GeriAhmet HAKAN Hayri İnönü heyhat!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hayri İnönü heyhat!

SEÇİM öncesi Şişli sokaklarında bir “yabancılaştırma efekti” gibi dolaşıyordu.

Yerel işlerin adamı değil gibiydi.
Yadırgıyor ve yadırgandığını düşünüyor gibiydi.

*

Ya da şöyle söyleyeyim:
Hayri İnönü heyhatO kadar “janti” idi ki...
Sanki Oslo’nun belediye başkan adayıydı.

*

İsmet Paşa’nın torunuymuş.
Yanımdaki yöremdeki epey eskiler bile soruyorlar:
“Hangi oğlundan acaba? Hiç duymadık adını.”
Ben bilmiş bir edayla cevap veriyorum:
“Ömer İnönü’nün oğlu.”

*

Kimselerin adını duymamış olmasının kerametini arayalım mı hep birlikte?
Sanırım şöyle bir şey olmuş:
Sakınmış, sakındırmış kendini. Kafayı çıkarmamış, adını geçirmemiş, öne fırlamamış.
Kendi halinde kalmış. Erdal Bey zamanında bile.
Ancak ah işte o Mustafa Sarıgül ve şeytan tüyü meselesi.
Sarıgül’ün ısrarıyla girmiş yola: Şişli’de Sarıgül’ün yanında kısa bir politika macerası... Sonra malum gelişmeler ve Şişli Belediye Başkanlığı...

*

Buraya kadar bir diyeceğim yok.
Ama geçen gün Hürriyet’in birinci sayfasından bir “vücut geliştirme şampiyonu” gibi verdiği dövmeli pozunu görünce...
Şöyle bir duraksadım.

*

E Hayri Başkan!
Sen ki bunca zaman kendini sakınmış, sakındırmış, kafayı milim çıkarmamış, itinayla adını koruyup kollamış bir İnönü torunusun.
Tam da bu mahrem maceraya münasip bir başkan olman beklenirken ne diye üstümüze boca ettin ki o kaslı ve dövmeli kolu?
Ne diye ha ne diye?

Al sana nefret suçu

Üç şey söyleyeceğim:
-BİR: Uluslararası bir kuruluş ne zaman hükümet aleyhinde bir rapor yayınlasa... Hükümet yanlısı gazeteler derhal okurlarına şu bilgiyi veriyorlar: “Bu kuruluşun başındaki adam Yahudi asıllıdır”. (Bakınız: Dünkü Star’da “Freedom House” haberi.)

*

-İKİ: Bir adamın Yahudi asıllı olduğu için bu hükümete savaş açtığını ilan etmek, bal gibi bir “nefret suçu” değilse nedir? Böyle bir haber karşısında “Yahudi asıllı” olmak dışında bir suçu olmayan insanlar ne hissederler?

*

-ÜÇ: Bu hükümet “demokratikleşme paketi” diye bir paket hazırlamış, “artık nefret suçu olmayacak” diye davul zurna çalmamış mıydı? Hükümet yanlısı gazeteciler de bu davul zurnaya halaylarla türkülerle eşlik etmemiş miydi?

Diyanet İşleri Başkanı’na övgü

DİYANET İşleri Başkanı’nı çok yerdim.
Onun partizanlığını, dini siyasetin emrine vermesini, güncel siyasal konularda tam da hükümetin istediği türden yaklaşımlar içinde olmasını falan.

*

Ancak şiarımız...
“Her durumda yerme” ya da “her durumda övme” değildir.
Nasıl ki yerilmeye değer durumlarda cevval oluyorsak, övülmeye değer durumlarda da cevval olabilmeliyiz.

*

İşte bakın:
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, ne de harika bir açıklama yapmış.
Demiş ki:
“Gençler özel yaşamlarına müdahale edilmesini istemiyor. Saçına, sakalına, küpesine, dövmesine kimse karışsın istemiyor ve aslında bunlarla da uğraşmak gerekmiyor.”

*

Bununla da yetinmemiş.
Demiş ki:
“Bugünkü gençlik, bir nesil öncesinin dünyasını kendisi için dar görüyor ve kabul edilemez buluyor. Bunu dikkate alarak yeni bir dil ve üslup üzerinde çalışmak durumundayız.”

*

Devleti yöneten hükümet adamlarının bile anlamadıkları, anlayamadıkları ve işin kötüsü anlamak istemedikleri bir konuyu Diyanet İşleri Başkanı’nın bu kadar net ve berrak bir şekilde anlaması karşısında...
“Harika... Şahane... Muazzam... Süper...” demeyeceğiz de ne diyeceğiz?

Pazar sabahı yağmuruna dair

-PENCEREYE vuruşuyla uyandırmıştır.
-Piknik hesaplarını, Sultanahmet yürüyüşü planlarını, kahvede güneşlenme heveslerini yer ile yeksan etmiştir.
-“Gir yatağa ve hiç çıkma” diye fısıldamıştır.
-Pencereden seyrine daldırmıştır.
-Toprak kokusunu özletmiştir.
-“Yağmurdan sonra büyürmüş başak” dizesini akla getirmiştir.
-Tuhaf ve gerekçesiz bir yaşama sevincini duyumsatmıştır.

Başdanışmanı zorlayacak soru

“BAŞDANIŞMAN”, bir kez daha yinelemiş.
Yine demiş ki:
“Şu dünyada üç büyük lider var: Biri Obama, biri Putin, öbürü de Erdoğan.”

*

Bir “Başdanışman” açısından bu tür saptamalar yapmanın zararı yok, yararı vardır.
Dünyanın “büyük” bellediklerinin yanına kendi büyüğünü eklersin, olur biter.
Risk oranı sıfırdır.
Üstelik diğerlerinin üzerinden bayağı da bir övmüş olursun kendi büyüğünü.

*

Fakat işlerin çetrefilleşmeye başlaması sadece bir soruyla başlar.
Şöyle bir soru:
“Peki ama hangisi daha büyük?”

Basit bir şekilde anlatalım

PLANLARI şu:
-Erdoğan cumhurbaşkanlığına aday olacak.
-Erdoğan’ın yerine bir “emanetçi” gelecek.
-“Seçime kadar falanca abi” gibi bir durum söz konusu olacak yani.
-Seçimden sonra partinin başına Gül geçecek ve Gül başbakan olacak.
-Ama Gül’lü bölüm kesin değil. Belki öyle olacak. Duruma göre davranılacak. Bakılacak yani.
-Sonra başkanlık sistemine geçilecek.
-Bir güzel orman olacak yazılarda.

*

Onların planı bu...
Kaderin de bir planı var mıdır acaba?
Hadi gülümse.

Dersim’i unutma

DERSİM Katliamı’nın yıldönümü vesilesiyle yazıyorum:
Kerbela evlatlarına...
Hatasızlara...
Masumlara...
Hüseyin yoldaşlarına...
Yapılan zulmü...
Unutma/Unutturma.

X

Resul Tosun’un çıkardığı yapay laiklik tartışması

1990’larda “Laiklik elden gidiyor” denilerek...

Yapay bir laiklik tartışması başlatıldı.

*

Amaç:

Refah Partisi’ni köşeye sıkıştırmaktı.

2021 yılının eylül ayındayız.

Ve yine “laiklik tartışması” yapıyoruz.

*

Yazının Devamını Oku

Önceki Ziya Selçuk... Sonraki Ziya Selçuk...

Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı görevini bıraktıktan sonra yeni bir imaj yapmış.

Önceki hali ile sonraki hali arasında bir mukayese çalışması yaptım:

*

- Öncesinde aşırı resmiyet var, sonrasında jantilik.

*

- Öncesinde omuzlarda okul yükü var, sonrasında yük atılmış.

*

- Öncesinde intizam var, sonrasında ihmal edilmiş şıklık.

*

Yazının Devamını Oku

“12 Eylül İslamcılığa yol verdi” diye bir balon

Dün 12 Eylül’ün yıldönümüydü ya...

Şöyle bir baktım ve gördüm ki...

O meşhur “Türkiye’de İslamcılığın yükselişi, 12 Eylül sayesinde gerçekleşti” balonu yine havalandırılıyor.

*

Gelin, bu balona iğne batırmayı deneyelim:

*

Evet, doğrudur.

12 Eylül, “biraz Müslümanlık” istemiştir.

*

Yazının Devamını Oku

Yılmaz Güney denince hangisi aklımıza gelecek?

Yılmaz Güney’in iki yönü var.

 

Bir yönünde...

Bir hâkimi öldürmüş, sevdiği kadının kafasının üstüne bardak koyup nişan almış, alkollü araç kullanarak bir çocuğun ölümüne neden olmuş... Kısacası şiddete meyyal maço bir adam var.

*

Bir yönünde ise...

Türk sinemasının yüz akı sayılabilecek filmler çekmiş, uluslararası alanda büyük başarılar elde etmiş, sinemanın yıldızı bir sanatçı var.

*

Bu

Yazının Devamını Oku

Bırakın artık şu tatsız ve kibirli müsamereleri

Edremit’in düşman işgalinden kurtuluş törenlerinde, “Kara çarşaftan kurtulup özgürlüğüne kavuşmuş kadın” müsameresi yapılmış.

Çok saçma! Çok komik!

Çok kibirli! Çok tatsız!



Çok anlamsız! Çok ilkel!

Çok gereksiz! Çok bayat!

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu’nun açıklaması ne anlama geliyor

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı için şu açıklamayı yaptı:

“Ben şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yım. Bu durumda bana düşen belediye başkanlığını en iyi şekilde yapmak. Şu an benim aklımdan geçen ve amacım, İstanbul’da görevini en iyi yapan bir belediye başkanı olmaktır. Dahası hedefim, İstanbul’da tarihin en başarılı belediye başkanı olmaktır, daha ötesi yok.”

Bu açıklamadan ben şu dört sonucu çıkardım:

*

BİR: Meral Akşener, İmamoğlu’nu övünce, “Akşener, İmamoğlu kartını masaya sürdü” yorumları yapılmıştı. İmamoğlu, bu kıskaçtan kendini kurtarmak istiyor.

*

İKİ: İmamoğlu, bu açıklamayla Kemal Kılıçdaroğlu’na “Ben senin önünde engel olmam, sen adaysan benim bir çıkışım olmaz” mesajı veriyor.

*

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş’in takdir kazanmasının tek yolu: Para mara düşünmeden istifayı basmasıdır

Şenol Güneş’in son hezimetten sonra “İstifa ediyorum” dememesinin, diyememesinin nedeni şu:

Gönderilirse... Kendisine yüklü miktarda tazminat ödenecek.

*

İstifa ederse... Yüklü miktardaki tazminatını alamadan gitmiş olacak.

İşte tam da bu nedenle “Başarısızlık bana aittir” demesine rağmen...

Bırakıp gitmiyor, gidemiyor.

*

Şenol Güneş

Yazının Devamını Oku

En etkili muhalefet partisi: Pahalılık

İktidara yakın gazeteciler, günlerdir uyarıyorlar:

“Hayat pahalılığına bir çözüm bulunmalı. Marketler ateş pahası. Fiyatlar katlanarak artıyor. Vatandaşın tek derdi bu. Büyüme rakamları güzel ama kimse büyümeye bakmaz. Önümüzdeki seçimi kazanmak için bu soruna acil çözüm bulunmalı.”

*

Çok doğru, çok haklı, çok önemli uyarılar bunlar.



*

Yazının Devamını Oku

Taliban’ı işte bu cesur kadınlar yenecek

Hürriyet’ten Fevzi ile Selçuk, Kabil’de bir gösteriye denk geldi.

Fevzi notları geçti:

*

50’ye yakın kadın, Taliban karşıtı gösteri yapıyor. Silahlı Taliban milisleri, durumdan hoşnut değil. Göstericileri dağıtmaya çalışıyorlar. Fakat kadınlar, milim kıpırdamadan gösterilerine devam ediyor. Ta ki Taliban şiddeti ortaya çıkıncaya kadar.

*



Yazının Devamını Oku

Aşı karşıtlarının mitinginde açılması gereken pankart

11 Eylül’te Maltepe’de miting var.

Mitingi aşı karşıtları düzenliyor.

Abdurrahman Dilipak da konuşmacılar arasında.

*

Bu mitingde...

Devasa bir pankart açmak lazım.

Üzerine dev harflerle şunlar yazan bir pankart:

*

-

Yazının Devamını Oku

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki

Afgan mültecilerin Türkiye’ye gelme endişesi üzerine...

Bizim memlekette bazıları, “Taliban kafalı tipler geliyor, eyvah bunlar bizi Talibanlaştıracak” diye telaşlanıyorlar.

*

Ben hayatımda bu kadar özgüvensiz bir yaklaşım görmedim.

Taliban korksun, biz niye korkuyoruz ki!

*

Afganistan’dan buraya gelenlerin tümü Taliban zihniyetli olsa bile bir şey olmaz.

*

Olsa olsa şöyle şeyler olur:

Yazının Devamını Oku

Faşist olduğu kadar müptezelmiş de

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, bir anısını paylaşmış.

Tesettürlü bir hanım, Tanju Özcan’a “Başkanım benim bebeğim olmuyor, yardımcı olur musunuz?” demiş. Tanju Özcan da tüp bebekle ilgili bu gayet masum yardım talebini, son derece münasebetsizce yorumlayıp “Hanımefendi, ben size nasıl yardımcı olabilirim?” diye cevaplamış.

Tanju Özcan’ın bu anısını, “Biraz da gülelim eğlenelim” diye anlatması ise işin en mide bulandırıcı tarafı.

*

“Ülkemde mülteci istemiyorum” tavrını, “Mülteciye su bile yok” noktasına kadar taşıyan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’a şöyle seslenmek isterim:

*

“Faşist olduğunuz kadar müptezelmişsiniz de...”

İZMİR MARŞI’NI BİLE KUTUPLAŞMA KONUSU HALİNE GETİRMEK

Yazının Devamını Oku

Bir sonraki 30 Ağustos hutbesi için bir ikaz

Buradan Diyanet İşleri Başkanlığı’na sesleniyorum:

 

Bir sonraki 30 Ağustos’ta...

- Ya 30 Ağustos konulu hutbe okutmayın.

- Ya da okuttuğunuz hutbede Atatürk’e yer verin.

*

Çünkü Atatürksüz 30 Ağustos...

- Alparslansız Malazgirt gibidir.

- Osman Beysiz

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin ruh hali iyi değil, hiç iyi değil

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet partisinin liderine yönelik sergilenen apaçık bir nezaketsizlik karşısında hepimiz ortaklaşıp “Bu bir nezaketsizliktir” diyemiyoruz.

*

Artık Türkiye’de...

Ana muhalefet lideri, bir yalan haber üzerinden iktidarı sıkıştırmaya çalışıyor. Ve o lider, haberin yalan çıkmasını hiç mesele etmiyor.

*

Artık Türkiye’de...

Şeytanlaştırma tek taraflı işleyen bir mekanizma değil. Bütün taraflar, birbirlerini şeytanlaştırıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Yıllık iznin bir bölümü

“Yazarımız, yıllık izninin bir bölümünü kullanmak üzere yazılarına ara vermiştir.”

Klasik köşe yazarlığının en klişeleşmiş cümlelerinden biridir bu.

*

Eski üstatlarımız, nedense yıllık izinlerinin tamamını asla kullanmazlardı.

Mutlaka “bir bölümünü” kullanırlardı.

*

“Üstatlara saygı” adına...

Ben de bu klişeyi kullanarak...

Yazılara kısa bir süre ara veriyorum.

Yazının Devamını Oku

Şairi bile nobranlaştıran milletvekilliği koltuğu

Bir arkadaşım vardı.

Şiir yazardı. Şairdi yani.

Siyasete girdi. Milletvekili oldu.

*

Hiç unutmuyorum:

Bir sohbet sırasında bir trafik polisiyle yaşadığı bir olayı anlatmıştı.


Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf hem Taliban’a hem de zalimlere en güzel cevaptır

Afganistan’da görev yapan bu Türk askeri...

- Kadınlar sokağa çıkmalı mı, çıkmamalı mı?

- Kadınlar sosyal hayata karışmalı mı, karışmamalı mı?

- Kadınlar iş yapmalı mı, yapmamalı mı?

Türü sorulara yanıt arayan Taliban’a verilmiş en güzel cevaptır.

*

Afganistan’da görev yapan bu Türk askeri...

- Sergilediği şefkatle...

- Ortaya koyduğu insanlıkla...

Yazının Devamını Oku

Laiklik var olduğu sürece bizde Taliban barınamaz

Taliban zihniyeti ne diyor?

Şunu diyor:

*

Dini herkes benim gibi yorumlayacak.

Dinden herkes benim anladığımı anlayacak.

Benim dinden çıkardığım kurallara herkes uyacak.

Dini başka türlü yorumlamak yasak.

*

Laiklik

Yazının Devamını Oku

Taliban’la görüşülür mü?

ABD GÖRÜŞÜYOR: Hem de nasıl görüşüyor! Masaya oturuyorlar, anlaşma imzalıyorlar. Öyle ki... Neredeyse devir teslim töreni falan yapacak gibiydiler.

ÇİN GÖRÜŞÜYOR: Sıfır çekinceyle hareket ediyorlar. Çıkarlarına bakıyorlar. Vızır vızır görüşüyorlar. Ellerinden gelse Kabil / Pekin arasına metro yaparlar.

*

AVRUPA GÖRÜŞÜYOR: Taliban’la işbirliği kararı alıyorlar. Görüşüyorlar. Kamuoylarını yatıştırmak için ise “İnsan haklarına saygı” şartı koşuyorlar.

*

RUSYA GÖRÜŞÜYOR: Rusya Dışişleri Bakanı, Moskova’da Taliban heyetini ağırlıyor. Gururla poz vermeler falan. El altından, el üstünden sürekli görüşüyorlar.

*

İRAN GÖRÜŞÜYOR: Anında vaziyet almış durumda. Sünni falan demeden takır takır görüşüyor İran. Saman altından su yürütüyor.

*

Yazının Devamını Oku

Doğu Bey! Bırak şu saçma sapan Atatürk Taliban kıyaslamasını

DOĞU PERİNÇEK ŞÖYLE DEMİŞ: “TALİBAN, ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE’DE YAPTIĞI GİBİ AFGANİSTAN’IN KURTULUŞ SAVAŞI’NI BAŞARDI”. CİDDİYE ALINACAK PEK BİR TARAFI YOK BU AÇIKLAMANIN. AMA BENİM TALİHSİZLİĞİM DE BU... SÜREKLİ CİDDİYE ALINMAYACAK ŞEYLERİ CİDDİYE ALMAKLA GEÇİYOR ÖMRÜM. İŞTE YİNE ÖYLE BİR DURUMDAYIM VE SÖYLEYECEKLERİM ŞUNLARDIR:

Afganistan, tarihte hiçbir zaman doğru dürüst merkezi bir yönetim oluşturamadı. Kabilelerin, dağınık güçlerin itişip kakışmasının coğrafyası oldu hep. Ulus yok ortada. Merkezi yönetim tecrübesi yok. Afgan kimliği yok. Tarihsel deneyim diye bir şey de yok.

*

Türkiye’nin durumu, Afganistan’ın durumuyla kıyas edilemez. Türkiye’nin büyük bir deneyimi var. Bir imparatorluk geçmişi var. Merkezi yönetim tecrübesi çok büyük. İmparatorluktan getirdiği müthiş zengin bir birikim söz konusu. Türkiye Cumhuriyeti, böyle bir birikime yaslanıyor.

Atatürk’le Taliban’ı kıyaslamak... Her şeyden önce Atatürk’e düpedüz hakaret ve büyük bir saygısızlık. Saçmalamanın daniskası. Absürdlüğün zirve noktası. Böyle bir kıyaslama, Atatürk ve yol arkadaşlarının birikim ve deneyimini aşağılamaktan başka bir anlam taşımaz.

*

Taliban, fukara bir insan kaynağına yaslanıyor. Siyasi kurgusu da alabildiğine fukara... Afganistan’daki kaosa ve içsavaşa karşı, ilkel bir kurguyla verilmiş bir cevaptır Taliban. “İslam’ı sert uygularsak belaları def ederiz” diyen bir sosyolojiye yaslanıyor. İdeolojisi, hedefi, stratejisi bundan ibaret. İlkel bir kurtuluş reçetesiyle hareket ediyor.

*

Yazının Devamını Oku