözülmüştür.”

*

Yazının Devamını Oku

Partiler üstü iki konu: 19 Mayıs ve Filistin

19 MAYIS - ANLAMI İDRAK EDİLMİŞ BİR GÜN

Şu son 19 Mayıs’ta gördüm ki...

Artık hepimiz o vapur yolculuğunun anlamının, tarihteki yerinin ve bugüne yansımasının çok daha fazla farkındayız...

Artık hepimiz Samsun’a çıkmanın neye karşı olduğunu da neyin başlangıcı olduğunu da çok daha fazla idrak etmiş durumdayız.

Artık hepimiz 19 Mayıs’ın ne denli kutlu bir ilk kıvılcım olduğunu daha fazla özümsemiş bulunmaktayız...

Artık hepimiz 19 Mayıs’ın taşıdığı kıymet üzerinde büyük ölçüde ittifak etmiş haldeyiz.

*

O zaman hep birlikte bir kez daha haykıralım:

*

Yazının Devamını Oku