Fanatikler dört yanımda.. Düz akıla hasret canım..

Kırk, elli yaşında tohuma kaçmış adamları sandalye üzerinde “Feener.. Fener..” diye dellenirken gördüm..

Haberin Devamı

Bahattin Marley’in dediği gibi.. O yiğitleri analarına babalarına götürüp “Yaptığınızı işi beğendiniz mi?” diye sorasım geldi..

PAPER Moon hali vakti yerinde her Fenerli için kutsanmış bir mekândır..
İmparatorluğun Roması’nda Jüpiter Tapınağı neyse, hayatlarını futbola endeksleyen Fenerliler için de Paper Moon odur..
Anadolu yakasındaki Fenerliler şampiyonluğu Bağdat Caddesi’nde kutlarlar..
Avrupa yakasının ekabirleri ise Nispetiye Caddesi’nden Etiler’e kadar uzanan güzergahı sivil ve başıbozuklara bırakırlar.. Kendi kutlamalarını burada yaparlar..
Bunları bildiğimden yolun tıkanma ihtimalini de dikkate alıp maç bitmeden evden çıktım.. Tam zamanında mekândan içeri girdim..
Beş dakikaya kalmadı.. Yüzlerce mutlu taraftar arkamdan içeriye daldı..

***

MAÇ bitmiş, hesaplar yapılmış, takımın şampiyonluğu kesinleşmişti..
Yine de Paper Moon’a gelenler şampiyon olduklarına inanmıyor gibiydiler.. Birbirine sarılıp kucaklaşan herkes birbirine avazı çıktığı kadar “Şampiyooon Feneeer..” diye bağırıyordu..
Birbirlerini “şampiyon olduklarına..” ikna etmeye çalışıyor gibiydiler..
“Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur..” derler..
Mekânın garsonları kendilerini Fenerbahçe’ye herkesten fazla adamıştı..

Fanatikler dört yanımda.. Düz akıla hasret canım..

DUVARLAR KALKTI

NE kadar garson varsa üstlerine birer Fenerbahçe forması giymişti.. Suratlarındaki gülümser ifadeyse “Alkol işini ne kadar iyi yaparsa bahşiş o kadar artar..” beklentisinin dışa vurumuydu..
Şefler tam tersine takım elbiseliydiler.. Kravatları itinayla bağlanmıştı.. Şıklık ve çalışma ciddiyeti açısından YÖK Başkanı ağırlığındaydılar..
Sair zamanlarda aralarında kast varmışçasına birbirlerine mesafeli olan garson ve müşteriler, şampiyonluk ortak paydasında bütünleşmişlerdi..
Müzikal sloganları söyleme becerileri, ses renkleri, takımdaşlıkları, hissiyatları hemen hemen aynıydı.. Aralarındaki dayanışma da gayet yüksekti..
Fener formalı garsonlar bağırma işinde zayıf kalan masaların yanına koşuyor, onlara sesli destek veriyorlardı..

***

DİKKATİMİ çeken bir şey de mekândaki on erkekten dokuzunun “kirli sakal” bırakmış olmasıydı.. Koca restoranda üç beş kişi dışında traş olmuş kimse yoktu..
“Biz Fenerliler’e neler çektirdiler neler..” mesajı veren bir derbederlik manzarası..
Sanki içeride yatacak olan Aziz Başkan değil de bunlar.. Herkes sakalı salıp, kendine Tatar Ramazan şekli yapmış..
Niyesini sormaya gelmiyor.. “Kirli sakal, derler buna.. İtalyan tarzı.. Sen anlamazsın..”
Öyle olsun da.. Elin adamı eğer suratı ince uzun, şakakları çıkıksa kirli sakal bırakıyor.. Bizimkiler gibi “Ramazan pidesi formatındaki yuvarlak suratta çörek otu gibi dursun..” fikrinden gidip bırakmıyorlar..

EN MODA MONTLAR

PAZAR gecesi Paper Moon’da gördüm ki Fenerbahçe taraftarı kulübünün ürünlerine çok düşkün..
Feneryum’da satış rekorları kıran usta yönetici Abdullah Kiğılı bunu bildiğinden sadece bu yıl için on altı çeşit yeni tişört yaptırmış.. Eminim peynir ekmek gibi satacaktır..
Haaa! Bir de bu yılın gözde ürünü olan sarı lacivert montlar var.. Çoğunluk ona rağbet etmiş.. İyi de bu montlar ince uzun bedenler için tasarlanmış..
Bizim ahali çoğunluk olarak piknik tip.. Yani göbek hafiften dışa taşar.. Hal böyle olunca, kesimi bel hizasının biraz altında yapılan bu montlar hemen bel üstüne çıkıyor..
İç Anadolu’da etekleri ancak bel hizasına kadar gelen geleneksel bir ceket vardır.. Özellikle köylük yerlerde revaçtadır.. Adına “Göteküstü..” derler..
Benim gördüğüm kadarıyla bu Feneryum marka montlar, tombullaşma eğilimindeki gövdelerin üzerinde taşranın “Göteküstü ceketleri..” gibi duruyordu..
Mekâna gece yarısına doğru önce yönetici Abdullah Kiğılı geldi.. Ardından Aziz Başkan ve yönetici Mahmut Uslu sökün etti..
Abdullah Bey’in beden ölçüleri malûm.. Etrafından dolaşacak olsan yılarsın.. Belediye otobüsünün etrafından dolanmak sana daha kestirme gelir..
Mahmut Bey de kilo olarak onu aratmayacak kıvama gelmiş.. Kırkpınar’a götürsen başa güreşir..
Misal bu ikisi yan yana gezse.. Boş bir davadan 28 ay hapis yatacak olan Aziz Bey de bu ikilinin arkasına saklansa.. Tövbe diyeyim polis de bulamaz CSI elemanları da..
Benimki nihayet bir fikir.. Bütün hukuki yollar tükendiğinde işe yarayabilir..

***

GECE bitti tükendi, tezahürat hiç kesilmedi.. Tam bizim arkamıza denk gelen bir masa bir dakika bile susmadı..
Kendilerini tekrar etmekten yorulunca da Galatasaray’a sardırıyorlardı.. Sanırım “Galatasaraylı olmanın..” bir tür cinsel tercih olduğunu ima ediyorlardı..
Salondaki genel coşku düştüğünde de suskun oturanları “Ayağa kalkmayan Cim Bom’lu olsun..” diye tehdit ediyorlardı..
“Cim Bom’lu olma korkusu..” Fenerliler’in taht el şuuruna (bilinç altına) nasıl işlemişse artık.. Tehditi alan, ayağa fırlayıp başlıyordu bağırmaya..
Konuşurken kendi sesimizi bile duymuyorduk.. Sadece Mudo ortamdan şikâyetçi değildi.. Kulakları yüzde otuz kapasite ile çalıştığından yüzünde huzur ifadesi vardı..
Gürültüsüne rağmen güzel bir geceydi..
Hele karnım doyunca Fener’in şampiyonluğu bana daha bir anlamlı geldi.. Kutluyorum..

Yazarın Tüm Yazıları